Sıfır Kenti

Sıfır Kenti, 1988 Sovyetler Birliği yapımı deneysel fantastik filmdir. Özgün adı Gorod Zero (Город Зеро) olan film 31 Mart - 15 Nisan 1990 tarihleri arasında düzenlenen 9. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde de gösterilmişti.[1]

Sıfır Kenti
Gorod Zero / Город Зеро
"Sıfır Kenti" (Gorod Zero) filminin özgün sinema afişi.
Yönetmen Karen Şahnazarov
Senarist Aleksandr Borodyansky
Karen Şahnazarov
Oyuncular Leonid Filatov
Oleg Basilashvili
Vladimir Menshov
Müzik Eduard Artemyev
Görüntü yönetmeni Nikolay Nemolyaev
Kurgu Lidiya Milioti
Stüdyo Mosfilm
Dağıtıcı Sovexportfilm
IFEX (ABD)
Cinsi Sinema filmi
Türü Fantastik, mistik, deneysel, bilim kurgu, dram
Renk Renkli
Yapım yılı 1988
Çıkış tarih(ler)i Nisan 1990, 9. İstanbul Film Festivali, Türkiye
22 Mart 1991, ABD
Süre 103 dakika
Ülke Sovyetler Birliği Sovyetler Birliği
Dil Rusça
Diğer adları Sıfır Kenti (Türkiye)
City Zero
Zero City

Ermeni asıllı Sovyet sinemacı Karen Şahnazarov'un yönettiği ve aynı zamanda Aleksandr Borodyansky'yle birlikte özgün senaryosunu yazdıkları film, Mosfilm stüdyolarında üretilmiştir (Şahnazarov bundan 10 yıl sonra Mosfilm Stüdyoları'nın genel müdürü olacaktır). Filmin başrolünde aktörlük ve yönetmenlik dışında aynı zamanda bir şair ve hiciv ustası olan Leonid Filatov rol almıştır. Ayrıca Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor filminin yönetmeni Vladimir Menshov da bu filmin oyuncularından biridir.

Sovyet bürokrasisine özgü çıldırtıcı saçmalıklarla dolu Kafkavari absürt öyküsüyle, ayrıca David Lynch ve Andrey Tarkovski filmlerini anımsatan mistik tarzıyla "Sıfır Kenti", Moskova'dan bir iş için trenle küçük bir kasabaya gelen orta yaşlı makine mühendisi Aleksey Varakin (Leonid Filatov)'in burada başından geçen tuhaflıkları anlatmaktadır.[2]

Washington Post'un sinema yazarı Hal Hinson bu filmden "Sovyet tarzı bir Alacakaranlık Kuşağı" (The Twilight Zone) şeklinde bahsetmiştir.[3]

"Sıfır Kenti" İtalya'da düzenlenen Bergamo Film Günleri'nde "Bronz Rosa Camuna", Sovyetler Birliği'nde ise "en iyi yapım tasarımı" dalında "Nika Ödülü" nü kazanmıştı.

KonusuDüzenle

Orta yaşlı makine mühendisi Aleksey Varakin (Leonid Filatov) sabahın alacakaranlığında küçük bir kasabanın istasyonunda trenden iner. İndiği tren gözden uzaklaşıp sislerin içerisinde kaybolur. Ortalıkta kimselerin görünmediği ıssız istasyondan güçlükle bulduğu bir taksiye binerek oteline gelir. Buraya Moskova'daki ana fabrikadan görevli olarak gönderilmiştir. Bu kasabada kendileri için klima cihazları üreten fabrikaya yapılması gerekli değişiklikleri bildirmek için gelmiştir. Ancak kasabaya adım attığından beri karşılaştığı tuhaflıklar bu fabrikada da devam eder. Fabrika müdürünün genç sekreteri çırılçıplak bir şekilde daktilosunun başında çalışmaktadır. Aleksey afallar ama bu durum diğer görevlilerce çok doğal karşılanmaktadır. Müdür, Aleksey'in konuşmak istediği baş mühendisinin 8 ay önce ölmüş olduğunu o anda telefonla aradığında öğrenir ama buna pek şaşırmaz. Aleksey'e bir hafta sonrasına randevu verir.

Aleksey dönüş treninin saatini beklerken bir lokantaya gider. Tuhaf bir orkestranın sahnede tango benzeri parçalar seslendirdiği bu tenha lokantada yemekten sonra garson, üzerine basarak istemediğini belirtmesine rağmen şefin Aleksey için yapmış olduğu özel pastayı masaya getirir. Kendi büstü şeklinde yapılmış olan pastayı görünce şaşıran Aleksey, garsonun onu dilimlemeye başlamasıyla öfkelenerek masadan kalkar. Garson Aleksey'e pastayı yemezse şefin çok üzüleceğini söyler ve ardından bir silah sesi duyulur. Pastasının beğenilmediğini düşünen şef salonun ortasında tabancayla intihar etmiştir.

Herkesin adeta çıldırmış gibi davrandığı bu kentte savcı da farklı davranmaz. Bir intihara şahit olduğu için Aleksey'in kasabayı terketmemesini önerir. Yine de kasabadan gitmeyi düşünen Aleksey istasyona gelir. Danıştığı tuhaf davranışlı görevliden Moskova'ya bir tren olup olmadığını bile öğrenemez. Artık gece olmuştur. Komşu kasabaya gidip oradan trene binmek üzere bir taksi tutar ama taksici şehrin çıkışına geldiklerinde o noktadan daha ileriye gidemeyeceğini söyler ve onu indirir. Yola yürüyerek devam etmek isteyen Aleksey yolun bir noktada bittiğini görür (Bu sahneler 10 yıl sonra, 1998'de çevrilecek Amerikan filmi The Truman Show'da da aynen vardır). Yolu bırakarak ormanın içine sapan Aleksey ışıl ışıl parlayan bir binaya gelir. Burası şehir müzesidir. Müzenin yaşlı müdürü ona müzeyi gezdirir. Hem arkeolojik buluntular hem de mum heykellerle düzenlenmiş dioramalar şehrin uzak ve yakın tarihi hakkında şüphe götürür hatta saçma olayları anlatmaktadır (örneğin Truvalıların ve Romalıların burada yaşamış oldukları gibi). O saatte şehre otobüs olmayınca bir müze görevlisinin lojmanında kalan Aleksey, yemekte görevlinin küçük oğlundan şaşırtıcı şeyler işitir. Çocuk onun asla bu kasabadan ayrılamayacağını, 2015 yılında da burada gömüleceğini söyler, hatta mezar taşının üzerine yazılacakları da okur. Onunla ilgili başkalarının bilemeyeceği ayrıntılı bilgileri de sıralamış olduğu için Aleksey donar kalır.(Bu sahne de Stanley Kubrick'in bir Stephen King uyarlaması olan The Shining filmini anımsatır)

Bu kez de şefin oğlu Makmud'u öldürmüş olabileceğini ileri süren savcı ona kasabayı terketmemesini söyler. Olay aydınlanıncaya kadar da şefin oğlu rolünü oynamasını ondan rica eder. Bu arada kasabanın ilk Rock'n Roll dansçısı zannedilerek hayran kulübü tarafından şerefine verilen bir dans toplantısına katılır, ısrar üzerine tanımadığı kişi hakkında bilmediği konuda bir konuşma yapar. Bu ve benzeri birçok tuhaflıktan sonra can havliyle ormana doğru kaçan Aleksey bir göle ulaşır. Kıyıda bulduğu bir kayığa bindikten sonra gölde amaçsızca seyrederken film biter.

Oyuncu kadrosuDüzenle

 
Aleksey (Leonid Filatov)'e lokantada getirilen kendi büstü tarzında yapılmış pasta.
Oyuncu Rolü
Leonid Filatov Aleksey Varakin, Mühendis
Oleg Basilashvili Yazar
Vladimir Menshov Savcı
Armen Dzhigarkhanyan Fabrika Müdürü
Evgeni Evstigneev Müze Müdürü
Aleksei Zharkov Müfettiş
Pyotr Shcherbakov Belediye Başkanı
Yuri Sherstnyov Garson
Yelena Arzhanik Sekreter

Diğer filmlerle benzeşmelerDüzenle

  • Eraserhead (1977, David Lynch) - Ekranda adeta bir başkasının rüyasını izliyormuş izlenimini veren "Sıfır Şehri", hemen David Lynch'in Gerçeküstücücü kült filmi "Eraserhead" i akıllara getirmektedir. Lynch de filmlerinde karanlık ve bozunuma uğramış karakterler ve kutuplaştırılmış bir dünyayı sembolik anlatımla seyirciye sunar. "Eraserhead"'in başkarakteri Henry Spencer (Jack Nance) da öykü boyunca tatilini geçirmekte olan bir matbaacıdır. Bu deneysel film de tıpkı "Sıfır Şehri" gibi kahramanına yabancı fantastik bir evrende geçer.
  • Dava (1962, Orson Welles) - Franz Kafka'nın 1925 tarihli romanından uyarlanmış bu filmin kahramanı banka memuru Josef K. (Anthony Perkins) bir sabah neyle suçlandığını bilmeden hakkında bir dava açıldığını öğrenir ve film boyunca tuhaf bir dünyada kendini aklamaya çalışır durur. Bu filmde de bir yandan insanın gizli kalmış korkuları, diğer yandan da bürokrasinin çıldırtan yapısı gözler önüne serilmektedir. "Sıfır Şehri"'nin kahramanı Aleksey de işlemediği bir cinayetle suçlanır ama tutuklanmaz ve tıpkı Josef K. gibi serbestçe dolaşmasına izin verilir, bu gerçeküstü dünyada ne kendisini aklayabilir ne de oradan kaçabilir.
  • The Truman Show (1998, Peter Weir) - Bu filmin kahramanı Truman Burbank (Jim Carrey) canlı yapılan bir televizyon şovu için bebekliğinden beri içinde yaşadığı ve ve gerçek hayatı zannettiği büyük bir stüdyoda kapana kısılmıştır. Ondan başka herkes (diğer oyuncular) gerçeği bilir ve rol yaparlar. Truman şehir dışına çıkmak ister ama bir bahaneyle engellenir. Örneğin sözde seyahat acentesinin görevlisi onu seyahate gitmekten caydırmaya çalışır ("Sıfır Şehri"'nde de tren istasyonu görevlisi kadın bunun aynısını yapar), acentenin duvarlarında uçak kazalarıyla ilgili korkutucu/caydırıcı afişler asılıdır, otobüs bozulur, fırtına çıkar vb. Stüdyodan ayarlanan bu mizansenler de Truman'ı caydıramayınca arabayla yola çıkar ama bir noktada yol 'biter', ya köprü yıkılmıştır veya orman yangını çıkmıştır ("Sıfır Şehri"'nde de benzer şekilde yol 'biter') Sonuçta kentten (stüdyodan) ayrılmasına izin verilmez ("Sıfır Şehri"'nin kahramanı Aleksey de aynı şekilde kasabada kapana sıkışmış kalmıştır, ayrılmasına izin verilmeyecektir). (Not: "The Truman Show", "Sıfır Şehri" nden sonra çekilmiştir)
  • Shining, (1980, Stanley Kubrick) - Bir Stephen King romanı uyarlaması olan bu filmde Jack Torrance (Jack Nicholson)'ın oğlu Danny altıncı hisse sahiptir. Bazı telepatik güçleri de olan bu küçük çocuk olacaklarla ilgili önceden bilgi sahibi olabilmektedir. "Sıfır Şehri" nde de gece müze görevlisinin evinde misafir kalan Aleksey'e, yemekte görevlinin küçük oğlu benzer şekilde gelecek hakkında bazı şeyler söyler. Danny'le aynı yaşta olan ve fiziksel olarak da ona benzeyen çocuk da Aleksey'e bu kasabadan asla ayrılamayacağını, hatta burada ölüp burada gömüleceğini söyler.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "9. Uluslararası İstanbul Film Festivali". allmovie.com. 23 Eylül 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2010. 
  2. ^ "MysticalMoveGuide.com :Zero City" (İngilizce). www.astralresearch.org/mysticalmovieguide. Erişim tarihi: 18 Mart 2010. 
  3. ^ "City Zero" (İngilizce). www.washingtonpost.com. Erişim tarihi: 18 Mart 2010. 

Dış bağlantılarDüzenle