Ana menüyü aç

Euthyphron (Antik Yunanca: Εὐθύφρων Eftifron) Platon’un dindarlık üzerine yazdığı gençlik dönemi başka bir deyişle Sokratik diyaloglarından biridir. Euthyphron Sokrates'in Savunması ve Kriton diyalogları birbirinin devamı niteliğindedirler. Sokrates, MÖ 399[1] yılında Meletos adlı bir genç tarafından gençlerin ahlakını bozmak ve dinsizlik suçlamalarıyla açılan dava için mahkemeye gelmiştir. Savunma mahkeme sürecini, Kriton mahkeme sonrasını, Euthyphron ise mahkemenin hemen öncesini anlatır. Yani eser Sokrates'in Savunması’nın önceli olma özelliğini taşır.

KonuşmacılarDüzenle

Eserde İki konuşmacı vardır: Diyaloga ismini veren Euthyphron ve Platon’un hocası Sokrates.

Genel İçerikDüzenle

Cinayet işlediği için babası tarafından cezalandırılan bir kölenin istem dışı ölmesi üzerine Euthyhron babasına dava açmak için mahkemeye gider. Sokrates’in ise kendi aleyhine açılan dava için mahkemeye gitmesi iki konuşmacının yollarını kesiştirir ve dindarlık üzerine bir sohbet başlar. Euthyhron babasının istemeyerek de olsa bir köleyi öldürmesini dini açıdan bir lekelenme olarak görür. Yani mahkemeye geliş amacı onu dinsizlik ile suçlamaktır. Diyalog içerisindeki görüşleriyle ve öne sürdüğü din ve dindarlık hakkındaki argümanlarıyla Euthyhron Antik Yunan’daki muhafazakar düşünceyi ya da muhafazakar kimliği temsil etmektedir. Diyalog altı bölümden oluşmaktadır.

DiyalogDüzenle

Birinci BölümDüzenle

Diyalogun giriş bölümüdür. Mahkemeye giden Sokrates din ve dindarlık üzerine çok bilgili olduğunu düşünen Euthyphron ile karşılaşır ve ondan kendisine dindarlığın ne olduğunu anlatmasını ister.

İkinci BölümDüzenle

Euthyphron’un dindarlığın tanımını yapmaya çalıştığı ve kısaca dindarlığı, dini suç işleyeninin peşinde olmak üzere tanımladığı bölümdür. Bölüm Sokrates’in de bu görüşe itirazını içerir.

Üçüncü BölümDüzenle

Euthyphron dindarlığın başka bir tanımını yapar. Dindarlığın tanrıların hoşuna giden şey olduğunu iddia eder. Sokrates ise bu iddiayı iki şekilde çürütür. Öncelikle tüm tanrıların hoşuna giden şeyi bulmanın mümkün olamayacağını işaret ederek yani tanrılar arasındaki çatışma/anlaşmazlıkları öne sürerek ve sonra ise dini olanın dinin tam anlamıyla kendisine, kendi özüne bağlı olduğunu, tanrıların sevip-sevmemesine bağlı olmadığını söyleyerek çürütür.[2]

Dördüncü BölümDüzenle

Euthyphron’un adaleti Tanrılar için hizmet ve insanlar için hizmet olmak üzere ikiye ayırdığı bölümdür. Sokrates bu ayrımı, insanların kendileri için verdikleri hizmeti tanrılar için verdikleri hizmet ile örnekler vasıtasıyla karşılaştırır ve bu hizmetten tanrıların nasıl bir yarar sağladıklarını sorgulayarak Euthyphron’un adalet tanımını/ayrımını çürütür.

Beşinci BölümDüzenle

Euthyphron bu bölümde dindarlığı son kez tanımlar ve bir çeşit dua etme ve tanrılara kurban sunma sanatı olduğunu öne sürer. Bunu tanrılara gösterilen bir saygı olarak tanımlar. Sokrates bunun önceki “dinsel olanın tanrıların hoşuna giden şey” olduğu tanımıyla örtüştüğünü gösterir. Diyalog başladığı noktaya gelmiştir.[3]

Son bölümDüzenle

Sokrates Euthyphron’dan eskisinden daha farklı bağımsız bir dindarlık tanımı koymasını ister. Euthyphron adeta kaçarak diyalogun sonlanmasına sebep olur ve Sokrates’den uzaklaşır.

SonuçDüzenle

Diğer gençlik dönemi diyaloglarında da olduğu gibi diyalog bir sonuca varmaz. Sokrates dindarlık ve din üzerine çok bilgili olduğunu düşünen ve bunu açıkça dile getiren Euthyphron’a din üzerine bir ders vermiştir.

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

NotlarDüzenle

  1. ^ Taylor,2002.s.12.
  2. ^ Platon, 2011.s.28.
  3. ^ Platon, 2011.s.33.