Tebriz'in Zaptı (1514)

Tebriz'in Zaptı, İran-Osmanlı savaşlarında evre.

Tebriz'in Zaptı
Osmanlı-İran Savaşları
Ottoman March to Çaldıran.png
Osmanlı ordusunun 1514 İran seferinde ilerleyişi
Tarih6 Eylül 1514
Bölge
Sonuç Kesin Osmanlı zaferi
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Safevîler
Komutanlar ve liderler
Yavuz Sultan Selim
Dükaginoğlu Ahmet Paşa
Şah İsmail
Güçler
55-60.000

23 Ağustos 1514'te Şah İsmail komutasındaki Safevî ordusunu Çaldıran Muharebesi'nde ağır bir yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ileri harekâtını sürdürerek 6 Eylül 1514 tarihinde Safevî başkenti Tebriz'e girdi.

HarekâtDüzenle

Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu Çaldıran zaferinden sonra 25 Ağustos 1514'te Tebriz'e doğru ilerledi.

Dukaginoğlu Ahmet Paşa, Defterdar Piri Çelebi ve (müverrih) İdris-i Bitlisî bir ihtiyat birliğiyle öncü kuvvet olarak Tebriz'e gönderildi. Bu öncü birlik şehri teslim aldı ve karşılama hazırlıklarına başlandı. Tebriz'in dışındaki Surhâb'a kadar Tebriz halkı yol boyunu şallar ve kıymetli kumaşlarla döşedi. Güzergâha dizilen askerler ve halk 6 Eylül 1514 tarihinde şehre giren Yavuz Sultan Selim ve Osmanlı ordusunu alkışladı.[1]

8 Eylül 1514 Cuma günü Sultan Yakub Camiinde (bazı kaynaklarda ise Hasan Han Camiinde) Cuma selamlığı icra edildi ve Yavuz Sultan Selim namına hutbe okundu. Selim ayrıca ihmal yüzünden harap olmuş camilerin onarılmasını emretti.

12 Eylül günü ise yaklaşık 1.000 bilimadamı ve sanatkârın Tebriz'den İstanbul'a sevkedilmelerine başlandı. 15 Eylül'de Osmanlı ordusu Tebriz'den ayrılarak Karabağ'a doğru ilerledi. Yavuz Sultan Selim'in Tebriz'de kalınması fikrine karşı çıkan Yeniçeriler, Selim'in Karabağ'da kışlayıp müteakip sefer mevsimi yeniden İran üzerine yürünmesi düşüncesine karşı da isyan ettiler (kaynaklarda Yeniçerilerin parçalanmış pabuçları ile elbiselerini mızraklarının uçlarına takarak Padişahın etrafında bağırdıkları, hatta Padişahın çadırına kurşun atıldığı rivayeti kayıtlıdır).

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi", İsmail Hami Danişmend, c.2, s.14