Tartışma:Kur'an

Aktif tartışmalar
          Bu sayfa, şu Vikiprojelerin kapsamında yer almaktadır:
Vikiproje 10K (C-sınıf, En-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki 10K maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje 10K kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 En  Bu madde En-önemli olarak değerlendirilmiştir.
Vikiproje İslam (C-sınıf, En-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki İslam maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje İslam kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 En  Bu madde En-önemli olarak değerlendirilmiştir.
Vikiproje Edebiyat (C-sınıf, En-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki Edebiyat maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Edebiyat kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 En  Bu madde En-önemli olarak değerlendirilmiştir.
Vikiproje Orta Doğu (C-sınıf, Çok-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki Orta Doğu maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Orta Doğu kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 Çok  Bu madde Çok-önemli olarak değerlendirilmiştir.
Vikiproje Tarih (C-sınıf, Çok-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki Tarih maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Tarih kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 Çok  Bu madde Çok-önemli olarak değerlendirilmiştir.
Tartışma arşivi: Arşiv 1

Gereksiz altbaşlıkDüzenle

Kur'anın abdestli okunması meselesi== Bu başlığın ansiklopedik bir değer taşıdığını düşünmüyorum.Zohak (mesaj) 11:49, 13 Haziran 2012 (UTC)


Gereksiz altbaşlıkDüzenle

Kuran'ın bir insan tarafından yazılmış veya alıntılanmış olabileceği iddiaları isimli altbaşlığın gereksiz olduğunu düşünüyorum, zira müslümanlar dışında kimse Kur'an'ın metafiziksel bir güç tarafından gönderildiği önermesini kabul etmiyor. Ayrıca bu alt başlık; Kur'an zaten doğrudur ancak bunu kabul etmeyenler de var gibi bir anlam taşıyor. Kabul eden birkaç inanç sistemi olabilir. Bu altbaşlık yerine Kur'an'ın üstün bir varlık tarafından gönderilmiş olduğu iddiasını kabul edenler daha uygun bir başlık olabilir. İhsanjr 19:57, 8 Nisan 2011 (UTC)

Kesinlikle 88.234.93.92 22:43, 19 Kasım 2011 (UTC)

örtünmeDüzenle

islamda örtünme konusu sizce abartili deyilmi. yani ben böyle yasamak zorunda kalmis olsam, nedim ölürüm daha iyi, yani allah bizi bunun icin yaratmis ölamaz. böyle bir yaradilis yada var olmak düsünülemez. ben her zaman kara carsafin islamda olmadigini düsünürdüm ve insanlarin cahilligine ve abartdigini düsünürdüm, taki kuranin türkcesini alana kadar. bunlar gercekten kuranda yaziyormus. OLAMAZ dedim.

Kuranda çarşaf hakkında bir ayet yoktur. Örtünme şekli belirtilmiştir.Feyzaozdemirel (mesaj) 19:26, 1 Haziran 2015 (UTC)

Burası bir dini tartışma platformu değil. Bir ansiklopedi. Dolayısı ile bir dindeki bir şeyin doğru ya da yanlış olup olmadığını tartışma yeri değil. Eğer bu kuranda varsa yazılır, yoksa yazılmaz. Bazı kişiler bunun kuranda olduğunu bazıları olmadığını söylüyorsa, her iki iddia da kaynakları ile verilmelidir. Bizim görevimiz hangi görüşün doğru hangisinin yanlış olduğunu bulmak ya da tartışmak değildir.Senoleker 08:05, 9 Kasım 2009 (UTC)

                                                                                                                                                  kur an da örtünme bahsinde çarşaftan bahsedilmez örtünmenin nasıl olması gerektiginden bahsedilir..hükümlerde şeklin degil maksadın önce geldigi unutulmamalı..bununla birlikte genelde  her ibadetin bir görünen tarafı oldugunu da unutmamak gerekir..

İlk önce iyice okunmalı, anlamaya özen gösterilmeli sonra bu yorumlar yapılmalı. Kuran örtünmeyi emreder ama çarşafa dolanın demez. Önce mealini sonra tefsirini okursanız ayetin inme nedenini ve örtünmenin ölçüsünü görebilirsiniz...17:03, 30 Aralık 2010 (UTC)GİZEM78.161.156.10 17:03, 30 Aralık 2010 (UTC) Kur'an vucut hatlarınız belli olmayacak şekilde örtünün der.

Kuranin matematikselligiDüzenle

Buradaki bilgilerin cogunlugunun yanlis ve hurafe oldugunu tespit ettim. referans gösterilen sitedeki sorumlularina (danisma@kuranmucizeleri.com) su maili yazdim:

Iyi günler

Sitenizde kuranin matematikselligi ile ilgili bir takim bilgiler veriyorsunuz. Bu bilgileri kismen kontrol ettim ve bircok yanlisi tespit ettim.

Örnegin:

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ (halkus-semavat) ifadesinin 7 kez gectigini söylüyorsunuz. Tam olarak 30 kez saydim.
سَبْعَ سَمٰوَاتٍ (seb’a semavat) ifadesinin de 7 kez gectigini iddia ediyorsunuz. Saydim saydim, 5 defadan daha fazlasini bulamadim.
يَوْمِ (yevm) kelimesi 365 defa geciyormus. Arattim, 412 tane sonuc aldim. (yevmeyn/eyyam haric)
اَيَّامٍ ve يَوْمَيْنِ (eyyam ve yevmeyn) de iddianizdan farkli olarak toplam (20 + 3) 23 kez geciyor.
Bir tek شَهْرُ (sehr) konusunda ayni sonuca vardim, 12 kez gectigini tespit ettim.
مَغْفِرَةً (magfiret) kelimesi 28 kez geciyor
قُلْ (kul) kelimesi ise 270 kez geciyor.
Devamini arastirmadim.

Bu yanlis bilgileri yaymakla neyi amacliyorsunuz?

Bilgi verirseniz, memnun olurum.

bence bu tür sagliksiz bilgilerin vikipedide yeri olmamali. Simdilik tirnak icine alarak kaldirdim. Bence tamamen silinmesi lazim. --JusTwin 18:17, 13 Ekim 2009 (UTC)

Bu tür sağlıklız bilgilerin tamamen silinmesi fikrine katılıyorum Senoleker 08:06, 9 Kasım 2009 (UTC)

Katılıyorum. İhsanjr 22:52, 1 Nisan 2011 (UTC)

Kesinlikle hata var. Ben aynı verileri alamadım. Yazının yanlış olduğu kanaatindeyim. Ayrıca İslam kültürüne ters düşmekte. Ali Aslantürk (mesaj) 18:12, 23 Şubat 2014 (UTC)

ÖnyargıDüzenle

Kuran sayfasında olan bu uyarının İncil ve Tevrat sayfalarında olmadığını görüyorum. Bu uyarının konmasına sebep olan, İncil ve Tevrat sayfalarında düzgün olup Kuran sayfasında eksik / hatalı olan kısım neresidir?Senoleker 08:07, 9 Kasım 2009 (UTC)


Ben Maddenin tamamını okudum herhangi bir görüse sahip insanların bakıs açısı olarak bir bulgu göremedim. Bence bu onu okuyanların önyargıları olabilir. Diğer dillerde bile yazımlar daha taraflı geldi.

Kutsal İnançlarDüzenle

  • Kur'an Maddesinde diğer kutsal kitaplarda bulunmayan birşey bulunmaktadır bknz: ÜZERİNE TARTIŞMALAR İnsanların din ve vicdan özgürlüğüyle alay edilmektedir.İnsanlar herhangi bir dine mensup olabilir yada olmayabilir ama bi ansiklopediyi açtığınızda hangi maddeyi araştırıyorsanız o vardır. bknz : Ateizm'in tanımı yapılmaktadır.Eğer illaki bir tartışma yapılacaksa başka maddede tartışılabilir ve bunun izahı mümkündür tabiki buda nezaket çerçevesi içerisinde. Kişiler maddelere kendi yorumlarını eklemekte ve bunuda yanlış yapmaktadır. bknz : "Ayrıca Muhammed'in sözleri (hadisleri) ve konuşmalarının üslûbu ile Kuran'ın üslubu arasında bariz bir fark bulunmaktadır". Kişi bunu söylüyorsa ya kaynak belirtmeli yada imzasını atmalıdır. Yada üyeler tarafından silinmesine görevli arkadaşlar izin vermelidir.

Bütün ülkelerde din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyulur insaların inançları mahrumiyet alanıdır kimse bu alana tecavuz edemez ve bu hak kanunlarla korunmuştur.

Brhm84 22:59, 18 Şubat 2010 (UTC)
  • Vikipedi bir demokrasi değildir. Ayrıca verdiğin bakınızlar artık yok. İhsanjr 12:41, 3 Nisan 2011 (UTC)

Ön yargıDüzenle

Bence de peygamberimiz ve kutsal kitabımız olan kur'an hakkında bazı bilgiler abartılarak anlatılmış.Araştıran bir kişinin aklı karışabilir. --Açelya55 12:33, 31 Mart 2010 (UTC)Açelya55 31.03.10

YanlılıkDüzenle

Müsülümanlar ise ateizme cevaben, Kuranı bir insanın yazmış olamayacağını, özellikle okur-yazar,filozof yada bilimadamı olmayan Muhammed tarafından yazılmasının imkânsız olduğunu söylerler. Kuran ve bilim tartışmalarına çağımızda ancak gelişmiş teknoloji ve bilimsel çalışmalar sonucunda kazanılan bilgilerin Kuranın bazı bölümlerinde yer alması, Kuranı bir insanın yazmış olabileceği ihtimaline karşı Müslümanların elini güçlendiriyor. Bu açıdan Kuran, bir çok araştırmacının ilgi odağı olmuştur.

diye geçen bölüm tamamen bir müslümanın elinden çıkma, ansiklopedik üslup ve tarafsızlık ilkesinin doğrudan çiğnenmesi, özellikle son iki cümle.Bu imzasız yazı 78.162.154.141 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

  • Dünyanın, güneşin, ayın yörüngelerinde akıp gittiği ayetlerde yazıyor. Bu akışın farkedilmesinin teknolojik ve bilimsel çalışmalarla olabileceği bir gerçek olduğu için -bir zamanlar dünyanın yuvarlaklığını bile bilmezdi insanlar nerden yörüngesini bilecekler:))-örnek olarak verilmiş. Yine de beni rahatsız etmemekle birlikte ansiklopedik bir bilgi için yanlı sayılabilir. Neden bu kadar zorunuza gittiğini de anlamadım doğrusu:))))78.161.156.10 17:15, 30 Aralık 2010 (UTC)gizem78.161.156.10 17:15, 30 Aralık 2010 (UTC)
  • O yörünge dünyayı merkez alıyor. Yani dünya sabit, güneş ay ve yıldızların onun etrafında döndüğünü sanıyor.. sizin dediğiniz gibi olsa kuranda dünyanın hareketlerinden bahsederdi. ama sürekli dünya sabit, bir şeyler onun etrafında..95.7.248.35 20:25, 6 Ağustos 2011 (UTC)
  • Kur'an'da böyle şeyler geçmemekte. Mantıklı olarak düşünürsen anlayabilirsin. Eğer bunu Kur'an bulmuş olsaydı, Galileo yaklaşık 1000 sene sonra neden keşfetsin ki? İhsanjr 22:55, 1 Nisan 2011 (UTC)
  • Ayrıca yanlılık içeren o bölüm çoktan silindi. İhsanjr 12:43, 3 Nisan 2011 (UTC)

Batlamyus evrenidir.78.168.165.32 12:10, 23 Haziran 2012 (UTC)

HataDüzenle

Bilinen en eski Kur'an'da MS. 595 yazıyor. Verilen kaynakta %95 olasılıkla MS 595 ve MS 855 arasında yazıldığı düşünülmektedir diyor. Tolga KAYA 09:30, 8 Temmuz 2010 (UTC)

YanlılıkDüzenle

"Kuran, insan yazısı olduğu iddialarına karşı, bir çok Kuran ayeti ile savunulmuştur. Başka bir dilden tercüme olduğu iddialarına[1] karşı, Muhammed'in ümmi yani gönderilen diğer kitapları okumadığını bildiren ayet ile[2] ve kusursuz bir Arapça üzerine kurulduğunu açıklayan ayeti ile[3] savunulmuştur. Aramicenin Arapça ve İbranicenin atası olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ortak kelimelerin bulunması mümkün görülmektedir. "

Bu metin şunu iddaa etmektedir: "Kuran'ın kendisi Kuran'ın alıntı olduğunu reddeder". Bir kaynak kendisini kaynak olarak gösteremez. Kendisinden alıntı yaparak kendi yaptığı önermeyi doğrulayamaz. Bu şekilde paradoks oluşur. Kuran başlığınaki bu kısım ya düzeltilmeli ya da silinmelidir.

kesinlikle katılıyorum

Bir dinin kutsal kitabı başka nasıl olabilir peki sizce? Ansiklopediden mi kaynak göstermeli, bilimsel makaleden mi?.. Utku TanrıvereMesaj 20:47, 28 Ekim 2011 (UTC)

Bazı sorulara yanıtlarDüzenle

Örtünme hakkında: Böyle birşeye sizin karar vermeniz mümkün değildir. Abartılı değil. Allah'u Teala'nın elbette ki bir bildiği vardır. Gaybı yalnızca Allah bilir. İslam ile biraz daha bağınız olsa, Kur'an-ı Kerim'de açık aramazdınız !


Kuranin matematikselligi hakkında:

Hurafeyse, Hayvanlar ve insanlar üzerinde çıkan ayetlere, Allah yazılarına ne diyeceksiniz ? Bunlarda mı tesadüf ? Kuranmucizeleri adlı internet sitesi ile aranızda bir yanlış anlaşılma olduğu bariz görülmektedir. Sorununuzu buraya taşımanız anlamsız. Bu bilgiler yanlış değildir. Siz bu bilgilere yanlış demek ile Allah'ı suçlamış (Tövbe estağfirullah) olursunuz. Kuranmucizeleri sitesinin editörlerinin yazdığı bilgilerin yanlış olma olasılığı vardır.


Vikipedi'nin Kur'an sayfası hakkında :

Tartışma konusunda yer alan konulara göre, Vikipedi'nin Kur'an sayfasında yanlışlıklar olduğu, görüş ayrılıklarının da bu nedenle olduğu tarafımca belirlenmiştir. En kısa zamanda bu yanlışların düzeltilmesini ya da Kur'an sayfasının Kapatılmasını talep ediyorum.

Bazı iddialar, gerçekler gibi aktarılmışt ve kaynak eksikliği görülmekte, tekrar gözden geçirilmesi gereken önemli bir sayfa, benzerlikler ve köken konusunda ise, sümer efsanelerine kadar derine inmek gerekir. Alak embriyo anlamına gelmez, matematiksel kısım safsatalarla dolu, ayrıca Kur'an'da, bazı ayetler direk muhammed'in ağzından yazılmıştır, bu kusur sa türkçeye çevrilirken başlarınade ki eklenerek kapatılmıştır. Ayetlerin nazil oluşunun olaylara paralel gittiğini biraz açmak gerekir, Kur'an, peygamberin hangi kadınlarla evlenebileceğini dahi açıklayan bir kitaptır. << Ey peygamber! mehirlerini verdiğin eşlerini,Allahın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikahlamayı dilediği takdirde, kendisinin mihrini Peygambere hie eden mümin kadınları almanı helal kılmıştır.(azhab 50)Bunlardan istediğini bırakır, istediğini alabilirsin. Boşamış olduklarından da arzu ettiğini almakta sana bir sorum düşmez.

Tanrının elçisi muhammedin tabiki işi çoktur ve eve gelip gidenlerle gevezelik için boş zamanı yoktur. Bunu bile düzenleyen ayet nazil olmuştur.(53) ey inananlar! Peygamberin evlerine, çağrılmaksızın girip yemeğin pişmesini beklemeye kalkışmayın, fakat davet edilirseniz gidin ve yemeyi yiyince lafa dalmadan evden dağılın!.. Bu haliniz eygamberi üzüyor, o da size birşey söylemeye çeiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez.Peygamberin eşlerinden birşey isteyeceğinizde perde arkasından isteyin, böylece gönülleriniz temiz kalır.

ve ayet5: Ey peygamberin eşleri! Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha iyi olan, kendini Allah'a veren, inanan,boyun eğen, tevbe eden, kulluk eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verebilir.

Peygamberin en güzel ve en genç eşi hakkında dedikodular çıkınca şu ayeter inmiştir: Nur suresi, 14. ayet) İffetli kadınlara zina isna edipte, sonra dört tanık getiremeyenlere seksen değnek vurun, ebediyen onların tanıklığını kabul etmeyin, onlar dosdoğru yoldan çıkmış kimselerdir.

Ah Ama Kur'an'da belirtildiği gibi, Kur'an Allahtan gönderilmiştir. Melikcan27 17:25, 1 Ocak 2011 (UTC)


Belli Başlı Tesbit Ettiğim Hata, Eksiklik ya da FazlalılarDüzenle

adıDüzenle

kur'an kelimesinin anlamında kabul edilmiş görüşü mü yoksa mevcud görüşlerin tamamını mı zikredeğiz. (kare e) fiili gibi (karene) fiili de bu kelimenin köklerinden olduğunu iddia edilmiştir. değerlendirilebilir. ayrıca (kare e) kelimesinin toplamak anlamı da vardır ve kuranın bu anlamdan türemiş bir kelime olduğu da zikredilir kaynaklarda.. bahsetmesek mi??

Kuran kelimesinin kuranda kullanılmasıDüzenle

bu kısımda geçen bir ayet meaalinde ki şöyledir: "Elif. Lâm. Mîm. İşbu içinde kuşku olmayan Kitap'tır müttakiler (Allah'tan korkan başkasından korkmayanlar) için bir yol göstericidir" (Bakara, 2/1,2). ilk üç ifade harflerin okunuşudur. bunlardan sonuncusu olan Mîm harfinde bodur bi cüceye link verilmiş kaldırılmasını teklif ediyorum.

TarihiDüzenle

Mekke dönemiDüzenle

burada kuranın büyük bir kısmını teşkil eden 'kıssa'ların mekke dönemi ayetlerinde zikredildiği bilgisine yer vermenin önemini bildirmek isterim.

Medine dönemiDüzenle

"Kuran ayetleri Müslüman toplumunda yaşanan olaylar üzerine gelmiştir.Ayetlerin ihtiyaç sırasında geldiğine ve toplumda gerekli etkiyi gösterdiğine inanılır. Bu yüzden, ayetlerin iniş sebepleri Kuran tefsirlerinde önemli bir yer tutar." ifadesi yanlistir.Cünkü Kuran ayetleri konusundada yine ayetler delildirler, baskalarinin görüsleri Kuran ayetlerini baglamaz. Netice olarak bu gibi düsünceler, düsünce sahiplerini baglar, burada isi yoktur. "bilginin medine dönemi başlığı altında verilmesinin yanlış olduğu kanaatindeyim." bu bilginin, ne mekke ve nede medine döneminde isi yoktur.MiM--92.231.229.188 20:44, 18 Nisan 2012 (UTC)

Ebubekir dönemi ve İmam MushafDüzenle

bu bölümde doğru fakat kaynağı belirtilmemiş bilgiler var. ben bunların kaynaklarını tesbit için çaba sarfedeceğim

Ömer ve Osman dönemleriDüzenle

bu bölümün ikinci paragrafında 'fetih' sözcüğü geçmektedir. ben de bir müslümanım ve bunun fetih olduğuna inanıyorum. fakat bu kullanımı ansiklopedik bulmuyor ve 'toprakların genişlemesi' ifadesiyle değiştirilmesini teklif ediyorum. ayrıca yine bu bölümün son paragrafında bahsedilen nüshaların malesef orjinal olmadığı eski diyanet işleri başkalanlarında Prof. Dr. Tayyar Altıkulaç'ın çalışmaları ile tesbit edilmiştir. bu konudaki bir konfenransında ben bizzat bulundum.

Kuranın düzeniDüzenle

cüz, süre, âyet, vahiyDüzenle

Kuran-ı Kerim "sûre" adı verilen bazı ana bölümden oluşur. cümlesi düşük bir cümledir. bölümden yerine bölümlerden denmelidir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasında değişir. bu cümlede de 'ayetler' değil de 'ayetlerin uzunluğu' denmesi daha uygun olacaktır.

Kuranı Kerim, Muhammed hayatta iken, zamanın çeşitli yazım araçlarına yazılı olmasına rağmen, bunlar mushaf haline getirilmemişti. Mushaf haline getirme çalışmaları ilk olarak Halife Ebu Bekir döneminde, sonra halife Osman döneminde gerçekleşti. Halife Osman döneminde, zamanın Arap lehçelerinden yedi lehçe üzerinden okunabilen Kuran, Tek lehçe (Kureyş lehçesi) üzerinden çoğaltılarak İslam bölgelerine dağıtıldı.

Kuranı Kerim'i yazan Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha bin Ubeydullah, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibni Mesut'dur. bu kısım kuranın tarihi ile ilgili olup bu başlık altında geçmesi uygun değildir.

'13. yüzyılın müceddidi kabul edilen Bediüzzaman Said Nursi' ifadesi kurallara uygun gözükmemektedir. ayrıca o kısımda verilen bilgiler kaynaklarda mevcuttur. Türkiyede pek alakamız olmamasına rağmen Zemahşeri'nin görüşü kabul edilmektedir. dünya üzerindeki hiçbir mushafta bu kadar ayet yoktur. 'besmele-i şerif' ifadesi 'Hz. Muhammed (s.a.s.) veya 'Kuran-ı Kerim' gibidir.

surelerin kronolojik sırasıDüzenle

bu kısımda geçen : "Ikra’bismi rabbikellezî halak. Halakal insâne min alak. Ikra’ ve rabbukel ekrem. Ellezî alleme bil kalem Allemel insâne mâ lem ya’lem. " (Alak, 1-5) şeklindeki latinize okuyuş şekline hiç gerek yoktur. ayrıca bölümde geçen tercümlerin kaynakları bildirilse iyi olur. bu konu komple yetersiz geldi bana da bi süre sonra tekrar tekrar okuyacağım.

OkunmasıDüzenle

bu bölümde kıraat ilminden bahsedilmesi gerektiğine inanıyorum

HafızDüzenle

bu orada neden başlık halinde var anlamak mümkün değil

NakledilmesiDüzenle

bu bölümde bahsedilen konular bu başlık adı altında açılabilecek bir maddenin alt alt başlığı olması bile şüphe götürür bir durumdur.

Kuranın abdestli okunması meselesiDüzenle

bu konu islam alimlerinin tartıştığı bir meseledir. 'Fıkıh' ilmi ile ilgilidir. Akademik olarak ise Kuran maddesi 'tefsir' ilminde yer alır ve bu ilim bu gibi hükümlerle doğrudan ilgilenmez. burada varlığı ne akademik ne ansiklopediktir.

Üzerine tartışmalarDüzenle

bu bölümü ayrıca incelemem gerekecek detaylı bir açıklama yapmam şuan itibariyle doğru olmaz.

tüm bunlar benim bu maddenin son bölümüne kadar olan eleştirilerimdir. yazım kurallarına riayet etmediğim için affınıza sığınıyorum. değerlendirileceğini umuyorum. teşekkürler. ilimyolcusu ilimyolcusu 21:21, 6 Mart 2011 (UTC)


Ateizmin İnanç Olarak Ele AlınmasıDüzenle

Ateizm, tanrı veya tanrıların varolmadığını savunur. Bu inanış, yeryüzündeki tüm dinler ve bunların kutsal kitaplarının insanoğlunun üretimi olduğu kabulünü de beraberinde getirir.

Ateizm burada bir inanç olarak ele alınmış. Nasıl sigara içmemeye alışkanlık diyemessek ateizmede inanç diyemeyiz. Böyle yaklaşırsak perilere, Loch Ness Gölü - Van Gölü Canavarına vs. inanmamayıda inanış olarak ele almalıyız. Guttsay 17:56, 20 Mart 2011 (UTC)

Buradaki meseleyi sigaraya inanma veya "saka yaptim" inandin gibi örneklerden ayirmak lazim. Burada bahsi gecen "inanc" kelimesi bir yaratilisa inanma olarak ele aliniyor. Bu baglamda Ateizmde bir inanistir. Yani yaratilisin olmadigina inanmak. OnTr 17:32, 18 Kasım 2013 (UTC)

Düzeltildi İhsanjr 23:07, 1 Nisan 2011 (UTC)

Bu kadar tartışılıyorsa IP saldırılarına karşı yarı korumaya almak mantıklı olmaz mı? İyi çalışmalar.--Westnest ileti 11:39, 13 Haziran 2011 (UTC)

Hatta biraz düzenlendikten sonra tam koruma

Kur'an versiyonlarıDüzenle

Kur'an versiyonları altbaşlığı büyük tartışmalara yol açabilir.Aditdigo (mesaj) 10:45, 11 Temmuz 2013 (UTC)

Kur'an'ın kaynaklarıDüzenle

İslâm dininde iman esasları incelendiğinde Kitaplara, yani Tevrat'a, İncil'e 'de iman edildiği, onların Allah katından indirildiğine iman edildiği görülür. Hatta İman esaslarında "Kitaba iman" denmez, "Kitaplara iman" denir. "Ben sadece Kur'an'ın Allah kelamı, kitabı olduğuna inanıyorum, Tevrat'ın, İncil'in olduğuna inanmıyorum" diyeni İslâm dini dışlar.Bunun yanı sıra İslam'da; diğer kutsal kitapların özünü kaybederek tahrif edildiğine, Kur'an'ın ise korunacağına ve tahrif edilemeyeceğine inanılır. İslam'a göre Kur'an kıyamete kadar özgünlüğünü koruyacaktır. Bu gerçekten hareketle olaya bakıldığında Kur'ân'da elbetteki kendinden önce indirilen hak kitaplara benzer ifadeler olacaktır. Çünkü hepsi yüce yaratıcının, Allah'ın ifadeleridir. kullanıcı Zohok madde içerisinde bir takım manevralarla ve Papaz Zekaria ve benzeri yanyan semineri vs. ile güya Kur'ân'ı yalanlamaya çalışıyor, O'nun uydurukça veya kopya olduğunu ispata çalışıyor. Bu tür faaliyetler günümüzde Misyoner olarak adlandırılmaktadır. İşte Zohok'un bu tür girişimlerinin tanımı da budur. Maddeye bu maksatla içerik eklenmiştir. Kur'ân'ın kaynakları deyip Tevrat'ın Sümer mitolojisindeki durumundan dem vurmaktan kasıt nedir?--Eğitmenmahmut msj 15:12, 9 Ağustos 2013 (UTC)

Bu saldırgan ifadeler ne konuyu, ne wikipedi kurallarını, ne de hitap ve yazı uslubunu bilmediğinizi göstermekten başka bir işe yaramıyor. Sayfa üzerinde yaptığınız Vandal işlemleriniz ayrıca şikayet sayfasında açıklama bekliyor. AngelusMSJ 11:55, 10 Ağustos 2013 (UTC)

  • Görüş belirtsen daha iyiydi, belki bana uymaz ama:)AngelusMSJ 17:31, 23 Ağustos 2013 (UTC)

vandalizmDüzenle

Kur'anın kültürel kaynakları ile ilgili referanslı ve nötr ifadelerin silinmasi ve yerine inanç bazlı, taraflı ve ansiklopedik formata uymayan kaynaksız ifadeler konulması bir vandalizmdir. [1] AngelusMSJ 12:44, 12 Ağustos 2013 (UTC)

Yani ŞURADA yapılan gibi mi? Kur'an ayeti isabetli bir şekilde kaynaklı olarak ana kaynak niteliğinde maddede gösterilmiş iken nedense kaldırılmış.Gerekçe "Gereksiz ayrıntı" ???Benzeri daha niceleri.."Vandalizm" tanımı çok uyuyor belittiğim işlem için.--Eğitmenmahmut msj 12:45, 13 Ağustos 2013 (UTC)

Evet, aynen öyle düşünüyorum, burası bir vaaz yeri değil, onun yerine geride bıraktıkları, dulları [2] gibi konulardan bahsedilebilir.Bu imzasız yazı Zohak (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

Bence de evet burası "Kur'an" maddesinin tartışma sayfası. "Kültürel kaynaklar" başlığı altına eklenen bilgiler, kaynaklı ve İslam dini bütünlüğü çerçevesinde doğrulanan ve kaynaklarıyla birlikte maddede yer alan bilgilerdir. Kur'an maddesinde İslam peygamberinin eşlerinden, dullarından bahsetmenin bir mantığı yoktur.(yukarıda bağlantı verilmiş). Bilâkis o konudaki çalışmalar ve bilgiler ilgili maddede mevcut. Ayrıca İslam Peygamberinin eşleri ile ilgili madde içeriğin de yer alan isimlere bağlantı vermek suretiyle müstakil maddeler oluşturularak o maddelerde bütün eşleri anlatılmıştır. Adlarına madde açılmayanlarla ilgili çalışmalar an itibariyle sürdürülmektedir. "Geride bıraktıkları ile ilgili bilgi" yine İlgili maddenin ilgili bölümünde mevcuttur. Yine evet, bence de burası rast gele ilgili ilgisiz kaynaklara dayalı bilgileri ekleme yada geçerli bilgi kaynaklarını maddelerden söküp çıkarma, ansiklopedik olmayan, anlaşılmayan terimleri kullanarak maddeleri anlaşılmaz-içinden çıkılmaz hale dönüştürme, farklı niyet ve gayelere bağlı olarak hareket etme yeri değil..--Eğitmenmahmut msj 12:45, 14 Ağustos 2013 (UTC)


Şeytan tanrı ile tartışabilmiş. Ama eminim bu mantık ile tartışmakta zorlanır ve kaçardı, bunun tutacak bir yeri yok diye :)

-Sünnet imiş kafir bolsa birme azar

-Köngli kattığ dil-âzârdın Hudâ bîzâr (Ahmet Yesevi)AngelusMSJ 10:26, 15 Ağustos 2013 (UTC)

Arif Tekin'in referans olarak gösterilmesiDüzenle

Vikipedide içerik hazırlama konusunda politika ve yönergelerin açık olduğu hepimizce malum. Özellikle dinî konularla ilgili hazırlanacak maddelerde referans niteliğindeki kaynaklarıngüvenilir olmaları ile ilgili politikamızda yer alan en önemli husus bilindiği gibi; "dinle ilgili materyaller söz konusu olduğunda, ilahiyat ile ilgilenen alimlerin yayınladığı materyaller güvenilir olarak kabul edilirler". hükmüne riayet etmektir. Ayrıca Kabul görmüş üçüncü şahıslar ve uzmanlar tarafından incelenmiş, öncelikle Türkçe kaynaklar ın tercih edilmesi gerekmektedir. Hal böyleyken/Vikipedi politikaları açık ve anlaşılır bir şekilde ortadayken, İslam dini peygamberi Muhammed/Kur'ân kısaca İslam ilintili maddeler de 'dinî' özellik arz etmekteyken; madde içeriğini/içeriklerini geliştirmek için politikalara ve yönergelere uygun olarak kaynak tercih etmek yerine, tam aksine hareket ederek ve adeta maddeyi sahiplenerek, madde içeriğini/genelde maddeyi bozmaya yönelik ifadelerin bir yerlerden alıntılanması/maddelere eklenmesi kişisel bir keyfiyetin ifadesidir. Nitekim maddeye eklenen bilgilere kaynak-referans olarak gösterilen kitabın yazarı Arif Tekin hk.da Uludağ Sözlükte yer alan İfadeler, söz konusu şahsın kitabını ne maksatla yazdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca söz konusu kitabın önsözünde yer alan "Arif Tekin Kimdir?" başlığı altındaki açıklamada "babasından Latin harfleri öğrenip Türkçesini de geliştirdi. İlk, orta ve İmam Hatip Lisesi diplomalarını okul dışından aldı. İnönü Üniversitesi Matematik bölümünü kazandı; ancak ailevi sorunları nedeniy­le vazgeçti. Daha sonra bu kez İzmir 9 Eylül İlahiyat'ı kazandı ve buradan 1994'te mezun oldu." bilgisi yer almaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere gösterilen kaynak-yazar (Vikipedi politikalarına göre), maddede 'pozitif-negatif yada nötr referans' olabilecek nitelikte değildir. Yani yazar bir akademisyen değildir. Bu sebeple "ilahiyat ile ilgilenen alim" vasfını taşımamaktadır. İlgili politika gereği bu zatın ürettiği-yazdığı materyaller güvenilir olarak kabul edilemez. Buna rağmen İslam dinî ile ilgili, dinî içerik özelliğine sahip maddelerin hemen hemen hepsine bağlantısı verilen kitapta yer alan ifadeler ısrarla eklenmekte ya da eklenmeye çalışılmaktadır. Vandalizmle mücadele eden bir devriye olarak, Vikipedi politikalarına uygun olmayan bu tür içerikler tarafımdan geri alınmaktadır. Topluluğumuzun dikkatine/bilgisine sunulur.--Eğitmenmahmut msj 21:52, 28 Ağustos 2013 (UTC)

(...)Düzenle

Al sana ulema • Referans alınacak Ulema’nın sınıfları hangisinden olmalıdır. Kemal paşazade bir sınıflandırma yapmış, ne yazık ki cumhuriyet dönemi ulemasını kapsamıyor.[3] • Akla önem verenler ve rey ehlini deccal, zındık ve kafir olmakla suçlayanlar (Ebu Hanife maddesi) • Kur’anda Arapça dışında kelime yoktur, bunu söyleyen kafir olur diyen mezhep imamı ve bu kelimeleri tek tek sayan imam suyuti, • Kadın sünneti gibi cinayetleri onaylayan, sorgulamayan ulema, • Hadisleri Kur’ana yakın, eşdeğer kaynak olarak gören geleneksel ulema, hadisleri uydurulmuş sözler (dedikodu kültürü) olarak gören Kur’ancı ulema, • Esir kadınları Müslümanların doğal sex kölesi adayı gören geleneksel ulema ve bunu eleştiren [4] devrimci din alimi (İhsan Eliaçık) • Ulemayı şiddetle eleştiren Edip yüksel,[5]Mut’ayı mukaddes bir işlem olarak onaylayan şii uleması ve bunu küfürle eşdeğer bulan Sünni ulema, • Alevi-kızılbaşların katline fetva veren Osmanlı ulaması ve Alevilerin diyanette temsilini kabul eden cumhuriyet ulaması, • Dünya düzdür, aksini savunan kafir olur diyen İslam üniversitesi rektörü, • Başörtüsü allah’ın emridir diyenler ve kuranda başörtüsü emri yoktur diyen ulema, • Başlangıçta kadının tek gözünün açılabileceğine cevaz veren, şimdilerde ise örtünmeyi bir furuat meselesi gören, baleye bile girmemiz lazım diyen dünyaca ünlü ulemamız, • Laikliği küfür olarak gören ulema ve bunu Kur’anın emri olarak gören diğer bir ulema, • Hulul’e inanan ulema, bunu küfür gören ulema, • 5 vakit namazı farz gören ulema, Kuranda 5 vakitten bahsedilmediğini söyleyen ulema, • Kaderi iman esaslarından sayan geleneksel Sünni ulema ve bunu emevi dini uydurması sayan ulema,

  • Argue ve discuss'tan kaçıp edep kisvesi altına saklanan, ama belaltı vuruş tekniklerini uygulamada hiçbir edepsizlik görmeyen wikiulema. SözdebilimMSJ 07:48, 4 Eylül 2013 (UTC)
Fatih Duman......ifadesi ile başlayan ve belgeler.com referanslı uyduruk kısım, ref bağlantısı eklenen kaynak bilgiyi doğrulayıcı nitelikte olmadığı için; isim ve ref. çıkartılıp "yüksek lisans " yutturmasıyla zohok tarafından geri eklenmişti. Gerçek ref.li, bilinen ve kabul gören geri alınmış/çıkartılmış içerik düzenleme yapılarak tekrar eklendi.--Eğitmenmahmut msj 20:24, 20 Eylül 2013 (UTC)

KUR'AN'DA ZAMAN KAVRAMIDüzenle

Kur'an'da geçen ifadelerde gramer açısından zamanların farklı kullanılması eleştiriler arasında yer almış ancak onu yaratan ilahın da zamanın dışında yer aldığı, zaman boyutuna hiçbir şekilde bağımlı olmadığı göz önüne alınırsa bunun bir gramer hatası değil normal bir şey olduğu, hatta algının ötesinde bir anlatım zenginliği oluşturduğu idrak edilebilir. Bu yüzden zaman konusundaki eleştirel ifadelerin çıkarılması uygun olur.

Madde adıDüzenle

Dil Derneği, Kuran diyor. TDK da ise iki kelime de yok.[6][7]

Diyanet ve diğer dini kaynaklarda yaygın olarak kesmeli yazılıyor. Kuran Arapçası bilen pek çok kimse "kur"dan sonra vurgu koyuyor ama halk arasında vurgusuz telaffuz yaygın gibi. Basılı, kayda değer kaynaklardaki yaygınlığa da bakmamız lazım. Abuk Sabuk 19:13, 9 Ocak 2014 (UTC)

Kelime TekrarıDüzenle

Kuran'daki kelime tekrarlarının kaynakları güvenilir olmaktan uzak. Yalnızca birkaç internet forumu kaynağı içeriyor. Daha güvenilir kaynaklar bulunmalıdır. Ansiklopedik metinlerde yanlılık ve ya yanlı kaynaklar kullanılmamalıdır. --LeoDayBreak (mesaj) 17:55, 23 Şubat 2014 (UTC)LeoDayBreak

TarihçeDüzenle

Tarihçe kısmına "İslama göre" denilerek başlanmış. Acaba bu tarihi kaynaklar olmadığını mı gösteriyor? Kuran haricinde islamiyet ile ilgili tarihi bir kaynak yok mudur? yoksa islamiyet tamamen bir arap mitolojisidir.

Newcharon (mesaj) 14:37, 23 Mayıs 2014 (UTC)

  • Bizim dinimiz ile böyle konuşmaya hakkın yok. Biz sizin dininiz ile böyle konuşmuyoruz.Ayrıca sen kendi dinin ile ilgili bir kaynak göster de görelim. Ahmet Mert Götürler (mesaj) 10:05, 15 Aralık 2014 (UTC)

İmam mushafDüzenle

Ebubekir zamanında toplanıp bir araya getirilen Kur'an neye göre dizilmişti, bilen varmı, bugünkü dizim şeklinin osmaz zamanında yapıldığı ifade ediliyor.ZohakMSJ 12:42, 23 Haziran 2014 (UTC)

Yakamoz'un geri almalarıDüzenle

Madde üzerinde yapılan ve diğer birkaç kişiden teşekkür alan çalışmaları geri alıp üzerine de Uzman şablonunu ekleyen bu kullanıcı neyi amaçlıyor anlayabilmiş değilim. Benim bilgi birikimim ve katkılarım üzerinde özel bir geri alma misyonu mu bulunuyor, bilgi ve birikimimin yetersiz olduğuna ve belirli alanlarda katkı yapmamın uygun olmadığına nasıl karar verdi ve büyük değişiklikleri tartışmadan yapabilme yetkisi kendisine özel mi verildi ve bunu yapabiliyor. ZohakMSJ 11:06, 3 Temmuz 2014 (UTC)


Sayın Zohak, bu madde dahil bir çok madde üzerinde sürekli çok büyük değişiklikler yapıyorsunuz. Ben yaptım oldu tavrınız hiç hoş değil. Büyük değişiklikler yapmadan önce lütfen diğer kullanıcılara bir danışın. Teşekkürler | ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 09:12, 3 Temmuz 2014 (UTC)
Ben dedim, o kendi ansiklopedisini yapmak istiyor. --E4024 (mesaj) 09:18, 3 Temmuz 2014 (UTC)
Yukarıdaki yorumda ZOhak'a yapılmıştır.
Lütfen BÜYÜK değişiklikleri danışmadan yapma ve kişilere saldırı sayılabilecek tarzda yorumlar yapma alışkanlığınızdan vazgeçin. teşekkürler| ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 05:48, 4 Temmuz 2014 (UTC)

Sayın Zohak, E4024 ün size şu yorumu --- Ben dedim, o kendi ansiklopedisini yapmak istiyor.- --yapmasından sonra WP:BRD'yi inceledim.

Orda tartışmalı durumlarda izlenilmesi gereken sırayı özetle şu şekilde diyor:

B: Be Bold: Cesur olun ve Değişikliği yapın
R: Revert: Hatalı gördüğünüz değişiklikleri geri alın
D: Discuss: Neden geri eklenmesi gerektiğini tartışın. Sadece fikir belirtip, yaptığınız değişiklikleri geri eklemeyin. Başkalarını bekleyin.
Siz bu durumda "Be bold" yapıyorsunuz.
Ben büyük değişikliklerinizi geri alarak "Revert" yapıyorum.
Ancak siz tartışmadan, başkalarının fikirlerini duymadan tekrar değişiklik yapıyorsunuz.
Tekrar olacak ama LÜTFEN BÜYÜK DEĞİŞİKLİKLERİNİZİ geri getirmeden önce başkalarının da fikirlerini bekleyiniz.
Ben yaptım olduyla kendi ansiklopedinizi oluşturmakatan vazgeçin.

Saygılar. | ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 06:26, 4 Temmuz 2014 (UTC)

taraflılıkDüzenle

Kur'an kelimesinin yanında sürekli kerim sözcüğünün kullanılması taraflı bir yaklaşımdır. Hz. kısaltmasında olduğu gibi bu tür yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini düşünüyorum ZohakMSJ 11:49, 30 Eylül 2014 (UTC)

Eğitmen mahmut'un onayladığı değişikliklerDüzenle

Bir İp numarası üzerinden yapılan çok sayıda ansiklopedik olmayan, maddeyi geliştirme özelliği bulunmayan ve birtakım bilgilerin silinmesini de içeren değişiklikler, yine tarihsel olarak yanlış (referanslı ama yanlış bilgi) bir katkı ile birlikte onaylanmış. (En eski Kur'an yazmaları taşkent değil, yemen el yazmalarıdır, farklı bilgiye sahip olan varsa lütfen bildirsin) ZohakMSJ 09:01, 2 Ekim 2014 (UTC)

Yoğun bir şekilde maddeden içerik çıkaramazsınız. Önce burada konuları diğer kullanıcılarla tartışmanız gerekir. İkinci husus, bu sayfa maddenin geliştirilmesine yönelik olarak kullanılmaktadır. Açtığınız tartışma konu başlıklarına dikkat ediniz..--Eğitmenmahmut msj 18:50, 3 Ekim 2014 (UTC)
Bu değişikliklerde ve onaylamada çok fazla iyi niyet göremiyorum, başlık bununla ilgilidir, Nesnel hata ve çok sayıda taraflılık unsuru içeriyordu, Toplum üzerindeki etkiler bölümü, bir önceki sürümde bulunan, başka bölümün bozuk kopyası, çok sayıda ayete ansiklopedik tarza uymayan flaşlamalar yapılmış, onaylanmaması gereken değişiklikler ZohakMSJ 08:33, 9 Ekim 2014 (UTC)

VP:TBADüzenle

madde büyük ölçekli girdilerle giriş paragrafından itibaren islam bakış açısıyla yazılmış. bu yüzden taraflı olarak etiketlendi. --kibele 14:55, 6 Aralık 2014 (UTC)

Sayın Kibele, Maddenin taraflı olan yönlerini belirtirseniz tarafsızlığın sağlanması adına düzenlemeye yardımcı olabilir. Teşekkürler.| ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 14:12, 17 Aralık 2014 (UTC)
Büyük girdiler TBA sorunu olamaz. Sebep belirtilmeyecekse TBA şablonu gereksiz durmakta.| ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 14:03, 6 Ocak 2015 (UTC)
tam da 'büyük girdiler' sorun teşkil ediyor. maddenin bütün yapısını değiştirmiş, kuran maddesini kuran'ı kaynak göstererek oluşturmuşsunuz. kendi yaptığınız bu değişikliklere tarafsız gözle bakmayı başarabilirseniz taraflı etiketinin sebebini de görmeniz mümkün olur. --kibele 14:14, 6 Ocak 2015 (UTC)

Tartışmayı benim üzerimden götürmeniz konuyu saptırabilir. Lütfen, içerik üzerine yorum yapınız, benim üzerime değil. Daha fazla bilgi için: VP:İÜYYKÜD

Maddede Kur'an haricindeki kaynaklar 50den fazla. Bunların nerdeyse yarısı akademik yayınlar. Bu arada benim eklediğim kaynaklar ilk 15i ve 24-29 arasıydı sanırım. Sorun nerede?| ɾɐsǝɯ zoɯɐʞɐʎ | 15:05, 6 Ocak 2015 (UTC)

maddenin çeşitli sürümleri arasındaki farkları inceliyorum. bariz durumları düzeltip diğerlerini burada listelemeyi düşünüyorum. kısa zamanda yapmaya çalışıcam. --kibele 16:32, 6 Ocak 2015 (UTC)

maddeleyerek açıklamak gerekirse:

  • kur'an-ı kerim ifadeleri hem başlıkla uyum hem de VP:TBA gerekçesi ile kur'an olarak düzeltildi. ancak madde içinde neredeyse tamamı şapkalı (kur'ân).. onların da başlığa uydurulmasında yarar var.
  • örnek olarak verilen bütün ayetler alıntı yapılmıştı. maddenin düzenini bozduğu ve okumayı zorlaştırdığı için bu ayetler tırnak içine alındı. etimoloji bölümünde yapıldığı gibi bir cümleye beş örnek vermek ise gereksiz, bu 58 ayetin olduğu bir kaynağa bağ verilerek kaldırılsa daha iyi olur.
  • bazı yorumlar çıktı.

ek olarak, eski sürümlerde olup zaman içinde kaybolmuş/değişmiş bazı noktalardan gözüme çarpanlar şunlar.

  • ilk nüshaların yakılmasına ilişkin bilgi;
  • muhammed'in okuma yazma bilmeyişi konusu (doğru ya da yanlış, kaynaklarla beslenerek eklenmeli)
  • kıssalara ilişkin detaylar;
  • batıni ve hurufi tefsirler;
  • bucailizm meselesi;
  • eleştiri bölümünde önermenin kendisine yer verilmemiş, reddine yer verilmiş, o da eklenmeli.
  • bazı ana maddelere bağlantılar kalkmış, onları inceleyip ekleyeceğim.   Yapıldı

bu arada, geçmiş yıllardaki sürümlere göre tarafsızlık açısından daha iyi durumda olduğunu görmekten mutlu oldum. --kibele 19:13, 6 Ocak 2015 (UTC)

Kibele sürümleriDüzenle

Yaptığım çalışmalar Yakamoz 51 tarafından geri alınıp Kibele sürümlerine dönülmüş. Kibele sürümlerinin değiştirilemez niteliği varmı dır birisi aydınlatırsa memnun olacağım.Yaşılhan (mesaj) 06:37, 10 Nisan 2015 (UTC)

Yaşılhan değişiklikler geri alınırken otomatik olarak böyle bir ifade yer alıyor ya da kimi zaman kullanıcılar tarafından hangi sürüme dönüldüğü söyleniyor. vikipedi'de hiç kimsenin sürümlerinin değiştirilemez niteliği yoktur. yukarıda da göreceğiniz gibi yaptığım değişikliklerin açıklaması mevcut. büyük ölçekli düzenlemeleriniz, sanırım açıklama yapmadan gerçekleştirdiğiniz için geri alınmakta. kullanıcılarla konuşarak ve açıklayarak yaparsanız iyi olur. --kibele 09:53, 20 Nisan 2015 (UTC)

TarafsızlıkDüzenle

Vikipedi nin Türkiyede açılmasına sevinmiştim, fakat Kuran -I Kerimle alakalı sayfayı okuyunca tarafsızlık politikasına ve birşeyler katma anlayışına zerre kadar güvenim kalmadı. Kuranda da belirtildiği üzere din vecibeleriyle, itikadıyla, ibadetleriyle bir tekliftir uygulayıp uygulamamak bireyin tercihidir "Dinde, dine sokmak için zorlama yoktur." (Bakara, 2/256) ve burası tarafsızlık iddia eden bir ansiklobedi ise amacı Kuran-ı Kerimin haklığını veya batıllığını açıklamak değil onun hakkında bilgi vermektir (zira İncil ve Tevrat hakkında bu yapılmış)

şimdi tarafsız bakış açısı getirdiğini söyleyen bir internet sitesinin tarafsızlığına bakalım.

"Müslümanlara göre, Kur'an ayetleri Allah tarafından Cebrail adındaki melek aracılığıyla İslam peygamberi Muhammed'e vahiyler halinde indirilen bir kutsal kitaptır.[2][3] Bilimsel ve mantıksal açıdan ise Kur'an, Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaptır.[6]"

"Farklı yazım şekillerine sahip farklı kuran nüshalarında, surelerin anlamları da değişebilmektedir.[26]"

"Kıbrıs NEU ilahiyat fakültesinde yapılan bir çalışmada cahiliye dönemine ait vergilerle ilgili veriler ve bunların Kur’ân’daki malî yükümlülüklerle ilişkisi araştırılmış, Kur’ân’ın söz konusu vergilerinin İslam öncesi Güney, Kuzey ve Hicaz Araplarında hatta daha eski toplumlarda yer alan düzenlemelerin aynısı olduğu sonucuna varılmıştır.[51]"

"Kur’ân'ın eleştirisi Ana madde: Kur'an'a eleştiriler Kur'an'a eleştiriler, metodolojik olarak değişik başlıklar altında yapılmıştır. Bunlar bilimsel, tarihsel, ve iç tutarlılığı, kaynakları, dili (gramer, üslup) vb. başlıklardan oluşur. Bunun yanında, Kur’ân'nın yorumu neticesinde ortaya çıkmış hukuk sistemi şeriat’ın günümüzdeki değerlere olan uyumluluğu ve Kur’ân'ın sadece ilahi bir vahiy olduğu inancı eleştirilmektedir.

Kur'ân'da geçen; evren ve dünyanın yaratılması, insan hayatının kökenleri, biyoloji, doğa bilimleri ve benzeri konular ile ilgili açıklama ve beyanlar bilim insanları tarafından kendi içinde çelişkili olma, bilimsel olmama ve gelişen bilimsel teorilere tezatlık oluşturma gibi nedenlerden ötürü eleştirilmektedir.[53][54][55] Bunun dışında Eski Arapça ve Arap kültürü üzerine uzman pek çok akademisyen Kur'ân'a karşı, açık ve anlaşılır bir kitap olduğunu iddia etmesine rağmen bu özellikleri barındırmaması ve kendini sürekli tekrar eden, anlamsız ve anlaşılmaz kısımlara sahip olması savına dayanaraktan eleştiriler yapmaktadır.[61]

Müslümanlar, Kur’ân'ın "Allah" tarafından aslen bir ümmi olan Muhammed'e gönderildiğine inandıklarından ötürü, Kur’ân'ın başka kaynaklardan alıntılar yapılarak meydana getirilebilmiş olabileceği önermesini reddederler.[62]"

evet içlerinde onlarca hata, çarpıklık, ihtilaf bulunduran asılları yok edilmiş Tevrat ve İncilin sayfasında, 1 cümle dahi onların beşer tarafından yazılmış olduklarından bahsetmiyor fakat içerisinde gaybi bilimsel bir çok ayet barındıran Kuran-ı Kerim in sayfasında onlarca asılsız iddia var bu bile Hak kitap olduğuna kanıttır meyve veren ağaç taşlanır. insanların dini inanışlarını bu tür kamusal alanlarda karalamak büyük hata (tarafsızlık!) ayrıca bunu yapan Ateist Deist arkadaşlar bunu ne akla hizmet yapıyor, zira bu topraklarda onların hayatının garantisi İslamdır toplumları ayakta tutan dinlerdir tarih bize bunu gösteriyor ölünce sonsuz karanlıkta olacağını iddia eden bir insan ölmek istemez fakat bu vatanın evlatları senelerce canlarını düşünmeden feda edip Şehid oldular bu böyle devam edecektir İnşallah. lütfen savaşılacaksa Ateizm, Deizm, Hristiyanlık Yahudilik gibi fikir veya inanışlardaki çarpıklıklarda sayfalara eklensin fakat hepsinin hakkındaki bilgiler bir ansiklopedi olmanın gereği olarak tarafsız ve bilgi verici Vikipedi adminlerinden tek dileğim İslamiyetede tarafsız yaklaşılmasıdır zira İslam sizi öldürmez müslümanlar öcü değildir.

Hristiyanlık ve İncildeki hatalar: Hristiyanların İtikad esaslarından biride işa-i Rabbani (son akşam yemeği) dir ve bundaki ekmeğin İsa (a.s.) ın eti şarabında kanı olduğuna inanılır Yuhannanın bu gibi İtikad esaslarındaki dikkat ve ihtimamı diğerlerinden fazla olduğu halde (Matta, Markos, Luka , Yuhanna) şarabı zikr etmemesi.

Hristiyanlıkta İsa (a.s.) ın tüm Dünyanın günahları için kendini feda ettiğine inanılır. (Süleymanın Özdeyişleri 21.bab 18. ayet) bu ayetler iyi adamın kötünün değilde, kötü adamın iyi adamın fidyesi olduğundan bahseder

(Luka İncili 2.Bab 1-7 ayetler) Nufüs sayımından bahseder ne Lukaya muasır olan eski Yunan Tarihçilerinden kimse ne Lukadan önceki tarihçiler bu sayımdan bahseder bu ayetlerde geçen olayın İsa (a.s.) doğmadan önce geçtiği anlatılır fakat ayette geçen Kirinius İsa (a.s.) doğduktan 15 sene sonra Suriyeye Vali olmuştur.

Sözde İncillerdeki ve Tevrattaki günümüz koşullarına uymayan sertlik ve Etnik Milliyetçilik içeren bazı ayetler

“Öldürme ve tahrip Yeni Ahit'te (İncil) Kur'an-ı Kerim'den açık bir biçimde daha fazla geçerken, Eski Ahit'te (Tevrat) bu konulardan bahis Kur'an-ı Kerim'in iki katı”    

"Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. Tanrınız Rab kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız Rabbin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz." (Tesniye 20:10-14)

"Sen benim savaş çomağım, savaş silahımsın. Ulusları parçalayacak, krallıkları yok edeceğim seninle. Seninle, atları ve binicilerini, savaş arabalarıyla sürücülerini kırıp ezeceğim. Erkeklerle kadınları, gençlerle yaşlıları, delikanlılarla genç kızları, çobanla sürüsünü, çiftçiyle öküzlerini, valilerle yardımcılarını darmadağın edeceğim." (Yeremya 51:20-23)

"Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Ben barış değil kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık koymaya geldim. İnsanın düşmanları, kendi ev halkı olacaktır." (Matta 10; 34-36)

"Ben dünyaya ateş atmaya geldim. Eğer şimdiden tutuşmuş ise daha ne isterim. Fakat benim vaftizleneceğim bir vaftizim var. Bu yerine gelinceye kadar nasıl da sıkılmaktayım! Dünyaya barış ve selamet getirmeye geldim mi sanıyorsunuz? Hayır, size ancak şunu söylerim; ben sizlere ayrılık getirmeye geldim." (Matta, 12; 49-51)

Eğer tarafsızlık politikası korunmayacak ve insanların Kutsal inançaları hakkında onlara bilgi yerine şübhe verilecekse lütfen bu ayetler ve İtikad ihtilaflarıda İncil ve Tevrat ile alakalı sayfalara eklensin ve onlara gelen yoğun eleştilerde Kuran-ı Kerime açılmış olan "Kur’ân'ın eleştirisi" gibi bir bölüm açılarak konu edilsin.

Şimdi birde savaşçı geri kalmış Sosyolojik bakımdan çökmüş olduğu iddia edilen Müslümanların Kutsal Kitabı olan Kuran-ı Kerime bakalım

"Biz insanoğlunu mükerrem kıldık." (İsra, 17/70)

"Ey iman edenler! Hepiniz toptan barış ve selamete girin de şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin aranızı açan belli bir düşmandır." (Bakara, 2/208)

"O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, o takdirde Allah onlara saldırmak için size yol vermez." (Nisa, 4/90).

"Sizinle din konusunda savaşmamış, sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmak ve adaletli davranmaktan Allah sizi menetmez; çünkü Allah adaletli davrananları sever. Allah sizi ancak sizinle savaşan, yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza arka çıkmış olanlarla dostluk etmenizden meneder." (Mümtehine, 60/8-9)

"Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin ve adalet numunesi şahitler olun! Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvaya en uygun hareket budur. Allah'a karşı gelmekten sakının! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır." (Maide, 5/8)

ayrıca Kuran-ı Kerimdeki bilimsel ve gaybi mucizeler sadece gün sayılarından ibaret değildir (sözde haşa) süpheli görünen yanları ekleniyorsa bunlarda eklensin. örneğin onlarca bilimsel konu hakkında açık açık bahseden Kuran-ı Kerim nasıl olurda şöyle bir ayet barındırmaz örnek vermek gerekirse("bunlar ayet değildir" Rabbiniz rahatça yürüyün diye Dünyayı düz kıldı) çünkü onu vahy eden Dünyanın şeklini pek tabi bilir ayrıca inanmak isteyen için şu bile bir mucizedir Kuran-ı Kerim Dünyanın yuvarlak olduğunu söylemez fakat düz olduğunuda söylemez zira yuvarlak olduğunu söyleseydi 17.Yüzyıla kadar Avrupalılar, Yahudiler ve daha birçok fırka Kuranı çok rahat tenkit edebilecek alaya alabilecek ve binlerce insanın hidayete ermemesine ve belkide dinden çıkmasına sebep olacaklardı ve Düz olduğundan bahsetse 17.Yüzyıldan sonraki hiçbir millette ona inanmayacaktı. Gelelim Mucize ayetlere

öncelikle bu ayetlerdeki gerçekleşen olayın bir tahmin olma ihtimali yoktur çünkü hak olduğunu iddia eddiğin bir kitabı bu şekilde ateşe atamazsın zira olay senin belirttiğin şekilde olmazsa tüm hazırlığın çöpe gider ayrıca bu savaştan önce Bizans(Rumlar) ve Sasaniler 4 köre bu savaşla birlikte toplam 5 kere savaşmıştır ve bu 5 savaşın 4 ünü Sasaniler(Persler) yanlızca bu savaşı Bizans(Rumlar) kazanmıştır yani bu tarihsel bir öngörüde olamaz.

Bir insan düşününün; tek başına çıkmış, “Ben Allah’ın peygamberiyim ve bu kitap da onun kitabıdır.” diyor. Ve inatçı kavminin içinde ona iman eden çok az insan var. Ve o olması imkansız gibi çok zor görünen bir mesele hakkında korkusuzca, hiç tereddüt ve telaş göstermeden büyük bir cesaretle hatta vaktini ve yerini dahi tayin ederek haber veriyor.

Etrafındaki insanlar şaşkınlık içinde, hatta bu meselenin olmasını imkansız görenler müminler ile iddiaya giriyorlar. Eğer bu haber yanlış çıksa, “olacak” dediği hadise olmasa, onun doğruluğuna ve peygamberlik davasına gölge düşecek; ama o kendinden çok emin bir tavırla “Olacak!” diyor.

﴾Rum Suresi 2-5﴿ Rumlar yenildi yakın bir yerde . Fakat onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler. Önce olduğu gibi sonra da Allah’ın dediği olur. O gün müminler Allah’ın yardımı sebebiyle sevinecekler. O dilediğini muzaffer kılar. O çok güçlüdür, engin merhamet sahibidir. ﴾6﴿ Bu Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz; ama insanların çoğu bunun bilincinde değildirler.

Peygamberimiz (asm)'in gönderildiği sıralarda Doğu Roma ile İran, dünyanın en büyük iki devletiydiler. Hindli Süleyman Nedevî Efendinin Asr-ı Saadet tarihinde ifade ettiği üzere peygamberliğin beşinci, yani Milâdın 613. yıllarında bu iki komşu ve rakib devlet, birbirleriyle kanlı bir savaşa girişmişlerdi. İran, İkinci Hüsrev'in, Rum Hirakl'in hükmü altındaydı, sınırları Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde birbiriyle birleşiyordu. Filistin, Suriye, Mısır ile Irak'ın bir bölümü ve küçük Asya (Anadolu) Rumlara tabi idi. İranlı'lar, Rumlara iki taraftan saldırdılar. Dicle ve Fırat üzerinde (ezreât ve Busrâ) mevkilerinden Suriye'ye, Azerbeycan ve Ermenistan tarafından küçük Asya'ya saldırdılar. İran orduları, Rum kuvvetlerini her iki cepheden geri atarak denize dökünceye kadar takip etmiş, Suriye'deki bütün mukaddes şehirleri zabtetmiş, Milâdın 614. yılında bütün Filistin'i ve Kudüs'ü ele geçirmişti. Bu istilâ sırasında bütün kiliseler yıkılmış, bütün dini binalar tahrib edilip kirletilmişti. İranlılara katılan yirmi altı bin Yahudi, altmış binden fazla Hristiyanı kılıçtan geçirmişlerdi. İran kisrasının sarayı, öldürülen otuz bin kişinin kafatası ile donatılmıştı. Bu istilâ tufanı, burada durmayarak Mısır'ı da basmış, Milâdın 616. yılında İranlı'lar bir taraftan Nil vadisini işgal ederek İskenderiye'ye ulaşmışlar, diğer taraftan bütün Anadolu'yu ele geçirerek İstanbl'un Boğaziçi sahillerine kadar gelmişler, Doğu Roma İmparotorluğu'nun başkenti olan Kostantıniye (İstanbul) şehrinin karşısında görünmüşler, saltanatlarını Irak, Suriye, Filistin, Mısır ve Anadolu'ya yaymışlardı. İranlılar, girdikleri her yerde ateşgedeler (Ateşe tapanların, ateş yaktıkları tapınaklar) meydana getiriyorlar ve böylece Hristiyanlığın çıktığı yerlerde ateşperestliği yayıyorlardı. Doğu Roma İmparatorluğu'nun bu yenilgisi karşısında kendisine tabi bulunan birçok vilâyetler isyan etmiş, Afrika'daki ülkeler, Avrupa tarafındaki vilâyetler, hatta İstanbul'a komşu şehirler, bu devletin egemenliğinden çıkmak istemişler ve çıkmışlardı. Kısaca Doğu Roma İmparatorluğu darmadağın olmuş, helâk olup yerlere serilmişti. Romalıların bu yengilgi haberi Mekke'ye ulaştığı zaman müşrikler sevinmiş ve Müslümanlara karşı onların yenilgisinden duydukları sevinci açığa vurmuşlar: "Siz ve Hristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve Fâris (İranlılar) ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi tepelediler. Biz de sizi tepeleriz." demişlerdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (asm)'in bir mucizesi olmak üzere bu âyet inip buyuruldu ki: Gerçi Rumlar yenildi yerin en yakınında, Mekke toprağının, yani Arabistan'ın en yakınında; Şam'da yahut Rum başkentinin pek yakınında, yani Anadolu'da İstanbul civarında demek olabilir ki, ikisi de doğrudur. O sırada Rum İmparatorluğu öyle perişan olmuştu ki, iç isyanlarla devlet ihtilâle uğramış, ordusu dağılmış, hazinesi boşalmış, imparator Hirakl, İstanbul'u terkederek Kartaca'ya kaçmayı bile kurmuştu. İranlıların galip kumandanları, zaferin verdiği sarhoşlukla şu barışı teklif etmişler: İmparator, İranlılar tarafından istenecek her şeyi verecektir. Bu cümleden olarak bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir. Rum İmparatorluğu, bütün bu aşağılayıcı şartları kabul etmiş, bu esaslar üzerinde barışı imzalayacak delegeler göndermişlerdi. Bu delegeler, İranlıların yanına vardıkları zaman Husrev, şu sözleri de söylemiş: "Bu yeterli değildir. Bizzat imparator Hirakl, karşıma zincirler içinde gelerek asılıp çarmıha gerilmiş olan ilâhına karşılık ateşe ve güneşe tapmalıdır." İşte o yenilgi, böyle bir yenilgiydi. Böyle bir çöküş içinde Romalıların birkaç yıl zarfında canlanıp yeniden galip geleceklerine kesinlikle hüküm vermek şöyle dursun, ihtimal vemek bile normal olarak akılların havsalasına sığacak bir şey değildi. Fakat böyle bir zamanda Allah Teâlâ, Resulüne (asm) gayptan şu haberi bildiriyordu: Bununla birlikte onlar, bu yenilgilerinin ardından kesinlikle galip gelecekler. Hem uzak değil. Birkaç yıl içinde ki, "bıd" kelimesi üçten dokuza kadar olan bir sayıyı ifade eder, nitekim bu âyet inince Hz. Ebu Bekir (ra), o sevinen müşriklere şöyle demişti:

"Allah, sizin gözlerinizi aydınlatmayacak, peygamberimiz haber verdi. Yemin ederim ki, Rumlar birkaç yıl içinde İranlılara mutlaka galip geleceklerdir." Buna karşı Übeyy b. Halef: "Yalan söylüyorsun, haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim." dedi ve her iki taraf ta on deve üzerine bahse girişip, üç yıl müddet tayin ettiler. Ebu Bekir (ra), durumu Resulullah (asm)'a haber verdi. Resullullah (asm) "Bıd', üçten dokuza kadardır, miktarı artır, müddeti uzat." buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir (ra) çıktı, Übeyy'e rast gelince o: "Galiba pişman oldun?" dedi. Ebu Bekir (ra) de: "Hayır, gel seninle bahsi artıralım, müddeti de uzatalım, haydi dokuz seneye kadar yüz deve yap." dedi. O da: "Haydi yaptım." dedi.

Tirmizî'nin Sahih'inde rivayet ettiği üzere "Bedir" günü Rumlar, İranlılara galip geldiler, Ebu Bekir (ra) de onu (bahse konu develeri) Übeyy'in vârislerinden aldı, Peygamber (asm)'e götürdü. Peygamber (asm) de ona: "Bunu tasadduk et." buyurdu. Önünden de sonundan da emir Allah'ın, yani Rumlar galip gelecekler diye ondan sonra emir ve irade, hüküm ve kumanda Rumların olacak zannedilmesin; onlar galip gelmezden önce emir, ne onların, ne İranlıların olmayıp Allah'ın olduğu gibi, onların galip gelmesinden sonra, yine Allah'ındır. O, önce onları mağlub ettiği gibi, sonra da eder. Hem de o gün, yani Rumların, İranlılara galip geleceği gün müminler sevinecek Allah'ın yardımıyla, yani ötede Rumlar, İranlılara galip gelirken aynı zamanda beriden Müslümanlar da Allah'ın yardımıyla müşriklere karşı zafer elde edecekler; yalnız Rumların galip gelmesiyle değil, Allah'ın özellikle kendilerini galip kılan yardımıyla sevinecekler. Müminlere bu şekilde vaad edilen bu yardım, bu sevinç, "Bedir" zaferidir. Nitekim Teberî Tefsiri'nde "O Bedir'de müminlerin , müşriklere galip gelmesidir." demiştir.

Demir ile ilgili ayetler her şey çok açık güneş gibi meydanda tabi gören için And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

Demir, Kur’an’da kendisine dikkat çekilen elementlerden biridir. Hatta bir sureye “Hadid” ismi verilmiştir ki, “demir” manasına gelmektedir.

Hadid suresinin 25. ayet-i kerimesinde şöyle buyrulmuştur:

“Biz demiri indirdik ki, onda çetin bir sertlik ve insanlar için faydalar vardır.” (Hadid Suresi 25)

Ayet-i kerimede, demirin oluşumu için kullanılan “enzelna” tabiri, “Biz indirdik” manasına gelmektedir. Hâlbuki bizim bildiğimiz şey, demirin yer altından çıkarılmasıdır. Yani bize göre, “Demiri indirdik.” yerine “Demiri çıkarttık.” denilmeliydi. Ancak durum hiç de öyle değildir. Ayet-i kerimedeki “indirdik” tabiriyle çok önemli bir bilimsel mucizeye dikkat çekilmiştir.

Şöyle ki: Demir madeninin oluşabilmesi için bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. İhtiyaç duyulan bu sıcaklık, Dünya’da olmadığı gibi Güneş’te de mevcut değildir. Güneş’in 6000 santigratlık bir yüzey ısısı ve 15 milyon santigratlık bir çekirdek ısısı vardır. Bu ise demirin oluşumu için yeterli bir sıcaklık değildir. Demir ancak Güneş’ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz hale gelir ve patlar. Demirin uzaya dağılması da işte bu patlamalar sonucunda mümkün olur. Bütün astronomik bulgular, Dünya’daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.

Sadece Dünya’daki demir de değil, tüm Güneş Sistemi’ndeki demir, dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü ifade ettiğimiz gibi, Güneş’in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesi için yeterli değildir. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, demir madeni dünyada oluşmamış, Süpernovalardan taşınarak, aynı ayet-i kerimede bildirildiği şekilde indirilmiştir.

Bu bilginin Kur’an’ın indirilmiş olduğu asırda yani bundan 1400 sene önce bilinmesi mümkün değildir. Madem mümkün değildir, o halde bu bilginin Kur’an’da var olması ne ile izah edilebilir?

Kur’an’ın Allah’ın kitabı olmasından başka bir izah var mıdır?

Ayrıca ayet-i kerimede demirin insanlar için çok faydaları olduğundan bahsedilmektedir. Hâlbuki bu ayet-i kerimenin indiği dönemde insanlar demirden sadece kılıç yapıyorlardı ve demirin başka faydalarını bilmiyorlardı. Buna rağmen Kur’an, “onda insanlar için çok faydalar vardır.” buyuruyordu. Şimdi gelin, demir ile ilgili son bilimsel verilere bakalım:

Demir atomu olmaksızın evrende karbona bağlı yaşam olması mümkün değildir.

Yani süpernovalar olmaz, Dünya’nın ilk dönemlerinde ısınması gerçekleşmez, atmosfer ya da hidrosfer olmaz, koruyucu manyetik alan olmaz, Van Allen radyasyon kuşakları oluşmaz, Ozon tabakası olmaz, insan kanındaki hemoglobini meydana getirecek hiçbir metal bulunmaz, oksijenin reaktifliğini yatıştıracak metal oluşmaz ve oksidasyona dayanan bir metabolizma meydana gelmezdi. Demir atomunun önemi, herhalde bu açıklamalarla kolayca anlaşılmıştır.

İşte Kur’an’da özellikle demire dikkat çekilmesi ve “Onda insanlar için çok faydalar vardır.” buyrulması son derece manidar ve son derece hikmetlidir.

Tüm bunların yanı sıra mezkûr ayet-i kerimede bir sır daha vardır.

O sır da şudur: Demirden bahseden ayet-i kerime, Hadid suresinin 25. ayetidir. Bu ayet-i kerime oldukça ilginç iki matematiksel şifreyi içermektedir.

Şöyle ki: Hadid suresi, Kur’an’ın 57. suresidir. Surenin ismi, lâmı tarifle söylendiğinde “El-hadid” şeklinde olur ki, bu kelimenin Arapçadaki sayısal değeri, yani ebcedi hesaplandığında karşımıza çıkan rakam 57’dir. Bu, surenin Kur’an’daki sırasıyla aynıdır. Hadid suresi, Kur’an’ın 57. suresidir. Eğer lâmı tarifli değil de kelimeyi nekra olarak alırsak, yani sadece “hadid” kelimesinin sayısal değerine baksak, bu da 26’dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır. Yani “El-hadid” olarak baktığımızda sayısal değeri 57 oluyor. Bu, Hadid suresinin Kur’an’daki sıra numarasıdır. “Hadid” olarak baktığımızda ise sayısal değeri 26 oluyor. Bu da demir atomunun numarasıdır.

Şimdi insaf ile düşünelim: 1400 sene evvel, bilimin ve tekniğin isminin bile olmadığı bir asırda, çölde yaşayan ve okuma-yazma bilmeyen bir beşerin, demirin gökten indirildiğini ve onda çok faydaların olduğunu bilmesi; ve bunu bir kitaba yazdırırken de belirttiğimiz rakamsal uygunlukları gözetmesi hiç mümkün müdür? Hangi akıl sahibi bunu kabul eder? Ve bunu kabul edene akıllı denilir mi?

Hal böyle iken Kur’an’a beşer kelamı demek, Dünya’yı aydınlatan Güneş’e gözünü kapamak gibi bir hezeyandır. Gözünü kapayan sadece kendine gece yapar. Bizi gecede bırakmayan ve Kur’an’ın nuruyla gecemizi gündüz yapan Rabbimize sonsuz hamdü sena olsun!

Tebbet suresi bu surede aynı Rum suresi gibi fakat bunda bir zorluk daha var ithaf edilen Ebu Leheb cehennem ile müjdelenmiş yani kafir ölecek çıkıp deseki (münafıken dahi olsa) ben HZ.Muhammede iman ettim herşey silinecek vetüm dini yalanlamış olacak fakat "Ve isteyemezsiniz, alemlerin Rabbi Allah istemedikçe."(Tekvir 81-29)

(Tebbet 1, 2, 3, 4, 5. ayetler) Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).

Asıl adı Abdüluzza’dır. Kur’an ona “Alevli ateşin babası” manasında “Ebu Leheb” ismini takar.

Ebu Le­heb’in ka­rı­sı ise Üm­mü Ce­mil’dir. Ümmü Cemil her gece pıtrakları, dikenleri ve dikenli ağaç dallarını toplayıp büyük demet yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batsın, yaralar açsın diye Peygamberimiz (s.a.v.)’in geçeceği yollara atar ve saçardı.

Tebbet suresi, Ebu Leheb ve eşinin küfür üzere öleceğini haber vermektedir. Ve haber verdiği gibi de çıkmıştır.

Şimdi bu delil üzerinde biraz daha derinlemesine tahlil yapalım:

Kur’an, Ebu Leheb ve eşinin kafir olarak öleceğini ve Cehenneme gideceğini bizlere haber veriyor. Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğunu kabul etmeyen ve bunu inkar eden kimse, şu sorularımıza nasıl cevap verebilir:

1- Ebu Leheb, Tebbet süresi indikten tam 7 yıl sonra ölmüştür. Yani Tebbet suresinin ayetleri, Ebu Leheb hasta yatağında ölümü beklerken gelmemiş, bilakis tam 7 yıl sonraki akıbetini bildirmiştir. Ebu Leheb’in küfür üzere öleceğini -Haşa, eğer bu kitap Allah’ın kitabı değilse bir beşer kendi başıyla nasıl bilmiştir?

2- İslam’ın başlangıcında İslam’ın birçok düşmanları vardı ki, zamanın geçmesiyle her biri teker teker İslam’a girmiş ve Peygamberimize biat etmiştir. Hatta bunların içinde Müslümanlarla savaşan Halid bin Velid, Ebu Süfyan, Amr İbn As gibi zatlar da vardır. Hatta bunların içinde Hz. Hamza’yı şehit eden Hz. Vahşi ve Hz. Hamza’nın kalbini söken Hz. Hind de bulunuyordu.

Bütün bu kişiler daha sonra tövbe etmişler ve “Sahabe” ve “Hazret” unvanına layık olmuşlardır. Bu kişiler gibi Ebu Leheb’in ve eşinin de tövbe etmesi mümkündü ve son derece de doğaldı. Ancak Kur’an’ın lisanıyla, onların tövbe etmeyeceği ve kafir olarak öleceği ilan edildi. Acaba Hz. Muhammed (s.a.v) Allah’ın peygamberi ve Kur’an da Allah’ın kitabı değilse, Ebu Leheb’in ve eşinin kafir olarak öleceği nasıl bilindi?

3- Akıllı bir insan kendisini yalancı durumuna düşürecek konularda iddiada bulunmaz. Hele yalanını ortaya çıkaracak tarzda gayba ait hiçbir şey söylemez. Şimdi şunu bir düşünün: Kur’an, “Ebu Leheb ve eşi kafir olarak ölecek” diyor.

Eğer Ebu Leheb veya eşi: “Ben Müslüman oldum, tövbe ettim.” deseydi, Kur’an’ın mezkur haberi doğru çıkmamış olacaktı ki, bu da Kur’an’ın davasının iptali anlamına gelirdi. Hatta eğer Ebu Leheb veya karısı, yalandan da olsa, münafıklık yaparak “Biz Müslüman olduk” deselerdi, Kur’an’ın ve Peygamber Efendimizin doğruluğu birden yok olacaktı.

Öyle ya, Kur’an “kafir olarak ölecek” diyor, o kişi ise “ben Müslüman oldum” diyor. O zaman Kur’an’ın bu gaybi haberini ne ile izah edeceksiniz. İşte durum bu kadar ciddi iken, Kur’an Ebu Leheb ve eşinin küfür üzere öleceğini haber veriyor ve haber verdiği gibi tam 7 sene sonra Ebu Leheb küfür üzere ölüyor.

Eğer Kur’an Allah’ın kelamı olmayıp -haşa- bir beşerin düzmecesi olsaydı, hiç o beşer yalanını ortaya çıkaracak böyle bir iddiada bulunur muydu? Siz olsanız bulunur musunuz? Elbette hayır! O halde bu haberi ve bu haberin doğru çıkmasını, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olmasından başka ne ile izah edebilirsiniz?

Evet, Kur’an “Kafir olarak ölecek” diyor ve 7 sene sonra kafir olarak ölüyor. Bütün düşmanlığına rağmen, ayet-i kerimeyi yalan çıkarmak için münafıklık yaparak “İman ettim” bile diyemiyor. İman kelimesini yalandan da olsa telaffuz edemiyor. Bunu bilmek, ancak ve ancak zamandan münezzeh olup, bütün zaman ve mekanları aynı anda bilmek ile mümkündür ki, bu sıfat da Allah-u Teala’dan başkasında bulunmaz.

İşte, Kur’an’ın Ebu Leheb ve eşinin küfür üzere öleceğini haber vermesi ve tam haber verdiği gibi vukua gelmesini delil göstererek deriz ki, Kur’an, gaybları en iyi bilen Allah’ın kelamıdır ve O’nun sözüdür. Kur’an’ın gaybi haberleri bu hükümden başka hiçbir şeyle izah edilemez.

Kuran’da hiçbir zaman şahsiyetçilik yapılmamıştır. Daima yanlış tutum ve davranışlar deşifre edilmiş, bozuk zihniyetlere hücum edilmiştir. Bu hücumlarda gerçek insan olanların vicdanlarını harekete geçirmek, o tür çirkin bir zihniyetten nefret etmesini sağlamak için uygun temsiller kullanılmıştır. Yalnız Ebu Lehep ve hanımı bunun tek istisnasıdır ve Tebbet Suresi bu açıdan da bir mucizedir. Çünkü Eğer Kuran -haşa yüz bin defa haşa- Allah kelamı olmasaydı, Hz. Muhammed (asm), Ebu Cehil gibi yakın akrabası olmayan din düşmanı azgınlar dururken, -kabilecilik düşüncesinin zirvede olduğu bir devirde- kendi akrabasının şan ve şerefini düşünüp, kendi amcasını rezil etmezdi.

Evet, Tebbet suresi bir şahıs olarak Ebu Leheb ve eşinin cehenneme gideceğini haber vermiştir. Bu surenin bu gaybî ihbarı elbette bu iki şahısla sınırlıdır. Ancak verdiği ders bunun ötesinde çok geniş hakikatleri kapsamaktadır. Mesela; verilen gaybî haberin olduğu gibi çıkmış olması, kıyamete kadar aklı başında olan insanların imanını kuvvetlendirecektir.

Hz. Peygamberin en yakın akrabası olan amcasını hedef alması, Kuran’ın Allah’ın kelamı olduğunu gösteren bir belgedir. Çünkü –az önce de ifade edildiği üzere- kabileciliğin çok fazla revaçta olduğu bir devirde Kuran’da Ebu Cehil’in değil de Ebu Leheb’in şerefini rencide edecek bir mesajın varlığı, Hz. Muhammed’in (asm) Allah’ın kulu ve resulü olduğunu, onun bu konuda da kendi iradesini bırakıp Allah’ın iradesine boyun eğmek zorunda kaldığını, bunda asla bir dahlinin olmadığını göstermektedir.

Ayrıca, Ebu Leheb’in şahsının yanında şehsiyetinin, zihniyetinin de hedef alındığı bir gerçektir. Onun şahsı ölmüş olsa, şahsiyetinin timsalleri, karakterinin mümessilleri, zihniyetinin versiyonları her zaman yaşamaktadır. Ve bu sure bu açıdan kıyamete kadar dersini vermeye devam edecektir.

Kuran-ı Kerim bular gibi onlarca ayetle doludur Kuran-ı Kerim ile ilgili sayfada tarafsız yaklaşılmayacak ve (sözde) onun şüpheli yanlarından bahsedilecekse lütfen bunlardanda bahsedilsin Vikipedi adminlerdinden tek dileğim budur burada olan herkesi tarafsız kalması temennisi ile. Pulandi1 (mesaj) 07.28, 31 Ocak 2020 (UTC)

"Kur'an" sayfasına geri dön.