Rind, geçmiş İslam toplumlarında her tabaka arasında ortaya çıkabilen ve hakim tavırlardan farklı kendine özgü bir yaklaşım sahibi olan, antik dönemin kinik filozoflarına benzer özelliklerle ön plana çıkan insan tipi. Rind Tanrı'ya inanmakla birlikte konformist ve konservatif düşünme ve yaşama biçimlerine mesafeli duran, kalender meşrep, hazcı olmamakla birlikte dini sebeplerle dahi olsa haz düşmanlığına kapılmayan, tüm insanlara hoşgörüyle yaklaşan, latifeden anlayan, hoşsohbet ve bilge (arif) bir karakteristiğe sahip insan örneğidir. Uludağ'a göre ise " rindler daha çok melamiler ve kalenderler gibi gelenek ve göreneklere aldırmadan geniş bir hürriyet ve gönül rahatlığı içinde yaşarlar."[1] Özellikle Fuzuli'nin (1483-1556) Rind ile Zahid adlı eserinde bu tipin kendisiyle aksi özellikler sergileyen zahid tiplemesiyle söyleşisi içerisinden özellikleri belirginleştirilir.[2] Rind ile Zahid adlı eserde, Tanrı'ya ibadet ve zühd ile varmayı amaçlayan zahid (baba) ile Tanrı'ya aşk ve samimiyetle varılacağını savunan rind (oğul) arasında geçen konuşmalarla kendini tanıma ve olgunlaşma yolunda iki ayrı tavır sergilenir ve her tavrın kendini ortaya koyuş biçimi ile muhalifine yönelik eleştirisi ortaya konulur. Eserde zahidin baba, rindin oğul olarak kişileştirilmesi zühdün (asketizm/kaçınıklık) rindane tavrın öncülü, zühdün kabuk, rindliğin çekirdek ve asıl olduğunu sembolize etmektedir.[3]

Fuzuli (1483-1556)

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Marifet Yayınları, İstanbul, 1991, s.399
  2. ^ Fuzuli, Rind ile Zâhid-Sıhhat ile Maraz, Çev. Hüseyin Ayan, Büyüyen Ay, İstanbul, 2012
  3. ^ Ahmet İçli, Fuzûlî'nin Rind ü Zâhid Eserinde Rind ve Zâhid Değerlendirmeleri Üzerine Bir İnceleme, "Muzaffer Akkuş Armağanı" (Ocak 2013) Konya, Kömen Yayınları, s.25