Nezahat Onbaşı

Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel) (ö. 24 Eylül 1994, İstanbul), henüz dokuz yaşında bir kız çocuğu iken babası ile birlikte Türk Kurtuluş Savaşı’na katılmış savaş kahramanı.

Nezahat Baysel
Takma adı Nezahat Onbaşı
Ölüm 24 Eylül 1994
İstanbul
Bağlılığı  Türkiye
Hizmet yılları 1915-1922
Rütbesi Onbaşı
Birimleri 70. Alay
Savaşları/Çatışmaları

Türk Kurtuluş Savaşı

Madalyaları Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası

70. Alay Komutanı olan babasıyla Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz muharebelerine katılmış; İnönü Savaşı'ndaki katkıları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk'ün takdirini almıştır.[1]. 12 yaşında tümen komutanı Ahmet Derviş Paşa tarafından onbaşılığa terfi ettirildi. TBMM'nin 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda verdiği kararla, kendisine İstiklal Madalyası takdim edilmesine kararlaştırılan ilk kişi oldu. Ancak uygulama gecikmiş ve madalya, 2013’te Baysel'in torununun kızı Gizem Ünaldı'ya takdim edilmiştir.[2]

YaşamıDüzenle

Babası Hafız Halit Bey, annesi Hadiye Hanım’dır. Annesini I. Dünya Savaşı yıllarında veremden kaybetti. Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı. Böylece önce Çanakkale Savaşı'na katılan Nezahat, daha sonra babasının emrindeki 70. Alay ile Milli Mücadele'de yer aldı. Böylece çocukluğu savaş cephelerinde geçti, ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi.

İlk asker elbisesini 1920’de giydi.[1]. İlk silahı, cephede karşılaştığı Çerkes Ethem tarafından kendisine hediye edildi.[1] Yunan kuvvetlerinin “Kızlı Alay” dedikleri [3] 600 kişilik 70. Alayın simgesi haline geldi. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa'nın da dikatini çekti. Alayı ziyareti sırasında Mustafa Kemal Paşa ile tanışan Nezahat, Bursa Ahudağ eteklerinde, Bozüyük'te Atatürk'ün özel vagonunda ve Akşehir'de olmak üzere üç kez daha cephede Mustafa Kemal Paşa ile karşılaştı.[1].

Türk ordusunun Yunanlara karşı ilk defa yenilgi aldığı cephelerden biri olan Gediz Cephesi’nde kaçan askerlerin geri döndürülüp birliğin toparlanmasında rolü oldu; "Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?" sözleri ile askerlerin önüne dikilmesi onun bir savaş kahramanı olarak tarihe geçmesini sağlamıştır. Bu olaydan sonra kendisine onbaşı rütbesi verildi.

Nezahat Onbaşı’nın kahramanlık hikâyesi savaş yıllarında TBMM’de tartışıldı. 30 Ocak 1921 günü yapılan 140. oturumun birinci celsesine Bursa mebusu Emin Bey, ilk İstiklal Madalyası’nın Nezahat Onbaşı’ya takdimini teklif etti. Madalya takdimine dair karar zabıtlara geçmiş, ancak Nezahat Hanım’ın ömrü boyunca hayata geçirilmemiştir.

Nezahat Onbaşı, savaştan sonra babası ile İstanbul'da yaşadı. Önce Bursa Amerikan Kız Koleji’nde, ardından İstanbul Kumkapı'da açılan Fransız Jan Dark Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Babasının ikinci evliliği üzerine okuldan alındı, ortaokuldan sonra eğitimine devam etmedi. 1931’de İstiklal Madalyası sahibi genç bir asker olan Yüzbaşı Mehmet Rıfat Bey ile evlendi. Çift, Soyadı Kanunu çıktığında “Baysel” soyadını aldı ve iki kız çocuğu sahibi oldu. Nezahat Hanım, hayatını subay eşinin görev yaptığı Tokat, Amasya, Bursa, Ankara ve İstanbul’da sürdürdü.[3] Yarım bıraktığı eğitimini 1936’da Ankara'da İsmet İnönü Kız Enstitüsü’ne giderek tamamladı.

Eşi Mehmet Rıfat Bey’in, Atatürk’ün yaverleri arasına girmesi üzerine kendisi de Atatürk’ün yakınında bulunan, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen devlet törenlerine, balolara katılan Nezahet Onbaşı, dönemin asker ve lider eşleriyle iyi ilişkiler kurdu.[1]. 1974 yılında eşini kaybetti.

Kamuoyu, 1944 yılında Samet Ağaoğlu'nun “Kuvayı Milliye Ruhu” adlı kitabıyla Nezahat Onbaşı'nın hikâyesinden haberdar olmuştur. Kendisi ile görüşen gazeteci Kadri Kayabal, onun Kurtuluş Savaşı günleri ile ilgili belgeleri ödünç almış, ancak kaybetmişti.[3] Böylece onbaşılık belgesi kaybolduğu için İstiklal Madalyası alamadı ancak konu bir gazete köşe yazarı tarafından gündeme getirilince 1986 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen bir törenle TBMM başkanı Necmettin Karaduman tarafından takdir beratı sunuldu.

24 Eylül 1994 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde hayatını kaybetti. Cenaze töreni, bir takım askerin katılımı ile gerçekleşti. Naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Ölümünden sonraDüzenle

Nezahat Onbaşı'nın hayatı ve istiklal madalyasını almadan ölümü, Ozan Bodur’un "Meclis'in Unuttuğu Kahraman Nezahet" (2013) kitabında konu oldu ve yeniden gündeme geldi.[4]2013 yılında Meclis Başkanı Cemil Çiçek, gecikme için özür dileyerek Baysel’in torunu Şebnem Üçok'un kızı Gizem Ünaldı'ya 95 bin 262'inci İstiklal Madalyası’nı taktı.

Kahramanlık hikâyesi, Şeref Manun adlı sanatçı Japon çizgi sanatı anime-manga tekniği ile çizmiş ve eser, çizgi roman olarak yayımlanmıştır.[5]

Dış bağlantılarDüzenle

KaynakçaDüzenle