Ana menüyü aç

Tarihi Ayasofya Katedrali olarak bilinen Selimiye Camii (Modern YunancaΤέμενος Σελιμιγιέ), Kuzey Lefkoşa'da bulunan ve camiye çevrilmiş eski bir Roma Katolik katedralidir. Kentin ana camisidir. Selimiye Camii, muhtemelen daha eski bir Bizans kilisesi üzerine inşa edilmiş, Kıbrıs'taki hayatta kalan en büyük ve en eski Gotik kiliseye (iç ölçüler,: 66 X 21 m) ev sahipliği yapmaktadır.

Selimiye Camii
Temel bilgiler
Yer Lefkoşa, KKTC
İnanç İslam
Mimari
Mimari tür Cami
Mimari biçim Latin (Osmanlı ile minareler eklendi)
Tamamlanma tarihi 1209
Özellikler
Minare sayısı 2 adet

Toplamda cami, 2500 kişinin aynı anda ibadet edebilmesine olanak sağlayacak bir büyüklükte 1750 m2 ibadet alanına sahiptir.[1] Lefkoşa'da ayakta kalan en büyük tarihi binadır ve kaynaklara göre "İslam'ın yükselişi ile Osmanlı döneminin sonları arasındaki bin yılda Doğu Akdeniz'de inşa edilmiş en büyük kilise olmalıdır".[2] Kıbrıs'ın Lüzinyan kralları için taç giyme kilisesiydi.

TarihiDüzenle

Erken Bizans kilisesiDüzenle

Katedralin adı, Yunancada "Kutsal Bilgelik" anlamına gelen Ayasofya'dan gelmektedir. Tarihsel olarak bu ismin kökeninin aynı yerde kurulmuş bir Bizans kilisesinden türediği düşünülmüştür.[3] Ayasofya Katedrali'nin Bizans dönemindeki başpiskoposluk kilisesi olarak varlığını 11. yüzyılda yazılmış bir el yazmasına 1135-36 yıllarında düşülmüş bir not doğrular.[4]

İnşaat ve Frenk DönemiDüzenle

Katedralin inşasına ne zaman başladığı belli değildir, Yunan selefinin yerine aşamalı olarak mı yapılmış yoksa onunla birlikte mi yapılmış, kesin değildir.[5] Temel yapı taşlarının döşenmesi için belirtilen tarih 1209'dur ve çeşitli kaynaklarda inşadan sorumlu olan kişi olarak Lefkoşa'nın Latin başpiskoposu Thierry[6] ya da Albert[5] olarak geçmektedir. Daha erken bir başlangıç tarihini gösteren kanıtlar da vardır,[7] ayrıca Tapınak Şövalyeleri'nin de 1191-92 yıllarındaki egemenlikleri boyunca yeni bir katedralin inşası için çaba sarf ettikleri belirtilir. Başpiskopos Eustorge de Montaigu'nun görevinin ilk yıllarında (1217 ile 1250 arasında hüküm sürdü), inşaatın hızlandığı düşünülmektedir.[5] 1228 yılına gelindiğinde, kilise Eustorge'nin hakimiyeti altında "büyük ölçüde tamamlandı".[6] Bazı kaynaklarda, IX. Louis'in Kıbrıs'a Yedinci Haçlı Seferi sürerken 1248'de geldiğinde inşaatı desteklediğini yazmasına rağmen,[8] bu iddiayı destekleyecek kanıt yoktur.[5] 13. yüzyılın sonunda yan koridorlar ve orta koridorun büyük bir kısmı tamamlanmıştır.

Katedral, 13. ve 14. yüzyıllarda, 1267 ve 1303 yıllarında iki kez depremden zarar görmüştür.[8][5] 1267 depremi nefin yapımında önemli bir gecikmeye neden oldu.[9] Başpiskopos Giovanni del Conte, 1319'a kadar[7] nefin ve narteksin tamamlanmasını ve 1319'dan 1326'ya kadar orta koridorun, payandaların, cephenin ve bir şapelin/vaftiz bölümünün tamamlanmasını sağladı. Ayrıca katedralin süslemelerine freskler, heykeller,[10] mermer perdeler ve duvar resimleriyle başladı. 1326'da katedral nihayet kutsandı ve resmen büyük bir kutlama ile resmen açıldı.[9][10]

Lüzinyan yönetimi sırasında katedral, Kıbrıs Krallarının taç giyme kilisesi olarak hizmet vermeye başladı. Cenevizlilerin Mağusa'yı ele geçirmesinden sonra, Kudüs'ün Lüzinyan Krallarının ve son olarak Ermenistan Lüzinyan Krallarının taç giyme kilisesi haline geldi.[11] Ayrıca, 1310'da Tapınak Şövalyeleri Duruşmaları'na ev sahipliği yaptı.[2]

Katedral açılmış olmasına rağmen, bina hala tamamlanmamıştı. 1347'de Papa IV. Clement, depremden etkilendiğinden dolayı katedralin tamamlanması ve yenilenmesi için bir bildiri yayımladı. Bildiride, katedralin tamamlanması için çalışanlara 100 günlük ödenekli izin verileceği belirtiliyordu,[12] ancak bu çaba amacına ulaşamadı.[3] Revak ve kuzeybatı kulesi bu dönemde inşa edilmiş ve batı duvarının üç kapısı heykellerle süslenmiştir. Üç kemerli kabartmalarda krallar, peygamberler, havariler ve piskoposlar tasvir edilmiştir.[10]

1359'da, Kıbrıs'taki Papalık legatusu, Peter Thomas, Kıbrıs'ın tüm Rum Ortodoks rahiplerini katedralde bir araya getirdi, hapsetti ve dinlerinden döndürmek için vaaz vermeye başladı. Katedralden gelen bağırışmaların sesi, katedralin dışında büyük bir kalabalığın toplanmasına neden oldu ve kısa sürede rahipleri serbest bırakılması için bir isyan başladı ve katedralin kapıları yakıldı. Kral, daha sonra kovulacak olan vaizin, isyandan kurtarılmasını ve piskoposların serbest bırakılmasını emretti.[13]

1373 yılında, katedral Kıbrıs'a yapılan Ceneviz baskınları sırasında zarar gördü.[8]

Venedik dönemiDüzenle

 
Ayasofya Katedrali, 1597'de oluşturulan Lefkoşa haritasında merkezi bir özellik olarak görülüyor

1491 yılında, katedral bir depremde ağır hasar gördü. Ziyaret eden bir hacı, koro alanının büyük bir kısmının yıkıldığını, koro alanının arkasındaki kutsal şapelin yıkıldığını ve Kıbrıslı Hugh III'e ait bir mezarın tahrip olduğunu ve altın kalıntılar ve kraliyet elbisesi içerisindeki kralın cesedinin ortaya çıktığını açıkladı. Altın hazine Venedikliler tarafından alındı.[14] Venedik Senatosu, hasarın onarılmasını emretti ve her yıl başpiskopostan 250 ducatlık katkı yapan özel bir komisyon kurdu. Onarım çok kapsamlı ve mükemmeldi; 1507'de Pierre Mésenge, binanın 20 ya da 22 yıl önce tamamen yıkılmış olmasına rağmen, çok güzel göründüğünü yazdı.[15]

Venedikliler Lefkoşa'yı surlarla çevirdiğinde, Ayasofya Katedrali şehrin merkezi oldu. Bu, kentin çevresinde şekillendiği orta çağ Avrupa katedrallerinin konumunu yansıtıyordu.[16]

Osmanlı dönemiDüzenle

 
878'de Selimiye Camii, İngilizlerin şehri ele geçirmesinden hemen sonra

1570 yılında kentin 50 günlük Osmanlı kuşatması sırasında katedral çok sayıda insana sığınak görevi yaptı. Şehir 9 Eylül'de düştüğünde, Baf Piskoposu Francesco Contarini, ilahi yardım isteyerek insanları cesaretlendirdi ve binadaki son Hristiyan vaazını verdi. Katedralin kapısı kırıldı ve piskopos ve diğer Hristiyanlar öldürüldü. Katedraldeki mobilya ve süs eşyaları gibi Hristiyan eşyaları parçalandı ya da çöpe atıldı[3]; koro alanı ve nef tahrip edildi.[17] Daha sonra, 15 Eylül'de ev sahipliği yapacağı ilk Cuma namazına hazırlık için caminin içi yıkandı. Komutan Lala Mustafa Paşa'nın katıldığı bir törenle katedral camiye dönüştürüldü.[3] Aynı yıl boyunca, iki minare, mihrap ve minber gibi İslami yapılar eklendi.[18]

Caminin ilk imamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Mora bölgesinden gelen Moravizade Ahmet Efendi idi.[19] Bütün imamlar, Lefkoşa'nın fethi sırasında kullanılan bir kılıca yaslanarak, Cuma günü vaazlardan önce merdivenlerden minbere çıkma geleneğini sürdürdü.[20]

Caminin dönüştürülmesinin ardından cami Sultan Selim Vakfı'nın mülkiyeti haline gelir. Diğer bağışçılar bakımın sağlanmasına yardımcı olmak için birtakım vakıflar kurar. 16. yüzyılda Kıbrıs valisi olan Okçuzade Mehmed Paşa, Sultan Selim Vakfı'na gelir sağlamak için bir dükkan bağışlar; diğer bağışlar kırsal kesimdeki mülkleri ve diğer dükkanları içerir. Vakıf, fonlara bakmak için mütevelli görevi görür ve 16. yüzyılın sonlarında yıllık 40.000 akçe Medine'ye gönderilir.[21] Osmanlı döneminde, adanın en büyük camisi idi ve Osmanlı valisi, idareciler ve seçkinler tarafından Cuma namazı için kullanılırdı. 18. yüzyılın sonlarında, önde at sırtında gelen yetkililerden, ardında da alt makamlardaki yetkililerin yürüyerek takip ettiği büyük bir alay, her cuma camiye geldi.[22]

Cuma namazı nedeniyle Lefkoşa ve çevre köylerden çok sayıda Müslüman camiye akın eder. Camide oluşan kalabalıklar nedeniyle, caminin yanında bir pazar gelişir ve alan bir ticaret merkezi haline gelir. Caminin çevresindeki alan, Büyük Medrese ve Küçük Medreseler gibi medreselere yakın bir yerde inşa edildiğinden dolayı bölge bir eğitim merkezi haline de gelir.[17]

1874'te Sultan Abdülaziz'in Lefkoşa'yı ziyaret edeceği söylentileri üzerine, ziyaretten sonra "Aziziye Kapısı" adı verilecek olan yeni bir kapı inşa edilir. Kapı, bölgede önceden var olan bir Lüzinyan penceresinin genişletmesiydi ve yapımında çevreden elde edilen mermer ve diğer malzemelerin parçaları kullanılmıştı. Kapının süslemeleri, bölgedeki bir lisenin hat öğretmeni hattat Es-Seyyid Ahmet Şukri Efendi'nin yazdığı bir yazıttır. Yazıt, padişaha övgüler içermektedir. Kapı, Abdülaziz'in emriyle Nazif Paşa tarafından yapılmıştır. Selvi ağaçlarından oluşan iki süslü figürle çevrilidir. Geçit daha sonra kadınlar girişi olarak kullanıldı ve daha sonra kullanımı terk edildi ve tamamen kilitli kalmaya başladı.[23]

İngiliz hakimiyeti ve 20. yüzyılDüzenle

1949'da imamlar, ezanı okumak için minareye tırmanmayı bıraktılar ve yerine hoparlörler kullanmaya başladılar. 13 Ağustos 1954'te Kıbrıs Müftüsü, Kıbrıs'ın fethi sırasında imparatorluk yapan Osmanlı sultanı Selim'in onuruna camiye resmen "Selimiye Camii" adını verdi.[3]

MimariDüzenle

Koro alanının çevresinde gezilebilir bir alan bulunmaktadır, ancak herhangi bir şapel apsisi bulunmamaktadır. Bu, Başpiskopos Thierry'nin memleketindeki Notre Dame de Mantes de dahil olmak üzere diğer bazı katedralleri etkileyen Notre Dame de Paris'in planının izlendiğini göstermektedir. Şapeli oluşturan çapraz sahın, koridorlarla aynı yüksekliğe sahiptir ve gezi alanının batısına iki dikme ile bağlıdır. Bu, Lüzinyan Hanedanı'nın memleketi olan Fransız şehri Lusignan'ın piskoposluk kilisesi olan Poitiers Katedrali'nin planını izler. Osmanlı yapımı Aziziye Kapısı katedralin doğu ucunda olmasına rağmen, kuzey ve güney girişleri başlangıçta nefin dördüncü dikmesinde yer almaktaydı. İlk düzenlemenin Sens Katedrali'nden sonra modellendiği düşünülmektedir.[5]

Kilisedeki gömülerDüzenle

(Halen bir kilise olarak hizmet vermekte iken yapıda bulunan gömüler):

GaleriDüzenle

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

Dipnotlar
  1. ^ "Lefkoşa'ya 3657 mümin aranıyor". Haber Kıbrıs. 20 Şubat 2011. 24 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ocak 2016. 
  2. ^ a b Schabel 2012, s. 158.
  3. ^ a b c d e Keshishian, Kevork K. Nicosia: Capital of Cyprus Then and Now (2nd bas.). Nicosia: The Moufflon Book and Art Centre. ss. 173–8. 
  4. ^ Papacostas 2006, s. 11.
  5. ^ a b c d e f Schabel 2012, s. 155.
  6. ^ a b Coureas, Nicholas (1997). The Latin Church in Cyprus, 1195–1312 (illustrated bas.). Ashgate. s. 211. Erişim tarihi: 17 Mart 2015. 
  7. ^ a b Riley-Smith, Jonathan (1999). A History of the Crusades. Oxford University Press. ISBN 9780191579271. 
  8. ^ a b c Güven 2014, s. 424.
  9. ^ a b Setton 1977, s. 168.
  10. ^ a b c "Latin Cathedral of St. Sofia (Selimiye mosque)". Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Cyprus. 2 Ekim 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 March 2015. 
  11. ^ Schabel 2012, s. 159.
  12. ^ Papantoniou, Giorgos; Fitzgerald, Aoife; Hargis, Siobhán, (Edl.) (2008). POCA 2005: Postgraduate Cypriot Archaeology : proceedings of the fifth annual Meeting of Young Researchers on Cypriot Archaeology, Department of Classics, Trinity College, Dublin, 21–22 October 2005. Archaeopress. s. 18. ISBN 9781407302904. 
  13. ^ Andrews 1999, s. 67.
  14. ^ Setton 1977, s. 169.
  15. ^ Enlart, Camille (1987). Gothic art and the Renaissance in Cyprus (illustrated bas.). Trigraph Limited. s. 88. ISBN 9780947961015. 
  16. ^ Erçin, Çilen (2014). "The Physical Formation of Nicosia in the Turkish Republic of Northern Cyprus from 13th to 15th Century" (PDF). Megaron Journal (Turkish). Yıldız Teknik University. 9 (1), s. 34–44. Erişim tarihi: 15 March 2015. 
  17. ^ a b Gürkan, Haşmet Muzaffer. Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa (Turkish) (3rd bas.). Galeri Kültür. ss. 117–8. ISBN 9963660037. 
  18. ^ Alasya 2002, s. 363.
  19. ^ Bağışkan, Tuncer (31 Mayıs 2014). "Lefkoşa Şehidaları (1)". Yeni Düzen. 24 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2015. 
  20. ^ Fehmi, Hasan (1992). A'dan Z'ye KKTC: sosyal ve ansiklopedik bilgiler. Cem Publishing House. s. 129. Erişim tarihi: 18 Mart 2015. 
  21. ^ Jennings, Ronald C. (1993). Christians and Muslims in Ottoman Cyprus and the Mediterranean World, 1571-1640. New York and London: New York University Press. s. 54. 
  22. ^ Bağışkan 2013.
  23. ^ Bağışkan 2005, s. 101.
Bibliyografya

Dış bağlantılarDüzenle