Ana menüyü aç

Gümüştegin Melik Ahmed Gazi ya da İbn-i Danişmend ya da Danişmend Ahmed Gazi (ö. 1104), Danişmendliler'in ikinci hükümdarıdır. Kimi kaynaklarda beyliğin kurucusu kabul edilir.[1]

Türkmen Danişmend (Bilge) Ali Taylu'nun oğludur. Kendisi de babası gibi, bilge bir kişi olduğu için “Danişmend Ahmed Gazi” veya “İbn Danişmend” diye anılmıştır.[1] Haçlılar'a karşı I. Kılıçarslan ile birlikte başarılı mücadelesiyle tanınır.

İçindekiler

SaltanatıDüzenle

Danişmendli Emirliği’nin başına 1084 yılında geçti. Danişmendli Beyliği o sene geçici bir süre için kardeşi İsmail Gazi'nin eline geçmişse de tekrar geri aldı.[2]

1097’de Haçlı Seferlerinin başlamasından sonra Türkiye Selçuklu Sultanı'nın müttefiki olarak Haçlılarla mücadele etti.

I. Haçlı seferindeki rolüDüzenle

Eskişehir SavaşıDüzenle

 
1097 yılında Danişmendli Devleti ve komşuları

1097’de I. Haçlı seferi başlamış ve Türkiye Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan başkenti olan İznik'i 19 Haziran 1097 tarihinde Haçlılara kaybetmişti. I. Kılıçarslan yalnız başkenti değil oradaki asker ve hazineleri de kaybederken Haçlı kuvvetleri de Eskişehir yönünde ileri harekete geçtiler. 30 Haziran 1097'de I. Kılıçarslan Haçlıları Eskişehir ovasında karşıladı. Kılıçarslan ile çekişme halinde olan Gümüştegin, tehdidin büyüklüğü karşısında çekişmeleri rafa kaldırmanın daha doğru bir politika olduğunu görerek ordusuyla yardıma koştu. Ne var ki birleşen Türk güçleri Eskişehir Savaşı’nda zırhlı Haçlı şövalye birliklerinin karşısında başarı sağlayamadılar. Bunun üzerine düşmanı geçtikleri yol boyunca çete savaşları ile yıpratarak, uygun bir alanda yapacakları bir meydan savaşı ile yok etme stratejisi güttüler.[3] Gümüştegin, bu harekât sırasında asker kaybetmesine rağmen herhangi bir toprak kaybına uğramadı.

Vur-kaç taktiğini kullanan Türkler, Antakya’ya ulaşıncaya kadar, Haçlıların büyük bir bölümünü yok etmeyi başardılar.

Tarantolu Boemondo’nun esir edilmesiDüzenle

Gümüştegin’in en büyük hedefi, Malatya’yı ele geçirmekti.[4] Malatya, 1074 yılından beri Kilikya’daki Ermeni prensliğinin görevlendirdiği valiler tarafından yönetilmekte ve Kilikya’ya inen geçitlerin koruyucusu olarak hizmet etmekteydi. 1086’dan beri Gabriel adında Ermeni asıllı bir Rum Malatya valisi idi. Gümüştegin’in Malatya üzerine sefer hazırlığı içinde olduğu haberi üzerine Malatya hükümdarı Gabriel, bir Haçlı kumandanı olan Tarantolu Boemondo’dan yardım istedi. Boemondo, 1097’de Antakya'yı ele geçirerek Antakya Prensliği'ni kurmuştu. Gabriel’in çağrısını fırsat bilerek pek çok Haçlı liderini ve bir kısım Ermeni prenslerini toplayıp 1100 yılının Ağustos ayındaMalatya’ya hareket etti. Malatya çevresinde bazı kaleleri ellerinde bulunduran Ermeniler ve Rumlar, Haçlıların bölgeye hakim olmasıyla ellerindeki yerleri onlara kaptıracaklarından korktukları için Gümüştegin’e haber gönderdiler, gizlice pusu kurmasını istediler[3] Malatya’yı Aksu Vadisinden ayıran dağlık bölgeye girdiğinde Gümüştegin’in askerleri tarafından pusuya düşürülen Boemendo, esir alınıp Niksar Kalesi’ne kapatıldı. Bu olay, Müslüman dünyasında sevinç yarattı ve Danişmendliler’in saygınlığını arttırdı. Danişmend Ahmed Gazi, bir yıl sonra tekrar gelmek üzere başkenti Sivas’a geri döndü.

Haçlılar’a karşı zaferlerDüzenle

1101 yılının Haziran ayında İstanbul’a varan yeni bir Haçlı ordusu Boemond’u kurtarmak için Niksar’a yürüdü ancak Kılıçarslan ve Gümüştegin tarafından Amasya yakınlarında bozguna uğratıldı. Temmuz ayında İstanbul’dan Konya’ya doğru harekete geçen bir başka ordu ise Eylül 1101 başlarında Kılıçarslan, Gümüştegin, Karaca ve diğer Türk beyleri tarafından Ereğli çayı kenarında yenilgiye uğratıldı.

Malatya kuşatmasıDüzenle

Gümüştegin, Haçlılar karşısında aldığı zaferlerden sonra Malatya'yı üçüncü kez kuşattı. Malatya hâkimi Gabras’ın şehir halkına sert davranması ve özellikle Süryani ileri gelenlerini öldürtmesi, kuşatma yüzünden kıtlık çeken halkın tepkisine yol açtı Süryani askerleri kapıları açarak şehri Gümüştegin'e teslim ettiler (18 Eylül 1102).[4] Gümüştegin fetihten sonra, halka gıda yardımı yaptı, çiftçilere tohumluk ve öküz dağıttı.[4] Malatya’ın fethi, öteden beri burada gözü olan Kılıçarslan ile ilişkilerini bozdu.

Boemond’un fidyesiDüzenle

Danişmend Gazi, elinde esir bulunan Boemondo’yu 1103 yazında 100bin altın fidye karşılığı serbest bıraktı. Halbuki Bizans İmparaotru 260bin altın vermeyi kabul etmişti. Ancak Kılıçarslan devreye girmiş, bunca zaman birlikte hareket ettikleri için fidyenin yarısının kendisine verilmesini talep etmişti. Bunun üzerine Gümüştegin, Bizans imparatoru ile anlaşmak yerine Bohemond’un teklif ettiği 100bin altını kabul etti. Bohemond Niksar’dan Malatya’ya gönderildi; fidyesinin ödenmesinden sonra serbest bırakıldı. Gümüştegin’in bu hareketi, I. Kılıç Arslan’la arasını iyice açtı.

Kılıçarslan ile karşılaşmasıDüzenle

Boemond’un serbest bırakılmasını hoş karşılamayan Kılıçarslan, Antakya seferinden vazgeçerek Gümüştegin üzerine yürüdü. Ağustos 1103’te Maraş civarında yapılan savaşta yenik düşen Gümüştegin, 1104 yılında vefat etti. Onun ölümüyle büyük sarsıntı geçiren beyliğin başına oğlu Emir Gâzi geçti.[4]

Bilim ve kültür alanında faaliyetleriDüzenle

Danişmend Beyi Gümüştegin Melik Ahmet Gazi, ülkesinde ilmî ve dinî çalışmalar başlatmış; fethettiği yörelerde bir kültürel faaliyet içinde bulunmuş bir yöneticidir.[1] Saltanatı sırasında çok sayıda ilim ve fikir adamlarını himaye edip, çalışmalarına imkân sağlamıştır. Anadolu’da te’lif edilen, bilinen en eski eser olan Keşfü’l-akabe kendisine sunulmuştur. Keşfü’l-akabe, astronomi ve felsefe alanında Farsça bir eserdir; Kayserili İbn’ül Kemal adıyla tanınan İlyas b. Ahmed tarafından kaleme alınmıştır. Gümüştegin, itikatta mutezile mezhebinden, amelde Hanefi mezhebi mensubu idi.[1]

KaynakçaDüzenle