Bedir Muharebesi

İslam tarihinde Müslümanlar ile paganların yaptığı ilk savaş
(Bedir sayfasından yönlendirildi)


Bedir Muharebesi veya Bedir Savaşı, Miladi 14 Mart 624 (Hicri 17 Ramazan 2) tarihinde Müslümanların, Mekke'nin Kureyşli paganlarla yaptığı ilk savaştır.[1] İslam peygamberi Muhammed'in liderliğindeki sahabelerden oluşan Müslüman ordusu, Ebu Cehil'in önderlik ettiği Kureyş ordusunu savaş meydanında mağlup etmiş, Ebu Cehil de dahil olmak üzere 70 Kureyşli ölmüştür. Bu muharebe, Müslümanların yaptığı ve kazandığı ilk savaştır. Savaş sonrası Kureyşlilerin başına geçen Muhammed'in kayınbabası Ebu Süfyan, Müslümanlardan intikam almak için yemin etmiş ve Kureyşli paganlar ile Müslümanlar arasındaki çatışmalar hız kazanmıştır.[2]

Bedir Muharebesi
İslamiyet'in İlk Savaşları
Badr campaign.svg
Bedir Muharebesi'ni gösteren bir harita
TarihMiladi 14 Mart 624 / Hicri 17 Ramazan 2
Bölge
Bedir, Medine'nin 130 km güneybatısı, Arabistan
Sonuç Müslümanların kesin zaferi
Taraflar
Müslümanlar (Medine) Kureyşliler (Mekke)
Komutanlar ve liderler
  • Amr bin Hişam 
  • Utbe bin Rebîa 
  • Ümeyye bin Halef 
  • Güçler
    313 piyade & süvari: 2 at ve 70 deve 900 piyade & süvari: 100 at ve 170 deve
    Kayıplar
    14 ölü 43-70 esir, 70 ölü
    Bu savaş, Müslümanlar ile Mekkeli Kureyşliler arasında gerçekleşen ilk savaştır.

    Arkeolojik bulgularDüzenle

    Muhammed'in ve erken dönem İslam anlatılarının yaşandığı yerler ve Müslümanların ilk kıblesi, 1970'li yıllardan bu yana sarsıcı tartışmaların konusudur. Arkeolojik araştırmalarda Mekke'nin rivayetlerin aksine İslam'ın kuruluş yıllarına göre yeni bir yerleşim olarak ortaya çıkışı, bilinen tarih kaynaklarında ve haritalarda adının 8. yüzyıl öncesi geçmemesi,[3] ticaret yolları üzerinde olmaması yanında arazisinin tarım açısından da uygunsuz oluşu,[4] erken dönem hakkında ipuçları veren Kur'an ve hadis rivayetlerinde geçen bazı yer isimleri ve özellikleri ile Mekke coğrafi yapısının uyuşmaması gibi nedenlerden ötürü bazı araştırmacılar, Muhammed'in gerçek olmayan kurgusal bir kişilik olduğuna inandılar.

    Ancak, ünlü tarihçi Robert G. Hoyland tarafından derlenip bir kitap olarak yayımlanan 7. yüzyıldan kalan İslam dışı eserlerde, bugün İslam kaynaklarında yer alan Muhammed karakterinin yer alması; Muhammed'in kurgusal bir kişilik olduğu ve gerçekten yaşamadığı iddialarını geçersiz kılmıştır. Örneğin, Ermeni tarihçi Sebeos'un 660'lı yıllarda, Muhammed'in ölümünden 30 yıl sonra yazdığı kroniklerinde, Araplar arasından çıkan bir peygamberden günümüz anlatılarıyla uygun bir şekilde şöyle bahsetmektedir:[5]

    « O dönemde İsmailoğulları arasından Mahmed (Muhammed) isminde bir adam, bir tüccar olarak ön plana çıktı. Hakikatin yolu hakkında vaiz olarak çıkan bu adam, söylendiğine göre Tanrı tarafından vahiy aldı ve onlara İbrahim'in Tanrı'sını tanımayı öğretti. Şimdi, ona emir yükseklerden geldiği için, tek bir düzende hepsi din birliği içinde bir araya geldi. Eski putperest inançlarını terk ederek, babaları İbrahim'e görünen, yaşayan Tanrı'ya döndüler. Muhammed onlara leş yememelerini, içki içmemelerini, yalan yanlış konuşmamalarını ve zina etmemelerini emretti.[6] »

    Bugün, İslam peygamberi Muhammed'in yaşamadığına dair ortaya atılan iddialar akademik çevrelerde çok az kişi tarafından kabul edilmekte ve eleştirilmektedir.

     
    II. Muâviye'nin ölümünden sonra Abdullah bin Zübeyr'in yaklaşık etki alanı

    Muaviye'nin ölümü sonrasında çıkan iç karışıklıklarda Kâbe, Yezid'in askerlerince mancınıklar kullanılarak taşa tutulmuş, isabet alan karataş (Hacerü'l-esved) üç parçaya bölünmüş, Kâbe yıkılmıştır.[7] Kanadalı arkeolog ve İslam tarihi araştırmacısı Dan Gibson'un iddiasına göre bu yıkım bugünkü Mekke şehrinde değil, bundan yaklaşık 1200 kilometre kuzeyde, Petra'da gerçekleşmişti. Araştırmalarında, en eski camilerin kıble duvarları veya mihrap girintilerinin Petra'yı göstermeleri nedeniyle, bu bulgularla ayet, hadis ve siyer kaynaklarındaki ipuçlarını bir araya getiren Gibson, Muhammed'in Petra'da yaşamış ve buradan Medine'ye göç etmiş olduğu iddia etti. Ona göre Kur'an'da bahsedilen “bekke” veya “mekke” sözcükleri de Petra'yı ifade eden kelimelerdi. Ona göre Müslümanların ilk kıblesi de Kudüs'teki Mescid-i Aksa değil, Petra'daki Al-Lat tapınağı olarak kullanılan KabE idi. Bu yapı, Müslümanlar arasında İkinci Fitne olarak nitelenen Abdullah bin Zübeyr ayaklanması sırasında mancınıklarla yıkılmış, İbn-i Zübeyr karataşı diğer kutsal eşyalarla birlikte alarak Emevi saldırılarından uzakta, bugünkü Mekke'nin bulunduğu yere taşımış, yeni tapınağı burada inşa etmişti. Emevilere karşı Abbasilerin desteğini kazanan yeni mekan, birkaç yüzyıllık bir geçiş dönemi sonunda tamamen benimsenmiş, yeni yapılan camilerin yönü, yeni Mekke'ye dönük olarak inşa edilmeye başlanmıştır. Ancak Emevi etkisinde kalan Kuzey Afrika ve Endülüs camileri, yönlerini bambaşka bir yöne, Güney Afrika'ya çevirerek yeni kıbleye karşı çıkmaya devam etmişlerdir.[8][9]

    Ancak bu iddialarının tarihsel olarak herhangi bir tutarlılığı yoktur. 7. yüzyılda yaşayan John Bar Penkaye isimli Süryani bir yazarın, Abdullah İbn-i Zübeyr'in isyanı devam ederken yazdığı kroniklerinde Kâbe'nin taşınmasından veya Petra'dan bahsetmemesi, Kâbe'nin konumunun çölün uzak noktalarında olarak bahsetmesi, Kâbe'nin taşındığı veya aslında Petra'da bulunduğu iddialarının geçerliliğini yitirtmektedir.[10][11] Ayrıca, 741 yılında yazılmış olan bir Bizans-Arap kroniğinde[12] Yezid'in Petra'ya değil de Mekke'ye saldırdığından bahsetmesi, 8. yüzyılda yaşamış Theofanis isimli Bizanslı yazarın da benzer bir şekilde olayın bir zamanlar Bizans toprağı olan Petra'da değil de Mekke'de yaşandığından bahsetmesi[12], herhangi bir kaynakta Dan Gibson'un iddia ettiği gibi olayın gerçekleşmemiş olması, bu iddiaları geçersiz kılmaktadır.

    Gibson ayrıca, Bedir Muharebesi'nde geçen ismin yer ismi değil, dolunay anlamına gelen ve savaşın zamanıyla ilgili bir terim olduğunu ifade ederek savaşın cereyan ettiği yer ile ilgili arkeolojik bulgularını yayınladı.[13]

    Muharebenin arka planıDüzenle

    Müslümanlar Medine'ye hicret ettikten sonra sürekli olarak birçok kervan yağmalayarak Mekkelileri kışkırtmışlardır.[14] Bu yağmaların ilk senesi neredeyse tamamen başarısızdır.[15] İlk başarılı soygun ise haram olarak kabul edilen aylarda, yani saldırının tüm çeşitlerinin yasak olduğu aylarda gerçekleştirilmiştir. Peygamber Muhammed muhtemelen şiddet kullanılmasını emretmemiştir.[16] Yağma sırasında bir kişi kaçmış, iki kişi köle edilmiş ve bir kişi öldürülmüştür.[17] Bedir Savaşı da yine bir kervan soygunu sırasında çıkmıştır. Bu kervan, savaşa sebep olacak kadar önemlidir çünkü neredeyse tüm Mekke halkının malları orada bulunmaktadır.

    MuharebeDüzenle

    Hicret'ten sonra Müslümanlar Kureyş kervanlarına saldırılar düzenlediler. Bu saldırıların birinde Müslümanlar, içinde bin deve ve yarım milyon dirhem değerinde ticari mal bulunan bir kervanı dönüş yolunda hedef almak istediler. İslam peygamberi Muhammed, bu sefer için orduyu topladı. Bedir'e giderken, Ravhâ kasabasında bir kuyunun yanında namaz kıldı; bu mekânda Mescid-i B'iri Ravhâ inşa edilmiştir.[1] Toplanan 305 kişi, Muhammed komutasında Bedir yakınlarına gelerek kervanı beklemeye başladı. Ancak kervanın lideri Ebu Süfyan, Müslümanların kervanı beklediğini öğrendi ve Mekke'ye haber yolladı. Ayrıca kervanın yolunu da değiştirdi. Müslümanların kervana saldırmaya hazırlandığı haberini duyan Mekkeliler, Ebu Süfyan'ın tehlikenin atlatıldığını haber veren ikinci mesajına rağmen Müslümanların üzerine yürümeye karar verdiler.[18] Mekkeliler, oluşturdukları 950 kişilik kuvvetle Bedir'e doğru yola çıktılar.

    İki ordu karşı karşıya gelince, Arap savaşlarında bir gelenek haline gelen "er dileme" (mübareze) hadisesi için taraflar içlerinden üçer kişi seçtiler. Buna göre, İslam ordusundan Hamza, Ubeyde bin Haris ve Ali ile; Mekkelilerden Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velid karşı karşıya geldi. Her üç çarpışmayı da Müslüman savaşçılar kazandı.[19]

    Er dileme hadisesinden sonra savaş başladı. Muhammed'in savaşı idare etmesi için Bedir'e hâkim bir tepede gölgelik kuruldu, burada Mescid-i Arîş inşa edilmiştir.[1] Çarpışmaların ilerleyen aşamalarında Mekkeli Kureyşliler dağılma belirtileri gösterdi; komutanları Amr bin Hişam öldürülünce de iyice dağıldılar.[20]

    KayıplarDüzenle

    Savaş, Müslümanların zaferiyle sonuçlandı. Mekke paganları, Amr bin Hişam da dahil 70 ölü ve 70 esir bırakıp kaçtılar. Müslümanlar 14 kayıp (Muhacilerden 6 ve Ensar’dan 8)[21] verdiler.

    Kur'an'da Bedir SavaşıDüzenle

     
    Bedir Savaşı (13 Mart 624, Cuma günü), Siyer-i Nebi
     
    Melekler Müslümanlara yardıma gönderiliyor, Balami'nin Tarihnamesi

    Kur'an'da Bedir Savaşı'yla ilgili ayetler şöyledir:

    "Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah'ın onlara yardım etmeye gücü yeter."(Hacc 39)

    "And olsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123)

    "Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin."(Nisa 71)

    "Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Karşıtlar da Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez."(Al-i İmran 140)

    "Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi. Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı. O sırada Allah, iki gruptan birinin kesinlikle sizin olacağını vadediyordu. Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz. Allah ise hakkı kendi kelimeleriyle tam bir biçimde ortaya koymayı ve küfre batmışların ardını-arkasını kesmeyi istiyordu. Diliyordu ki, kötülüğü temsil edenler istemese de hakkı ayan-beyan gözler önüne koysun, saçma ve tutarsız olanı hükümsüz kılsın. Hani siz, Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz; O, sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: 'Hiç kuşkunuz olmasın, Ben size, meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım. Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Hiç şüphesiz Allah Azîz'dir, Hakîm'dir" (Enfâl 5-10)

    "Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey Müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına." (Enfal 12)

    "Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir."(Enfâl 39)

    Savaş SonrasıDüzenle

    Savaş sırasında başta Ebû Cehil olmak üzere yetmiş tane Mekkeli pagan öldürüldü, yetmiş kişi de esir alındı. Buna karşılık Müslümanlar sadece on dört kayıp verdiler. Muhammed, Müslümanlar'ın ölülerinin namazını kılarak onları defnettirdi; Mekkeli paganların ölülerini de gömdürdü. Esirlere karşı iyi davranılmasını emreden Muhammed, esirler içinden sadece Ukbe b. Ebû Muayt ile Nadr b. Hâris'i vaktiyle Müslümanlar'a yaptıkları işkenceye karşılık ölüme mahkûm etti. Diğer esirlere ne olacağını sahabeleri ile birlikte konuşan İslam Peygamberi, Ebû Bekir'in fidye karşılığında serbest bırakılmaları teklifini kabul etti ve esirlerin malî durumlarına göre para ödemelerini şart koştu. Ayrıca bazı esirlerin fidyesiz olarak, okuma yazma bilenlerin ise on Müslüman'a okuma yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakılmaları kararlaştırıldı. Savaş sonu elde edilen ganimetler, savaşa katılanlar arasında eşit şekilde bölüştürüldü. Kazanan taraf, Zeyd b. Hârise ile Abdullah b. Revâha'yı zaferi haber vermek üzere Medine’ye gönderdi, savaşı kaybeden Mekkeli paganlar isen Ebû Cehil’in yerine başkanlığa Ebû Süfyân'ı getirdiler.[22]

    KaynakçaDüzenle

    1. ^ a b c Hicaz Albümü: Fotoğraflarla Kutsal Topraklar, Diyanet İşleri Başkanlığı, 2010, ISBN 975-19-3879-1
    2. ^ "BEDİR GAZVESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi". TDV İslam Ansiklopedisi. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2021. 
    3. ^ Holland, Tom; In the Shadow of the Sword; Little, Brown; 2012; s. 303: ‘Otherwise, in all the vast corpus of ancient literature, there is not a single reference to Mecca – not one’
    4. ^ Crone, Patricia; Meccan Trade and the Rise of Islam, 1987, s. 7
    5. ^ Hoyland, Robert G. Seeing Islam as Others Saw It: A Survey and Evaluation of Christian, Jewish and Zoroastrian Writings on Early Islam; s.124. The Darwin Press, Inc. (January 1, 1998).
    6. ^ R. W. Thomson (J. Howard-Johnson & T. Greenwood), The Armenian History Attributed To Sebeos Part - I: Translation and Notes, 1999, Translated Texts For Historians - Volume 31, Liverpool University Press, pp. 95-96. Diğer çeviriler için; R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., s. 129; idem., "Sebeos, The Jews And The Rise Of Islam" in R. L. Nettler (Ed.), Medieval And Modern Perspectives On Muslim-Jewish Relations, 1995, Harwood Academic Publishers GmbH in cooperation with the Oxford Centre for Postgraduate Hebrew Studies, s. 89
    7. ^ Orhan Gökdemir, Din ve Devrim, İstanbul: Destek Yayınları. 2010. s. 64
    8. ^ Data on Gibson's biography taken from his Web pages, his book Qur'ānic Geography and the Amazon author information to this book: [1] 21 Mayıs 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. {{|url=https://web.archive.org/web/20200521165215/http://nabataea.net/nabhistory.html |tarih=21 Mayıs 2020 }}, [2] 8 Nisan 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. {{|url=https://web.archive.org/web/20180408141023/http://nabataea.net/authors.html |tarih=8 Nisan 2018 |tarih=8 Nisan 2018 }}, [3] 26 Ocak 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. {{|url=https://web.archive.org/web/20200126144605/https://independent.academia.edu/DanGibson1 |tarih=26 Ocak 2020 }}, [4] 31 Mayıs 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. {{|url=https://web.archive.org/web/20170531014144/http://nabataea.net/authors.html |tarih=31 Mayıs 2017 }}
    9. ^ Dan Gibson: Qur'ānic Geography (2011)
    10. ^ S. Brock, A brief outline of Syriac Literature, Moran Etho 9, Kottayam, Kerala: SEERI (1997), pp.56-57, 135
    11. ^ Hoyland, Robert G. Seeing Islam as Others Saw It: A Survey and Evaluation of Christian, Jewish and Zoroastrian Writings on Early Islam;s. 197. The Darwin Press, Inc. (January 1, 1998).
    12. ^ a b Hoyland, R. (31 Aralık 2019). Seeing Islam as Others Saw It. Piscataway, NJ, USA: Gorgias Press. ISBN 978-1-4632-3960-2. 
    13. ^ Harici medya, Bedir savaşı
    14. ^ Montgomery Watt, William (21 January 2010). Muhammad: prophet and statesman. Oxford University Press, 1974. p. 105. ISBN 978-0-19-881078-0.
    15. ^ Rodgers 2012, p. 83.
    16. ^ Rodgers 2012, pp. 83-85.
    17. ^ Watt 1956, p. 6.
    18. ^ Hamidullah Muhammad, a.g.e., s. 34
    19. ^ Suruç Salih, a.g.e., c. 2, s. 29
    20. ^ Suruç Salih, a.g.e., c. 2, s. 35
    21. ^ "Bedir Savaşı". wikishia.net. 12 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Aralık 2015. 
    22. ^ "BEDİR GAZVESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi". TDV İslam Ansiklopedisi. 24 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Mayıs 2021.