"Antikomünizm" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
→‎Başlangıç: İmla, değiştirildi: hükümet → hükûmet AWB ile
k (78.180.11.69 (mesaj) tarafından yapılan değişiklikler geri alındı: tarafsız bakış açısına sahip değil (HG) (3.4.9))
Etiket: Geri döndürme
k (→‎Başlangıç: İmla, değiştirildi: hükümet → hükûmet AWB ile)
''"Antikomünizm"'' ve ''"Antisosyalizm"'' kavramları terim olarak 1840'lı yıllarda ilk kez kullanılmaya başlanmıştır.<ref>''Le Petit Robert de la langue française'', {{Fra}} édition 2016, Dictionnaires Le Robert, 2015, ISBN 978-2-32100-648-0</ref> Dönemin mülk sahibi [[Toplumsal sınıf|sınıfları]] ve [[Muhafazakârlık|muhafazakarları]], mülkiyetin paylaşılması gerektiğini söyleyenlere karşı bu bu tanımı kullanmıştır.<ref>Courtois, Stéphane, ''Dictionnaire du communisme'' {{Fra}}, Paris, Larousse,‎ 2007 ISBN 978-2035837820.</ref> Ardından [[Karl Marx]] ve [[Friedrich Engels]]'in 1848'de ünlü [[Komünist Manifesto]] adlı eserini yayınlaması ve [[1848 Devrimleri]] ile birlikte toplumda yer edinen [[komünizm]] düşüncesi, bu sınıflarda korkuya yol açmış ve antikomünist söylemler daha da belirgin hale gelmiştir.<ref group="not">[[Komünist Manifesto]]'da mülkiyetin kaldırılması hakkında şu cümle geçer: ''"Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak istiyoruz diye dehşete düşüyorsunuz. Oysa sizin mevcut toplumunuzda nüfusun onda dokuzunun özel mülkiyeti ortadan kaldırılmış durumda; özel mülkiyetiniz ancak onda dokuzun buna sahip olmaması sayesinde ayakta duruyor. Demek ki bizi suçlamanızın nedeni, toplumun ezici çoğunluğunun mülksüz olmasını zorunlu koşul koyan bir mülkiyeti ortadan kaldırmak istememiz."''</ref>
 
Ardından 1871 yılında gerçekleşen [[Paris Komünü]], bu komünist kalkışmanın ilk örneği sayılır.<ref>Rougerie, Jacques, ''Paris insurgé'', {{Fra}} La Commune de., 1871</ref> Komün halkı 2 ay boyunca iktidarı kendi eline almış, daha sonra hükümethükûmet güçleri tarafından bastırılmıştır. Bu olay daha sonra birçok marksist önder tarafından örnek gösterilecektir.
 
Bununla birlikte aynı yıllarda [[anarşist]] düşünürler ile Marx ve [[komünizm]] taraftarları arasında bir çekişme bulunmaktaydı. Anarşizmin kuramsal öncülüğünü yapan [[Pierre-Joseph Proudhon|Prodon]] ve [[Mihail Bakunin|Bakunin]], "devletin ortadan kaldırılması" konusunda, [[Karl Marx]]'ı eleştirmiş ve onu [[despotizm]] ve [[otorite]]rleşme ile suçlamışlardır.<ref>Bakunin, Mikhail, [https://www.marxists.org/reference/archive/bakunin/works/1872/karl-marx.htm ''Uluslararası İşçi Derneği ve Karl Marx Üzerine''], {{İng}} 1872, Erişim tarihi: 17 Kasım 2015.</ref> [[Birinci Enternasyonal]]'in beşinci kongresi olan ünlü [[Lahey Kongresi]]'nde Bakunin ve Marx arasında sert tartışmalar geçmiş, Bakunin Marx'ın fikirlerini otoriter olarak değerlendirmiştir. Bunun üzerine anarşist ve komünist gruplar arasında yoğunlaşan tartışmalar çıkmış ve ardından anarşistler dışlanarak kongreden ayrılmak zorunda kalmışlardır. Bu kongre anarşist ve komünist grupların birlikte yer aldığı son kongre özelliği taşır.<ref>Leier, Mark, ''Bakunin: The Creative Passion'', {{İng}} Seven Stories Press, 2006 s. 298. ISBN 978-1-58322-894-4.</ref> Marx'ın yakın çalışma arkadaşı ve komünizmin kuramsal kurucuları arasında görülen [[Friedrich Engels]] de ''[[Otorite Üzerine]]'' adlı makalesinde [[proleter devrim]]in [[devlet]] karşısındaki tutumu konusunda anarşistlerin kongredeki tutumunu kıyasıya eleştirmiştir.<ref>Marx, Karl; Engels, Friedrich. ''Seçme Yapıtlar - 2'', [[Otorite Üzerine]], [[Sol Yayınları]], 1977</ref><ref group="not">Engels, Otorite Üzerine adlı eserinde şöyle yazmıştır: ''"Anti-otoriterciler, otoriter siyasal devletin, bir çırpıda, hatta onu yaratmış bulunan toplumsal koşullar yokolmazdan önce, ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar. Bu baylar hiçbir devrim görmüşler midir? Devrim, elbette ki, en otoriter olan şeydir; bu, nüfusun bir bölümünün kendi iradesini, nüfusun öteki bölümüne tüfeklerle, süngülerle ve toplarla —akla gelebilecek bütün otoriter araçlarla— dayattığı bir eylemdir; ve eğer muzaffer olan taraf yok yere yenik düşmek istemiyorsa, bu egemenliğini, silahlarının gericiler üzerinde yarattığı terör ile sürdürmelidir. Paris Komünü, silahlı halkın otoritesini burjuvaziye karşı kullanmamış olsaydı, bir gün olsun dayanabilir miydi? Tersine, Paris Komününü bundan yeterince serbest bir biçimde yararlanmamış olmakla suçlamamız gerekmiyor mu? O halde, şu iki şeyden birisi: anti-otoriterciler ya neden sözettiklerini bilmiyorlar, ki bu durumda kafa karışıklığından başka bir şey yaratmış olmuyorlar; ya da bunu biliyorlar, ki bu durumda da proletaryanın hareketine ihanet ediyorlar. Her iki durumda da gericiliğe hizmet etmiş oluyorlar"''</ref>
80.961

değişiklik