Brezilya'da askerî diktatörlük dönemi

Brezilya'da askerî diktatörlük dönemi, Brezilya'da 1 Nisan 1964 ile 15 Mart 1985 tarihleri arasında birbirini izleyen askeri hükümetlerin sürdürdüğü baskıcı rejimi anlatır. Askerî diktatörlük dönemi demokratik olarak seçimle başa gelmiş olan Devlet Başkanı João Goulart'ın devrilmesiyle başlamıştır. Rejim José Sarney'in 15 Mart 1985'te Devlet Başkanı seçilmesiyle sona ermiştir. Askeri diktatörlük rejimi ilk başlarda kısa süreli olacağı belirtilmesine rağmen 21 yıl sürmüştür. Rejim Atos Institucionais adı verilen kararnâmeler yayınlamış ve bunlar aracılığıyla çeşitli hukuksal düzenlemeler getirmiştir. 1946 Anayasasının yerine 1967 Anayasası getirilmiş, Ulusal Kongre kapatılmıştır. Sivil özgürlükler baskılanmış ve Brezilya ordu ve emniyet teşkilatlarının "şüpheli" gördükleri herkesi yakaladığı ve hapse attığı uygulamalar yaygınlaşmıştır.

Rejim, milliyetçi, kalkınmacı ve anti-komünist bir çizgiyi benimsemiştir. 1970'li yıllarda yaşanan "ekonomik mucize" dönemi aynı zamanda basın kuruluşlarında sansürün, toplumsal hayatta işkencenin en yoğun yaşandığı, insanların sürgüne gönderildiği bir dönem olmuştur. 1980'li yılların başında Latin Amerika'daki diğer askerî diktatörlük rejimlerinde olduğu gibi Brezilya'daki rejim de çöküşe geçmiş, gelir adaletsizliği ve derin yoksullukla beraber ekonomik kriz büyük toplumsal sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Rejim bu dönemde çıkardığı genel af uygulamasıyla hem rejim tarafından işlenen suçları örtbas etmeye çalışmış, hem de çöküşün eşiğindeki rejime direnen unsurlara şirin gözükmeye çalışmıştır. 1985 yılında demokratik rejime geçen ülkede kabul edilen 1988 Anayasası bu kazanımı kalıcı hale getirmiştir.

Rejime karşı mücadele veren kesimler çoğunlukla işkence ve yargısız infazlarla karşı karşıya kalmış olsa da Brezilya Silahlı Kuvvetleri 2014 yılına kadar sürekli olarak reddetmiştir. Bu tarihte Milli Savunma Bakanı Celso Amorim, resmi olarak yaşanan insan hakları ihlallerini kabul etmiştir. Ayrıca 2018 yılında kamuoyuna açıklanan ABD Dışişleri Bakanlığı gizli arşivindeki belgelere göre Brezilya askerî diktatörlük rejiminin yaşanan tüm işkence ve yargısız infazlara dair bilgi sahibi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu dönemde rejimin en büyük destekçileri arasında ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve CIA de yeralmaktaydı.

Arka planıDüzenle

Brezilya Silahlı Kuvvetleri, Paraguay'a karşı verilen ve 1870 yılında sona eren Üçlü İttifak Savaşı'nın ardından önemli bir siyasi aktör olarak çıkmıştır. Bu dönemi izleyen yıllarda özellikle 20. yüzyılın başlarında askeri kurumların siyasallaştığı açıkça görülür. Brezilya İmparatorluğu'nun 1889 yılında tasfiye edilmesi ve cumhuriyetin ilanı, 1930 Brezilya Devrimi, tenentismo gibi önemli toplumsal olaylarda ordu yönetimi ve mensupları aktif olarak öne çıkmıştır. 1950'li yıllara gelindiğinde ordu yönetiminin sağa kaydığı görülür. Ordu komuta heyeti kendilerine göre komünist ideolojiye eğilimli olan Juscelino Kubitschek ve João Goulart gibi Devlet Başkanı adaylarının göreve gelmesine engel olur.

1961 yılında Goulart'ın göreve gelmesine izin verilse de hareket alanı ve yetkileri oldukça sınırlandırılmış durumdaydı. Ancak yeniden Devlet Başkanı yetkilerini almaya başlayınca egemen çevreleri kızdıracak siyasetlere adım atmaya başlar. Toprak reformu ve bazı önemli ekonomik kurumların kamulaştırılması gibi hamleler kapitalist çevrelerin tepkisini çeker. Latin Amerika'da başarılı olmuş Küba Devrimi ve küresel ölçekte siyasi atmosfere hakim olan Soğuk Savaş gündemiyle beraber değerlendirildiğinde Goulart'ın faaliyetleri medya sahiplerinde, fabrika işveren çevrelerinde, Kilise hiyerarşisinde, büyük toprak sahiplerinde tepki ortaya çıkartmıştır. Bu çevreler silahlı kuvvetlere giderek artan şiddette telkinde bulunarak bu uygulamaların tersine çevrilmesi için askerî darbe yapılmasını savunmuştur. 31 Mart 1964 tarihinde başlayan askerî darbe başarılı olmuş, Devlet Başkanı Goulart ise 1 Nisan günü Uruguay'a kaçmıştır.

KronolojiDüzenle

31 Mart 1964 günü askeri birlikler General Olympio Mourao Filho komutasında Goluart hükümetini devirmek için yola çıktı. Goulart, istifasını talep eden bildiriyi aldığında Rio de Janeiro'daydı. Devlet Başkanlığına bağlı Casa Militar adı verilen güvenlik kurumunun başındaki General Argemiro de Assis, bu tür durumlar için uygulanması gereken protokolü yerine getirmeyerek darbenin durdurulmasına engel olmuştur. Goulart, önce Porto Alegre'ye oradan da 4 Nisan günü Uruguay'a kaçmıştır.

Brezilya'nın öne çıkan kentlerinde meydanlar ve ana caddeler ordu birlikleri ve zırhlı araçlar tarafından işgal edilmiştir. Devrik hükümet yanlısı siyasal partilerin, derneklerin, sendikaların, öğrenci birliklerinin vb. şube ve merkezleri tahrip edilmiş ve ordu denetimine alınmıştır.

Darbe büyük işletme sahipleri, medya patronları, büyük toprak sahipleri, Kilise yönetimi ve orta sınıflar tarafından coşkuyla karşılanmış ve desteklenmiştir.

Goulart rejimine karşı olan hareketleri ve örgütlenmeleri destekleyen ABD ise sürece Brezilya'daki elçisi Lincoln Gordon ve askerî ataşe Vernon Walters aracılığıyla dahil olmuştur.[1] Darbecilerin dirençle karşılaşması durumda verilecek silahlı ve lojistik destek için planlamalar yapılmış, Santos ve Rio de Janeiro arasındaki kıyı bölgesine destek amacıyla aralarında USS Forrestal uçak gemisi olmak üzere çok sayıda savaş gemisi Brother Sam adlı harekât planı çerçevesinde konuşlandırılmıştır.[1]

Goulart'ın devrilmesinden sonra başa geçen askerî diktatörlük uygulamaya koyacağı siyasal açılımlara yasal bir gerekçe ortaya koyabilmek ve yürürlükteki 1946 Anayasasıyla çelişkiye düşmemek için Anayasal kararnameler (Portekizce: Atos Institucionais, AI) ile yönetim tarzını benimsemiştir.

Darbeyi destekleyen parlamenterler 2 Nisan 1964 günü Devlet Başkanlık makamının boş olduğunu öne sürerek Meclis Başkanı Ranieri Mazzilli'nin bu göreve gelmesini sağlayarak askeri darbenin meclis ayağını da tamamlamışlardır. 15 Nisana kadar görevde kalan Mazzilli sembolik bir isim olmaktan öteye geçmemiş, iktidar ordunun elinde kalmaya devam etmiştir.

Askerî diktatörlük dönemi devlet başkanlarıDüzenle

İşleyişDüzenle

Rejim Atos Institucionais adı verilen kararnâmelerle ülkeyi yöneterek kendi ayağını bağlayan yasal sınırları aşmasını bilmiştir. Toplamda iktidarları boyunca 17 kararname ve bunlarla ilgili 104 yan karar çıkartmışlardır. Yasaların çiğnenmesiyle beraber temelde en çok hasar gören hak yurttaşların özgürlükleri ve haklarıydı. Rejim ilk dört yılında kendisini sağlamlaştırmıştır. Kararnameler sayesinde olağanüstü hal tanımlaması yapılarak Anayasa'nın bazı hükümleri yürüklükten kaldırılmış, demokrasiye özgün kurumlar ve uygulamalar tasfiye edilmiştir. Çıkan ilk kararnamelerle cuntanın zaten güdümlerinde olan Parlamentoyu veto etme hakkı tanınmıştır. Cunta aldığı kararlarla önceden alınmış rafineri ve toprak kamulaştırma kararlarını geriye çevirmiş, temel haklarda kısıntılar yapmış, kamu çalışanlarını gerekçe göstermeden işten çıkarmış ve Küba ile diplomatik ilişkileri kopartmıştır. Cunta varlığının gerekçesi olarak ülkenin sosyalizme kaymasına engel olmak için tanımladığı için Çin ve Küba'nın ülkedeki silahlı direnişi ve komünist partileri desteklediği ve silah yardımı yaptığı yönünde propaganda yapmıştır. Rejim aldığı tek yönlü kararla içlerinde eski devlet başkanları, bakanlar, başta komünistler olmak üzere siyasetçilerden oluşan 100 kişinin 10 yıl boyunca siyaset yapmasına yasak getirir. Cunta beğenmediği milletvekillerinin vekilliklerini iptal eder. Cunta işbaşına gelir gelmez tüm toplumu fişlemeye başlar. İstihbarat teşkilatı Serviço Nacional de Informações (SNI) kurulur ve yurttaşlar devlet yanlısı/karşıtı olarak kaydedilir. Özellikle sol eğilimli vatandaşların telefonları dinlenir, izlenirler, fotoğrafları çekilir ve izinsiz kaydedilir.

Baskıcı uygulamalarDüzenle

Diktatörlük döneminde çeşitli baskıcı uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda:

  • Temel insan hakları ihlal edilmiş, yargısız infazlar ve işkenceler gerçekleştirilmiştir.
  • Kitle iletişim organları ve basın üzerinde ağır bir sansür sistemi inşa edilmiştir.
  • Gençlere ve özellikle öğrencilere yönelik baskı uygulanmış, aktivistler tutuklanmış, işkence görmüş ve katledilmiştir.
  • Siyasi parti faaliyetleri yasaklanmıştır. Bu kapsamda özellikle sol ve sosyalist örgütlere karşı acımasız tedbirler uygulanmıştır. Silahlı mücadele yolunu seçen örgütlere karşı kirli savaş yöntemleri açıktan kullanılmıştır.
  • İşçi örgütlerine ve sendikalara karşı tavır alınmış, grev başta olmak üzere tüm işçi hareketlerine müdahale edilmiştir.
  • Brezilya'da bulunan etnik yerli halka karşı açıktan katliam gerçekleştirilmiştir. Özellikle Roraima bölgesinde Amazon Ormanlarındaki yerli topraklarında ve korunma altındaki bölgelerde inşa edilen yol inşaatlarına muhalefet eden binlerce yerli katledilmiştir.

Popüler kültüre etkileriDüzenle

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b Brezilya'daki darbeye ABD'nin verdiği desteği gösterir yazışmalar (İngilizce) 17 Mart 2021 tarihinde erişilmiştir