Megaron

Erken Tunç Çağ'ından (M.Ö. 3000'li Yıllarda) Ege'de ortaya çıkmıştır. Yunan tapınağının prototipidir. Uzun ev modeline uygun kısa tarafında giriş bölümü olan dehliz ve dikdörtgen, büyük bir merkezi ocağı ile sütunlu bir girişi bulunan bir evdir. Sütunlu girişin önünde, çeşitli odaların ve büroların açıldığı bir avlu bulunur. Başlangıçta sütunsuz olarak yapılmış ancak zamanla sütun eklenmiştir. Ayrıca tapınak, depo ve soyluların-kralların kaldığı yer olarak kaynaklara geçmiştir. Mezopotamya ile birlikte yerleşme bölgelerini barındıran Anadolu'da bir anlamda mimarlığın doğuşudur. Ayrıca mimarlığın ilk yapısı olarak da geçmektedir.

Bir megaron kompleksinin şematik planı 1: antre, 2: hol, 3: Veranda ve holde bulunan kolonlar
Miken Uygarlığı döneminden bir Megaron kompleksi , ana holden bir görüntü

Megaronun sütunlu girişinin önünde, çeşitli odaların ve büroların açıldığı bir avlu bulunmaktadır. Megaronlar ayrıca tapınak, depo ve soyluların kralların kaldığı yer olarak da bazı kaynaklarda geçmiştir.

Avlulardan, oturma ve yatak odalarından, ahırlardan, kiler ve ambarlardan meydana gelen bu evler yalnız bir sürü insan ve hayvan barınmakla kalmaz, aynı zamanda topluluğun bütün ihtiyaçlarını karşılayacak, kapalı bir ekosistemi karşılayacak şekilde kurulmuştur. Buğdayın öğütüldüğü unun elekten geçirilip ekmek yapıldığı, yün ve kendirin dokunduğu bu konukların dışarı ile hiç ilişiği yoktur. Her iş evin içinde görülür ve hizmetçi ve uşağın yardımıyla evin hanımı ve efendisi yaparlar. Bu evlerin tek katlısı da, Girit saraylarında görüldüğü gibi çift katlısı da vardır

TMMOB Mimarlar odasının amblemi de dik çizilmiş bir megaron planıdır.