Tartışma:Karduya

Aktif tartışmalar
Lütfen VPBanner şablonu yerine Tartışma şablonunun |proje= parametresini kullanınız.

Karduk'lar hakkında verilen asılsız bilgilerDüzenle

Kürtlerin Kart-Kardu Kökenli Oldukları Tezi

Kürtlerin kökenlerinin bağlandığı diğer bir topluluk da Kardu, başka bir adlandırmaya göre Kartlardır. M.Ö. 2000 yılındaki Sümer tabletlerinde Kardaka adlı bir bölgeden bahsedilmiştir. Bundan 1000 yıl sonra Tiglath Pileser Kurtie adlı bir halkla, Hazo dağı yakınlarında savaşmıştır. Bu mevcut kayda rağmen, M.Ö. 5. yüzyıla gelindiğindeyse bire bir aynı bölgenin tarihini yazan Heredot tarihinde Kardu veya Kardaka adına rastlanılmamıştır. Daha sonra Yunanlı Xenophon (Ksenefon) ‘Anabasisi/Onbinler’ adlı kitabında M.Ö. 401 yıllarında Doğu Anadolu’da dağlık bir bölgeden geçen Yunanlıların karşılaştıkları Karduk adlı bir topluluktan bahseder. Bu kayıtlarda Kardukların muhtar bir topluluk, yani küçük bir topluluk olduğu belirtilmiştir. Ermeni ve Arap kaynaklarında da Kardu olarak zikredilen alan sınırlı ve dar bir bölge olarak tarif edilmiştir. Kardaka ve Kard adlarından sonra Romalılar zamanında Gordyana adına rastlamaktayız. Romalı elçi Appius Claudius Ermenistan’a gelince burada gizlice kendine yandaş aramış ve Gordyana Kralı Zarbienos’la ittifak kurmuştur.

Kardu kelimesi, Akad-Asur dilinde kuvvetli, kahraman anlamına olup, Asur kaynaklarında Kardu ülkesi, Van bölgesinin güneydoğusu olarak gösterilmiştir. M. Salih San, Kardukların, Asurlardan kopan bir kol olma ihtimali üzerinde durarak, coğrafi açıdan Asurlar ile Kardukların yaşam alanlarının paralellik gösterdiğini ifade etmektedir.

Kesenefonun belirttiğine göre Karduklar, ne Kral Artakserkses’in ne de Ermenistan’ın egemenliğini tanımıştır. Aramiler, Karduene bölgesine Beth Kardu, bugünkü Ceziretül Ömer kentine de Kardu Gazartası adını vermişlerdir. Ermeniler Kordkh, Araplarsa Bakarda adını kullanmışlardır. Bu eyaletin üç önemli kenti olan Sarehükme, Satalka ve Panika şehirlerinin bugünkü Dicle üzerinde olduğu genel bir görüş olarak kabul edilmişken, Strabon’a göre Karduene dağları Diyarbakır ve Muş arasında uzanmaktadır.

senefonun ‘Onbinler’ adlı eserinde Kardoukhoi yani Karduklarla ilgili bir milletten bahsetmesi ve bunların dağlık bölgede yaşayan savaşçı bir topluluk olduğu fikri bazılarını acaba Karduklar ile Kürtler arasında bir bağ olabilir mi fikrine itmiştir? Bölgede yaşayanlardan “Doğu Anadolu Gerçeği” kitabının yazarı S. Ahmet Arsavi, “Karduk- Kürt ilişkisinin dilbilimsel nedenlerle reddi yapılmış ve Kürtler ile Kardukların hiçbir yönden alakalarının olmadıkları kesinleşmiştir” demektedir.

Minorsky, Karduk adını bize ilk aktaran Yunanlıların bu adı büyük olasılıkla Ermenilerden öğrendiklerini ifade ederek, Ermenileri oluşturan Khaldilerle Kardu adının da benzeştiğini belirtmiştir. Minorsky bu adın doğru okunup okunmadığı yönünde kuvvetli şüphelerin olduğunu da ifade etmiş ve Karduk şeklinde okunan adın yanıltıcı olabileceğini de ifade etmiştir. Doğal olarak bu durum Kürtlere bir ata bulma gayreti içerisinde olan grupların, bilerek mevcut kavim adını Kürt kelimesine benzeştirmek için kasten yanlış okuma yaptıklarını düşündürtmektedir.

Lehmann-Haupt’a göre, Kardukalar M.Ö. 5. yüzyıl sonunda Doğu Dicle (Botan suyu) ve Batı Dicle’nin birleştiği topraklarda yaşamışlardır. T. Nöldeke ve R. Hartman’ın ise, Kürtlerin yakın zamanlarda Pers (İran‘ın Doğusu) ülkesinden gelerek buraya yerleştiklerini ve Karduklarla Kürtlerin bir ilişkisinin olmadığını ifade etmiştir.

Aslında Karda adı Musul’un Ninova bölgesinde bir kasabanın adıdır. Dolayısıyla Karda, bir topluluk ve millet adından ziyade bir şehir adıdır. Tarihi vesikalarda Kürtlerin yaşadığı coğrafya sayılırken Karda bölgesinin zikredilmemesi de, Karda ve Kürt adı arasında bir ilişkinin olmadığını ortaya koymaktadır. Bilinen Kardu bölgesi Asurların başkenti Ninova bölgesinin içerisindedir. Bu yer Asur devletinin merkezini oluşturmaktadır. Uzun Asur Tarihi’nde Kürt, Kürdistan, Gurmanc, Zaza, Guran, Soran kelimelerine rastlanmadığı gibi, günümüzde Kürt aşiretleri içerisinde sayılan hiçbir aşiret adına da rastlanılmamaktadır. Asurlular, Ninova’yı başkent yaptıklarında, hemen kuzey komşuları Doğu Anadolu’da Ermenilerdir. Ermeni kayıtlarında da Kardu ve Kürt ilişkisini ortaya koyacak bir bilgi yoktur .

Nikitin konuya şu şekilde devam etmektedir: “Görülüyor ki şimdiye kadar kabul edilen yorumlardan vazgeçmek gerekmektedir. Şurası apaçık ortadadır ki problemin çözümü, bir yandan Kürtlerin öte yandan Jafetik kavimlerin yaşamındaki kültürel ve etnografik olguların tümünü doğru bir yaklaşımla incelemeye bağlıdır. Yoksa coğrafi deyimlerdeki rastlantısal bir ses uyumuna dayanabilen, az çok zekice yapılmış bir karşılaştırma hiçbir şekilde çözümü vermez. Bu nedenle Kardularla Kürtler arasında bir bağ kurmaya gerek görmüyoruz.”

Nikitin’in dediği gibi, sadece bir ses benzerliği hariç, hiçbir unsuru Kürt ve Gurmanclarla aynı olamayan bir topluluğu, sırf ata bulma gayreti ile Kürtlere yamamak bilim dışı bir gayrettir.

Paris Üniversitesi’nden Dr. Messeud Fany ise La Nation Kurde et Son évolution Sociale eserinde, “Kürt unsurunun varlığının Doğu (Batı Pers)’dan Batı İran’a doğru olmakla birlikte, Kürtlerin merkezi bölgeye gelmeden önce değişik asıldan bir ırkın bölgede var olduğunu ve bilahare, İran’da bulunan Kardularla daha sonraki asırlarda birleşmiş olabileceğini inkâr eden bir delil yoktur” şeklinde görüş bildirmiştir. Bu tespit Kürtlerin Asya’dan gelerek, sonradan burada yaşayan Karduların bölgelerine yerleştiklerini ve bir kaynaşmanın vuku bulmuş olabileceğini ifade etmektedir.

Kardu-Kürt savı, tarihle desteklenmeyen ve sadece etimolojik bir unsura dayandırılarak ortaya atılmışken, Hartmann, Nöldke ve Weissbach gibi bilim adamları tarafından kurulmaya çalışılan bu etimolojik ilişkinin de yanlış olduğu ispatlanmıştır. Bugün bile Karduların menşeleri hakkında araştırmalardan net bir sonuca ulaşılamamıştır.

Kardu-Kürt ilişkisinin olamayacağı bilimsel verilerle ispatlanırken, Kardularla ilgili değişik görüşler de ortaya atılmıştır. Bu tezlerden biri de Kardu-Gürcü ilişkisidir.

Kartiler, Gürcülerin bilinen ilk atalarıdır. Gürcüler ile Ermeniler (Soehler), Ranienler, Movakanienler, Herler, Lekler, Megreler ve Kafkaslılar hep birlikte Targomas (Togarma) adlı bir soydan gelmişlerdir. Togarma ise, Nuh oğlu Yasef oğlu Avyavan (Yavan) oğlu Tarşiş’in oğludur. Bu kişi insanların dünyaya yayıldıkları zamanda Ararat (Urartu ülkesi) ve Masis (Ağrı) dağları arasında yerleşmiş ve 600 yıl yaşayarak buralarını memleketi yapmıştır. Togarma’nın hüküm sürdüğü yerleri; Gilan denizi (Hazar denizinin güneydoğusu), batıda Karadeniz, güneyden Cudi (Oret) dağı ile kuzeyde Kafkas dağı teşkil etmektedir. Bu sınır, Kartlos zamanında Çoruh nehri civarına kadar uzanmıştır.

W.E.D. Allen de, ‘Gürcü Kavminin Tarihi’ adlı eserinde, kutsal kitaptaki Nuh’un oğlu Yasef’in oğlu Togarman’ın soyundan gelen ve efsaneye göre Gürcü kavmine adlarını veren Kartlos, Mtzkheos ve Uplos isimlerini göstermekte ve Kartli adının tarihte Gürcistan’ın bir eyaleti olduğunu ifade etmektedir.

Nikitin’e göre Kardu adı, Gürcistan-İberya’da oturan halkın yerli adı olan Kartueli ile ilişkilidir. Asya’nın Büyük İskender tarafından fethinden sonra, Nusaybin’in de dahil olduğu bir kısım topraklar Mygdon kökenli Makedonlar tarafından iskân edilmiş, bu yeni nüfus hareketleri Kardukları etkileyerek, onların bir kısmının kuzeye doğru göçmelerine neden olmuştur. Bazı Karduklar ise eski yerlerinde kalmışlardır. Ortadoğu uzmanlarından C.F. Lehmann-Haupt ise bu tezi desteklemek için; “Demek ki Karduk-Kartueller Kahaldların (Urartu) güney komşuları, Gürcü kavminin öbür temel kurucu unsuru olan Mosklar ise Kahaldların kuzey komşularıdır” şeklinde ifadelere yer vermiştir.

C. F. Lehmann-Haupt, Kardukların Kürtlerin değil Gürcülerin atası olduğunu ortaya koymuştur. Lehmann-Haupt, İberler adını taşıyan bu Kartvelilerin önceleri bugünkü Gürcistan’ın daha güneyinde yaşarlarken, istilalar nedeniyle biraz kuzeye çıktıklarını ve burada bulunan Mosklarla kaynaştıklarını ifade etmiştir. Nöldeke ile Hartmann’ın kanıtladıkları gibi Kardoukhoi çoğul olarak Ermenice “Kardı-kh”nin karşılığıdır. Kardu da Gürcistan-İberya’da oturan halkın yerli adı olan “Kartueli” (Katveli) ile yakın bir uyum halindedir. Korduene, Gordyaioi gibi güney topraklarını ve halkını gösteren adlar da aynı kökü taşırlar. Vaktiyle Kardukların yurdu olan topraklar Gürcülerin kaya içerisine oyulmuş barınakları ile büyük bir benzerlik gösteren mağara evlerle doludur. Bu evler Ermeni öncesi (Khald) kaya içi yapılarından köklü şekilde ayrılır.

Kartdu-Gürcü ilişkisini ispata yönelik diğer bir veri de Bizans kaynaklarıdır. 985 yılındaki Bizans kaynaklarında bugünkü Tiflis civarına Kartli denmektedir. Bizans kaynaklarındaki Kart adının bu zamandan çok önce de kullanıldığını görmekteyiz.

Ermeni kaynaklarına göre 1064 yılında Alparslan’ın askerleri Gürcistan’a girmiş ve Gürcü ordusunu mağlup etmiştir. Gürcü Kralı 4. Pakrat kaçarak Kartliya’ya sığınmıştır. Ermeni tarihinin belirttiği Kartliya Gürcistan’ın kuzeyindedir.

Khaldlar’ın yani Karduk’ların dilleri ise Hint Avrupa dili olmayıp, Kartveli dil grubu ile bazı benzerlikler arz etmektedir. Ayrıca Nikitin, Khald ve Kardu dilerinin Kürtçeyle benzeşmediğini de ortaya koymuştur.

Kardukluların Gürcülerle akraba olması tezinin ağırlık kazanması nedeniyle birtakım bilim çevreleri, Gürcülerle Kürtler arasında bir bağ kurmak istemişlerse de; dil, kültürel farklar ve inanç unsurlarının tezatlığı ve bilimsel tetkikler bu iddianın yanlışlığını ortaya koymuştur. Kardu ve günümüz Gürcüleri arasında bir yakınlık söz konusu olsa dahi Kürtler ve Gürcüler arasında doğrudan bir ilişkiden söz edilememektedir.

Karduların kökenleriyle ilgili diğer bir tez de Türk (Turan)- Kardu ilişkisidir. Bu tezin savunucularına göre, Sümer eşik taşında geçen “Kar-da-ka-lar” ile Ksenefon’un kaydettiği Karduklar aynı değildir. Keza bunların “İskit/Saka’lardan sonra Anadolu’da görünmeleri ve bu tarihten sonra eski kaynakların onlardan bahsetmesi, Karduların Saka soyundan geldiklerini yahut onlarla beraber doğudan gelip küçük Asya’nın dağlık bölgesine yerleştiklerini göstermektedir. Kırzıoğlu, Karduk ülkesinin bu yiğit ahalisinin M.Ö. 626’da Sakaların büyük hükümdarı Moduva (Afrasyap-Alper Tonga)’nın bütün devlet erkânıyla birlikte Urmiye gölü yanında Medler tarafından öldürülmesini müteakip, başsız kaldıklarını ve bu dağlık bölgeye gelerek tutunmaya çalıştıklarını anlatmaktadır. Ksenefon’un Karduk ülkesini anlattığı bölümler konumuz açısından ilginçtir, buna göre; “…Bunlar dağlarda otururlar, çok harpçi insanlardır, bunlar büyük (İran) hükümdarına bağlı değillerdir. Rivayete göre bir defasında yüz yirmi bin kişilik büyük Kral (İran) ordusu bu memlekete sapmış, memleket arazisinin müsait olmayışı nedeniyle bir teki bile geriye dönememiş, imha edilmiştir".

Görüldüğü üzere Karduklularla İranlılar birbirlerine düşman iki topluluktur. Bu düşmanlık Saka/İskit mücadelesinde, Saka hükümdarı Afrasyab’ın İranlılar tarafından haince öldürülmesinden kaynaklanmış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle Karluklular (Karduk-lular) İrani güçleri sürekli imha etmeye çalışmışlardır.

Aynı kaynağın verdiği diğer bir bilgiye göre Karlukların yaylarının uzunluklarıdır: “Karluk’ların yaylarının uzunlukları aşağı yukarı üç kol uzunluğundadır. Hele ok atmada çok mahirdirler, her ok atışlarında sol ayakları ile basarak kirişi ta yayın sonuna kadar çekerlerdi. Attıkları oklar ki kol uzunluğunda idi. Bunlar kalkan ve zırhları delip geçebiliyorlardı. Helenler bu okları ele geçirince onlara sırım takıyorlar ve cirit olarak kullanıyorlardı. Onların bu silahları bir dağ harbinde taarruz veya ricat için uygundur.”

“Karluklular her ok atışta sol ayakları ile basarak kirişi ta yayın sonuna çekerlerdi” şeklinde geçen kısım ise hayli ilginçtir. Biz biliyoruz ki, yayı sol ayakla gererek atma âdeti bugüne kadar sadece İskitlerde görülmüştür. Karadeniz kuzeyindeki İskitlerden kalma M.Ö. 4. asra ait bir gümüş tabak üzerinde, süvari bir askerin üzerinde kemerli çekmen (ceket), gövdeye sıkıca gelen uzun pantolonla, uzun saçlı erkeklerden birinin sol ayağının yardımı ile yayı kurduğu resmedilmiştir.

Akad-Asurcada geçen Kardu sözcüğü “kuvvetli” manasına gelmektedir. Yine biliyoruz ki Türk ırkının sembolü olan “Kurd” kelimesinin anlamı da “kuvetli, kahraman ve yön gösteren” anlamındadır.

Erzincan Tarihi adlı eserde Doğu Anadolu’da Turan kökenli olup, savaşçılıkları ile ün yapmış, Asurcada “Kadro” ve “Gored” olarak adlandırılan bir kavmin varlığı anlatılmaktadır.

Karduk meselesinde dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da bu kelimenin etimolojik yönüdür. Etnik bir terim olan bu sözcüğün asıl şekli “kard + u” değil “kord + u”dur. Keza Kırzıoğlu ve Ksenefon da Süryanilerin atası olan Asurluların “o” sesini “a” olarak telaffuz ettiklerini belirtmektedir. Bu nedenle gerçek haliyle Korduk yerine Asurluların Karduk şeklinde telaffuzda bulundukları görülmektedir.

Asur kaynaklarında Kardukların yaşam alanları olarak Van gölünün güneyi tarif edilmiştir. Dr. Friç; Asur tabletlerinde Van bölgesinde Luhurdu adında bir kavimden bahsedildiğini, bu tabletlerde adı geçen Luhurduların Türk kökenli ve Asurları sıkıştıracak kadar güçlü olduklarını ifade etmiştir. Kanaatimce Friç’in bahsettiği Turan kökenli Lohurdular Keşmir bölgesinde yaşayan ve o bölgeye adını veren Lahor halkıyla aynı kökten gelmektedir. Konuya Karduk-Türk ilişkisi içerisinde bakan kesimlerce dikkat edilmesi gereken bir husustur. Yine İranlılar içerisinde Kardigan adıyla bilinen insanlar vardır ve bunlar ırken İranlıdırlar. Hatta 627 yılında İstanbul’u almaya çalışan komutan Kardigan adında bir İranlı bulunmaktadır. Bu durumda bize Kardukların İranlı olabileceği ya da sonradan İranileşmiş bir kavim olabileceği ihtimalini de düşündürmektedir.

605 tarihinde (tahmini olarak) Sasani hükümdarı 2. Hüsrev zamanında (590-628) yukarı Mezopotamya’da Musul ve Tekrit havalisinde yerleştirdiği Monofizist Bizanslı harp esirleri 8. ve 9. yy’da inançlarını yayarak bu havalide ekseriyeti kazanmaya başlamış ve Nasturileri de kendi mezheplerine dahil etmişlerdir. Bunun neticesi olarak da Tur Abdin bölgesi bunların merkezi haline gelmiş ve burada birçok manastır inşa olmuştur. Bunlardan en meşhur ikisi Kartmin veya Deyr al-Umr ile Mardin’in bir saat doğusundaki Deyr Zaferandır. Yunanlıların yerleştirildiği bölgedeki manastıra Yunanlılarca Kartmin adının verilmesi, bu kelimenin Yunan halkı içerisinde de var olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Karduların gerçek kökenlerini bulmak oldukça zor bir iş gibi görünmektedir.

Sonuç olarak, tarihte Kardu veya Karduk şeklinde adı geçenler, aslen Ön Asyalı olmayıp M.Ö. dönemlerde Asya’dan Ortadoğu’ya göç eden bir topluluktur. Kardukların yaşam alanlarında, daha önce hem Gürcü hem de Turani toplumlara rastlanmıştır. Gürcüler ve Türklerin, Yasef adlı aynı ortak atadan gelmeleri de Türk ve Gürcü ırklarını ve onların kalıntılarının birbirilerine benzemeleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Fakat Kardu/Kardukların İran, Arap ve Asurlularla bağlarının olmadığı aşikârdır. Bu imzasız yazı 87Yusuf (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir. 19 Ocak 2012‎, 02:16

Asılsız bilgiler veren ilmi değeri olmayan kitaplar hakkında

Yukarıda 87Yusuf (mesajkatkılar) tarafından eklenen uzun alıntı bir polis müdürü olan Ömer Özüyılmaz'ın yazdığı Gurmanc Ve Kürtlerin Kökenleri isimli ilmi değeri kendinden menkul kitaptan alınmış, ama kaynak belirtilmemiş.

Alıntıda ismi geçen Dr. Friç kim? Dr. Friç imzasıyla, "Kürtler: Tarihi ve İçtimai Tedkîkat" hazırlayan ve kendisini “şarkiyatçı”, “Alman bilim adamı”, “Alman Bilimler Akademisi üyesi” “Alman şarkiyatçı” gibi unvanlarla tanıtan kişi, Habil Adem takma adını da kullanan Naci İsmail Pelister isimli bir İttihatçıdır. Kitabın tercümanı gibi gösterilen Habil Adem de yine kendisidir ve kitap tercüme falan edilmemiş yine kendisi tarafından Türkçe olarak yazmıştır. Kendini Dr. Friç ve “Alman Bilimler Akademisi üyesi” olarak tanıtıp söylediklerine daha bir inandırıcılık katmak isteyen bilimle ilgisi olmayan tahrifatçı ve sahtakar birisi olduğu ortaya çıkan bu kişi, bu kitabıyla Kürtlerin müstakil bir millet olmadığını ve yine Kürtçe diye bir dilin mevcut olmadığını kendince propaganda etmiştir.

Hem Dr.Friç (!) hem de Dr. Friç'e dayanarak kitap yazan yazar (!) lafı dönüp dolaştırıp Kürtlerin Türk olduğu tezine getirmektedir. Ne Dr. Friç'in ne de polis müdürü yazarın bilimsel bir kaygısı yoktu; biri ittihatçı diğer polis olan bu kişilerin amacı kitaplarında açıkça görüldüğü üzere Kürtlerin kendi başına millet olduğu gerçeğini inkardan başka bir şey değil. Neribij (mesaj) 08:40, 3 Aralık 2015 (UTC)

BilgiDüzenle

İskitlerin irani olduğu yanlıştır.Bunu ispatlayabilirim.İşte ispat.İskitler türk kökenlidir çünkü bir diğer adları da Saka Türkleri'dir.--Simon Bolivar 15:11, 24 Temmuz 2006 (UTC)

Türk diye bir ırk yoktur.türk bir terimdir.şişman ,tıknaz anlamında ve iskitlerin ismi yunanca muski,muşki ve yahudi kayıtlarında ise aşkuz,aski anlamına gelen doğulu anlamındadır.iskitler;karduklardır Bu imzasız yazı 213.43.210.158 (mesajkatkılar) tarafından eklenmiştir.

Şu maddeye bir el atın Vikiciler. Türk-Kürt çatışmasından başka bir şey yazılmayacaksa maddeyi uçurun. Maddenin kendisi bile tartışma sayfasına dönmüş. Bir tarih bölümü öğrencisine makale yazdırıp onu ekleyin makaleyi kilitleyin olmazsa. Önüne gelen yazı yazmaya kalkınca sonuç şimdiki gibi oluyor demek ki. --78.191.57.48 09:13, 14 Mayıs 2010 (UTC)

Karduklar yada Ksenephonun deyişiyle Kardukh isimlerini hem Kürtlerden almıştır hemde Kurdikî dediğimiz aşirete vermiştir. Onların Osmanlı zamanındaki kayıtlara göre (Şerefname) Kurdikan-Kurdikî'ler Diyarbakır'ı batısı Palu güneyinde yaşayan bir aşirettir. 1500'lü yıllarda Palu'da adlarına yapılmış bir kale vardır.

Kardukların Kürt olduğuna veyahut farklı bir halkla bağlantılı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur bir bölge ismidir kardukların kürt veya türk olduğunun ispatı için linguistik veriler lazım lakin karduk diline dair hiçbir şey yok isim benzerliğine göre tarih yazılmaz o zaman ismi benziyor diye Kürtler de türktür diyelim. Burtigin (mesaj) 12.30, 7 Aralık 2020 (UTC)[]

Başlık hatalıDüzenle

Karduklar bir millet adı ama diğer Vikipedi'lerde bu madde bölge olarak geçiyor. Madde başlığı Karduya, Korduya veya sadece Karduk olarak değiştirilebilir. Joují (mesaj) 20:44, 10 Mart 2014 (UTC)


Karduk ve Kürt sozcuklerinin fonetik benzerligine ve bu halklarin yasadiklari cografyaya bakilarak, Kurtlerin kokeninin Karduklar oldugunu ileri surmek zorlama gorunuyor. Bu savin, antropolojik ve dilbilimsel bakimdan kanitlanmasi gerekir. Eger Kurtler gecmiste Karduk idiyseler, bugunku dillerinde, yasayislarinda, gelenek ve goreneklerinde vb. Karduklarin izini gosterebilmek gerekir. Eger Kurtler gecmiste Karduk idiyseler, nicin tarihsel ve teknolojik bakimdan gerilediklerini, nicin farklilastiklerini ve Karduk kulturunu ve teknolojisini nicin yitirdiklerini de gosterebilmek gerekir. Ornegin, nicin Karduklarin kalkan delen oklari Kurtlerde yok, tas yapi isciligi ve demir isciligi nicin kaybolmus, vb. sorularin yanitlanabilmesi gerekir. Saygilarimla. 78.162.196.221 04:41, 20 Temmuz 2016 (UTC)

Güvenilir Kaynak ve Hatta Kaynak.Düzenle

'13. yüzyılda yaşayan Ermeni tarihçi Heyton (Hethum) şöyle der: "Postea vero Sarraceni amiserunt dominium Egipti et Medi, qui Cordins vulgariter dicembantur; regni Egipti dominium occupaverunt." (Sonunda Araplar Mısır'ın yönetimini kaybettiler; ve Medler; "ki onlara Kürtler deniliyordu." Mısır'a egemen oldular.' evet Kaduya'nın Kürtler olduğuna referans olarak verilen dipnottaki bilgi bu. Kaynak? Lütfen bu tür düzenlemeler geri alındıktan sonra "Kürt karşıtlığı", "ırkçılık", "vandal" diye ithamlarla gelmeyin. Ansiklopedi burası öznel fikirlerin paylaşılacağı bir blog sitesi değil. Sefasungur (mesaj) 03.35, 5 Şubat 2021 (UTC)[]

Maalesef bu aralar organize değişiklikler görebiliyoruz. Buradaki sıkıntı ise şu. Mesela Medler'in Kürt kökenli olduğuna dair bir iddia var. Bu akademik dünyada kabul görse zaten maddenin girişi farklı olurdu. Benzer şekilde Partlar, Hurriler gibi maddelerde de dil üzerine bazı iddialar sanki dünyada kabul edilmiş gibi ele alınıyor ve bir bakıyoruz kesin olmasa bile Kürt devletleri ve hanedanlıkları maddesine bu devletlerde eklenmeye çalışılıyor. Karduya maddesinde de Heyton'dan yapılan alıntıda Karduya ile alaka yok ama Medlerle bağlantı kurulup Karduklar'ın Medlerin soyundan gelme ihtimali ya da iddiası tek gerçekmiş gibi kabul edilip yönlendirme yapılmaya çalışılıyor. Baskınlık kurmak içinde kendileri gibi düşünmeyen herkesi çeşitli ithamlarla baskılama yapmakla bir şey elde edilmeyeceğini de hatırlatmak isterim. --Muratero 14.02, 5 Şubat 2021 (UTC)[]
"Karduya" sayfasına geri dön.