Saadet Kapısı: Revizyonlar arasındaki fark

Kekibec (k - m - e) tarafından yapılan değişiklik geri alınıyor.
[kontrol edilmemiş revizyon][kontrol edilmiş revizyon]
Değişiklik özeti yok
(Kekibec (k - m - e) tarafından yapılan değişiklik geri alınıyor.)
'''Saadet Kapısı''' (Bâbüssaâde Kapısı) [[Topkapı Sarayı]]'nın bir kapısıdır
 
Saadet Kapısı, Divan-ı Hümayün’den sonra karşımıza çıkan ve Divan Avlusunun sonunda yer alıp, 2. Avludan 3. Avluya geçiş kapısıdır.
Saadet Kapısı, Divan Avlusunun sonunda yer alıp, 2.Avludan 3.Avluya geçiş kapısıdır. Simgesel özelliği nedeniyle sarayın en önemli kapısı Bâb-üs Saade’dir. Divan meydanı ile Enderûn okulunun ve padişah dairelerinin yer aldığı III. Avluya geçişi sağlayan bu kapı, Birun ile Enderûn’un düğüm noktası olması ve culüs, bayram gibi törenlerde padişahın bu kapının önünde oturması nedeniyle sarayda birinci derece önemli bir yeridir.
 
Değişik dönemlerde bu kapı çeşitli adlar almıştır. Bunların en yaygın olarak kullanılanları Arz Kapısı, Akağalar Kapısı ve Bâb-üs Saade’dir. Enderûn ve Birun kavramlarını ve varlığını belirleyecek şekilde yeşil ve beyaz sütunlu bir revak ortasında, dışa doğru çıkıntı yapan bir kubbe ile kapı belirgin hale getirilmiştir. Önünde saray törenlerinin yapılacağı bu kapı ve revak bölümünün [[Fatih Sultan Mehmet]] döneminde (1451-1481) tasarlandığı ve oluştuğu, söz konusu törenlerin yüzyıllar boyunca aynı yerde sürdüğü bilinir. Günümüze ulaşan kapı kubbesi ve saçaklarıyla avluya doğru önemli bir çıkma yapar.
 
Karşılıklı üçer sütunun üzerine oturtulmuştur. Bu mimari görüntü 18. yy.ın ikinci yarısında Sultan III. Mustafa döneminde yapılmış olmalıdır. Kapının üzerindeki 1774 tarihli talik hatla yazılmış manzum tamir kitabesi bunu kanıtlar. II. Mahmud’un hattıyla Besmele ve tuğrası vardır. Büyük bir olasılıkla kapı çevresinin dekorasyonu 19.yy.da [[II. Mahmud]] zamanında (1808-1839) yenilenmiştir.
 
Bu revak ve kapının önünde padişahların cülus törenleri ve bayram törenleri yapılırdı. Savaşa gidecek olan sadrazama Sancak-ı Hümâyûn burada törenle teslim edilirdi. Divan’ın toplantı günlerinde saraya törenle giren sadrazam tarafından önüne gelinerek selamlanması da bu kubbeli kapının Sultanın varlığını ve kudretini ifade eden sembolik bir anlam taşıdığını gösteren en belirgin davranış örneğidir.
 
Fatih Kanunnamesindeki “Bayramlarda Divan Meydanı’na taht kurulup çıkmak emrim olmuştur” kuralı gereği Ramazan ve Kurban Bayramında, sabah namazından sonra, Babüssade önünde mücevherli altın bayram tahtı kurulur; sadrazam ve divan erkanı Kubbealtı’nda; ulema,ocak ağaları,kalemefendileri,hekimbaşıya kadar teşrifat defterinde yazılı olanlarda tören giysili olarak avlu revaklarının önünde el etek, saçak öpmek için toplanırlar; Hasoda’da Enderun hakı ile bayramlaşan padişah Taht kapısında görününce çavuşlar topluca “-Akeyke avnullah, maşallah! Devletinle bin yaşa! Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye alkışta bulunurlardı. Padişahın hocası, Kırım hanzadeleri, şeyhülislam ve ulema sırayla el öpmek için taht’a yakın olurlar, ayağa kalkan padişaha musafaha ederlerdi. Bundan sonra teşrifatın alt sırasından yukarıya doğru kapıcılar,mirahurlar, müteferrikalar, Birun ağaları, kethüdalar etek öperler, en son Kubbealtı’ndan çıkan sadrazam ve divan erkanı, önlerinde çavuşbaşı ve kapıcılar kethüdası,tahta yaklaşırlardı. Sadrazam üçer adım arayla diz çöküp yeri, sonra padişahın her iki ayağını öperdi. Muayede-i Hümayun denen bu tören bitince hareme geçen padişah ailesiyle bayramlaşır; Harem Taşlığı’nda murassa eyerli atına binerek Alay meydanı’na çıkar, oradanda mevkib-i hümayun denen kortejle namaz kılacağı camiye giderdi.
 
Simgesel özelliği nedeniyle sarayın en önemli kapısı Bâb-üs Saade’dir. Divan meydanı ile Enderûn okulunun ve padişah dairelerinin yer aldığı III. Avluya geçişi sağlayan bu kapı, Birun ile Enderûn’un düğüm noktası olması ve culüs, bayram gibi törenlerde padişahın bu kapının önünde oturması nedeniyle sarayda birinci derece önemli bir yeridir.Önünde saray törenlerinin yapılacağı bu kapı ve revak bölümünün [[Fatih Sultan Mehmed]] döneminde ([[1451]]-[[148]]1) tasarlandığı ve oluştuğu, söz konusu törenlerin yüzyıllar boyunca aynı yerde yapıldığı bilinir.Savaşa gidecek olan sadrazama Sancak-ı Hümâyûn burada törenle teslim edilirdi. [[Divan]]’ın toplantı günlerinde saraya törenle giren sadrazam tarafından önüne gelinerek selamlanması da bu kubbeli kapının Sultanın varlığını ve kudretini ifade eden sembolik bir anlam taşıdığını gösteren en belirgin davranış örneğidir
 
{{İstanbul-taslak}}
198.173

düzenleme