Ana menüyü aç
Kupa
Zeki Rıza İngiliz karmasına 2. golü atmadan hemen önce

General Harrington Kupası, Birleşik Krallık işgal kuvvetleri komutanı General Charles Harington Harington'ın İstanbul'dan ayrılırken kendi adına düzenlediği futbol maçıdır.

29 Haziran 1923 tarihinde, Taksim Stadı'nda çok büyük bir seyirci topluluğu önünde İngiliz başkumandanın oluşturduğu karma İngiliz takımına karşı Fenerbahçe kendi kadrosu ile karşı karşıya gelmiştir. Fenerbahçe bu maçı Zeki Rıza Sporel'in iki golüyle 2-1 kazanmıştır. Fenerbahçeli futbolcular seyircilerin omuzları üzerinde stattan çıkarılmışlar ve Beyoğlu caddelerinde büyük sevgi gösterileri arasında dolaştırılmışlardır.[1]

Maç gecesi Lozan Konferansı'nda bulunan Türk Heyetine de bu galibiyet haberi ulaştığında heyet başkanı İsmet Paşa tarafından Fenerbahçe kulübüne "Heyetimiz adına hepinizi mutlulukla tebrik eder, meserretle gözlerinizden öperim." dediği bir kutlama telgrafı gönderilmiştir.[1]

Hem havan topuyla, hem futbol topuyla savaş kazanan tek ülke biziz[2]

Bedri Gürsoy'un kupa hakkındaki sözü.

İngiliz Karması'nın Hazırlık Aşaması ve Generalin Meydan OkumasıDüzenle

İngiliz Başkomutan Harrington kendi adını taşıyan kupa için oynayacak takımı seçmek amacıyla bir hazırlık turnuvası düzenlendi ve bu turnuva sonunda üç takım ön plana çıktı: Irish Guards, Grenadiers Guards ve Coldstream Guards. General bu üç takımın en iyi elemanlarının iyi bir çalışmaya tabi tutulmaları emrini verdi. Ayrıca General Cebelitarık ve Mısır'daki İngiliz askerî güçlerinden, hepsi profesyonel birer futbolcu olan dört oyuncu getirtmişti.[1] Harrington bu takımın adının "Coldstream Guards" olmasını istedi.[1]

General'in gazeteye verdiği ilan:

"Gardler Muhteliti Türk kulüplerine meydan okuyor. Galibine, Başkumandanın adını taşıyan büyük bir kupa verilecek bu maça Türk kulüpleri diledikleri gibi takviye de alabilirler."[1]

Fenerbahçe'nin generale cevabını gazeteye şu ilanı vererek gönderdi:

"Fenerbahçe Kulübü yalnız kendi kadrosuyla bu maçı şartsız olarak kabul eder."[1]

Bu millî Özgürlüğe Yürüyüş maçında her ne kadar Galatasaraylılar "Aslan Nihat Bekdik dahil tüm kadromuzdan istediğinizi kadronuza dahil edebilirsiniz. Yeter ki şu mağrur İngilizleri yenin" deseler, Beşiktaş da yenilenmiş kadrosunu teklif etse de, Fenerbahçeliler "Teşekkür ederiz! Şu an kadromuz formda ve onları yenebilecek güçteler. Ama bu dostluğunuzu asla unutmayacağız." sözleri Galatasaray ve Beşiktaşlılar üzerinde büyük bir millî direniş etkisi yaratmıştır. Galatasaray Lisesi önünden öğrenciler ve Beşiktaşlı gençlerin Türk bayrakları ile bu maça gitmeleri bunun en büyük göstergesidir.[3]

Fenerbahçe bu maça şu kadrosuyla çıktı: Şekip Kulaksızoğlu, Hasan Kamil Sporel (Kaptan), Cafer Çağatay, Kadri Göktulga, İsmet Uluğ, Fahir Yeniçay, Sabih Arca, Alaattin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Ömer Tanyeri, Bedri Gürsoy.[4]

(Bedri potinleri ayaklarını sıktığı için 2. yarı bir süre oyun dışı kaldı.)

29 Haziran 1923
Taksim Stadı
  Fenerbahçe 2 - 1   Coldstream Guards Taksim Stadı, İstanbul
Zeki Rıza Sporel   60'74' Willie Ferguson   30'
 
 
 
 
 
 
 
 
Fenerbahçe
 
 
 
 
 
Coldstream Guards
GK 1   Şekip Kulaksızoğlu
DF   Hasan Kamil Sporel (K)
DF   Cafer Çağatay
DF   Kadri Göktulga
MF   İsmet Uluğ
MF   Fahir Yeniçay
MF   Sabih Arca
MF   Alaattin Baydar
FW 10   Zeki Rıza Sporel
FW   Ömer Tanyeri
FW   Bedri Gürsoy
Head coach:
  Mustafa Elkatipzade
GK 1  
DF  
DF  
MF   Willie Ferguson
MF  
MF  
FW  
FW  
FW  
FW  
FW  
Head coach:
 

Taksim Stadı, çoğu İstanbullu hayatlarında ilk kez futbol maçı izleyecek erkek ve kadınlar la hınca hınç doluydu. İstanbul terbiyesi gereği sahanın etrafına dizilen sandalyelerde hanımlar oturuyordu, erkekler ise ayaktaydı. Bu maçı izlemek için “Iron Duck Zırhlısı” ile özel olarak gelen Malta Valisi Lord Plummer de General Harrington’la birlikte şeref köşesindeki yerini almıştı. Şeref köşesinin önündeki masanın üzerinde de maçın galibine verilecek olan “General Harrington Kupası” duruyordu.

Fenerbahçe bu tarihi maça, şu ünlü kadrosuyla çıktı: Şekip Kulaksızoğlu- Hasan Kamil Sporel, Cafer Çağatay- Kadri, İsmet, Fahir- Sabih, Alaeddin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Ömer Tanyeri, Bedri Gürsoy.

Hakemin düdüğüyle maç başladı. İngiliz takımı inanılmaz bir bilenmişlikle oynuyor ve Fenerbahçe kalesine atak üzerine atak yapıyordu. Maçın ilk yarısı Fenerbahçe’nin 1-0 mağlubiyeti ile sona erdi. Tribünlerde bir hayal kırıklığı vardı, derken kale arkasındaki gençlerin bulunduğu tarafta “Dağ başını duman almış” adlı marş söylenmeye başlandı. Marş kısa sürede Türklerin olduğu tüm tribünlere yayıldı. Yeni bir coşku hakimdi şimdi Taksim’e. Fenerbahçe takımı yoğun alkış ve tezahürat altında ikinci yarıya başladı.

60. dakikada Zeki Rıza’nın golüyle beraberliği yakalayan Sarı Kanarya bundan sonra daha da açıldı. 74. dakikada yine Zeki Rıza (Sporel) çok sert bir şutla Fenerbahçe’yi galip duruma yükseltti. Tribünlerde kırmızı, beyaz, sarı, siyah ve lacivert renkler birbirine karıştı ve İstanbullular sevinçle haykırdı: Goooooool. Fenerbahçe maçı 2-1 kazandı. Maçtan sonra işgal orduları Başkomutanı General Harrington, adını taşıyan bu büyük gümüş kupayı Fenerbahçe takım kaptanı Hasan Kamil Sporel’e verirken Taksim Stadı’nda fesler havada uçuşuyor ve yer yerinden oynuyordu adeta. Fenerbahçeli futbolcular, ellerinde General Harrington Kupası olduğu halde seyircilerin omuzları üzerinde stattan çıkarılmışlar ve Beyoğlu caddelerinde, büyük sevgi gösterileri arasında dolaştırılmışlardı. İstanbul aslında özgürlüğünü kutluyordu.

Bu galibiyet, millî bir zafer etkisi uyandırdı. Nitekim maç gecesi Lozan Konferansı’nda bulunan Türk Heyetine de bu galibiyet haberi ulaştığında heyet başkanı İsmet Paşa tarafından Fenerbahçe kulübüne; “Heyetimiz namına hepinizi meserretle tebrik eder, gözlerinizden öperim.” diye bir kutlama telgrafı gönderdi. İşgal orduları ise kısa bir süre sonra, sessizlik içerisinde İstanbul’u terk ettiler…[3]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d e f Ntvmsnbc.com
  2. ^ Türkfutbolu.net
  3. ^ a b https://gundemvetarih.com/2011/07/06/ozgurluge-yuruyus-harrington-kupasi-2/
  4. ^ Atabeyoğlu, Cem; "Türk Spor Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul (1991), s.85