Müslüman Rumlar

Etnik grup
(Müslüman Yunanlar sayfasından yönlendirildi)

Müslüman Rumlar veya Müslüman Yunanlar (Yunanca: Ελληνόφωνοι μουσουλμάνοι Ellinofoni musulmani), Osmanlı döneminde İslam’ı kabul eden Rum kökenli bir halktır. Özellikle yeniçerilerin soyundan gelenler ve Yunan Makedonyası (Yunanca: Βαλαχάδες Vallahades), Girit, Kuzeydoğu Anadolu ve Pontus Alpleri (Rumca: Πόντιοι "Pontii" Podii) bölgesinde bulunan halk İslam’ı kabul etmiştir. Günümüzde çoğunlukla Türkiye’nin batı kısmında (özellikle İzmir, Bursa ve Edirne’de) ve kuzeydoğu kısmında (özellikle Trabzon, Gümüşhane, Sivas, Erzincan, Erzurum, Tokat[1] ve Kars’da) bulunurlar. Ayrıca Yunanistan, Kıbrıs, Gürcistan, Lübnan ve Suriye'de azımsanmayacak kadar çok Müslüman Rum bulunur.

Müslüman Rumlar
Ελληνόφωνοι Μουσουλμάνοι
Toplam nüfus
1,400,000[kaynak belirtilmeli]
Türkiye Türkiye 1,350,000[kaynak belirtilmeli]
Yunanistan Yunanistan 10,000[kaynak belirtilmeli]
Suriye Suriye 7,000[kaynak belirtilmeli]
Lübnan Lübnan 7,000[kaynak belirtilmeli]
Diller
Yunanca (Pontus Rumcası, Girit Rumcası, Kıbrıs Rumcası), Türkçe, Arapça, Rusça, Gürcüce
İlgili etnik gruplar
Yunanlar

Yunan kökenlerine ve dillerine rağmen Türkiye’de bu halk ya Türk ya da Laz olarak görülmektedir. Pek çok Rum, büyükleri ile Rumca konuşarak bu dilin lehçelerini çok iyi bir şekilde öğrenmişlerdir (Örneğin; Girit Rumcası, Pontus Rumcası). Ancak bu Rumlardan çok azı kendilerini Rum olarak tanımlar.[2] Bunun nedeni Rumların çoğunun Ortodoks Hristiyan olması ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Rumların tarihî ve askerî bir tehdit olarak görülmesi sonucu onlara karşı uygulanan asimilasyon politikasıdır. Ayrıca Yunanistan’ın kurulduğu ilk dönemlerde Müslümanlar, Yunan dahi olsalar Yunan milletinin bir parçası olarak görülmemekteydi.[3] Osmanlı Dönemi’nin sonlarına doğru (özellikle 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrası) pek çok Müslüman Rum, Yunanistan’dan Libya, Suriye ve Lübnan‘a göç etti. Hamidiye’deki gibi yerleşim yerlerinde Müslüman Rumların çoğu halen Girit Rumcası’nı konuşmaktadır.[4] Müslüman Rumlar tarihsel olarak dilsel ve etnik mensupluklarına rağmen Ortodoks Hristiyanları Rum (Ελληνικος), Müslümanları ise Türk (Τούρκος) olarak saymıştır.[5]

Trakya'da mukim olan istisna bu Rumların çoğu Lozan Antlaşması sonucu nüfus mübadelesinde Türkiye'ye geçmişlerdi. Millet sisteminin oluşturduğu durum nedeniyle mübadelede önemli olan dil veya etnik mensupluk değil, dindi. Bu nedenle Yunanistan‘dan ayrılan tüm Müslümanlar dilsel ve etnik mensupluklarına rağmen “Türk” kabul edilirken Türkiye’den ayrılan tüm Hristiyanlar dilsel ve etnik mensupluklarına rağmen Hristiyan olmalarından dolayı “Rum“ kabul edildi.[6] Ancak Yunan Hükümeti Batı Trakya’daki Mesta Karasu Nehri‘nin doğusunda yaşayan Müslümanları (Pomaklar ve Batı Trakya Türkleri), Türk hükûmeti ise İstanbul’daki Rumlar’ı istisna olarak mübadeleye dahil etmedi.[7]

Müslüman Rumların günümüzde en çok yaşadığı ülke olan Türkiye’de; yaşadıkları bölgenin yerlisi olan ve Yunanistan veya Kıbrıs’tan göç etmiş pek çok Rum bulunur.[8]

Memlûklü Müslüman bir Rum (Louis Dupré, oil on canvas, 1825)

İslam'a geçiş nedenleriDüzenle

Osmanlı döneminde Yunanların Müslüman olmalarını gerektiren bir kanun yoktu ancak Osmanlı yönetiminin sosyal ekonomik zorluğunu aşmak için ya da Rum ruhban sınıfın bozulması nedeniyle birçok Yunan İslam dinini kabul etmiştir. Bir oryantalist, Thomas Walker Arnold Rum Kilisesi hiyerarşisi Hristiyanları büyük vergi ile yükledi ve Hristiyan cenaze töreni hakkı için yüksek ücret istediklerini dikkat çekti. Din adamları çocukları köle olarak sattığını iddia ediliyordu. İslam'a geçmeleri başka bir nedeni Arnold'a göre "entelektüel yaşamın enerjisi din ve namus konusunda tartışmasını yasaklayan dogmatizmin ağırlığın altında ezen kilise despotizm" ine haline gelen Rum Kilisesi'nin durumuydu. Arnold'a göre diğerleri "Kutsal Ayin'de maya veya mayasız ekmeğin kullanmasının gibi ehemmiyetsizliğine sonsuz muhavere sağlayan Hristiyan doktrinlerin aksine İslam ilkelerinin açık anlayışı olduğu için Hristiyanlığı bırakıp İslam'a geçtiler.[9]

Kafkasya ve Pontuslu Müslüman RumlarDüzenle

Pontus Rumcası (Yunanistan’dakilerin aksine kendi dillerini "Pontiaka" (Ποντιακά Podiaka) yerine "Romeika" (Ρωμαίικα) olarak tanımlarlar, Karadeniz’in güney sahillerine yakın yerlerde topluluklar halinde dağılmış Müslüman Rumlarca konuşulmaktadır. Pontuslu Müslüman Rumlar, daha çok Trabzon’da bulunmakla birlikte pek çok bölgede iskan etmektedirler. Pontus Rumcası şu bölgelerde konuşulmaktadır:[10][11] Tonya ve Tonya’ya bağlı 6 köy, Beşköy’e bağlı 6 köy, Sürmene, Köprübaşı ve Maçka‘daki Galyana Vadisi’nde bulunan 9 köy. Galyana Vadisi’ndekiler, 1929 yılında Beşköy’de gerçekleşen yıkıcı bir selden sonra buradaki Ortodoks Pontus Rumları’nın mübadele sonrası terk ettikleri evlerine yerleştirildiler. En büyük Pontuslu Müslüman Rum topluluğu Of Vadisi’nde (Çaykara, Dernekpazarı ve Of’un bir kısmı) bulunur. Çaykara ilçesinde 23 tane köyde Rumca konuşulmaktadır[12], bölgedeki anadili Rumca olan kişilere göre Çaykara ilçesinde 70 tane Müslüman Rum köyü vardı ancak yaşanan büyük göç nedeniyle bu sayı değişmiştir.[13] Ayrıca Dernekpazarı’na bağlı 12 tane Müslüman Rum köyü vardır.[12] 1914 yılında Ekümenik Patrikhane’nin yaptığı resmî sayıma göre sadece Pontus bölgesinde yaklaşık 190,000 Müslüman Rum yaşıyordu.[14] Yıllar geçtikçe, Trabzon bölgesinden Türkiye'nin İstanbul, Sakarya, Zonguldak, Bursa ve Adapazarı gibi bölgelerine yoğun göçler yaşanmıştır.[12] Ayrıca 1960’larda Türkiye’den Almanya’ya göç edenler de olmuştur.[12] Pontus’daki pek çok Müslüman Rumlar (hatta gençler bile) konuştukları dili ya akıcı ya da akıcıya yakın bir şekilde konuşurlar.[15] Erkekler genellikle Türkçe ve Rumca olmak üzere çift dillidir. Ancak kadınlar genellikle Rumca konuşurlar.[15] Pontuslu Müslüman Rumlar ayrıca; Rize (daha çok İkizdere ilçesinde bulunur), Erzincan, Gümüşhane, Erzurum ilinin bir kısmı ve Rus İmparatorluğu‘nun Kars Oblastı (bkz. Kafkasya Rumları) ve Gürcistan gibi diğer yerleşim yerlerinde de bulunabilir (bkz. Gürcistan’da İslam). Günümüzde bu bölgedeki Müslüman Rumlar[16] kendilerini Türk olarak görmektedir.[13][17] Türkiye’de bu topluluk ”Rum” veya “Yunan” olarak adlandırılır. Ancak Pontuslu Müslümanlar, bu terimleri Yunanistan, Hristiyanlık ve Türk düşmanı olarak algılandığı için kendilerini tanımlamak için kullanamazlar. Ayrıca kendi dillerini ”Rumeyka“, ”Rumca” ya da ”Rumcika” olarak tanımlarlar.[18] Yunanistan’dakiler kendi dillerinin dokuzuncu yüzyılın başlarından itibaren Rumeyka yerine «Ελληνικά» (Okunuşu;Ellinika) olarak tanımlıyorlar.[19] Pontuslu Müslümanlar Hanefi mezhebine bağlıdırlar ve katı dini hassasiyetleriyle ve birçok âlim yetiştirmeleriyle bilinirler.[15]

EpirlilerDüzenle

Epir bölgesindeki bütün Müslümanlara Türkler “Yanyalılar”; Yunanlar ise Τουρκογιαννιώτες (Türk Yanyalılar) derdi. 1912 ve 1923 yıllarında olmak üzere iki göç döneminde Türkiye'ye göç ettiler. Nüfus Mübadelesi’nden sonra Epirli Grekofon Müslümanlar İstanbul’un Anadolu yakasına, özellikle Erenköy’den Kartal’a kadar olan bir bölgeye (zamanında bu bölgede zengin Ortodokslar yaşıyordu) yerleştirildiler.[20] Epirli Müslüman nüfusunun çoğunluğu Arnavut kökenli olsa da Yunan asıllı olanlar da az değildi. Bu Yunan asıllı olanlar: Suli,[21] Margariti (ikisinin de çoğunluğu Müslüman),[22][23] Yanya, Preveze, Luros, Paramythia, Koniçe ve bunun gibi Pindus Dağları bölgesinde bulunan pek çok yerleşim yeri örnek verilebilir.[24] Kimlikleriyle ilgili olarak, Yanya ve Paramythia'da çoğunluk olan ve Parga ve muhtemelen Preveze’de nüfusları fazla olan Yunan asıllı Müslüman nüfus,[25][26] " Arnavutlar ile aynı kimlik inşası yolunu paylaştı ve böylece Arnavutça konuşan sakinlerle aralarında belirgin bir farklılık oluşmadı." [20][25] 18. yüzyılda Yanya'da yaşamış olan Yunan Müslüman olan Hoca Esat Efendi Aristoteles'i Türkçeye çeviren ilk tercümandır.[27] Yanya’daki bazı Grekofon Müslümanlar, Arap Alfabesi’ni kullanarak Yunan Dili'nde, çoğunlukla şiir olmak üzere pek çok edebi eserler yazmışlardır.[26] Topluluk günümüzde tamamen Türkleştirilmiş durumdadır. Bu Yunan asıllılardan çok Arnavut asıllılardan oluşan Epirli Müslüman topluluğu, günümüzde genellikle Çam Arnavutları olarak anılır.

MakedonyalılarDüzenle

Batı Makedonya’daki Müslüman Rumlar,[3][28][29][30] İnce Karasu Nehri civarında da yaşamıştır.[31] Bu topluluk “Vallahades” ismiyle bilinir ve muhtemelen 1700’lerin sonuna doğru kitlesel olarak Müslüman olmuşlardı. Yunan Makedonyası ve Güney Balkanlar’daki çoğu İslam’ı kabul ederken Türk dili ve kimliğini de benimseyen toplulukların aksine bu topluluk Yunan kültürlerini ve dillerini korumuştur. Buna karşılık, Epir, Trakya ve Makedonya’nın diğer kısımlarındaki Grekofon Müslümanlar, Osmanlı ilk dönemlerinde Müslüman olurken Türkçe’yi de benimsediler ve böylece Osmanlı iktidar seçkinlerine daha kolay ve iyice asimile olmuşlardı. Todor Simovski'nin değerlendirmesine göre (1972), 1912'de Yunanistan'ın Makedonya bölgesinde 13.753 Müslüman Rum vardı.[32]

Yirminci yüzyılda, Vallahades, diğer Yunanlılar tarafından dinlerinden dolayı Türk sayılıyordu ve Yunanistan ile Türkiye arasında dil ve etnik köken yerine dini bağlılığa (Hıristiyan Ortodoks ve Müslüman) dayanan 1922-1923 nüfus değişiminden muaf değillerdi. Vallahades, Batı Asya'da, Kumburgaz, Büyükçekmece ve Çatalca gibi kasabalara veya Honaz’dakiler gibi köylere yerleştirildi.[28] Birçok Vallahades Romeika[28] adını verdikleri Yunanca’yı konuşmaya devam ediyor olsalar da Müslüman Türk akımına bağlı olarak Türkleştirildi.[33]

TeselyalılarDüzenle

Grekofon Müslümanlar, Teselya'da da yaşıyorlardı.[34] Bu topluluk çoğunlukla Larissa, Trikala, Kardiça, Almyros ve Volos gibi şehirlerde ve bu şehirlerin çevresinde yoğunlaşmıştı. Ayrıca bu topluluk kasabalarda, Alasonya, Tyrnovos ve Almyros gibi bazı beldelerin köylerinde de bulunmaktaydı. Lampros Koutsonikas'a göre Alasonya kazasındaki Müslümanlar “Vallahades” denilen grupta sayılırdı.[35] Evliya Çelebi de Seyahatnâme’de Müslüman Grekofon halkın varlığından bahsediyor.[36] Ayrıca, Evliya Çelebi Seyahatnâme'nin 8. cildinde Tesalya'da birçok Yunan asıllı Müslüman bulunduğundan da bahsediyor.[37] Argyropouli köyü halkı gibi bazı Ulah kökenli olup bu topluluğa asimile edilmiş olan Müslümanlar da vardır. 1881 İstanbul Antlaşması ile Teselya’nın Yunanistan Krallığı’nın kontrolüne geçmesinden sonra bu bölgenin Müslüman halkı, Osmanlı idaresindeki başka bölgelere göç etmeye başladı.[38] İngiliz Başkonsolosu Blunt, 19. yüzyılın son çeyreğinde “Yunanca’nın genellikle Türkler tarafından da konuşulduğunu ve Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında ortak bir dil gibi görüldüğünü” gözlemlemiştir.

KıbrıslılarDüzenle

1878'de Kıbrıs'ın Müslüman sakinleri, adanın 120.000 kişilik nüfusunun üçte birini oluşturuyordu. Bu üçte birlik kısım Türk ya da "Neo-Müslüman" olarak iki gruptan oluşuyordu. Bu "Neo-Müslüman" olan kısım Yunan kökenlidir, İslam'ı kabul etmiştir ve Yunanca konuşurdu. Ayrıca karakter olarak adadanın Hristiyan sakinlerine benzerlerdi. 1936'da bu topluluğun en son gruplarının Antalya'ya yerleştiği rapor edilmiştir. Bu topluluğun entegrasyon sırasında Yunanca'yı konuşmayı bıraktıkları düşünülüyor.[39] 1950'li yıllarda Kıbrıs'ta hala Grekofon Müslüman yerleşim yerleri bulunmaktaydı. Bunlar; Lapithou (Kozan), Platanisso (Balalan), Ayios Simeon (Avtepe) and Galinoporni (Kaleburnu) olmak üzere 4 tanedir. Ancak bu bölgelerin insanları, kendilerini "Türk" olarak tanımlamaktadır.[8] Ayrıca 2017'de yapılan bir araştırmaya göre Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Ortodoks Rumlar arasında güçlü bir genetik bağ vardır.[40]

Ege Adalarındaki Müslüman RumlarDüzenle

Osmanlı döneminde hiçbir zaman büyük bir Müslüman nüfusa sahip olmamasına rağmen[41] Hios (Sakız), Lesvos (Midilli), Kos (İstanköy), Rodos, Lemnos (Limni) ve Tenedos (Bozcaada) gibi bazı Ege Adaları Yunan kökenli büyük bir Müslüman nüfusu içeriyordu.[42] Yunan İhtilali'nden önce Euboea (Eğriboz) Adası’nda da Müslümanlar da vardı. Bu adaların çoğunda Müslümanlar sadece adaların ana merkezinde ve bu merkezin çevresinde yaşıyorlardı. Günümüzde yaklaşık 5.000-5.500 civarı Grekofon Müslüman Kos (İstanköy) ve Rodos adalarında yaşamaktadır; çünkü bu adaların içinde bulunduğu On İki Adalar grubu zamanında İtalya’nın elindeydi ve bu nedenle oranın halkı Nüfus Mübadelesi’nden muaftı.

KırımlılarDüzenle

Orta Çağ'da, Kırım'daki Yunan halk, Kırım Tatarlarının dilsel asimilasyonuna rağmen, geleneksel olarak Doğu Ortodoks Kilisesi’ne bağlı kaldı. Rus Çariçesi II. Katerina 1777-1778 yılında Kırım’ı Osmanlıların elinden aldığında yerel Ortodoks halk zorla sınır dışı edildi ve Azak Denizi’nin kuzeyine yerleştirildi. Sürgün edilmemek için bazı Yunanlar İslam’ı kabul etti. Kırım Tatarcası dilini konuşan Müslüman Kermençik Köyü (1945’te adı Vysokoe’ye çevrildi) Yunan kimliklerini korudu ve bir süre Hristiyan adetlerini gizlice devam ettirdi. 19. yüzyılda Kermençik’in alt yarısına Türkiye’den Hristiyan Yunanlar gelirken, üst kısmında Müslümanlar yaşıyordu. 1944 yılında Stalin yönetimi, Kermençik Müslümanlarını Kırım Tatarı saymış ve Kırım’daki diğer etnik azınlıklarla birlikte zorla Orta Asya’ya sürmüştür.[43]

Lübnan ve SuriyeDüzenle

Trablusşam'da yaklaşık 7.000, Suriye'nin Hamidiye kentinde ise yaklaşık 8.000 Yunan Müslüman bulunmaktadır. Bu Yunanların çoğu aslen Giritlidir.[44] Kaynaklar bu topluluğun 1866'da başlayan Girit İsyanı ile 1897 yılındaki Osmanlı-Yunan Savaşı arası dönemde Girit'ten ayrıldığını belirtiyor.[44] Sultan II. Abdülhamid, adadan kaçıp Osmanlı Devleti'ne sığınan Giritli Müslüman ailelerin Levant kıyılarından bir bölgeye yerleşmelerini sağladı. Bu yeni yerleşime II. Abdülhamid'e atfen Hamidiye ismi verilmiştir.

Lübnan'daki birçok Grekofon Müslüman, bir şekilde Giritli Müslüman kimliğini ve Yunan dilini korumayı başarmıştır.[45] Komşu toplulukların aksine bu Müslüman toplulukta, monogami yaygındır ve boşanmak utanç verici olarak görülür. Lübnan İç Savaşı'na kadar, birbirlerine sıkı sıkıya bağlıydılar ve genellikle akraba evliliği (Endogami) yaparlardı. Ancak birçoğu 15 yıl süren iç savaş yüzünden Lübnan'dan ayrıldı.[44]

Grekofon Müslümanlar, Hamidiye nüfusunun %60'ını oluşturmaktadır.[46] Oran daha yüksek olabilir ancak ailelerdeki melez ilişki sebebiyle kesin değildir. Topluluk kültürünü korumak konusunda çok hassastır. Yunanca bilgileri son derece iyidir. Tarihi anavatanlarıyla ilişkileri ise uydu televizyon ve akrabaları sayesinde mümkün oldu. Bu toplulukta da monogami yaygındır.[44] Günümüzde Hamidiye'deki Grekofon topluluğun çoğu kendilerini "Girit Müslümanları" olarak bir kısmı ise "Girit Türkleri" olarak tanımlar.[47]

1988 yılında, hem Suriye hem de Lübnan'da bulunan Grekeofon Müslümanlardan pek çok kişi dinlerinden dolayı Yunan Büyükelçiliği tarafından ayrımcılığa maruz kaldıklarını bildirmişti. Topluluk üyeleri kayıtsızlık ve hatta düşmanlık ile karşılanmış ve Yunancalarını geliştirmek istemeleri sebebiyle Yunanistan'a yapılacak geziler için vize ve fırsatlar verilmemiştir.[44]

Orta AsyaDüzenle

Malazgirt Savaşı’nda, Selçukluların Bizans İmparatoru Romen Diyojen önderliğindeki Bizans ordusunu yenmesi sonucu pek çok Bizanslı, köle olarak alındı. Bu Bizanslı kölelerin en ünlüsü; o zamanki Selçuklu İranı’nın Horasan eyaletinde bulunan ancak bugünkü Türkmenistan’da yer alan Merv şehrinde yaşamış müslüman bir bilim adamı olan Hazinî’dir.[48]

Diğer Müslüman RumlarDüzenle

Tanınmış Müslüman YunanlarDüzenle

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ Agop Arslanyan (2005). Adım Agop Memleketim Tokat.
  2. ^ Mackridge, Peter (1987). "Greek-speaking Moslems of north-east Turkey: prolegomena to a study of the Ophitic sub-dialect of Pontic." Byzantine and Modern Greek Studies. 11. (1): 117.
  3. ^ a b Mackridge, Peter (2010). Language and national identity in Greece, 1766–1976. Oxford University Press. p. 65. "Greek-speaking Muslims have not usually been considered as belonging to the Greek nation. Some communities of Greek-speaking Muslims lived in Macedonia. Muslims, most of them native speakers of Greek, formed a slight majority of the population of Crete in the early nineteenth century. The vast majority of these were descended from Christians who had voluntarily converted to Islam in the period following the Ottoman conquest of the island in 1669."
  4. ^ Barbour, S., Language and Nationalism in Europe, Oxford University Press, 2000, 0-19-823671-9
  5. ^ Hodgson, Marshall (2009). The Venture of Islam, Volume 3: The Gunpower Empires and Modern Times. University of Chicago Press. Chicago. pp. 262–263. "Islam, to be sure, remained, but chiefly as woven into the character of the Turkish folk. On this level, even Kemal, unbeliever as he was, was loyal to the Muslim community as such. Kemal would not let a Muslim-born girl be married to an infidel. Especially in the early years (as was illustrated in the transfer of populations with Greece) being a Turk was still defined more by religion than by language: Greek-speaking Muslims were Turks (and indeed they wrote their Greek with the Turkish letters) and Turkish-speaking Christians were Greeks (they wrote their Turkish with Greek letters). Though language was the ultimate criterion of the community, the folk-religion was so important that it might outweigh even language in determining basic cultural allegiance, within a local context."
  6. ^ Poulton, Hugh (2000). "The Muslim experience in the Balkan states, 1919‐1991." Nationalities Papers. 28. (1): 46. "In these exchanges, due to the influence of the millet system (see below), religion not ethnicity or language was the key factor, with all the Muslims expelled from Greece seen as "Turks," and all the Orthodox people expelled from Turkey seen as "Greeks" regardless of mother tongue or ethnicity."
  7. ^ See Hugh Poulton, 'The Balkans: minorities and states in conflict', Minority Rights Publications, 1991.
  8. ^ a b Beckingham, Charles Fraser (1957). "The Turks of Cyprus." Journal of the Anthropological Institute of Great Britain and Ireland. 87. (2): 170–171. "While many Turks habitually speak Turkish there are 'Turkish', that is, Muslim villages in which the normal language is Greek; among them are Lapithou, Platanisso, Ayios Simeon and Galinoporni. This fact has not yet been adequately investigated. With the growth of national feeling and the spread of education the phenomenon is becoming not only rarer but harder to detect. In a Muslim village the school teacher will be a Turk and will teach the children Turkish. They already think of themselves as Turks, and having once learnt the language, will sometimes use it in talking to a visitor in preference to Greek, merely as matter of national pride. It has been suggested that these Greek-speaking Muslims are descended from Turkish- speaking immigrants who have retained their faith but abandoned their language because of the greater flexibility and commercial usefulness of Greek. It is open to the objection that these villages are situated in the remoter parts of the island, in the western mountains and in the Carpass peninsula, where most of the inhabitants are poor farmers whose commercial dealings are very limited. Moreover, if Greek had gradually replaced Turkish in these villages, one would have expected this to happen in isolated places, where a Turkish settlement is surrounded by Greek villages rather than where there are a number of Turkish villages close together as there are in the Carpass. Yet Ayios Simeon (F I), Ayios Andronikos (F I), and Galinoporni (F I) are all Greek-speaking, while the neighbouring village of Korovia (F I) is Turkish-speaking. It is more likely that these people are descended from Cypriots converted to Islam after 1571, who changed their religion but kept their language. This was the view of Menardos (1905, p. 415) and it is supported by the analogous case of Crete. There it is well known that many Cretans were converted to Islam, and there is ample evidence that Greek was almost the only language spoken by either community in the Cretan villages. Pashley (1837, vol. I, p. 8) ‘soon found that the whole rural population of Crete understands only Greek. The Aghás, who live in the principal towns, also know Turkish; although, even with them, Greek is essentially the mother-tongue.’"
  9. ^ Sir Thomas Walker Arnold (1896). The Preaching of Islam: A History of the Propagation of the Muslim Faith.
  10. ^ Mackridge. Greek-speaking Moslems of north-east Turkey. 1987. p. 115-116.
  11. ^ Özkan, Hakan (2013). "The Pontic Greek spoken by Muslims in the villages of Beşköy in the province of present-day Trabzon." Byzantine and Modern Greek Studies. 37. (1): 130–131.
  12. ^ a b c d Hakan. The Pontic Greek spoken by Muslims. 2013. p. 131.
  13. ^ a b Schreiber, Laurentia (2015).Assessing sociolinguistic vitality: an attitudinal study of Rumca (Romeyka). (Thesis). Free University of Berlin. p. 12. "Moreover, in comparison with the number of inhabitants of Romeyka-speaking villages, the number of speakers must have been considerably higher (Özkan 2013). The number of speakers was estimated by respondents of the present study as between 1,000 and 5,000 speakers. They report, however, that the number of Rumca-speaking villages has decreased due to migration (7).(7) Trabzon’da ban köylerinde konuşuluyor. Diǧer köylerde de varmış ama unutulmuş. Çaykaran’ın yüz yırmı köyu var Yüz yırmı köyünden hemen hemen yetmişinde konuşuluyor. F50 "[Rumca] is spoken in some villages at Trabzon. It was also spoken in the other villages but it has been forgotten. Çaykara has 120 villages. Rumca is more or less spoken in 70 of 120 villages.""; p.55. "Besides Turkish national identity, Rumca speakers have a strong Muslim identity (Bortone 2009, Ozkan 2013) functioning as a dissolution of the split between Rumca and Turkish identity by emphasising common religious identity. Furthermore, the Muslim faith is used as a strong indicator of Turkishness. Emphasis on Turkish and Muslim identity entails at the same time rejection of any Rumca ethnic identity (Bortone 2009, Ozkan 2013) in relation to Greece, which is still considered an enemy country (Sitaridou 2013). Denial of any links to Greece goes so far that some female respondents from G2 even hesitated to mention the word Rum or Greek. On the one hand, respondents are aware of the Greek origin of Rumca and may even recognize shared cultural elements. Due to the lack of a distinct ethnic identity, Rumca speakers have no political identity and do not strive to gain national acknowledgement (Sitaridou 2013, Bortone 2009, Macktidge 1987)"
  14. ^ Α. Υ.Ε., Κ. Υ.,Α/1920, Ο Ελληνισμός του Πόντου, Έκθεση του Αρχιμανδρίτη Πανάρετου, p.12
  15. ^ a b c Mackridge. Greek-speaking Moslems of north-east Turkey. 1987. p. 117.
  16. ^ Poutouridou, Margarita (1997). "[1] 18 Mayıs 2015[Tarih uyuşmuyor] tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. The Of valley and the coming of Islam: The case of the Greek-speaking muslims." Bulletin of the Centre for Asia Minor Studies. 12: 47–70.
  17. ^ Mackridge. Greek-speaking Moslems of north-east Turkey. 1987. p. 117. "lack of any apparent sense of identity other than Turkish".
  18. ^ Hakan. The Pontic Greek spoken by Muslims. 2013. p. 132-133.
  19. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; Hakan. 2013. p. 133 isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  20. ^ a b Yildirim, Onur (2006). Diplomacy and displacement: reconsidering the Turco-Greek exchange of populations, 1922–1934. Taylor & Francis. p. 112. "As we learn from Riza Nur's memoirs, the Anatolian section of Istanbul, especially the districts from Erenköy to Kartal, which had been populated by the wealthiest of the Greek minority, was subjected to the invasion of the Albanian refugees from Janina, who spoke only Greek."
  21. ^ Municipality of Paramythia, Thesprotia 9 June 2002 tarihinde Archive.is sitesinde arşivlendi. Paramythia.gr
  22. ^ Historical Abstracts: Bibliography of the World's Historical Literature. Published 1955
  23. ^ Handbook for Travellers in Greece by Amy Frances Yule and John Murray. Published 1884. J. Murray; p. 678
  24. ^ Das Staatsarchiv by Institut für auswärtige Politik (Germany), Berlin (Germany) Institut für ausländisches öffentliches Recht und Völkerrecht, Germany Auswärtiges Amt Today. Published 1904. Akademische Verlagsgesellschaft m.b.h.; p.31
  25. ^ a b Lambros Baltsiotis (2011). The Muslim Chams of Northwestern Greece: The grounds for the expulsion of a "non-existent" minority community. European Journal of Turkish Studies. "It's worth mentioning that the Greek speaking Muslim communities, which were the majority population at Yanina and Paramythia, and of substantial numbers in Parga and probably Preveza, shared the same route of identity construction, with no evident differentiation between them and their Albanian speaking co-habitants."
  26. ^ a b Kotzageorgis, Phokion (2010). "Reworking the Ascension in Ottoman Lands: An Eighteenth-Century Mi'rājnāma in Greek from Epirus". In Gruber, Christiane J., & Frederick Stephen Colby (eds). The Prophet's ascension: cross-cultural encounters with the Islamic mi'rāj tales. Indiana University Press. p.297. "The element that makes this text a unicum is that it is written in Greek script. In the Ottoman Empire, the primary criterion for the selection of an alphabet in which to write was religion. Thus, people who did not speak—or even know—the official language of their religion used to write their religious texts in the languages that they knew, though in the alphabet where the sacred texts of that religion were written. Thus, the Grecophone Catholics of Chios wrote using the Latin alphabet, but in the Greek language (frangochiotika); the Turcophone Orthodox Christians of Cappadocia wrote their Turkish texts using the Greek alphabet (karamanlidika); and the Grecophone Muslims of the Greek peninsula wrote in Greek language using the Arabic alphabet (tourkogianniotika, tourkokretika). Our case is much stranger, since it is a quite early example for that kind of literature and because it is largely concerned with religious themes."; p. 306. The audience for the Greek Mi'rājnāma was most certainly Greek-speaking Muslims, in particular the so-called Tourkogianniotes (literally, the Turks of Jannina). Although few examples have been discovered as yet, it seems that these people developed a religious literature mainly composed in verse form. This literary form constituted the mainstream of Greek Aljamiado literature from the middle of the seventeenth century until the population exchange between Greece and Turkey in 1923. Tourkogianniotes were probably of Christian origin and were Islamized sometime during the seventeenth century. They did not speak any language other than Greek. Thus, even their frequency in attending mosque services did not provide them with the necessary knowledge about their faith. Given their low level of literacy, one important way that they could learn about their faith was to listen to religiously edifying texts such as the Greek Mi'rājnāma.
  27. ^ Dimitris Tziovas, Greece and the Balkans: Identities, Perceptions and Cultural Encounters since the Enlightenment by Dēmētrēs Tziovas. Published 2003. Ashgate Publishing, Ltd.; p.56
  28. ^ a b c Koukoudis, Asterios (2003). "The Vlachs: Metropolis and Diaspora". Zitros. p. 198. "In the mid-seventeenth century, the inhabitants of many of the villages in the upper Aliakmon valley-in the areas of Grevena, Anaselitsa or Voio, and Kastoria— gradually converted to Islam. Among them were a number of Kupatshari, who continued to speak Greek, however, and to observe many of their old Christian customs. The Islamicised Greek-speaking inhabitants of these areas came to be better known as "Valaades". They were also called "Foutsides", while to the Vlachs of the Grevena area they were also known as "Vlăhútsi". According to Greek statistics, in 1923 Anavrytia (Vrastino), Kastro, Kyrakali, and Pigadtisa were inhabited exclusively by Moslems (i.e Valaades), while Elatos (Dovrani), Doxaros (Boura), Kalamitsi, Felli, and Melissi (Plessia) were inhabited by Moslem Valaades and Christian Kupatshari. There were also Valaades living in Grevena, as also in other villages to the north and east of the town. ... the term "Valaades" refers to Greek-speaking Moslems not only of the Grevena area but also of Anaselitsa. In 1924, despite even their own objections, the last of the Valaades being Moslems, were forced to leave Greece under the terms of the compulsory exchange of populations between Greece and Turkey. Until then they had been almost entirely Greek-speakers. Many of the descendants of the Valaades of Anaseltisa, now scattered through Turkey and particularly Eastern Thrace (in such towns as Kumburgaz, Büyükçekmece, and Çatalca), still speak Greek dialect of Western Macedonia, which, significantly, they themselves call Romeïka "the language of the Romii". It is worth noting the recent research carried out by Kemal Yalçin, which puts a human face on the fate of 120 or so families from Anavryta and Kastro, who were involved in the exchange of populations. They set sail from Thessaloniki for Izmir, and from there settled en bloc in the village of Honaz near Denizli."
  29. ^ Livanios, Dimitris (2008). "The Quest for Hellenism: Religion, Nationalism and Collective Identities in Greece (1453–1913)." The Historical Review/La Revue Historique. 3: 42. "in Macedonia there were also Greek-speaking Muslims, the valaades."
  30. ^ Tsitselikis. Old and New Islam in Greece. 2012. p. 63. "Greek-speaking Muslims (Valaades)".
  31. ^ Jubilee Congress of the Folk-lore Society by Folklore Society (Great Britain). Published 1930; p.140
  32. ^ Who are the Macedonians? by Hugh Poulton. Published 2000, Indiana University Press; p. 85
  33. ^ Kappler. I musulmani grecofoni. 1996. p. 86. "Accenni alla loro religiosità popolare mistiforme "completano" questo quadro, ridotto, sulla trasmissione culturale di un popolo illetterato ormai scornparso: emigrati in Asia minore dalla fine del secolo scorso, e ancora soggetti allo scambio delle popolazioni del 1923, i "Vallahades", o meglio i loro discendenti, sono ormai pienamente assimilati agli ambienti turchi di Turchia."
  34. ^ Kemal Karpat (1985), Ottoman Population, 1830-1914, Demographic and Social Characteristics, The University of Wisconsin Press, p. 70
  35. ^ "Α. Vacalopoulos, History of Macedonia 1354–1833 – 10.1". promacedonia.org. 18 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Şubat 2019. 
  36. ^ Develi, Hayati (2011). Evliya Çelebi Seyahatnamesi‟ nin Verilerine Göre 17. yüzyıl Yunanistan‟ ında Dilsel Dağılım. Yapı Kredi Yayınları. ss. 160-170. ISBN 9789750821202. 
  37. ^ Kahraman, Seyit Ali (2011). Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Gümülcine, Kandiye, Selanik, Tırhala, Atina, Mora, Navarin, Girit Adası, Hanya, Kandiye, Elbasan, Ohri, Tekirdağı. Istanbul, Turkey: Yapı Kredi Yayınları. ss. 185-196. ISBN 978-975-08-1976-6. 
  38. ^ Serbestoğlu, İbrahim (2014). "Yunanistan'a Geçiş Sürecinde Teselya Müslümanlarının Durumu". Belleten. ss. 1075–1097. 
  39. ^ Peter Alford Andrews, Ethnic Groups in the Republic of Turkey, Dr. Ludwig Reichert Verlag, 1989, 3-89500-297-6
  40. ^ "Study finds Greek and Turkish Cypriots to be close genetically". Cyprus Mail (İngilizce). 21 Haziran 2017. 20 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Şubat 2019. 
  41. ^ Karpat, Kemal (1985). Ottoman Population, 1830-1914: Demographic and Social Characteristics. Madison, Wisconsin, United States: University of Wisconsin Press. ss. 162 -163. ISBN 9780299091606. 
  42. ^ "Lozan Mubadilleri » CEZAİR-İ BAHR-İ SEFİD VİLAYETİ". 16 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Nisan 2019. 
  43. ^ The Russian World: Kermenchik – Crimea's Lonely Spot? by I.Kovalenko
  44. ^ a b c d e Greek-Speaking Enclaves of Lebanon and Syria by Roula Tsokalidou. Proceedings II Simposio Internacional Bilingüismo. Retrieved 4 December 2006
  45. ^ The forgotten Turks: Turkmens of Lebanon 3 Mart 2016[Tarih uyuşmuyor] tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (report). Center for Middle Eastern Strategic Studies. February 2010. Retrieved 8 May 2015. p. 13. "The number of Cretan Turks in Lebanon is not known precisely, but their number is estimated to be around 10,000. Those people call themselves Turks, but they are aware that they are of Cretan origin, so they call themselves "muhacirler" (immigrants)."
  46. ^ Werner, Arnold (2000). "The Arabic dialects in the Turkish province of Hatay and the Aramaic dialects in the Syrian mountains of Qalamun: two minority languages compared". In Owens, Jonathan, (ed.). Arabic as a minority language. Walter de Gruyter. p. 358. "Greek speaking Cretan Muslims".
  47. ^ The forgotten Turks.2010. p.14. "The locals of Hamidiye do not describe themselves as Cretan Turks, but as Cretan Muslims or Ottomans. Some of the better educated locals in Tripoli have researched their roots and define themselves as Cretan Turks."
  48. ^ Klotz, "Multicultural Perspectives in Science Education: One Prescription for Failure".
    « "Al-Khazini (who lived in the 12th century), a slave of the Seljuk Turks, but of Byzantine origin, probably one of the spoils of the victory of the Seljuks over the Christian emperor of Constantinople, Romanus IV Diogenes." »
  49. ^ "Yusuf Islam Lifeline:1900". Yusuf Islam official Web site. 7 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Eylül 2008. 
  50. ^ Fitzsimmons, Mick; Harris, Bob (5 Ocak 2001). "Cat Stevens – A Musical Journey". Taped documentary interview synopsis. BBC2. 25 Eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Aralık 2008. 
Genel
  • Wagstaff, J. M. (1978), War and Settlement Desertion in the Morea, 1685-1830 (İngilizce), 3, Transactions of the Institute of British Geographers 
  • St. Clair, William (1972), That Greece Might Still Be Free The Philhellenes in the War of Independence (İngilizce), Londra: Oxford University Press, ISBN 0-19-215194-0 
  • Finlay, George (1861), History of the Greek revolution (İngilizce), Edinburgh: William Blackwood