Said Nursî

İslam âlimi ve tefsir yazarı

Said Nursî, Bediüzzaman Said Nursî (Osmanlı Türkçesi: بديع الزمان سعيد نورسى) ya da nüfus kaydında geçen hâliyle Said Okur[1] (Mart 1878; Nurs, Hizan[2] - 23 Mart 1960; Şanlıurfa, Türkiye), İslam alimi, düşünürü ve tefsir yazarı. Risale-i Nur külliyatının yazarı[3] ve Nur Cemaati'nin kurucu lideridir.

Said Nursî
Doğumu Osmanlı İmparatorluğu Nurs, Hizan, Bitlis Vilayeti, Osmanlı İmparatorluğu
Ölümü 23 Mart 1960 (82 yaşında)
Türkiye Şanlıurfa, Türkiye
Çağı 19. ve 20. yüzyıl
Bölgesi İslam Felsefesi
Okulu Medresetü'z-Zehra
İlgi alanları İslam, Metafizik, Ontoloji, Ümmetçilik
Önemli fikirleri Risale-i Nur Külliyatı
Sait Nursî'nin evi

1892 yılında 15 yaşlarında iken Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.[4][5][6][7] "Bediüzzaman"[8] isminin yanı sıra "Molla Said"[8] ve "Said-i Kürdî"[9] gibi isimler ile de tanınmaktadır.

I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti.[10][11][12] Savaş sırasında birçok talebesi şehit olmuş kendisi de yaralanarak Gazi olmuştur. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. Mart 1922 tarihine kadar 4 yıl 3 ay boyunca görevini yerine getirdi.[8][13]

İsim benzerliğinden dolayı Sait Molla ve Şeyh Said ile karıştırılmaktadır.

İçindekiler

HayatıDüzenle

HakkındaDüzenle

Said Nursî, hayatını "Eski Said" ve "Yeni Said" olarak sınıflandırmıştır.[14] Eski Said döneminde İslamiyete siyaset yoluyla da hizmet edilebileceği fikriyle hareket etmiştir. Zamanın gelişen olayları onun bu fikrini değiştirmiş ve siyasetten çekilmiştir. Eski said dönemi içerisinde, ilim meclislerinde münazaralara giren, sosyal ve siyasi olayları takip eden ve müdahil olmaktan geri durmayan Nursi, Yeni Said olarak tabir ettiği döneme geçmesiyle birlikte daha çok inziva hali içerisinde bulunmuş ve Risale-nur kitaplarının yazımı üzerine yoğunlaşmıştır. Risale-i Nur Külliyatı'nın büyük kısmı Yeni Said döneminde yazılmıştır.[4]

Çocukluğu ve öğrenim hayatıDüzenle

Bitlis'in Hizan ilçesinin İspairit nahiyesinin Nurs köyünde[15], yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.[2] Babasının adı Mirza, annesinin adı ise Nuriye'dir.[16] Annesi Nurs köyü yakınlarında bulunan Bilkan Köyündendir. Nuriye hanım Nure veya Nura ismiyle de tanınmaktadır.[13][17] Sofi Mirza olarak tanınan Mirza Efendi ailesinin geçimini çiftçilikle sağlamıştır.[18]

Dokuz yaşında (1887) Tağ Köyü’ndeki Molla Mehmed Emin Efendi'nin medresesinde öğrenim hayatına başladı.[17] 1888'de medrese eğitimi bırakarak köyüne döndü. Köyüne döndükten sonra, medrese öğrencisi olan ağabeyi Molla Abdullah'ın derslerini takip ederek kendini ilerletmiştir. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur’an’ı hatmettiğini, sarf ve nahiv kitaplarını İzhar’a kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali’nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır.[19][20][21][22][23][24] Nakşibendî tarikine intisabı, Halidî şeyhlerin sosyal aktivitelerine katılımıyla olmuştur.[25] Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğubeyazıt’tan ayrıldığı bildirilmektedir.[26] Bu sırada arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur.[27] Köyüne döner ve kışı köyünde geçirir.

Said Nursi gördüğü bir rüyadan etkilenerek eğitime dönerek Müküs ocağındaki Mir Hasan Veli Medresesine gider.[28] Zor konularda gösterdiği anlayış, okuduğu kitapları kolaylıkla ezberine alması ve ilmi tartışmalardan galip ayrılması gibi özellikleri Molla Fethullah Efendi tarafından "Bediüzzaman" şeklinde isimlendirilmesine yol açar.[24][29][30][31]

İcazetnameleriDüzenle

Osmanlı ve doğu(şark) medreselerinde eğitimini başarıyla tamamlayan talebelere hocası tarafından icâzetnâme belgesi verilirdi. Bu belge hocanın okuttuğu kitap ve ilimleri talebesine de okutma izni verdiğini ve verilen eğitimin sıhhatini gösteren bir belge durumundadır.[32] İcazetnameler ikiye ayrılmaktadır. Birincisi umûmî İcâzetnâme ikincisi ise hususî İcâzetnâmedir.[33] Said nursinin aldığı icazetnameler ise bütün şer’î ve aklî bilimleri kapsamaktadır.[32]

Said Nursi iki ayrı hoca ve iki ayrı âlimler silsilesinden iki İcazetname almıştır. İlk icazetnamesini Muhammed Celali'den almaya hak kazandı.[34] Verilen icazetnamenin ilim silsilesi İmâm Gazali, İmâm Cafer-i Sadık ve nihayet İmâm Ali bin Ebi Talib’e kadar uzanmaktır.[32] İkinci icazetnamesini ise Şeyh Fethullah Es-Siirdi'den almaya hak kazanmıştır.[35] Bu icazetnamenin ise ilim silsilesi Ömer es-Siirdi, Molla Halil Siirdi silsilesini takip etmektedir. Molla Halil’in icazet silsilesi Sadeddîn-i Taftezani’ye, Fahreddîn-i Razi’ye ve nihayet İmâm Ali bin Ebu Talib’e kadar gitmektedir.[32]

Gençlik çağıDüzenle

Risalelerinde, bu dönemden sonra Bitlis’e gelen Said Nursî'nin ilmi alt yapısı ve farklı kişiliğinin, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği yazılmıştır.[36] Burada iki yıl kalan Nursî daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından Van'a davet edilmiş, valilik konağında, Hasan Paşa ve sonrasında İşkodralı Tahir Paşa zamanlarında konağın kendisine ayrılan bölümünde yaklaşık olarak 10 yıl çalışmalarına devam etmiştir.[37] Bu dönemde Horhor Medresesi'nde de talebelerine ders vermekte olduğu da eserlerinde anlatılmaktadır.[38][39][40]

Said Nursî,  Van, Bitlis ve Diyarbakır illerinde fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, Kürdistan’da cehaleti ve bilgisizliği ortadan kaldıracak nitelikte, Medresetü'z-Zehra ismini verdiği birkaç üniversitenin yapımı düşüncesini hükümete iletmek için 1907 yılında İstanbul'a gelir.[7][17][41] El-Ezher Üniversitesi'ne kardeş olarak tarif ettiği bu üniversitede Arapça, Kürtçe ve Türkçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir.[42] İstanbul’da Ferik (tümgeneral) rütbesindeki Ahmed Paşa’nın evine yerleşmiş,[43] idealindeki üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun’a sunmuş, ancak Said Nursî'nin bu talebi için hükümet bir teşebbüste bulunmamıştır. Gelişinden iki ay sonra Fatih'te bulunan Şekerci Hanı'na yerleşti.[17] Otel olarak hizmet veren Şekerci hanı dönemin aydınlarının uğrak yeriydi. Said Nursî burada kalmakta iken medreselerde ve eğitim kurumlarında ders veren muallimleri ilmi münazaraya davet etti. Odasının kapısına ise “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asmış ve büyük dikkat çekmiştir. Nursi'nin davetinden sonra pek çok muallim ve medrese hocası geldiği ve sorulan sorulara ikna edici doğru cevaplar verdiği ifade edilmektedir.[17] Bu olaylardan sonra Nursi'nin doğu illerindeki şöhreti İstanbul'a da yayılmıştır.[44]

Saray bahçesinde yöresel kıyafetleri, başında sarığı ve hançeri ile dolaşırken önce tutuklandı daha sonra Üsküdar Toptaşı Akıl Hastanesi'ne sevkedildi. Said Nursi hastaneye getirildiğinde orada bulunan Gaziantep'in eski ve tanınmış doktorlarından Dr. Hamit Uras şunları anlatıyor:[13]

İkinci Meşrutiyet senelerindeydi. Biz Mekteb-i Tıbbiyede (Tıp Fakültesin de) talebe idik. Bediüzzaman da İstanbul'da bulunmaktaydı. Kendisi müderrisler içinde Fatih müderrisini beğenir, takdir ederdi. Onun unvanı ve şöhreti her tarafa yayılmıştı. Daha sonra kendisini adlî tıbba sevkedilince Adlî tıptaki doktorlar, muayenesini sohbet ederek yapıyorlar. Bediüzzaman orada bulunan bir teşrih [anatomi] kitabını eline alarak dört-beş sayfasını okuyor ve kendisinin o sahifelerden imtihan edilmesini istiyor. Biraz sonra da, mezkûr sahifeleri aynen ezberden okuyor. Durumu hayretler içinde tâkip eden Rum doktor heyecan ve şaşkınlıkla, 'Bediüzzaman'da cinnet değil, dehâ vardır' diye raporunu veriyor

Doktorlar tarafından akıl hastası olmadığına dair bir rapor hazırlandı[17][45]; hastaneden çıkartılarak tekrar zaptiye nezaretine gönderildi. Nezarette iken Sultan II. Abdülhamid, Said Nursiye maaş bağlanması ve memleketine geri dönmesi için harcırah verilmesi emrini verdi. Padişahın maaş bağlanması emrini getiren zaptiye nazırı Şefik paşa, Nursiye padişahın kendisine selamı olduğunu ve medrese teklifinin Divan-ı Hümayun da (Bakanlar kurulun) görüşüldüğünü söyledi. Nursi amacının maaş kapmak olmadığını söyleyerek maaş ve harcırahı reddetdi. Zaptiye nezareti gönderilen iki bin kuruş harcırahı dahiliye nezaretine iade etmiştir.[46] İlerleyen yıllarda Said Nursî'nin Medresetüzzehra projesi için hükümet bir teşebbüste bulunmamıştır.

Selanik'te Meşrutiyetin İlanı'ndan sonra İstanbul'un her tarafında bir kargaşa dönemi başlamıştır. Said Nursi 11 Temmuz'da Sultan Ahmet meydanında yaptığı "Hürriyete Hitap" konuşmasını Selanik'te halkı teskin etmek için tekrar yapmıştır.[47] Bu dönemde Osmanlı Devletinin güvenlik ve istihbarat kurumu olan Teşkilat-ı Mahsusa'da görev aldığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduğu yazılmıştır.[48] Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 1915 yılında Bitlis'te Rus Cephesinde görevlendirildiği, Libya'ya gönderildiği tarihçi Cemal Kutay tarafından yazılmış ancak bu görevlendirilme bilgisinin doğru olmadığı yönünde itirazlar olmuştur.[49]

Abdülhamid sonrasında, eğitimle ilgili düşüncelerini Sultan V. Mehmet'e sunmak üzere İstanbul’a geldi. Van'da kurmayı planladığı Medresetü'z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve 19 bin altın ödenek ayrıldı.[50]

1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. İstanbul'da Derviş Vahdeti'nin Volkan Gazetesi'nde yazdı. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın (Fırka-i Muhammediye) kurucuları arasında yer aldı.[51] Volkan Gazetesi bu fırkanın yayın organıydı. 13 Nisan 1909 (Rumi 31 Mart 1323) tarihinde 31 Mart Vakası patlak verdi. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu aradan 11 gün geçtikten sonra isyanı bastırabildi. Bazıları İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın ileri gelenleri olmak üzere isyanı çıkaranlar ve Derviş Vahdeti ile birlikte Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı, Derviş Vahdeti ve 16 kişi idam edildi, Said Nursî davadan beraat etti. Serbest kaldıktan sonra Serbesti Gazetesi'nde "ordunun ruhu ve ülküsünün okullu subaylar olduğunu, bunlara isyan etmenin cinayet olduğunu" yazmıştır.[52] 31 Mart Vakasından sonra İttihat ve Terakkinin zulümlü olduğuna inandığı faaliyetlerinden küserek İstanbul'dan ayrıldı.[53] O zamanlar Şark olarak tabir edilen Doğuya; Batum üzerinden Van'a gitti. Sonrasında ise Şam'a gitti. 1911'de Şam, Emevîye Camii'nde okuduğu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.

I. Dünya Savaşı YıllarıDüzenle

Said Nursi I. Dünya Savaşı'nın ilanının hemen ardından gönüllü alay vaizi olarak orduya yazıldı. Van fırkasında görevlendirildikten sonra Pasinler cephesine gönderildi. Bölgede tanınmış biri olan Nursi, Enver Paşanın isteği üzerine talebeleri ve gönüllülerden oluşan 4-5 bin kişilik milis teşkilatı kurdu.[13] Milis Albay rütbesiyle gönüllü alay komutuna olarak kurduğu teşkilatı ile birlikte Van, Muş ve Bitlis'te Rus birlikleri ve Ermeni çetelerine karşı savaştı.[12] Savaş sırasında sigara tablasından, hançer kabzasından ve omzundan olmak üzere üç yerinden vurularak yaralanmıştır.[13] Bitlis'te savaş esnasında Rus askerlerin, Bitlis'te bulunan üç köprüyü de tuttuğu sırada Nursi; Ali çavuş(Ali Arasla) ve bir talebesiyle birlikte köprünün karşı tarafına geçmek için su kemerinin üzerinden atlamış; su üzerinin kar kaplı olması ve gece vakti olması sebebiyle sağ ayağı taşa değerek kırılmıştır. Hayatta kalan üç talebesiyle birlikte ayağı kırık bir halde otuz üç saate yakın su ve çamur içinde kalmıştır. Bitlis'te yaralı olarak Ruslar tarafından esir alındı. Nursi buradan esir olarak Van, Culfa ve Tiflise kadar götürüldü.[54] Yaklaşık 6 ay Tifliste kaldı ve burada tedavi gördü. Tiflisin Varasofski sokağında kırk dört numaralı kampta tutulduğu bilinmektedir. Kosturma'nın Kologrif beldesindeki esir kampına oradan da en büyük esir kampı olan Kosturma'ya sevk edildi.[13][55]

Kostroma'da esir olarak bulunurken Rus başkumandan Nikolay Nikolayeviç esirleri teftiş için kampa gelir. "Dikkat" komutunun verilmesiyle herkes ayağa kalkmasına rağmen Said Nursi ayağa kalkmaz. Rus başkumandan önünden görmediği düşüncesiyle tekrar geçmesine rağmen Bediüzzaman itaatsiz bir tavırla selam vermez ve ayağa kalkmaz bu tavrı idam cezasına çarptırılmasına neden olur. Neden ayağa kalkmadın sorusuna ise "Ben bir Müslüman âlimiyim. İmanlı bir kimse, Cenab-ı Hakkı tanımayan bir adamdan üstündür. Binaenaleyh, ben sana kıyam etmem" diye cevap verir. Bediüzzaman son arzusu olarak namaz kılmak ister. Rus başkumandan ve askerlerin bakışları arasında namaz kılar. Rus başkumandan bu durum karşısında: "O hareketinizin, mukaddesatınıza olan bağlılıktan ileri geldiğine kanaat getirdim" diyerek idam cezasını kaldırır.[56] Sibiryada esir kamplarında iki buçuk yıl geçiren Nursî 1917'de Kostroma Esir Kampından kaçarak İstanbul'a döndü ve Osmanlıda en üst fetva kurulu olan Dar-ül Hikmet-ül İslamiye'ye atandı.[8]

Esaretten dönüş ve sonrasıDüzenle

Nursî I. Dünya Savaşı sonlarında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması mütareke günlerinde, Çamlıca’daki evinde yeğeni Abdurrahman ile birlikte kalmıştır. Bazı araştırmalar bu dönemde Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti gibi cemiyetlere katıldığı yönünde olmasına rağmen[57] Kürt Teali Cemiyeti'nin üyeleri[58][59][60] nin Said Nursî'yi cemiyetlerine davet ettikleri, ancak Nursînin bu teklifi cemiyete gönderdiği bir mektupla reddettiği diğer yazarlar tarafından ifade edilmektedir.[61][62][63] İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Bağdat’tan yazılan gizli raporda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdî (Nursî)’nin de adı geçer.[57] 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisîn'in Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet Efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte kurucu azaları arasında yer aldı.[64][65] 1919'da Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı. Bu günlerde Said-i Nursî “Sünûhât” (1920), “Hakikat Çekirdekleri” (1920), “Nokta” (1921), “Rumûz” (1922) gibi bazı kitapçıkları kaleme almıştır.[57]

Said-i Nursî, İstanbul’da “Darül-Hikmet’ül İslamiye’de çalışmakta iken, Mustafa Kemal Paşa, Doğu Anadolu’da, Kuzey Irak’ta ve Suriye’de İslamı anlatabilecek, bölgedeki insanları Kurtuluş Savaşı’na katılmaya çağıracak din adamlarına ihtiyaç duymaktaydı. Emirdağ Lahikası’nın bir bölümünde Said-i Nursî'nin Kürt bölgelerinde tanınmış ve hatırı sayılan bir din adamı olması dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa'nın onu Güneydoğu Anadolu’ya vaiz olarak göndermek istediği kaydedilir. Mustafa Kemal Paşa böylece bir ittifak oluşturacak ve doğulu halkın da bu ittifakta toplanmasını sağlayacaktı. Ancak Said-i Nursî bu dönemde Anadolu’ya geçmeye yanaşmamış, Kurtuluş Savaşı'nın bitimine rastlayan 1922 senesinde Anadolu'ya geçmiştir.

Said Nursî, İstanbul'da İngiliz politikalarına karşı bir risale ve Mustafa Kemal Paşa ile silah arkadaşlarını “dinsiz” ve “zındık” ilan eden hıyanet fetvasına karşı, “bu fetvanın ilmen geçersiz olduğunu” beyan eden “Hutuvat-ı Sitte” adlı bir bildiri hazırlamıştır. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.[66] Said Nurs-i bu bildiriyi yayınlamadan önce 3 müftü tarafından imzalanan ve 64 müftünün de onayladığı “düşmana karşı mücadele etmenin din gereği olduğu”nu anlatan bir karşı fetva yayınlanmış bulunmaktaydı.[57][57]

Eski Van Valisi Tahsin Bey gibi dostlarının ve Mustafa Kemal Paşa'nın davetleri sonucu, 9 Kasım 1922'de Ankara’ya gitmiş [67] ve Milli Meclis'in 2. oturumuna dinleyici olarak katılmıştır.[68] Ancak, milletvekillerine yaptığı, on maddelik, "Türkiye'nin şekillenmesinde mânevî dinamiklerin ihmal edilmemesini" de içeren çağrısı sert tepkiler aldı.[69][70] Said Nursî, Medreset-üz Zehra ideali için, II. Meşrutiyet döneminde Van’da temelini attığı fakat savaş yüzünden inşaatı başlatılamayan üniversitenin kurulması için Mebuslara bir kanun teklifi hazırlattırdı. Bu teklif mecliste iki yüz milletvekilinden 163’ünün imzasıyla kanunlaştı. 7 Nisan 1923'de talebe yetiştirmek ve münzevi bir yaşam sürmek üzere Van’a gitti, Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.[71][72]

Yeni SaidDüzenle

Nursi Van da Erek dağına inzivaya çekilmesini hayatının dönüm noktası olarak kabul eder. Bu tarihe kadar olan yaşantısını Eski Said daha sonrası için ise Yeni Said olarak tanımlamaktadır. 1925 yılında ortaya çıkan Şeyh Said Ayaklanması'na destek verdiği iddiasıyla Burdur'a sürgün edilen Said Nursî,[73][74] yargılandığı mahkemede, Şeyh Said'e yazdığı mektupta

Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti İslâmiyet'e bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh “kahraman ve fedakar İslam müdafiilerinin torunlarına, Türk milletine kılınç çekilmez” ve ben de çekmem."[75]

şeklinde görüşünü bildirdiğini söyleyerek kendisini savunmuştur. Said Nursî Burdur’da Nur'un İlk Kapısı'nı, 1926'da sürüldüğü Barla'da ise Sözler, Mektûbat ve Lem'alar'ın da büyük bölümünü yazmıştır.

Buradaki faaliyetleri şüpheli bulunarak 1934'te Isparta’ya sürüldü. 1935 yılında “gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve Tesettür Risalesi’nden dolayı kendisi on bir ay, on altı öğrencisi de altı ay hapse mahkûm edildi.[76] 1936'da hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu’ya sürüldü.

1943 yılında 126 talebesiyle birlikte "rejimin temel düzenini yıkmak" iddiasıyla tutuklanarak Denizli hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı. Beraat etti. Daha sonra Emirdağ’a götürülerek burada zorunlu ikâmete mahkûm edildi. 1947 yılında aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.

Üçüncü SaidDüzenle

1952'de Gençlik Rehberi isimli eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu davadan beraat etti. 1953'te Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.

Bu dönemde, yazımı tamamlanmış olan Risale-i Nur'un farklı kesimlerden insanlara ulaştırılmasıyla ilgilenmiştir. Bu amaçla birçok şehir ve köylerde el ile yazılan risalelerin okunması, okutulması, bazı merkezlerde risalelerin daktilo ile çoğaltılması; Ankara, İstanbul ve doğu illerini de kapsayacak şekilde risalelerin bütün toplumsal tabakalara ulaştırılması işleri ile ilgilenmiştir. Yine bu dönemde mahkemelerden iade edilen Nur Risaleleri ve bazı illerde bir kısım Nur Talebelerine dava açılması sebepleriyle resmi makamlarla görüşmeleri olmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti hükümetinin Risale-i Nur hareketine olumsuz bakmaması ve yayımlanmasına engel olmaması sebebiyle, risaleler bu dönemde matbaalarda basılmış Anadolu'nun yanında Mısır, Pakistan, ABD, İtalya gibi çeşitli ülkelere de gönderilmiştir.[77]

Ölümü ve mezar yeriDüzenle

23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi.[78] 27 Mayıs Darbesi sonrasında 12 Temmuz 1960'ta cuntanın emriyle mezarı yıktırıldı.[79] Naaşı konusunda yapılan iddialara göre Isparta’ya götürülerek şehir mezarlığına gizlice defnedilmiştir. Vasiyeti üzerine 1969'da bir-iki talebesi tarafından açılarak, cesedi kendileri dışında kimsenin bilmediği bir yere gömülmüştür.[80] Naaşın taşındığı uçakta yer alan Erol Türegün tarafından ortaya atıldı. Buna göre Said Nursî'nin naaşı Isparta-Afyon arasında bir yere gömülmüştür.[81] Şu an mezarının yeri bilinmemektedir.

MalvarlığıDüzenle

Said Nursi'nin vefatından sonra tereke hakimliği tarafından tespit edilen resmi malvarlığı listesi:[82]

Eşyanın cinsi Adedi Kıymeti-Kuruş
Cizlavet marka çift lastik(ayakkabı) 1 500
Sefer tası içi 4
Çinko tencere küçük 1
Ayaklı bardak
Küçük çaydanlık 1
Ayaksız bardak 2 150
Eski çarşaf 1
Eski Frenk gömleği 1
Eski iç gömlek 1
Sarık üzerine sarılacak bez
Mendil 3
Pamuklu hırka
Eski gömlek 1
Havlu 1 200
Eski çarşaf, mendil ve eski bohça 1750
Kırık gözlük 1
Dua kitabı 1
Eski yazı takvim
Kalem 2

Vasiyeti ve varisleriDüzenle

  • Said Nursi vefatından sonra bıraktığı kitapların Hizmet-i nuriye ve imaniye tabir edilen faaliyetlerde kullanma yetkisini varis tayin ettiği talebelerine bırakmıştır.

    "Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim, Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir.Benim metrukatım ve Risale-i nurdan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların hey'etine, başta Husrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime (Kardeşim Abdülmecid, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih) vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki; emri hak olan ecelim geldiği zaman,benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmeti nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal etsin."[83]

Vasiyetname de adı geçen varis talebelerin tam isimleri

Ahmed Husrev Altınbaşak, Tahiri Mutlu, Abdulmecid Nursi, Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Sungur, Ceylan Çalışkan, Mehmet Kayalar, Hüsnü Bayramoğlu, Bayram Yüksel, Süleyman Rüştü Çakın, Abdullah Yeğin, Ahmed Aytimur, Hasan Atıf Egemen, Tillolu Said Özdemir, Mustafa Acet, Mustafa Cahid Türkmenoğlu, Salih Özcan.[84]

Bazı yayınevlerinin Risale-i Nur külliyatını sadeleştirmesi ve farklı tarzlarda neşretmesi nedeniyle Bediüzzaman'ın varis tayin ettiği talebeleri Risale-i nur'un bu tarzda basımının yanlış olduğunu bildirmişler, bu kapsamda Risale-i Nurların orijinalliğinin korunması için Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından çalışma başlatılmış devlet koruması altına alınmıştır.[85] Fakat daha sonra bazı Risale-i Nur talebeleri [86] ve CHP'nin iptal istemiyle AYM'ye başvurmasıyla devlet koruması Danıştay tarafından kaldırılmıştır.[87]

  • Kabrinin yerini bir iki talebesinden başka kimsenin bilmesini istememiştir.[88][89] 23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat ettiğinde, Urfa Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi. 27 Mayıs Darbesi sonrasında, 12 Temmuz 1960'ta askerî cuntanın emriyle mezarı yıktırılmış, Nursinin naaşı bilinmeyen bir yere nakledilmiştir.[80][90]
  • Risale-i Nurların devlet eliyle diyanet tarafından basılmasını arzu etmiştir. 2014 yılında Diyanet Yayınları, ilk olarak Risale-i Nur Külliyatından İşaratü-l İ'caz[91] ve ilerleyen dönemlerde de diğer bazı eserleri basmıştır.[92]

Özel HayatıDüzenle

Doğum tarihiDüzenle

Nursi'nin doğum tarihi ile ilgiili farklı görüşler vardır. 1906 yılında yapılan nüfus tescil kayıtlarında, Rumi 1288-1299(Miladi 1872)[2] olarak geçse de doğum tarihinin Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye'ye verdiği özgeçmişine göre hazırlanan Osmanlı nüfus kimlik belgesinde Rumi;1293 Hicri;1295 tarihleri yani Miladi 1878 yılı olduğu tahmin edilmektedir.[93]

İsim ve unvanıDüzenle

Said Nursî, İstanbul'a gelişinden sonra Kürdistan'dan gelmiş olması ve Kürt olması[94] dolayısıyla Said-i Kürdî ismiyle meşhur olmuş ve ilk dönem eserlerinin birçoğunda bu adı kullanmıştır. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra kabul edilen Türk Milliyetçiliği politikasından dolayı, hem bu durumun aleyhine kullanılmasını, hem de yanlış anlaşılmaları engellemek için, kendisi bunu Said-i Nursi şeklinde değiştirmiştir.[95] Eski eserlerindeki Kürdistan veya Bilad-ı Ekrad ifadelerini ise "vilayat-ı şarkiyye" şeklinde değiştirdiği iddia edilmiştir.[96] Ancak, Risale-i Nur külliyatını neşreden yayınevlerinden Tenvir ve Zehra Yayınları bu iddiaları kabul etmemekte ve nüshalar üzerinde tahrifat yapıldığını ifade etmektedirler.[97][98] Said Nursî'nin yeni dönem eserlerinde de "Kürdistan" ifadesini birçok kez kullandığı görülmektedir.[99]

15 yaşında iken İslam alimlerinin bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.[4][5][6]

İnanç ve düşünce yapısıDüzenle

  • Said Nursî klasik İslamcılara benzer şekilde Batı'dan fen ve sanatın alınması, ancak 'batıl', 'sefih' ve 'ahlaksız' olmakla itham ettiği kültürlerinin reddedilmesi taraftarıdır.[100]
  • Said Nursi menfi ve ırk milliyetçiliniğine karşı çıkmış Avrupanın bir illeti olarak ''zehr-i katil'' gözüyle bakmıştır. Avrupanın bu fikri İslam içine atmasını ise Müslüman milletleri birbirinden ayırılmasını sağlamak olarak görmüştür.[101] Asya kıtasında Müslüman milletlerin menfi ırkçılık fikriyle ayrılmasını engellenmesi için fen ve İslam ilimlerinin birlikte okutulduğu İslam üniversitesi kurulması gerektiğini söylemiştir.[102]
  • Ona göre mutlak adalet şeriatla mümkündür fakat ihtilal şeklinde toplumu kamplara bölerek asayişi bozmak tarzında olmadığını söylemektedir.

"Şeriatın bir hakikatına, bin ruhum olsa feda etmeğe hazırım! Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adâlet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil."[103]

Aynı zamanda şeriatın cumhuriyete muhalif olmadığını, Dört Halife'nin hem ''reis-i cumhur'' hem ''halife'' olduğunu ifade etmiştir.

''Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler."[104]

Said Nursî değişik yerlerde Komünizm ve Bolşevizm'in insanlık üzerindeki yıkımları üzerinde durur ve onları ahir zamanın büyük deccalı olarak niteler.[105][106]

  • Said Nursi Cumhuriyet taraftarı olduğunu söyler ve kendisini dindar Cumhuriyetçi olarak adleder. Eskişehir mahkemesinde “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” sorusuna şöyle cevap verir:

...sizler daha dünyaya gelmeden evvel benim dindar bir Cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki Tarihçe-i Hayatım ispat eder...O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.[107][108]

Fakat Said Nursî Cumhuriyet öncesi ve sonrası siyasi otoritelerle problemlidir. Cumhuriyete karşı olmamakla birlikte devrimler, özellikle de tekke ve zaviyelerin kapatılması, kılık kıyafet devrimi ve şeriat kanunlarının ilgası anlamına gelen laikliğe karşı çıkmıştır.[109] Ahir zaman fitnesi olarak gördüğü bu durum karşısında imanı kuvvetlendirmeye dönük eserler yazmaya ve bu konuda çalışmaya yönelir.

  • Risale-i Nur'u Kur'anın bir nevi tefsiri olarak ifade eden Nursi, ayetlerin değişik mana tabakaları bulunduğunu söyler. Bu mana tabakalarından bazılarına ulaşmada Cifr ve ebced yöntemlerini kullandığı da olmuştur. Örneğin bu yorumlardan birisine göre Fil suresinde Ebrehe ordusuna atılan "pişirilmiş taşlar" ifadesi ikinci dünya savaşında atılan bombalara işaret etmektedir.[110]
  • Said Nursî’ye göre “dabbe”; geçmiş zamanlarda firavun'un kavmine çekirge afatı, bit belası ve kabe tahribine çalışan Ebrehe kavmine ebabil kuşları musallat olduğu gibi bu zamanda da anarşistlik ile fesada giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak.Bu hayvanın tek bir şahıs değil taife-i hayvaniye olduğunu söyler.[111] Dabbenin yeşil maymun denilen hayvandan yayılan AIDS hastalığı olduğu yönünde bazı Nurcular arasında görüşler vardır.[kaynak belirtilmeli]
  • Said Nursi, kadınların fıtraten tesettüre ihtiyacı olduğunu [112] ve Şeriata göre kadınlara mirastan erkeğin yarısı kadar pay verilmesinin hak ve adalete uygunluğunu düşünür.[kaynak belirtilmeli]

EserleriDüzenle

KitaplarıDüzenle

Ana madde: Risale-i Nur

Uluslararası arenada düzenlenen Risale-i Nur ve Said Nursî konulu sempozyumlarda yayınlanan bildirilerde[113][114], Said Nursî'nin risalelerindeki fikirlerin, felsefik ve alegorik anlamlar taşıyan Kuran Tefsirleri olduğu ifadelerine yer verilmiştir.[115]

ŞiirleriDüzenle

  • Yıldızları konuşturan bir yıldızname
  • Eddai[116]
  • Mücahid bir hayvan mersiyesi [117]

Nur CemaatiDüzenle

Ana madde: Nur Cemaati

Nur Cemaati, Said Nursî'nin[118] risalelerinde açıkladığı fikirlerine dayanan, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî harekettir. Said Nursi takipçilerini ifade etmek için "Nur talebeleri" ve Nurcu tabirlerini kullanmıştır.[119] Nur Cemaati Nur risalelerinde yazılan görüşler çerçevesinde, itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünnî İslâm'a bağlıdırlar. Nurculuk, belirli dua ve zikirleri olmakla birlikte tasavvufi bir tarikat değildir. Said Nursî'den sonra Nur Talebeleri farklı eğilim ve liderlikler etrafında toplanan değişik gruplar oluşturmuşlardır.

Cemaatin ana faaliyeti "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adını verdikleri Risale-i Nur'ların okunması, yorumlanması ve çoğaltılıp yayılmasıdır. Cemaatte abi, kardeş gibi kavramlar kullanılır. Çoğunlukla emir-komuta gibi, kesin bağlılık gerektiren kurallar olmamakla birlikte meşveret kararlarına hürmet etmeyi gerektiren bir anlayışın hakim olduğu söylenebilir. Nur Risaleleri'ndeki konuların başkalarına anlatılması ve bunun için oluşturulan ev, yurt, yayın faaliyeti gibi kurumsal yapı ve faaliyetlere ise Hizmet denilmektedir. [kaynak belirtilmeli]

Nur cemaati, yaşanılan zaman diliminin ahirzaman olduğu, bu zamanda komünist-materyalist felsefenin (maddiyyunluk) ilmi de arkasına alarak imana karşı büyük bir yıkım (deccaliyet) faaliyeti içerisinde olduğu, bu zamanda en önemli görevin "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adı verilen Risalei-nur yoluyla iman kurtarma olduğuna ve bu hizmetin Mehdi'nin birinci ve en büyük görevi olduğuna inanır. Mehdinin diğer görevleri ise imanın hayata geçirilmesi, Hilâfet'in ihyası ve şeriat'tır.[120][121]

İlgili film ve biyografilerDüzenle

  • Hür Adam
  • Allah'ın Sadık Kulu
  • Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursi
  • Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
  • Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursi ve İlmi Şahsiyeti (1,2,3,4,5), Ahmet Akgündüz
  • Çizgilerin Diliyle Bediüzzaman Said Nursi
  • Bediüzzaman Said Nursi, Necip Fazıl Kısakürek
  • Son Devrin Din Mazlumları, Necip Fazıl Kısakürek
  • Dar-ül Hikmet-ül İslamiye, Diyanet Vakfı yayınları
  • Bediüzzaman Said Nursi / Hayatı Tefekkürü Mücadelesi, Yavuz Bahadıroğlu, Nesil yayınları
  • Zindanda Şahlanış, Yavuz Bahadıroğlu
  • Mufassal Tarihçe-i Hayat, Abdülkadir Badıllı (3 cilt)
  • Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur - Hayatı, Eserleri, Mesleği / Eşref Edip
  • Nurculuğun Tarihçesi / Medeniyet-i İslamiyye, Muhammed Sıddık Şeyhanzade, Tenvir Neşriyat

KaynakçaDüzenle

Akgündüz, Ahmet (2014), Arşiv belgeleri ışığında Bediüzzaman Said Nursi ve ilmî şahsiyeti, Osmanlı Araştırmaları Vakfı 

Akgündüz, Ahmet (2013), [http://depo.feyyaz.org/bediuzzamansaidnursi.org/bediuzzaman_ilmi-sahsiyeti-kitapcik.pdf Bediüzzaman Said Nursi’nin İlmi Şahsiyeti ve İcazetnameleri], Osmanlı Araştırmaları Vakfı, http://depo.feyyaz.org/bediuzzamansaidnursi.org/bediuzzaman_ilmi-sahsiyeti-kitapcik.pdf 

Şahiner, Necmettin (2016), Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Nesil Yayınları 

NotlarDüzenle

  1. ^ "Risale-i nur, Bediuzzaman ve talebeleri hakkinda Turk hâkiminin verdigi kararlar; Ehl-i vukuf raporlari ve iki mudafa". Erişim tarihi: 2 Ocak 2017.
  2. ^ a b c Nurs Köyü-Hizan Defteri, Ankara: Nüfus-Vatandaşlık Genel Müdürlüğü Arşivi, ss. 53-54  No:13
  3. ^ Şahiner 2016, s. 25
  4. ^ a b c Badıllı, Abdulkadir (1990). Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayat. 
  5. ^ a b Akgündüz, Ahmet, Bediüzzamanın İlmi Şahsiyeti ve İcazetnameleri, Osmanlı Araştırmaları Vakfı 
  6. ^ a b Said Nursî. "İlk Hayatı". Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat. s. 47. "İşte pek genç yaşındaki mezkûr hârikulâdeliklere ve bahr-i umman halinde bir ilme mâlikiyetine şahid olan ehl-i ilim, Molla Said'e "Bedîüzzaman" lakabını vermiştir." 
  7. ^ a b Müküslü Hamza, "Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır", 1918. aktaran: risaletashih.com
  8. ^ a b c d , Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı, Hicri-26.03.1337, "Darü'l-Hikmeti'l-İslamiyye azasından Molla Said Bediüzzaman Bey, Amasya Mebusu Fazıl Arif ve Nafiz Bey, Tokad Mebusu Tahsin ve Kamil Efendi'nin Otoğrafik harita tanzimi için bazı bilgiler alınmak üzere Cağaloğlu'ndaki daireye davet edilmeleri." 
  9. ^ Said Nursî. Kastamonu Lahikası. Envar Neşriyat. s. 40. "Ve bu kalbî muhabbet hürmeti için olacak ki; bin üçyüz yirmialtı (1326) senesinde Hazret-i Üstad'ın "Bedîüzzaman Said-i Kürdî" lakabı altında Karadeniz seyahatında iki hizmetkârı ile İnebolu'yu ziyaret ederek..." 
  10. ^ Yavuz Bahadıroğlu/Bediüzzaman Said Nursi https://books.google.com.tr/books?id=8KzEAwAAQBAJ&pg=PP5&lpg=PP5&dq=gazi+said+nursi&source=bl&ots=bXFJ3bpLQO&sig=PrPZAvnEOmLhKV6ntoASkhTz7mc&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwjCw_T15s_PAhUHDcAKHcJMAnQQ6AEIMDAE#v=snippet&q=alaykumandan%C4%B1&f=false
  11. ^ Badıllı, Abdulkadir. "Takrizler". Mufassal Târihçe-i Bediüzzaman I. cild. 
  12. ^ a b Ceylan, Nurettin. "Belgelerin diliyli I. Dünya Savaşında Gönüllü alay komutanı Bediüzzaman". Gerçeğin aynasında Bediüzzaman. 
  13. ^ a b c d e f Şahiner, Necmeddin. Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. 
    • "Sinan Omur Anlatıyor". a.g.e. 
    • "Ali Aras Anlatıyor". a.g.e. 
    • "Bediüzzaman Kologrifte". a.g.e. 
    • "İsparit-Isparta-Sıpayırt-Sıparta". a.g.e. 
  14. ^ Tarihçe-i Hayat. Envar Neşriyat. 
  15. ^ Şahiner 2016, s. 26
  16. ^ Şahiner 2016, s. 26-27
  17. ^ a b c d e f Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. 
    • "Doğumu ve Çocukluğu". a.g.e. 
    • "İstanbul (Hayatı)". a.g.e. 
    • "Şekerci Hanı". a.g.e. 
  18. ^ Paksu, Ömer Faruk (Mayıs 2012). Bediüzzaman’ı yetiştiren anne-baba. Moral Dünyası. 
  19. ^ Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı
  20. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Germany 1994, s. 68.
  21. ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 10.
  22. ^ Bediüzzaman Tarihçesi, Abdurrahman, İstanbul 1919, s.10-12
  23. ^ Sikke-i Tasdik-i Gaybi Osmanlıca, s.62
  24. ^ a b Emre Aköz, Bir rüya gördü hayatı değişti, Sabah
  25. ^ Bediüzzaman Said Nursi ve Şeyh Ahmed Sirhindi
  26. ^ 4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198.
  27. ^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi
  28. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım: İlk Hayatı | 30
  29. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım: İlk Hayatı | 41
  30. ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 23
  31. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.1, s.76
  32. ^ a b c d Akgündüz 2013, s. 3
  33. ^ Akgündüz 2013, s. 9
  34. ^ Akgündüz 2013, s. 24
  35. ^ Akgündüz 2013, s. 16
  36. ^ Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229
  37. ^ Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41
  38. ^ Horhor Medresesi'nin varlığı hakkında
  39. ^ Horhor Medresesi hakkında
  40. ^ Horhor Medresesi
  41. ^ Zehra Yayıncılık, "Bediüzzaman Said Nursi", zehrayayincilik.com (erişim: 14.04.2017)
  42. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45 ve Münazarat | İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret | s. 30: "Fünun-u cedideyi, ulûm-u medaris ile mezc ve derc; ve lisân-ı Arabî vâcip, Kürdî câiz, Türkî lâzım kılmak."
  43. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142
  44. ^ Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45
  45. ^ TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 35,  sayfa: 565
  46. ^ Mektubî Kalemine Mahsus: Dahiliye Nezaret-i Celîlesine, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, 16 Ağustos 1324/29 Ağustos 1908, "iki bin kuruşu mumaileyh Molla Said Efendi kabulden istinkâf eylemesine binâen meblağ-ı mezbur me’mura tevdian nezâret-i Celîleleri veznesine iâde edildiğine"  ZB., 325/115
  47. ^ Tarihçe-i Hayat. ss. 73. 
  48. ^ Necmeddin Şahiner. Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Yeni Asya Yayınları.
  49. ^ Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları
  50. ^ http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/said_i_nursi_ataturk_ve_vana_universite-1113904.
  51. ^ İttihad-I Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye) 1909, İstanbul. Kurucu ve Yöneticileri: "...Bediüzzaman Saidi Kürdi...", TBMM, Siyasi Partiler (erişim: 14.04.2017)
  52. ^ Mevzuat Dergisi, 1998-08-02
  53. ^ Akgündüz 2014, s. 346
  54. ^ "Dahiliye Nezareti", Tezkire, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, R-7 Eylül 1332, M-20 Eylül 1916, "Esiren Tiflis’te bulunan Bediüzzaman Said-i Kûrdi Efendi"  No:41/ 36
  55. ^ İslam Ansiklopedisi, cilt: 35,  sayfa: 566
  56. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, İstanbul 1995, pages 114-115
  57. ^ a b c d e Sinan Meydan (31.12.2010). "İŞTE HÜR ADAMIN GERÇEK ÖYKÜSÜ" (Türkçe). odatv.com. 13 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20141113023632/http://www.odatv.com/n.php?n=iste-hur-adamin-gercek-oykusu-3112101200. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2011. 
  58. ^ Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler
  59. ^ F.Gülen Davası, Savcılık iddianamesi, Nurculuğu Tarihsel Gelişimi
  60. ^ Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir
  61. ^ Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34
  62. ^ Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, İstanbul 1979, s. 214-216.
  63. ^ Yanlış tanıtılmaya çalışılan bir dahi: Said Nursi, Ahmet Akgündüz
  64. ^ Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye'de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.
  65. ^ Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm'ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin'den Teâli-i İslâm'a
  66. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, s. 138
  67. ^ 45. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1994
  68. ^ Özakman, Turgut; Vahdettin, M. Kemal ve Milli Mücadele
  69. ^ TBMM Zabıt Ceridesi'nin 9 Kasım 1338/1922 Perşembe tarihli nüshası
  70. ^ İlk hayatı
  71. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, 1994, s. 439.
  72. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C. 1, s. 457
  73. ^ Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.
  74. ^ - Beyanat ve Tenvirler s. 19
  75. ^ - Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa, s. 250
  76. ^ Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998
  77. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı - Isparta Hayatı - Envar Neşriyat s.527
  78. ^ Colin Turner; Hasan Horkuç. Said Nursi: İslam Medeniyetinin Kurucuları. Nesil Yayınları. 
  79. ^ Bahadıroğlu, Yavuz. Bediüzzaman Said Nursi. Nesil Yayınları. 
  80. ^ a b Konuşan yalnız hakikattir
  81. ^ 52 Yıl Sonra Said Nursi’nin Mezarında Flaş Gelişme, http://www.bitlisnews.com, Erişim: 21.02.2013
  82. ^ TC URFA TEREKE HÂKİMLİĞİ, 21.03.1960, "Müteveffa Said-i Nursi’ye ait eşyalar yed-i emin olarak Zübeyir Gündüzalp, Bayram Yüksel ve Hüsnü Bayram’a teslim edildiğinde, kendileri bugün Hâkimliğimize müracaatla müteveffanın yegâne varisinin Konya İmam-Hatip Okulunda bulunan Arapça Öğretmeni Abdülmecid Ünlükul’un olduğunu bildirerek eşyanın oraya gönderilmesini taleb ettiler."  Esas: 1960/1 Hâkim: Özdemir Türker 12096, Kâtip: İbrahim Dedeşah
  83. ^ Said Nursi (2013). "Vasiyetnamemdir". Emirdağ Lahikası. RNK Neşriyat. ss. 141. 
  84. ^ "Bediüzzaman’ın vasiyetinde adı geçen on yedi varis ağabeylerin tam listesi", nurdanhaber.com
  85. ^ http://www.yeniakit.com.tr/haber/risale-i-nur-tesekkuru-42280.html
  86. ^ Kazım Güleçyüz: Yaşadıklarımız, 2004 MGK kararlarının yansımasıdır
  87. ^ http://www.yeniakit.com.tr/haber/aym-risale-i-nur-kanununu-iptal-etti-73822.html
  88. ^ Emirdağ Lahikası - II sayfa 126
  89. ^ http://www.erisale.com/?locale=tr&bookId=10&pageNo=591#content.tr.10.591
  90. ^ Said Nursi'nin Mezarının Sırrı, Necmeddin Şahiner
  91. ^ Diyanet'in bastığı İşaratül İcaz'da onlarca tahrifat var
  92. ^ İşte Diyanet'in bastığı Sözler
  93. ^ Vahide, Şükran. Bediüzzaman Said Nursi / Entelektüel Biyografisi. Nesil Yayınları. 
  94. ^ İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi yahud Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-i Kürdî, 1912. Aktaran: Divan-ı Harb-i Örfi (Asar-ı Bediiyye)
  95. ^ Tarihçe-i Hayat | Üçüncü Kısım: Eskişehir Hayatı | s. 202: "Adalet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakkımda sarf edilen bir tabirdir ki, Isparta’da ve burada bazı isticvablarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında "Said Kürdî" ve "Bu Kürd" diye beni öyle yad ediyorlar. Bununla, hem ahiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mahiyetine bütün bütün zıt ve muhalif bir cereyan vermektir. "
  96. ^ Akgündüz, Ahmet. ARŞİV BELGELERİ IŞIĞINDA BEDÎÜZZAMAN SAİD NURSÎ VE İLMÎ ŞAHSİYETİ. 
  97. ^ "Risale-i Nur’da büyük tahrifat", yeniakit.com.tr (erişim: 14.04.2017)
  98. ^ Ekrem Malbat, Bediüzzaman’ın “Kurdî” Kimliği Üzerinde Yapılan Tahrifatlarhurbakis.net (erişim: 14.04.2017)
  99. ^ Risale-i Nur Külliyatı'nda "Kürdistan" kelimesi için arama sonuçları,  risaleinurenstitusu.org (online erişim: 14.04.2017)
  100. ^ http://www.sorularlarisale.com/makale/12668/ey_bu_vatan_gencleri_frenkleri_taklide_calismayiniz_aya_avrupanin_size_ettikleri_hadsiz_zulum_ve_adavetten_sonra_hangi_akilla_onlarin_sefahet_ve_batil_efkarlarina_ittiba_edip_emniyet_ediyorsunuz_nasil_anlamaliyiz.html
  101. ^ Mektubat,16. Mektub sy:66
  102. ^ Emirdağ Lahikası
  103. ^ [1] Divanı harbi örfi
  104. ^ Şualar, On İkinci Şua. 
  105. ^ Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353
  106. ^ http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=882
  107. ^ Tarihçe-i Hayat syf:58
  108. ^ http://www.erisale.com/?locale=tr&bookId=14&pageNo=58#content.tr.14.58
  109. ^ http://www.fikirbahcesi.org/muceddidler/deccal-sufyan-ve-rejimi.html
  110. ^ http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfasi&Date=11/8/2002&TextID=502
  111. ^ http://www.sorularlarisale.com/makale/13507/dabbetul-arz_ne_demektir_risalelerde_nasil_gecmektedir.html
  112. ^ Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nispeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın
  113. ^ Köprü Dergisi, Said Nursî’nin Felsefeye Bakışı
  114. ^ Risale-inur internet sitesi
  115. ^ İnsanlık onuru için "Adalet" arayışında Risale-i Nur modeli konuşuldu
  116. ^ Said Nursi, Lemaat
  117. ^ Akgündüz 2014, s. 243
  118. ^ Said Nursî'nin kendi eserlerindeki isminin doğru yazılışı
  119. ^ Bu şuhur-u mübarekede, Nurcuların şirket-i mâneviyesine inşaallah pek çok kudsî servet girecek. Her bir Nurcu, binler lisanla ve yüzer kalemle çalışacak gibi kâr kazanacak. Emirdağ Lahikası 1, Mektup No: 108, s.1747
  120. ^ http://www.sorularlarisale.com/makale/12365/bediuzzaman_mehdi_midir.html
  121. ^ http://www.bediuzzamansaidnursi.org/merakedilenler/mehdi-ve-mehdiyet-ger%C3%A7e%C4%9Finin-risalelerdeki-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1

Dış bağlantılarDüzenle