"Türkiye'de çok partili dönem" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
Düzeltme AWB ile
k (Düzeltme AWB ile)
Çok partili hayat bundan önce [[Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası]], [[Serbest Cumhuriyet Fırkası]] ve 1945 yılında [[Nuri Demirağ]] tarafından kurulan [[Milli Kalkınma Partisi]] ile başlamıştır. Ancak bu partilerin ömürleri çok kısa soluklu olmuştur.
 
[[II. Dünya Savaşı]]'nın çok partili sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı ve cumhurbaşkanı [[İsmet İnönü]] de yaptığı konuşmalarla destek verdi. Bunu takip eden gelişmelerde, [[TBMMTürkiye Büyük Millet Meclisi|meclisteki]] bütçe görüşmeleri sırasında, CHP içinde başını [[Adnan Menderes]], [[Feridun Fikri Düşünsel]], [[Yusuf Hikmet Bayur]], [[Emin Sazak]] gibi bazı milletvekillerinin çektiği bir muhalefet oluştu. 11 Haziran'da kabul edilen [[Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu]], parti içindeki muhalefetin güçlenmesine yol açtı. Bu yasanın görüşüldüğü sırada Celâl Bayar, Adnan Menderes, [[Mehmet Fuad Köprülü|Fuad Köprülü]] ve [[Refik Koraltan]], parti Meclis Grubu'na Dörtlü Takrir olarak bilinen bir önerge verdiler. Ülke ve parti yönetiminde [[liberal]] düzenlemeler yapılmasını isteyen bu önerge, 12 Haziran'da reddedildi. Bu gelişmelerden sonra Menderes, Köprülü ve Koraltan partiden çıkarıldı. Bayar ise önce vekillikten sonra partiden istifa etti.
 
DP, 7 Ocak 1946'da [[Dörtlü Takrir]]'e imza atanlar tarafından kuruldu. Parti genel başkanlığına Bayar getirldi. DP, ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunuyordu. DP'nin kuruluşu iktidar tarafından önceleri hoş karşılanmıştır.
:''"Parlamento ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatı ile yurdumuzu, anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, [[Mustafa Kemal Atatürk|Atatürk]]'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve [[anayasa]]sının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."'
 
10 Mart'ta tüm albayların da katılımıyla çok geniş bir toplantı yapıldı ve Genel Kurmay Başkanı [[Memduh Tağmaç]] ordunun emir ve komuta zinciri içinde hareket etmesini isteyerek kendisinin dört Kuvvet Komutanı'yla birlikte imzalayacağı bir muhtıra vererek ordunun yapılmasını istediklerini açıkça [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]'den talep etmek ve mevcut hükümetin istifa etmesini sağlamak formülünü ortaya attı. Bu formül büyük bir kabul gördü. Bu formülle emir komuta zinciri dışında 27 Mayıs benzeri sol bir askeri darbenin önü kesilmiş oluyordu.
 
12 Mart'ın her iki müdahaleden farkı parlamentonun kapatılmamış olmasıdır. 12 Mart Genel Kurmay Başkanı ve dört Kuvvet Komutanı'nın imzaladıkları bir muhtıra ile ortaya çıktı. Buna bir ültimatom demek daha doğru olacaktır. Muhtıradaki şartlar yerine getirilmediği takdirde [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]'nin kapatılacağı söyleniyordu. İlk istek de mevcut hükümetin istifa etmesiydi. Hükümet de hemen istifa etti. Artık 12 Mart dönemi başlıyordu. Bu dönemin adı ara rejim olarak konuldu.
 
12 Mart'ın yerine getirilmesini istediklerinin başında reformlar geliyordu. 12 Mart dönemi sol içerikli bir muhtırayla doğmuş oluyordu. Tarafsız bir Başbakan'ın başkanlığında parlamentodaki bütün partilerin katılacağı ama reformları yürütecek olan bakanlıkların birer bağımsız bakana verileceği bir hükümet modeli ortaya çıktı.
 
=== 28 Şubat Süreci ===
[[12 Eylül Darbesi]] sonucu ortaya çıkan siyasetin etkisiyle 1980 ve 1990'larda radikal sağcı grupların güçlenmiş ve bunun sonucu olarak [[Refah Partisi]] 1995'teki genel seçimlerinde siyasette güçlü duruma gelmiştir. 1996 yılında, seçimlerinin ardından kurulan DYP-[[ANAP]] hükümetinin kısa sürede dağılmıştır. Bunun üzerine [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]'de birinci parti durumunda olan [[Refah Partisi|RP]] ile DYP arasında kurulan 54. hükümet, 8 Temmuz 1996'da [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]'de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.
 
Başbakan [[Necmettin Erbakan]]'ın 'havada yakıt ikmali' olarak tanımladığı başbakanlık görevini hükümet ortağı DYP genel başkanı [[Tansu Çiller]]'e vermek amacıyla 18 Haziran 1997'de istifasını Cumhurbaşkanı [[Süleyman Demirel]]'e sundu. Ancak Demirel, hükümet ortaklarının arasındaki protokolü dikkate almayarak hükümeti kurma görevini ANAP genel başkanı [[Mesut Yılmaz]]'a verdi. 12 Temmuz'da Mesut Yılmaz başkanlığında ANAP-DSP-DTP arasında kurulan [[55. Cumhuriyet Hükümeti|55. hükümet]] [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]'den güvenoyu aldı.
 
[[Millî Güvenlik Kurulu (Türkiye)|MGK]]'nun 28 Şubat kararlarının ardından özellikle 18 Nisan 1999 seçimlerine kadar süren zaman diliminde 14 Ağustos 1997'de 8 yıllık kesintisiz eğitim kanunu TBMM’de[[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]]’de kabul edildi. Bu kanunla İmam Hatip Liseleri dahil Meslek Liselerinin ortaokul bölümleri kapatıldı, yalnızca lise olmaları sağlandı.
 
24 Aralık 1995 tarihindeki seçimlerde oy oranını artırarak solun en büyük partisi haline gelen [[Demokratik Sol Parti|DSP]], ANAP ve [[Demokrat Türkiye Partisi|DTP]]'yle birlikte kurulan Anasol-D hükümetinde yer almış ve Bülent Ecevit Başbakan yardımcısı olmuştur. Daha sonra da DYP ve ANAP'ın desteğiyle DSP bir azınlık hükümeti kurmuştur.