Ana menüyü aç

Hacker (Bu ses hakkında hacker ) ya da bilgisayar korsanı[1], şahsî bilgisayarlara veya çeşitli kurum ve kuruluşlara ait bilgisayarlara ve ağlara izinsiz olarak giriş yapan kişi. Daha geniş ve tarihsel bir ifade ile, elektronik veya mekanik otomat sistemlerine girilmesi gereken bilgi, jeton gibi doğru anahtarın kullanıldığını kontrol eden anahtar yuvası olan filtreyi kopya anahtarlar ile geçerek hizmet verici sistemi yanıltan kişi.

Bilgisayar programcılığı alanında, bir hacker bir exploit'e bir dizi düzeltme uygulama ya da varolan kodları kullanma yoluyla bir amaca ulaşan ya da onu 'kıran' bir programcıdır. Bazıları için, hacker sözcüğünün olumsuz bir çağrışımı vardır ve sistem "kıran" gibi çirkin, verimsiz ve kaba saba programcılık görevlerini yapan kişileri anımsatır.

İçindekiler

TürleriDüzenle

  1. Hacktivist: Hacktivist'ler kendilerine göre kötü veya yanlış olan toplumsal veya politik sorunları dile getirmek amacıyla belirli siteleri hack'leyerek mesajlarını yerleştirirler.
  2. Siyah şapkalı: Her türlü programı, siteyi veya bilgisayarı güvenlik açıklarından yararlanarak kırabilen bu en bilindik hacker'lar, sistemleri kullanılmaz hale getirir veya gizli bilgileri çalar. En zararlı hacker'lar siyah şapkalılardır.
  3. Beyaz şapkalı: Beyaz şapkalılar da her türlü programı, siteyi veya bilgisayarı güvenlik açıklarından yararlanarak kırabiliyor ancak kırdığı sistemin açıklarını sistem yöneticisine bildirerek, o açıkların kapatılması ve zararlı kişilerden korunmasını sağlıyorlar.
  4. Gri şapkalı: Yasallık sınırında saldırı yapan, iyi veya kötü olabilen hacker'lardır.
  5. Yazılım korsanı: Yazılım korsanları bilgisayar programlarının kopya korumalarını kırarak, bu programları izinsiz olarak dağıtımına olanak sağlayıp para kazanırlar. Piyasaya korsan oyun ve program CD'lerini yazılım korsanları çıkarır.
  6. Phreaker: Telefon ağları üzerinde çalışan, telefon sistemlerini hackleyerek bedava görüşme yapmaya çalışan kişilerdir.
  7. Script kiddie: Script kiddie'ler hacker'lığa özenen kişilerdir. Tam anlamıyla hacker değillerdir. Script kiddieler genellikle kişilerin e-posta veya anında mesajlaşma şifrelerini çalarlar.
  8. Lamer: Ne yaptığının tam olarak farkında olmayan, bilgisayar korsanlığı yapabilmek için yeterince bilgisi olmayan kişi. Script Kiddie benzeri kişilerdir.

Kavramı Önceleyen Tarihsel ve Toplumsal FormasyonDüzenle

‘Hack’ ve ‘hacker’ kavramları enformasyon çağı ve bu çağın ortaya çıkardığı enformasyon toplumunun bir ürünüdür. Bu nedenle, kavramları incelemeye geçmeden önce bu kavramların ortaya çıktığı koşullara kısaca değinmek, onların anlamlarını daha iyi kuşatabilmemize yardımcı olacaktır.

Enformasyon çağı, Manuel Castells’e göre, “mikroelektronik ve genetik mühendisliğinde gerçekleşen ikiz devrimler sonucu ortaya çıkan, insanın bilgiişlem konusundaki yeteneğini artırmaya yarayan bir teknoloji paradigmasının” (Himanen, 2005: 148) ürünüdür. Enformasyon toplumunu açığa çıkaran iki bilimsel devrimden biri olan mikroelektronik alanındaki gelişmelere, bu gelişmeler hack ve hacker kavramlarının açığa çıkardığı için kısaca değinmek gereklidir. Mikroelektrik, bilginin işlenme kapasitesini ve bilginin hacmini artıran bilimsel gelişmelerdir. Bu alandaki gelişmelerle; mikroçip, bilgisayar, yazılım ve telekomünikasyon araçları üretilir (Himanen, 2005: 149). Castells’e göre mikroelektrik alanındaki bu gelişmeler, enformasyon çağının temel hammaddesi haline gelen bilginin, mümkün olan her şekilde birleşebilmesini sağlar. Mikroelektrik teknolojisi ile geliştirilen internet aracılığıyla, her yerden her şeyi alarak birleştirebilme ve bir hipermetin ortaya çıkarabilme mümkün hale gelir.

Enformasyon çağı, bilginin yeniden birleştirilebilmesi ve farklı metinlerin bir araya gelebilmesiyle hiç bitmeyecek bir bilimsel ilerleme süreci ve ortamı yaratır (Himanen, 2005:150). Enformasyon çağında bilgi ile kurulan bu yeni bağ, onun daha üretken kılınması için sürekli kullanılmasını ve kullanıldıkça gelişmesini sağlar. Bu bağlamda enformasyon çağı, bilginin teknolojiyi kullanmak ve geliştirmek için temel girdi ve hammadde olarak kullanıldığı bir dönemdir. Bu dönemin en belirgin özelliği ise, sanayi devrimi ve öncesine has olan yeni bir ürün üretmeye odaklanmanın ötesinde, hem üretim sürecine hem de üretilen ürünün kendisine odaklanılmasıdır (Castells, 2013:37-38). Enformasyon çağı, teknolojiyi kullananların da teknolojinin gelişimine katkı sağlayabildikleri bilim ve teknolojide sürekli bir ilerleme ve gelişme dönemidir (Castells 2013: 40). Enformasyon çağını bu doğrultuda; yaparak ve kullanarak, öğrenme ve gelişme süreci olarak tanımlamak da mümkündür. Bu çağın öne çıkan özellikleri ise; hacim, karmaşıklık ve hız açısından kendini geliştiren işlem kapasiteleri, yeniden birleştirme yetenekleri ve dağıtım esneklikleridir (Himanen, 2005: 148).

Enformasyon çağı, bilgi ve teknoloji alanındaki bu gelişmelerle, içinden çıktığı toplumun ekonomisini, kültürünü ve siyasetini değiştirmiş ve onları yeniden yapılandırarak yeni bir toplumu, enformasyon toplumunu şekillendirmiştir. Castells’e göre enformasyon çağı, zaman, mekân ve iş algılarının değişmesine yol açmıştır. Enformasyon çağında zaman; kronolojik zamandan sıkıştırılmış, farklı birçok işin aynı anda yapıldığı zamana, mekân ise; küresel ve nerdeyse tüm dünyayı kapsayan bir mekâna dönüşmüştür. Bu çağda, iş de farklı ağlarla işin farklı bileşenlerinin çeşitli yerlerde ve farklı kişilerce yapılabildiği parçalara ayrılmıştır. (Castells, 2016:10-11). Zaman ve mekândaki bu değişimlerle birlikte enformasyon çağı, yakın olmaksızın eş zamanlılığı yaşama deneyimini mümkün hale getirmiştir (Castells, 2016:68). Enformasyon çağıyla birlikte sanal olan yeni bir mekân anlayışı ortaya çıkmıştır. Bilgi de bu dönemde, ekonominin birincil etkinliği ve değişimin belirleyicisi haline gelmiştir.

Enformasyon çağının yaşanılan bu değişmelerle birlikte ortaya çıkan temel sorunları ise; hızlı toplumsal dönüşümlere insanların kolayca tepki verememeleri, bireysel mahremiyetin işgali ve kontrol toplumu krizleri olmuştur (Eriş, 2009: 31). Bu toplumdaki çoğu birey, “insanı insan yapan alet kullanabilme ve onları ihtiyaçları doğrultusunda geliştirebilme yeteneğinden, arzusundan ve merakından uzaktır” (Keleş, 2013: 7). Dolayısıyla bu durumda çoğu birey, aletlerin belirlemesi ve sınırlandırması altındadır. Enformasyon toplumundaki bu krizleri çözecek en önemli şeylerden biri ise, merak ve ilgi duygularıdır. Bu bağlamda ele alacağımız ‘hack’ ve ‘hacker’ kavramları, insanların, enformasyon çağının ürünleri tarafından belirlenmeye ve sınırlandırılmaya düşmeden, onlardan yararlanabilmesinin imkanını içinde taşıdığı için önemlidir.

Hack ve HackerDüzenle

Enformasyon çağının, mikroelektronik alanındaki gelişmelerle ortaya çıkan ve yaygın şekilde kullanılmaya başlanan bilgisayar ve ağ teknolojileri dönemi olduğu da söylenilebilir. Bu çağ bilgiyle ve kullanılan ürünlerle kurulan ilişkinin değişmesiyle, hem bilgisayar ve ağ teknolojilerini ortaya çıkarmış hem de bu teknolojilerin kullananları tarafından farklı şekillerde yeniden üretilebilmelerine olanak tanımıştır. Enformasyon çağında bilgisayarlar ve ağ teknolojilerinin kullanılarak gelişmesinin temelinde ise, bir eylem olarak hack ve bu teknolojileri keşfetmek ve ilerletmek istemi ile bu eylemi gerçekleştiren failler olarak hackerlar vardır. Hack ve hacker kavramlarının ortaya çıkış tarihleri bilgisayar ve ağ teknolojilerinin gelişimiyle iç içedir. Bu nedenle, hack ve hacker kavramlarını bilgisayar ve ağ teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte incelemeye başlamak, hack eyleminin ve hackerların bu süreçteki etkilerini de göstereceği için yerinde olacaktır.

‘Hack’ kelimesinin bilinen ilk tanımı 1955’de Massachusetts Technological University’nde (MIT) yapılır. Yapılan bu tanımda hack, MIT'deki teknoloji tabanlı pratik şakaların her türünü karşılayan bir terimdir (London, 2015) Kavram 1960’larda enstitüye kurulan bilgisayarlarla birlikte değişime uğrar. Çünkü 1960’larda MIT‟deki bilgisayarların üzerinde işlem yapabilmek için gerekli programlar yüklü değildir ve bu bilgisayarları çalıştırabilmek/işletebilmek için yazılmış programları kullanmak gerekmektedir. Bilgisayarları çalıştıran bu programlar ise çok sınırlı bir işlem kapasitesine sahiptir. Öğrenciler tarafından bu bilgisayarların kapasitesini geliştirmek için mevcut yazılımlardan yola çıkılarak geliştirilen her yeni yazılım, zekice yapılan şaka anlamındaki hack’den, bilgisayarın yeni yazılımlar aracılığıyla farklı şekillerde kullanılmasının önünü açan hack kavramının doğmasına yol açar. Böylece hack kavramına 1960’da, en iyi ve en hızlı programları yazmak, sınırları bulmak ve onları aşmak gibi yeni anlamlar yüklenir (Güven, 2007: 13).

Bilgisayar yazılımındaki bu gelişmelerin başka kullanıcılarla paylaşılması ve bu yolla daha çok geliştirilebilmesi ise, ağ teknolojilerinin ve internetin geliştirilmesiyle mümkün olmuştur. Bilgisayar ve internetin gelişimleri birbirini tamamlayacak paralellikte yaşanmıştır. İlk bilgisayarların kapladığı yer çok büyük, işlem kapasitesi ve hızı çok yavaş ve bilgisayar sayısı çok azdır. Kişisel bilgisayarların ortaya çıkması ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ise 1971’de mikroişlemcilerin üretilmesi, 1975’te mikrobilgisayarın yapılması süreçlerini takip ederek, 1977’de ilk ticari bilgisayar Apple I’in yapılmasıyla başlar. Bu gelişmelerin üzerine 1981 yılında ilk kişisel bilgisayar yapılır. 1990’larda da kişisel bilgisayarlar yaygın olarak kullanılmaya başlanır (Castells, 2013: 69). Bilgisayardaki bu gelişim ve yaygınlaşma sürecine benzer bir süreç internet ve ağ teknolojilerinin gelişmesinde de yaşanır. İnternet ilk olarak, ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Kurumu, ARPA’da nükleer saldırıdan etkilenmeyen bir iletişim sistemi kurma amacıyla geliştirilir. Geliştirilen bu ağ sistemi ARPANET’in 1969’da sadece dört farklı bağlantı noktası vardır. Bu ağa zamanla bilim adamları ve meraklılar da dâhil olarak ağ sistemlerinin genişlemesine vesile olur. Ağın kullanıcıları ve kullanım alanı değişince ARPANET, 1983’te askeri kısmından ayrılarak sivilleşir. 1990 yılında ise ARPANET tamamıyla kapatılarak, bu arada geliştirilen özel ağlar aracılığıyla internet erişimi sivil olarak sağlanmaya başlanır. Ayrıca 1990 yılında tüm dünyayla iletişim kurulabilecek bilgi ve paylaşım alanı, ‘world wide web’ (www) geliştirilir (Castells, 2013: 58-59).

Gelişen bilgisayar ve ağ teknolojileriyle birlikte, hack teriminin kullanımının farklılaşması sonucunda anlamı da değişir. Hack, yaratıcı şaka olarak tanımlanmasından sonra yaygın olarak; “içine bakmak, kesmek, yarıp açmak” (Wark, 2008: 13) gibi anlamlarda kullanılır. Hacklemek için içine bakılan şey ise genellikle elektronik sistemlerdir. Bu doğrultuda hack’in bir diğer tanımı, elektronik sistemlere, onların olanaklarını keşfetmek üzere girmek, bir sistemin son kullanıcıya sağladığı sıradan özelliklerle yetinmeyip, sistemin tam olarak neler içerdiğini öğrenmek için bu sistemi keşfetmektir (Uçkan, 2013: 59).

Hacklemek ve keşfedilmek üzerine içine bakılan ve incelenen tek şey elbette ki bilgisayar sistemleri değildir. Bu bağlamda, Richard Stallman, hacklemek olarak adlandırdığımız şeye basit bir tanım yapmanın çok zor olduğunu söyler. Ona göre hack eylemlerinin ortak noktası, oyunculuk, zekâyı kullanmak ve araştırmacılıktır. Stallman, buradan yola çıkarak, hack’i, mümkün olanın limitlerini oyuncu bir zekâyla sınamak olarak tanımlar. Böylelikle hack’in anlamının, doğrudan bilgisayarla bağlantılı olarak anılmasının önüne geçer (Sabancı, 2013: 17). Bu bağlamda hack’in doğrudan bilgisayarla olan bağını kesen bir diğer şey ise, onun bir tür soyutlama olarak tanımlanmasıdır. Hack soyutlamaktır. Soyutlamak da farklı şeylerin ilişkiye girebileceği bir düzlem yaratmaktır (Wark, 2008: 58). Soyutlama bağlamında hack, aynı zamanda gerçeğe dokunma ve onu dönüştürmektir (Wark, 2008:53). Çünkü hackerlara göre, gerçek her zaman olanak olandır. Bu doğrultuda hack eylemi ile hackerlar, her türlü alanı; doğayı, cinsiyeti, sanatı, politikayı hackleyerek başka bir doğa olasılığı yaratabilmenin önünü açarlar (Wark, 2008: 55). Bu bağlamda hackleme felsefesi ve pratiği gündelik yaşama da girer. Hack soyutlamalar yoluyla ele aldığı şeye başka türlü bakabilmek ve onu bu yolla farklı şekillerde üretebilmektir. Buradan hareketle, hack’in bir diğer tanımının da üretmek ve bir üretim mantığı olduğu söylenilebilir. Fakat hack, üretimin kapitalist mantığı olan, yinelemek ve arttırmak için üretmenin ötesinde farklılaştırmak için üretmektir (Wark, 2008: 92).

Hacker KavramıDüzenle

Hack bir eylemken bu eylemin öznesi hackerlar’dır. Hack’in bilgisayar ve ağ teknolojisinin gelişimiyle birlikte ortaya çıkmasında olduğu gibi, hackerların tarihinin de iki bilgisayarın birbirine bağlandığı andan itibaren başladığı söylenebilir” (Wark, 2008: 11). Bu doğrultuda hacker kavramı da hack kavramı gibi 1960’larda kullanılmaya başlanmıştır. Hacker’ın 1960’daki, ilk kullanım anlamı, usta, üstat, sorunları çözen, bilgisayar programlarını geliştiren kişidir (Güven, 2007: 18). Hacker kavramının bu ilk anlamı 1960’lardan sonra hackerların faaliyet alanlarının ve sayılarının artmasıyla değişmeye başlar. Kavramın anlamındaki değişimleri Mehmet Güven dört farklı hacker kuşağı sınıflandırması yaparak ele alır. Güven’e göre ilk hacker kuşağı, 1960’lardaki MIT öğrencileridir. Bu kuşağın hack eylemlerindeki amaçları; keşfetme duygusuyla güdülenen yazılım geliştirme ile bilgisayar ve ağ teknolojilerini ilerletmedir. Bu kuşaktan bir on yıl sonra farklı coğrafyada amacı donanım geliştirmek, bilgisayarı ve ağ kullanımını yaymak olan ikinci hacker kuşağı ortaya çıkar. Üçüncü kuşak hackerlar da Amerika ve Avrupa’da yaygınlaşan kişisel bilgisayar ve bilgisayar oyunlarının şifrelerinin kırılması ve bu oyunların yayılması amacını güden kişilerdir. Hackerların dördüncü kuşağı ise, bilginin serbest dolaşımının savunuculuğunu yapan, kişisel bilgilerin ve mahremiyetin korunması için çalışan ve bu alanlarda farkındalığın artması için mücadele eden kişilerden oluşur (Güven, 2007: 14). Güven tarafından yapılan bu sınıflandırma, hacker kavramının işlev ve anlamının zaman içerisinde nasıl değiştiğini gösterdiği için önemlidir.

Hacker, kelime anlamıyla bilgisayarlara ve benzeri araçlara ilgi duyan teknoloji insanı olarak tanımlanır. Hacker kavramının bu tanımında, hacker olmanın, herhangi bir şeyin heveslisi ya da uzmanı olmakla bağlantılı olduğu görülür (Himanen, 2005: 11). Heves ve merak duygularının harekete geçirdiği hackerlar, bir sistemi tümüyle keşfetmek isteyen, sistemin sadece kullanıcıya sunduğu özelliklerle yetinmeyen insanlar olarak da tanımlanabilir. Hackerlar için yapılan bu tanım onların sınırları aşmaktan ya da sınırların üstesinden yaratıcı bir biçimde gelmekten hoşlanan kişiler olduğuna işaret eder (Eriş, 2009: 66).

Kavramın heves, ilgi ve meydan okumaya yönelik bu vurguları, hackerların karakterine dair de ipuçları taşır. Dolayısıyla yapılan bu hacker tanımlarından hareketle, hackerların doğalarına ve kişiliklerine dair bilgi edinmek mümkündür. Bilginin serbest dolaşımını savunan ve bu amaçla geliştirdiği Linux işletim sistemini ücretsiz olarak dolaşıma ve kullanıma sokan Linus, Torvalds’ın hacker için yaptığı tanımlama da hackerların karakterlerine dair önemli veriler içerir. Torvalds’a göre insan yaşamında üç temel aşama vardır. Bu aşamalar; hayatta kalma, toplumsallaşma ve eğlencedir. O yaptığı bu sınıflandırmadan yola çıkarak hacker’ı, “bilgisayarını hayatta kalmak için kullanmaktan, diğer iki aşamaya geçmiş kişi” olarak tanımlar (Himanen, 2005: 15). Bu da hackerların; farklı açılardan bakabilen yaratıcı kişiler olduklarına işaret eder. Hackerların farklı açılardan bakabilmesini mümkün kılan ise, onların sorgulayan bir yapıya sahip olmalarıdır. Bu nitelik hackerların, kendi gereksinimlerini çözmek için etkili yöntem arayışında sınır tanımayan bir kâşif olmalarını sağlar (Damico, 2009). Hackerlar bu niteliklerinin yanında “sayılarla ve matematikle çalışma yeteneği de olan kişilerdir. Bellek, hatırlama ve mantıksal akıl yürütme de bir hacker olmak için gereklidir. Hackerların sahip oldukları bir diğer önemli özellikleri ise sabırdır. Çünkü hack, karmaşık bir eylemdir ve bunun için de planlamak ve eyleme geçmek, çok fazla zaman ve sabır gerektirir” (Mitchell, 2018).

Kavrama dair çizilen bu çerçeveden sonra hacker, bilgi ve merak duygularıyla var olana alternatif geliştirmeye çalışan dünyaya, her zaman büyük ve iyi şeyler olmasa da yeni şeylerin gelmesine imkân yaratan kişiler olarak tanımlanabilir (Wark, 2008: 22). Kavramın bu tanımı hackerlığın her ne kadar bilgisayar ve ağ teknolojilerinin bir ürünü olsa da ilgi ve merak duyulan her alanı kapsayabileceğine işaret eder. İlgi duyulan, başka türlü bakılması ve kullanılması sağlanan her alan hacklenebilir ve hacklenilen bu alanlar da farklı hackerlar yaratır. Öyle ki, astronomi alanında ilgi duyan biri astronomi hacker’ı olabilir (Himanen, 2005: 11).

Hacker kavramını tanımlamaya başlarken, kavramın zaman içinde kullanımının ve anlamının değiştiğinden ve genişlediğinden bahsedilmişti. Kavramın anlamının bu değişim sürecinde, genellikle olumlu bir vurgusu olsa da, 1980’lerde kişisel bilgisayarların gelişmesi ve 1990’larda ağ sistemlerinin yaygınlaşması ile birlikte artan kullanıcı sayıları, hack yapmaya meraklı kişi sayısını artıracak; bu durum da kavrama pejoratif anlamlar eklenmesine yol açacaktır. Çünkü hackerların sayıca artması, hack’in kullanım amacından saptırılmasına yol açacaktır. Bu da hackerların merak ve ilginin yönlendirdiği yaratıcı kişiler olarak tanımlanmalarının yanında (çoğu zaman bu anlamının ötesinde), bedava bir şeyler elde etmek isteyen, veri çalan, sistemleri kıran ve onları işlemez hale getiren kişiler olarak tanımlanmalarına da neden olur.

Yaptıkları Eylemlerin Niteliklerine Göre Farklı Hacker TürleriDüzenle

Hacker kavramına pejoratif bir anlam yüklenmesinin en temel sebebinin hackerların amaçlarındaki farklılaşma olduğu söylenebilir. Amaçlarına ve faaliyet alanlarına göre şu ana kadar tanımlanmış siyah, beyaz ve gri şapkalı olmak üzere üç farklı hacker sınıfı vardır.

Siyah Şapkalı HackerDüzenle

Siyah şapkalı hacker kavramı, hacker kültür teorisyeni Richard Stallman tarafından batı filmlerinde, kahraman kovboyların beyaz, düşman kovboyların ise siyah bir şapka giymesinden esinlenerek yapılır. Bu hacker grubu, sistemleri kullanılamaz hale getiren, kişisel verileri çalan ve finansal kuruluşlardan hesaplarına para aktaran kişiler olarak tanımlanır (Wilhelm, Andress, 2010: 26-27).

Beyaz Şapkalı HackerDüzenle

İşletim sistemlerini daha güvenli hale getirmek için sistemin açıklarını bulan ve güvenlik zafiyetlerinin kötü niyetli kullanımından önce kapatılmasını sağlayan kişilerdir (Güven, 2007: 20). Beyaz şapkalı hackerlar, siyah şapkalı hackerların saldırılarından korunmak için sistemlerin açıklarını bulup, sistem yöneticilerine bildiren hackerlardır ( Yagoda, 2014): Günümüzde beyaz şapkalı hackerlar, birçok kurum ve şirkette güvenlik uzmanı olarak çalışır.

Gri şapkalı HackerDüzenle

“Yerine göre beyaz, yerine göre siyah şapkalı olabilen, güvenlik amaçlı bile olsa girdikleri sistemin bilgilerini başkalarıyla paylaşan gruptur” (Elbahadır, 2011: 9). Gri hackerlar, iyi işler yaptıkları gibi, iyi işler yapmaya çalışırken suç niteliğindeki işlere de karışabilen hacker grubudur.

Hacker EtiğiDüzenle

Siyah ve beyaz gibi net uçları temsil eden hackerların yanında, bir de muğlak bir alanı temsil eden gri şapkalı hacker sınıfının da olması, hackerların yaptıkları işlerle basitçe sınıflandırılmasının kolay olmadığını gösterir. Bu nedenle, hackerları ve onların eylemlerini anlayabilmek, onları yönlendiren itkilerin neler olduğunu ortaya çıkarmak ve bu bağlamda ‘hacker etiği’nden bahsetmek önemlidir.

Hackerların, enformasyon çağının getirdiği sorunların çözümünün paydaşları olduğu söylenebilir. Hackerların enformasyon çağının sorunlarının çözümünde nasıl bir rol oynadığına geçmeden önce onların, Bir Hacker Manifestosu’nu yazan Mckenzie Wark tarafından enformasyon toplumunda ortaya çıkan bir sınıf olarak kabul edildiklerine değinmek, yerinde olacaktır. Wark’a göre özel mülkiyet, toprağa sahip olan pastoral sınıfı ve onun karşısında mülkiyetsiz kalan çiftçi sınıfını, sanayinin gelişmesi mülkiyetin soyutlanmasıyla birlikte kapitalist ve işçi sınıfını, enformasyon çağı da bilgiye sahip olup onu özel mülkiyet haline getirmeye çalışan vektörel sınıfı ve hacker sınıfını ortaya çıkarmıştır (Wark, 2008: 27): Hacker sınıfının karşısında ise, bilgiyi mülkiyet haline getirip onun denetimini ve kontrolünü elinde tutmak isteyen vektörel sınıf vardır (Wark, 2008: 17). Hackerların Wark tarafından bir sınıf olarak ele alınmaları enformasyon çağında bu sınıfın yüklendiği faaliyetlerin amaçlarını daha iyi kavramamıza yardımcı olacaktır. Çünkü hackerlar, enformasyon çağında bilgiye erişimin serbest olmasını savunan, bilginin sadece üretime kaynaklık eden bir hammadde olmasının önüne geçmek için, hâkim sınıflara karşı mücadele eden ve bu mücadelelerini hem kendilerine hem de eylemlerine dair geliştirdikleri etik ilkelerle şekillendiren bir sınıftır.

Hacker etiğinin nasıl geliştiğini anlayabilmek için de Richard Sennet’in Zanaatkâr adlı eserinde, zanaatkârlığa dair geliştirdiği yaklaşımdan kısaca bahsetmek ufuk açıcı olacaktır. Sennet, zanaatkârlığa yaklaşımını hocası Hannah Arendt’in, “bir şeyler yapan insanlar genellikle ne yapmakta olduklarını anlamazlar. Kendi kendine zarar veren şeyler de bu bağlantısızlıktan ortaya çıkar” (Sennett, 2009: 10-11). tespitleri üzerinden şekillendirir. Arendt’e göre temel sorun çalışmayı kendi içinde amaç olarak görme ve bir görevi düşünmeden ve sorgulamadan yerine getirmedir (Sennett, 2009: 17). Sennet ise bu hususta, görev ve sorumluluk, yapma ve düşünme, kullanma ve sorgulama arasındaki bağlantısızlığı kabul etmekle birlikte, bu bağların kurulabilmesi konusunda hocasına göre daha iyimser bir bakış açısına sahiptir. Ona göre bir şeyler yapan insanlar, yapım sürecinde sadece nasıl sorusuna odaklanmak yerine, nasıl ve niçin sorularını birlikte sorabilirlerse üreticiye hâkim olan ve onu belirleyen ürünlerdense, hem üreticisi hem de kullanıcısı tarafından bilinen ve müdahaleye açık ürünler ortaya çıkar. Sennet’in zanaatkârlığa dair düştüğü bu şerhten yola çıkarak hackerların, yaptıkları iş ve kullandıkları ürünle bağlarını koparmayan zanaatkârlar oldukları söylenebilir (Sennett, 2009: 20). Hackerlar, meraklı ve sorgulayıcı yapılarıyla başka türlü olabilme ihtimalini düşünebildikleri ve kullandıkları şeyleri amacına uygun kullanmanın ötesinde, bu şeylerin sağladığı farklı imkânları da arayarak kullandıkları için Sennett’in tarif ettiği zanaatkâr sınıfına dâhil olabilirler (Sennett, 2009: 356). Çünkü hackerlar bu nitelikleriyle, üretilenlerin hâkim ve belirleyici bir konumda olmalarının önüne geçmeye çalışır. Hackerlar ayrıca, modern çalışma düzeninin serbest merakı ortadan kaldırmasının önüne geçmek (Sennett, 2009: 352) ve çalışma-düşünme ayrımını ortadan kaldırmak için, görev ve zaman merkezli çalışmaya da karşı çıkar (Himanen, 2005: 53). Hackerlar, zamanla bireysel hayat ritimlerine uyan bir ilişki kurar (Himanen, 2005: 37). Çalışma zamanlarını kendilerine göre belirler.

Üretilen ürünün kullanıcıyı belirlemesi ve yönlendirmesi, hackerların temel mücadele konularının başında gelir. Hackerların belirlenim ilişkilerine karşı çıkmaları da yabancılaşma kavramı etrafında ele alındığında, onların yabancılaşmaya karşı bir mücadele yürüttükleri söylenebilir. Çünkü onlara göre yabancılaşma, kullanılan “teknolojilerin denetimin bir parçası haline getirilmesine” (Assange, 2012: 33). ve bunun kullanıcılar tarafından farkında olunmaması, anlaşılmaması ve teknolojinin merak edilmemesiyle bu süreçlerin kusursuzca işlemesine imkân tanır. Dolayısıyla hackerlar, merak edip, karıştırdıkları, keşfettikleri ve yeniden şekillendirdikleri araçları kontrol ve denetim mekanizmaları olmaktan çıkarıp, onları kullanıcıları için özgürleştiren kişilerdir (Assange, 2012: 65).

Hackerlar, internetin yaygınlaşması ile birlikte bireyin siyasal fikirlerinin, aile ilişkilerinin, arkadaşlıklarının ve beğenilerinin bu alana taşınması ve kamusal-özel hayat ayrımının sınırlarının iççice geçmesiyle artan gizliliğin korunması ihtiyacıyla eyleme geçen kişilerdir (Assange, 2012: 27). Hackerlar, internet kullanıcılarının birer istatistik haline getirilmelerine ve bu yolla gözetlenip denetlenmelerine karşı gizlilik ve mahremiyet politikalarını savunarak, internetin gözetleme ve denetim aracına dönüşmesine, hakkımızdaki her türlü bilginin alınıp satılabilir bir meta haline getirilmesine karşı mücadele ederler (Himanen, 2005: 101)

Hackerların etik bilinçlerinin bir diğer unsurunu ise, onların bilgiyle kurdukları ilişki şekillendirir. Hackerlar, bilgiye erişimin serbest olmasını savunurlar. Hackerların bilginin serbestliğini savunmalarının nedeni ise, bilginin metalaştırılıp mülkiyet haline getirilmesine karşı mücadele edip, bilginin dolaşıma sokularak herkes tarafından özgürce kullanılmasını ve geliştirilmesini istemeleridir. Hackerlar, bilgiye erişimin serbestliğini, bilimsel bilginin üretilmesi ve bu üretimin sürekli hale gelmesi için de isterler. Çünkü onlara göre, “bilimsel bilgi açık olduğu sürece müşterek bilgiye yapılacak gizli marjinal eklemeler heyecan verici bireysel kazanımlara dönüşebilir” (Himanen, 2005: 70). Hackerlar, bu amaçları için bilgiye serbest şekilde ulaşabilmeyi savunan ve bunun için gerekli ortamı hazırlayan ‘açık model’ sistemini geliştirirler. Açık model; yeniliğin teknik değil, toplumsal bir şekilde geliştirilmesi, fikir üretme sürecinin herkese açık olması, fikirlerin herkes tarafından test edilmesi ve bunun üzerine bir şeyin inşa edilmesi ya da geliştirilmesidir (Himanen, 2005: 60, 75). Bu modelde, sürece katılanlar için karşılıklı bir öğrenme süreci yaşanır (Himanen, 2005: 82).

Hackerların, bilginin serbestliğini savunmalarının bir diğer boyutunu da, devleti ve kurumları daha şeffaf ve hesap verebilir olmaya zorlamaları oluşturur. Hackerlar, “bilginin, iktisadi değerlerin ve gücün mübadelesine bağlı olarak tanımlanan devlet karakterinin” (Assange, 2012: 12) bu araçlarla tahakkümcü bir güç elde etmesine karşı mücadele ederler (Assange, 2012: 14). Hackerların bu amaçları, bir hacker grubunca oluşturulan wikileaks ve bu örgütün faaliyetleri üzerinden örneklenebilir. Wikileaks asıl karar verici olan halkın, dâhil edilmediği gizli süreçleri ifşa ederek devleti ve kurumları şeffaflığa zorlar. Wikileaks, şeffaflık ve hesap verilebilirlik vurgularıyla yönetimleri daha demokratik olmaları için zorlar (Uçkan, 2013: 77).

Hacker etiği demokratik bir düzeni savunur ve böyle bir düzen kurmak için mücadele eder. Bu hususta Julian Assange, hackerlığın şiarının “güçsüzler için mahremiyet, muktedirler için şeffaflık” çağrısı olduğunu söyler (Assange, 2012: 17).Bu bağlamda hackerlar da toplumsal sorunlarla, geliştirdikleri şiddetsiz eylem yöntemleriyle mücadele etmeye çalışır. Dolayısıyla birçok hackere göre de, “hack şiddet içermeyen doğrudan eylemin ulaştığı en üst noktadır” (Assange, 2012: 15). Hackerların etikleri doğrultusunda geliştirdikleri bu şiddetsiz eylem biçiminin adı hacktivizmdir. Hacktivizm; “bilgisayar teknolojisinin veya programlama sistemlerinin toplumsal bir soruna yönelik tepki gösterme amaçlı kullanılması” (Demirkıran, 2013: 28). olarak tanımlanır. Bu eylemlerin temel itici gücü haksızlık ve adaletsizliğe dair gelişen tepkidir. “Hacktivist eylemler genelde yapı itibarı ile yıkıcı veya yok edici özellik taşımaz; bir sistemi yok etmek yerine, sistemi geçici süreliğine erişilemez hale getirir veya aksaklık çıkarır.” (Demirkıran, 2013: 31). Hacktivizm eylemlerini hackerlar başlatsa da hacktivizm, sorunun çözümüne dâhil olmak isteyen herkesin katılımına açık bir eylem biçimidir. Böylelikle hacktivizm, karşıt olunan ve tepki gösterilmek istenen bir olay için, farklı cinsiyetten, dilden, dinden, ırktan, meslekten ve yaştan bireylerin geçici süreliğine bir araya gelip eylem düzenlemelerine imkân sağlar. Hacktivist eylemlerin düzenlenme yeri de dijital alanlardır. Sanal bir mekânda düzenlenen bu eylemler, “iktidarın elinde tuttuğu yapılara kafa tutabilecek geçici otonom bölgeler” (Tunç, 2011:198) açması bakımından da önemlidir.

Hackerlar geliştirdikleri bu etik ilkeleri ve şiddetsiz eylem biçimleriyle, enformasyon çağının gelişen teknolojiyle birlikte getirdiği sorunlara karşı, bilginin serbestliği için mücadele eden, bireyin mahremiyetini savunan, devletleri ve kurumları daha demokratik ve şeffaf olmaya zorlayan yeni bir sınıftır. “Hackerlar, bilginin, daha da ötesinde denetim altına alınmamış anlamın peşindedir” (Uçkan, 2013: 46). Hackerların bu amaçları, "objektif gerçeklerin kamuoyunu şekillendirmede duygular ve inançlara göre daha az etkili olduğu” günümüz koşullarını anlatan post-truth çağında daha da önemlidir. Bu dönem, gerçek olmadığı bilinmesine rağmen gerçek gibi kabul edilen ve inanılan bilgilerin sosyal medya ve iletişim araçları aracılığıyla hızla yayıldığı bir dönemdir. Post-truth çağı kabaca sadece bir yalana inanmayı tercih etmekle açıklanamaz. Post-truth’un gelişen teknoloji ve ağ sistemleri aracılığıyla yaygınlaşan haber kanallarının, gerçeklik algısını değiştirmesiyle de doğrudan bir ilişkisi vardır. Sosyal medya, Baudrillard’ın Simülakrlar ve Simülasyon adlı eserinde göstermeye çalıştığı gibi gerçekliğin yeniden üretilebilir hale geldiği ve bu durumu kontrol etmenin de mümkün olmaktan çıktığı alanlardır ( Baudrillard, 2017). Çünkü “sosyal medya her türlü iletişim kanalından sızarak; rol ve gerçek arasındaki boyuta sızar.” Gerçekliğin üretilebilir ve yeniden kurgulanabilir hale geldiği bu alanlarda, üretilen bilginin kaynağına ulaşmak ve onu kontrol etmek de neredeyse imkânsızdır. Bu alanlar, hız ve yayılma özellikleri ile haberin ya da bilginin asıl kaynağını önemsiz ve etkisiz hale getirir. Algoritmalar aracılığıyla bu alanların, kişinin daha önceki aramalarından ya da paylaşımlarından yola çıkarak geliştirdiği özel filtreler de, kullanıcıların objektif haberlere ya da bilgilere erişmesini kısıtlar. Bu filtreler kullanıcıların karşıt fikirlerden haberdar olmalarını da engeller. İçinde bulunulan bu çağ, “Enformasyon hızı ve iletişim şebekelerinin yaygınlığı ve medyatik etkisi ile büyük bir hızla kişiyi enformasyon kullanıcısı olmaktan çıkarıp, “seyirci” haline dönüştüren, olup biten her şeyi de bir “gösteri” haline getiren” (Uçkan, 2013: 43) bir dönem olması nedeniyle, hackerları da harekete geçirmiştir. Bilginin serbest dolaşımı savunan ve onun meta haline getirilmesine karşı çıkan hackerlar, hakikatin olgulardan değil de hakikati yaratma gücünü kendinde bulanlardan çıkarılmasına karşı mücadele ederler. Hackerlar, çoğu haber kanalını, yayınladıkları yalan haberlerin gerçekleri ile hacklerler. Yalan haberlerin siyasi propaganda aracı haline getirildiği ve siyasetin içinin boşaltıldığı bu dönemde, yalan ve siyaset ilişkisini doğruluk tespiti yapan bir yazılımla denetleyebilmeyi veya kullanıcılarını manipüle etmek üzere kullanılan bu alanların kısıtlanmasını ya da hacklenmesini sağlayabilecek önemli bir sınıf olan hackerların varlıkları bu çağda daha da önemlidir.

İleri okumaDüzenle

ASSANGE Julian, 2012, Şifrepunk Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma, Çev. Ayşe Deniz Temiz, Metis Yayınları, İstanbul.

BAUDRİLLARD, Jean, 2017, Simülakrlar ve Simülasyon, Çev. Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, İstanbul.

CASTELLS Manuel, 2013, Ağ Toplumunun Yükselişi, Çev. Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

CASTELLS Manuel, İletişimin Gücü, 2016, Çev. Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

DAMİCO José Ricardo de Oliveira, Hacker Nature, 2009, file:///C:/Users/PC/Downloads/Hacker_Nature.pdf, (erişim tarihi 20.04.2018).

DEMİRKIRAN Pınar, 2013, Hacktivizm, Der. Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal, İçinde Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi, Alternatif Bilişim İstanbul, ss 27-34.

ELBAHADIR Hamza, 2011, Hacking İnterface, Şefik Basım ve Yayıncılık, İstanbul.

ERİŞ Ufuk, 2009, Türkiye’de Kırıcı (Hacker) Kültürü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Eskişehir.

GÜVEN Mehmet, 2007, İnternette Güvenlik ve Hacker Cracker Meseleleri, Aydan Web Ofset, Ankara.

HİMANEN Pekka, 2005, Hacker Etiği, Çev. Şebnem Kaptan, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

KELEŞ Ali Rıza, 2013, Önsöz, Der. Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal, İçinde Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi, Alternatif Bilişim İstanbul, ss 5-9.

LONDON Jay, Happy 60th Birthday to the Word “Hack”,2015, https://alum.mit.edu/slice/happy-60th-birthday-word-hack, (erişim tarihi 12.05.2018)

MİTCHELL Bradley, What is Hacking, 2018, https://www.lifewire.com/definition-of-hacking817991, (erişim tarihi 20.04.2018).

SENNETT Richard, 2009, Zanaatkâr, Çev. Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

SABANCI Ahmet, 2013, “Hackerlara Bir Karşı Kültür Olarak Bakmak”, Der. Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal, İçinde Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi, Alternatif Bilişim İstanbul, ss 16-27.

TUNÇ Aslı, 2011, “Kanunsuz Ama Meşru: Sanal Ortamda Sivil İtaatsizlik ve İnternet Korsanlığı”, Cogito, Sayı 67: 197-205.

UÇKAN Özgür, 2013, “Hacker’lar: Viral Kültürün “Semantik Gerillalar”ı mı, Enformasyon Toplumunun Veri Hırsızları mı?”, Der. Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal, İçinde Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi, Alternatif Bilişim İstanbul, ss 41-48.

YAGODA Ben, A Short History of Hack, 2014, https://www.newyorker.com/tech/elements/a-short-history-of-hack(erişim tarihi 22.04.2018).

WARK, Mckenzie 2008, Bir Hacker Manifestosu, Çev. Merve Darende, , Altıkırkbeş Yayınları, İstanbul.

Wilhelm Thomas ve Andress Jason, 2010. Ninja Hacking: Unconventional Penetration Testing Tactics and Techniques, Elsevier, USA.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Bilgisayar korsanlığı Kaspersky.com.tr. Erişim: 26 Temmuz 2012.

Dış bağlantılarDüzenle