Deli Ahmet Ağa

Deli Ahmet Ağa (Osmanlı Türkçesi: دلى احمد اغاDeli Ahmed Ağa) (? Sürmene, Trabzon – 19 Ağustos 1821 Sürmene, Trabzon), XVIII. yüzyılın son çeyreğinde Sürmene'deki baba konağında doğmuştur. Büyükbabası yerel derebeyi ve sarı sekbanlardan Seymen Ali Ağa, babası büyük toprak ağası Abdullah Ağa, kardeşi ise Alaybey Ağa'dır.[1] Yaşadığı dönemde görevden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullanan ve halka eziyet ederek zenginleşen vali paşalara karşı iki kez isyan etmiştir. 19 Ağustos 1821[2] tarihinde doğduğu yerde ölmüştür.

Deli Ahmed Ağa'nın kabri

SoyuDüzenle

Soyu, 1471’de Silifke Kalesi'nde annesiyle yaşarken, Osmanlı komutanı Gedik Ahmed Paşa tarafından kuşatılan ancak ele geçirilemeyen, babasının ölüm haberini alınca 1472’de Fatih Sultan Mehmet’e mektup yazıp, anlaşarak kaleyi teslim edeceğini bildiren[3] Karamanoğlu İshak Bey'in oğlu Küçük İbrahim Bey'e dayanmaktadır.[4][5][6] Ailesi, Trabzon’da Çavuşzâdeler olarak bilinen, Sürmene ilçesinde geniş bir topluluğu bünyesinde barındıran çok büyük bir ailedir.[7]

YaşamıDüzenle

Babası Abdullah Ağa, devrin Trabzon vali ailesi Caniklizâdelerin devrinde yaşamış ve Caniklizâdelerin halka uyguladığı zulüm ve baskıya[8] karşı halkın ve devletin yanında durmuştur. Deli Ahmed Ağa, çocukluğunda ailesinden edindiği zulmün, güçlünün, baskının ve haksızın karşısında, güçsüzün, haklının ve hakkın yanında olma düsturunu babasının ölümünden sonra bölgedeki toprakları ve yerel derebeyliği üstlendiğinde de devam ettirmiştir. Deli Ahmed Ağa, görevi üzere ilçenin emniyetini ve güvenliğini sağlamış, çeteleşmeye izin vermemiş, devletin ihtiyacı olan askeri eğitmiş ve göndermiş, vergi sahiplerinden vergi toplayıp Trabzon vilayetine yollamıştır. Nizâm-ı Kadîm’deki bozuklukları düzeltmek üzere padişah III. Selim tarafından yapılan Nizâm-ı Cedîd uygulamalarını desteklemiş, bölgedeki bu faaliyetlere karşı çıkan başıbozuk ve asi kesimlerin tavırlarını sertçe bastırmış ve boykotlarını sona erdirmiştir. Bu sayede kendisine rütbe verilmiştir.[9]

Azak, Anapa gibi hayatî öneme sahip kalelerin kaybedilmesi ve Trabzon vilayetinin belli ailelerin yönetimine bırakılması, Trabzon’a yollanan valilerin kontrol edilememesine yol açtı. Özellikle de payitahtın savaşlarla, paşalarla ve askerlerle uğraştığı zamanlarda, vali paşalar üzerlerinde oluşan otorite boşluğunu da iyi değerlendirerek, halka zulm edip ceplerini haksız kazançlarla doldurmuşlardır.[10] Bu haksız davranışlara boyun eğmeyen birkaç ağa, vali paşalara karşı çıkmış daha sonra devlete isyan ve ihanet suçundan idam edilmiştir. Deli Ahmed Ağa, bu haksız idamlara boyun eğmemiş, olası bir saldırıya karşı kendini ve çevresini hazırlamış, birçok ağa ve paşanın yanına adamlarını yerleştirmiştir.[11] Padişah III. Selim’in Kabakçı isyanı ile tahttan indirilmesinden sonra da uygulamalarına riayet ederek devam etmiş, IV. Mustafa’nın Nizâm-ı Cedîd’i dağıtması ve riayet edenlerine cezalandırmasına karşı kendini emniyete almıştır. Daha sonra II. Mahmud tahta çıkmıştır.

Tuzcuoğlu Memiş Ağa MeselesiDüzenle

Haziran 1812'de II. Mahmud tarafından Trabzon valisi olarak atanan Hazinedarzâde Süleyman Ağa, Canik’teki kethüdası ve kayınpederi Çeçenzâde Hasan Ağa'ya, Canik’ten silah ve asker toplayıp gelmesini ve kaymakam olarak göreve başlamasını bildirmiştir. Trabzon'a gelirken batı kıyılarındaki iskelelere saldırması ve ağalara gözdağı vermesi tüm kıyı şeridindeki ağalar tarafından kötü karşılanmıştır. Trabzon’a gelip kaymakam olan Çeçenzâde, arkasına damadı ve vali olan Hazinedarzâde Süleyman Paşa'yı alınca ilk olarak Tonya âyanı Hacısalihoğlu Ali Ağa üzerine kuvvet gönderdi.[12] Bu sırada Rus savaşı bitince Hazinedarzâde Süleyman Paşa’da kayınpederi Çeçenzâde’ye katıldı ve tüm ağalar üstüne asker gönderdi.[13] Vali ve kaymakamın bu saldırgan tavırlarına karşı Deli Ahmed Ağa’da Kalcızâde ve Şatırzâde gibi husumetli aileleri barıştıran, Faş kalesinden Rusları püskürten ve Batum kıyılarını koruyan Trabzon kuvvetlerinin komutanı olan Gönye ve Faş muhafızı Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile birlik oldu.[14][15][16]

Vali Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın topladığı vergilerin bir kısmını kaymakam ile arasında paylaştığı haberini aldıktan sonra bu konuyla ilgili vali paşa ile sorun yaşayan Deli Ahmed Ağa, vali ve kaymakamla sorun yaşayan Rize, Of ve Sürmene ağalarına haberci göndermiş ve toplanan vergilerin Tuzcuoğlu Memiş Ağa aracılığıyla vali paşaya iletilmesi kararını ulaştırmıştır. Bunun sonucunda ağalar, vali ve kaymakamla muhatap olmuyor Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile işlerini çözüyordu.[12][17] Vali Hazinedarzâde Süleyman Paşa, Faş muhafazasında görevliyken birinci defa 100 bin, ikinci defa 150 bin kuruş borç aldığı, ilk iki borcunu ödemeden üçüncü defa da 250 bin kuruş borç istediği lakin son defasında ilk iki borcu ödemediği ve elinde o kadar para olmadığını bildirdiği için borç alamadığı Tuzcuoğlu Memiş Ağa'ya düşmanlık besledi.[18]

Bölgedeki ağalar ve halk tarafından sevilen ve desteklenen Tuzcuoğlu’nu çekememiş, payitahta asi ve hain olduğunu yazarak idam fermanını istemiştir.[15][19] Babıâli Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın gönderdiği mektup üzerine tahkikat başlattı. Tahkikat sonucunda Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın iyi bir adam olduğu ve idama gerek olmadığını vali paşaya iletti. Ancak Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın kapıcıbaşılık rütbesini de kaldırdı.[20] İdam fermanı gelmeyince ve kapıcıbaşılık rütbesinin de kendi iftirası üzerine kaldırılınca, Vali Süleyman Paşa'nın geçimsizliği daha da artarak düşmanlık haline geldi ve düşmanca bir tavırla tekrardan bir mektup yazarak idam fermanının verilmesini istedi.[21] Vali paşanın ısrarı sonucunda Padişah II. Mahmud idam fermanını verdi ve ferman Trabzon’a Hamamizâde Mehmed Emin Efendi ile gönderildi.[22][23]

İlk İsyanıDüzenle

Erzurum valisine yardım için Hopa'da bulunduğu sırada[23] idam fermanını alan Vali Süleyman Paşa, kaymakamı ve kayınpederi olan Çeçenzâde Hasan Ağa’ya gizlice “Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın Sürmene'deki dostu Deli Ahmed Ağa ile görüşüp, Tuzcuoğlu'nun bir an önce Trabzon’a gitmesini sağla” emrini vermiştir.[24] Vali paşadan aldığı emir üzerine kaymakam Çeçenzâde Hasan Ağa, Deli Ahmed Ağa’ya bir mektup göndermiş. Deli Ahmed Ağa’da bunun üzerine Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ya bir mektup göndermiştir. Aynı zamanda da Çeçenzâde Hasan Ağa’nın yanına yerleştirdiği adamından bu konu ile ilgili malumat istemiştir. Deli Ahmed Ağa’nın mektubunu alan Tuzcuoğlu Memiş Ağa, yola çıkıp Sürmene’ye gelmiştir. Bu sırada da Deli Ahmed Ağa’ya Çeçenzâde’nin yanındaki adamından, Trabzon davetinin Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın idam edilmesi için yapıldığı bilgisi gelmiştir. Bunun üzerine Tuzcuoğlu Memiş Ağa, Rize'deki evine geri dönmüştür.[25][26] Tuzcuoğlu Memiş Ağa’yı hile yoluyla ele geçirip öldüremeyeceğini anlayan Hazinedarzâde Süleyman Paşa, Hopa'da olduğundan Temmuz 1816 başında Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın üzerine Trabzon ağalarından Şatırzâde Osman Bey ve Milet'li Kara Numan Bey komutasında asker göndermiş[27] ve başlarına da kaymakam Çeçenzâde Hasan Ağa’yı yetkilendirmiştir.[17][28][29][30][31]

Kendi üzerine asker çıkarıldığını Deli Ahmed Ağa’nın gönderdiği haberci ile öğrenen Tuzcuoğlu Memiş Ağa, Rize ve Lazistan çevrelerinden birçok asker toplamıştır. Bu sırada Deli Ahmed Ağa ise Sürmene’deki Hazinedarzâde Süleyman Paşa'nın adamlarını Sürmene'den kovmuş, başta kardeşi Alaybey Ağa olmak üzere Sürmene'den Genç Mehmed Ağa, Suiçmezoğlu Hasan Ağa, Bacıoğlu İsmail Ağa, Çebioğlu Yakup Ağa, Of’tan Pir Ali Ağa, Tufan Ağa, Abanozoğlu Süleyman Ağa gibi haklarında birçok kez idam fermanı çıkarılan kişileri kendi safında toplayıp daha sonra Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile birleşmiştir. Bunun sonucunda Çeçenzâde Hasan Ağa’nın askerleri ile giriştikleri bütün çarpışmaları kazanmış ve halk üzerindeki etkilerini arttırmışlar[25][32] ve Trabzon’u ele geçirme kararını almışlardır. Deli Ahmed Ağa'nın emriyle Sürmene ve Of kayıkçıları Trabzon limanına doğru yola çıkmış, Trabzon limanını ele geçiren kayıkçılar daha sonra kaleye doğru devam etmişlerdir. Bu esnada Vali Hazinedarzâde Süleyman Paşa, gittikçe büyüyen bu isyanın mahallî kuvvet olan Şatırzâde ve Numan ile bastıramayacağını anlayarak payitahttan yardım istedi. Bir firkateyn, bir korvet, bir zırhlı ve bir kaç küçük gemiden oluşan donanma emrine gönderildiği halde, yetersiz olduğunu düşünerek Bolu ve Kastamonu'dan asker ve bol miktarda cephane yollanmasının zorunlu olduğunu bildirdi.[29][33][34][35]

Ağustos 1816'da Deli Ahmed Ağa ve diğer ağalar, Hacısalihoğlu ve Abanozoğlu gibi adamlarıyla Trabzon’a gelip kaleyi kuşatmış dış kaleyi ele geçirdikten sonra Çeçenzâde Hasan Ağa iç kaleye çekilmiş şehri savunmaya çalışmıştır. Fakat Tuzcuoğlu Memiş Ağa'nın damadı olan Kalcızâde Osman Ağa, şehri savunan kuvvetleri alt ederek şehri savunmasız bırakmıştır. 18 Ağustos sabahında Kalcızâde Osman Ağa’nın önderliğinde iç kaleye doğru ilerlenmiştir. Bunu gören kaymakam Çeçenzâde Hasan Ağa, maiyetini de bırakarak, temin ettiği kayıkla şehirden kaçarak Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın memleketi olan Ünye'ye kaçmıştır. 18 Ağustos ikindisinde iç kale ele geçirilmiş ve Trabzon sancağı taksim edilmiştir. Sürmene ve çevre yörelerini alan Deli Ahmed Ağa, şartlar böyle devam ettiği sürece savaşmayacağını ve savaşanlara katılmayacağını bildirdikten sonra Sürmene’ye geri dönmüş ve yanında savaşan Sürmeneli ağalara da birkaç yerler vermiştir.[36][37][38][39][40][41][42] Ünye’ye çıkan Çeçenzâde Hasan Ağa, Ordu ve çevre yörelerden bulduğu askeri saflarına katıp Trabzon'a doğru yola çıkmıştır. Ekim ortasında Giresun’u işgal ettiği sırada Babıâli’nin kendisine yardıma gönderdiği iki gemiyi de alıp, Tirebolu'ya doğru devam etmiş ve Tirebolu’yu işgal ettikten sonra Trabzon’a devam etmiştir.[25][39][43] Tuzcuoğlu Memiş Ağa, gelenlerin Çeçenzâde ve az bir kuvvet olmasını fırsat bilip, Trabzon'dan Gümüşhane, Bayburt ve Karahisar-ı Şarki’ye doğru yönelmiş ve bölgedeki kaleleri ele geçirmiştir.[44] Olay, Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın sandığından daha da çetrefilli ve arazinin engebeli olmasından, ağaların çok iyi istihbaratı olmasından ve araziye hakim olmasından dolayı, Babıâli’den Çeçenzâde’ye destek talebini yinelemiştir. Babıâli ise Hazinedarzade Süleyman Paşa’ya isteklerini vereceğini ancak orduyu kendisinin yönetmesini gerektiğini bildirmiş ve Anadolu'nun hemen hemen bütün gücünü emrine vermiştir.[34][45][46][47]

Sahilden Trabzon'a kadar ilerleyen ve şehir merkezinin az sayıda askerle korunduğunu gören Çeçenzâde, Kasım ayında şehri ele geçirip kaymakam olarak göreve başlamıştır.[48] Başta Hacısalihoğlu Ali’nin Hazinedarzâde Süleyman Paşa’dan af dilemesinden sonra damadı Kalcızâde Osman Ağa ve diğer ağalar da payitahtın olaya el atması sonucu Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın yanından ayrılmışlardır.[49][50] Aralık 1816 sonlarında Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın peşine, Şatırzâde Osman Ağa’nın oğlu Mikdad Ağa ve Rize Mütesellimi Tahir Ağa komutasında 2500 kişilik kuvveti gönderen Hazinedarzâde Süleyman Paşa[51] ancak 26 Ekim 1817’de Tuzcuoğlu Memiş Ağa’yı ele geçirmiş ve idam ettirmiştir.[52][53][54][55] Böylece rüşvet ve haramiliğine karşı en sert tavır takınan adamı öldürten Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın yeni hedefinde rüşvet ve haramiliğine karşı çıkabilecek olan ve Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile işbirliği etmiş olan diğer ağalar vardı. Öncelikle 20 Eylül 1816 tarihinde idam edilmesi gereken Kalcızâde Osman Ağa,[56] Sürmene-Çavuşlu’da Deli Ahmed Ağa’nın yanında ikamet etmesi şartıyla affedilmiştir. Kalcızâde Osman Ağa, kısa süre sonra eskisi gibi Trabzon’da oturmayı istemiş fakat Hazinedarzâde Süleyman Paşa, bu isteğine şiddetle karşı çıkmıştır.[57] Sonrasında Tonyalı Hacısalihoğlu Ali Ağa’yı Trabzon’da oturmak zorunda bırakmıştır. Ancak ağalar bu haksız emirlere uymak istemeyince düzen yeniden bozulmaya başlamış. Birkaç ay içinde vali ve ağalar arasında yeni bir geçimsizlik başlamıştır.[58] Bu sırada payitaht, yeni bir isyan çıkmasını önlemek için Hazinedarzâde Süleyman Paşa’yı Nisan 1818’de Alaiye Sancakbeyliğine tayin etmiş, Trabzon Valisi olarak da Kaptan-ı Deryalıktan azledilen Abaza Hüsrev Mehmed Paşa'yı atamıştır.[59][60][61][62][63][64][65]

İkinci İsyanıDüzenle

Yeni atanan Vali Abaza Hüsrev Mehmed Paşa, Trabzon’a geç gitmiş ve Hazinedarzâde Süleyman Paşa’nın her rüşvet ve haramiliğine ortak olan Şatırzâde Osman Ağa'ya iltizam vererek dostluk kurmuştur. Rüşvetçi haramilerin dostluğundan çok çekmiş olan Kalcızâde Osman Bey, Deli Ahmed Ağa ve Hacısalihoğlu Ali Ağa, bu gibi yanlış hareketlere zamanında ses çıkarmamanın bedelini çok ağır ödemişlerdir. Bunun üzerine Kalcızâde Osman Bey, Hacısalihoğlu ve diğer ağalarla bir araya gelip, ortak hareket etmek için, Sürmene’ye gönderilen 4-5 bin kişilik maiyeti ile birlikte eskisi gibi Trabzon’da oturmayı Vali Abaza Hüsrev Mehmed Paşa’dan teklif etmiştir. Şatırzâde Osman Ağa’nın bu teklife asla olur verilmemesi gerektiğini söylemesi üzerine, Vali Abaza Hüsrev Mehmed Paşa, bunu kabul etmemiş. Bu olumsuz cevap yetmezmiş gibi Şatırzâde Osman, Vali Hüsrev Mehmed Paşa’ya derebeylerin kalelerinin ve kale benzeri konaklarının yıkılması için tavsiye vermiştir. Bunun sonucunda Vali Hüsrev Mehmed Paşa, Şatırzâde’nin tavsiyesini uymuş ve yıkım emrini vermiştir. Bu olumsuz cevap ve alenen saldırı kararı karşısında haklı çıkan Kalcızâde Osman Bey ve dostları, fena halde kızmış ve hemen ayaklanma hazırlıklarına başlamışlardır.[66] Deli Ahmed Ağa, kardeşi Alaybey Ağa ve Gümrükçüzâde ile birlikte yöredeki diğer ağaları da yanına almış, Sürmene ve Of mıntıkalarındaki vali paşa ve Şatırzâde’nin adamlarını buradan çıkartmışlardır. Deli Ahmed Ağa’nın yöre üzerindeki gücünü ve nelere kâdir olabileceğini iyi bilen silâhşorân-ı hâssadan Ali Ağa, oluşan bu durumdan çok endişelenmiş ve olayın yatıştırılması için payitahta mektuplar göndermiştir. Bunların birinde şöyle yazmaktadır:

Hüsrev Paşa, bu ağaların hareketini zor durdurabilir. Çünkü Sürmene ve Of denilen bu bölgelerden, 70 - 80 bin kişi çıkar ve bunlar Deli Ahmed Ağa’nın emrinde, Kalcızâde Osman Bey’in saflarında yer alır ve ölüme dahi yürürler. Aynı şekilde Hacısalihoğluları da asker sahibidirler ve Kalcızâde Osman Bey ile ittifak ettikleri için kesinlikle ortak taarruz edecekleri şüphesizdir.[63]

Bu ve bunun gibi sayısız uyarıları dikkate almayan ve Vali Mehmed Hüsrev Paşa’ya büyük güveni olan payitaht, ağalara istediklerini vermemiş. Bunun sonucunda da iki tarafta hazırlıklara başlamıştır. Öncelikle Kalcızâde Osman Bey ve Hacısalihoğlu Ali ittifak etmiş, sonrasında ilki Sürmene’de diğeri de Vakfıkebir’de olmak üzere isyan planlanmıştır. Hacısalihoğlu Ali Ağa’nın kayınpederi Eynesil âyanı Dedezâde Süleyman Bey Görele’den, Deli Ahmed Ağa ve kardeşi Alaybey Ağa'da Sürmene ve Çavuşlu mevkilerinden harekete geçmişlerdir.[57] Payitaht, bu ufak çaplı hareketlerin büyümeden, aynı Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın isyanında olduğu gibi elebaşlarıyla anlaşma yapılıp, ikna edilerek yakalanmasını emretmiştir. Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın isyanında kaymakam Çeçenzâde’nin üstlendiği rolü bu olayda da Şatırzâde Osman üstlenmiş ve ağalarla anlaşma yapıldığında bütün rüşvet ve yasadışı gelirlerinin elinden gideceğini bildiğinden, Vali Hüsrev Mehmed Paşa’ya anlaşmanın zayıflık olduğunu ve anlaşırlarsa vali paşanın halk üzerindeki gücünü kaybedeceğini söylemiştir. Bunun üzerine Vali Hüsrev Mehmed Paşa ve Şatırzâde Osman Ağa, ayrı ayrı, Kalcızâde Osman Bey, Deli Ahmed Ağa ve Hacısalihoğlu Ali Ağa ile görüşmeler yapmak istemiştir. Lakin bu görüşmelerin amacı anlaşma yoluyla ağaları isyandan vazgeçirmek değil ele geçirmek, eğer ele geçiremezlerse de birbirlerine düşürmektir. Deli Ahmed Ağa’nın Şatırzâde Osman’ın yanındaki adamından olayın içyüzüne ait bilgi alması üzerine bu görüşmeler yapılmış ancak ağalar tüm bu yalancı ve hileli teklifleri reddetmişlerdir. Bu yaşananlardan sonra Deli Ahmed Ağa, kardeşi Alaybey Ağa ve emrindeki ağalarla birlikte Sürmene'yi geçip Yomra'dan Trabzon önlerine, Eynesil âyanı Dedezâde Süleyman Bey’in, 200 kişiyle Görele’den Polathane'yi geçip Trabzon önlerine, Sürmene'den çıkmış olan Kalcızâde Osman Bey’in, maiyetindeki 4 - 5 bin kişiyle dağlık mıntıkaları ele geçirerek Trabzon önlerine, Hacısalihoğlu Ali Ağa’nın Polathane ve Tonya'dan gelen askerleriyle birleşip Trabzon önlerine gelmesi üzerine isyan en parlak halini yaşamıştır. İsyan etmiş olan ağaların nefesini ensesinde hisseden Trabzon Valisi Abaza Hüsrev Mehmed Paşa, Lazistan, Canik ve Karahisar-ı Şarki'den topladığı askerlerle 17 Ocak 1819 tarihinde karşı saldırıya geçmiş ve başına buyruk hareket eden bazı ağaları yenmiştir.[66][67]

Öncelikle Sürmene’ye doğru ilerleyen kuvvetler, Kalcızâde Osman Bey’in yeğeni Deli Ahmed Ağa’nın konağına kuşatmıştır. Kendisi Trabzon önlerinde savaşan Deli Ahmed Ağa’nın eşi ve çocukları dahil tüm ailesi yakalanarak Trabzon’a gönderilmiş ve konağı yakılmıştır.[63] Bu olanları haber alan Deli Ahmed Ağa, gece vakti kale önlerine gelmiş, içerideki adamlarından ailesi hakkında bilgi almış, yakında yapılacak olan büyük harekat hakkında da haberdar edilmiştir. Ailesinin güvende olduğu bilgisini alan Deli Ahmed Ağa, Bayburt’taki yaylasına çekilmiş ve kendisini emniyete almıştır. Bu sırada Dedezâde Süleyman Bey, üzerine gönderilen kuvvetlere konağından savunma yapmış ama sonra kuşatılmıştır. Konağından 3 adet top ve önemli miktarda cephane çıkan Dedezâde, vali paşanın kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Polathane üzerine gönderilen kuvvetler karşısında tutunamayan Kalcızâde Osman Ağa ile Hacısalihoğlu Ali Ağa birlikte Tonya’ya çekilmişlerdir. Bunların maiyetlerinde bulunan Bahadıroğlu, Hacıfettahoğlu, Pir Ali Ağa ve diğer birçok ağa da suçlarını itiraf etmiş ve af dilemişlerdir.[57][67][68] Tam bu sırada Kalcızâde Osman Ağa ve taraftar ağaları bastırdığını sanan Vali Mehmed Hüsrev Paşa, bu ağaların idamı için İstanbul’dan ısrarla izin istemiştir. Bizzat padişah II. Mahmud tarafından dış tehlikeler sebebiyle, isyancıların öldürülmelerinin daha elverişli bir zamana bırakılarak şimdilik affedilmeleri emrolunmuştur.[67] İdam fermanlarının verilmemesi ve ailesinin serbest bırakılması haberini alan Deli Ahmed Ağa, yayladan aşağı inmiş, kuvvetleri ile birlikte bir araya gelerek Sürmene’nin tamir ve inşa faaliyetlerini başlatmıştır. Daha sonraları yakılan konağının tabanındaki taşlardan, bugün halen daha faal olan bir cami yapılmıştır. Bu sırada Kalcızâde ve Hacısalihoğlu’yla uzun süredir uğraşan ama bir sonuç alamayan Hüsrev Mehmet Paşa, Kasım 1820'de Trabzon valiliğinden alındı ve yerine Salih Paşa Trabzon valiliğine atandı.[69] Salih Paşa, ağalar sorununu barış yoluyla çözmeye çalışmış, ağalar, âyanlar ve geniş halk kitlelerine öğütler vermiştir. Halk, Vali Salih Paşa'dan vergileri toplayıp rüşvetçilik ve haramilik yapanları istemiş ancak vali paşa halkın bu haklı isteğine karşılık hiçbir şey vermemiştir. Bunun üzerine Haziran 1821'de isyan eden halka destek için Sürmene’den yola çıkıp Trabzon’a gelen Deli Ahmed Ağa, diğer ağalar ile birleşmiş ve kaleye yürümüştür. Bu olanları gören Vali Salih Paşa, kendi emrindeki askerlerden bir ordu göndermiş ve bu askerler, ağalar ile halka saldırmıştır.[67] Deli Ahmed Ağa, bu saldırılar sırasında cengâverce en ön safta savaşmış ve karaciğerinden derin bir yara almıştır. Yaralanan Deli Ahmed Ağa, Bayburt’taki yaylasına çekilmiş[70] ve yaylada tedavi edilmiştir.

ÖlümüDüzenle

Deli Ahmed Ağa’nın ölüm sebebi:

  • Bayburt’taki yaylasında yapılan tedavi sonrasında, kendini biraz toparlamış, Bayburt’tan Sürmene'ye inmiştir[70]. Günün teknik yetersizliklerden dolayı yarası enfeksiyon kapmış sonrasında durumu daha da fenalaşmış ve (h. 20 Zilkade 1236[2]) 19 Ağustos 1821’de Sürmene'de ölmüştür.
 
Sürmene Yemişli Cami

Deli Ahmed Ağa’nın mezarı, konağının tabanındaki taşlardan yapılan caminin yanında bulunmaktadır.

Deli Unvanının SebebiDüzenle

Aklî olarak bir problemi bulunmadığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan Ahmed Ağa'ya bu unvanın neden verildiği ile ilgili birkaç tahmin aşağıdaki gibidir:

  • Osmanlı’da, cesur, yiğit, korkusuz ve cengâver askerlere Deli unvanını verilmesinden dolayı bu unvanla anılmıştır.
  • Ağası olduğu halkının savunuculuğunu yapmak uğruna, vali paşalar ve kaymakam ağalara dahi kafa tuttuğu için bölge halkı tarafından bu unvanla anılmıştır.
  • Ağası olduğu halkına karşı kuralcı ve sert tutumundan dolayı, komşu yörelerde bu unvanla anılmıştır.

DipnotlarDüzenle

  1. ^ https://www.facebook.com/CavuszaDedernegi1453/posts/2680822185333098/
  2. ^ a b A'dan Z'ye Sürmene, Avni Aksoy, Sürmene Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yayınları, İstanbul-2008
  3. ^ https://islamansiklopedisi.org.tr/silifke
  4. ^ Şikârî (2005), Metin Sözen, Necdet Sakaoğlu (Ed.), Karamannâme, İstanbul: Karaman Valiliği, Karaman Belediyesi
  5. ^ "Arşivlenmiş kopya". 3 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020. 
  6. ^ "Arşivlenmiş kopya". 3 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020. 
  7. ^ Osmanlı’dan Cumhuriyet’e TRABZONLU SİMALAR Ve Trabzon’un Köklü Aileleri, Mehmet Akif BAL, Sarıcanlar basım art, İstanbul 2005, s.554
  8. ^ https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi
  9. ^ https://islamansiklopedisi.org.tr/nizam-i-cedid
  10. ^ "Arşivlenmiş kopya". 4 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2020. 
  11. ^ Osmanlı’dan Cumhuriyet’e TRABZONLU SİMALAR Ve Trabzon’un Köklü Aileleri, Mehmet Akif BAL, Sarıcanlar basım art, İstanbul 2005
  12. ^ a b Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s.102-103
  13. ^ BOA, Cevdet Adliye, no. 1104
  14. ^ TŞS, 2022/136, s.35
  15. ^ a b Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s.102
  16. ^ BOA, A, DVN, MHM, 227, h.416
  17. ^ a b Cevdet Paşa, Tarih, İstanbul, 1309, X, s.197
  18. ^ Cevdet Paşa, Tarih, İstanbul, 1309, X, s.219
  19. ^ BOA, HH, no. 22567
  20. ^ BOA, HH, no. 52811, 52812
  21. ^ Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s. 103-104
  22. ^ BOA, HH, no. 52813
  23. ^ a b Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s. 103
  24. ^ BOA, Evrak, no. 221, Muallim, Cevdet dahiliye tasnifi
  25. ^ a b c BOA, HH, no. 22614
  26. ^ Şakir Şevket, Trabzon Tarihi, İstanbul, 1294, s.256-260
  27. ^ BOA, HH, no. 22571, 22580
  28. ^ BOA, HH, no. 22573
  29. ^ a b BOA, HH, no. 22586
  30. ^ BOA, HH, no. 22615
  31. ^ "Arşivlenmiş kopya". 19 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2017. 
  32. ^ BOA, HH, no. 22614/A
  33. ^ BOA, HH, no. 22575
  34. ^ a b BOA, HH, no. 22585
  35. ^ BOA, HH, no. 22577
  36. ^ BOA, HH, no. 22576
  37. ^ BOA, HH, no. 22615/A
  38. ^ BOA, HH, no. 22614/B
  39. ^ a b BOA, HH, no. 22615/D
  40. ^ BOA, HH, no. 22614/J
  41. ^ Şakir Şevket, Trabzon Tarihi, İstanbul, 1294, s.257-258
  42. ^ "Arşivlenmiş kopya". 3 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020. 
  43. ^ BOA, HH, no. 22599
  44. ^ BOA, HH, no. 22615/B
  45. ^ BOA, HH, no. 22607
  46. ^ BOA, HH, no. 22614/L
  47. ^ BOA, HH, no. 22600/F
  48. ^ Târîh-i Cevdet, Ahmed Cevdet Paşa, 1884
  49. ^ BOA, HH, no. 22602
  50. ^ BOA, HH, no. 35558
  51. ^ BOA, HH, no. 22601/A
  52. ^ Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmani, IV, s.1083
  53. ^ BOA, HH, no. 22600/B
  54. ^ BOA, HH, no. 22606
  55. ^ İlker Çakan, Karadeniz Bölgesi, Ankara 1994, s. 604-605
  56. ^ BOA, HH, no. 22615/C
  57. ^ a b c BOA, HH, no. 22563/A
  58. ^ Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s.107
  59. ^ BOA, HH, no. 25411
  60. ^ Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmani, V, s.1548
  61. ^ Şakir Şevket, Trabzon Tarihi, İstanbul, 1294, s. 261
  62. ^ BOA, A, DVN, MHM, 238, h.491
  63. ^ a b c BOA, HH, no. 22563/C
  64. ^ BOA, MAD, 9758, s.361
  65. ^ BOA, TAD, c.4, s.2, h.3
  66. ^ a b BOA, HH, no. 22563
  67. ^ a b c d Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi, Ankara 1985, s.108
  68. ^ BOA, HH, no. 22597
  69. ^ BOA, HH, no. 22596
  70. ^ a b BOA, HH, no. 34816

KaynakçaDüzenle

  • “Tuzcu Oğulları İsyanı”, M. Münir Aktepe, TD, III/5-6 (1951-52), s. 21-52
  • “Trabzon Eyaletinde Mütegallibe Hareketleri ve Âyanlık / Brigand Movements and Ayans at Trabzon Province (1750 -1850)", Abdullah BAY, Doktora Tezi, Erzurum-2007

Dış bağlantılarDüzenle

  • Sürmene Tarihi, Mehmet BİLGİN ve Ömer YILDIRIM, Sürmene Belediyesi Yayınevi, İstanbul 1990
  • Târîh-i Cevdet, Ahmed Cevdet Paşa, 1884
  • OSMANLI HÂKİMİYETİNE KADAR DOĞU KARADENİZ’DE TÜRKLER I. Baskı, İbrahim TELLİOĞLU, Serander Yayınları, Eser Ofset Matbaacılık, Trabzon Mart 2004
  • "Arşivlenmiş kopya". 11 Mayıs 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2017.