Bilişsel devrim

Bilişsel devrim, 1950'lerde zihnin ve süreçlerinin disiplinler arası bir çalışması olarak başlayan entelektüel bir harekettir. Daha sonra toplu olarak bilişsel bilim olarak tanınmıştır[1].  İlgili etkileşim alanları psikoloji, dilbilim, bilgisayar bilimi, antropoloji, sinirbilim ve felsefe alanları arasındadır[2].  Kullanılan yaklaşımlar, o zamanın şartlarında geliştirilen yapay zeka, bilgisayar bilimi ve sinirbilim[3] alanlarındadı . 1960'larda, Harvard Bilişsel Araştırmalar Merkezi  ve California San Diego Üniversitesi'ndeki İnsan Bilgi İşleme Merkezi, bilişsel bilimin akademik çalışmasını geliştirmede etkili olmuştur[4].  1970'lerin başında, bilişsel hareket, psikolojik bir paradigma olarak davranışçılığı aşmıştı.[5][6][7] Ayrıca, 1980'lerin başında bilişsel yaklaşım, psikoloji alanındaki çoğu dalda baskın araştırma sorgulama hattı haline gelmişti.

Erken bilişsel psikolojinin temel amacı, bilimsel yöntemi insan bilişi çalışmalarına uygulamak idi.[8] Bilişsel devrimden bazı ana fikirler ve gelişmeler, bilişsel bilim araştırmalarında bilimsel yöntemin kullanılması, duyusal girdileri işlemek için zihinsel sistemlerin gerekliliği, bu sistemlerin doğuştan geliyor olduğu düşüncesi ve zihnin modülerliğiydi.[9][10] Bilişsel devrimi tetikleyen önemli yayınlar arasında psikolog George Miller'ın 1956 tarihli " The Magical Number Seven, Plus or Minus Two" (Sihirli Rakam Yedi, Artı Eksi İki)[8] (psikolojide en sık alıntı yapılan makalelerden biri),[11] dilbilimci Noam Chomsky'nin Syntactic adlı makalesi, Structures (Yapılar) (1957) [12] ve "Review of BF Skinner's Verbal Behavior 10 Eylül 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi."(B.F. Skinner'ın Sözsel Davranışının Gözden Geçirilmesi) (1959),[13] ve John McCarthy, Marvin Minsky, Allen Newell ve Herbert Simon tarafından yapay zeka alanındaki temel çalışmalar, örneğin 1958 yılında yayımlanan makale, "Bir İnsan Problem Çözme Teorisinin Unsurları" bulunmaktadır. Ulric Neisser'in 1967 tarihli Bilişsel Psikoloji kitabı da önemli bir katkı idi.[14]

Tarihsel arka planDüzenle

Bilişsel devrimden önce, davranışçılık Amerika Birleşik Devletleri'nde psikolojide baskın eğilimdi. Davranışçılar, "uyaranla tepkilerin yeni ilişkisi" olarak görülen "öğrenme" ile ilgilendiler.[15] Davranışçı araştırmalarında hayvan deneyleri, anlamlı bir rol oynadı. İnsanların ve hayvanların tepkilerini genel tek bir grup olarak tanımlamakla ilgilenen başlıca davranışçılardan olan JB Watson, bu ikisi arasında ayrım yapmaya gerek olmadığını belirtti. Watson, bu araştırmasıyla davranışları tahmin ve kontrol etmeyi öğrenmeyi umuyordu. George Mandler'e göre popüler Hull - Spence'in uyaran-tepki yaklaşımı, bilişsel bilim insanlarını alakadar eden bellek ve düşünce gibi araştırma konularını kullanmak için olanaksızdı, çünkü hem uyaran hem de tepki tamamen fiziksel olgular olarak görülüyordu. Davranışçılar genel olarak bu konuları araştırmadılar. İşlevselci bir davranışçı olan BF Skinner, insanların gerçekte bildiğinden daha fazlasını bildiğini varsayan fikirler olarak, içgüdü gibi belirli zihinsel kavramları "açıklayıcı kurgu(lar)" olarak eleştirdi.[16] Çeşitli davranışçılar, bilinç ve bilişin davranışta oynadığı kesin rol (eğer varsa) hakkında birbirlerinden farklı görüşlere sahipti.[17] Davranışçılık ABD'de popüler olmasına rağmen, Avrupa bundan bilhassa etkilenmedi ve bu süre içerisinde Avrupa'da biliş üzerine araştırmalar kolayca bulunabiliyordu.

Noam Chomsky, bilişsel ve davranışçı pozisyonları, davranışçılığın popüler hale gelmesinden ve bilişsel devrimin başlamasından daha önce ortaya çıkan felsefi konumlar olan sırayla rasyonalist ve ampirist olarak çerçevelendirdi.[18] Ampiristler, bilginin yalnızca duyusal girdi yoluyla edinildiğine inanıyorlarken, rasyonalistler duyusal deneyimin ötesinde insan bilgisine katkıda bulunan bir şey olduğuna inanırlar. Bununla beraber, Chomsky'nin dil konusundaki pozisyonunun geleneksel rasyonalist yaklaşıma uyumlu olup olmadığı, filozof John Cottingham tarafından sorgulanmıştır.[19]

Bilişsel devrime dahil olan bilim adamlarından biri olan George Miller, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde deneysel psikoloji, bilgisayar bilimi ve teorik dilbilim gibi alanlarda bilişsel bilim ile ilgili konularda çalışmaların sunulduğu 'Bilgi Teorisinde Özel İlgi Grubu'nun bir toplantısının tarihi olan 11 Eylül 1956 olarak devrimin başlangıcını belirler. Bu disiplinler arası işbirliği, bilişsel çalışmalar ve bilgi işleme psikolojisi gibi çeşitli isimler anıldı ancak sonunda bilişsel bilim olarak adlandırılmaya başladı. 1970'lerde Alfred P. Sloan Vakfı'ndan verilen hibeler, ilgili alanlarda disiplinler arası kavrayışı ilerletti ve bilişsel sinirbilim alanına neden olan araştırmaları destekledi.[20]

Ana fikirlerDüzenle

George Miller, bilişsel bilimin gelişimine altı alanın katıldığını belirtir: psikoloji, dilbilim, bilgisayar bilimi, antropoloji, sinirbilim ve felsefe, bu listeden ilk üçü temel rolü oynar.[21]

Bilimsel metotDüzenle

Erken bilişsel psikolojinin temel amacı, bilimsel yöntemi insan bilişi araştırmasına uygulamaktı. Bu, kontrol edilen bir laboratuvar ortamında insan zihinsel süreçleri hakkındaki teorileri sistematize olarak sınamak için hesaplamalı yapay zeka modelleri kullanan deneyler tasarlayarak yapıldı.[8]

Arabuluculuk ve bilgi işlemeDüzenle

Ulric Neisser, "Bilişsel Yaklaşım" tanımını yaparken, insanların "gerçek dünya" ile sadece duyusal girdi gibi bilgileri işleyen aracı sistemler aracılığıyla etkileşime girebileceğini söylemektedir. Bilişsel bilim insanları tarafından da anlaşıldığı gibi, biliş çalışması, bu sistemlerin ve girdiden gelen bilgiyi işleme biçimlerinin incelenmesidir. İşleme süreci, girdinin yalnızca ilk kez yapılandırılmasını ve yorumlanmasını değil, aynı zamanda depolanmasını ve daha sonra kullanılmasını da içermektedir.[22]

Steven Pinker, bilişsel devrimin fiziksel dünya ile fikirler, kavramlar, anlamlar ve niyetler dünyası arasında bir köprü olduğunu iddia etmektedir. Bilişsel devrim, iki dünyayı zihinsel yaşamın bilgi, hesaplama ve geri bildirim açısından açıklanabileceği bir teori ile birleştirmiştir.[9]

Doğuştan gelmeDüzenle

Noam Chomsky, 1975 tarihli Reflections on Language (Dil Üzerine Yansımalar) adlı kitabında, nispeten sınırlı girdiye rağmen insanların nasıl bu kadar çok şey bilebileceğini sorgulamaktadır. Girdileri işleyen bir tür doğuştan öğrenme mekanizmasına sahip olmaları gerektiğini ve bu mekanizmanın belli alana özgü olduğunu ve doğuştan olması gerektiğini savunmaktadır. Chomsky, fiziksel organların deneyimlerine göre değil, doğuştan gelen bazı genetik kodlamalara dayalı olarak geliştiğini gözlemlemiş ve akla da aynı şekilde yaklaşılması gerektiğini yazmıştır. Akılda doğuştan gelen bir tür yapı olduğuna dair hiçbir şüphe olmadığını, ancak aynı yapının tüm organizmalar tarafından farklı öğrenme türleri için kullanılıp kullanılmadığı konusunda daha az fikir birliği bulunduğunu söylemiştir. Aynı öğrenme teorisinin farklı türler için kullanılamayacağını, öyle olsaydı öğrendikleri şeyde eşit derecede iyi olacaklarını, ancak durumun öyle olmadığını göstermek için labirentte koşma görevinde insanları farelerle karşılaştırır. Ayrıca, insanlarda bile, aynı öğrenme teorisini birden fazla öğrenme türü için kullanmanın mümkün olabileceğini, ancak bunu öne sürmek için henüz sağlam bir kanıt bulunmadığını söylemektedir. Girdideki dilsel bilgiyi organize eden ve insan dilini bir dizi belirli gramer türüyle sınırlayan biyolojik temelli bir dil yetisi olduğunu iddia eden bir hipotez öne sürmektedir. Tüm insanların dili yönetmek zorunda olduğu bir dizi doğal kural ve ilkeden meydana gelen evrensel dilbilgisinden bahseder ve evrensel dilbilgisinin bileşenlerinin biyolojik olduğunu söyler. Bu görüşünü desteklemek için, çocukların dilin hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu bildiklerini ve dilin doğrusal olduğu hipotezinden beklenebilecek hataları asla yapmadıklarını belirtmektedir.[10]

Steven Pinker de bu konu üzerine günümü zün bilişsel bilimi perspektifinden yazmıştır. Modern bilişsel bilim insanlarının, geçmişteki Gottfried Wilhelm Leibniz (1646-1716) ” benzeri figürler gibi zihnin "boş bir levha" olduğu fikrine inanmadıklarını söylemektedir. Doğuştan-çevresel difüzyonu konusunda anlaşmazlıkları olsa da, hepsi öğrenmenin insanlarda doğuştan gelen bir şeye dayandığına inanmaktadırlar. Bu doğuştanlık olmadan, hiçbir öğrenme süreci olmayacaktır. Temel biyolojik işlevler sınırlı olsa da, insanların eylemlerinin kapsamlı olmadığına dikkat çekmektedir. Bunun dilbilimden bir örneği, insanların duydukları kelimelerin ve ifadelerin sonsuz olmamasına rağmen, bunların çoğu konuşmacı için yepyeni olan sonsuz cümleler üretebilmeye yol açmasıdır.[9]

Chomsky'nin doğuştan gelen evrensel dilbilgisi fikrine katılan Pinker, insanların yaklaşık altı bin kadar karşılıklı olarak anlaşılamayan dil konuşmasına rağmen, zihinlerindeki dilbilgisi programlarının gerçek konuşmalarından çok daha az farklı olduğunu iddia etmektedir. Aynı kavramları veya fikirleri aktarmak için birçok farklı dil kullanılabilir, bu durum da bütün diller için ortak bir zemin olabileceğini öne sürer.[9]

Aklın modülerliğiDüzenle

Pinker, bilişsel devrimden bir başka önemli fikrin, zihnin modüler olduğu ve birçok parçanın bir düşünce silsilesi veya organize bir eylem oluşturmak için birbiri ile işbirliği yaptığı yönünde olduğunu iddia etmektedir. Aklın değişik özel görevler için farklı farklı sistemleri vardır. Farklı kültürler arasında davranışlar farklılık gösterebilir, ancak davranışları oluşturan zihinsel programların çeşitlilik göstermesine gerek yoktur.[9]

EleştirilerDüzenle

Davranışçılıktan bilişselciliğe geçişin tipik karakterizasyonuna yönelik eleştiriler olmuştur.

Henry L. Roediger III, çoğu insanın bilişsel devrim hakkında inandığı ortak anlatının yanlış olduğunu savunmaktadır. Tarif ettiği anlatı, psikolojinin iyi başladığını ancak yolunu kaybettiğini ve davranışçılığa düştüğünü, ancak bu, temelde davranışçılığa son veren Bilişsel Devrim tarafından düzeltildiğini belirten bir anlatıdır. Davranış analizinin aslında hala psikolojide başarılı sonuçlar veren aktif bir araştırma alanı olduğunu iddia etmekte ve kanıt olarak Uluslararası Davranış Analizi Derneği'ne işaret etmektedir. Davranışçı araştırmanın otizm, kekemelik ve afazinin tedavilerinin başarılı sonuçlarında etkili olduğunu ve çoğu psikoloğun davranışların sonuçlarını bilişsel olarak yorumlasalar bile aslında gözlemlenebilir davranışları incelediklerini iddia etmektedir. Davranışçılıktan bilişselciliğe geçişin kademeli olduğuna ve bilişselciliğin davranışçılık üzerine inşa edilerek yavaş yavaş evrildiğine inanmaktadır.[23]

Lachman ve Butterfield, bilişsel psikolojinin devrimci bir kökene sahip olduğunu ima eden ilk kişiler arasında bulunmaktadırlar.[24] Thomas H. Leahey, davranışçılık ve bilişsel devrime geçişin aslında devrimler olduğu fikrini eleştirmiş ve "araştırma geleneklerinin bir anlatısı" olarak alternatif bir Amerikan psikolojisi tarihini öne sürmüştür.[25]

Jerome Bruner, davranışçılık ile zihinsel olayların çalışılmasının arasında bir çatışma olduğu görüşünü eleştirmiş ve bilişsel devrimin temel amaçlarından birini, psikoloji çalışmasını anlamın özünü oluşturacak şekilde değiştirmek olarak nitelendirmiştir.[26] Bilişsel devrim anlayışı, tamamen " anlam oluşturma " ve insanların bu konuda nasıl ilerlediklerinin şekli açıklaması etrafında dönmektedir. Bilişsel devrimin, davranışçılığı zihincilik yaklaşımı ile değiştirmek yerine, çok farklı bir yol izleyerek psikolojiyi davranışçılıktan uzaklaştırdığına inanmaktadır.

Ayrıca bakınızDüzenle

NotlarDüzenle

 

  1. ^ Thagard, Paul (2014). "Cognitive Science". The Stanford Encyclopedia of Philosophy. Metaphysics Research Lab, Stanford University. 3 Mayıs 1998 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2017. 
  2. ^ Miller, George (March 2003). "The cognitive revolution: a historical perspective" (PDF). Trends in Cognitive Sciences. 7 (3): 141-144. doi:10.1016/S1364-6613(03)00029-9. PMID 12639696. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  3. ^ Pinker, Steven (12 Ekim 2011). "The Cognitive Revolution". Harvard Gazette. 8 Kasım 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2017. 
  4. ^ "George Mandler - In Memoriam". Department of Psychology, UC San Diego. Regents of the University of California. 26 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2017. 
  5. ^ Friesen, Norm (2010). "Mind and Machine: Ethical and Epistemological Implications for Research" (PDF). AI & Society. 25 (1): 83-92. doi:10.1007/s00146-009-0264-8. 4 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2019. 
  6. ^ Thagard, P. (2002). "Cognitive Science". Stanford Encyclopedia of Philosophy. 
  7. ^ Waldrop M.M. (2002). The Dream Machine: JCR Licklider and the revolution that made computing personal. New York: Penguin Books. ss. 139, 140. 
  8. ^ a b c "Cognitive Science". The Stanford Encyclopedia of Philosophy. Metaphysics Research Lab, Stanford University. 2014. 3 Mayıs 1998 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2017. 
  9. ^ a b c d e The blank slate : The modern denial of human nature. Viking. 2002. ISBN 0-670-03151-8. OCLC 939275519. 
  10. ^ a b Reflections on Language. 1975. 
  11. ^ Gorenflo (26 Ağustos 2016). "The Most Frequently Cited Journal Articles and Authors in Introductory Psychology Textbooks". Teaching of Psychology. 18 (1): 8-12. doi:10.1207/s15328023top1801_2. 
  12. ^ "Noam Chomsky". 16 Ekim 2015. 16 Ekim 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2019. 
  13. ^ Zalta, Edward N., (Ed.) (2019). "Behaviorism". Stanford Encyclopedia of Philosophy. Spring 2019. Metaphysics Research Lab, Stanford University. 
  14. ^ Neisser, U (1967) Cognitive Psychology Appleton-Century-Crofts, New York.
  15. ^ Mandler (2002). "Origins of the cognitive (r)evolution". Journal of the History of the Behavioral Sciences. 38 (4): 339-353. doi:10.1002/jhbs.10066. PMID 12404267. 14 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  16. ^ Science And Human Behavior (İngilizce). Simon and Schuster. 2012. ISBN 978-0-02-929040-8. 11 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  17. ^ Leahey, T. H. (1992). "The mythical revolutions of American psychology" (PDF). American Psychologist. 47 (2): 308-318. doi:10.1037/0003-066X.47.2.308. 17 Nisan 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2016. 
  18. ^ "Empiricism and Rationalism, by Noam Chomsky (Excerpted from Language and Responsibility)". chomsky.info. 7 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Aralık 2019. 
  19. ^ "Rationalism vs. Empiricism", The Stanford Encyclopedia of Philosophy, Fall 2017, Metaphysics Research Lab, Stanford University, 2017, 25 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 3 Aralık 2019  Birden fazla editör-name-list parameters kullanıldı (yardım); r |ad1= eksik |soyadı1= (yardım)
  20. ^ Miller (March 2003). "The cognitive revolution: a historical perspective" (PDF). Trends in Cognitive Sciences. 7 (3): 141-144. doi:10.1016/S1364-6613(03)00029-9. PMID 12639696. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  21. ^ Miller (March 2003). "The cognitive revolution: a historical perspective" (PDF). Trends in Cognitive Sciences. 7 (3): 141-144. doi:10.1016/S1364-6613(03)00029-9. PMID 12639696. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  22. ^ Cognitive psychology. Psychology press. 2014. ISBN 978-1-84872-693-2. OCLC 1014160397. 
  23. ^ Roediger (1 Mart 2004). "What Happened to Behaviorism". APS Observer (İngilizce). 17 (3). 6 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2021. 
  24. ^ Lachman, Roy, Lachman, Janet L. and Butterfield, Earl C. (1979). Cognitive Psychology and Information Processing: An Introduction. Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum Associates. 
  25. ^ Leahey, T. H. (1992). "The mythical revolutions of American psychology" (PDF). American Psychologist. 47 (2): 308-318. doi:10.1037/0003-066X.47.2.308. 17 Nisan 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2016. 
  26. ^ Acts of meaning. Harvard Univ. Press. 2002. ISBN 0-674-00360-8. OCLC 254587342. 

KaynakçaDüzenle

Konuyla ilgili yayınlarDüzenle

KitaplarDüzenle

  • Baars, Bernard J. (1986) Psikolojide bilişsel devrim Guilford Press, New York,0-89862-656-0
  • Gardner, Howard (1986) Zihnin yeni bilimi : bilişsel devrimin tarihi Basic Books, New York,0-465-04634-7 ; 1998'de yazar tarafından bir sonsözle yeniden yayınlandı: "1984'ten sonra bilişsel bilim"0-465-04635-5
  • Johnson, David Martel ve Emeling, Christina E. (1997) Bilişsel devrimin geleceği Oxford University Press, New York,0-19-510334-3
  • LePan, Don (1989) Batı kültüründe bilişsel devrim Macmillan, Basingstoke, İngiltere,0-333-45796-X
  • Murray, David J. (1995) Gestalt psikolojisi ve bilişsel devrim Harvester Wheatsheaf, New York,0-7450-1186-1
  • Olson, David R. (2007) Jerome Bruner: eğitim teorisinde bilişsel devrim Continuum, Londra,978-0-8264-8402-4
  • Richardson, Alan ve Steen, Francis F. (editörler) (2002) Edebiyat ve bilişsel devrim Duke University Press, Durham, Kuzey Carolina, bugün Poetika olmak 23(1),OCLC 51526573
  • Royer, James M. (2005) Eğitim psikolojisinde bilişsel devrim Bilgi Çağı Yayıncılığı, Greenwich, Connecticut,0-8264-8402-6
  • Simon, Herbert A. ve ark. (1992) Ekonomi, sınırlı rasyonalite ve bilişsel devrim E. Elgar, Aldershot, İngiltere,1-85278-425-3
  • Todd, James T. ve Morris, Edward K. (editörler) (1995) BF Skinner ve çağdaş davranışçılık üzerine modern bakış açıları (Seri: Psikolojiye Katkılar, no. 28) Greenwood Press, Westport, Connecticut,0-313-29601-4

MakalelerDüzenle