Kullanıcı:Baskanrs/deneme tahtası

Karamanoğulları Soy Ağacı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Nureddin Bey
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bunsuz Bey
 
 
Zeynel Hac Bey
 
 
Oğuz Han Bey
 
 
Kerimüddin Karaman Bey
 
 
Timur Han Bey
 
 
Hayreddin Bey
 
 
Kemaleddin Bey
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
Bedreddin Mahmud Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
Şücaeddin Mirza Halil Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
I. Alâeddin Ali Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
II. Mehmed Nâsıreddin Gıyaseddin Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
Karamanoğlu II. İbrahim Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
Karamanoğlu İshak Bey
 
Kız kardeşim
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kardeşim Ali
 
İbrahim
 
Kız kardeşim
 
 


————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————


BİR İSTİKLÂL SAVAŞI GAZİSİ: LAKOT MEHMET BEYDüzenle

Mehmet Yılmaz ya da daha çok bilinen adıyla Lakot Mehmet Bey, 1892 yılında o zamanlar Trabzon ili Yomra ilçesine bağlı Kocaba köyündeki baba evinde üç erkek kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir. 1970 yılında Kocaba köyünde vefat etmiştir. Babası yörede tanınmış hoca ve toprak sahibi olan Molla Ahmed Efendi’dir.

Lakot Mehmet Bey, babasının da molla olması nedeniyle zamanın köy hocasından hem okuma hem de yazma öğrenmiştir. Gençliğinde ağabeylerinin başını çektiği yöredeki nişancı birliklerinin mensubu olmasından dolayı nişancılığı hayli gelişmişti.

AĞABEYLERİDüzenle

1914 Kasım başında Rusların Köprüköy baskınının duyulmasıyla ağabeyleri Abdullah ve Mahmut beyler, nişancı birliklerine yöredeki diğer silahşörlerin katılmasıyla milis birlikler kurarak mücadele edilmesi kararı almışlardır.

Yaya olarak Kocaba’dan yola çıkan milis birlikler, kış koşullarında bir hafta sonra Köprüköy’e vardılar. Kuvvetli bir mücadele ile Köprüköy ele geçirildi ve daha sonra Sarıkamış Harekatı’na başladılar.

Harekâta katılan ağabeyleri ve birlikleri, Tortum’dan başlayan harekât ile Narman üzerinden Oltu’ya devam ettiler. Daha sonra Oltu’dan Kosor’a doğru yöneldiler. Kosor’dan Allahuekber Dağları’nı aşarak Sarıkamış’a inecekken Aralık sonunda Allahuekber Dağları’nda şehit düştüler.

GENÇLİĞİDüzenle

İki ağabeyinin askere alınması üzerine evin tek erkek evladı olduğundan orduya alınmadı. O da yöredeki eli silah tutan gençleri bir araya getirerek ağabeyleri gibi bir milis birlik oluşturdu. Bölgeye yapılacak olası saldırılara karşı kendini hazırladı. Bu sırada yaşlı ve tecrübeli silahşörlerden silah tamiratını öğrendi.


I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDAKİ MUHAREBELERİDüzenle

Ağabeylerinin de şehit olduğu Sarıkamış Harekâtı sırasında, asker mevcudunun bir hayli azaldığı ve harekâtın başarısız olabileceği haberlerini duyan Lakot Mehmet Bey, birliği ile 1914 Aralık sonunda ağır kış şartlarında yola çıktı. Elmaalan yönünde devam ederek sırasıyla Çiçekli, Yeniköy, Yiğitözü, Ayvadere ve Karadere yoluna geçtiler. Daha sonra sırasıyla Dağbaşı, Çatak, Pazarcık, Salmankaş ve Aydıntepe yoluyla Erzurum’a ulaştılar.

Erzurum’da orduya katılan Lakot Mehmet Bey ve birliği, Sarıkamış’a doğru yöneldi. Narman önlerinde Ruslarla savaştılar. Rusların üstün gelmesi ile Ocak 1915 başında geri çekildiler. Ocak ortasında Lakot Mehmet Bey ve birliği, ordu ile birlikte Çanakkale’ye gitti.

Şubat sonunda Çanakkale’ye vardılar. Deniz savaşlarının başlaması ile Dardanos tabyasındaki topçuların yanına makineli piyade olarak yerleştirildiler. 18 Mart’ta deniz harekâtlarının bitmesi ile olası kara harekâtı için hazırlıklara başladılar.

Nisan sonunda çıkartmaların başlaması ile birlikte Gelibolu Yarımadası’nda kanlı savaşlar yaşandı. Lakot Mehmet Bey ve birliği ise Gelibolu tarafında değil Dardanos ve Çimenlik tarafında olası bir saldırı için bekliyordu. Lakin böyle bir saldırı olmadı ve kara harekâtları Gelibolu Yarımadası’nda gerçekleşti. Ocak 1916’da Çanakkale cephesinin kapanması ile Şubat sonunda orduların Kafkasya Cephesi’ne taşınması konusu gündeme geldi. Mart başında ordunun Kafkasya Cephesi’ne taşınma kararı alındı. Bunun üzerine Lakot Mehmet Bey ve birliği, Kafkasya Cephesi’ne doğru harekete geçti.

Mart sonunda Rusların İspir’i işgal ettiği haberinin duyulması üzerine Lakot Mehmet Bey ve birliğinin de içerisinde olduğu ordunun bir kısmı, İspir’den sonraki adım olacağı düşünülen Bayburt’a doğru gönderildi. Bayburt’a geldiklerinde Lakot Mehmet Bey gibi birkaç milis birliğine kuzeyden bir saldırı yapılması ihtimaline karşı şehri koruma görevi verildi ve Lakot Mehmet Bey birliği ile Dağbaşı’ndaki karargâha bağlandı.

Bunun üzerine Dağbaşı’na doğru yola çıktılar. Karargâha giderken dağlık ve ormanlık arazilerden gitmeyi tercih ettiler. Çünkü bu arazilerde bir yıl önceki Tehcir Kanunu’ndan kaçan ve baskınlar yaparak halka zulmeden Ermeni çetelerin var olduğu bilgisini aldılar. Nisan ortasında Dağbaşı’na vardılar.

Karargâhta başında yüzbaşının bulunduğu müfrezeye katılarak mücadeleye başladılar. Müfreze ile birlikte Dağbaşı ve Çatak arasında Ermeni çetelerle mücadele ettiler. Müfreze Nisan sonunda Çatak’ta ikiye ayrıldı. Lakot Mehmet Bey ve beraberindekiler Karameşe tarafına yöneldiler. Diğer gruptakiler ise Pazarcık tarafına devam ettiler. Karameşe ormanlarında Ermenilerle üç hafta boyunca savaştılar. Mayıs sonuna doğru Akocak, Yağmurdere, Kayabaşı, İkiz köylerinde yoğun savaşlar yaptılar. Mayıs sonunda Yağmurdere mevkiinin karşısındaki tepede Şaphane köyünden Kör Cemal ile derme çatma bir yerde birçok bozuk silahı tamir ettiler.

Haziran başında bölgedeki çeteleri temizledikten sonra Çatak’a geri döndüler. Haziran ortasında Çatak’tan sırasıyla Tilkibeli, Pazarcık, Bahçecik, Buğalı, Madur Dağı, Polut Dağı, Harmantepe, Sultan Murat mevkilerinde Rus ordularıyla savaştıkları sırada bir rus mermisi Lakot Mehmet Bey’in sol bacağının alt baldırını deldi geçti. Kendi imkanlarıyla yarasını tedavi etti ve savaşa devam etti.

Temmuz başında Sultan Murat’tan sırasıyla Güngören, Çobansuyu, Kıranyayla, Salmankaş, Hacıveli, Balahor istikametine doğru yöneldiler. Yol boyunca birçok Rus askeri ve Ermeni çetesiyle kanlı savaşlar verdiler. Ağustos başında Rus ordularının Bayburt’u işgal ettiği haberini duyan Lakot Mehmet Bey, esir aldıkları Ermenilerle birlikte Balahor’dan sırasıyla Yapraklı, Yukarıyuvalı, Aşağıyuvalı, Yağmurdere, Akocak, Çatak’a oradan da Karadere istikametinden Dağbaşı esir toplama kampına indi ve Ermenileri teslim etti. Yol boyunca köylerde ağaçlara bağlanan yaşlı Türk erkeklerinin Ermeniler tarafından nişangâh olarak kullanıldığını, Türk kadınlarının kesik karınlarından alınmış bebeklerin kazıklara geçirildiğini ve yakılıp yıkılmış köyleri gördü.

1916 kışının erken gelmesinden dolayı Lakot Mehmet Bey, birliği ile beraber Ruslar tarafından işgal edilmiş olan Araklı-Arsin arasındaki mıntıkaya indiler. Bütün bir kışı, Türk erkeklerine yaşlı, çocuk demeden türlü türlü işkenceler yapan ve Türk kadınlarına zulüm ve tecavüzlerde bulunan Rus ve Ermeni çetelerle çatışmaya harcadılar. Gündüzleri şehre yakın ormanlarda Ermeni çetelerle çatışarak, geceleri ise kuytu köşelerde sarhoş Rus askerlerini bıçaklayıp öldürerek geçirdiler.

Nihayet Mart 1917’de Şubat Devrimi ile Rusya’da Çar tahttan indirildi ve iç sorunlar başladı. İkmallerin aksamasıyla ihtiyaçlarını karşılayamayan Rus ordusu civar hanelerdeki malzemeleri yağmalayarak hayatta kalmaya çalıştı.

Baharın gelmesiyle beraber Lakot Mehmet Bey ve birliği, şehir yakınlarından dağlara ve ormanlara çekilerek silahlı çetelerin ve Rus ordularının peşine düştü. Ekim 1917’ye kadar dağlarda ve ormanlarda pek az çete üyesi ile Rus askerine rastladılar. Ancak gördükleri bütün silahları topladılar, tamirini yaparak karargâha teslim ettiler ve olası saldırılar için kendilerini hazırladılar.

Aralık ayında Rusya’daki Ekim Devrimi sonrasında harekete geçen Türk ordusuna katılmak suretiyle, birliğiyle beraber müfreze komutanının emrinde karargâhtan çıkarak önce Aydıntepe’ye sonrasında Bayburt’a ulaştılar.

Ocak 1918’de 3. Ordu’ya katılınca İspir’e doğru yola çıktılar. 25 Şubat’ta İspir kurtarıldı, 16 Mart’ta Tortum kurtarıldı, 25 Mart’ta Oltu kurtarıldı, 3 Nisan’da Ardahan’a girildi, 14 Nisan’da Batum’a girildi, Batum’dan filikayla Kırım’a doğru giderken Rus gemilerinin bombalaması sonucu filikanın batması üzerine kıyıya çıkan Lakot Mehmet Bey, orduyla beraber Mayıs’ta Erivan’a girdi.

Haziran ortasında sırasıyla Cankurtaran Dağı, Borçka, Artvin, Yusufeli, Kaçkar Dağları, Anzer Dağı ve Çatak istikametinde giderek Temmuz sonunda köyüne geldi. Lakot Mehmet Bey ve birliği, 4 yıl önce 40 kişi ile çıktıkları savaş yolundan ancak 15 kişi ile geri dönmüşlerdir.


KUVÂ-YI MİLLÎYE SIRASINDAKİ MUHAREBELERİDüzenle

Lakot Mehmet Bey, köyünde ailesinden kimseyi bulamayınca, birliği ile beraber köyün harap olmuş yerlerini onardılar. 1918 sonunda padişah Vahdettin’in Mondros işgal anlaşmasını imzalaması ile bütün ordular dağıtılınca yöredeki gençlere silah kullanmayı ve tamiratını öğrettiler. İşgallerin başladığı haberini alınca da yeni ve genç bir birlik oluşturdular.

Memleketin her yerinden birer birer işgal haberlerinin geldiğini duyan Lakot Mehmet Bey birliği ile faaliyete geçmek ve mücadele etmek için çareler düşünürken bölgedeki bölücü ve ayrılıkçı Rumlar da boş durmuyordu. Savaşın yorgunluğu üzerlerinde olan, harap ve bitap düşmüş Türk köylerine saldırıyorlar ve halka çeşitli işkenceler yapıyorlardı.

Lakot Mehmet Bey ve birliği, bu gibi saldırgan haberleri duyunca Kasım sonunda mücadeleye başladı. İlk olarak baskın yapılan köylere ulaşıp destek verdiler. Aralık ortasında ormanlarda Rumlara baskınlar yaptılar.

Lakot Mehmet Bey, 1919 Ocak ortasında baskınlar sırasında eski müfreze komutanıyla bağlantı kurdu, yapılacak baskınları bir düzene getirmek ve resmileştirmek istediğini bu sebepten diğer milis kuvvetlerle bir araya gelerek müfreze oluşturup orduya bağlanma fikrini komutanına anlattı. Ancak padişahın imzaladığı anlaşmaya göre tüm orduların dağıtılacağı, tüm silahların toplanıp düşmana teslim edileceği ve Rumlarla mücadele etmenin yasaklandığını söyleyen komutanı bu isteğini gerçekleştiremedi. Ancak Lakot Mehmet Bey ve birliğini, bölgedeki diğer milis kuvvetler ile bir araya getirebileceğini ve ordudan bağımsız mücadele edeceklerini söyledi.

Mayıs ortasında Anadolu’daki dağıtılmamış orduları dağıtmak ve toplanmamış silahları toplayarak düşmana teslim etmek vazifesiyle padişah Vahdettin tarafından Samsun’a gönderilen Mustafa Kemal Paşa, Mayıs sonuna kadar Samsun’da kalmış, Mayıs sonunda Samsun’dan Amasya’ya doğru yola çıkmıştır. Samsun - Amasya yolu üzerinde gördüğü bütün Türk köyleri harap bitap durumdaydı. Yalnız bu duruma rağmen mücadele etmek isteyen halkın silahlarını ahırlarda, toprak altlarında sakladıklarını gördü. Amasya’da Haziran ortasına kadar ziyaretlerde ve teftişlerde bulundu. Burada da benzer manzaraları görmesi üzerine, halkın da kendisi gibi düşündüğünü, işgallere razı olmadığını farkedince Haziran ortasında Amasya’da orduları dağıtmayacağını, silahları düşmana teslim etmeyeceğini ve milis kuvvetlerin bir araya gelerek Kuvâ-yı Millîye’yi oluşturması gerektiğini bildirdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın bu bildirisinin tüm ordulara ulaşmasıyla Lakot Mehmet Bey’in komutanı derhal Lakot Mehmet Bey’e bir haberci göndererek ona diğer milis kuvvetler ile birleşme emrini verdi. Böylece Lakot Mehmet Bey, birliğiyle beraber diğer milis birlikleriyle bir araya geldi. Bir araya gelen milis birlikler Kuvâ-yı Millîye’yi oluşturdular. Ancak bu sayede bölgedeki ayrılıkçı ve bölücü Ermeni ve Rum çetelere karşı üstünlük sağlamış oldular.

Haziran 1919’dan Mayıs 1920’ye kadar Kuvâ-yı Millîye olarak, Mustafa Kemal Paşa’nın kongrelerde komutanlara verdiği emirler doğrultusunda bölgedeki bölücü kuvvetlerle mücadele ettiler. Şehre uzak dağlık mıntıkalarda Ermeni çeteleriyle, şehre yakın ormanlık mıntıkalarda Pontusçu Rum çeteleriyle mücadele ettiler.

Lakot Mehmet Bey, Kuvâ-yı Millîye çatısı altında mücadele ederken İstanbul’daki padişah Vahdettin ile Ankara’daki Mustafa Kemal arasında Kuvâ-yı Millîye hakkında şu gelişmeler yaşanıyordu:

1920 Mart sonunda ABD Başkanı Büyük Ermenistan’ın kurulmasına destek vereceğini açıkladı. Nisan başında padişah Vahdettin’in emriyle Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah’ın fetvası ile Anadolu’da Ermeni çeteleriyle savaşan Kuvâ-yı Millîye üyeleri kâfir ve katledilmesi zorunlu olarak ilan edildi.

Nisan ortasında Şeyhülislâm’ın fetvası başarısız olunca, padişah Vahdettin’in emriyle Kuvâ-yı Millîye üyelerini öldürmek için Kuvve-i İnzibatiye örgütü kuruldu. 23 Nisan’da Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldı. Sonrasında Meclis, Kuvâ-yı Millîye’yi bünyesine aldı. Daha sonra Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah’ın fetvasına karşılık, Ankara Müftüsü Rıfat hoca efendi, Anadolu’daki 251 hocanın imzası ile Kuvâ-yı Millîye’yi savunan kâfir olmadığını, ayrılıkçı ve bölücü gayrimüslim çetelerle savaştığını bildiren fetvasını yayınladı.

Mayıs ortasında padişah Vahdettin’in imzasıyla Kuvâ-yı Millîye üyelerinin ve başlarındaki Mustafa Kemal’in idam fermanı yayınlandı. Padişahtan idam fermanını alan Kuvve-i İnzibatiye örgütü Kuvâ-yı Millîye’yi öldürmek üzere yola çıktı. Sakarya’da Kuvâ-yı Millîye ile ilk kez karşılaşan Kuvve-i İnzibatiye ordusu daha ilk karşılaşmasında yenildi ve bozguna uğratıldı.

Bu olaylardan sonra Kuvâ-yı Millîye’nin gerek makine ve teçhizat bakımından yetersiz olması, gerekse düzen ve nizam bakımından birbirinden kopuk olması gibi nedenlerle Kuvâ-yı Millîye’den Düzenli Ordu’ya geçiş kararı alındı ve Kuvâ-yı Millîye üyelerinin Düzenli Ordu’ya geçmesi emredildi.

Ankara – İstanbul arasında bu gibi olaylar cereyan ederken, Lakot Mehmet Bey de komutanının yolundan giderek Kuvâ-yı Millîye’den Düzenli Ordu’ya geçen aklıselim kişiler arasında yer aldı. Düzenli Ordu’ya geçtikten sonra Haziran başında Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu ordu, Doğu bölgesindeki Ermeni işgallerine karşı görevlendirildi.

Meclise bağlı Türk orduları Doğu Cephesi’nde Ermenilerle savaşırken Ağustos başında padişah Vahdettin Sevr bölünme anlaşmasını imzaladı. Antlaşmaya göre Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan, Muş, Bitlis, Van, Artvin, Ardahan, Kars ve diğer Doğu illerini Ermenistan’a verdi.

Bunun üzerine çoğunluğu Erzurum ve Kars illerinde olmak üzere bölgenin birçok yerinde hem işgalci hem de yerel-ayrılıkçı Ermeni çeteleriyle Kasım ortasına kadar savaştılar.

Aralık başında Ermenistan Devleti ile yapılan anlaşma sonucunda Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu ordu, Ankara’ya çağrıldı. Erzurum, Gümüşhane, Erzincan, Sivas, Tokat, Yozgat, Kırıkkale üzerinden kış şartlarında 1921 Şubat başında Ankara’ya vardılar. Yol boyunca Saray destekçisi manda ve himayeci çeteler ile mücadele ettiler.


DÜZENLİ ORDU SIRASINDAKİ MUHAREBELERİDüzenle

1921 Şubat başında işgalci Yunan ordusu Batı bölgesinden İç Anadolu’ya doğru ilerlemekteydi. Ankara önlerine gelen Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu orduya Ankara’yı koruma görevi verildi.

Mart sonunda ana orduya katılan Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu ordu, Afyonkarahisar’a gönderildi. Nisan başında Afyonkarahisar’ı Yunan’dan geri aldılar. Haziran sonuna kadar mevzi koruma ve savunma savaşı yaptılar. Temmuz başında Yunan Kralı Batı cephesine gitti ve cepheden verdiği emirle Yunanlılar saldırıya geçti. Yunanlıların taarruza geçtiği sırada padişah Vahdettin’in emriyle Şeyhülislam Mustafa Sabri tarafından Ey Anadolu’daki Yunan ordusu ile savaşan askerler, Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat, Yunanlılar değil Ankara’dakilerdir. Ankara’ya bağlı savaşan bütün askerlerin öldürülmesi caizdir, hatta dini vazifedir. fetvası yayınlandı.

Temmuz ortasında Türk ordusunun cephanesi azaldığı ve ikmali zorlaştığı için geri çekildi. Sonrasında Mustafa Kemal Paşa cepheyi denetledi. Temmuz sonunda cephe karargâhı Karacahisar’dan Polatlı’ya taşındı. Ordular da Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi.

Yunanlıların Ankara’ya saldırı kararı almasıyla, Meclis Ağustos başında Mustafa Kemal Paşa’ya üç aylık Başkomutanlık yetkisi verdi. Başkomutanlık yetkisini aldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa’nın ilk yaptığı icraat, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak ve cephane kazanmak amacıyla Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni yayınlamak oldu. Böylece Türk halkından Türk askerini desteklemesi istendi.

Ağustos ortasında halk şeyhülislâmın fetvasına uymadı. Yunan ordusu yerine Tekâlif-i Milliye Emirleri’ne uyarak varını yoğunu Türk ordusuna verdi. Halktan destek ve cephane alan Türk ordusu Ağustos sonunda Sakarya Meydan Muharebesi’ne başladı.

Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu ordu, ilk olarak Yunanlıların kuşatma harekâtı ve taarruzlarını engelledi. Sonrasında sırasıyla Sindiren, Haymana, Çaldağı, İrif, Şeyhali, Yümkünlü, Bakriköy, Kadıköy, Sivrihisar, Mihalıççık, Duatepe ve Sakarya mevkilerinde savaştılar.

Eylül ortasına Sakarya’da zafer ilan edildi. Zafer ilanı üzerine Yunan ordusu Eskişehir’e doğru kaçmaya başladı. Eylül sonunda Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu ordu, Sakarya Nehri’nin batısına geçti. Ekim başında soğukların başlamasıyla orduya elindeki mevkileri savunma görevi verildi.

Aralık başında padişah Vahdettin, İstanbul’daki Yunan yetkililere, Yunan ordularının Anadolu’da işgal ettiği tüm bölgelerin Yunanistan’a bağlanması için ferman verdi.

1922 baharının gelmesiyle Lakot Mehmet Bey’in bağlı olduğu orduya, mevkiini koruyarak ilerleme görevi verildi. İlerlerken Yunan ordularıyla sayısız çatışmalar yaşandı. Haziran sonunda Yunanlılarla yapılan çatışmalar sırasında Lakot Mehmet Bey vuruldu. Kaburga altından giren yunan mermisi karaciğeri yakarak sırtından çıktı. Derhal sıhhiye tarafından pansuman edildi. Daha sonra Karaman’daki askeri hastaneye nakledildi ve 45 gün boyunca hastanede yattı. Taburcu edildikten sonra geri hizmette tutularak Afyonkarahisar kalesi civarına geldi. Bu sırada Eylül başında Türk ordularının İzmir’e girdiğini ve savaşın bittiğini haber aldı ve Ekim ortasında memleketine geri döndü.

Daha sonra Temmuz 1923 sonunda Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile padişah Vahdettin’in Ermenistan, Fransa, İngiltere, Yunanistan ve İtalya’ya verdiği vatan toprakları geri alındı.


AİLESİDüzenle

Lakot Mehmet Bey'in ataları Orta Asya’daki seyyidlerdendir. Büyük atası ise, 1071’de Sultan Alparslan ile birlikte Anadolu'ya giren ve Doğu Anadolu'da yurt tutmuş olan Mengücek Gazi'nin subaşılarından Seyyid Ali Bey'dir. Mengüçlü Beyliği’nin 1250 yılında Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlanması ile Seyyidalizâdeler’in büyük kısmı Doğubeyazıt'a yerleştirilmişlerdir. 1514'de Çaldıran Seferi öncesinde ordusu ile Doğubeyazıt'ta konaklayan Yavuz Sultan Selim, bu ailenin yöredeki faaliyetlerinden ötütü aileden üç kardeşi yanına komutan olarak alıp sefere öyle devam etmiştir. XVII. yüzyılın ortasında Anadolu'da çıkan isyanlar sırasında, Doğubeyazıt'ta aileden iki kardeş öldürülmüştür. Kalan dört kardeşten biri Sinop; diğeri üçü Rize Güneyce, Hayrat Dağönü ve Trabzon Arsin bölgelerine yerleşmişlerdir.

Lakot Mehmet Bey’in Arsin’e yerleşen atasının ismi Seydi Ali’dir. 1834 yılı Kocaba köyü nüfus kayıtlarındaki Seyyidalizâde Mehmed oğlu Osman, Lakot Mehmet Bey’in büyükbabası Beyaz Molla Osman Efendi’dir. Babası ise Osman Efendizâde Molla Ahmet Bey’dir. Kabirleri bugün Arsin Yenimahalle Camii hazinesindedir.

Lakot Mehmet Bey, 1913 yılında Ofluzâde Ahmet Efendi’nin kızı Zülfiye hanım ile evlenmiştir. 1914 sonunda Lakot Mehmet Bey savaşa katıldığında eşi Zülfiye hanım hamileydi. Oğlu Osman doğduktan kısa bir süre sonra, Ruslar daha Trabzon’u işgal etmeden önce göç ederek Tokat Niksar’a kadar gitmişlerdir. Lakot Mehmet Bey’in 1916’da köyüne gelip kimseyi bulamamasının ve köyü onarmasının nedeni, ailesinin göç etmesi ve Rusların boş köyleri yakıp yıkmasından kaynaklanmaktadır. 1918’de Rus işgalinin kalkmasını haber alan Zülfiye hanım ve diğer köylüler köylerine geri dönmüşlerdir.

1926 ortalarında TBMM tarafından Lakot Mehmet Bey’e muharebeler sırasında göstermiş olduğu fedakarca hizmetleri nedeniyle İstiklâl Madalyası verilmiştir. Ömrünün kalanını köyünde ve yaylasında tarım ve hayvancılıkla geçirmiş olan Lakot Mehmet Bey, 1970 yazında bahçesinde uğraşırken kalp krizi geçirmiş, kötü olunca evine geçmiş ve evinde vefat etmiştir.

LAKOT LAKABININ NEDENİDüzenle

Lakot, Doğu Karadeniz bölgesinde bilimsel adı gryllotalpa gryllotalpa olan toprak altından giderek bitkilerin tohumunu yiyen ve bitki oluşmasına imkan vermeyen danaburnu böceğine verilen addır. Lakot Mehmet Bey’e bu lakabın verilmesinin nedeni ise savaşlarda düşmanlarının tam merkezine gizlice yaklaşıp, düşmanı merkezinde yok etmesi ve bu sayede düşman oluşumuna imkan vermemesinden dolayıdır.


KAYNAKÇADüzenle

Cumhurbaşkanlığı Arşivi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi.

Millî Savunma Bakanlığı Arşivi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Arşivi.

Sağlık Bakanlığı Arşivi.

Genelkurmay Arşivi.

Devlet Osmanlı Arşivi.

Devlet Cumhuriyet Arşivi.

Kızılay Arşivi.

Mondros Ateşkes Antlaşması tutanakları.

Sevr Barış Antlaşması tutanakları.

Lozan Barış Antlaşması tutanakları.

1834 Trabzon Nüfus Kütüğü.

1135/1722 Tarihli Sicil Defterine Göre Trabzon’un Sosyal Tarihi.


EMEĞİ GEÇENLERDüzenle

Lakot Mehmet Bey ile birlikte gençliğinde köyde yaşamış olan, kılıcın ve fotoğrafların muhafazasını yapan Sayın Mustafa YILMAZ Bey.

Arsin Yenimahalle muhtarı, fotoğraf ve nüfus kayıtlarını muhafaza eden Sayın Ergin YILMAZ Bey.

İstiklâl Madalyası’nın muhafazasını sağlayan Sayın Erol YILMAZ Bey.

Bilirkişiler ve yerel araştırmacılar: Sayın Talip SEYİDOĞLU Bey, Sayın Hasan Cemil YILMAZ Bey ve Sayın Tevfik YILMAZ Bey.