Ana menüyü aç
Deli Ahmet Ağa'nın kabri

Deli Ahmet Ağa (d. ? – ö. 1820), Trabzon ili Sürmene ilçesinin merkeze bağlı Yemişli mahallesinde doğmuştur. Babası toprak ağası ve ayan olan Seymen Ali Ağazâde Abdullah Ağa’dır. Soyu 1473 yılında 14 yaşında iken Gedik Ahmed Paşa tarafından Osmanlı'ların eline geçen Silifke Kalesi'nden İstanbul'a getirilen, İstanbul’da ocakta yetişen, asker olunca 1485 yılında kendisine Rumeli’de sancak verilen, sonra tekrar eski devletini kurma niyetinden dolayı 1490 yılında 31 yaşında Trabzon Sürmene'ye gönderilen Karamanoğlu İshak Bey'in oğlu İshak Beyzâde İbrahim Bey'in soyundandır. Yaşadığı dönemde başlatmış olduğu Karadeniz İsyanları’nda Osmanlı’ya karşı iki kez isyan başlatmıştır. 1820 yılında Yemişli mahallesinde ölmüştür.

YaşamıDüzenle

Babası Abdullah Ağa’nın ölümünden sonra bölgedeki toprakları, ayanlığı ve yerel derebeyliği üstlenmiştir. Görevi üzere halktan vergi toplayıp Trabzon Vilayet’ine yollamıştır. 17. asırda Trabzon'a tayin edilen valiler aynı zamanda Karadeniz'in kuzeyinde Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını zorlayan Ruslar’a karşı hudutları savunmakla görevlendiriliyorlardı. Asrın başlarında Azak muhafızı olan valiler Trabzon'a uğramadan direkt Azak'a gidiyor, Trabzon da mütesellimler vasıtası ile yönetiliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun Azak Kalesi’ni kaybetmesi üzerine yönetim mütesellimlerden alınıp valilere verilmiştir. Zamanla Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması ile bu bölgeye yollanan valilerin kontrol edilememesi, Vali Paşaların ceplerini doldurmasına neden olmuştur. Bu haksız davranışlara boyun eğmeyen birkaç ağa ise Osmanlı İmparatorluğu’na isyan suçundan idam edilmiştir. Ahmet Ağa bu haksız idamların sonucunda isyan etmiştir.

İlk İsyanıDüzenle

Yeni atanan Trabzon Vilayeti’nin Valisi Hazinedarzade Süleyman Paşa, bu sırada Rus hududunda bulunan Çeçenzade Hasan Ağa'yı Kaymakamı olarak göreve başlatmıştır. Yeni atanan Vali Hazinedarzade Süleyman Paşa, Sürmene ( o zamanki adı ile Hûmurgân ) Ayanı Deli Ahmet Ağa’ya 200,000 kuruşluk vergi yollamasını emretmiştir. Ayan Deli Ahmet Ağa Kıtlık ve salgın hastalık olduğunu, bu şartlar altında bu kadar verginin ödenemeyeceğini Vali Hazinedarzade Süleyman Paşa’ya iletmiştir. Vali Paşa bunu hazmedememiş ve Verginin derhal ödenmesi gerektiğini emretmiştir. Bunun üzerine Sürmene’den üç ağa Vali Paşa’nın huzuruna çıkıp, Verginin ödenemeyeceğini söylerken Vali Paşa’nın emriyle boğdurtulmuşturlar. Vali Paşa isyan çıkabilir endişesiyle diğer ağalara karşı sindirme yöntemini uygulayarak istediği vergiyi almıştır. Ertesi yıl kıtlığın artması ve salgın hastalıkların devam etmesinden dolayı mahsul yok denecek kadar azken Vali Paşa 500,000 kuruşluk verginin yollanmasını emretmiştir. Bu verilen emir uygulanırsa halka zulmedileceğini öngören Ahmet Ağa Sürmene içerisinde Vilayete karşı bir grup oluşturarak çeşitli ayaklanmalar ve isyanlar gerçekleştirmiştir. Zaten bu sırada Rize’li Tuzcuoğulları da Hopa’da buna benzer bir sebepten isyan etmişlerdir. Kaymakam Çeçenzade Hasan Ağa Hopa’daki isyanı başlamadan bitirmek istemiştir. Vali Hazinedarzade Süleyman Paşa isyanın başlatıcısı olan Tuzcuoğlu Memiş Ağa hakkında idam fermanı çıkartmıştır. Tabii ki Rize’li Tuzcuoğulları isyanlarını sadece Hopa’ya bağlı tutmamış aynı problemden şikâyetçi olan bütün bölge ağalarını yanına alarak Trabzon Vilayeti’ne isyan etmişlerdir. Ahmet Ağa’da Tuzcuoğlu Memiş Ağa’yı yanına alarak isyanları birleştirmiş ve destek vermiştir. Tuzcuoğlu’nun üzerine Trabzon ağalarından Şatırzade Osman Bey ve Kara Numan Bey komutasında kuvvetler gönderilmiştir. Bu sırada ise Ahmet Ağa bütün ilçeyi kendine bağlamış ve Sürmene’deki Hazinedarzade Süleyman Paşa'nın adamlarını buralardan kovmuştur. Ahmet Ağa’dan emri alan Sürmene’li gemiciler kayıklarla 23 Temmuz 1816'da Trabzon Limanı’nı basmıştır. Tonya ve Akçaabat tarafından gelen ve Tuzcuoğlu’nun taraftarı olan ağalar 26 Temmuz 1816'da Trabzon'u batı tarafından kuşatmıştır. Çeçenzade Hasan Ağa iç kaleye çekilmiş şehri savunmaya çalışmıştır. Tuzcuoğlu Memiş Ağa'nın damadı olan Kalcıoğlu Osman Ağa şehri savunan kuvvetleri alt ederek şehri savunmasız bırakmıştır. Yardım alma umudu olmayan Çeçenzade Hasan Ağa 18 Ağustos'ta temin ettiği kayıkla şehirden kaçarak Hazinedarzade’nin memleketi olan Ünye'ye gitmiştir. Trabzon Tuzcuoğulları ve Deli Ahmet Ağa kuvvetlerine kalmıştır. Babıâli olayları haber alınca Bolu ve Kastamonu Mutasarrıfı Ali Paşa'ya askerleri ile bölgeye gitmesini emretmiştir. Babıâli; Amasya, Tokat, Erbaa, Niksar ve Sivas bölgelerinin yöneticilerinden bölgeye yardım kuvvetleri göndermesini isterken, Mehmet Tahir Efendi, komutasındaki iki savaş gemisini de Çeçenzade Hasan Ağa'nın yardımına göndermiştir. Kastamonu ve Bolu Mutasarrıfı Ali Paşa'nın yardımı ile sahilden Trabzon'a kadar ilerleyen ve Kasım ayında şehri ele geçirip Trabzon'da Kaymakam olarak göreve başlayan Çeçenzade Hasan Ağa duruma hâkim olmaya başlamıştır.

İkinci İsyanıDüzenle

Babıâli henüz soğumamış ateşin yeniden parlamasını önlemek için Trabzon Vilayeti’nin Valisi Hazinedarzade Süleyman Paşa'yı Şubat 1818'de Alanya Sancağı’na tayin etmiş, yerine Kaptan-ı Derya’lıktan azledilen Hüsrev Mehmet Paşa'yı Trabzon Valisi olarak atamıştır. Mehmet Paşa'nın Trabzon'a gitmekte yavaş davranması Deli Ahmet Ağa’nın yeni bir isyan başlatmasına neden olmuştur. Deli Ahmet Ağa, peşine Yomra’lı Gümrükçüoğlu, Sürmene'li Alaybeyoğlu gibi bazı ağaları da katarak isyanını daha fazla alanlara yaymıştır. Vali Mehmet Paşa önce görüşmeler yolu ile isyanın önünü almaya çalışmıştır, fakat bir sonuç alamamıştır. Ocak 1819'da Lazistan ve Şebinkarahisar bölgesinden topladığı kuvvetlerle isyancıların üzerine yürüyen Vali Mehmet Hüsrev Paşa önce Deli Ahmet Ağa’nın konağını kuşatmıştır. Deli Ahmet Ağa, dedelerinin Sultan IV. Murat’a Bağdat Seferi sırasında yardım etmesi sebebiyle, Sultan IV. Murat tarafından dedelerine ödül olarak verilen Bayburt ili Aydıntepe ilçesinde bulunan Yazlık Köyü’ne ( o zamanki adı Danzut Yaylası’na ) kaçmıştır. Bu sebeple Mehmet Hüsrev Paşa, Deli Ahmet Ağa’yı yakalayamamıştır fakat ailesini ele geçirmiş ve Trabzon’a yollamıştır. Deli Ahmet Ağa’nın konağını ise yaktırmıştır. Daha sonra yanan konağın tabanındaki taşlardan bugün halen daha faal olan bir cami yapılmıştır.

ÖlümüDüzenle

Deli Ahmet Ağa’nın ölüm sebebi tam olarak bilinmemektedir. Ölümü ile ilgili birtakım tahminler aşağıdaki gibidir;

  • Vuruşmalar sırasında karaciğerinden aldığı derin yaralar yüzünden yaylada tedavi edilmiştir. Kendini biraz toparlayınca doğduğu yer olan Yemişli’ye ( Anaraş’a ) dönmüş, günün teknik yetersizliklerden dolayı durumu daha da fenalaşmış ve Yemişli’de ( Anaraş’da ) ölmüştür.
  • O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.
  • Kıtlık döneminde yeterli beslenememekten dolayı, vücudun zayıf düşmesi nedeniyle ölmüştür.
 
Sürmene Yemişli Cami

Deli Ahmet Ağa’nın mezarı konağının tabanındaki taşlardan yapılan caminin yanında bulunmaktadır.

Deli Unvanının SebebiDüzenle

Bu unvanın neden verildiği tam olarak bilinmemektedir. Ama aklî olarak bir problemi bulunmadığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Unvan’ın nedeni ile ilgili birkaç tahmin aşağıdaki gibidir;

  • Osmanlı İmparatorluğu’nda, cesur, yiğit, korkusuz askerlere Deli unvanını verilmesinden dolayı bu unvanla anılmıştır.
  • Ayanı olduğu halkının savunuculuğunu yapmak uğruna, Osmanlı İmparatorluğu’na bile kafa tuttuğu için bölge halkı tarafından bu unvanla anılmıştır.
  • Ayanı olan halkına karşı kuralcı ve sert tutumundan dolayı, komşu yörelerde bu unvanla anılmıştır.
  • Yaptığı icraatların normal düşünce sistemine ait bir insan tarafından yapılamasından dolayı bu unvanla anılmıştır.

KaynakçaDüzenle