Ana menüyü aç

Osmanlı İmparatorluğu'nda spor

Osmanlı İmparatorluğu'nda spor belli başlı bir yere sahipti ve hâliyle spor yapan kişi ilgi ve alâka görmekteydi. Osmanlı'nın uğraştığı başlıca sporlar arasında; Güreş, Avcılık, kemankeşlik (ok atıcılığı), binicilik (Cündicilik), Cirit oyunları bulunmaktaydı.

Güreş: Bu spor Osmanlılara Selçuklu Döneminden gelmektedir. Güreşe "küşti", Güreşçiye ise "pehlivan" denilerek böylece saray kuruluşuna alınmıştır. Başlıca kuralları arasında kispet giymek, dua okumak ve Muhammed ile Ali'nin adını anmak geliyordu. Güreşe olan merak çeşitli şairlerimiz tarafından da şiirlerle gösterilmiştir.
Avcılık: Osmanlı Hükümdarlarının çok beğendiği ve önemli sayıp devlet içerisine aldıkları sporların en başında avcılık gelmektedir. Kendilerinden önce bulunmuş olan Selçuklu, Gazneli, Karahanlılar ve Moğollar gibi avcılığı savaşa hazırlanmanın ve kan dökmeye alışmanın eğitimi olarak görmekteydiler. Ayrıca avda bulundukları zamanlarda halk ile ilişki kurduklarından, çeşitli konularda bilgi sahibi olurlardı. Hümayunname adlı yapıtta Kanuni Sultan Süleyman'ın avdayken bir kadının şikayetlerini dinlediği aktarılmıştır. Osmanlının avcılığa yüksek derecede önem vermesinin bir diğer nedeni ise kendilerine ataları Oğuzlar'dan kalma bir töre olmasıydı. Bu töre, diğer Türk boylarında da görülmekteydi.[1]
Kemankeşlik (Ok atıcılığı): Osmanlıcada "keman"; yay, "keş"; çeken olarak adlandırılırdı. Kemankeş de yay çeken, yâni okçulara verilen isimdi. Osmanlı'da yeniçeri ilk oluşturulduğunda başlıca silahları ok, zenbereç kılıç ve hançerdi. Padişahlar bu işi yapanlara, özellikle de ünlü ve rekor yapan okçulara çağımızdaki olanaklarla ölçülemeyecek derecede ödül verilirdi. Bununla kalınmaz okçunun okunu yapan ustada ödüllendirilirdi. Usta sadece kendi okçusu için ok yapmaktaydı ve bir başkasına ok yapmazdı. Yıldırım Bayezid dönemine kadar padişahları sekbanlar korumaktaydı. Yıldırım Bayezid, genç olan dördü solak, dördü sağ eliyle ok atan sekiz neferi özel olarak ayırıp, önünde yürüttü.[2]
Binicilik (Cündicilik): Cündi kelimesi Osmanlılarda yalnız yetenekli biniciler için kullanılmaktaydı. Ankara Savaşı'nın ardından Amasya'ya çekilen Mehmet Çelebi babası Yıldırım Bayezid'ın savaşta esir düşmesiyle oluşan taht kavgasında kardeşlerini yenerek padişah olabilme amacıyla çevik kuvvete ihtiyaç olduğunu düşünerek sipahilere önem vermişti. Amasyalılardan oluşan bölüğe Bamyacılar (Amasya'nın bamyası meşhurdur, bu nedenden dolayı bu isim verilmiştir), Merzifonlulardan oluşan bölüğe ise Lahanacılar (Merzifon'un lahanası meşhur olduğundan bu isim verilmiştir) denilmekteydi. Bayrak taşımak gelenek olduğundan biri kırmızı, diğeri yeşil bayrak verilmişti.[3]
Cirit oyunları: Atla oynanan cirit oyunu Osmanlı Saray'ında en çok oynanan ve padişahların yabancı elçilere göstermekten gurur duyduğu bir oyundu. İnsanın muharebe gücünü artırıp, savaşa hazırladığından dolayı saray ve Enderun eğitimlerinde cirit sporuna yer verilmişti. Oyunda yaralananlara, hatta ölüm vakalarına dahi rastlanırdı. Ölüm vakası durumunda ölenin akrabaları öldürenden davacı olmaz, ölümü er meydanında olmuş gibi şeref olarak bilinirdi. Bu nedenler ile Sultan II. Mahmud 1826'da oyunu yasaklamış olsa da oyunun eyaletlerde oynanmasına engel olamamıştır.[4]
Bilek güreşi: Sultan Abdulaziz mermer üzeri ceylan derisi kaplı masasında Bilek Güreşi yapardı.[5]
Yüzme: İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirler başta olmak üzere, kıyılarında kurulan ahşap deniz hamamlarının yüzmenin yayılmasında rol almıştır.[6][7]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "Osmanlı Devleti'nde spor". 14 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2014. 
  2. ^ "Osmanlı Devleti'nde okçuluk". 30 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2014. 
  3. ^ "Nurdeniz Erken, Bamyacılar - Lahanacılar". 17 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2014. 
  4. ^ "Cirit oyunu". 2 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Mart 2014. 
  5. ^ Bilek Güreşi
  6. ^ Yüzme Sporunun Tarihçesi
  7. ^ Türk Yüzme Tarihi