Pazarören Köy Enstitüsü

1938 yılında Eğitmen Kursu olarak açılmış olan, şimdiki Pazarören Anadolu ve Çok Programlı Lisesi, 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile köylere ilkokul öğretmeni yetiştirilmek üzere açılmış bir 'Köy Enstitüsü'dür[1]

[2]

TarihçeDüzenle

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 1935’teki dördüncü kurultayında, eğitimin kırsal kesime yaygınlaştırılması karalaştırılmış, işe, nüfusun %80’ini oluşturan köylerden başlanması benimsenmişti.

İsmail Hakkı Tonguç, ilkin Kayseri, Yozgat ve Çorum köylerinde bir inceleme gezisine çıktı. Kayseri istasyonunda 2.mevki bir vagondan indiğinde tarih, 12 Nisan 1936 idi.

Ertesi günü, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü ve bir İlköğretim Müfettişi ile birlikte, bir taksi kiralayarak Bünyan-Pınarbaşı yönünde yola çıktılar. Sık sık anayoldan saparak, yirmiye yakın köy gördüler. Bunların, yalnız birinde okul vardı. Burası, Pazarören Bucağı idi. Şosenin kenarında, bir sırtta kurulmuş bu görkemli yatılı bölge okulu, Bucak Müdürü Ethem Öker’in (Sarı Müdür) öncülüğünde, yaklaşık otuz köyün imecesiyle kurulmuştu. Çevrede, Avşar Türkmenleri’nin yanı sıra, 1865’de Kafkasya’dan göçe zorlanan Çerkesler ve 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) baskısı ile gelen Kars muhacirlerinin köyleri yaygındı.

Bucağın önündeki geniş düzlüklerin ortasından, Seyhan Nehri’nin bir kolu olan Zamantı Çayı akıyordu. Çevresindeki verimli topraklarda, tarım yapılmaması için hiçbir neden yoktu. Güney yönünde, yüksekleri karlı Toroslar’ın uzantısı (Anti-Toros) dağlar sıralanıp gidiyordu. Kuzeydoğuya doğru Uzunyayla Platosu, göz alabildiğine uzanıyordu.

Tonguç, hemen oracıkta, düşünülen eğitmen yetiştirme kurslarından birinin, Pazarören’de açılmasına karar verdi. Gerçekten de burada, 1937-38 öğretim yılında eğitmen kursu ve ardından da (1940) bir Köy Enstitüsü açılacaktı.

Pazarören Köy Enstitüsü, çoğu enstitüden daha şanslı sayılabilirdi. Örneğin, bir Arifiye Köy Enstitüsü gibi bir ağaç gölgesinde ya da bir çadırda değil, en azından, iki katlı büyük bir ana binada barınarak işe başlayabilmişti. Bu görkemli yapının giriş kapısının üstünde, Gâlip Nâşit Arı’nın şu dizeleri yazılıydı:

Bozkırı baştanbaşa yeşille öreceğiz,

Tanrı’nın geç kaldığı işi biz göreceğiz.”

Kurucu müdürlerin ilki Sabri Kolçak’tı. Ancak, eğitim şefi Yalçın Orkun ve tarım şefi Eyüp Erdemir ile yönetim anlayışları uyuşmadığı için 1943 yılında, halk eğitimcisi yönüyle öne çıkan Şevket Gedikoğlu müdürlüğe getirildi.

Yarışmayı kazanan, Ahsen Yapanar ile Mualla Eyüboğlu adlı yüksek mimarların projeleri ve yerleşim planları uygulanarak, 45 kadar değişik amaçlı bina yapıldı. Bunlar; yatakhaneler, derslikler, işlikler, atölyeler, yemekhane, mutfak, ambar, öğretmen evleri, kitaplık, hamam, çamaşırhane, revir, fırın, kooperatif, yönetim binası, elektrik santralı, konferans salonu, lavabo, tuvaletler, uygulama bahçeleri, uygulama okulu, ağıl, ahır, kümes, arı kovanlığı vb.idi.

1942 yılında, 3/A sınıfı öğrencileri, Fikret Madaralı’nın uygulamalı Türkçe dersinde ortak bir güfte yazdılar. Bu şiiri Müzik Öğretmeni Bedri Akalın “Köy Enstitüleri Marşı” olarak besteledi:

Aynı yolda aynı emek

            Gönüllerde tek bir dilek

            Türk köyünü önde görmek

                       Engelleri aşıyoruz

                       Ülkümüze koşuyoruz

           Mehmetçiğin oğlu kızı

           Atatürk’ten aldık hızı

           Başarırız kavgamızı

                       Engelleri aşıyoruz

                       Ülkümüze koşuyoruz

Enstitü birkaç kez, Cumhurbaşkanı İnönü, Bakan Yücel ve Tonguç Baba tarafından ziyaret edilerek denetlendi. Bu ziyaretlerden birinde, (1 Eylül 1942) onuruna düzenlenen gecede Hasan Âli Yücel, içtenlikli bir konuşma yaparak öğrencilere şöyle seslendi: “Çocuklar, bu akşam insanlara,bu ölümlü varlıklara verilebilecek sıfatların en iyisini, bana verdiniz. Bana Baba dediniz. Hiçbirinizin, şurada oturan çocuğumdan (Can Yücel) farkı olmadığını söyleyebilmek, benim için bütün bir hayat ödülüdür. Eğer, eğitim ve öğretim sorumluluğu bana verilmiş olan Türk çocuklarının sayısı bir buçuk milyona varmasaydı, bütün ömrümü aranızda geçirirdim. Gösterdiğiniz bu sıcak evlât sevgisine, baba yüreğimle teşekkür ederim. Her geceniz bu güzel gece gibi şen, mutluluğunuz bu gece kadar aydın olsun evlâtlarım.

KaynakçaDüzenle

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/kayseri/pazaroren-koy-enstitusunun-bir-cinari-daha-devrildi-11968672

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 13 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Nisan 2020. 
  2. ^ https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/kayseri/pazaroren-koy-enstitusunun-bir-cinari-daha-devrildi-11968672