Panayia Kilisesi (Cunda)

Cunda'daki bir kilise

Panayia Kilisesi, Panaya Kilisesi, Panagia Kilisesi (YunancaΕκκλησία Της Παναγίας - Ekklisia tis Panagias) ya da Koimesis Theotokou Kilisesi (YunancaΕκκλησία της Κοιμήσεως της Θεοτόκου); Türkiye'nin Balıkesir ilindeki Ayvalık'a bağlı Cunda'da, günümüzde harabe hâlinde olan eski bir Rum Ortodoks kilisesidir.

Panayia Kilisesi
Sketch of the Panagia Church, Cunda.jpg
Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayetinin 8 Kasım 1882 tarihli soruşturmasında yer alan Panayia Kilisesi'nin ön cephesinin çizimi
Diğer ad Panaya Kilisesi · Panagia Kilisesi · Koimesis Theotokou Kilisesi
Ad kökeni Meryem
Genel bilgiler
Durum Harabe
Tür Rum Ortodoks kilisesi
Mimari tarz Neoklasik
Konum Cunda, Ayvalık, Türkiye
Koordinatlar 39°20′10″K 26°39′42″D / 39.33611°K 26.66167°D / 39.33611; 26.66167
Tamamlanma 1793 öncesi
Yenilenme y. 1834 · 1883
Yıkılma 1954
Yükseklik ~14 m[a]
Ölçüler
Diğer ölçüler Uzunluk: ~25 m[a]
Genişlik: ~20 m[a]
Teknik detaylar
Malzeme Taş

Meryem'in ölümüne atfedilen ve o dönem adada var olan Moshonisi adlı kasabanın katedral kilisesi konumundaki yapının inşa tarihi bilinmemekle birlikte, kaynaklarda bilinen en eski bahsi 1793 yılına aittir. 1821'de patlak veren Yunan İsyanı sırasında hasar görmesinin ardından, 1834 civarına kadar süren çalışmalarla yeniden inşa edildi. 1865'te, kasabadaki diğer kiliselerle birlikte Panayia Kilisesi'ne de bir çan kulesi eklendi. 1873'te tamamlanan Taksiyarhis Kilisesi, kasabanın katedrali hâline geldi. Panayia Kilisesi'nin zaman içerisinde harabeye dönüşerek kullanılmayacak hâle geldiği gerekçesiyle, 1834 civarında tamamlanan yapıya benzer bir şekilde yeniden inşa edilmesine yönelik 1882'de yapılan talep üzerine, 1883'te tamamlanan çalışmalar sonucunda aynı arsa üzerinde yeniden inşa edildi. Cumhuriyetin 1923'teki ilanı sonrasında atıl hâle geldi. 1944'te gerçekleşen depremde ağır hasar gören bina, 1954'te yıktırıldı. Kilisenin bulunduğu arsada günümüzde, enkaz yığınından oluşan bir harabe yer alır.

Kilisenin ilk hâlinin mimari özelliklerine herhangi kaynakta değinilmez. 1883'te, 1834 civarında yeniden inşa edilen yapıyla birebir aynı şekilde tekrar inşa edildiği belirtilen yapının ise bazı kaynaklarda birtakım mimari özelliklerinden bahsedilir. Pembemsi renkteki taştan inşa edilen neoklasik tarzdaki yapı, adadaki en büyük kiliseydi. Üç nefli bir bazilika şeklinde olup 1882 tarihli bir dilekçeye göre yaklaşık 25 m uzunluğa, 20 m genişliğe ve 14 m yüksekliğe sahipti. Yapının üç cephesini çevreleyen iki katlı nartekste, İyon düzenine sahip sütunlar vardı. Yapıyı örten ahşap beşik çatıda, bir kubbenin yanı sıra çeşitli yarım kubbeler mevcuttu. Çan kulesi, yapının güneyinde ve yapıya bitişik bir şekildeydi. Merkezinde kilisenin yer aldığı ve duvarlarla çevrelenen dikdörtgen planlı ve üç girişli avlusunda iki katlı bir yönetim ve misafirhane binası, bir şapel ve tuvaletler konumlanıyordu.

TarihiDüzenle

İlk kayıtlar, yıkılışı ve tekrar inşa edilişiDüzenle

 
Yunan İsyanı sonrasındaki ilk Moshonisi Piskoposu I. Kallinikos

Meryem'in ölümüne atfedildiğinden ötürü Koimesis Theotokou adını taşıyan ve yer aldığı Cunda'daki Moshonisi adlı kasabanın katedral kilisesi olan kilisenin inşa tarihi bilinmemektedir. Moshonisi Başpiskoposu I. Kirillos'un 1793'teki ölümü sonrasında bu kilisenin avlusunda defnedilmesi, bilindiği kadarıyla kiliseden bahsedilen en eski kaynaktır. 19. yüzyılda Moshonisi'nin beş ana mahallesinden biri de bu kilisenin çevresinde kurulan mahalleydi. Adanın yerlisi olan öğretmen ve araştırmacı yazar Eustratios I. Drakos'un 1888 tarihli eserinde herhangi bir isim verilmeden kasabadaki kiliselerin, 1821'de patlak veren Yunan İsyanı öncesinde de mevcut konumlarında olduğu belirtilir.[1]

26 Haziran 1821 ve 14 Ağustos 1825 tarihli hatt-ı hümâyunlarda, Yunan İsyanı nedeniyle adadaki tüm yapıların yakılıp yıkılarak kullanılamaz hâle getirildiği belirtilir. Akademisyen Hasan Sercan Sağlam, "[kilisenin] bu denli kapsamlı bir tahribattan kurtulması olası değil" ifadelerini kullanır. İsyan sonrasında Moshonisi'ye atanan ilk başpiskopos I. Kallinikos öncülüğünde kasabadaki kiliseler, 1834 yılı civarına kadar süren çalışmalar sonrasında tekrar inşa edildi.[1]

1865 yılı civarında kasabadaki kiliselerle birlikte Panayia Kilisesi'ne de süslemeli bir kâgir çan kulesi dikildi. Bochum'daki Bochumer Verein'da dökülen kulenin çanı, üzerindeki yazıya göre Aliağa'dan Baltazzi ailesi mensup biri tarafından 1863 yılında kiliseye hibe edilmişti. Adanın yerlilerinden Sitsa Karaiskaki'nin 1973 tarihli çalışmasında, Ali adlı bir Türk'ün, adada yaşayanlarla beraber Panayia Kilisesi'nin inşası esnasındaki "mucizevi yardımı"na dair bir rivayetten bahsedilir. Yine adanın yerlilerinden Ali Onay'ın 2000 tarihli çalışmasında da kendisinin, kasabadaki bir tüccardan 1928 yılında aldığı sözlü bilgiye dayanılarak Emin Ali Baltacı adlı bir demircinin 1860 yılı civarında arka arkaya üç gece "mucizevi" bir rüya görmesinin ardından yerel piskoposla görüştüğü, Panayia Kilisesi'nin ana binası ile çan kulesinin 1863'te "boş bir alanda" gerçekleştirilen inşasına önderlik ettiği ve kilisenin çanını da bizzat kendisinin döktüğü aktarılır. Sağlam, hem Drakos'un aktarımlarına hem de çanın üzerindeki yazılara dayanarak kilisenin 1863'teki inşasına dair bu ifadelerin hatalı olduğunu yazar.[1][2] 3 Kasım 1839 tarihli Tanzimat Fermanı ve 18 Şubat 1856 tarihli Islahat Fermanı ile birlikte devlet içindeki gayrimüslimlerin ibadethanelerine getirilen mimari kısıtlamaların kademeli olarak kaldırılmasına ve daha önce bu ibadethanelerde çan kulesi inşaatının kanunen yasak olduğuna dikkat çeken Sağlam, 1863 yılının "daha anlamlı hâle geldiği"ni belirtir.[1]

1873'te tamamlanan Taksiyarhis Kilisesi, bu tarihten itibaren kasabanın katedral kilisesi oldu. 26 Eylül 1876'da Panayia Kilisesi'nin suları, halkın kullanması için Moshonisi'ye yönlendirildi.[1]

Kullanılmaz hâle gelişi ve 1883'teki tekrar inşasıDüzenle

 
Jean D. Contaxis'in 1906 tarihli Cunda panoramasında Panayia Kilisesi, adanın en yüksek noktasında, çan kulesiyle birlikte tasvir edilir

Adadaki gayrimüslimler adına Adliye Nezâretine yazdığı 7 Ağustos 1882 tarihli dilekçede kilisenin zamanla harabeye dönüştüğü ve kullanılmasının mümkün olmadığını belirten Moshonisi Başpiskoposu III. Ioakeim, yapının tekrardan inşa edilmesini talep etti. Nezâretin 24 Ağustos 1882 tarihli yazısıyla bu durumla ilgilenmesi için, kasabanın bağlı olduğu Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti görevlendirildi. Yazıda, adada kilisenin inşasından rahatsız olacak Müslüman nüfusun olmadığı ve yalnızca Rumların bulunduğu belirtilse de demografik bir soruşturma gerçekleştirilmesi gerekliliği ifade ediliyordu. Adada yapılan 8 Kasım 1882 tarihli soruşturmada, günde 40-50 kadar kişinin ziyaret ettiği ve cemaatin şifalı olduğuna inandığı arsasındaki ayazmadan ötürü kilisenin, bir önceki boyutlarına tamamen uygun şekilde, eski taban alanının kısmen terk edilmesi ve aynı arazi içinde kalması koşuluyla bir miktar kaydırılarak yeni bir temel üzerinde yeniden inşa edilmesine izin verildi. İnşa edilecek kilisenin kat planı ile ön cephe görünümüne de yer verilirken 1834 yılı civarında yeniden inşa edilen yapının plan tipi ve ölçülerini taşıyacak birebir aynı bir şekilde, aynı arazi üzerinde bir miktar kaydırılarak yeni bir temel üzerine inşa edilmesi belirtiliyordu.[1]

Soruşturmada bahsi geçen tüm noktalarla birlikte kilisenin yeniden inşa talebinin 13 Aralık 1882'de Dîvân-ı Hümâyun, 21 Aralık 1882'de Adliye Nezâreti, 27 Ocak 1883'te ise sadrazam tarafından onaylanmasının ardından Padişah II. Abdülhamid'in 29 Ocak 1883 tarihli yazısıyla inşaat izni verildi. 1872-1882 yılları arasındaki Moshonisi Başpiskoposu II. Paisios döneminde başlanan kilisenin yeniden inşası, 1882-1893 yılları arasında bu görevde bulunan I. Iakovos döneminde, 1883'te tamamlandı.[1]

1890'ların ortaları itibarıyla yirmi yıldır adada dolaşımda olan yasadışı banknotların üzerinde Panayia Kilisesi'nin sembolü yer alıyordu. Osmanlı hükûmetinin 26 Eylül 1894'te bu konuda harekete geçmesiyle bu banknotlar toplandı ve imha edildi. 1909-1912 yılları arasını kapsayan kilise idaresi denetim komitesi raporuna göre, adadaki kiliselerin toplamını geçecek şekilde yaklaşık 30.000 kuruşluk yıllık geliriyle Panayia Kilisesi, kasabanın en yüksek gelire sahip kilisesi konumundaydı. Bu verilere dayanarak Sağlam, katedral kilisesi unvanını yitirdiği 1873 yılı sonrasında da Panayia Kilisesi'nin "adadaki idari ve ekonomik nüfuzunu sürdürdüğünün anlaşıldığı"nı yazar.[1]

Atıl hâle gelmesi, yıkılışı ve günümüzDüzenle

Cumhuriyetin 1923'teki ilanı sonrasında atıl hâle düşen kilisenin narteks sütunları sökülerek 1927 yılında Edremit'e götürüldü.[1] Kulenin çanı, "sivil savunma seferberliği" kapsamında, olası bir tehlike anında halkı uyarmada kullanılması amacıyla 1936'da Ayvalık'taki İlyas Peygamber Tepesi'ne taşınarak buradaki çan kulesine takıldı.[1][3][4] 6 Ekim 1944'te gerçekleşen ve merkez üssü Edremit Körfezi olan depremde bu çan kulesi yıkılırken tepede kalan bu çan 1968'de saplandığı yerden çıkarılarak temizlendi ve ilk olarak Ayvalık meydanında sergilenmesi planlansa da 1970'lerin sonunda Bergama'ya götürülerek Bergama Müzesi envanterine girdi.[4] Aynı depremde ağır hasar gören Panayia Kilisesi, 1954'te yıktırıldı. Arta kalan taşlar, adadaki Nuri Zarplı İlköğretim Okulu'nun inşasında kullanıldı. Günümüzde kilisenin arsası, zeminden 3-5 m kadar yükseklikteki bir enkaz yığınından oluşan bir harabe hâlindedir.[1]

Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 9 Haziran 1978 tarihli kararıyla, kilisenin arazisinin de içinde yer aldığı Cunda'nın merkezi, "yoğun tarihî sit alanı" olarak belirlendi. Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 22 Ocak 1994 tarih ve 3622 sayılı kararıyla onaylanmış 1/1000 ve 1/500 ölçekli Kentsel Sit Koruma Amaçlı İmar Planı'nda bu kilise tamamen ihmal edilirken kilisenin boş varsayılan arsası, "öneri konut alanı" olarak belirlenmişti.[1]

Balıkesir 1. İdare Mahkemesi'nin, 2017/1352 sayılı karara dayanan 23 Kasım 2018 tarih ve 2018/1635 sayılı kararı ile, Cunda'nın 1994 tarihli Kentsel Sit Koruma Amaçlı İmar Planı iptal edildi.[1] 2019'da yayımlanan Yılların içinden Ayvalık adlı eserde yer alan fotoğraflar sonrasında yapılan bir araştırma sonucu Balıkesir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Ocak 2020 tarih ve 1815 sayılı kararıyla birlikte, Ayvalık Belediyesine ait olan kilise arsasını 2. anıtsal ve 1. çevresel koruma dereceleriyle tescil etti.[1] Balıkesir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 11 Eylül 2020'de aldığı 2244, 2245 ve 2246 sayılı kararlarla geçiş dönemi koruma esasları ve kullanım şartları belirlense de; adadaki herhangi bir kamu işi ya da imar izni yine bu kurulun kendi takdirine bırakıldı.[5]

Konumu ve mimarisiDüzenle

 
Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayetinin 8 Kasım 1882 tarihli soruşturmasında yer alan Panayia Kilisesi'nin planı

Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı Cunda'nın Mithatpaşa Mahallesi'nde, Bakkal Sokağı'nda yer alan kilise günümüzde, yalnızca avlu duvarlarının bir bölümünün görülebildiği bir harabe hâlindedir. Avlu arazisinin günümüzdeki tapu alanı 1.841,52 m2dir.[1][6]

Bilinen kaynaklarda yalnızca 1883'te tamamlanan yapının mimari özelliklerine dair bilgiler yer alır ve bu yapının, 1834 civarında yeniden inşa edilen yapıyla birebir aynı olacak şekilde inşa edildiği belirtilir. 8 Kasım 1882 tarihli soruşturmada yer alan plan ve ön cephe görünümüne göre neoklasik tarzdaki yapı; III. Ioakeim'in 7 Ağustos 1882 tarihli dilekçesine göre yaklaşık 25 m uzunluk, 20 m genişlik ve 14 m yüksekliğe sahipti.[a] Basamaklarla ulaşılan kâgir bir platformun üzerine yerleşen üç nefli bir bazilika şeklindeki beşik çatılı kilisenin apsis ile yan apsisleri, yarım daire şeklinde dışa taşıyordu. Yedi pencerenin yer aldığı ön cephesindeki üçgen alınlığın ortasında, yarım daire şeklindeki bir pencere vardı. Yapının üç cephesini çevreleyen iki katlı narteksi, İyon düzenindeki sütunlara sahipti. 7 Ağustos 1882 tarihli dilekçede ise yapının 34 pencere ve 5 kapıyla yeniden inşa edilmesi talep edilmişti. Diğer yandan 1906 tarihli bir fotoğrafta ön cephede görülen alınlık hizası ve yan cephelerden taşan düz tavanlı birimler, III. Ioakeim'in dilekçesindeki planla farklılık gösterir.[1]

Dimitrios E. Psarros'un 2017 tarihli eserinde, Karaiskaki ile Onay'ın tanıklıklarına dayanılarak kilisenin bir planına yer veriliyordu. Kaynağa göre "sarımsak" adını taşıyan pembemsi renkteki yerel kesme taştan inşa edilen ve adadaki en büyük kilise olan yapı, üç nefli bir bazilika şeklindeydi. Ahşap beşik çatısı, ana nefi yükseltiyordu. Yapının iki katlı narteksi, yan cepheleri yarı hizalarına kadar örtüyor ve bu durum, soruşturmada yer alan planla uyuşmuyordu. Demir parmaklıklı duvarların çevrelediği, dikdörtgen planlı, farklı renklerdeki çakıl taşlarından dekoratif desenlere bezeli, batı ve güneybatıya açılan üç girişli kompleksin avlusunun kuzeyi boyunca iki katlı bir yönetim ve misafirhane binası uzanıyordu. Kilisenin arkasında tuvaletler, avluda ise bir şapel vardı. Avlunun merkezinde konumlanan kilisenin içinde, süsleme amaçlı çeşitli mimari öğeler ile freskler yer alıyordu. Sıvalı ahşap tavanında bir kubbe ile birkaç yarım kubbe varken kilisenin zemini ise siyah ve beyaz mermer levhalarla döşenmişti. Gerçekte kilisenin bir parçası olan çan kulesi, bağımsız bir yapı olarak tasvir edilmiş ve kilisenin güneyine konumlandırılmıştı. Kilisedeki mimari tutarsızlıklar Sağlam'a göre, Cunda ve çevresinde görülen imar kanunlarına aykırı hareketlerle "izah edilebilir".[1]

Üzerinde çeşitli motiflerin oluşturduğu süslemeler yer alan kâgir çan kulesi, kiliseye bitişik bir şekilde, kilisenin narteksi ile yan apsislerinin kesiştiği noktaların güneye bakanında yükseliyordu.[1][3] Günümüzde Bergama Müzesi'nde sergilenen kulenin çanının üzerinde "ΑΛΗ-ΑΓΑ | Ε. Α. ΜΠΑΛΤΑΖΖΗ" ("Ali-Ağa | E. A. Baltazzi") ile altında "1863" ile bir Yunan haçı kabartması, arka kısmında ise çanın döküldüğü yer olan Bochum'daki Bochumer Verein'ı işaret eden, büyük harflerle kabartma şeklindeki "Gegossen vom / Bochumer Verein für Bergbau und Gussstahlfabrikation / in Bochum" yazısı bulunur.[1][2] Ayvalık Turizm Başkanı Acar Kurul, "DaD haber ajansının 2,5 tonluk kütlesiyle dünyanın en büyük çanının Köln'de olduğuna dair haberi"nden yola çıkarak 1974'te yaptığı açıklamada, 3 tonu aşan kütlesiyle Panayia Kilisesi'nin çanının dünyanın en büyük çanı olduğunu belirtse de bu ifade doğru değildi.[4]

NotlarDüzenle

  1. ^ a b c d Patrik III. Ioakeim'in 7 Ağustos 1882 tarihli dilekçesine göre "33 arşın uzunluğunda, 26 arşın genişliğinde ve 18 arşın yüksekliğinde"ydi.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s Sağlam, Hasan Sercan (2021). "Ayvalık Cunda Adası'ndaki Panagia (Koimesis Theotokou) ve Agios Panteleimon kiliselerinin mimari tarihi ve mekânsal dönüşümü". Turkish Studies. 16 (3): 989-1017. ISSN 1308-2140. 13 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Temmuz 2021. 
  2. ^ a b Köken, Taylan (Temmuz 2017). "Ayvalık Çanı/2 (Baltazzi Ailesi)". Ayda Bir Ayvalık, 35. Ayvalık Belediyesi. ss. 38-39. 
  3. ^ a b Onay, Ali (Kasım 2010). "Panayia Kilisesi ve çan". Papalina, 22. s. 12. 
  4. ^ a b c Köken, Taylan (Haziran 2017). "Ayvalık Çanı/1 (çanın yolculuğu)". Ayda Bir Ayvalık, 34. Ayvalık Belediyesi. ss. 34-35. 
  5. ^ Salgın, Suat (8 Aralık 2020). "Ayvalık'ın nazım imar planlarının iptal edilmesi kaygılandırıyor". Medya Ayvalık. 24 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Temmuz 2021. 
  6. ^ "TKGM Parsel Sorgulama Uygulaması - Öznitelik bilgisi". Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü. 19 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2021. 

Konuyla ilgili yayınlarDüzenle