Ana menüyü aç

MARTI-İTÜ, Türkiye’de inşa edilen ilk hidrojenli teknedir. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin çeşitli mühendislik bölümlerinde eğitim gören 32 öğrenci ve danışman akademisyenler tarafından tasarlanmış olan tekne, Türk tersanelerinde inşa edilmiştir. Teknenin adı, Türk Deniz Kuvvetleri envanterindeki Doğan sınıfı hücumbotlardan biri olan TCG Martı (P-341) gemisinin adından ve martının İstanbul’un simgelerinden biri olmasından esinlenerek verilmiştir. 14 Aralık 2011 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesi’nde bulunan yapay gölette suya indirilmiş ve deneme sürüşleri yapılarak çeşitli basın kuruluşlarının katılımıyla kamuoyuna tanıtılmıştır.[1]

İçindekiler

ÖzellikleriDüzenle

MARTI-İTÜ elektrik motorlarıyla çalışan bir katamaran (çift gövdeli) teknedir. Teknenin uzunluğu 8.13 metre olup, kapasitesi ise 1 kaptan, 1 mürettebat ve 6 yolcudur. Teknenin seyir gücü her biri 3,5 kW güçte olan 2 adet sabit mıknatıslı doğru akım motoru ile sağlanmaktadır. Tekne tam gücünde toplam 7 kW güç ile 7 deniz mili hız yapabilmektedir. 1 adet 8,5 kW gücündeki PEM (proton exchange membrane) yakıt hücresi tarafından hem motorlara hem de teknenin iç elektrik ihtiyacına enerji sağlanmaktadır. Yakıt hücresinin hidrojen ihtiyacı ise tekne üzerinde bulunan 2 adet 150 bar basınçtaki hidrojen tüpü ile sağlanmaktadır. Bu hidrojen tüplerinin tam dolu haliyle tekne tam gücünde 10 saat seyir yapabilmektedir. Ayrıca acil durumlarda kullanılmak üzere teknede yedek bataryalar bulunmaktadır. Bu bataryalar yakıt hücresinde bir arıza oluşması durumunda teknenin en yakın limana ulaşmasına imkan tanımaktadır.[1]

Öne çıkan özelliklerDüzenle

Yakıt hücresi, saf hidrojeni ve havadan aldığı oksijeni birleştirerek elektrik enerjisi ve atık olarak da saf su üreten bir cihazdır. Dolayısıyla teknenin öne çıkan en belirgin özelliği temiz yakıt teknolojisine sahip ve çevre dostu olmasıdır. MARTI-İTÜ mühendislik öğrencileri tarafından yapılan en kapsamlı projelerden biridir. Projenin AR-GE ve imalat bütçesi yaklaşık olarak 600.000TL’dir ve bu bütçe tamamen yerli firmaların ve ulusal kuruluşların destekleriyle karşılanmıştır. Tekne Türk Loydu’nun normlarına ve klasifikasyonuna uygun olarak imal edilmiştir. Teknenin en prestijli özelliği ise Türkiye’de imal edilen ilk hidrojenli tekne olmasıdır.[1]

KaynakçaDüzenle

Dış bağlantılarDüzenle