Devol Antlaşması

Devol Antlaşması, Birinci Haçlı Seferi'nin ardından Antakya Prensi I. Boemondo ile Bizans İmparatoru I. Aleksios arasında 1108'de imzalanan antlaşmadır. Antlaşma, günümüzde Devol olarak bilinen Bizans kalesi Diabolis'te imzalandığından ötürü bu adla anılmaktadır. Antlaşma, Antakya Prensliği'ni Bizans İmparatorluğu'nun vasal devleti yapmaya yöneliktir.

Devol Antlaşması
İmzalanma 1108 (911 yıl önce) (1108)
Yer Diabolis (günümüzde Devol)

Birinci Haçlı Seferi için yola çıkan Haçlı ordusu, Müslüman devletlerin üzerine yürümeden önce Konstantinopolis'te toplanarak fethedecekleri her toprağı Bizans İmparatorluğu'na verme sözü verdiler. Bununla birlikte, Aleksios'un eski düşmanı Robert Guiscard'ın oğlu Boemondo Antakya Prensliği'nin kendisinin olduğunu bildirdi. Aleksios'un prensliği tanımaması üzerine Boemondo destek aramak için Avrupa'ya gitti. Aleksios'a karşı savaş ilanında bulunsa da kısa süre içinde teslim olmak ve antlaşma imzalamak zorunda kaldı.

Boemondo anlaşma şartları uyarınca imparatora bağlı olmayı, gerektiğinde ordularını Bizans İmparatorluğu'nun hizmetine sunmayı ve ayrıca Antakya'ya bir Rum patriğinin atanmasını kabul etti. Bunun karşılığında ise kendisine sebastos ve duks unvanları verilerek varislerinin Urfa Kontluğu'na geçme hakkı garanti altına alındı. Antlaşmanın ardından Puglia'ya çekilen ve burada ölen Boemondo'nun Antakya'da naip olan yeğeni Tancred antlaşmanın şartlarını reddetti. Antakya 1137'de geçici olarak Bizans yönetimine girmişse de 1158 yılına kadar fiilen Bizans'a bağlı hâle getirilemedi.

Bizans'ın içine düştüğü anlaşmazlıkları savaştan ziyade diplomasi ile çözme eğiliminin tipik bir örneği olarak görülen Devol Antlaşması, Bizanslılar ile Batı Avrupalı komşuları arasındaki güvensizliğin hem sebebi hem de sonucu olarak görülmektedir.

Arka planDüzenle

 
Antakya Kuşatması'nı tasvir eden Orta Çağ'a ait minyatür boyama.

1097'de Haçlı orduları, Avrupa'dan doğuya doğru gruplar halinde yolculuk ederek Konstantinopolis'te bir araya geldiler. Selçuklulara karşı paralı asker olarak hizmet etmeleri için yalnızca bir miktar Batılı şövalye talep eden I. Aleksios, Kudüs'e gidecekleri yolu keserek orduları engelledi ve eskiden kendisine ait olan toprakları imparatorluğa geri vermeye yemin edene kadar orduların ayrılmalarına izin vermedi.[1] Haçlılar sonunda bu yemini grup olarak değil daha ziyade tek tek ettiler. Buna karşılık, Aleksios onların emrine rehberler ve korumalar verdi.[2] Ancak Haçlılar, Bizans'ın rakip tarafa karşı olan tutumuna kızgındılar. Örneğin Haçlılar yolculuklarını finanse etmek için yağmalamayı umdukları Selçuklu kenti Nikea'yı kuşattıklarında Bizans teslim müzakereleri yaparak yağmanın önüne geçmeye çalışmıştı.[3] Eskiden Bizans'ın hükmünde olan önemli şehirleri, adaları ve batı Küçük Asya'nın çoğunu tekrar ele geçiren Aleksios tarafından ihanete uğradıklarını hisseden Haçlılar, Bizans'ın yardımı olmadan yollarına devam ettiler. 1098'de Antakya'yı uzun bir kuşatmadan sonra ele geçirseler de daha sonra kendileri kuşatma altına alındılar. Bunun üzerine Aleksios kuşatmayı kırmak üzere yürüyüşe geçti ancak Blois Kontu Stephen'dan durumun umutsuz olduğunu duyunca Konstantinopolis'e geri döndü.[4] Kuşatma karşısında beklenmedik bir şekilde ayakta kalan Haçlılar, Aleksios'un kendilerini terk ettiğini düşünerek Bizans'ı tamamen güvenilmez bulmaya başladılar ve yeminlerini geçersiz saydılar.[5][6]

1098'de Boemondo tarafından kurulan Antakya Prensliği de dahil olmak üzere irili ufaklı birçok Haçlı devleti vardı. Antakya'nın Aleksios'un sözde ihanetine rağmen Bizans'a geri verilmesi gerektiği savunuldu ancak Boemondo burayı kendisi için istedi.[7][not 1] Önemli bir limanı olan Antakya, Asya'nın ticaret merkezi ve Doğu Ortodoks Kilisesi'nin kalesiydi. Yüzyıllar önce Bizans'ın elinden çıkan Kudüs'ten farklı olarak yalnızca birkaç onyıl önce imparatorluk idaresinden Türklerin eline geçmişti. Aleksios bu nedenle 1097'de ettiği yemine göre imparatorluğa geri verilmesi gerektiğine inandığı Antakya'da kurulan prensliğin meşruluğunu tanımayarak Boemondo'yu Antakya'dan çıkartmaya çalıştı.[7]

Boemondo, hem Aleksios'a hem de Doğu Ortodoks Kilisesi'ne karşı 1100 yılında daha ileri düzey bir hakarette bulundu: Antakya Rum Ortodoks Patriği İoannis'i şehirden kovarak Antakya Latin Patrikliği'ni kurdu ve Valence'li Bernard'ı patrik olarak atadı.[not 2] Kısa süre sonra, Boemondo Suriye'de Dânişmendliler tarafından esir alındı ve üç yıl hapsedildi, Antakyalılar yeğeni Tancred'i naip olarak seçtiler.[10] Boemondo serbest bırakıldıktan sonra 1104 yılında Selçuklulara Harran Muharebesi'nde mağlup olunca hem Selçukluların hem de Bizanslıların Antakya üzerindeki etkisi yeniden tesis edildi.[11] Boemondo, Antakya'nın kontrolünü Tancred'e bıraktı ve destek bulmak için İtalya ile Fransa'yı dolaşmak üzere Batı'ya döndü. Papa II. Paschalis'in[not 3] ve kızıyla evli olduğu Fransa Kralı I. Philippe'in desteğini kazandı. Bu seferin bir Haçlı seferi niteliği kazanıp kazanmadığı ise belirsizdir.[7]

Boemondo'nun Sicilya'daki Norman akrabaları Bizans İmparatorluğu ile 30 yıldan fazla bir süredir ihtilaf halindeydiler. Babası Robert Guiscard ise imparatorluğun en azılı düşmanlarından biriydi. Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi. Boemondo 1107'de Suriye'de bulunan Müslümanlara karşı Haçlı seferi düzenlemek yerine Aleksios'a karşı savaş başlattı ve Adriyatik Denizi'ni geçerek imparatorluğun en batısı olan Dirrahion'u kuşatmaya başladı.[13] Ancak babası gibi Boemondo da imparatorluğun içlerine doğru ilerleme kaydedemedi. Aleksios'un meydan muharebesinden kaçınması sonucu uzayan Boemondo'nun kuşatması, ordusunda baş gösteren bir veba salgını nedeniyle kısmen başarısız oldu.[14] Boemondo, nihayetinde kendisini Dirrahion'un önünde çembere alınmış bir durumda buldu: Denizyoluyla kaçışı Venedik tarafından kesilmiş, II. Paschalis ise desteğini geri çekmişti.[15]

MüzakerelerDüzenle

 
Bir Bizans el yazmasında I. Aleksios tezhibi.

1108 Eylül'ünde Aleksios, Boemondo'yu Diabolis'te bulunan ordugâhına müzakereye çağırdı. Boemondo'nun hastalığın vurduğu ordusu ile artık Aleksios'u savaşta yenemeyeceği için kabul etmekten başka şansı yoktu. 1097'de ettiği yemini bozduğunu kabul etti ancak Aleksios'un Antakya Kuşatması'na destek vermeyip geri dönerek anlaşmayı ihlal etmesi nedeniyle mevcut koşullar üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını savundu.[16] Bunun üzerine Aleksios, Boemondo'yu 1097'de ettiği yemininden azletti.[not 4] Nikiforos Briennios tarafından müzakere edilen antlaşmanın şartları Anna Komnini tarafından şu şekilde aktarılmaktadır[18]:

  • Boemondo, imparatorun ve ayrıca Aleksios'un oğlu ve mirasçısı İoannis'in vasalı olmayı kabul etti[19]
  • Nerede ve ne zaman olursa olsun, imparatorluğun savunmasına yardımcı olmayı ve bu hizmet karşılığında yıllık 200 talent ödenmesini kabul etti
  • Sebastos ve duks unvanları verildi
  • İmparatorluk yurtlukları olan Antakya ve Halep ona verildi[not 5]
  • Laodikea ve diğer Kilikya topraklarını Aleksios'a vermeyi kabul etti
  • Aleksios'un "Konstantinopolis büyük kilisesinde yetişmişler arasından" bir Rum patriği atamasına izin verdi[20][21][not 6]

Şartlar Batı anlayışı ile müzakere edilerek karar bağlandı. Böylece Boemondo, Batı geleneğinde olduğu gibi Aleksios'un feodal vasalı ve tüm yükümlülüklerini yerine getirmekle görevli "kul"u (homo ligius ya da anthropos lizios) oluyordu. Kendisinin dâhil olduğu savaşlar hariç olmak üzere imparatora askerî yardım sağlamak ve hem Avrupa'daki hem de Asya'daki düşmanlarına karşı yanında hizmet etmek zorundaydı.[22]

Anna Komnini, Boemondo'nun sık sık kendi hatalarını göstererek ve Aleksios ile imparatorluğun yardımseverliğini övdüğü olayları tekrarlayan ayrıntılarla anlatır. Bu ayrıntılara inildiğinde Boemondo için yaşanılanlar aşağılayıcıydı. Öte yandan, Anna'nın çalışmaları babasını övmek için yazıldığından antlaşmanın şartları ile müzakere sırasında yaşananlara dair aktarımlara kuşkuyla yaklaşılmaktadır.

"En güçlü ve en kutsal imparator Aleksios Komninos'un ve onun ardılı ve çok arzulanan İoannis Porfirogennitos'un önünde yemin ederim ki tarafımdan kabul edilen ve konuştuğumuz tüm koşulları gözleyeceğim ve onların kutsiyetini muhafaza edeceğim ve imparatorluğun iyiliği için olan şeylere dikkat edeceğim. Şimdi ve gelecekte, asla nefret veya ihanet düşüncesi ile sizin karşınıza gelmeyeceğim ... ve Roma egemenliğinin fayda ve onuru için her şeyi hem düşüneceğim hem de icra edeceğim. Dolayısıyla Tanrı'nın, Haç'ın ve kutsal İncil'in yardımını dilerim."
Anna Komnini tarafından kaydedilen ve Devol Antlaşması karara bağlandığında Boemondo tarafından edilen yemin.[23]

Antlaşma kopya edilerek biri Aleksios'a diğeri Boemondo'ya verildi. Anna Komnini'nin aktardığına göre Boemondo'nun antlaşmanın kopyasını imzalayan şahitleri arasında Amalfi Piskoposu ve Papalık Temsilcisi Maurus, Tarentum Piskoposu Renard ve Brindisi'deki Aziz Andrew Manastırı'nın başkeşişi eşliğinde iki rahip ile beraber onlara eşlik eden az sayıda din adamı ve adsız "hacılar" (muhtemelen Boemondo'nun ordusunda asker idiler) vardı. Aleksios'un şahitleri ise imparatorluk sarayından Napoli Sebastos'u Dagobert oğlu Roger, Gandlı William, Principat Richard, Mailli Geoffrey, Raoul oğlu Hubert, Romalı Paul, Macaristan büyükelçileri Peres ve Simon ile Hadım Basileios ve Konstantinos idi.[24] Aleksios'un tanıklarının çoğu Bizans ordusu ve imparatorluk sarayında yüksek pozisyonlarda bulunan Batılılardı, Basileios ve Konstantinos ise Sicilya'da Boemondo'nun akrabalarının hizmetinde büyükelçilerdi.[25]

Antlaşmanın hiçbir kopyası günümüze ulaşmadığından Latince mi, Grekçe mi yoksa her iki dilde de mi yazıldığı bilinmemektedir. Her ikisi de, muhtemelen Latince bilen Batılıların sayısı göz önüne alındığında eşit derecede muhtemeldir. Boemondo'nun tavizlerinin Latin Avrupa'da ne kadar bilindiği açık olmamakla birlikte yalnızca birkaç tarihçi antlaşmayı anlatır. Onlardan biri olan Foucher de Chartres, aktarımlarında yalnızca Boemondo ve Aleksios'un uzlaşmaya vardıklarını belirtir.[26]

TahlilDüzenle

Antlaşma şartları Aleksios'un lehineydi ve nihai olarak Antakya ile idaresindeki toprakların imparatorluğa katılmasını sağlıyordu.[27] Boemondo'yu Antakya'dan çıkartmanın imkansızlığını kabul eden Aleksios, Bizans'a tabi ederek imparatorluğun yararına çalışmasını sağladı.[28] İmparator antlaşmayı geçersiz saymak için herhangi bir sebep göstermedikçe Boemondo duks unvanıyla Antakya'yı elinde tutacak, ölümünden sonra ise doğrudan Bizans idaresine girecekti. Boemondo bu nedenle Antakya'da bir hanedan kuramadı ancak mirasçılarının Suriye içlerinde kazanmayı başarabildiği diğer topraklara Urfa Kontluğu'nun idaresinde hükmetme hakkını garanti altına aldı.[27]

Boemondo'nun toprakları Aziz Simeon ve kıyıları, Bakras ve Artah kasabaları ile Cebel-i Summak'taki Latin mülklerini içeriyordu. Bununla birlikte, Lazkiye ve Kilikya doğrudan Bizans egemenliğine geri dönecekti. Thomas Asbridge'in işaret ettiği gibi, imparatorun Boemondo'ya vermiş olduğu yerlerin çoğu hâlen Müslümanların elindeydi, bu da Lilie'nin Boemondo'nun antlaşma ile kazanım sağladığı değerlendirmesiyle çelişmektedir.[29] René Grousset, antlaşmayı bir "dikte" olarak nitelendirse de Jean Richard, Boemondo'nun uymaya ant içtiği feodal hukuk kurallarının "hiçbir şekilde aşağılayıcı olmadığının" altını çizmektedir.[22] John W. Birkenmeier'e göre ise antlaşma Aleksios'un yeni bir ordu kurduğu ve yeni taktikler geliştirdiği bir noktada imzalanmışsa da bu bir Bizans siyasi başarısı sayılamazdı zira Boemondo arzu ettiği gibi Antakya'yı elinde tutmayı başarmıştı.[30] Paul Magdalino ve Ralph-Johannes Lilie'ye göre "Anna Komnini tarafından yeniden yazılan antlaşma Batı feodal geleneğine şaşırtıcı şekilde aşinadır. İster bir Yunan, ister bir Latin imparatorluk kurumu tarafından hazırlansın Doğu Akdeniz'deki status quo açısından Batı gözüyle hassas bir düşünceye sahiptir."[31] Buna karşılık Asbridge, antlaşmanın Batı örnekleri kadar Yunan etkisi de taşıdığını savunarak Aleksios'un Antakya'yı pronoia düzenlemelerinin şemsiyesinin altına almak istediğini belirtir.[29]

NeticeleriDüzenle

 
1137 yılında Antakya'yı ele geçiren II. İoannis'in Ayasofya'daki mozaik tasviri.

Boemondo, Antakya'ya geri dönmedi ve antlaşmanın dikkatle hazırlanan maddeleri hiçbir zaman uygulanmadı.[32] Boemondo'nun 1111'de Sicilya'da ölümünün ardından Antakya'da idareyi eline alan yeğeni Tancred antlaşmaya uymayı reddetti.[11] Aklında, Antakya için kendi fetih hakkı vardı. Şehri Haçlı seferine katılmayan birine teslim etmek için bir neden görmedi ve gerçekten de (Haçlıların inandığı gibi) buna karşı aktif bir şekilde çalıştı. Haçlılar, Aleksios'un Boemondo'yu kandırdığına inanıyorlardı. Aleksios'un dolandırıcı ve güvenilmez olduğuna zaten inanmalarının yanı sıra bu antlaşma onların inançlarını kendi bakış açılarına göre doğruluyordu. Tancred'e Antakya'nın yasa dışı sahibi olarak atıfta bulunan antlaşma, Aleksios'tan Boemondo'nun dışlanmasını veya bir şekilde kontrol etmesi beklentisini taşıyordu. Tancred, Rum patriğinin şehre girmesine izin vermedi. Bu nedenle atama Konstantinopolis'e yapılarak ismen de olsa Antakya Rum patriği unvanı yaşamaya devam etti.

Antakya ve ona bitişik Kilikya kentlerinin statülerinin sorunu daha sonraki yıllar boyunca imparatorluğu rahatsız etti. Devol Antlaşması yürürlüğe girmemiş olsa da ertesi otuz yıl boyunca Haçlılarla yapılan görüşmelerde imparatorluğun iddialarının yasal dayanağı olmaya devam etti.[33] II. İoannis bu nedenle 1137'de ordusu ile Antakya'ya hareket edip kenti kuşatmak suretiyle egemenliğini dayatmaya çalışmıştı.[34] Antakya sakinleri müzakere etmeye çalıştılarsa da İoannis şehrin kayıtsız şartsız teslim olmasını istedi.[35] Kudüs Kralı Foulques'in iznini alan Antakya Prensi Raymond, şehri İoannis'e teslim etmeyi kabul etti.[35] Raymond'un İoannis'e bağlılık yemini ettiği sözleşme Devol Antlaşması'na dayanıyordu hatta onun ilerisine geçiyordu: Raymond imparatorluğun vasalı olduğunu kabul ediyor, imparatora Antakya'ya serbestçe giriş sözü veriyor ve fethedilir edilmez Halep ile beraber Şayzar, Humus ve Hama'nın karşılığında şehrin el değiştirmesini garantiliyordu. Ardından, Raymond yeni fethedilen yerlere hükmederken Antakya ise doğrudan imparatorluk yönetimine geri dönecekti.[36] Bununla birlikte İoannis'i vasal olarak kabul etmek zorunda kalan Raymond ve Urfa Kontu II. Joselin'in bunu kabullenememeleri yüzünden bu yeni antlaşma da akim kaldı. Antakya'ya döndüklerinde İoannis kenti tamamen ele geçirmek konusunda ısrar edince iki prens de ayaklandı.[not 7] Kentte kendini kuşatılmış olarak bulan İoannis 1138'de Konstantinopolis'e geri dönmek zorunda kaldı.[38] Raymond ve Joselin'in isyanla bir alakaları olmadıklarına dair ısrarlarını ise kabul etti.[39] İoannis, 1142 yılında yeni bir sefere çıksa da beklenmedik bir şekilde hayatını kaybedince Bizans ordusu geri çekildi.[38]

I. Manuil'in hükümdarlığı döneminde 1158'e dek Antakya gerçekten de imparatorluğa bağlı hâle geldi. Manuil, Prens Renaud'u, Bizans Kıbrısı'na saldırısını cezalandırmak için bağlılık yemini etmeye zorlamıştır.[40] Rum patrikliği tekrar oluşturuldu ve Latin patrikliğinin de faaliyetlerini sürdürmesine izin verildi.[41] Renaud'un 1160'ta Müslümanlar tarafından esir olarak ele geçirilmesinden sonra yetersiz naiplerin idaresinde kalan Antakya zayıfladı. Manuil'in 1180'de ölümünü takip eden iç bölünmelerin imparatorluğun iddiasını devam ettirme kabiliyetini engellediği 1182 yılına kadar Bizans'ın vasal devleti olarak kaldı.

Devol Antlaşması, Adriyatik Denizi kıyısındaki Norman tehdidinin sona ermesi demekti. Balkan sınırındaki savunmanın etkinliği, 12. yüzyılın boyunca Dirrahion yolundan gelecek başka istilaları da engelleyecekti.[42]

NotlarDüzenle

  1. ^ Raymond d'Aguilers, Raymond de St-Gilles'in "Rab'in, çarmıhın, dikenli tacın ve birçok kutsal nesne üzerine imparatora yemin ettik ki; imparatorluğa ait herhangi bir şehri ya da kaleyi imparatorun isteği dışında elde tutamayız." temelinde Boemondo'nun Antakya'yı elinde tutmasına muhalefet ettiğini bildirir. Bununla birlikte, Antakya'nın ele geçirilmesinden sonra bağlılık yemini yok sayıldı.[8]
  2. ^ İoannis, Haçlıların şehri ele geçirdiği ilk dönemde Antakya'da kalıyordu ve hem Rum hem de Latin rahiplere ruhani liderlik ediyordu. Ancak Boemondo ile tartışmaya girmesi üzerine şehirden kovuldu, Konstantinopolis'e sığınıp istifa etti.[9]
  3. ^ Çağdaş araştırmacılar Boemondo'nun Levant'ta bir sefer başlatmayı planladığına inanan papadan Epirus'a yapmayı planladığı saldırıyı sakladığını iddia ederler.[12]
  4. ^ Aleksios ve Boemondo'nun önceki antlaşmadan geçersiz ilan etmedikleri tek madde, "kul-efendi" ilişkisine dair olan yemindir.[17]
  5. ^ Halep ne Haçlıların ne de Bizansların kontrolü altındaydı. Antlaşmaya bu şekilde ekleme yapılmasından Boemondo'nun burayı fethetmeyi deneyeceği, başarılı olursa ise elinde tutmasına izin verileceği çıkarımı yapılmaktadır.
  6. ^ Rum patrikliğinin yeniden kurulması imparatora bağlılığın kabulünün işaretiydi ancak kilise hukuku açısından çözülmesi zor yeni sorunlar oluşturuyordu.
  7. ^ Antakya sakinlerinin, şehrin Bizans egemenliğine geçme ihtimaline karşı takındıkları düşmanca tavır kaçınılmaz sonucu doğuruyordu.[37]

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ Spinka, Latin Church of the Early Crusades, 113
  2. ^ Anna Komnini, The Alexiad, X, 261
  3. ^ Runciman, The First Crusade, 98
  4. ^ Runciman, The First Crusade, 182-3
  5. ^ Runciman, The First Crusade, 183
  6. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XI, 291
  7. ^ a b c M. Angold, The Byzantine Empire, 1025-1118, 251
  8. ^ Spinka, Latin Church of the Early Crusades, 113.
  9. ^ T.M. Kolbaba, Byzantine Perceptions of Latin Religious "Errors", 126.
  10. ^ Runciman, The First Crusade, 232
  11. ^ a b J. Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 46
  12. ^ J.G. Rowe, Paschal II, 181; J. Holifield, Tancred and Bohemond, 17.
  13. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XII, 317
    * M. Angold, The Byzantine Empire, 1025-1118, 251
    * Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 47
  14. ^ Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 48
  15. ^ M. Angold, The Byzantine Empire, 1025-1118, 251
    * S. Runciman, The First Crusade, 232
  16. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 348-349
    * Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 48
  17. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 349.
  18. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 348-358
  19. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 349-350
    * Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 48
  20. ^ J. Richard, The Crusades, c.1071 - c.1291, 131
  21. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 354-355
    * Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 48
  22. ^ a b J. Richard, The Crusades, c.1071 - c.1291, 130
  23. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 357
  24. ^ Anna Komnini, The Alexiad, XIII, 357-358
  25. ^ A. Kajdan, Latins and Franks in Byzantium, 93-94
  26. ^ Foucher de Chartres, Expedition to Jerusalem, XXXV
  27. ^ a b P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos, 31-32
  28. ^ A. Jotischky, Crusading and the Crusader States, 69
    P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos, 33
  29. ^ a b A. Jotischky, Crusading and the Crusader States, 69
  30. ^ J.W. Birkenmeier, The Development of the Komnenian Army, 46
  31. ^ P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos, 31-32
    A. Jotischky, Crusading and the Crusader States, 69
  32. ^ S. Runciman, The First Crusade, 232
    * P. Stephenson, Byzantium's Balkan Frontier, 183
  33. ^ J.W. Birkenmeier, The Development of the Komnenian Army, 46
    * R.-J. Lilie, The Crusades and Byzantium, 34
  34. ^ J. Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 77
  35. ^ a b J. Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 78
  36. ^ A. Jotischky, Crusading and the Crusader States, 77
    * P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos, 41
  37. ^ J. Richard, The Crusades, c.1071 - c.1291, 151.
  38. ^ a b J. Richard, The Crusades, c.1071 - c.1291, 151
  39. ^ J.W. Birkenmeier, The Development of the Komnenian Army, 48
    * P. Magdalino, The Empire of Manuel I Komnenos, 41
    * A. Stone, John II Comnenus (A.D. 1118-1143)
  40. ^ B. Hamilton, William of Tyre and the Byzantine Empire, 226
    * J. Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 121
    * William of Tyre, Historia, XVIII, 23
  41. ^ J. Norwich, Byzantium:The Decline and Fall, 122
  42. ^ P. Stephenson, Byzantium's Balkan Frontier, 183
Genel

Koordinatlar: 40°43′K 20°51′D / 40.72°N 20.85°E / 40.72; 20.85