Sevr Antlaşması

Paris'in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ve Ankara Hükûmetince fiilen ve hukuken geçersiz kılınan barış antlaşması
(Sevres Antlaşması sayfasından yönlendirildi)

Sevr Antlaşması (Fransızca: Le Traité de Sèvres), I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde (Musée National de Céramique) imzalanmış antlaşmadır. Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr Antlaşması 433 maddeden oluşmaktaydı.[1]

Sevr Antlaşması
Sevr Sulh Muâhedenâmesi
The Treaty of Sèvres 1920.png
Sevr Antlaşması'na göre Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılması
Tür Barış antlaşması
İmzalanma 10 Ağustos 1920
Yer Sevr
Bitiş 24 Temmuz 1923
Korunma yeri Fransa
Vikikaynak'ta Sevr Antlaşması

TarihçesiDüzenle

1915 yılının başında Britanya ile Fransa'nın Çanakkale'ye saldırmaları müttefik olmalarına rağmen Rusya'da kaygı uyandırmıştır. Bu yüzden Rusya, Çanakkale Savaşı'nın sürdüğü Mart 1915'te harekete geçerek, İstanbul ve Boğazlar üzerindeki isteklerini müzakere etmek üzere Britanya ve Fransa ile masaya oturmuştur. Üçlü İtilaf arasında imzalanan gizli antlaşma olan ''Boğazlar Antlaşması" gereği Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul da dahil olmak üzere İstanbul ve Çanakkale Boğazları Rusya'ya bırakılmıştır. Eğer Çanakkale geçilseydi, antlaşma gereği İngilizler boğazlar ve İstanbul'u Rusya'ya bırakacaklardı. Her ne kadar antlaşma yapılmış olsa da İstanbul'u Rusya'ya vermeye pek de istekli olmayan İngilizler, antlaşmanın imzalandığı 18 mart 1915 tarihinde İstanbul'a ilerlemek yerine donanma harekâtını kaldırıp savaşı kara harekâtına çevirdiler. Sonra ise Gelibolu'daki birliklerin bir kısmı Filistin cephesine, bir kısmı Selânik cephesine gönderilerek -İstanbul, Rusya'ya verilmek istenmediğinden- Çanakkale harekâtı kaldırıldı. Çünkü Rusya'nın Akdeniz'e inmesi, pek çok sömürgesi Orta Doğu ve Uzak Doğu'da olan Britanya İmparatorluğu için ölümcül bir tehlikeydi.

İngilizler bu gelişme üzerine, savaş sonrası Osmanlı topraklarında uygulanacak politikaları belirlemek amacıyla 8 Nisan 1915 tarihinde Sir Maurice de Bunsen başkanlığında De Bunsen Komitesi kurdular.

Komite: "Emperyal çıkarların korunması için rapor: Asyatik Türkiye" ismiyle 30 Haziran 1915 tarihinde raporunu yayımladı.

De Bunsen Raporu dört olası çözümü şu şekilde sıraladı;

  • Osmanlı Devleti'nin bölünmesi ve Anadolu'da küçük bir devlet olarak bırakılması,
  • Osmanlı Devleti'ni, büyük devletlerin politik ve ticari nüfus bölgelerine ayırmak şeklinde bir taksimat,
  • Osmanlı Devleti'ni olduğu gibi muhafaza etmek
  • Merkezi otoriteden yoksun, federal bir Osmanlı devleti kurmak ve ülkeyi beş vilayete ayırmak.
  1. Anadolu
  2. Suriye
  3. Irak
  4. Filistin
  5. Ermenistan

İngiliz çıkarları gereği en kolay ve doğru tercihin dördüncü seçenek olan, Osmanlı'yı birbirinden ayrı 5 vilayete bölme fikri olacağı belirtildi.

Daha sonra bu doğrultuda 16 Mayıs 1916 tarihinde Britanya ve Fransa arasında yapılan ve aynı yılın Ekim ayında Rusya tarafından onaylanan, Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu'daki topraklarının paylaşılmasını öngören diğer gizli antlaşma olan Sykes-Picot Anlaşması imzalanmıştır. Bu mutabakata göre Boğazlar ve Ermenistan bölgesinin Rusya'ya bırakılması kararlaştırılmıştır.

 
1916 Sykes-Picot projesine göre Orta Doğu topraklarının paylaşımı. İtalyan bölgesi (Yeşil), Fransız bölgesi (Mavi), İngiliz bölgesi (Pembe), Rus bölgesi (Sarı)

Müttefik devletler bu şekilde İtalya'yı kendi yanlarına çekmeyi düşünmüşler ve İtalya da bunu 19 Nisan 1917 kabul ederek Saint-Jean-de-Maurienne Anlaşması ile onaylamıştır.

Ancak Rusya'da 1917 Ekim Devrimi ile yönetim Bolşevikler tarafından devrildiği için antlaşma hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Ayrıca Yunanistan'da Alman yanlısı ve Alman kralının damadı olan I. Konstantin'i İngilizlerin devirmesi ve Elefterios Venizelos'un yönetime gelmesiyle Haziran 1917'de Yunanistan, Müttefik devletler lehine I. Dünya savaşına katılmıştır.[2]

Aynı şekilde 8 Ocak 1918'de ABD başkanı Woodrow Wilson'ın açıkladığı ilkeler gereği galip devletlerin mağlup devletlerden toprak talep etmemesi kararlaştırılmış ve bu ilkeler Sykes-Picot projesini uygulanamaz kılmıştır. Wilson ilkeleri doğrultusunda, bu projenin yerine Türkiye'nin parçalanmaması ve Suriye ile Irak boyunca ise manda yönetimi kurulması planlanmıştır.[3] Yine Fransa için acil asker ihtiyacını karşılamak üzere imparatorluğunun 4'te 1 nüfusu müslüman olan İngilizler, Ocak 1918'de insanları ikna etmek için, Orta Doğu ve Hindistan'daki sömürgelerinde, galip gelmeleri durumunda Türklerin toprak bütünlüğüne dokunulmayacağını ve Türklerin ve Halife'nin İstanbul'dan çıkartılmayacaklarını taahhüt etmişler ve bu şekilde 1.160.000 asker temin etmişlerdir.[4]

Savaştan sonra İngilizlerin yanında savaşa giren Yunanistan; İzmir ve Trakya'da Yunan nüfusun çoğunlukta olduğunu iddia ederek Wilson prensipleri gereği bölgenin Yunanistan'a meşru ölçüde ilhâkını talep etmiştir. Paris barış konferansındaki gelişmeler tarihi Akdeniz hakimiyet ideline sahip olan İtalyanları kızdırmış ve Mart 1919'da Ortodoks Yunan patriğinin Antalya'nın Ortodoks Yunanistan'a ilhakını talep etmesiyle Katolik İtalyanlar, Yunanistan'ın Batı Anadolu boyunca genişlemesini engellemek için hızlı davranıp Antalya'ya asker çıkarmışlardır.[5] Aynı zamanda Türklerle iyi ilişkiler kurup ticari ayrıcalıklar elde etmek peşinde olan İtalyanlar, bu şekilde 1912'ye kadar Osmanlı'ya bağlı olan Trablusgarp'taki İtalyan aleyhtarlığını engellemeyi, Yunanistan'ı Anadolu'da yıpratıp Balkanlardaki nüfuzunu azaltmayı ve İngiliz güdümündeki Yunanistan'a karşı bir Türk direnişi örgütlemeyi hedeflemişlerdir. İtalya'nın Anadolu'ya gelmesi işgal faaliyeti amaçlı değildir. İtalya'nın asıl toprak talepleri Adriyatik kıyısı boyunca Hırvatistan (Fiume) ve Arnavutluk üzerindedir.

İtalyanların karşı çıkmasına rağmen Lloyd George, Wilson'ı ikna ederek İzmir'e Yunan askerlerin çıkmasını sağlamıştır. Aynı tarihte Fransızlar, Suriye ve Filistin boyunca toprakların Fransız mandası altında Suriye'ye bırakılmasını talep etmişler ve İngilizlerden bölgeyi boşaltmalarını istemişlerdir. İngiltere ise Fransız mandası yerine bağımsız bir Suriye talep edince İngiliz-Fransız bölünmesi ortaya çıkmış ve Fransa, Suriye-Kilikya boyunca karşılaştığı direniş ve aleyhtarlık faaliyetlerinin arkasında İngiliz casus propagandaları olduğunu düşünmüştür.[6] Bunun üzerine İngilizler, kendi siyasi çıkarları gereği bölgeden İtalyan ve Fransızların tamamen çıkartılmasını temin etmek amacıyla Boğazlar, Türkiye ve Ermenistan boyunca Amerikan mandası fikrini ortaya atmışlardır.[7] ABD, hazırlanan raporlar sonrası bu talebi değerlendirmemiş, böylece Boğazlar için uluslararası bir komite kurulması istenmiştir. Müttefikler arası çıkan antlaşmazlıklar nedeniyle de Anadolu'nun parçalanması planı iptal edilmiş ve homojen bir Türkiye'nin tanınması daha uygun görülmüştür. Böylece Türkiye'nin -İstanbul Türklere bırakılmak koşuluyla- Asya merkezli bağımsız bir devlet olması, Boğazlar komisyonunun kurulması, kapitülasyonların devam etmesi, İzmir'in Türkiye'ye bırakılması ve fakat 5 yıl süreyle egemenlik haklarının Yunanistan'ın atadığı bir vali tarafından yönetilmesi ve bu sürenin sonunda plebisit yapılması, Doğu Anadolu'da ise ABD başkanı Wilson'ın hakem olarak çizeceği sınırlar ile Türk hükûmeti tarafından bağımsız bir Ermenistan'ın tanınması kararlaştırılmıştır.

10 Ağustos 1920'de imzalanan ve 433 maddeden müteşekkil olan Sevr antlaşmasında İtalya ve Fransa lehine herhangi bir nüfuz alanı bulunmamaktadır. Bu bağlamda Sevr, yanlışlıkla Sykes-Picot projesi ile karıştırılmaktadır. Yunanistan dahil hiçbir ülkenin onaylamadığı Sevr, sadece 3 ay sonra Yunanistan seçimlerinde İngiliz yanlısı Elefterios Venizelos'un devrilmesi ve sürgündeki Alman yanlısı kral I. Konstantin'in geri dönmesiyle ölü bir mektup olarak kalmıştır. İngiltere ve Fransa eski düşmanları olan kralın dönüşüyle Yunanistan'a ayrılan 850.000.000 altın Frank tutarındaki krediyi kesmişlerdir.[8][9] Dahası İtalya ve Fransa, I. dünya savaşındaki düşmanca tutumları olan kralın dönüşünü bahane ederek açık şekilde Mart 1921'deki Londra Konferansı'nda Yunanistan'ın İzmir'den ve Trakya'dan tamamen çekilmesini talep etmişler ve Yunanistan'a karşı Türkleri desteklemişlerdir.[10][11][12][13][14] İngiltere ise bu ani değişiklik üzerine daha çok tarafsız görünmeye çalışmıştır.[15] Diğer taraftan, 7 Kasım 1920'de Türk ordusunun Gümrü'ye girmesi üzerine yenilen Ermeniler barış istemiş, ABD başkanı Woodrow Wilson, Sevr antlaşması gereği hakem sıfatı ile Ermeni sınırını Ermeniler yenildikten 15 gün sonra 22 Kasım 1920'de çizmiş ve bundan sadece 10 gün sonra 2 Aralık 1920'de Ermeniler Gümrü Antlaşması ile Batum, Sarıkamış, Kars, Ağrı, Erzurum, Artvin, Oltu ve çevresini Türkiye'ye bırakmışlardır. Türk ordusunun ve Sovyet Rus ordusunun kafkaslardaki ortak operasyonu sonucu Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Rusya'nın egemenliğine girmiş ve bölge sovyetleştirilmiştir. Sonrasında ise İtalya, Fransa ve Rusya'nın desteğiyle Türk ordusu Yunanları mağlup etmiş ve Lozan antlaşması imzalanmıştır.

Hazırlık süreciDüzenle

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası yaşananlarDüzenle

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Avusturya arasında Saint-Germain Antlaşması, Macaristan arasında Trianon Antlaşması ve Bulgaristan arasında Neuilly Antlaşması imzalanmasına rağmen Osmanlı Devleti ile 1919 Mayıs'ında hâlâ bir barış antlaşması imzalanamamış ve görüşmeler belirsiz bir geleceğe ertelenmişti. Bunun nedenleri İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ni paylaşmadaki anlaşmazlığıdır.

İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi'nin 7 Mayıs'ta aldığı karar uyarınca 15 Mayıs'ta İzmir Yunanlar tarafından işgal edildi. Bu olay tüm Türkiye'de güçlü bir ulusal tepkiye yol açtı. 4 Eylül'de toplanan Sivas Kongresi'nden sonra İstanbul'daki Osmanlı hükûmeti, ülke üzerindeki idari ve askeri denetimini kaybetti. Sivas ve daha sonra Ankara'da, Mustafa Kemal Paşa yönetiminde bir ulusal direniş hükûmeti kuruldu. Anadolu hükûmeti, olumsuz şartlarda bir barış antlaşmasını kabul etmeyeceğini bildirdi ve direniş hazırlıklarına girişti.

Hazırlık konferanslarıDüzenle

 
Sevr Antlaşması'nı imzalamak üzere Paris Barış Konferansı'na giden Osmanlı heyetinin İtilaf Devletleri'ne ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Fotoğrafta fes giyen Damat Ferit Paşa'nın sağında Şura-yı Devlet Reisi Rıza Tevfik, solunda Maarif Nazırı Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey yer alıyor.

İtilâf Devletleri 18 Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nda Osmanlı İmparatorluğu'na uygulanacak barış antlaşmasının şartlarını hazırladılar. 22 Nisan'da Osmanlı hükûmetini Paris'te toplanacak barış konferansına davet ettiler. Padişah, eski sadrazam Ahmet Tevfik Paşa'nın başkanlığında bir heyeti Paris'e gönderdi. Ertesi günü Ankara'da toplanan Büyük Millet Meclisi, 30 Nisan günü taraf devletlerin dışişleri bakanlıklarına gönderdiği bir yazıyla İstanbul'dan ayrı bir hükûmetin kurulduğunu bildirdi.

Paris'te barış şartlarını öğrenen Ahmet Tevfik Paşa, İstanbul'a gönderdiği telgrafta barış şartlarının "devlet mefhumu ile kabil-i telif olmadığını" (devlet kavramı ile bağdaşmadığını) bildirerek görüşmelerden çekildi. Bunun üzerine 21 Haziran'da İtilaf Devletleri Türk milletinin direnişini kırmak için, İzmir'de bulunan Yunan kuvvetlerini Anadolu içlerine sürmeye karar verdi. Balıkesir, Bursa, Uşak ve Trakya kısa sürede Yunan ordusu tarafından işgal edildi.

Saltanat ŞurasıDüzenle

Ege'deki işgaller üzerine 22 Temmuz'da İstanbul'da toplanan Saltanat Şurası,[16] Paris'e Sadrazam Damat Ferit Paşa başkanlığında ikinci bir heyet göndermeye karar verdi. Şura'da yaşananlar günümüzde hâlâ tartışılmaktadır. Nutuk'ta bu toplantıda Vahdettin'le ilgili “Sevr Muahedesi'ni bizzat ayağa kalkmak suretiyle kabul etmiştir.” denilmektedir. Saray Başmabeyincisi Lütfi Simavi'ye göre ise Vahdettin açılış nutkunu okuduktan sonra başkanlığı Damat Ferit Paşa’ya bırakarak salonda durmamış, çıkıp gitmiştir. Son Sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı Okday'ın anlatımı ise şöyledir:

Nihayet Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın denildi. Damat Ferid Paşa bu sırada Padişah’ın salonu terk etmesi için işaret verdi. Vahdettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti. Padişah ayağa kalkınca da salondakiler Hünkâr'a bir saygı eseri olarak ayağa kalktılar. Kendisini bu suretle selamladılar. Öyle ki, bu ayağa kalkışın Sevr’in kabulü anlamına mı geldiği, yoksa Padişah’a hürmeten kıyam mı edilmiş olduğu açık olarak belirmedi. Hatta Ayan'dan Topçu Feriki Rıza Paşa, ‘Biz Padişaha hürmeten ayağa kalktık, Sevr’i kabul ettiğimizden değil’ diye haykırarak Damat Ferid’in oyununu açıkça protesto dahi etti.

Kimi tarihçiler bu olayı, şûrâda oy hakkı olmayan padişahın oylama yapılması çağrısı yapılınca dışarı çıkması, fakat Damat Ferit'in olayı oldubittiye getirmesi olarak yorumlamaktadır. Kimileri toplantının Sevr’i onaylatmak üzere taraflı bir tarzda yürütülmesini protesto mahiyetinde, belki de biraz öfkeli bir şekilde ayağa kalktığını ve çıkıp yan odaya geçmiş olduğunu iddia etmektedir. Kimi tarihçiler ise bunun, padişah ile Damat Ferit Paşa'nın antlaşmayı kabul ettirebilmek için birlikte hazırladıkları bir plan olduğunu iddia etmektedirler.[kaynak belirtilmeli]

Antlaşmayı imzalayanlarDüzenle

Antlaşma 10 Ağustos 1920 Salı günü İtilaf Devletleri Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı. ABD Osmanlı İmparatorluğu ile savaşmadığı,[17][18] SSCB ise henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için imza atmadılar.[19]

Osmanlı heyetinde şu isimler yer alıyordu: Sadrazam Damat Ferit Paşa, eski Maarif Nazırı (millî eğitim bakanı) Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey.

SonuçlarıDüzenle

Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce Meclis-i Mebûsan'ın antlaşmayı görüşüp kabul etmesi, sonra da imzalamak üzere Vahdettin'e göndermesi gerekiyordu. Fakat antlaşma imzalandığı tarihte Meclis-i Mebûsan kapalı (Mart 1920'de faaliyeti sonlandı ve Nisan 1920'de kapatıldı[20]) olduğundan antlaşma mecliste görüşülemedi ve padişahın önüne gelmedi.

Ankara'daki Büyük Millet Meclisi antlaşmayı sert bir bildiri ile kınadı ve Antlaşmayı imzalayanlar ile Saltanat Şurası'nda olumlu oy kullananları 19 Ağustos 1920 tarihinde vatan haini ilan etti.[16] Antlaşmada imzası bulunan Heyet üyeleri 23 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından 150'likliler listesine eklendi. 28 Mayıs 1927 tarihli yasayla ise yurttaşlıktan çıkarıldılar.[21]

Taraflardan Yunanistan antlaşmayı tasdik edip yürürlüğe koymak istedi. Bazı çevreler antlaşmanın hiçbir zaman yürürlüğe giremediğini savunur. Fakat başka görüşlere göre antlaşmasının birçok hükümleri o tarihlerde uygulanmış ve 20. yüzyılın uluslararası siyasi kavgalarına yön vermiştir.[22] Sevr Antlaşması'nın bazı maddelerine dayanışarak Orta Doğu coğrafyası yeniden şekillendirildiyse, bu antlaşmanın bir süre için de olsa fiilen yürürlüğe girdiğinin kabul edilmesi gerekildiği savunulur.[22]

Önemli maddeleriDüzenle

  1. Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a; Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye'ye (Fransız Mandası); Musul vilayeti en kuzeydeki kazası İmadiye dahil tamamen El Cezire'ye (Birleşik Krallık Mezopotamya Mandası, sonradan Irak) İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak;[23]
  2. Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar'da deniz trafiği içinde Osmanlı İmparatorluğu'nun bulunmadığı on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler'in donanmalarını yardıma çağırabilecek;
  3. Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek;
  4. İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan'a katılması için plebisit yapılacak;
  5. Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti'ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a verdi.);
  6. Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
  7. Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
  8. Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri kuvveti, 35.000'i jandarma, 15.000'i özel birlik, 700'ü padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere 50.700 kişiyle sınırlı olacak ve ağır silahları bulunmayacaktı.[1][24] Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi'nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
  9. Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
  10. Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu'nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
  11. Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
  12. Ticaret ve Özel Hukuk (madde 269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek hükümlerini içeren bir antlaşmadır.

Haritalarda SevrDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b "Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)". uyg.tsk.tr. 18 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Şubat 2015. 
  2. ^ Demirhan, H. (2012), Yunanistan’da emperyalist kavga (1914-1918). İstanbul: İdil Yayıncılık. s. 192-193
  3. ^ Cabinet Papers, Cab 24 / 95, ANGLO-FRENCH CONFERENCE ON THE TURKISH SETTLEMENT, Appendix to Minutes of First Meeting, First part of M. Berthelot's note of the 12th December with comments of Political Section of British Peace Delegation, s. 4
  4. ^ UK Parliament, Hansard, Commons: 26 February 1920, Commons Chamber, Orders Of The Day, Turks And Constantinople
  5. ^ Sforza, Makers of Modern Europe, s. 364-366.
  6. ^ George, David Lloyd. The Truth About the Peace Treaties. v. i and ii. London: Purnell and Sons, 1938. s. 1044-1045
  7. ^ CAB 23 First World War conclusions, CAB 23/44b Original Reference "A" Minutes of meetings, 1917 6 Apr - 1919 10 Dec s. 77
  8. ^ Ζολώτα, Αναστασίου Π. (1995). Η Εθνική Τραγωδία.(Ulusal Trajedi) Αθήνα, Πανεπιστήμιο Αθηνών, Τμήμα Πολιτικών (Atina Üniversitesi) Επιστημών και Δημοσίας Διοικήσεως. σελίδες s. 44-58
  9. ^ T. Veremis, 'Two letters- Memoranda of E. Venizelos to Winston Churchill', Deltio Kentrou Mikrasiatikon Spoudon -Δελτίο Κέντρου Μικρασιατικών Σπουδών, 4 (1983), s. 347
  10. ^ John Mavrogordato, Modern Greece: A Chronicle and a Survey, 1800-1931, MacMillan and Co. Limited, London 1931, s. 131
  11. ^ David Lloyd George, The Truth about the Peace Treaties, v. 2 (Gollancz, London: 1938), s. 1348-9
  12. ^ TBMM tutanakları, Dönem:1, Cilt:2, İçtima:2, s. 329
  13. ^ «ΤΑ ΦΟΒΕΡΑ ΝΤΟΚΟΥΜΕΝΤΑ – ΣΑΓΓΑΡΙΟΣ ΕΠΟΠΟΙΪΑ ΚΑΙ ΚΑΤΑΡΕΥΣΗ ΣΤΗΝ ΜΙΚΡΑ ΑΣΙΑ», ΔΗΜ. ΦΩΤΙΑΔΗΣ, ΕΚΔ. ΦΥΤΡΑΚΗ, ΑΘΗΝΑ, 1974
  14. ^ Sforza, Diario, November 28, 1920, 61.
  15. ^ Winston S. Churchill. Companion volume, Randolph Spencer, 1911-1968, s. 1267-1272. (21 Aralık 1920)
  16. ^ a b "Kültür Bakanlığı 1920 Kronolojisi". 26 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2015. 
  17. ^ Şimşir, Bilal N. (2006). Atatürk ve Cumhuriyet. İstanbul: İleri Yayınları. s. 55. ISBN 9789944109161. 
  18. ^ Hür, Ayşe (2012). Öteki Tarih (2) Mondoros'tan İzmir Suikastı Davasına. İstanbul: Propil. s. 88. ISBN 9789759963866. 
  19. ^ Erim, Prof. Dr. Nihat (1953). Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. s. 525-527. 
  20. ^ "Atatürk Kronolojisi". ataturk.net. 18 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Kasım 2011. 
  21. ^ "150'liklerin tam listesi". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2015. 
  22. ^ a b Cahit Kayra, Sevr Dosyası Nasıl yapıldı, Nasıl Yırtıldı. Büke Yayıncılık, 2004, ISBN 9789758454525, sayfa 21
  23. ^ Erim, Prof. Dr. Nihat (1953). Devletlerarası Hukuku ve Siyasi Tarih Metinleri. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. s. 539-543. 
  24. ^ Treaty of Sèvres/Part V - Military, naval and air clauses (Article 155) 19 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Wikisource, (İngilizce)

Dış bağlantılarDüzenle