Ana menüyü aç

Değişiklikler

k
clean up, yazış şekli: bir çoğu → birçoğu (4) AWB ile
 
=== Dil ===
Ülkenin Belçika sömürgesi olması nedeniyle [[Fransızca]] bağımsızlık sonrası resmi dil olarak kullanılmıştır. Bunun yanı sıra nüfusun %88 düzeyinde büyük bir çoğunluğununbirçoğunluğunun anadil olarak kullandığı [[Kinyarwanda]] dili de ülkenin resmi dilleri arasında yer almaktadır. Bu dillere ek olarak özellikle Tanzanya ve Uganda'dan geri dönen uzun süreli mültecilerin nüfusa katılması ile 1994 yılında İngilizce de resmi dil statüsü kazanmıştır.
 
Ekim 2008 yılında hükumet tarafından yapılan açıklamada ülkenin ilerleyen yıllarda eğitim dilinin İngilizce olacağı belirtilmiş ve bu da 2009 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Ülke genelinde bulunan tüm okullarda eğitimler ve sınavlar İngilizce dilinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu değişik ile İngilizce'nin hakim olduğu doğu Afrika ülkeleri ile daha sıkı ilişkiler hedeflenmiştir.
[[Dosya:Juvénal Habyarimana (Andrews Air Force Base, Maryland, USA - 1980).jpg|thumb|right|225px|[[Juvénal Habyarimana]] <br/> Ruanda devlet başkanı (1973-1994)]]
01 Kasım 1959 tarihinde fanatik Tutsilerin tanınmış bir Hutu siyasetçisine saldırması sonrası ülke genelinde artan şiddet gösterilerinde fanatik Hutular, Tutsilere ait evleri yakarak evde yaşayanları kovmuşlardır. Yaşanan bu kanlı çatışmaların gölgesinde Hutu siyasetçilerin talepleri daha da radikal bir hal almış, ülkenin geleceğine yön vermek adına bir konferans yapılması kararlaştırılmıştır.
28 Ocak 1961 tarihinde sömürge bölgesindeki tüm Hutu üyesi belediye başkanları ve yerel meclis üyeleri [[Gitarama]]'da gerçekleştirilen bir konferansa davet edilmiştir. Bu davete katılanların sadece küçük bir kısmı konferansın amacını önceden bilerek Gitarama'ya gelmiş, katılımcıların büyük bir çoğunluğubirçoğunluğu ise yeni bir geçiş anayasanın karara bağlandığını bu konferansta öğrenmiştir. ''Gitarama darbesi'' olarak adlandırılan girişim sonucu geçici bir parlamento oluşturulmuş, geçici devlet başkanı ile birlikte geçici bakanlar kurulu belirlenmiştir.
 
Yaşanan bu gelişmeler ışığında yönetimde bulunan Tutsi kralı [[V.Kigeri]] tahttan indirilerek krallık ile birlikte tüm krallık kurumları ve sembolleri kaldırılarak cumhuriyet ilan edilmiş, Parmehutu partisi önderliğinde yeni hükumet kurulmuştur.<ref>[https://books.google.com.tr/books?id=v4DnhyL_SAEC&pg=PA253&lpg=PA253&dq=Staatsstreichs+von+Gitarama&source=bl&ots=MhNqSEDjwq&sig=ekF6y7rq8HSqSyVqMsHp7AVkcvg&hl=de&sa=X&ei=EgQIVdXjGsKqU9rqgZgB&ved=0CCcQ6AEwAg#v=onepage&q=Staatsstreichs%20von%20Gitarama&f=false Kolonialismus, Mihran Dabag-Horst Gründer-Uwe Karsten Ketelsen, Wilhelm Fink Yayınevi 2004, Sayfa 253-255]</ref>
1990 yılından itibaren Uganda sınırına yakın bölgelerde yerleşik bulunan Tutsi asi orduları Hutu iktidarını hedef almaya başlamış, yurt dışına iltica eden Tutsilerin Ruanda'ya geri dönmelerini hedeflemişlerdir. [[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]] 1993 yılında aldığı karar doğrultusunda ülkeye General Roméo Dallaire önderliğinde BM Barış Gücü göndermiştir. 1994 yılında uçağının düşürülmesi sonucu devlet başkanı Juvénal Habyarimana hayatını kaybetmiş, yaşanan bu olayın nedenleri ile ilgili olarak tam açıklayıcı sebepler günümüze kadar da ortaya çıkarılamamıştır. Uçağın düşüşü ile ilgili olarak Tutsili asi güçler sorumlu tutulsa da, uçağın düştüğü alanın Hutular tarafından kontrol altında tutulduğu bölge içerisinde yer alması ve Tutsi güçlerinin o günkü insan ve silah gücü göz önüne alındığında böyle bir işlemi söz konusu bölgeye sızarak gerçekleştirme olasılığının düşük olması nedeniyle şüpheler daha çok Hutulu fanatiklere yönelmiş olsa da uçağın düşme sebepleri tam anlamıyla ortaya çıkarılamamıştır. Özellikle son dönemlerinde Tutsilere yönelik ılımlı adımlar atması ve Tutsileri de ülke yönetiminde söz sahibi yapma isteği ve bunlara bağlı olarak Tanzanya'da bu yönde imzaladığı antlaşmanın dönüşünde uçağının düşmesi bu yönde düşüncelerin de oluşmasına neden olmuştur. Yaşanan bu olay sonrası Tutsiler ile birlikte muhalif Hutuları da yönetimde istemeyen fanatik Hutuların başlatmış olduğu soykırım faaliyetleri sonucunda Nisan-Haziran 1994 döneminde 750.000 Tutsi ile 50.000 ılımlı Hutu hayatını kaybetmiştir. Bu dönemde gerçekleştirilen bu soykırımda ülke içerisinde yayın yapan Radio-Télévision Libre des Mille Collines radyosu propaganda aracı olarak aktif bir şekilde kullanılmış, radyodan yapılan ırkçı söylemlerin de daha büyük bir kitleye ulaşması nedeniyle yaşanan olayların boyutları daha da artmıştır. Aynı dönemde ''Kangura'' gazetesinde ölüm listeleri açıklanarak kişiler bizzat hedef olarak gösterilmiştir, bu olaylara müdahil olmak istemeyen ılımlı Hutular da aynı şekilde öldürülerek cezalandırılmışlardır. Ruanda devletinin yayınladığı resmi verilere göre gerçekleştirilen soykırım sürecinde 1.074.017 kişi hayatını kaybetmiş, bu kişilerden de 951.018 kişinin ismi tespit edilebilmiştir.
 
Ülke içerisinde yaşanan bu soykırım sonrası ''Génocidaires'' olarak adlandırılan ve yaşanan bu soykırım faaliyetlerinde bizzat yer alan kişiler nüfusun büyük bir çoğunluğunubirçoğunluğunu komşu ülkelere kaçmaları yönünde zorlamışlar, özellikle [[Zaire]]'de oluşturulan mülteci kamplarında da Tutsilere ve Zaire'de yaşayan bir etnik grup olan Banyamulengelere saldırmışlardır. İlerleyen dönemlerde BM tarafından gerçekleştirilen organizasyonlar ile de ülkeden kaçan kişilerin yeniden Ruanda'ya dönüşleri sağlanmıştır.
 
{{Ayrıca bakınız|Ruanda soykırımı}}
Ruanda'nın ekonomik gelişiminde engel olarak görülen nedenlerindendir.
 
Ülke ekonomisinin en önemli parçasını tarımsal faaliyetler oluşturmaktadır. Ülke nüfusunun yaklaşık olarak %93'ü direkt ya da dolaylı olarak tarımsal faaliyetler içerisinde yer almaktadır. Bu alanda gerçekleştirilen faaliyetlerin %90'ı ise kişisel tüketimi karşılamak için gerçekleştirilmektedir. Ülke topraklarının küçük olmasının aksine nüfusun yoğun olması ailelerin %90'ının tarımsal faaliyetleri bir hektardan daha az alanlarda yapmaya zorlamaktadır. Tarımsal alanların büyük bir çoğunluğubirçoğunluğu yamaçlarda yer almaktadır, tarımsal faaliyetlerle uğraşan aileler en küçük toprak parçasını bile değerlendirmekte, alanların nadasa bırakılması işlemi ise günümüzde neredeyse hiç uygulanmamaktadır.
 
Uzun yıllar tarım reformunu içeren bir yasa tartışılmış, bu yasa 2005 yılında kabul edilerek yasalaştırılmıştır. Bu yasaya göre tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirildiği toprakların ekimi gerçekleştiren aileler ve kişiler tarafından sürekli olarak sahiplenmesi ve buna bağlı olarak bu alanlara yatırım yapılması amaçlanmıştır. Bu yasanın kabulünden önce ülkede ki tüm topraklar devlete aitti ve ailelerin topraklar üzerinde sadece intifa hakkı bulunmaktaydı. [[Kahve]], [[çay]], [[manyok]], [[tatlı patates]], [[bezelye]], [[soya]], [[muz]] , [[mısır (bitki)|mısır]] ekilen ve yetiştirilen en önemli tarım ürünlerini oluşturmaktadır. Soya özellikle [[tofu]]nun üretiminde sık olarak kullanılmakta ve bu yüzden de yaygın olarak yetiştirilmektedir.
2.093

değişiklik