Uluslararası sistem teorisi

Uluslararası sistem teorisi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilerde yaygın olarak kullanılan yaklaşım. Sistem analizi, siyasette yaklaşımı siyasal olaylar arasındaki ilişkileri anlamak ve çözümlemek için bir uygulamadır. Uluslararası sistem siyasal, toplumsal ve ekonomik bir sistemdir. Uluslararası sistem teorisi, devletler arasındaki güç dağılımını, devletlerin birbiriyle ve çevreleri ile olan ilişkilerini, ulus devletlerin oluşturduğu yapıyı inceler.

TeorilerDüzenle

Sistem kavramı, farklı yazarlar tarafından farklı şekillerle değerlendirilmiştir. Morton A. Kaplan'a göre sistem, "birbiriyle çok sıkı ilişki halinde olan ve kendilerine özgü davranışsal özelliklerle dış çevreden ayrılan değişkenler dizisi" olarak tanımlanmaktadır.[1] McClelland'a göre sistem, "kendilerini dış çevreden ayıran ve belirlenebilen sınırlar içinde etkileşmekte olan bir bütündür."[2] K. J. Holsti'ye göre uluslararası sistem, "kabileler, şehir devletleri, imparatorluklar ya da ulusal devletler gibi bağımsız siyasal varlıkların herhangi bir şekilde toplamı" olarak tanımlanmaktadır.[3] Richard N. Rosecrance'ye göre uluslararası sistem, "bozucu girdilerden, düzenleyici, mekanizmalardan çevresel kısıtlayıcılardan meydana gelen bir yapıdır."[4] Sistemler arasında bağlılık vardır. Sistemin herhangi bir öğesinde oluşan değişiklik sistemin tamamını olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. Aynı olay uluslararası sistem içinde geçerlidir. Örneğin; Yugoslavya ve Sovyetler Birliği'nin 1989-1990'da meydana gelen gelişmelerle dağılmaları, 2011'de Arap dünyasında meydana gelen gelişmelerle Tunus, Mısır ve Libya gibi devletlerin varlıklarını sürdürürken otoriter bir yapıdan daha demokratik bir yapıya dönüşmeleri söz konusu olmuştu. Diğer bir örnek ise Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin hegemonyasına dayalı ve Doğu-Batı bloku ekseninde sürdürülen iki kutuplu sistemin yerini Amerika Birleşik Devletleri'nin egemen olduğu çok kutuplu sistemin alması ve bununla beraber Doğu blokunun tamamen sona ermesidir.

Uluslararası siyasal sistemDüzenle

Uluslararası siyasal sistemleri, Richard Rosecrance, dokuz tarihsel döneme ayırarak yapmıştır. Bu dokuz uluslararası sistemi de ikiye indirgemiştir. K. J. Holsti ise hiyerarşik sistem, güç dengesi sistemi, gevşek iki kutuplu sistem, sıkı iki kutuplu sistem ve çok kutuplu sistem olmak üzere uluslararası sistem modelini beşe ayırmıştır. Morton A. Kaplan ise uluslararası siyasal sistemi altı başlık altında toplamıştır bunlar;

  1. güç dengesi sistemi,
  2. gevşek iki kutuplu sistem,
  3. sıkı iki kutuplu sistem,
  4. evrensel sistem,
  5. hiyerarşik sistem
  6. ve son olarak birim veto sistemidir. Morton A. Kaplan'a göre tarihte gerçekleşen tüm sistemler güç dengesi ve gevşek iki kutuplu sistemi yansıtmaktadır.[5] Kaplana göre her sistemi incelemeye yarayan beş değişken dizisi vardır:
  1. Temel kurallar
  2. Girdilerle ilgili değişim kuralları
  3. Aktör sınıflandırıcı değişkenler
  4. Güç öğelerine ilişkin kapasite değişkenleri
  5. İletişim düzeyiyle ilgili enformasyon değişkenler[6]

Morton A. Kaplan bu değişkenlerden en çok temel kurallar üzerinde durmaktadır. Sistemdeki dengenin korunması için gerekli ve karakteristik davranışları ifade eden ve istikrarın korunmasına yönelik bu temeller, her sisteme göre farklılık göstermektedir. Uluslararası sistem devletlerin dış politikasını belirler. Morton A. Kaplan'a göre uluslararası sistem teorisinde farklı karakterlere sahip devletler, benzer koşullarda aynı politikayı izler. Devletlerin içsel yapılarını dikkate  almamı, devletlerin dış politikaya olan etkilerini göz önünde bulundurmuştur. Bununla birlikte, geliştirdiği sınanabilir nitelikteki varsayımlarla devletlerin belirli durumlarda nasıl davrandıklarını veya gelecekte nasıl davranacaklarını öngördüğü bir analiz çerçevesi oluşturmuştur. Morton A. Kaplan'ın uluslararası sistem teorisi modellerinden ilki güç dengesi sistemi (balance of power), esas olarak XVIII. ve XIX. yüzyılda Avrupa'da yaşana klasik güç dengesi sisteminden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Güç dengesinin en az beş devletten oluşması ve bu devletlerin güçleri arasında büyük bir fark olmaması gerekmektedir. Devletler arasındaki güç yaklaşık olarak eşit olduğundan dolayı hiçbir devlet diğer devletler üzerinde sürekli bir üstünlük kuramaz. Güç dengesi sisteminin temelinin oluşturan çıkarlar her an değişebileceğinden devletler istikrarsızdır.[kaynak belirtilmeli]

Güç dengesi sistemiDüzenle

Bir güç dengesi sisteminin devamı açısından gerekli olan ve Morton A. Kaplan'ın temel aktörler adını verdiği bu devletlerin sayıları hakkında bazı yazarlar farklı şeyler söylemektedir. Waltz ve Morgenthau gibi özellikle realist okula mensup yazarlar, bir güç dengesi sisteminin devam edebilmesi için, birbirine yakın güçte üç devletin yeterli olabileceğini belirmektedir(Waltz, 1969:304-305;Morgenthau, 1970:224-57). Diğer taraftan K. J. Holsti, bir sayı vermekten ziyade, bunun yerine çok sayıda devlet ifadesini kullanırken Deutsch ve Singer, sistemde devlet sayısının arttığı ölçüde istikrarın artacağını belirtmektedir(Deutsch ve Singer, 1969:317-19). Güç dengesi sisteminde, sistemin bozulmaması içi zayıf devletin yanında yer alarak, sistemin yıkılmasını önleyen dengeleyici bir devlet bulunabilir. Dengeleyici devletin amacı güç dengesinin bozulmamasıdır. Örneğin; XVIII. ve XIX. yüzyıllarda İngiltere, Avrupa güç sisteminin dengesi konumunda olmuştur. Bu dengeleyici konumunu XX. yüzyılın başına kadar başarılı bir şekilde  sürdüren İngiltere'nin hem eski gücünü kaybetmesi hem Avrupa'nın İngiltere'yi içine alacak şekilde genişlemesi hem de Sovyetler Birliği'nin gücünün artması, İngiltere'yi, Avrupa güç dengesi sisteminin taraflarından biri konumuna getirmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Güç dengesi sisteminin temel davranış kuralları:

  1. Savaş yerine diplomatik görüşmeleri tercih etmek,
  2. Temel aktörlerden birinin ortadan kaldırılması söz konusu ise savaşı durdurmak,
  3. Sistem içinde başat veya koalisyonlara izin vermemek,
  4. Uluslar üstü ilkelere bağlanma doğrultusunda hareket eden devletleri sınırlamak
  5. Yenilmiş veya yıkılmış bir temel aktörün sisteme dönmesine veya aktör sayısının çoğalmasına çalışmak,
  6. Bütün ortaklara karşı kabul edilebilir ortak olarak davranmak.[7]

Kaplan'a göre bir güç dengesi sisteminde, ittifakların dışında kalan devletlerin çok olması istikrar unsurudur. Aynı şey ittifakların gevşek yapılı ve esnek  olduğu durumlarla sistemdeki devlet sayısının çok olduğu durumlar için de geçerlidir. Fakat tersinin söz konusu olduğu durumlarda, sistemdeki devlet sayısı az ise, sistemdeki dengeleyicinin rolü sürekli bir dengesizliğe yol açabilmekte, hatta böyle durumlarda sistem çökebilmektedir.[kaynak belirtilmeli]

İki Kutuplu SistemDüzenle

Güç dengesi sisteminden sonra Morton A. Kaplan'ın üzerinde durduğu bir diğer sistem ise iki kutuplu sistemdir. Gevşek iki kutuplu sistemin en büyük özelliği devletler iki blok etrafında yoğunlaşmışlardır. Fakat bloklara katılmayıp tarafsız politikalar izleyen devletler de vardır. Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB yanında yer almayarak, 1950'lerin ortalarından sonraki dönem itibarıyla, Hindistan, Mısır, Endonezya, Gana gibi bağlantısız devletler bunların örneklerini oluşturmuştur. Ayrıca bu tür sistemlerin bir başka özelliği, sistemde hemen hemen bütün devletlerin üye olduğu Birleşmiş Milletler gibi evrensel aktörlerin, örgütlerin bulunmasıdır. Her iki blokta da ABD ve SSCB gibi blok önderleri ve Nato ile Varşova Paktı gibi blok örgütleri bulunmaktadır. Gevşek iki kutuplu sistemde, güç dengesi sisteminden farklı olarak, dengeleyici rolü yerine ara bulucu rolü vardır. Bu işlevi ya bağlantısızlar gibi blok dışı devletler ya da evrensel örgüt yerine getirmektedir. Gevşek iki kutuplu sistemde, bloklardan birinin askeri bakımdan güçlenmesi. sistemin istikrarını sarsacağından bu anlamda ikinci vuruş gücü önem kazanmaktadır. Nükleer silahların caydırıcı etkisi sistemin devam etmesi yönünden önemlidir. Gevşek iki kutuplu sistem, blokların örgütleme durumuna göre bazı sonuçlar gösterebilir. Eğer  bloklar hiyerarşik ise bütünleşme fazla olduğundan üyelerini bir arada tutar. Hiyerarşik örgütleme yapısına sahip olan blokun varlığı diğer bloku da etkiler bu da hareket serbestliğini kısıtlar. Eğer bloklar hiyerarşik bir örgütlemeye sahip değil ise bağlar gevşek olduğundan devletlerin belirli ölçüde serbestlikleri vardır. Gevşek iki kutuplu sistemin temel davranış kuralları şunlardır:

  1. Hiyerarşik örgütlenme yapısına sahip olan blok, karşı bloku ortadan kaldırmaya çalışır, savaş yerine görüşmeleri, büyük savaş yerine küçük savaşı, gerekirse büyük savaşı tercih eder,
  2. Hiyerarşik örgütlenme yapısına sahip olmayan blok, savaş yerine görüşmeleri,büyük savaştan kaçınır, gerekirse küçük savaşı tercih eder,
  3. Tüm blok üyesi devletler karşı blok sistemde üstünlük peşindeyse bunu kabul yerine savaşı tercih eder,
  4. Bloksuz devletler ve evrensel aktörler blok devletler arasındaki savaşı önlemeye çalışır,
  5. Tüm blok üyesi devletler evrensel aktörün amaçlarını karşı blokun amaçlarına üstün tutarlar.[8]

Morton A. Kaplan'ın tanımladığı uluslararası sistem modellerinden üçüncüsü, sıkı iki kutuplu sistemdir. Gevşek iki kutuplu sistemle oldukça benzerdir. Ancak aralarında önemli farklar vardır. Sıkı iki kutuplu sistemde aktör sayısı azdır. Sıkı iki kutupludaki bütün aktörler bloklardan birine üye veya taraftır. Sıkı iki kutuplu sistemde iki blok arasında hiyerarşik örgütlenme yok ise sistem, gevşek iki kutuplu sisteme dönüşebilir. Bu sistemde, bütünleştirici ve ara bulucu rolü ya yoktur ya da görülemeyecek kadar azdır. Sıkı iki kutuplu sistem istikararlı bir sistem olarak düşünülemez.

Evrensel sistemDüzenle

Morton A. Kaplan'ın dördüncü sistemi ise evrensel sistemdir. Evrensel sistem bağımsız kuruluşlar tarafından kurulan bir siyasi sitem görünümündedir. Evrensel sistem, bütünleştirici bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla sistem, bütünleştirici ve istikrarlı bir yapıya sahiptir. Bu tür sistemlerde devletler, amaçlarına barışçıl yollardan ulaşmaya çalışırlar. Morton A. Kaplan'ın beşinci sistemi hiyerarşik sistem, evrensel sistemdeki uygulamalar başarılı ise demokratik ya da herhangi bir devletin veya blokun başat konuma gelmesiyle ortaya çıkmışsa otoriter nitelikte olabilir. Sistem bir dünya devleti veya imparatorluk sistemi görünümündedir. Sistem oldukça bütünleşmiş bir yapıya sahip olduğundan istikrarlı bir sistemdir. Sistemden ayrılmanın bir maliyeti vardır. Bu yüzden ayrılmalar çok görülen bir olay değildir. Morton A. Kaplan'ın uluslararası sistem modellerinden altıncısı birim veto sistemidir. Birim veto sistemi, yirmi ya da daha fazla devletin nükleer silaha sahip olmasıyla, sorunların tırmanma haliyle, top yekün bir nükleer savaşa başvurma ihtimalini bulunduran bir modeldir. Sistemin yapısı, savaş olasılığını ortadan kaldırmak ve korkuya dayalı bir savaştan kaçınmaktır. Nükleer devletler arasında, ideolojiden kaynaklanmayan ayrılıklar görülebilir.Bu sistemde hegemonik amaçlar güden devletlere rastlanmaz.[kaynak belirtilmeli] Sistemde devletin kullanacağı nükleer güç diğerlerini caydıracağı için sistem genelde istikrarlıdır. Birim veto sisteminde nükleer savaşlar görülmez. Eğer nükleer silahlar kullanılacak ise bu uyarı amacı taşıyan misilleme ya da diğer sınırlı amaç ve yollarla olur. Çünkü tırmanma ve misilleme korkusu karşı tarafı caydırır. Morton A. Kaplan bu altı sistemin dışında, çok gevşek iki kutuplu sistem, detant sistemi, istikrarsız blok sistemi ve tamamlanmamış nükleer yayılma sistemi diye adlandırdığı dört sistem daha geliştirmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Bu modellerden, çok gevşekli iki kutuplu sistemde, bloklar varlıklarını devam ettirmekle beraber zayıflamış durumdalardır. Bir tırmanma ortamı oluşmadığı sürece, nükleer denge ABD ve SSCB arasındaki doğrudan savaşı önler. Bu tür sistemlerde, nükleer silahlarda sınırlı da olsa bir yayılma vardır. Morton A. Kaplan'ın sonradan geliştirdiği bir sistemlerden diğeri detant(yumuşama) sistemidir. ABD ve SSCB'de, olumlu gelişmelerin gözlemlendiği sistemdir. Helsinki Nihai Senedi'nin imzalandığı dönem ve 1970'li yıllarda iki blok arasındaki ilişkiler, bu modelin özelliklerini yansıtmaktadır. Detant sisteminin sonucu olarak, her iki blokun örgütlenmelerinde zayıflamalar görülmektedir. İstikrarsız blok sistemindeyse uluslararası ilişkiler, detant sisteminin tersine bir gelişme içindedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasındaki gerginlik artmıştır. Silahsızlanmayla ilgili antlaşmalar yok denecek kadar azdır. Son olarak, tamamlanmamış nükleer yayılma sistemi, istikrarsız blok sisteminin değişimiyle ortaya çıkmıştır. ABD ve Sovyetler Birliği dışında on beş yirmi devletin daha nükleer güce sahip olduğu sistemdir. Uluslararası hukuk normlarına eğilim azalmakla birlikte  iç işlere müdahale çok yoğundur.

Sistem teorisi, devletlerin dış politikalarının, yine devletler tarafından oluşturulan yapı tarafından etkilendiğini varsayan bir teoridir. Kenneth Waltz'a göre uluslararası sistem bir üst otoritenin ya da merkezi bir devletin bulunmadığı anarşik bir yapıdır. Devletlerin güvenlikleri kendileri tarafından karşılanacağından, güç, bu amaç için başlıca araçtır. Morton A. Kaplan'ın uluslararası sistem yaklaşımıyla benzerlikler bulunsa da Kaplan'ın tanımladığı sistem modelleri anarşik değildir. İki yaklaşımın ortak yanları, uluslararası sistemi devletlerden oluşan bir yapı olarak görmeleri, yani uluslararası ilişkileri devlet merkezli olarak tanımlamalarıdır. Kaplan'ın modeli daha bilimsel ve daha davranışsalcıdır. Diğer taraftan, Wallerstein'in sistem yaklaşımında ise dünya sistemi, ekonomik faktörlerle tanımlamakta, uluslararası iş bölümü ve üretim ilişkileri temel alınarak, dünya sisteminin kapitalist olduğu, bu yapının bazı ülkelerin gelişmesine imkân tanırken diğerlerinin geri kalmasına yol açtığı belirtilmektedir. Dolayısıyla dünya sistemi yaklaşımı devletlerin dış politikalarını açıklamada yeterli bir analiz çerçevesi sağlamamaktadır. Waltz tarafından merkezi otorite yokluğuna bağlı anarşik olarak tanımlanan sistem, Wallerstein'da ekonomik nedenlerle kapitalist olarak tanımlanmaktadır. Her üç sistemci yaklaşımın ortak özelliği devletlerin politikalarının sistemin karakterleriyle açıklanmaya çalışılmasıdır. Her üç varsayımın bir diğer ortak özelliği ise devletlerarası farklılıkları göz ardı ederek, benzer koşullarda tüm devletlerin benzer politikalar izleyeceklerini varsaymalarıdır. Kaplan'ın sistem modellerine yöneltilen eleştirilerde, güç dengesi ve gevşek iki kutuplu sistem modeli dışındaki söz konusu modellerin, varsayımsal nitelikte oluşunun, bilimselliklerini tartışmalı hale getirdiği ileri sürülmektedir. Ayrıca içsel unsurları ve her devlete özgü farklı nitelikleri göz ardı edilerek, tüm devletlerin, benzer koşullarda benzer politikayı izleyeceklerini kabul edilmesi de eleştirilmektedir. Güç dengesinin devamı ya da korunması için öngörülen kurallar, oldukça soyut olup  bu kuralların, değişip değişmeyeceği de belirtilmemektedir. Bunların dışında sistem teorisi, devletlerin davranışlarını yapısal nedenlere dayandırması, devlet adamları ve karar vericilerle ilgilenmemesi, rasyonel davranışın sistemin kuralları doğrultusunda hareket etmek olduğu, tüm devletlerin aynı şekilde davranacağını varsayarak irrasyonel unsurları ya da öznel koşulları yadsıması, ülkelerin farklı siyasal koşullara sahip olduğu gerçeğini gözardı etmesi nedeniyle de eleştirilmiştir.[9]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ System and Process in International Politics, New York: Wiley and Sons, 1957.
  2. ^ Theory and the International System. New York: MacMillan, 1966.
  3. ^ International Politics, A Framework for Analysis, 2nd ed. London: Prentice/Hall International, 1974.
  4. ^ Action and Reaction in World Politics. Boston: Little, Brown, 1963.
  5. ^ Uluslararası İlişkiler Kuramları-I
  6. ^ "Uluslararası Siyasal Sistemler". 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ "Güç Dengesi Sistemi". 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  8. ^ "Gevşek İki Kutuplu Sistem". 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  9. ^ Uluslararası İlişkiler Kuramları-I, Sistem Modellerine Yönelik Eleştiriler