Ana menüyü aç

Tartışma:Arkeoloji

Burası, Arkeoloji sayfası üzerindeki değişikliklerin konuşulduğu tartışma sayfasıdır.
Vikiproje 10K (C-sınıf, NA-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki 10K maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje 10K kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
Vikiproje Tarih (NA-önem)
Bu madde, Vikipedi'deki Tarih maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Tarih kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 ???  Bu madde için henüz bir değerlendirme yapılmamıştır.
Main Page trophy Arkeoloji, 10 Mayıs 2008 tarihinde günün maddesi olarak Vikipedi anasayfasında yer aldı.
Main Page trophy Arkeoloji, 16 Eylül 2015 tarihinde günün maddesi olarak Vikipedi anasayfasında yer aldı.

Kazıbilimi mi yoksa kazıbilim mi?Düzenle

Bilim dalları bilim sözcüğüyle birlikte yazıldığında -i eki almamalıdır. Sözgelimi, kazı bilimi diyebiliriz. Ancak bitişik yazdığımızda, sözcük kazıbilim olmalıdır. Benzer biçimde, dil bilimi, dilbilim; köken bilimi, kökenbilim; sözlük bilimi, sözlükbilim denmelidir. (Bucalı)

Kazıbilim mi Arkeoloji mi?Düzenle

Arkeolojinin kuramsal veya ontolojik açıdan hiçbir tanımlamasında "kazının bilmi" yada "kazı bilim" olmak gibi bir niteleme yoktur. Kazı arkeoloji deki yöntemlerden sadece bir tanesidir. Bir arkeolog o yöntemden gelen buluntuları yorumlaya bilidği ve çıkarımlar elde edebildiği ölçüde arkeolog olur. Eğer arkeolojiyi tanımlayan sadece "kazı bilim"(Kazı yapmak) ise defineciler ve kaçakçılarda pekala arkeolog olarak değerlendirile bilir. Kazıbilim tanımlaması arkeoloji üzerine yapılabilecek en sığ ve yanlış çıkarımdır... NOMİNA

Türkçe'nin GücüDüzenle

Pek çok karşı görüş olduğunu biliyorum ve saygıyla karşılıyorum, ama yine de yaygın Türkçe karşılığı olan sözcüklerin Türkçe karşılıklarının kullanılmasının anadilimize saygının bir gereği olduğuna inanıyorum. Türkçe, yabancı kökenli sözcüklerin (Arapça, Farsça, son zamanlarda da daha çok İngilizce ve Fransızca) desteği olmadan da ayakta durabilecek, hatta daha da gelişebilecek bir dildir. Bu satırları okuyanlara, hemen karşı çıkmak yerine, öncelikle bu konudaki çok sayıda kitaptan sözgelimi Prof. Dr. Doğan Aksan'ın "Türkçe'nin Gücü" adlı kitabını okumalarını öneririm. O kitapta, örneğin "Sözcük yerine kelime desek ne olur ki?" türünden sorulara geniş kapsamlı yanıtlar var. Bu bir ansiklopedi olduğu için, çok yaygınlaşmamış Türkçe sözcükleri değil de, belki çok yaygın olan ve herkesin anladığı Türkçe sözcüğü Arapça, Farsça ya da İngilizce kökenlisine yeğleme yolunda bir tavır geliştirilebilir. (Bucalı)

--== Arkeoloji != Kazıbilim == Uydurma Türkçe'ye ne güzel bir örnek; Kazıbilim... Bu kelimeyi uyduran ve getirip buraya yazan zihniyete acıyorum. Arke ne demektir? Arkeoloji ne demektir? Bir düşünün! Bir araştırın! Arkeoloji kazmaktan ibaret olan bir bilim midir? Arke kazmak mı demektir? Türkçe'yi zenginleştiriyoruz diye kavramları daraltıyorsunuz. Daraltmanında ötesinde anlamılarını bozuyorsunuz. İnsan kavramlarla düşünür. Gelecek nesillere içi boş, karşılığı olmayan, anlamı havada kavramlar bırakıyorsunuz. Anlamadığınız bilmediğiniz şeyler hakkında ahkam kesmeyi bırakın artık! Türkçe yabancı dillerden gelen kelimelere karşı kendini gerektiği ölçüde korur ve ayakta durur ama sizin bu "uydurukça" saldırılarınıza karşı dayanabilir mi bilmiyorum! --Oktay Poçan 19:44, 16 Ocak 2006 (UTC)

saçmalık. madem öyle niye "kazıbilim" i arkeolojiye yönlendiriyorsunuz. değiştireecğim. yav arkeolojiye kazıbilim denmesi saçma oluyor da. yunanlıların arkeoloji (yani ark=eski demekmiş ya ) eskibilim gibi bir şey demesi çok mu mantıklı? sizin mantığınızla eski her şey arkeolojiye girer o zaman. ayrıca örneğin buluntu gibi sözcükleri de maddeden çıkaralım. her bulunan şey buluntu olabilir. Çıkar!

Kim miş o kazı bilimi arkeolojiye yönlendiren ? Bak ben arkeoloji bölümü öğrencisiyim . Ve hocalarımızın bize her dönem öğrettiği bir şey varsa oda "arkeoloji" teriminin yunanca "arkheos-logos" kelimelrinden türetildiğidir . Bununda anlamı "eskinin bilimi"dir. arkeolojiye kazı bilimi diyenlerin arkeolojiyle uzaktan yakından alakası olmadığı çok açıktır . Kazı , arkeolojinin onlarca parçasından biridir . Evet her bulunan iey buluntudur . Ama arkeologlar bazı buluntuları birbirinden ayırmak içik bazı terimler kullanır . Ama bu onların buluntu olmadığı anlamaına gelmez . --95.7.25.90 14:57, 5 Nisan 2012 (UTC)

"Uydurma" üzerine dilbilim notlarıDüzenle

(Yazar, "Uydurma" üzerine dilbilim notları konusunu anlatırken, yabancı bir sözcüğe Türkçe karşılık bulmayı anlatmış ve bu eylemi "Uydurma" sözcüğü ile karşılamaya çalışmış. Elbette anlatılanlar da bu yönde. Ancak, uydurma diye ifade edilirken bir anlam kayması oluyor ister istemez. Çünkü, uydurma, kafadan atma, daha ötesi yalan söyleme gibi anlamları da içeriyor. O yüzden "uydurma" değil de, aynı anlamı içeren karşılık bulma, türetme anlamına gelecek bir sözcükle tanımlanmalı diyorum. Verilen bilgilerin çok yerinde olduğunu da belirtmek isterim. Mümtaz Başkaya)


Dil insana doğaüstü güçler tarafından verilmiş bir birikim değildir. İnsanlar dili oluşturmuşlardır. Yani insanlığın ortaya çıkışından başlayarak, insanlar iletişim amacıyla dili ve onun bileşenleri olan öğeleri, sözcükler de içinde olmak üzere "uydurmuşlardır."

Sözcükler ile taşıdıkları anlamlar, o sözcüğü içselleştirmiş ya da kullanmayı alışkanlık haline getirmiş kişilerce bir bütün olarak algılanır. Ancak ilk kez duyduğumuz bir sözcük için bu geçerli değildir. Sözgelimi, Nurullah Ataç "tayyare" sözcüğü karşılığı "uçak" sözcüğünü uydurduğunda, kendisi bile bu sözcüğün tutacağına inanmamasına ve ilk duyan tutucu kimselerin "Ama bu sözcük bu anlamı karşılamıyor ki!" demesine karşın şaşırtıcı biçimde tutmuştur. Bugün artık herhalde kimse tayyare demiyor. Oysa 1950'lere değin kimse "uçak" demiyordu. Artık "uçak" sözcüğünü bilen ve alışkanlık haline getirmiş olan herkes için o sözcük karşılık geldiği nesnenin anlamını taşımaktadır. Başka deyişle, uçak sözcüğünü işitince, hepimiz aynı nesneyi gözümüzde canlandırabilmekteyiz.

Daha da çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, 1970'lere değin, dilimizde "bilgisayar" sözcüğü yoktu. Bilişim Derneği Başkanı değerli bilim adamı Aydın Köksal İngilizce kökenli "kompütür" sözcüğünün dilimize yerleşmiş olmasından rahatsız oldu ve bazılarının benimsemediği uydurmacılık yolunu seçerek "bilgisayar" sözcüğünü ortaya attı. Ne o zamanın, ne de şimdinin bilgisayarları bilgi sayan aletler değildi. Yani mantıksal olarak sözcüğü çözümlediğinizde, "bu sözcük 'kompütür' anlamını karşılamıyordu". Ne var ki, bu sözcük de, yine bazıları rahatsız olacak belki, ama "tuttu". Bugün bilgisayar sözcüğünü gördüğümüzde ya da işittiğimizde, hiçbirimiz bilgileri bir elinden öteki eline aktararak "1, 2, 3..." diye sayan araçlar hayal edip, "Yahu, hiç 'kompütür'e bilgisayar denir mi? Bu alet bilgiyi saymıyor ki!" demiyoruz. Tam tersine, hepimiz artık bu sözcüğe alıştığımız için, sözcüğü komik ya da acayip bulmuyoruz ve hepimizin zihninde aynı şey canlanıyor, değil mi? Aydın Köksal, ne iyi etti ki,yalnızca bilgisayar sözcüğünü uydurmadı, bugün bilişim alanında kullandığımız neredeyse tüm sözcükleri (örn. donanım, yazılım, erişim, bilişim, imleç, arayüz, vd.) tek başına oturup "uydurdu" ve neredeyse tümü de tuttu.

Dedim ya, alışınca, sözcük ile taşıdığı anlam artık bir bütün oluyor. Ama dilediğimiz zaman onları ayırabiliyoruz da. Sözgelimi, "kaldırım" sözcüğü geçen yüzyılın ortalarına değin, "yol" anlamında kullanılıyordu. Büyük olasılıkla, taşıt araçlarının yaygın olmayışından dolayı, yayalarla araçlar aynı yoldan gittikleri için bir anlam ayrışması yoktu. Ancak 1950'lerden sonra, aynı sözcüğün, yani "kaldırım"ın üstünden "yol" anlam yükü kaldırıldı ve o sözcüğün üstüne bugün bizim de yüklediğimiz, "yolların yayalara ait bölümü" anlamı yüklendi. Nasıl mı oldu? Kendiliğinden... Gereksinimler doğrultusunda, toplum tarafından. Büyük olasılıkla, yukarıdaki örneklerde de belirtmeye çalıştığım gibi, biri söyledi, ötekiler de benimsedi.

Birileri gereksinimler doğrultusunda sözcük "uydurur". Çünkü sözcük uydurmak hem Türkçe'de, hem de diğer dillerde yeni sözcükler kazandırmada başvurulan yollardan biridir. Başkaları da bunu benimserse, sözcük tutar ve o sözcük üstüne yüklenen anlamı taşır. Sözcük ile nesne ya da karşılık geldiği anlam bir bütün olsaydı, yeryüzünde tek bir dil olurdu. Sözgelimi, biz "tıp" diyoruz, ama İngilizler "Yahu biz de 'tıp' diyelim; 'medicine' demeyelim, yoksa 'ilaç'la karıştırılır, çünkü biz ilaca da 'medicine' diyoruz," demiyorlar.

İngilizce'de "buz" karşılığı bir tek sözcük var: "ice", ama Eskimolular buz anlamına gelecek elli kadar sözcük uydurmuşlar, çünkü onların gereksinimi o. Çeşit çeşit buzları var.

Birileri sözcük uydurur, bundan doğalı yok. Dili geliştirmenin yollarından biri bu. Hem de her dilde. Yalnızca Türkçe'de değil. İngilizler de yüzyıl öncesinin İngilizce metinlerini öyle kolayca anlayamıyorlar. Çünkü dilleri değişiyor. Sözgelimi Shakespeare'in şiirlerini anlamak bugünün İngilizcesiyle olanaklı değil. Geçen zamanda bir sürü sözcük "uydurulmuş" ve İngilizceye girmiş. Birçoğu da değişikliğe uğramış. Türkçe'de de böyle. Sözgelimi, aynı mantıkla uydurulan "yoksul" ve "varsıl" sözcükleri aynı türden köklere ve aynı eklere sahipler; ama "yoksul" çok yaygın kullanılırken, yani "fakir" anlamını çoğu kişiye göre karşılıyorken, aynı şeyi "varsıl" için söyleyemiyoruz; o tutmadı. Nedeni? Nedeni yok. Dedim ya, kendiliğinden oluyor (İng. arbitrariness in language). Yine benzer biçimde, "tablo" karşılığı "çizmek"ten hareketle uydurulan "çizelge" tuttu, herkes anlıyor ve neredeyse herkes rahatlıkla kullanıyor, ama aynı mantıkla "liste" karşılığı "dizmek"ten hareketle uydurulan "dizelge" tutmadı. Yani kullananlara göre artık "çizelge" sözcüğü o anlamı karşılıyor, ama "dizelge" için nedense aynı şey söylenmiyor. Bu işin mantığı yok her zaman.

Öyleyse, bırakınız toplum karar versin. Kimse toplum adına dayatmasın. Öneren önerir, siz beğenmezsiniz, o ayrı konu. Ama yarın bir gün yaygınlaşırsa eğer (tersi de olabilir tabii), o zaman siz de kullanmak zorunda kalırsınız tarihte sayısız kez örneği görüldüğü gibi. Demiştim ya, "bilgisayar" sözcüğü de "uydurulduğunda" sizin söylediklere çok benzer şeyler söylenmişti: "İyi de bu alet bilgi mi sayıyor?" deyip, alayla burun kıvıranlar az değildi. Ama bugün kendileri de o sözcüğü rahatça kullanıyor.

Gelelim "kazıbilim"e... Dediğiniz doğru, mantıksal yaklaşırsak, "kazıbilim" demeyelim, yoksa mezar kazıcılığı, altın arayıcılığı da bunun içine girer, "arkeoloji" ayrı bir şey. Ama önemli olan "kazıbilim" sözcüğüne hangi anlamı yüklediğiniz? Dediğiniz gibi, mezarkazıcılığı, altınarayıcılığı anlamları da aklınıza geliyorsa, dediğiniz doğru. Ama onları dışlayarak, yalnızca "arkeoloji" anlamını yüklersek, o zaman karşı çıkışınız dayanaksız kalır. Dediğimi unutmayalım, alışkanlıklar nedeniyle sözcük ile çağrıştırdığı anlam bütünmüş gibi görünür, ama öyle değildir. Sözcük ile anlamı ayrılabilir parçalardır. Ayrılıp ayrılamayacağına zaman ve toplum karar verir. Ne ısrarla, "Bu doğrudur" demeli, ne de "Hayır, bu uydurmacılıktır, böyle olmaz" demek doğru. Zaman, kimi kez bir tarafı, kimi kez de öteki tarafı haklı çıkardı. Nedeni? Nedeni yok. Her şey zaman içinde kendiliğinden toplumsal bir sözleşmeyle oldu. Saygılar... Muhammedcimci 20:30, 16 Ocak 2006 (UTC)

Bizim olsun, çamurdan olsun!Düzenle

Öncelikle zaman ayırıp mesajıma cevap yazdığınız için teşekkür ederim. Umarım Vikipedi'de herşey böyle "güzel" tartışılır.

Kısaca neye karşı olduğumu, tepkimin neye olduğunu açıklayayım. Ben oturmuş bir kavrama, bu kavramı karşılamayan bir karşılık uydurulup, sonra da kabul görmesinin beklenmesine karşıyım. Örneğin; sabun kelimesi için, Türkçe bir karşılık "uydurulabilir". Yıkamak, temizlemek fiillerinin kökleri bu konuda ilham verebilir. Ne var ki; sabun kelimesi genel kabul görmüş, anlamı otumuş bir kelimedir. Ben "sabun" derken, sabunu oluşturan reaksiyonu bile kafamda canlandırabiliyorum. Saponifikasyon, ortaokulda deneyi yaptırılan, herkesin az çok bildiği bir konudur; sabun kelimeside buradan gelmektedir. Aynı şekilde, Arkeoloji kelimesinde ardında bir anlam vardır; eski Yunanca "arke" kelimesinden türetilmiştir. Eski (ancient) demek olan bu kelime Arkeoloji'nin ne ile uğraştığını çok iyi anlatır bize... Arkeoloji, eski ile uğraşır, geçmişi inceler, bu incelemenin pratiği kazmak da olabilir, denizlere dalmak da veya ultrasonik cihazlarla inceleme de bu bilimin metodu olabilir. Kavramı sadece kazıya indirgemek büyük bir yanlıştır.

Geleceğe miras bırakcağımız bir kültür birikimine katkıda bulunurken, "arkeoloji için kazıbilim deyiverelim, nasıl olsa insanlar alışır, 10 yıl sonra karşı olanlar bile kullanır" zihniyetinde olmamalıyız. Kültür, kapsayıcı olmalıdır, dışlayıcı değil. İngilizce'den örnek vermişsiniz, biliyorsunuz ki İngilizce pek çok dili eritip bünyesinde barındıran pota gibi bir dildir. Sağlıklı gelişen bir dil bu eritme işlemini evrimsel süreci içinde gerçekleştirir. Tepeden inme bir kültür anlayışını yani jakoben bir dayatmayı kabul edemem.

"Bilgisayar" kelimesine gelelim... Ben 15 yılı aşkın bir süredir, programcılık, grafik ve müzik üzerine çalışıyorum. Günlerim bilgisayarla iç içe geçiyor. "Bilgisayar" kelimesinin anlamsızlığını düşünmediğim gün yoktur. Okuduğum, faydalandığım kaynakların tümü İngilizce, zaten benim ilgilendiğim konularda tek bir Türkçe kaynak bile yok. Çocukluk çağlarımdan beri pek çok terim İngilizce asıllarıyla kafamda yer etmiş durumda; ne var ki bu terimlerin Türkçeleştirilmesine karşı değilim. Fakat bu iş bir kişinin "uydurması" ile olmuyor. İş bilenin kılıç kuşananındır. Bu terimleri ben hergün kullanırken bazı insanların hayatına ayda yılda bir girer. Bu durumda, çevirinin kalitesi en çok beni etkileyecektir. Yıllardır "register" diye bildiğimiz terim "yazmaç" olmuş, oysa ki registerlar okunurlar aynı zamanda... (Bazıları hem okunur hem yazılırlar, bazıları sadece okunurlar, bazılarına sadece yazılır) "Register" terimi için "sicil" karşılığı bir ölçüde uygun ama o da Arapça kökenli... "Yazmaç" ise karşılamıyor. Şimdi, "register"="yazmaç" dersek ve 10 yıl sonra yazmaç terimi tamamen kabul görürse, 10 yıl sonra bu terimle karşılaşan çocuklarımız anlamı eksik karşılayan bir terimle olayı kavramaya çalışacaklar. Bu onlara yapacağımız en büyük kötülüktür. Anlamayan, öğrenemez, kavrayamaz ve yeni bilgiler üretemez.

Ben programcılıkla uğraşıyorum, müzik ve grafikle uğraşıyorum demiştim. Bu kelimeler de Türkçe değil, bu alanların terimlerinin neredeyse hiç biri Türkçe değil. Karşılıklarını bulmak da bir hayli zor. Ama herkes kabul etmiş ve rahatsız edici değiller. Nota deyince rahatsız oluyor musunuz? Ya da hesap kelimesi rahatsız edici mi? Bence değil. Ama rahatsız edici ve düzeltilmesi gereken kelimeler var. "enterese", "egzajere" gibi kelimeler var. Bence yozlaşma budur. "Enterese" kelimesi "ilginç, ilgi çekici, ilgisini çekmek" gibi anlamlarda, "egzajere" kelimesi ise "abartmak, mübalağa etmek" anlamında kullanılıyor. Bu kelimelerin tam karşılıkları Türkçe'de var, tabii isteyen istediği yozlaşmış ifadeyi kullanır ama yine kendi kanatimi ifade ediyorum; bu kullanımlar yanlıştır.

Bu arada başka bir noktaya da dikkat çekmek isterim. Teknik kullanımın dışında, günlük kullanımda, biraz da argo kaçan kelimeler dilimize girmiş durumda... Bu kelimelerin karşılıkları Türkçe'de yok... Örneğin; "cool" kelimesini Türkçeleştiremezsiniz. Ya da "trip" kelimesini... "junkie" kelimesi tam karşılığını bulamaz. Tabi dünyanın sonu değil bunlara karşılık bulamamak ama bize bazı konularda ipuçları verir böyle kelimeler; kelimeler bir kültürün ürünüdür, altlarında bir düşünce, bir yaşam tarzı yatar... Teknolojik, bilimsel konular da böyledir, örneğin; bilgisayar terimleri bazen 50 yıllık bir kültürün, birbirinden türetilmiş, bir arada anlamlı kelimelerin uzantısı, mirasçısı olabilirler. "Hacker" gibi kelimeler bunlara en hoş örneklerdir; kolay tercüme edilemezler.


Son olarak şunları söylemek isterim; dili bir tesadüfler silsilesi olarak görmemek gerek, dildeki herbir kelime "kafamızda bir zil çalmalı". Eğer uydurma karşılığı ihtiyaca cevap vermiyorsa kelime aslından ses uyumu gözerilerek alınmalı. Bunun binlerce güzel örneği var; "merhaba" kelimesi Türkçe değildir, "selam" kelimesi de Türkçe değildir ama kimse bu kelimeleri sorgulamaz. Dans dediğimde, müzik dediğimde kimse yadırgamaz. Ekran kelimesi de mönitör kelimesi de oturmuştur, "bakaç", "göstergeç" gibi kelimelere gerek yok...

Ben dilimi çok seviyorum, Türkçe'nin gücüne güveniyorum. Moğolca'dan, Çince'den, Arapça'dan, Farsça'dan, Fransızca ve İngilizce'den aldığımız kelimeleri Türkçe katılan zenginlikler olarak görüyorum. Türkçe'ye sahip çıkmak konusunda herkesin önerisini de son kelimesine kadar değerlendirir, iyi niyetli, mantıklı önerileri benimser ve savunurum. Ama bizim olsun çamurdan olsun zihniyetini benimsemem mümkün değil. --Oktay Poçan 22:26, 16 Ocak 2006 (UTC)


Yazdıklarım özenle okunursa, "uydurmacılık"ı ne savunduğum ne de ona karşı çıktığım görülür. Bir noktayı yinelemek gerekirse, sözcük türetmenin onu aşkın yolu var, "uydurmacılık" da bu yollardan biri, hem de her dilde, yalnızca Türkçe'de değil yani. Sizin de dediğiniz gibi, başka dillerden ödünç alma da bir yoldur. Başka yolları da var, kırpma, birleştirme, kısaltma gibi. Bunların hepsi de dillerin gelişiminde başvurulan yollardır. İsteyen istediği kadar "Ben bu yollardan şuna karşıyım," desin, dillerin değişiminde hepsi de rol oynar biz karşı dursak da. Başka dillerden de sözcük gelir, yeni sözcükler de uydurulur. Yanıtınızda pek tutmamış sözcükleri örnek vererek, uydurmacılığa karşı çıkmışsınız; bu anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir şey. Benzer bir durum "kazıbilim" için de geçerli olabilir, bugünden bilemeyiz. Tutup tutmayacağı zaman içinde belli olur; ama bugün için çok az kimsenin bu sözcüğü kullandığı doğru, belki de tümüyle kullanımdan düşecektir. Anlamı karşılayıp karşılamadığı tartışmalarına yeniden girmeyeyim, yukarıda zaten söyleyeceğimi söyledim. Ama bir ekleme yapmak isterim. Yanıtınızda rahatlıkla kullandığınız şu sözcükler çok değil, 50-60 yıl öncesinde dilimizde hiç yoktu ve o sözcükler de ilk ortaya atıldığında, sizin gibi karşı çıkıp, "Tutmaz", "Olmaz", "Bu uydurma", "Anlamı karşılamıyor" demişlerdi. İşte yanıtınızda kullandığınız son yarım yüzyılda uydurulmuş sözcüklerden bir seçki: tepki, kavram, kavramak, oluşturmak, konu, deney, bilim, katkı, anlam, anlamsızlık...
1937'den önce başta ilkokullar olmak üzere, diğer okullarda da okutulan matematik derslerinde terimleri öğrenmeye çalışmaktan matematik öğrenmeye sıra gelmiyormuş bir türlü. Sözgelimi, "eşkenar üçgen"e "müselles-i mütesâviyü’l-adlâ" deniyormuş. Atatürk, 1937 yazında, ölümünden bir yıl önce, oturmuş ve bugün matematikte hiç düşünmeden kullandığımız şu sözcükleri "uydurmuş" ve ertesi yıldan başlayarak matematiğin yeni terimlerle okutulmasını emretmiş, iyi de etmiş, çünkü matematik kolaylaşmış. İşte Atatürk'ün o zaman için oturmuş olduğu, yerleşik olduğu savlanan terimlere karşılık olarak uydurduklarından bir seçki: eşkenar üçgen, üçgen, dörtgen, beşgen, açı, artı, çarpı, bölü, eksi, yamuk, yanal alan, vd. (Kaynak: "Geometri", Yazan: Mustafa Kemal Atatürk, TDK yayını, TDK'nin satış yerinde bulabilirsiniz). Saygılar... Muhammedcimci 22:19, 17 Ocak 2006 (UTC)

Altını tekrar çizmek istiyorum; dil bir mühendislik ürünü değildir, kültürün önemli bir parçasıdır. Bir toplum bilimden ve felsefeden uzaklaştıkca kültürü de kendini yenileyemez hale gelir, tıkanır. Bu tıkanmayı aşabilmenin yolu revizyonist yaklaşımlarla dilin dinamiklerine yapay müdahalelerden değil karşılaşılan yeni kültürel ve bilimsel ögelerin özümsenmesi ve sindirilmesinden geçer. Kısaca, Arkeoloji nedir bilmeyen bir adam Arkeoloji'ye Kazıbilim diyebilir. Kazıbilim ifadesi kesinlikle yanlıştır. Bundan on yıl sonra bu ifadenin sizin tabirinizle "tutmuş" olması bunun yanlış olduğunu değiştirmez. Ancak yeni neslin , kazıbilim gibi anlamsız bir terimle büyüyen çocukların kafasında Arkeoloji terimini karşılamayan anlamsız bir lekenin oluşmasına neden olur. Böyle anlamsız terimlerden oluşan bir bilim terminolojisi ile beyni kirletilen çocuklardan bilim adına bir üretim beklenemez. Uydurma faaliyetleri ile dilimize giren ve bugün yaygın kullanımı olan bazı kelimeler arasında iyi örnekler olsa da bu uydurulan her kelimenin iyi olacağı anlamına gelmez. Bazen yanlış da benimsenir. Ben yanlış kelimelerin, yetersiz kelimelerin dilimize sokulmaya çalışılmasına karşıyım. Kelime uydurma hastalık haline geldi, çocuklarım bu kelimelerle konuşsun istemiyorum. Türkçe'nin sentetik bir dil haline gelmesini istemiyorum. Gelin şu kazıbilim'den başlayalım ve en azından Vikipedi'de, kullanıcılar arasında tartışıp Arkeoloji mi, kazıbilim mi karar verelim! --Oktay Poçan 00:03, 18 Ocak 2006 (UTC)

ark ve arkeolojiDüzenle

Ark', kelimesi zaten toprağı kazmak anlamını ifade ediyor . Kazım bilim veya diğer uydurmalar gereksiz. Ark kelimesi eski türk kelimesi dir. kolay gelsin. Zentuk 22:44, 16 Ocak 2006 (UTC)

Türkçe'de "ark" diye bir sözcük var, ama arkeoloji sözcüğündeki "arke"nin Türkçe'deki "ark" ile ilgisi yok. Yani Türkçe bir sözcüğe Latince "logos" kökenli "-oloji" eki getirilmiş değil. Böylesi bir açıklamaya da ilk kez rastlıyorum doğrusu. "Arke" Yunanca kökenli bir sözcük, "kazmak" değil, "eski" anlamına geliyor. "-oloji" ise Latince "logos"tan gelme bir ek, bilim anlamında. Muhammedcimci 21:50, 17 Ocak 2006 (UTC)


Ark kelimesini sadece toprağı kazmak diye tanımlamak zayıf kalmaktadır.Çünkü TDK sözlüğüne göre ark ; İçinden su akıtmak için toprağı kazarak yapılan açık oluk olarak ele alınıyor.YAni arasında ufak bir fark olsa da toprağı kazmak ile toprağı kazarak yapılan oluk ifadesi birbirinin aynı ifadeler değildir.Gel gelelim Türkçe'deki ark kelimesi ile arkeolojik terim karşılaştırılmamalıdır. Çünkü arkeoloji Yunanca'da arkhe ve logos kelimelerinden gelmektedir. Arkhe eski anlamında , logos da bazı yerlerde söz bazı yerlerde bilim veya bilgi anlamında kullanılır. Yani arkeoloji eskinin bilimi anlamı taşıyarak Türkçe'deki ark sözcüğü ile bağlantılı olmamaktadır . Ümit akdemir 09:16, 26 Ağustos 2012 (UTC)

Uygun olmayan yerde değirmen yapan yararsız ark yapar.(Divânü Lügati't-Türk) Ark en eski türk kelimelerinden biri dir; ve her zaman toprak kazmak anlamında kulanıliyor. Bir Anadolu türk çiftci ile konuşun lütfen onlar eski topraktanlar , tek bir kere .

Ayrıca "Arche" kelimesi Sümerler tarafında kulanılan bir kelime dir ve eski Yunanlara Sümerlerden geçti. Türk dili dünyanın en eski dilerinden biri dir, klasik Orta Asya Türkçesi ve kelimeleri savunulmalı, Anadolu Türkçesinde Ark kelimesi toprak kazmak anlamında kulanılıyor. Arkeoloji Arkeoloji dir . Kolay gelsin .Zentuk 11:16, 18 Ocak 2006 (UTC)

"Ark sözcüğü Türkçe'de vardır; çiftçi ile konuşun," ne anlama geliyor, anlamadım. "Ark"ın Türkçe'de olmadığını savlayan mı oldu? Okuyan herkesin kolayca anlayabileceği biçimde, bu sözcüğün Türkçe'de olduğunu söyledim zaten. Eskiden bir Akbank reklamı vardı. Biri, "Akbank'a mı gidiyorsun?" diye soruyordu; öteki de "Hayır, Akbank'a gidiyorum," diyordu. Bu iletiler alt alta gelince, bu reklamı anımsattı bana. Ark sözcüğü bugün tam olarak "ark" biçiminde olmasa da Türkçe'de vardır, öteden beri de vardır. Ama sizin savladığınız gibi "toprağı kazmak" anlamına gelmiyor -sizin verdiğiniz örnekler de bunu gösteriyor zaten. "Ark", "toprağı kazmak" anlamına gelseydi, yani fiil olsaydı, "Uygun olmayan yerde değirmen yapan yararsız ark yapar" değil de, "Uygun olmayan yerde değirmen yapan yararsız arkar" denirdi. Sizin verdiğiniz örnekten de anlaşılacağı gibi, o sözcük bir addır, bir fiil değildir, yani "arkmak" diye bir sözcük yoktur benim bildiğim kadarıyla. Gelelim, Türkçe'deki "ark"a: Bugün bu sözcük genellikle "arık" biçiminde yazılıyor, bazı yerlerde ise "arıh" biçiminde söyleniyor. "Aruk", "arığ", "arıgın", "arıg" gibi yöreye göre değişen türevleri de var. Ama her yerde ad (isim) olarak kullanılıyor, yani fiil değil. Anlamı da çoğunlukla "su yolu", "üstü kapalı su yolu". Pek az yerde ise, bazı köylüler "dere" ve "çay" anlamında da kullanıyorlar. "Arık"tan türetilen fiil de var: "arıklamak". Tahmin edebileceğiniz gibi, "yol, yani arık açarak suyun akmasını sağlamak, suyu götürmek" anlamında kullanılıyor. Görüldüğü gibi, Türkler bu sözcüğü tarım terimi olarak "uydurmuşlar". Arkeoloji ise başka bir şey ve onu da önce Sayın Oktay Poçan doğru bir biçimde açıklamıştı, hem de sonra ben aynı açıklamayı yinelemiştim. "Arık" sözcüğüne benzeyen ve başka anlamlarda kullanılan sözcükler de var, ama bu kadarı yeter herhalde. Bütün sözcüklerin en eski kökenine inilecek olursa, Türkçe'den geldiğini savlayanlar da vardır, Luwi dilinden bütün dillerin türediğini söyleyenler de, hangisi doğru henüz tam bilemiyoruz. Yazı'dan öncesi tam bir "muamma" ve söylenceler birbirine karışıyor. Oraya girmeyelim artık. Merak edenler varsa, "arık" ve dilimizdeki ona benzer sözcüklerin hangi anlamlarda ve tek tek hangi köylerde hangi türevleriyle kullanıldığını anlatabilirim. Bunun için muhammedcimci@yahoo.com adresine yazmanız yeterli. Saygılar... Muhammedcimci 18:12, 18 Ocak 2006 (UTC)

Weblogumda yer alan bir yazımı madde içeriğine kopyalamış vandal bir arkadaş... Yazımı mı beğenmiş, maddenin adına mı çok kızmış bilmem ama revert ediyorum ben... (bi kaç dakikalığına meşhur oldum :) ) Oktay Poçan 21:43, 27 Mayıs 2006 (UTC)

BaşlıkDüzenle

Lütfen maddenin başlığını değiştirmeden konuyu tartışmaya fırsat verilsin. Üniversitelerin çeşitli bölümlerine dair bir arama yaparsak "Arkeoloji" kelimesinin yaygın olduğunu görebiliriz.([1], [2], [3], [4], [5]) Bu nedenle başlığın "Arkeoloji" olarak kalmasını destekliyorum. --Pinar 06:08, 18 Ağustos 2007 (UTC)


boğaziçi, itü, odtü gibi ünilerin sayfalarına baktım. orada makine mühendisliği makina diye geçiyor. vikipedide ise makine müh. diye. yani sırf üniler yanlış yazmış diye vikipedide de mi makina müh yazacağız. o yüzden gerekçenizin geçersiz olduğunu düşünüyorum ve de türkçeye de destek olaraktan da başlığı yeniden kazbilim yapıyorum.

Kazıbilimi ve ArkelojiDüzenle

Arkeoloji bir kazıbilimidir fakat kazıbilimi deyince akla gelen bir dal olması kazıbilimini arkeoloji yapmaz.

Zira arkeoloji tanımlarsak toprak ve/veya deniz altında yer alan tarihi değeri bulunan nesnelerin günışığına çıkarılıp araştırılması denebilir. ¹Topraktan alınan bir örneğin hangi zaman diliminde o mekanda gerçekleşen toprak faaliyetlerini, üzerinde daha önce su birikintisi olup olmadığını incelemek arkeoloji değildir.

O zaman kazıbilimi deyince arkeoloji tek ve geçerli bilimdalı olsaydı ¹ de belirttiğim bilimdalıda arkeloji olucaktı arkeoloji yer mekan hakkında sadece tarihi bulguları inceler. Bu arkeolojiyi kazıbilimi dallarından biri yapar. Kazı bilimi yapmaz.

--Muharrem Salih Arslan 13:47, 12 Eylül 2007 (UTC)


ne dediğinizi daha açık ve arı bir şekilde anlatabilirdiniz. ama neyse. madem öyle niye kazıbilim sayfası niye arkeolojiye yönlendiriliyor. bu şaklabanlığa da bir dur deyin bari.

Arkeolojiye Karşılık AramakDüzenle

Yazılanlardan anladığım kadarıyla yapılan tartışmada "arkeoloji" kelimesine Türkçe bir karşılık bulunması ve bunun kullanılması savunuluyor,bunu sonuna kadar destekliyorum;ancak şöyle bişey var ki bir iki söz etmeden geçemeyeceğim...

Arkeolojiye Türkçe karşılık olarak "kazıbilim" kelimesinin önerilmesi öncelikle arkeolojinin ilgi alanına ters düşen bir tanımlama olur;çünkü arkeoloji kelime anlamıyla "eskinin bilimi" demektir ve evet arkeoloji ifade ettiği bu anlamla insanın eskisine yani geçmişine dair ne varsa inceler ve bunu kolaylaştırmak için de tarihi devirlere ayırır.Bu araştırma aklınıza gelebilecek her türlü olay veya olgu üzerine olabilir.insanoğlunun geçmişini incelemekle görevli olan bu bilim dalına "kazıbilim" gibi bir karşılık bulmak o bilim dalının aslında neyi araştırdığını kavrayamamak olur.Kazı; arkeolojinin bilgi toplama yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Kazı yapmanın bilimsel yöntemleri elbette ki vardır(ki zaten olmaz ise o kazıdan gelecek olan bilgi de tutarsız olur)ama bu kazı yapmayı bir bilim haline getirmez.Arkeolojiye "kazıbilim " karşılığını önermek arkeolojinin sadece kazı yapmaktan ibaret bir bilim olarak algılanmasını sağlar ki bu da tek kelimeyle gülünç olur...

Son olarak her milletin,her dilin, her kelimenin ve en nihayetinde her insanın aslında Türk oduğunu savunan saçma sapan düşüncelerden sıyrılıp dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan farklı millet ve kültürlerin olduğunu da artık bi zahmet sindiriverelim lütfen...Ark-eoloji kazıbilim demekmiş buna gülemiycem bile aslında bu sözü söyleyebilen insan için ağlamamız ve onun için bişeyler yapmamız lazım...

hala anlaşamamışız galiba. arkeolojiye kazıbilim denmesi onun sadece kazı ile yapılan bir bilim olduğunu açıklamaz. nasıl ki bilgisayar bize bilgi saymıyorsa, hesaplama yapıyorsa ancak kafamızda bilgisayar deyince ortak bir kavram oluşuyorsa bu kazıbilim için de geçerli olacaktır. eh bu durumda bilgisayar açılışlarına adı verile booting işlemini de sizin mantığınıza göre ingilizce den atmamız gerekecek. çünkü booting bir insanın kendini bot bağcıklarından tutup ayağa kaldırması anlamına geliyor. :))))))) o yüzden arkeoloji == kazıbilim. yalnız yukarıdaki arkadaş gibi saçma bir savunma yapmadığınız dolu şeyler yazdığınız için teşekkürler.

Neden "Eskibilimi" demiyoruz? Kazı lafı nereden çıktı? Tıp için de "kesi bilim" diye birşey bulun o zaman... Doktorlar da kesiyorlar ya ameliyat yaparken... --Oktay Poçan 01:42, 20 Temmuz 2008 (UTC)

Arkeoloji ismi geri geldi - sebeplerDüzenle

  • Merhabalar,
  • Maddeyi tekrar Arkeoloji ismine çevirdim. Zira arkeoloji sözcüğü çok daha yaygın olan isimdir. Adlandırma kurallarımıza göre yaygın isme öncelik tanınır (eğer isim TBA vs. gibi kuralları ihlâl etmiyorsa). Türkiye'de bu bilimle uğraşan akademik birimlerin (örneğin üniversite bölümlerinin: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü ), akademik periyodik yayınların (Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi vs.), akademik ders kitaplarının isimlerinde arkeoloji kelimesi kullanımdadır, yaygındır. Fikir vermesi açısından şunu da göz önünde bulundurabilirsiniz; google taramalarında kazı bilimi 3.810, kazıbilim 4.490 ve arkeoloji 6.260.000 sonuç vermektedir. Yaygın kullanım ortadadır. Akademik kullanım da ortadadır. Evet, kişisel tercihlerimiz kazı bilimi veya kazıbilim (TDK kazı bilimi, yer bilimi, ruh bilimi vb. formatını savunurken Dil Derneği kazımbilim, yerbilim, ruhbilim vb. formatını savunmaktadır - anlaşamamışlardır) gibi sözcükler yönünde olabilir. Bununla birlikte bu bir ansiklopedi projesi ve yaygın olduğu kadar akademik dünyada oturmuş, gelenekselleşmiş isimlere (başka politikalarla uyumsuz olmadıkları sürece) izin vermek durumundayız. Yani üniversiteler ilgili bölümlerini, jurnaller isimlerini, meslek sahipleri mesleklerinin isimlerini ve devlet müzelerinin isimlerini değiştirmeden kazı bilimi tarzı bir ismi kullanmamız pek mümkün gözükmüyor. Bu tip alternatif isimler alternatif olarak tanımlanabilecek seviyede kullanım alanına sahip değildir. Türkçe hakkında farklı görüşlerimiz olabilir; fakat bunlar Vikipedi'yi bağlamaz. Bu söylemlerimin de yanlış anlaşılmasını istemem; bu ne yazık ki çok sık yapılan bir hata. Madde isimleri her yıl bir kez böyle değişiyor. Boş yere tartışma oluyor. Bu açıklamayı yazmamın en büyük sebebi bu gereksiz tartışmaları rafa kaldırmak. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Teşekkürler, iyi çalışmalar... - - noumenon ʘ mesaj 08:22, 20 Temmuz 2008 (UTC)
"Arkeoloji" sayfasına geri dön.