İmruʾu’l-Kays

Arap şair

İmruʾu’l-Kays el-Kindî (Arapça: ٱمْرُؤ ٱلْقَيْس  ٱلْكِنْدِيّ), 6. yüzyılda önemli bir Arap şairi ve Kinde krallarından birinin oğluydu. Meşhur bir mu'allaka şairidir. 'Alkame b. 'Abede ile giriştiği şiir atışması, klasik Arap edebiyatında bilinen bir anlatıdır. Şiir yarışmasında, İmru'u'l-Kays'ın hanımı Ummu Cundeb hakem olarak tayin edilmiştir. Ne var ki söz konusu hanım, kocasının aleyhinde hüküm vererek 'Alkame'yi galip ilan etmiştir. Bunun üzerine sinirlenen şair, hanımını boşamıştır. Daha sonra 'Alkame'nin Ummu Cundeb ile evlendiği ve bu yüzden el-Fahl lakabını aldığı rivayet edilmektedir.[1]

İmruʾu’l-Kays
Doğum İmruʾu’l-Kays
501
Arabistan
Ölüm 544 (42-43 yaşlarında)
Ankara
Meslek Şair
Dil Klasik Arapça
Dönem İslam öncesi

SoyDüzenle

İmruʾu’l-Kays b. Hucr Necid’de doğmuştur.[2] Hadramut ve Yemame’de hüküm süren Kinde’nin son hükümdarı Hucr b. Haris’in oğludur. Soyu, Güney Arabistan’da yerleştikleri kabul edilen Kahtan’a dayanmaktadır. Kabilesinin Yemame bölgesinde Muşakkar denilen yerde veya Himyeriler zamanında Hadramut’a yerleştiği bilinmektedir.[3]

İsimDüzenle

İmruʾu’l-Kays ismi ünlü şairin lakabı olup, “şiddet adamı”, “Tanrı Kays’ın kulu”, “Kaysoğulları kabilesinden bir kişi” anlamlarına gelmektedir. Asıl adının Hunduc, Adî ya da Müleyke olduğu zannedilmektedir. İmparator I. Justinianus tarafından kendisine hediye edilen pelerini giymesi dolayısıyla vücudunu çıban ve yaralar kaplamış bu nedenle kendisine “zü’l-kurûh” (yaralı adam) ve babasının intikamını almak amacıyla ülke ülke dolaşması ya da serseri bir hayat yaşaması dolayısıyla “el-melikü’d-dıllîl” (şaşkın/sapkın kral) lakaplarını da almıştır.[3]

YaşamıDüzenle

İmruʾu’l-Kays, meşhur İslam Öncesi şairlerindendir. Kabe’nin duvarlarına asılan Muallaka şairleri arasında bulunmaktadır. Arap şiirini belli kurallara bağlayan ve kafiye düzeni için esaslar koyan şair olarak kabul edilmektedir. İslamiyet’ten önce ölen şairin künyesi, Ebu Vehb Hunduc b. Hucr b. El-Haris Akilü’l-Mürar şeklindedir.[4]

İmruʾu’l-Kays babasının sarayında binicilik ok atmayı öğrenmiştir. Annesinin mensup olduğu Tağliboğulları kabilesine sık sık gidip gelmiş, Arap edebiyatında kahramanlığıyla ünlü dayısı Mühelhil b. Rebîa’dan almış olduğu dersler şiir alanında önemli bir yol katetmesine vesile olmuştur.[3][4] Sarayın nimetlerinden hayli faydalanmış, baştanımaz bir gençlik dönemi geçirmiştir. Kabilesinin kadınlarına şiirle sataşmaya başlaması sonucu babası ilkin bu davranışlarından dolayı ikaz etmiştir. Fakat İmruʾu’l-Kays bu ikazlara kulak asmamıştır. Kaynaklara göre, babası İmruʾu’l-Kays’ın bir cariye üzerine söylediği bir şiire çok sinirlenmiş bunun üzerine ise azatlısı Rebîa’dan oğlunu öldürmesini ve gözlerini kendisine getirmesini istemiştir. Fakat Rebîa İmruʾu’l-Kays’ı öldürmeye kıyamayıp bir ceylanı öldürmüş, Hucr’a İmruʾu’l-Kays’ın gözleri olarak sunmuştur. Hucr’un oğlunu öldürttüğünü sanması ve bu durum için hüzün duyması sonucu Rebîa, İmruʾu’l-Kays’ı öldürmediğini itiraf etmiştir. İmruʾu’l-Kays bütün uyarılara kulak asmayıp aynı hareketlerini devam ettirmesi sonucu babası tarafından kabileden kovulmuştur.[3][5]

Bunun üzerine İmruʾu’l-Kays, “Kelb”, “Bekr” ve “Tay” oymaklarından kendisine katılan bir grupla beraber saldırmaya ve yağmalamaya, günlerini zevküsefa ile geçirmeye başlamıştır. Babasının bir isyan sonucu Esedoğulları tarafından öldürüldüğünü öğreninceye dek bu durum böyle devam etmiştir. Babasının ölümünü Yemen’de öğrenip intikam için tutuşmaya başlamıştır. Babasının öldürüldüğünü öğrendiği vakit iki mısra ile şöyle cevap vermiştir: “el-Yevmü hamrun ve gaden emrun!” Yani “Bugün içki ve zevk günüdür, yarın gerekenler yapılır!” Daha sonra kendine geldiğinde ise babasının intikamını alana kadar içki, kadın ve zevkten uzak duracağına dair ant içmiştir. Ardından babasının intikamını almak için Zü’l-halâsa adındaki putun önünde ok falı çekmiştir fakat ok falının olumsuz çıkması sonucu putun başına ok fırlatmaya başlamıştır. Her ne kadar aracılar devreye girmiş, İmruʾu’l-Kays’ın savaş kararı Esedoğulları tarafından duyulmuş ve bir barış heyeti gönderilmiş olsa da, İmruʾu’l-Kays heyeti dönemin savaş alameti olan siyah sarıkla karşılamıştır. Bekr ve Tağlib kabilelerinden aldığı destekle, babasını öldüren kabileyle savaşmış ve mağlup etmiştir. İmruʾu’l-Kays düşmanı mağlubiyete hâlâ tatmin olmamıştı zira söz konusu kabilenin her bir ferdini öldürünceye dek içindeki ateş sönmeyecekti. Ancak müttefikleri daha fazla yardım etmeyi reddedip, onu savaştan vazgeçirmeye çalıştı. Ancak İmruʾu’l-Kays’ın durmaya niyeti yoktu. İmruʾu’l-Kays akrabası olan Himyar kralından ve diğer kabilelerden aldığı destekle yeniden Esedoğulları kabilesine saldırıda bulundu, onları yeniden mağlup etti. Bunun üzerine Hîre Hükümdarı Münzir b. Mâüssemâ, İmruʾu’l-Kays’a karşı Kisrâ Enûşirvân’dan yardım isteğinde bulundu. Hîre Hükümdarı bu isteği kabul ederek Esedoğulları’nı koruması altına aldı. Bu güçle başa çıkamayacağını anlayan İmruʾu’l-Kays, Teyma Emîri Semev’el’e sığındı. Semev’el, Gassânî Meliki Hâris b. Cebele’nin kendisine yardım edebileceğini telkin etti. Hâris’in yanına intikal eden İmruʾu’l-Kays, onun aracılığıyla Bizans İmparatoru I. Justinianos’tan yardım almak üzere İstanbul’a yola koyuldu. Ancak İmparator I. Justinianos sınırlarını tehdit eden Berberiler’le iştigal ettiği için İmruʾu’l-Kays’ın dileğini yerine getiremedi. İstanbul’dan herhangi bir yardım alamadan dönüş yoluna koyulan İmruʾu’l-Kays, İmparator I. Justinianos tarafından verilen zehirli bir pelerini giymesi sonucu vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Ankara’da Elmadağ yakınlarında 540 yılı civarında hayatını kaybetti.[3][4][5]

İmruʾu’l-Kays’ın hicviDüzenle

İmruʾu’l-Kays, kasidelerinde bazı kabileleri şiddetle hicvetmiştir. Burunlarının kesildiğini, yerle bir edildiklerini söyleyerek onları aşağılamıştır. Ayrıca kadınlar için kullanılan kötü ifadeleri erkekler için de kullanarak en ağır şekilde hicvetmiştir. Hicvine dair bir örnek şu şekildedir:

“Allah, el-Berâcim’in tümünü kahretsin, Yerbû‘nun burnunu kessin ve Dârim’in burnunu toprağa sürtsün.

Mucâşi‘ ailesine azarı has kılsın! Avret yerlerini kıstıran cariyeler!

Efendilerini (Şuraḥbîl b. ‘Amr) ve evlatlıklarını savunmadılar, komşu için çağrı yapmadılar, sağ salim gitsin.

Hind’in kapısının yanında soyulmuş durduğunda, ‘Uveyr’in komşusuna yaptığını yapmadılar.”[6]

Konuyla ilgili yayınlarDüzenle

  • Esat Ayyıldız - Alkame b. 'Abede el-Fahl ve İki Kasidesi (2020)[1]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b Ayyıldız, Esat (31 Aralık 2020). "'Alkame b. 'Abede el-Fahl ve İki Kasidesi". İSTEM (36): 389-415. doi:10.31591/istem.836393. ISSN 1304-0618. 
  2. ^ "نبذة عن الشاعر :: امرؤ القيس". web.archive.org. 7 Temmuz 2011. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2021. 
  3. ^ a b c d e "İMRUÜLKAYS b. HUCR - TDV İslâm Ansiklopedisi". TDV İslam Ansiklopedisi. 4 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2021. 
  4. ^ a b c "İmruülkays İbn Hucr [İmruül-Kays](?-540) « Risale-i Nur Enstitüsü". 24 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2021. 
  5. ^ a b "Hz. Muhammed'in (sas) Övdüğü Şairin Mezarı Ankara'daymış – Derin Tarih". 26 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2021. 
  6. ^ Esat Ayyıldız, Klasik Arap Şiirinde Emevî Dönemine Kadar Hiciv. Ankara: Gece Kitaplığı, 2020. s.150-151.