"Yusuf Hemedanî" sayfasının sürümleri arasındaki fark

“Ben Şam’a geldim. Bazı vazifelerde bulundum. Çeşitli
(“Ben Şam’a geldim. Bazı vazifelerde bulundum. Çeşitli)
“Yazıklar olsun sana, ey Ibn-üs-Sakkâ! Demek bana, cevâbını bilemeyeceğim suâl soracaksin ha! Senin sormak istedigin suâl şudur. Cevâbı da şöyledir. Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” buyurdu.
 
Sonra Ebû Saîd Abdullah’a dönerek; “Sen de bana bir suâl soracaksın ve bakacaksın ki, ben o suâlin cevâbını nasıl vereceğim. Senin sormaya niyet ettigin suâl şudur ve cevâbı da şöyledir. Fakat sen de edebe riâyet etmedigin için, ömrün hüzün ile geçecek., diye buyurdu.
 
Sonra [[Abdülkâdir Geylânî]]’ye döndü. Ona yaklaştı ve;
“Ey Abdülkâdir! Bu edebinin güzelliği ile, Allahü teâlâyi ve Resûlü (s.a.v)´nü râzı ettin. Ben senin Bağdat’ta bir kürsîde oturduğunu, çok yüksek bilgiler anlattığını ve;
 
“Benim ayağım, bütün evliyânın boyunlariboyunları üzerindedir.,” dediğini sanki görüyor gibiyim ve ben, yine senin vaktindeki bütün evliyâyievliyâyı, senin onlara olan yüksekliginyüksekliğin karsisindakarşısında boyunlariniboyunlarını egmiseğmiş hâlde olduklariniolduklarını görüyor gibiyim.,” buyurdu ve sonra gözden kayboldu. Kendisini bir daha göremediler.
 
Aradan uzun seneler geçti. Hakîkaten [[Abdülkâdir Geylânî]] yetişti. Zamânında bulunan evliyânin en üstünü, bas tâci oldu. Öyle yüksek derece ve makamlara kavustu ki, insanlardan ve yüksek zâtlardan herkes gelerek, mübârek sohbetlerinden istifâde ederlerdi. Bir gün yüksek bir kürsîde oturuyor vâz ediyordu. Buyurdu ki:
 
“Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir.” Zamânında bulunan bütün evliyâ, onun kendilerinden çok yüksek oldugunu bilirler ve üstünlügü karsisindakarşısında boyunlariboyunları egrieğri olurdu. Bunlar meydana çiktikçaçıktıkça, Hâce Yûsuf-i Hemedânî hazretlerinin senelerce önce kerâmet olarak haber verdigi hâller anlasiliyorduanlaşılıyordu.
 
Ibn-üs-Sakkâ’ya gelince, o Yûsuf-i Hemedânî ile aralarindaaralarında geçen o hâdiseden sonra, ser'î ilimlerle mesgûl oldu. Çok güzel konusurdukonuşurdu. Söhreti zamâninzamânın sultâninasultânına ulastiulaştı. O da bunu elçi olarak Bizans’a gönderdi. HiristiyanlarHristiyanlar buna çok alâka gösterdiler. Nihâyet, onların yalanlarına aldanarak hiristiyanhristiyan oldu.
 
Bu hâdiseyi anlatan zât diyor ki:
 
“Bir gün onu gördüm. Hastaydı. Ölmek üzereydi. Ben yüzünü kıbleye döndürdüm. O baska tarafa çevirdi. Tekrar kıbleye döndürdüm. O tekrar baska tarafa çevirdi ve böylece öldü.”
Ebû Saîd Abdullah da diyor ki: “Ben Sam’a[[Şam]]’a geldim. BâziBazı vazifelerde bulundum. ÇesitliÇeşitli sıkıntılar ile hayâtım geçti. Yûsuf-i Hemedânî hazretlerinin, her üçümüz hakkında da söylediği aynen meydana geldi.”
 
El-Mesrevü’r-Revî kitâbının sâhibi olan Cemâleddîn Muhammed bin Ebî Bekr el-Hadramî es-Safiî buyuruyor ki:
 
“Bu menkibe, rivâyet edenlerin çokluğu sebebiyle lafizlarilafızları degisikdeğişik olsa bile, mânâ yönünden tevâtür hâlini almış bir menkıbedir. Allahü teâlânin evliyâsini inkâr etmeye cüret edenler, neûzü billâh, Ibn-üs-Sakkâ’nin durumuna düşmekten çok korkmalidirkorkmalıdır. İlminin ve amelinin çok olmasına rağmen, Ibn-üs-Sakkâ’nin, sonunda böyle sonsuz bir felâkete düsmesinindüsmeşinin sebebinin, evliyâ hakkında edebsizlik yapması olduguolduğu BehcetBehçet-ül-Musannife’de Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin menkıbeleri anlatılırken zikredilmektedir.
 
==Nakşîbendîliğin silsilelerindeki yeri ve ehemmiyeti==
Anonim kullanıcı