Büyük Han

Koordinatlar: 35°10′35″K 33°21′45″D / 35.1763°K 33.3625°D / 35.1763; 33.3625 Büyük Han, Lefkoşa'nın kuzey kesiminde bir han. Tarihsel olarak Kıbrıs'ın en büyük hanı olan Büyük Han, kendisi gibi Asmaaltı Meydanı'nda yer alan Kumarcılar Hanı'yla birlikte Lefkoşa'da Osmanlı döneminden günümüze ulaşan iki handan biridir.

Büyük Han
Buyuk Han, Nicosia - panoramio.jpg
Eski ad Yeni Han, Han-ı Cedid, Alâiyeliler Hanı
Genel bilgiler
Tür Han
Adres 85, Asmaaltı Sokak, Selimiye Mahallesi
Şehir Lefkoşa
Ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Açılış 1572

1570'li yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kıbrıs'ı ele geçirmesi sonrasında inşa edilen Büyük Han, bu dönemde Yeni Han, Han-ı Cedîd veya Alanya'dan gelen tüccarların burada konaklaması dolayısıyla Alâiyeliler Hanı isimleriyle anıldı. 1878 yılında Kıbrıs'ın Britanya yönetimine geçmesiyle birlikte hapishaneye çevrildi ve 1903'e dek bu şekilde kullanıldı. 1903-1947 yılları arasında özgün maksadına uygun bir han olarak kullanım gördükten sonra her odada bir ailenin kalacağı şekilde dar gelirli kesime kiralandı. 1962 yılında gerek statik sorunları, gerekse "hijyenik olmayan şartlar" gerekçesiyle boşaltıldı. İlk olarak 1963'te başlayan restorasyon çalışmaları toplumlararası çatışmalar dolayısıyla devam edemedi. 1982'de tekrar başlayan çalışmalar 2002'de tamamlandı.

Mimari olarak Osmanlı han mimarisinin genel özelliklerini yansıtan Büyük Han'da, iki katlı, sivri kemerli revaklar tarafından desteklenen yapı avluyu çevreler. Avlunun ortasında köşk mescit bulunur. Osmanlı hanlarında tipik olarak tek bir giriş kapısı olmasına rağmen, Büyük Han'da iki giriş kapısı vardır.

Günümüzde Büyük Han çeşitli dükkânların, atölyelerin olduğu, farklı sanatların icra edildiği, konser ve sergilerin düzenlendiği bir kültür merkezi olarak hizmet vermektedir. Dükkân ve atölyeler arasında geleneksel Kıbrıs el sanatları en büyük kısmı oluşturmakta olup, kiracıların çoğu üreten kadınlardır. Handa yer alan diğer mekânlar arasında, Karagöz ve Hacivat oyunları oynanan bir sahne, kahvehane ve restoran yer almaktadır.

KonumDüzenle

Selimiye mahallesinde yer alan Büyük Han'ın adresi 85, Asmaaltı Sokak'tır.[1] Lefkoşa'nın geleneksel ticaret merkezlerinden biri olan ve eskiden "Buğday Pazarı" adıyla bilinen Asmaaltı Meydanı'nın güneybatısındadır.[2] Batı girişinin önünde meydanlık bir alan, meydanlık alanın karşısında tek odalık dükkânlardan oluşan, 1936'da inşa edilmiş Lefkeliler Hanı yer alır.[3]

TarihçeDüzenle

Osmanlı dönemiDüzenle

Büyük Han'ın yaptırılışıyla ilgili farklı kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır. Hanın kimin tarafından ne zaman yaptırıldığını doğrulayacak bir kitâbe yoktur.[4] Çoğu kaynakta hanın 1572'de Kıbrıs'ın ilk beylerbeyi olan Muzaffer Paşa tarafından başka bir yapının üzerine inşa ettirildiğine dair bilgi yer almaktadır.[2] Muzaffer Paşa'nın şehirde genel bir imar faaliyeti başlattığı, bu doğrultuda adaya İstanbul'dan kale inşaatı için Bostan adlı bir mimarın gönderildiği kaynaklarda yer alır.[4] Arkeolog Tuncer Bağışkan, bu bilginin ilk olarak iki İngiliz yazar tarafından herhangi bir dayanak olmadan ortaya atıldığını, Muzaffer Paşa'nın 9 Eylül 1570-26 Ağustos 1571 tarihleri arasında Kıbrıs Beylerbeyliği yaptığı gerçeğinden hareketle gerçeği yansıtmadığını ifade etmektedir.[2] Bununla birlikte 1767'de şehri ziyaret eden Giovanni Mariti'nin aktardığına göre de han Muzaffer Paşa tarafından her Kıbrıslıdan iki paralık bir vergi toplayarak yaptırılmıştı.[5] Bağışkan'a göreyse han Kıbrıs Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yaptırıldı. Hanın yaptırılmasıyla ilgili padişahın gönderdiği 7 Ocak 1577 tarihli buyrukta, beylerbeyinin daha önce padişah tarafından Ayasofya Camii'ne vakfiye olarak yaptırılan dükkânları yıktırıp yerine kervansaray yaptığı kaydedilmektedir. Belgede bu hanın gelir sağlaması hâlinde padişah adına satın alınması, sağlamaması hâlinde de yıktırılıp eskisi gibi dükkânların yapılması buyruldu.[6] Bağışkan'a göre Sinan Paşa 1572-1579 yılları arasında görev yaptığı için buyrukla bu tarihler uyumludur.[2] Kıbrıs beylerbeylerinin görev tarihlerine ilişkin kesin bir liste olmasa da, Yoannis Theoharidis'in derlediği listedeyse Sinan Paşa'nın 1571-1572 yıllarında bu görevde bulunduğu, 1572'de yerine Mehmed Paşa'nın geldiği, 1572-79 yılları arasındaki beylerbeyine dair kesin bilgi olmadığı kayıtlıdır.[7] Arşiv belgelerinden faydalanan Nevzat Sağlam'ın aktardığına göreyse Muzaffer Paşa'nın bir yıl görevde kalmasından sonra 1571'de Sinan Paşa beylerbeyi oldu, 10 Şubat 1573 tarihinde onun da vefat etmesi üzerine 1577'ye dek bu görevi Frenk Cafer Paşa sürdürdü.[8]

1594 tarihli bir belgede, Yeni Han adıyla geçen Büyük Han'ın Sultan Selim Vakfı'na ait olduğu, handa sekiz odanın ve önünde 12 ayakkabıcı, bir kahvehane ve bir börekçi fırını olduğu kaydedildi. Bu dükkânların tamamının üç yıllık kirasının 28.200 akçe olduğu da belgede yer aldı.[9] 1613 tarihli bir belgedeyse "Han-ı Cedîd" olarak geçen Büyük Han'ın yıllık kira gelirinin 42.000 akçe olduğu bilgisi yer aldı.[6]

İlk yapıldığı dönemde "Yeni Han" ve "Han-ı Cedîd" isimleriyle anılan han, genelde Alanya'dan Kıbrıs'a gelen tüccarlara ev sahipliği yapması nedeniyle "Alâiyeliler Hanı" olarak da anıldı. Sonrasında Asmaaltı Meydanı'nın karşısına Kumarcılar Hanı'nın yapılmasıyla kıyaslama sonucu "Büyük Han" olarak anılmaya başladı.[6][10] Mariti, 1767'de hanın esasen Alanya ve Karaman yöresinden gelen tüccarlar tarafından kullanıldığını "Alâiyeliler Hanı" ("khan of the Alajotes") ismiyle bilindiğini aktardı.[5] "Büyük Han" isminin yanı sıra, "Yeni Han" ve "Alâiye Hanı" isimleri, 19. yüzyılın başlarında yazılmış arşiv belgelerinde geçmektedir.[11]

1767'de Mariti, Büyük Han'ı "Kapısı mermerden olup eski kalıntılardan yapılmıştır." diye betimledi.[6]

Günümüzde gölge oyunu tiyatrosu olarak kullanılan, doğu girişinin üzerindeki baş odanın tavanında eskiden bulunan iki demir halkadan Osmanlı döneminde insanların asıldığına dair rivayetler vardır.[12]

1878-1947Düzenle

 
Büyük Han'ın 1881 yılında Louis Salvator tarafından tasviri

1878 yılında Kıbrıs'ın Britanya yönetimine geçmesiyle birlikte, han aynı sene içerisinde hapishane ve polis merkezi olarak kullanılmak üzere restore edildi. Bu maksatla kullanımına dair Kıbrıs Vakıflar İdaresiyle sömürge hükûmeti arasında 5 Kasım 1883'te sözleşme imzalandı. Vakıflar idaresi 1883-1885 yıllarında altı aylık kira olarak hükûmetten 9 £ alırken, 1886 yılının başından itibaren bu miktar 18 £ olarak belirlendi. Bu dönem hapishanede yatanlar arasında, hikâyesi destana konu olan kanun kaçakları Hasan Bulliler yer aldı. Vakıflar İdaresi'nin binayı tekrar han olarak kullanmak istemesi üzerine sözleşme 14 Eylül 1898'de feshedilse de, surların dışında inşa edilen yeni cezaevinin 1903'te tamamlanmasıyla han hükûmet tarafından ancak boşaltılabildi.[13]

1903-1947 yılları arasında han olarak orijinal işlevini sürdürdü.[14] 1903'te han olarak kullanılmaya tekrar başlanmasından hemen sonra hanın doğu kısmındaki revaklar uzatılarak yola kadar dükkân oluşturacak hâle getirildi.[15] 1928 yılında Kıbrıslı Vadilili Ahmet Pehlivan ile Türkiye'den gelen Hasan Ethem Pehlivan arasında beraberlikle sonuçlanan güreş mücadelesine ev sahipliği yaptı.[16] 23-30 Temmuz 1936 tarihlerinde handaki dört odanın tuvalet ve dükkân olarak kullanılacak şekilde düzenlenmesi için ihaleye çıkıldı, düzenlemeler 1937'de tamamlandı.[15] İngilizler tarafından hanın üst katında William Shakespeare oyunları oynamak için bir tiyatro yapıldığı Perihan Arıburun tarafından aktarıldı.[17]

Hanın avlusunda bulunan mescitte, hapishane olarak kullanıldığı dönemde cumaları Mehmet Said Efendi isimli bir vaiz mahkûmlara vaaz vermekteydi. 1927 yılında mescidin işlevini yitirmiş ve harap durumda olduğu, tahıl deposu olarak kullanıldığı kaydedildi ve depo olarak kullanımına cevaz verecek şekilde onarım yapılması talep edildi.[18]

1947-1962Düzenle

3 Temmuz 1947 tarihinde hanın tamamı odaların teker teker kiralanması maksadıyla kullanacak olan bir Kıbrıslı Türk'e, aylık 55 £ karşılığında kiralandı. Bu tarihte üst katta 36, alt katta 25 odanın kiralanmış olduğu belgelere geçti. 1954 tarihli bir belgede bu kişinin Sadi Cemal olduğu ve hanın odalarından birini kahvehane olarak çalıştırdığı kaydedildi. Bu dönemde, hanın odaları aylık 7 şilin ila 1 £ arasında değişen ücretlere kiralandı. Tuncer Bağışkan'ın aktardığına göre "hijyenik" koşullar bulunmayan odaların her birine bir aile yerleşti, bu özelliğiyle han "dar gelirli" Kıbrıslı Türk ve Rum ailelerin ikâmet ettiği "küçük bir mahalle"ye dönüştü. 1950 yılında hana yeni tuvaletler ve septik kuyu inşa edildi.[15] Hanın üst katına çıkan ve normalde altında kemer bulunan merdivenlerin altı da bu dönemde doldurularak oda hâline getirildi. Sonraları restorasyon sırasında bu oda ortadan kaldırılarak merdiven altındaki özgün kemer tekrar ortaya çıkarıldı.[19]

1953 yılında, mescit yapısının korunması hedefiyle 273,15 £ masrafla onarımdan geçirildi, bununla birlikte 1955 yılında bu onarımın yeterli olmadığı bildirildi.[18]

Sosyal Yardım Hizmetleri Dairesi Müdürü'nün 16 Aralık 1954 tarihli yazısında, hanın durumu şu şekilde aktarıldı: "63 ayrı odada 181 kişiden oluşan 65 aile yaşamaktadır. Bu sayıda insana servis veren tek çatı altındaki tuvalet binası iç avlunun ortasına inşa edilmiştir. Toplam sekiz lavabosu ve dört tuvaleti vardır. Hemen hemen her aile, tavuk, tavşan veya domuz beslemektedir ve bütün bunlar çok sağlıksız bir ortam oluşturmaktadır."[15] Handa yaşamını sürdürenler arasında, geçimini burada beslediği hayvanları satarak sağlayanlar bulunmaktaydı.[20] Üst kattaki odalarda su tesisatı bulunmamakta, bu odalarda yaşayanlar su ihtiyaçlarını maşrapayla kendileri temin etmek mecburiyetindeydi.[21] Haşmet Muzaffer Gürkan, hanın bu yıllardaki durumunu "Ben yetiştiğimde Büyük Han, her odasına yoksul bir ailenin sığınıp kirayla oturduğu, değil içinde yanında bile tuvalet kokusundan durulmayan bir yer halindeydi." yazarak aktarmıştır.[22]

1950'lere dek 20-25 yıl boyunca hanın idareciliğini yapan Hancı Sadi Usta, hanın doğu girişinde bir lokanta işletmekteydi.[23] Lokanta, girişten girildiğinde içeride ve solda kalmakta olup doldurularak yapılmıştı.[24] Burada bayram günlerinde davul-zurnayla eğlenceler yapılırdı.[23] Han içerisinde düğünler ve sünnet düğünleri de düzenlenirdi.[25] Doğu giriş kapısının önünde bir Rum tarafından işletilen, Cipri'nin Kahvesi adı verilen bir kahvehane bulunurdu.[26] Hanın kuzeydoğu köşesinde, günümüzde Usta'nın Kahvesi'nin yer aldığı yerde, 1950'lerde Bozkurt gazetesinin matbaası yer alırdı.[27]

1962-2002Düzenle

Handaki koşulların sağlıksız olması ve baş gösteren statik sorunlarının tamirat gerektirmesi dolayısıyla 1961-1962 yıllarında boşaltıldı.[15] Nisan 1962'de Cumhuriyet gazetesinin bir haberinde handa kalan fakir ailelerin "alelacele" tahliye edildikleri, elektriklerinin kesildiği ifade edildi. Bunun üzerine açıklama yapan Vakıflar İdaresi Başkanı Nefi Korürek, üç aydır üzerinde durulan meseleyle ilgili sakinlere çoktan tebliğ yapıldığını, hâlen dolu bulunan 11 odanın da tahliye edileceğini belirtti. Hanın tehlike ettiğine dair teknik raporları basına okuyan Korürek'e göre bazı odaların tahliyesinden sonra üç gün boyunca temizlik yapılması gerekmişti ve 34 kamyon çöp atılmıştı. Korürek hanın "yüz kızartacak kadar pis bir yer haline getirildiğini, [Kıbrıs'ı] ziyaret eden turistlere karşı Türklüğü küçük düşürecek bir manzara arzettiği" düşüncesini paylaştı. Bu dönemde hanın Antikalar Dairesi tarafından restore edilmesi ve sonrasında da bir kısmının Türk-Müslüman Müzesi olarak düzenlenerek turizme açılması planlanmaktaydı.[28]

1963 yılında ilk restorasyon çalışmaları Kıbrıs Cumhuriyeti Eski Eserler Dairesi tarafından başlatıldı ancak toplumlararası çatışmaların başlaması nedeniyle yarım kaldı. 1963-1975 yılları arasında Planlama İnşaat Dairesi'nin deposu olarak kullanıldı.[15] Ahmet Okan, hanın bu yıllardaki hâli hakkında "1960’lı 70’li yıllarda özellikle Cuma günleri Bandabuliya ve çevresi kalabalık olduğunda bile, Büyük Han’ın pek önemi yoktu. İnsanların yanından gelip geçtiği, çarşı işleri ile ilgisi olmadığı, içine girilmeyecek bir mekan olarak bilinirdi tam da ortalık yerde. Zaten viran hale gelmiş, Lefkoşa’nın ortasında kendi kaderine terk edilmişti." demiştir.[22]

1982 yılında Eski Eserler Dairesi ve Vakıflar İdaresi'nin iş birliğiyle tekrar restorasyona başlandı,[15] proje restorasyon uzmanı İlkay Feridun tarafından hazırlandı.[29] Mali imkânların yeterli olmaması nedeniyle restorasyon çalışmalarına ara verildi, sonrasında 1988-1990 yılları arasında Lefkoşa Master Planı çerçevesinde Almanya hükûmetinin fon sağlamasıyla birlikte devam edildi.[15] Ödenek yetersizliği dolayısıyla projeye 1991'de tekrar ara verildi.[29] 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği desteğiyle yeniden başlanan çalışmalar doğrultusunda ilk etabın açılışı 27 Ekim 2000'de gerçekleşti.[15]

2002-günümüzDüzenle

Restorasyonu tamamlanan Büyük Han, 1 Şubat 2002 tarihinden itibaren içinde dükkânların ve atölyelerin bulunduğu bir sanat merkezi olarak ziyarete açıldı. Hanın yeni konseptinin tanıtımı, 30 Şubat 2002'de 650-700 kişinin katıldığı Büyük Han Tanıtım Kokteyli gecesinde gerçekleşti.[30] Handaki ilk grup dükkan 1 Şubat 2002 tarihinde Vakıflar İdaresi tarafından kiraya verildi, ikinci grup da Mayıs ayında kiralandı. Büyük Han, Lefkoşa Surlariçi bölgesinin yeniden canlandırılması için bir odak noktası olarak planlandı ve şehir halkının ilgisini çekmek maksadıyla 2002 yılından itibaren Lefkoşa Türk Belediyesi Oda Orkestrası handa haftada bir konser vermeye başladı.[31] Restorasyon projesinin ardından yeni Büyük Han konsepti, 2010 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Kent Mekânı ile En İyi İlişki Kuran Kamusal Bina Yarışması'nda birincilik ödülü elde etti.[32]

2010'lu yıllar itibarıyla Büyük Han, Lefkoşa turizminde rol oynayan bir bina olup, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.[33]

MimariDüzenle

 
Kuzeybatı yönünden bakıldığında Büyük Han'ın dış cephesi. Tepesinde külahlı bacalar görülmektedir.
 
Hanın doğusunda dışarıya bakan revak

Kıbrıs'ın en büyük hanı olan Büyük Han, dikdörtgen bir avlunun etrafında teşkilatlanmış iki katlı, revaklı, kesme sarı taştan yapılmış bir yapıdır. Genel hatlarıyla Anadolu'daki Osmanlı han mimarisinin tipik özelliklerini yansıtmakta olup, plan açısından en benzediği hanlar Bursa'daki Koza Han ve İpek Han'dır.[34] Yuvarlak sütunlara dayalı sivri kemerler iki katlı olarak avluyu çevreler. Yapının genel büyüklüğü 50,67 x 45,25 metre olup, iç avlunun ebatı 27,68 x 26,21 metredir. Revakların arkasında tonozlu odalar yer alır, alt ve üst katta toplamda 68 oda mevcuttur.[35] Osmanlı hanlarında tipik olduğu üzere, alt kattaki revak çapraz tonozla örtülürken, üst kattaki revak kubbelerle örtülüdür.[36] Alt ve üst katlardaki revakların kemerlerinin ayakları bindirme sütun (birbirinin üstüne oturtulmuş iki farklı sütundan müteşekkil sütun) şeklindedir.[35] Büyük Han'a benzer bir sütunlu revak sistemi, Türkiye'de Diyarbakır'daki Hasan Paşa Hanı'nda gözlemlenir.[36]

Girişi avluya değil, dışarıya açılan 10 adet dükkân ise doğu girişinde yer alan revakların arkasında bulunur.[35] Bu dükkanlar orijinal olarak yuvarlak kemerli açık cephelere sahip olup hem sokağa hem de içeriye açılmaktaydılar, ancak bu özellik 20. yüzyılda yapılan müdahaleyle ortadan kalktı.[34]

Hanın doğu ve batı cephelerinde iki kapısı vardır. Bu tip han ve kervansaraylarda tipik olarak tek bir ana kapı bulunmakta olup, Büyük Han buna bir istisnadır. Doğudaki kapı ana giriş kapısı niteliğinde olup Asmaaltı Meydanı'na açılır, kapının yukarısında içinde yazıt bulunmayan bir yazıt yeri bulunur. Doğudaki dükkânların önündeki revak, güney kısmında çapraz tonozla, kuzey kısmında beşik tonozla örtülüdür. Hanın konaklama maksatlı kullanıldığı dönemde, alt kattaki odaların önünde hayvanların bağlanabilmesi için yalak bulunurdu.[35]

Üst kata, iç avlunun güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinde, kemerler üzerine konuşlanmış iki taş kemerle çıkılır. Üst kattaki odaların kapıları basık kemerlidir, tavanlarında tepe penceresi bulunur. Bunun yanı sıra birer ocak, dolap olarak kullanılan birer niş, mazgallı pencereler de odaların özellikleri arasındadır. Doğu giriş kapısının üzerinde yer alan oda diğerlerine kıyasla daha büyüktür.[35]

İç ve dış cephelerin en üzerinde birer silme yer alır. Beşik tonozla örtülen çatının üzerinde, 1,5 metre uzunluğunda, sekizgen veya altıgen plana sahip olan külahlı bacalar bulunur.[3] Sütunların üst kısmında yağmur sularının aşağıya akması için taş oluklar mevcuttur. Restorasyon öncesinde bu taş oluklardan aşağıya kadar uzanan metal zincirlerle su akıtılırken, bunların kaldırılmasından beridir kışları sütunlar yağmur suları nedeniyle yosun tutmaktadır.[37]

Köşk mescit ve mezarDüzenle

 
Köşk mescidin görünümü

Avlunun ortasında kesme sarı taştan yapılmış bir köşk mescit vardır. Hanın "Yeni Han" olarak adlandırıldığı dönemde, Osmanlı arşiv belgelerinde mescidin de adı "Yeni Han Mescidi" olarak geçmektedir.[18] Sekizgen planlı ve üstü kubbeyle örtülü mescit, mermerden yapılma sekiz sütunun desteklediği sivri kemerler üzerinde oturur. Sekiz yüzünün her birinde avluya bakan dikdörtgen şeklinde pencereler bulunur. Anadolu'da Koza Han veya İpek Han gibi benzer köşk mescitlerinden, destek için masif taş örgülü ayaklar yerine sütun kullanımıyla ayrılır.[36]

Mescidin altında günümüzde kesme taştan yapılmış, dikdörtgen planlı bir su deposu bulunur. Tek musluğa sahip olan bu depo, 1889-1927 yılları arasındaki bir tarihte inşa edildi. Eskiden, bunun yerinde, Hizber Hikmetağalar'ın aktardığına göre eskiden "[mescitle] aynı zamanda yapılmış olduğu zannedilen çok musluklu güzel bir şadırvan" bulunmaktaydı. Bu eski şadırvan sekizgen bir yapı olup, tepesinde ahşap parmaklıklı bir panel yer almaktaydı.[18][38]

Köşk mescidin güneybatısında kitabesiz bir mezar bulunur. Bu mezar eskiden adak yeri ("şehida") özelliğine sahip olup, mezara mum yakılmaktaydı. Kime ait olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, mescitte ibadet ederken ölen eşraftan birine ait olduğu yönünde rivayet bulunur. Bir diğer rivayet, hanın yapılması için kişi başı ikişer paralık vergi koyduğu söylenen Muzaffer Paşa'nın vergisinin haksız bulunarak idam edilip buraya gömüldüğü yönünde olsa da, bu rivayet tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz. Başka bir söylenceyse, hanı yıllarca işleten bir hancının öldüğünde oraya gömülmeyi vasiyet edilmesi üzerine bu mezara gömüldüğü yönündedir.[18][39]

DükkânlarDüzenle

 
1990'lardan beri Büyük Han'da faaliyet gösteren kahveci Usta'nın Yeri

Restorasyon sonrası Büyük Han'da dükkân kiralamak için Vakıflar İdaresiyle imzalanan sözleşmelerde, satılan ürünlerin kendi imalatı olması gerektiği ve dışarıdan ürün getirmenin yasak olduğuna dair bir madde vardır. Bu kapsamda handaki dükkânlarda Kıbrıs el sanatlarını yansıtan ürünler satılmakta olup dükkân sahiplerinin çoğu üreten kadınlardır.[40] Dükkânlarda satılan ürünlerin kontratlarda yer alan maksada uygun olduğuna dair denetim Vakıflar İdaresi tarafından yapılır ve uygun bulunmayan durumlarda kiracılara uyarı gönderilir.[41] Bununla birlikte, 2019 yılında bazı dükkânlarda uygunsuz şekilde ithal mallara yer verildiğine dair şikâyetler basında yer aldı.[40]

Handaki dükkân ve atölyelerde, Lefkara işi,[42] kök ayna (Türkiye'deki adıyla taş ayna)[43] gibi geleneksel el sanatları, el dokuma, takı yapımı[44] gibi muhtelif zanaatlar icra edilmekte ve ürünler satılmaktadır. 2017 itibarıyla geleneksel el sanatları hanın kullanımında %42 oranıyla en büyük payı oluşturmaktaydı. Handaki diğer dükkânlar arasında antikacı ve sahaf bulunur.[45]

Handa yer alan mekânlar arasında, 2015'teki vefatına dek Ahmet Kanan tarafından işletilen Usta'nın Yeri isimli kahvehane vardır. Kahvehane hanın restorasyonu tamamlanmadan, 1990'larda dış yüzünde açılıp, 2002'de restorasyonun tamamlanmasının ardından iç yüzüne geçti. Nezire Gürkan'a göre sulu muhallebisiyle ünlü olan mekân her gün buluşup, tavla oynayıp siyaset konuşan belli müdavimlere sahip olup, bunların arasında adanın güneyinden gelen Rumlar ve Ermeniler de bulunmaktadır. Servis edilen kahve, Kıbrıs'ta üretilen çeşitli kahvelerin karışımıdır. Kahvehane, 2015'te yeni seçilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yla Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis'in ilk buluşmasına ev sahipliği yaptı.[46][47]

Handa yer alan Sedirhan Restaurant tarafından kapalı mekân olmak üzere hanın iç avlusuna ahşap bir yapı eklendi ve dekorasyonunda Kıbrıs'a özgü elementler kullanıldı.[48] Restoranda Kıbrıs mutfağına özgü yemekler servis edilmekte olup, 2016 itibarıyla müşterilerin büyük çoğunluğu turistlerden oluşmaktaydı.[49]

Sanat yaşamıDüzenle

2010'lu yıllar itibarıyla Büyük Han'da haftalık konserler ve sürekli sergiler düzenlenmektedir.[33]

Karagöz ve Hacivat sanatçısı Mehmet Ertuğ, 2002 yılında Büyük Han'ın 127 numaralı en büyük odasını düzenleyerek 50-60 kişi kapasiteye sahip bir sahneye çevirdi ve 2012 yılına dek burada düzenli olarak gölge oyunları icra etti.[50] Döneminin Kıbrıs'taki tek Karagöz sanatçısı olan Ertuğ, mesleği bırakmasının ardından odayı Vakıflar İdaresi'ne devretti, bir dönem odanın Karagöz sanatını anlatan bir müzeye çevrilmesi planlandı.[51] 2020 yılında tiyatrocu ve Karagöz sanatçısı İzel Seylani tarafından yeniden Karagöz oyunlarının sergilendiği bir sahne olarak, "Hayâlhane 127" adıyla açıldı, içerisinde Mehmet Ertuğ Müzesi'ne de yer verildi.[52]

Handa fotoğraf galerisi, resim ve mozaik atölyeleri bulunur.[45] Ölümünün öncesinde heykeltıraş Mehmet Şinasi Tekman eserlerini Büyük Han'da açtığı galeride sergilemekteydi.[53] Seramik sanatçısı ve heykeltıraş Sevcan Çerkez de 2002'de Büyük Han'da atölye açtı.[54]

Büyük Han, Cevdet Hüseyin Çağdaş'ın 1945 tarihli suluboya resminin konusudur. Sanatçının erken dönem eserlerinden olan resimde, Büyük Han'ın o tarihteki hâli resmedilir. Günümüzde bulunmayan iki payanda da resimde yer alır.[55]

KaynakçaDüzenle

ÖzelDüzenle

  1. ^ Lefkoşa Türk Belediyesi.
  2. ^ a b c d Bağışkan 2019, s. 545.
  3. ^ a b Bağışkan 2019, s. 549.
  4. ^ a b Öney 1971, s. 271.
  5. ^ a b Theocharides ve Stavrides 2012, ss. 244-245.
  6. ^ a b c d Bağışkan 2019, s. 546.
  7. ^ Theocharides ve Stavrides 2012, s. 257.
  8. ^ Sağlam 2017, s. 211.
  9. ^ Jennings 1993, s. 46.
  10. ^ Ertuğ 2016, s. 9.
  11. ^ Dinç 2010, s. 263.
  12. ^ Ertuğ 2016, s. 26.
  13. ^ Bağışkan 2019, ss. 546-547.
  14. ^ Ertuğ 2016, s. 15.
  15. ^ a b c d e f g h i Bağışkan 2019, s. 547.
  16. ^ Erdengiz 2006, s. 93.
  17. ^ Barış 1990, s. 211.
  18. ^ a b c d e Bağışkan 2019, s. 550.
  19. ^ Ertuğ 2016, s. 62.
  20. ^ Ertuğ 2016, s. 43.
  21. ^ Ertuğ 2016, s. 59.
  22. ^ a b Okan 2017.
  23. ^ a b Ertuğ 2016, ss. 76-78.
  24. ^ Ertuğ 2016, s. 55.
  25. ^ Ertuğ 2016, s. 27.
  26. ^ Ertuğ 2016, s. 65.
  27. ^ Ertuğ 2016, s. 28.
  28. ^ Bozkurt, 19 Nisan 1962.
  29. ^ a b Özdeğer ve Yeşilada 1993.
  30. ^ Ertuğ 2016, s. 107.
  31. ^ Ertuğ 2016, s. 106.
  32. ^ Hoşkara 2010.
  33. ^ a b Altan ve Karaderi Özsoy 2017, s. 652.
  34. ^ a b Öney 1971, s. 272.
  35. ^ a b c d e Bağışkan 2019, s. 548.
  36. ^ a b c Öney 1971, s. 273.
  37. ^ Ertuğ 2016, s. 12.
  38. ^ Hikmetağalar 1996, s. 238.
  39. ^ Ertuğ 2016, ss. 13-14.
  40. ^ a b Barut 2019.
  41. ^ Ertuğ 2016, s. 97.
  42. ^ Gürkan 2019a.
  43. ^ Aciman 2013.
  44. ^ Alasya 2018.
  45. ^ a b Altan ve Karaderi Özsoy, s. 650.
  46. ^ Gürkan 2019b.
  47. ^ Alasya 2015.
  48. ^ Altan ve Karaderi Özsoy 2017, s. 644.
  49. ^ Özdağ 2016.
  50. ^ Karadayı Numan 2018, s. 23.
  51. ^ Çerkezoğlu 2019.
  52. ^ Obenler 2020.
  53. ^ Ertuğ 2016, s. 144.
  54. ^ Ertuğ 2016, s. 127.
  55. ^ Yıldız 2018, s. 43.

GenelDüzenle

Haber ve web kaynakları
Akademik kaynaklar, dergiler ve kitaplar