Ermeni Kırımı'na Türk muhalefeti

1915 ve 1917 yılları arasında en az 800.000 Ermeni'nin öldürüldüğü Ermeni Kırımı[1] boyunca birçok Türk sivil, siyasetçi ve askerî lider katliamlara ve yağmaya katılmayı reddedip Ermenilerin tehcir edilmesini ve katledilmesini durdurmaya çalıştı. Bu kişilerin çoğu eylemlerinin sonucu olarak pozisyonlarını kaybettiler ve bazıları öldürüldü.

Önemli muhaliflerDüzenle

Ahmed RızaDüzenle

İttihat ve Terakki'nin önde gelen kurucularından olan Ahmed Rıza, 1915'te Ermeni Kırımı'nı kınayan sayılı Osmanlı siyasetçilerinden biriydi. Ahmed Rıza, Tehcir Kanunu'na da kanun Osmanlı Parlamentosu tarafından hiçbir zaman oylanarak kabul edilmediği için anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıkıyordu. Daha sonra, tehcirlerin savaş sonrasına kadar askıya alınmasını talep eden ve sınır dışı edilenlerin güvenliğini sağlamayı öneren bir yasa tasarısı sundu. Ancak tasarı kabul edilmedi.[2] Bununla birlikte, Rıza'nın sebep olduğu tartışma ve varlığını ortaya çıkardığı sorunlar, Tehcir Kanunu hakkında hiçbir milletvekiline bilgi verilmediğini gösterdi.[3] Ahmed Rıza; 30 Kasım 1915'te, Ermeni mallarına el konulmasına ilişkin kanunla ilgili olarak parlamentoda "Kanunda belirtilen malları terk edilmiş mal olarak sınıflandırmak da yasal değildir, çünkü bu malların sahipleri olan Ermeniler onları isteyerek terk etmediler, sürgüne gönderildiler, zorla kovuldular." dedi.[3] Bu tür bir müsaderenin Kânûn-ı Esâsî'ye aykırı olduğunu belirterek sözlerine şunları ekledi: "Beni silah zoruyla kövümden kov, sonra malımı sat: Bu asla hukuka uygun değildir. Hiçbir Osmanlı vicdanı veya hukuku bunu asla kabul edemez".[4]

Ali Faik OzansoyDüzenle

Ali Faik Ozansoy, Tehcir Kanunu'nun çıkarıldığı zaman Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapıyordu. Tehcir Kanunu ilk çıkarıldığında, kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'e yazdığı bir mektupta onu "ailelerinin onuru için" tehcirlere katılmaması için ikna etmeye çalıştı. İstanbul'dan kendisine tehcir emri verildiğinde Talat Paşa'nın baskılarına rağmen Ali Faik bunu uygulamayı reddetti; aksine, Kütahya üzerinden başka yerlere tehcir edilen Ermenilerin Kütahya'ya geldiklerinde orada bekletilmelerini ve bu süre içerisinde kendilerine iyi davranılmasını söyledi.[5] Kısa süre sonra, davranışlarını açıklaması için İstanbul'a çağrıldı. Hatıra yazarı Stepan Stepanian, Ali Faik'in Talat Paşa ile karşılaşmasını şöyle anlatır:[6]

« Talat, ona şehrinin Ermenilerini neden tehcir etmediğini sorar.

O, sancağının Ermenilerinin her zaman sadık Osmanlılar olduğunu ve Türklerle hep kardeş gibi yaşadıklarını söyler.

Talât, tehcir kararının tüm Ermeniler için olduğuna ve bu kararın bir istisnası olamayacağına işaret eder.

Ali Faik Bey, "Öyleyse katil olmak istemiyorum. Lütfen istifamı kabul edin ve böyle bir politika uygulamaya istekli bir halef bulun" der.

Ancak o zaman Talat, "Peki, peki. Ermenilerinizi alın ve oturduğunuz yerde oturun" der. »

Ali Faik'in İstanbul'a çağrılmasını bir fırsat olarak gören Kütahya polis şefi Kemal Bey şehirdeki Ermenileri eğer İslam'a geçmezlerse tehcire maruz kalacakları konusunda tehdit etti. Ermeniler dinlerini değiştirmeye karar verdiler. Ali Faik geri döndüğünde ve bunu öğrendiğinde durumu öfkeyle karşıladı. Polis şefini görevinden aldı ve Ermenilere hâlâ İslam'a geçmek isteyip istemediklerini sordu. Biri hariç bütün Ermeniler Hristiyan kalmaya karar verdiler. Ali Faik'in kardeşi Süleyman Nazif, Ali Faik'i Ermenileri koruması için ikna etmekte etkiliydi. İstifa başvurularına rağmen Ali Faik, görevinden alınmadı ve Kütahya mutasarrıfı olarak görev yapmaya devam etti. Bu dönem içerisinde Kütahya'nın tüm Ermeni nüfusunu korudu.[7][8][9]

Ermeni Kırımı sonrasında Ali Faik, Ermeniler tarafından kendisine verilmek istenen 500 altından oluşan bir hediyeyi reddetti ve bunun yerine altını Ermeni mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirme çalışmalarına harcadı.[8] Altınlar bir aşevi ve bir okul kurmak için kullanıldı.[8] Ali Faik, Stepan Stepanian'ı açılan okulun ilk müdürü olarak atadı.[9] Ermeni Kırımı'ndan sonra Kütahya'nın Ermeni topluluğu, Faik Ali için Kütahya Ermeni Kilisesi'ne bir şükran kitabesi koydu.[10] Günümüzde her yıl 24 Nisan günü Kütahya'nın Ermeni toplumunun üyeleri mezarı başına gelip hatırasına saygılarını sunmaktadır.[11]

Hasan Mahzar BeyDüzenle

18 Haziran 1914'te Ankara valisi olarak atanan Hasan Mahzar Bey, tehcir emirlerini uygulamayı reddeden Osmanlı valilerinden biriydi. Bu yüzden Ağustos 1915'te Ankara'daki valilik görevinden alındı ve yerine Teşkîlât-ı Mahsûsa'nın önde gelen bir üyesi olan Atıf Bey getirildi. Daha sonra Mazhar bu olayı şöyle anlattı:[12]

« Bir gün Atıf Bey yanıma geldi ve otoritelerin tehcir sırasında Ermeniler'in öldürülmesine dair talimatını sözlü olarak iletti. "Hayır, Atıf Bey. Ben bir valiyim, haydut değil, bunu yapamam, bu görevi bırakacağım ve istersen sen gelip bunu yapabilirsin" dedim. »
(Hasan Mahzar Bey)

Mazhar, görevinden alınmasından sonra, "bölgede, hem memurlar hem de halk tarafından Ermeni mallarının yağmalanmasının inanılmaz boyutlara ulaştığını" rapor etti.[13]

Hüseyin Nesimî BeyDüzenle

 
Hüseyin Nesimî Bey

Kırım sırasında Diyarbekir Vilayeti valisi olan Mehmed Reşit Bey, uzun ve zahmetli bir tehcir yerine Diyarbekir bölgesindeki Ermenileri hızlı bir katliam ile imha etmeyi tercih edip Diyarbekir'deki tüm Ermenilerin toplu katlini düzenledi. Bu sırada Lice kaymakamı olan Hüseyin Nesimî, toplam nüfusları 5.980 olan Lice Ermenilerini Reşit Bey tarafından gönderilen birimlere teslim etmeyi reddetti ve onları korudu.[8][14] Bunun üzerine Reşit, Hüseyin Nesimî'yi konu hakkında tartışmak için Diyarbakır'a çağırdı, ancak bir grup Çeçen askeri Nesimî'yi yoldayken durdurup öldürmesi için tuttu.[15][16] 15 Haziran 1915'te Hüseyin Nesimî Çeçen askerler tarafından öldürüldü ve cesedi yol kenarındaki bir çukura atıldı.[17] O günden beri, cinayetin yaşandığı bölge Turbe-i Kaymakam olarak bilinir.[8] Nesimî Bey'in ölümüyle birlikte, Lice'deki Ermenilerin katli başladı ve binlerce Ermeni öldürüldü.[5]

Mehmed Celal BeyDüzenle

Mehmed Celal Bey, Ermenilerin kuzey ve batı Anadolu'dan Suriye Çölü'ne tehcir edildiği yolların merkezi olan Konya Vilayeti'nin valisiydi. Konya valiliği görevinden önce Halep Vilayeti'nde de valilik yapan ve bu sırada Ermenilerin kaderine tanık olan Celal Bey, Ermenilerin bu yollar üzerindeki tehcirlerinden sağ kurtulup Deyrizor Kampları'na ulaşmaları durumunda ne yaşayacaklarını biliyordu. İttihat ve Terakki liderlerini Anadolu ve Halep'te bir Ermeni isyanının var olmadığını ve bu yüzden Ermenilerin tehcir edilmesi için hiçbir gerekçe olmadığını söyleyerek ikna etmeye çalışmıştı.[8] Ancak Celal Bey'in Zeytun'daki astlarından birinin bu sırada bölgede başlayan Ermeni isyanı üzerine Zeytun ve Maraş'ta birkaç önde gelen Ermeni'yi tutuklaması ve infaz etmesi durumu kızıştırdı. Bunun bir sonucu olarak, Celal Bey Halep valiliği görevinden alındı ve Konya'ya nakledildi.[18] Oradaki görevine başladığında, Bâb-ı Âli'den tekrarlanan emirlere rağmen Konya'daki Ermenilerin tehcirini planlamayı ve düzenlemeyi reddetti ve defalarca kez otoritelerden yerlerinden edilen Ermeniler için sığınak sağlanmasını talep etti. Bu taleplerin yanı sıra, Bâb-ı Âli'ye "Ermenilere karşı alınan tedbirlerin her açıdan anavatanın yüksek menfaatlerine aykırı olduğunu" belirten birçok telgraf ve protesto mektubu gönderdi. Ancak talepleri ve protestoları göz ardı edildi.[19] Celal Bey, başka vilayetlerden tehcir edilirken Konya üzerinden geçen bazı Ermenileri de korumayı başardı.[20] Bu dönem içerisinde kendisine Bâb-ı Âli tarafından gönderilen bir elçinin Ermenilerin tehcirinin bir "milli mefkûre" olduğunu söylemesi üzerine Celal Bey şunları söyledi:[21]

« Hangi milli mefkûre? Türkler ve Müslümanlar, bu cinayetlerden dolayı kan ağlıyor, fakat engellemek için çare bulamıyorlardı. Böyle zulümlere milli mefkûre demek, millet için en büyük iftira ve hakarettir. »

3 Ekim 1915'te Konya valiliği görevinden alınmasına dek Celal Bey, binlerce Ermeni'nin hayatını kurtardı.[18] Görevinden alınmasından sonraki 3 gün içerisinde bölgede geriye kalan 10.000 Ermeni tehcir edildi.[22][23] 10-13 Aralık 1918 tarihlerinde Vakit'in baş sayfasında yayınladığı 3 bölümlük yazısında Ermeni vatandaşların tehcir sırasında uğradıkları kötü muameleyi önlemek için elinden geleni yaptığını fakat bunları önleyemediği için görevinden ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.[24] Konya valiliği hakkındaki hatıralarında Celal Bey, kendisi hakkında şunları söyledi:[25]

« Bir nehrin yanında oturan ve ondan birini kurtarmasının hiçbir yolu olmayan bir kişiydim. Nehirde kan akıyordu; binlerce masum çocuk, hatasız yaşlı ve çaresiz kadın nehirden unutulmaya doğru akıyordu. Çıplak ellerimle kurtarabildiğim herkesi kurtardım ve geri kalanlar asla geri dönmemek üzere nehirde inmeye devam ettiler. »

Mustafa Azizoğlu BeyDüzenle

Mustafa Azizoğlu Bey, tehcirin başladığı dönemde tehcir yollarının üzerinden geçtiği bir şehir olan Malatya'da mutasarrıf olarak görev yapıyordu. Tehcirleri engelleme çalışmalarında başarısız olsa da, kendi evinde birkaç Ermeni'yi saklamayı başladı. Mustafa'nın İttihat ve Terakki'nin sadık bir üyesi olan oğlu, "gâvurlara baktığı için" kendi babasını öldürdü.[18][26]

Mustafa Kemal (Atatürk)Düzenle

Dönemin bir gazete haberine göre, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında, Nureddin Paşa tarafından TBMM'ye Anadolu'da hayatta kalan veya bölgeye geri dönen tüm Ermeni ve Rumları öldürme önerisi sunuldu. Öneri Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından reddedildi.[12] Ermenilere karşı katliam, Mustafa Kemal tarafından bir "fazahat" olarak tanımlanmıştı.[27][28][29][30] Rauf Orbay'ın hatıralarında belirttiğine göre de Mustafa Kemal "Ermeni katlini takbih ediyordu".[31]

CezalarDüzenle

Talat Paşa, 4. Ordu'ya Hristiyanlarla işbirliği yapan her Müslüman'ın askerî mahkemeye çıkarılması emrini verdi. Benzer olarak, 3. Ordu komutanı Mahmut Kâmil Paşa, askerlerine "bir Ermeni'yi koruyan her Müslümanı evlerinin önüne asmalarını" söyledi.[32]

Ermenilerin tehcirine ve katliamına karşı çıkan siyasetçiler ve askerî liderlerin çoğunlukla görevlerinden alındı, bazıları ise daha sonra İttihat ve Terakki veya Ermeni katliamlarını gerçekleştirmeye istekli diğer liderler tarafından öldürüldü. Kırım'a karşı çıkan diğer liderleri görevlerinden almakla ve öldürmekle bilinen isimlere bir örnek Diyarbekir valisi Mehmed Reşit Bey idi. Çermik kaymakamı Mehmet Hamdi Bey, Savur kaymakamı Mehmet Ali Bey, Silvan kaymakamı İbrahim Hakkı Bey, Mardin kaymakamı Hilmi Bey ve sonraki Mardin kaymakamı Şefik Bey; 1915 yılında Reşit Bey tarafından tehcir kararlarına uymadıkları için kovulan siyasetçiler arasındaydı.[8] Önce Midyat ve daha sonra Derik kaymakamı olarak görev yapan Nuri Bey, tehcir kararlarına uymadığı gerekçesiyle Reşit Bey tarafından kovuldu ve daha sonra Reşit Bey'in muhafızları tarafından öldürüldü.[8] 15 Haziran 1915'te, Lice Ermenilerini koruyan Hüseyin Nesimî Bey de Reşit Bey tarafından bazı Çeçen askerler aracılığıyla kendisine düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.[15][17] İsmail Mestan gibi tehcirlere muhalif bazı gazeteciler de Reşit Bey tarafından öldürülenler arasındaydı.[8] Ermenileri koruma çalışmalarında bulunan mutasarrıflardan biri olan Mustafa Azizoğlu Bey, kendi oğlu tarafından "gâvurlara baktığı için" öldürüldü.[26]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Suny, Ronald Grigor (2015). "They can live in the desert but nowhere else" : a history of the Armenian genocide (İngilizce). Princeton. ss. 245, 330. ISBN 978-1-4008-6558-1. OCLC 903685759. 
  2. ^ Dadrian, Vahakn N. (2003). The history of the Armenian genocide : ethnic conflict from the Balkans to Anatolia to the Caucasus. 4th rev. ed. New York: Berghahn Books. s. 384. ISBN 1-57181-666-6. OCLC 702181955. 
  3. ^ a b Powell, Christopher John (2011). Barbaric civilization : a critical sociology of genocide. Montreal [Que.]: McGill-Queen's University Press. s. 260. ISBN 978-0-7735-8556-0. OCLC 806255370. 
  4. ^ Kieser, Hans-Lukas (2018). Talaat Pasha : father of modern Turkey, architect of genocide. Princeton, New Jersey. s. 269. ISBN 978-1-4008-8963-1. OCLC 1031214381. 
  5. ^ a b Kévorkian, Raymond H. (2011). The Armenian genocide : a complete history. Londra: I.B. Tauris. s. 564-565. ISBN 978-0-85771-930-0. OCLC 742353455. 
  6. ^ Alboyajiyan, Arshak (1961). Memorial Book of Kutahya Armenians (Ermenice). Donikian Publishing House. ss. 218-228. 
  7. ^ Serhan Yedig, Ersin Kalkan, Osmanlı’nın Sıradışı Bürokratı Faik Ali Ozansoy, Hürriyet Gazetesi, 22.04.2007
  8. ^ a b c d e f g h i Opçin, Tuncay (2007). "Ermenilere Kol Kanat Gerdiler". Yeni Aktüel, 142. 
  9. ^ a b Seropyan, Sarkis (23 Nisan 2013). "Ali Faik Bey'in vicdan direnişi". Agos. 2 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  10. ^ ‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!’ 30 Mart 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Agos Gazetesi, 27.03.2015.
  11. ^ İlgili BBC Türkçe video haberi 26 Nisan 2021 tarihinde erişilmiştir
  12. ^ a b Akçam, Taner (2006). A Shameful Act: The Armenian Genocide and the Question of Turkish Responsibility. New York: Metropolitan Books. ISBN 0-8050-7932-7. 29 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2018. 
  13. ^ Hull, Isabel V. (15 Şubat 2013). Absolute Destruction: Military Culture and the Practices of War in Imperial Germany (İngilizce). Cornell University Press. s. 273. ISBN 978-0-8014-6708-0. 13 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  14. ^ Resisting genocide : the multiple forms of rescue. Jacques Sémelin, Claire Andrieu, Sarah Gensburger. New York: Columbia University Press. 2011. s. 45. ISBN 978-0-231-70172-3. OCLC 500818338. 
  15. ^ a b Bilican, Yılmaz Murat (21 Nisan 2015). "Soykırım, Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi Bey, Walter Benjamin ve yüzleşme". T24. 22 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ Üngör, Ugur Ümit (2012). The Making of Modern Turkey : Nation and State in Eastern Anatolia, 1913-1950. Oxford: OUP Oxford. ISBN 978-0-19-161908-3. OCLC 784886710. 
  17. ^ a b Işık, İhsan (2006). Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi. 
  18. ^ a b c Akçam, Taner (2006). A shameful act : the Armenian genocide and the question of Turkish responsibility. 1st U.S. ed. New York: Metropolitan Books. ISBN 0-8050-7932-7. OCLC 64844685. 
  19. ^ Derogy, Jacques (1990). Resistance and revenge : the Armenian assassination of the Turkish leaders responsible for the 1915 massacres and deportations. New Brunswick, U.S.A. s. 32. ISBN 978-1-4128-3316-5. OCLC 971493703. 
  20. ^ Gerçek, Burçin (26 Şubat 2006). "Celal Bey ve diğerleri". Radikal. 
  21. ^ Hür, Ayşe (28 Nisan 2013). "1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler". Radikal. 5 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  22. ^ Gerçek, Burçin; Akçam, Taner. "Report on Turks who reached-out to Armenians in 1915" (PDF). International Raoul Wallenberg Foundation. 
  23. ^ Gerçek, Burçin. "Celal Bey". Aurora Prize. 100 Lives. 1 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  24. ^ Vakit gazetesi arşivleri, 10-13 Aralık 1918 (Rumi: 10-13 Kanunuevvel 1334), Sayfa:1, İstanbul.
  25. ^ Donef, Racho (Kasım 2010). "Righteous Muslims during the Genocide of 1915" (PDF). Assyrian Information Management. 
  26. ^ a b "1915'te Ermenileri koruyan Türk üst düzey yetkilileri". Ermeni Haber Ajansı. 29 Mayıs 2015. 1 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  27. ^ Akçam, Taner (2004). From empire to republic : Turkish nationalism and the Armenian genocide. Londra: Zed Books. s. 200. ISBN 1-84277-526-X. OCLC 54407599. 
  28. ^ Dadrian, Vahakn N. (1991). Documentation of the Armenian Genocide in Turkish Sources (İngilizce). Institute on the Holocaust and Genocide. 
  29. ^ Babikian, Aris (3 Haziran 1998). "Wall of silence built around Armenian genocide". The Ottawa Citizen. s. A14. 
  30. ^ Babikian, Aris (16 Ocak 2001). "Clear evidence of Turkish responsibility for Armenian genocide". The Daily Telegraph. s. 27. 
  31. ^ Rauf Orbay'ın hatıraları, 1914-1945. Osman Selim Kocahanoğlu. İstanbul: Temel Yayınları. 2005. ISBN 975-410-086-1. OCLC 64374161. 
  32. ^ Üngör, Uğur Ümit (2008). "Seeing like a nation-state: Young Turk social engineering in Eastern Turkey, 1913–50". Journal of Genocide Research. 10 (1). s. 24. doi:10.1080/14623520701850278.