Cinsiyet eşitsizliği

Cinsiyet eşitsizliği bireylerin cinsiyetlerine göre maruz kaldıkları eşit olmayan davranışlar, tutumlar ve algıları anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Kökeni, toplumsal cinsiyet rollerindeki farklılıklardır.[1] Cinsiyet sistemleri genellikle kesin hatlarla ikiye ayrılmış ve hiyerarşik yapıya sahiptir; cinsiyet ikiliği sistemleri günlük yaşamın sayısız boyutunda kendini gösteren eşitsizlikleri yansıtabilmektedir. Cinsiyet eşitsizliği deneysel temellere dayandırılmış ya da toplumsal olarak kabul edilmiş ayrıcalıklardan kaynaklanır.

Doğal cinsiyet farklılıklarıDüzenle

Cinsiyetler arasında biyolojik ve anatomik etmenlere dayanan ve özellikle üreme sürecindeki rollerde görülen doğal farklılıklar bulunmaktadır. Biyolojik farklılıklar arasında kromozomal ve hormonal farklılıklar sayılabilir.[1] Göreceli ortalama fiziksel kuvvet açısından da cinsiyetler arasında doğal bir farklılık vardır ancak bu herhangi bir erkeğin herhangi bir kadından daha güçlü olduğu anlamına gelmez.[2][3] Erkekler ortalama olarak daha uzun boyludurlar ve bunun hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır.[4] Kadınlar erkeklerden önemli ölçüde daha uzun yaşamaktadır[5] ancak bunun hangi ölçüde bir biyolojik farklılık olduğu çok açık değildir. Erkekler daha büyük akciğer kapasitesine, daha fazla alyuvara ve pıhtılaşma faktörüne sahipken kadınlarda daha fazla akyuvar görülür ve kadınlar antikorları daha hızlı üretebilirler.[6] Bunlar gibi farklılıkların, cinsel uzmanlaşmaya yardımcı olan bir evrimsel uyum olduğu konusunda varsayımlar bulunmaktadır.[7]

PsikolojiDüzenle

Doğum öncesi hormonlar bir kişinin geleneksel kadın ya da erkek davranışı gösterip göstermeyeceğini etkilemektedir.[8][9] Genel zekâ seviyesinde erkek ve kadın arasında farklılık yoktur.[10] Erkeklerin kadınlara göre risk alma olasılığı önemli ölçüde fazladır.[11] Muhtemelen doğum öncesi ve sonrası androjen hormonu nedeniyle etkilenmeleri nedeniyle erkeklerin saldırgan davranış gösterme olasılığı da daha fazladır.[12][13] Bu farklılıkların fiziksel farklılıklarla birlikte cinsel iş bölümünü açıklayan bir evrimsel uyum olduğu konusunda kuramlar ortaya atılmıştır.[7] Bir başka teori de gruplar arası saldırganlık farklılıklarının, erkeklerde bölge hâkimiyeti, kaynakları ele geçirme ve eş bulabilme için erkek saldırganlığının evrimsel bir uyum olduğunu önerir.[6] Kadınlar erkeklerden daha empatiktir.[14] Erkeklerin görsel belleği, kadınların da sözel belleği daha iyidir. Bu farklık, kadınlara ya da erkeklere enjekte edildiğinde görsel belleği artırdığı gözlemlenen erkek cinsiyet hormonu testosteron kaynaklıdır.[15]

Erkekler ve kadınlar doğumdan itibaren farklı yetiştirilirler ve yaşamları boyunca farklı çevresel etkilere maruz kalırlar. Toplumun gözünde cinsiyet yaşamın önemli merhalelerinde ve kişilik gibi özelliklerde çok büyük bir role sahiptir. Erkekler ve kadınlar kendi yollarını seçmeye muktedir olmadan çok önce farklı yollara doğru yönlendirilirler. Mavi renk genel olarak erkek çocuklarla bağdaştırılır ve bebekliklerinden itibaren araba, kamyon ya da daha çok sporla bağlantılı oyuncaklar alınır. Pembe renkle bağdaştırılan kız çocukları ise çocukları gibi baktıkları oyuncak bebeklerle, bebek evleri, giysileriyle oynarlar. Erkek çocuklar için mavi, kız çocuklar için pembe normu kültüreldir ve tarih boyunca bulunan bir norm da değildir. Ebeveynler ve çocuğun yaşamında yer alan diğer erişkinler tarafından konulan bu yollar dolayısıyla çocukların da bu yolları izleyerek büyümelerine neden olur.[16] Bunun sonucunda kişilik, kariyer ve ilişkilerde farklılıklar gözlemlenir. Yaşamları boyunca erkek ve kadın çok farklı kişilikleri olan iki ayrı tür olarak görülmekte ve ayrı yollarda yaşamlarını sürdürmeleri beklenmektedir.[17]

KaynakçaDüzenle

ÖzelDüzenle

GenelDüzenle