"Meşrutiyet" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
Superyetkin, Meşrutiyet sayfasını Meşrutî monarşi sayfasına taşıdı: Geçmiş birleştirme
(+)
k (Superyetkin, Meşrutiyet sayfasını Meşrutî monarşi sayfasına taşıdı: Geçmiş birleştirme)
{{Çoklu sorun|
{{geçmiş birleştir|Meşrutiyet}}
{{Düzenle|Temmuz 2013}}
{{Kaynaksız}}
}}
{{Hükûmet biçimleri}}
{{Yürütme erki}}
'''Meşrutiyet''', '''meşruti monarşi''', '''anayasal monarşi''' ya da '''parlamenter monarşi''', hükümdarın yetkilerinin anayasa ve halk oyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi. Meşrutiyet, bir hükümdarın başkanlığı altında [[parlamento]] yönetimine dayanan yönetim biçimidir.
 
İngiltere'de 1215 yılında [[Magna Carta]] ile kurulan siyasi düzen tarihteki ilk meşruti monarşi rejimi olarak anılır. Fransa'da 1830 Devrimi'nden sonra kurulan ''Anayasal Monarşi'', cumhuriyet ile mutlak krallık arasında bir "orta yol" olarak benimsenmiştir.
 
Osmanlı Devleti'nde anayasa ([[Kanun-ı Esasî]]) ve parlamenter rejim ([[Meclis-i Mebusan]]) tartışmaları 1830'larda başlayıp 1860'larda yoğunlaşmış ve Namık Kemal, Ziya Paşa ve Mithat Paşa'nın önderliğinde 23 Aralık 1876'da [[Birinci Meşrutiyet]] ilan edilmiştir. 1878'de [[II. Abdülhamid]] tarafından, [[93 Harbi]]'nin çıkmasına neden olduğu için Meclis kapatılmış ve Anayasa'nın bazı bölümleri askıya alınmış ise de, teorik olarak Meşruti rejimin devam ettiği kabul edilmiştir.
 
[[24 Temmuz]] [[1908]]'de yapılan [[1908 Devrimi|ihtilalle]] Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe konması [[İkinci Meşrutiyet]] döneminin başlangıcı sayılır. Bu dönem, Meclis-i Mebusan'ın Mehmed Vahdettin tarafınca kapatıldığı [[11 Nisan]] [[1920]] tarihine kadar sürmüştür.
 
[[Monarşi]] bir hükümdarın [[devlet başkanı]] olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede han, kağan, hakan ile başka dillerden geçmiş [[kral]], [[imparator]], [[şah]], [[padişah]], [[prens]], [[emir]] gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. [[Cumhuriyet]]lerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir.
 
“Monarşi” sözcüğü Türkçeye [[Fransızca]] "Monarchie" kelimesinden girmiştir. Monarchie kelimesi ise [[Yunanca]] “tek şef” anlamına gelen "Monos Archein" kelimelerinden türemiştir. O halde monarşi, [[etimolojik]] olarak, “tek kişinin yönetimi” anlamına gelmektedir.{{ÖA}}
 
Birçok ülkede toplumsal ve siyasal gelişim, özellikle 18. yy. sonların­da, «meşrutî» adı verilen yeni bir tür monarşinin doğmasına yol açtı. Bu [[monarşi]] tipinde hükümdarın yetkileri, yazılı bir Anayasa ile tanımlanmış ve sınırlanmıştır. Bu monarşi genellikle «parlamenter»dir ve [[demokrasi]]ye pek yakın olabilir: [[Kral]] devletin simgesi olarak kalır, ancak yürütme yetkisini bir hükümete bırakır; hükü­met de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uyma­ya zorunludur. [[Hollanda]], [[Danimarka]], [[Birleşik Krallık]], [[Japonya]], [[İsveç]] ve [[Belçika]]'da durum böyledir Avrupa'da mutlakiyetçi kraliyet rejiminden parlamenterizme geçiş, Birleşik Krallık'ta başlamıştır. Kıran kırana geçen siyasi mücadelenin sonucunda İngiliz soylular, Kral Yurtsuz John'a 1215 yılında [[Magna Carta]] (Magna Karta) adı verilen bir fermanı kabul ettirerek, parlamento yönetimini kurdular. Buna göre:
 
'''1.''' Kral halkın onayını almadan vergi toplayamayacaktı.
 
'''2.''' Kanuni dayanağı olmadan kimse tutuklanamayacak, hapis ve sürgün edilemeyecekti.
 
'''3.''' Ülkeye giriş ve çıkış serbest olacak, tam ticaret serbestliği tanınacaktı.
 
Parlamenter sistem bazen işletilerek, bazen askıya alınarak, 17. yüzyıla gelinmiş olundu. Bu yüzyıl Mutlakiyetçilerle, Özgürlükçü hareketlerin mücadelesine sahne olmuştur.
 
Kral I. Charles'ın parlamentoya danışmadan [[İspanya]] ve [[Fransa]]'ya savaş ilan etmesi ve bu savaşların maliyetini karşılayabilmek için vergileri arttırması üzerine, [[İngiliz Parlamentosu]] 1628 yılında Haklar Bildirisi (Petition of Rights) adı verilen belgeyi yayınladı. Bu bildiride, kralın yetkileri sınırlanarak hukuksal süreçten geçmeden kralın kimseyi suçlayamayacağı, cezalandıramayacağı ve orduyu halka karşı kullanamayacağı belirtiliyordu. Kral buna tepki göstererek parlamentoyu dağıttı. Ancak, vergi izni alabilmek için 1640 yılında parlamentoyu tekrar toplanmaya çağırmak zorunda kaldı.
 
Aradan geçen kırk yıllık süreç sonunda, 1689 yılında İngiliz Parlamentosu'nun Haklar Kanunu (Bill of Rights) yayınlamasıyla, egemenlik parlamentonun denetimine geçmiştir. Bu bildiriye göre;
 
'''1.''' Parlamento seçimleri serbestçe yapılabilecektir.
 
'''2.''' Parlamento üyeleri tam bir ifade özgürlüğüne sahip olacaktır.
 
'''3.''' Parlamentonun kabul ettiği kanunlar kral dahil herkesi bağlayacaktır.
 
'''4.''' Parlamentonun izni alınmadan asker ve vergi toplanamayacaktır.
 
Bu kanun ile parlamenter demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi ilkeler Avrupa'da ve tüm dünyada ilk önce İngiltere'de uygulanmıştır
Temsili demokrasiler içerisinde Parlamenter rejimin temel özelliklerini şu şekilde özetlemek mümkündür:
 
* Parlamenter rejimde yasama ve yürütme organları hukuken birbirinden bağımsızdır, ancak aralarında bir takım iş birliği ve etkileşim mekanizmaları vardır.
* Bu rejimde yürütme iki-başlıdır. Devlet başkanı, yürütmenin sorumsuz başını oluşturur. Yürütmenin sorumlu organının başında ise başbakan bulunur. Başbakanın parlamenter olması şartı bulunmaktadır; buna karşın bakanların parlamenter olması şartı aranmamaktadır.
* Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.
* Bakanlar kurulunun parlamentoya karşı sorumluluğu bulunmaktadır
* Devlet başkanı hükümet etmez.
* Devlet başkanının uzlaştırıcı ve uyarıcı bir rolü bulunmaktadır.
* Yürütmenin diğer başını oluşturan Bakanlar Kurulu, yasama organına karşı sorumludur.
* Parlamenter sistemlerde çoğunluk ilkesi genel olarak esastır. Mecliste çoğunluğu sağlayan parti hükümet eder ve bu partinin başkanı başbakan olur.
* Hükümet yasama organına karşı sorumludur.
* Parlamenter sistem tek meclisli ya da iki meclisli olabilir.
* Parlamenter sistemde yasama ve yürütme arasındaki ilişki, iş birliği ve karşılıklı etkileme mekanizmasına dayanır.
* Yasama, yürütmeyi çeşitli yollarla denetler ve gözetim altında bulundurur. Meclise güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürebilir. Meclis güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürebilir. Buna karşılık, yürütme de meclisi feshetme olanağına sahip bulunmaktadır. Fesih yetkisi, parlamenter sistemde, istikrarın sağlanmasında önemli yeri olan bir kurumdur.
 
Yukarıda özetlediğimiz özelliklere sahip parlamenter rejim halen çeşitli ülkelerde uygulama olanağı bulmaktadır. Parlamenter rejimin doğduğu ve halen uygulandığı tipik örnek Birleşik Krallık'tadır. Buradaki parlamenter rejime “[[Westminster Modeli]]” adı da verilmektedir.
 
*İlk Meşrut-i Devlet Hitit İmparatorluğudur.
 
== Osmanlı'da parlamenter monarşi ==
Meşrutiyet Osmanlı Devleti’nde anayasa (Kanun-ı Esasi) ve parlamenter rejim (Meclis-i Mebusan) tartışmaları 1830'larda başlayıp 1860'larda yoğunlaşmış ve nihayet 23 Aralık 1876'da Meşrutiyet ilan edilmiştir. 1878'de II. Abdülhamit tarafından Meclis kapatılmış ve Anayasa'nın bazı bölümleri askıya alınmış ise de, teorik olarak Meşruti rejimin devam ettiği kabul edilmiştir.
 
24 Temmuz 1908'de yapılan ihtilalle Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe konması İkinci Meşrutiyet döneminin başlangıcı sayılır. Bu dönem Meclis-i Mebusan'ın 11 Nisan 1920'de Mehmed Vahdettin tarafından kapatılmasına kadar sürmüştür.
 
==Ayrıca bakınız==
* [[Osmanlı İmparatorluğu'nda parlamenter monarşi]]
 
== Notlar ==
* İstanbul'un Beyoğlu semtindeki [[Meşrutiyet Caddesi]]'nin adı eskiden (Padişah [[Abdülaziz]] onuruna) ''Aziziye Caddesi'' iken, 1908 ihtilalinden birkaç gün sonra "Meşrutiyet Caddesi" olarak değiştirilmiştir.
* Tarihçi Mahmut Goloğlu, [[23 Nisan]] [[1920]] - [[29 Ekim]] [[1923]] arasında süren [[Türkiye Büyük Millet Meclisi]] rejimini "Üçüncü Meşrutiyet" olarak adlandırır.{{olgu}}
 
[[Kategori:Meşrutiyet| ]]