Ana menüyü aç

Aziz Georgij Kilisesi (Staro Nagoričane)

Makedonya'da bir Orta Çağ kilisesi.
(Aziz Georgios Kilisesi (Staro Nagoričane) sayfasından yönlendirildi)

Aziz Georgij Kilisesi (MakedoncaЦрква „Св. Великомаченик Георгиј“, Crkva "Sv. Velikomačenik Georgij, SırpçaЦрква Светог Ђорђа, Crkva Svetog Đorđa), Kuzey Makedonya'ndeki Kumanova'nın Staro Nagoričane köyünde bulunan bir Makedon Ortodoks kilisesidir.[1] 

Aziz Georgios Kilisesi
Temel bilgiler
Yer Staro Nagoričane, Kumanova, Kuzey Makedonya
İnanç Hristiyanlık
Mezhep Makedon Ortodoksluğu
Durum Kapalı
Mimari
Mimari tür Bizans mimarisi
Mimari biçim Orta Çağ Sırbistan mimarisi
Özellikler
Kubbe sayısı 5
Malzemeler Kireç taşı, tuğla

Daha önce muhtemelen 11. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen, sonraları II. Stefan Uroš Milutin yönetimindeki Sırp hâkimiyetinde restore edilen ve renkli fresklerle süslenen kilisenin inşa tarihi 1312-1313 olarak kabul edilmektedir. Sahip olduğu beş kubbesi ile Paleologos dönemi dinî mimarisinin bir temsilcisi olan kilisenin fresk düzenlemeleri yine bu dönemin meşhur ressamları Michael Astrapas ve Eutychios tarafından tamamlanmıştır. Kilisenin resim programında İsa'nın yaşamı ve mucizeleri, Yorgi'nin hayatı ve çektiği işkenceler, Meryem'in ölümü gibi sahnelerin yanı sıra apokrif kabul edilen birçok metnin kaynaklık ettiği konuların öyküsel biçimde tasvir edildiği freskler bulunmaktadır. Tüm bu özellikleri ile kilise hem mimari açıdan hem de freskleri açısından Paleologos Rönesansı içinde değerlendirilir.

BaniDüzenle

Batı girişinin üzerinde bulunan bir yazıt kiliseyi II. Stefan Uroš Milutin'e atfeder.[2] Bu bilgi aynı şekilde başpiskopos ve hükümdarın en önemli inşa faaliyetlerini listeleyen biyograf II. Danilo tarafından da onaylanır.[3] Kilise banisinin freski kuzey duvarında, kilisenin koruyucu azizi Yorgi ile birlikte tasvir edilir. Burada kullanılan ikonografi sembolik bir biçimde karşılıklı hediyelerin verilmesi şeklindedir. Kral Milutin Aziz Yorgi'ye kilisenin bir modelini uzatırken, Aziz Yorgi de Milutin'e yazıtta aktarılan askerî başarılarını takdir edercesine bir kılıç uzatmaktadır. Yazıtta aktarılan bilgiler esas olarak Milutin'in Türklere karşı kazandığı zaferle yakından ilgilidir. Böylece kilisenin inşa tarihi 1312-1313 yılı olarak kabul edilebilir.[4]

MimariDüzenle

Yunan haçı planlı ve narteksli bir kilise olan Aziz Georgij Kilisesi'nin beması taştan yapılmış bir ikonostasis ile naostan ayrılır. Bemaya kuzeyde prothesis, güneyde ise diakonikon eşlik eder. Tonozların uygulanışı sayesinde kilisenin iç alanında bir haç formu ortaya çıkar, ancak bu formdaki haçın kuzey ve güney kolları orantısız bir biçimde kısa kalmıştır. Naos'un üzerinde pandantifler ile birlikte kubbeye geçişi sağlayan sekizgen bir tambur bulunur. Keza kilisenin dört köşesi dört adet küçük kubbeye daha sahiptir. Ancak bu kubbeler kullanım amacından ziyade, dekoratif kaygılarla yapıya eklenmiş ögelerdir. Batı yönünde bulunan narteksten günümüzde sadece yapı kalıntıları kalmıştır. Kilise muhtemelen eski bir manastıra aitti ve narteks yer sıkıntısından dolayı kiliseye eklenmişti. Bugün yalnızca kalıntıları görülebilen bu narteks dışında kilise içinde bir başka narteks daha bulunur. Bu narteks gerek daha alçak kemerler ile bağlanan iki sütunu gerekse barındırdığı farklı konulu freskleri ile naostan ayrılır.[5]

 
Kilisenin güney cephesi.

Kilisenin mimari özelliklerinden birisi yaklaşık 5 metre yüksekliğinden itibaren kendini gösteren cephe süslemesidir. Burada yapının alt kısımlarında büyük kumtaşları kullanıldığı dikkat çekerken, üst kısımlara doğru harç ile bağlanan tuğla ve taşların zaman zaman yerlerini değiştirerek bir sıra halinde birbirlerini izledikleri görülür. Yapının elementlerinden biri olan tuğla aynı zamanda niş ve pencereleri vurgulamak için de kullanılmıştır. Gerek pencereler gerekse nişler tuğla işi ile çevrelenir. Bunların dışında pencereler arasında var olan bir farklılığa da dikkat çekmek gerekir. Yapının üst kısmında bulunan pencereler bir kemerin altında bulunurken, alt kısımdaki pencereler lento ile düzenlenmiştir. Tüm bunların dışında apsis de dışa doğru yarım daire biçiminde olmasına rağmen, yukarıya doğru çıktıkça beş kör pencereli bir beşgen biçimini alır. Kilisenin iki ayrı aşamadan geçtiği burada daha net bir biçimde anlaşılır. Daha önce varolan bu kilise Milutin tarafından yenilerek kullanılmıştır.[6] Yapının eski aşamasına ait olan ögeler 11. yüzyıla tarihlenir ve efsaneye göre Kayser IV. Romanos Diogenes'in hükümdarlık yıllarına denk gelmektedirler (1068–1071).[7] 11. yüzyıla ait olan bu yapının tam olarak nasıl bir yapı olduğunu değerlendirmek oldukça zor olsa da, bu yapının üç nefli bir yapı olduğu düşünülür.[8] Ancak 10 ve 12. yüzyıllar arası merkezi kubbeli ve merkezi alanlı kiliseler de oldukça yaygındı.[9] Kilisenin güneybatı köşesinde bir merdivenin kalıntıları göze çarpmaktadır. Bu merdiven kalıntılarının muhtemel olarak bir minber yahut vaaz kürsüsüne çıkıyor olabileceği düşünülmektedir. Ancak Milutin zamanında bu bölüm tuğlalarla örülmüş ve fresklerle boyanmış olduğu için kesin bir yorumda bulunmak zordur. Bunun dışında gerek güney gerekse kuzey yönlerinde pilaster izleri görebilmek mümkündür. Pilasterlerin izleri yaklaşık 4,10 metre hizasında aniden kesilmektedir. Güney yönündeki üçüncü pilaster kalıntısının yaklaşık 3,90 metre uzaklığında bir sütun kalıntısı bulunduğundan dolayı kilisenin hem kuzey hem de güney yönünde bir portikusu olduğu, ancak bu yapının günümüze ulaşmadığına inanılmaktadır. Bu yapının Milutin döneminde de kullanımda olduğu, kilisenin içindeki ktetor freskinden anlaşılabilir. Burada Milutin kilisenin ufak bir modelini, Aziz Yorgi'ye verirken tasvir edilmiştir ki resmedilen kilise modelinde yukarıda sözü geçen portikusu da görebilmek mümkündür.[10]

Yapıda merkezi kubbenin ayakları doğuda serbest payeler üzerine otururken, batıda kubbeyi batı haç kolu duvarlarına eklenen kuzey-güney doğrultusundaki dikdörtgen payeler taşımaktadır. Yapı doğuda içten ve dıştan yarım daire formu gösteren tek apsisi, kuzey-güney aksındaki simetrik portalleri ve cephelere yerleştirilen pencere açıklıkları ile sağlanan aydınlık mekân anlayışı bağlamında özgün bir karakter gösterirken, üst örtüdeki biri merkezde dördü dikdörtgen planın köşelerine yerleştirilmiş beş kubbesi, çapraz ve beşik tonoz çeşitlerinin bir arada kullanımı ile Bogorodica Ljeviska ile benzerlik gösterir.[11]

FresklerDüzenle

 
Aziz Yorgi ve ejderha.

Kilisenin iç narteksinin batı duvarının güney kısmında bir yazıt daha bulunmaktadır. Bu yazıt 1317-1318 tarihini fresklerin tamamlandığı tarih olarak bildirmektedir. Bu tarih piskopos Nagoričaneli Benjamin'in görevde olduğu tarihe denk gelmektedir.[12] Fresklerin yapılma işlemleri kilisenin büyüklüğü göz önüne alınırsa bir yıl daha önce başlamış olabilir.[13] Resimleri yapan sanatçılar Paleologos döneminin meşhur ressamları Michael Astrapas ve Eutychios'tur. Aziz Georgij Kilisesi iki sanatçı için de sanatsal yaratımlarının doruk noktası olarak değerlendirilir. Michael Astrapas kilisede iki adet ithaf metni de bırakmıştır. Bunlardan birisi Naos'un kuzey duvarında bulunan bir savaşçı azizin kalkanında, bir diğeri ise güneybatı yönünde bulunan sütunun üzerine resmedilen azizin kıyafeti üzerine atılmış imzalardan ibarettir.[14]

 
Naos, kuzey duvarı ve yedi seri halinde devam eden freskler.

Freskler birbiri üzerinde yatay olarak yer alan yaklaşık 7 adet birbirinden farklı konuları işleyen seriler halinde düzenlenmiştir ve tonozlara kadar (yaklaşık 9 metre) devam etmektedirler. Ancak 7'li düzenleme sadece Naos ve Bema'nın belli bir kesimi için geçerlidir. En altta bulunan seride geometrik figürler kullanılmıştır. İkinci seride ise şehit, asker, keşiş, havari ve hatta yerel çilecilerden oluşan figürler yer alır.[15] İç nartekste tasvir edilen bazı isimler; Pachomios ve Kudüslü Yuhanna ya da Şamlı Yuhanna olarak sayılabilir. Bu serinin üzerinde yer alan 3. seride ise kiliseye adını veren Aziz Yorgi'nin hayatında kesitler yer alır. Bu tasvirlerde dikkati çeken nokta Aziz Yorgi'nin şehitliği öncesi çekmek zorunda kaldığı işkenceler üzerinedir. Ancak onun hayatıyla alakalı belki de en meşhur sahnelerden biri olan Ejderha'nın yakalanması ve Prensesin kurtarılması sahnesi de kilisede kendine yer bulmuştur. Dördüncü seride İsa'nın çektiği eziyet ve çileleri anlatan İsa'nın Tutkusu sahneleri yer alır. Bu sahnelerin üzerinde yine onun dirilişi ve bazı mucizelerini gösteren beşinci ve altıncı seri takip eder.[16] Son seri ise ortodoks kilisesinin 12 bayramına (Örneğin Vaftiz, Kudüse giriş, İsa'nın doğumu vs.) ayrılmıştır. Apsis'te Naos'un aksine 6 seri bulunur. İlk seri yine geometrik süslemeler barındırır. İkinci seri kilise babaları, üçüncü seri piskopos büstleri, dördüncü seri efkaristiya ayini, beşinci seri yine piskopos büstleri barındırır. Altıncı seri ise oldukça büyük resmedilmiş tahtta oturan, Cebrail ve Mikâil tarafından çevrelenmiş, kucağında İsa'yı taşıyan Meryem figürü ile doldurulur. Prothesis'in duvarları birçok apokrif sahne ile doludur. Bu sahneler çoğunlukla Meryem'in hayatıyla ilgilidirler. Diakonikon'da ise ilginç bir biçimde Aziz Nikolaus'un apokrif anlatılarının fresk olarak tasvir edildiği görülür. Kilisenin iç narteksini Menologion adı verilen, azizlerin ve kilisevi bayram tarihlerinin resmedildiği bir çeşit resimli takvim süsler. Batı'da bulunan kapının üzerinde ise yine büyükçe resmedilmiş bir Meryem'in ölümü sahnesi yer alır.[17]

Fresklerin stili 13. yüzyılda varlığından söz edilebilecek Paleologos Rönesansı'dır.[18][19] Burada antik biçimlerin ikonografik yeniliklerle canlanması ve yeniden ele alınması söz konusudur. Paleologos Rönesansı'nın en önemli özelliklerinden birisi renk kullanımının artışıdır. Kırmızı gibi sıcak renkler daha sık kullanılmaya başlanırken, beyaz renk özellikle kıyafetlerin boyutluluğunu aktarması açından özenle kullanılır. Paleologos Rönesansı'nın bir diğer özelliği öyküsel içeriklerin daha yaygın olarak kullanılmasıdır. Bunun sonucu olarak, Aziz Georgij Kilisesinde olduğu gibi çeşitli serilerden oluşan anlatımlarla karşılaşmak mümkündür ve bu anlatımlar artık sadece İsa'nın yaşamı ile sınırlı değildir. Öyküsel elementlerin artması yer problemini de beraberinde getirdiği için figürler genel olarak daha küçük resmedilmeye başlanmıştır. Bu durum ve buna ek olarak kiliselerin iyi aydınlatılmamış olması nedeniyle tasvirler güçlü renklerle boyanmış ve tasvirlere ifade zenginliği kazandırmıştır. Bu stilde yapılan diğer freskler özellikle Milutin tarafından inşa ettirilen kiliselerde görülebilir.[20]

Yapının durumuDüzenle

Duvarların üst kısmında, özellikle kubbede fresklerin kaybolmaya başladıkları gözlenebilmektedir. Bilhassa kubbenin kuzeybatı yönünde bulunan freskler geriye getirilemez bir biçimde kaybolmuş durumdadır. 2011 yılının sonbaharında ana kubbede yapılan nem ölçümü, nem değerinin fresklere ciddi bir biçimde zarar verdiğini ortaya koymuştur. Avrupa Birliği tarafından desteklenen ancak bu zamana kadar yalnızca kağıt üzerinde kalan yapıyı koruma projesi, 2013 yılının yazında kararlaştırılmıştır.[21] 2016 yılının Nisan ayında Göttingen Üniversitesi öğrencileri tarafından hazırlanan "Macedonian Frescos 360 (Masco)" adlı bir proje kaybolmaya yüz tutmuş olan bu freskleri geri getirme, kayıt altına alma ve restore ettirme adına kiliseyi 360 derece panoramalar ile kayıt altına almaktadır. Bu sayede kilise ile ilgilenenler sanal olarak kiliseyi ziyaret edebilecek, fresklerin durumunu kontrol edebileceklerdir. Projenin hedeflediği bir diğer amaç yapılan panoramalar vesilesiyle kilisenin restorasyonunu sağlamaktır.[22][23]

GaleriDüzenle

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ Dimevski, Slavko (1989). Istorija na Makedonskata pravoslavna crkva. Makedonska knига. 
  2. ^ Bošković 1930, s. 195.
  3. ^ Svetozar Radojcić: Die Reden des Johannes Damaskenos und die Koimesis-Fresken in den Kirchen des Königs Milutin. In: Jahrbuch der Österreichischen Byzantinistik. Nr. 22, 1973, S. 301.
  4. ^ Dimitrova 2014, s. 83-84, 92.
  5. ^ Bošković 1930, s. 203-206.
  6. ^ Bošković 1930, s. 195–196,203.
  7. ^ Korunovski & Dimitrova 2006, s. 111.
  8. ^ Bošković 1930, s. 202.
  9. ^ Vojislav Korać, Marica Šuput: Byzanz. Architektur und Ornamentik. Düsseldorf 2000, S. 131
  10. ^ Bošković 1930, s. 196–198.
  11. ^ Su Sultan Akülker, Makedon Okulu /Ekolü (13.-14.yy.), Sanatta kimlik ve etkileşim sempozyum bildirileri, MSGSÜ, 2010
  12. ^ Dimitrova 2014, s. 84.
  13. ^ Branislav Todić: Serbian Medieval Painting. The Age of King Milutin. Belgrad 1999, S. 320.
  14. ^ Dimitrova 2014, s. 82, 86-87.
  15. ^ Korunovski & Dimitrova 2006, s. 166.
  16. ^ A. Serafimova, Mediaeval painting in Macedonia. 9th - 18th centuries (Skopje 2000) 63 ve devamı.
  17. ^ Dimitrova 2014, s. 82, 99.
  18. ^ Nikolovski, Antonie; Ḱornakov, Dimitar; Balabanov, Kosta (1971). Spomenici na kulturata vo SR Makedonija. Misla. 
  19. ^ Korunovski & Dimitrova 2006, s. 161.
  20. ^ Dušan Tasić: Byzantine Painting in Serbia and Macedonia. Beograd 1967, S. XXI-XXII.
  21. ^ Pance Velkov: The Concept of Authenticity in Byzantine Churches - The Case of Republic of Macedonia. In: Niš and Byzantium. Eleventh Symposium. Nr. 11, 2013, S. 491-492.
  22. ^ "Macedonian Frescos 360 (Masco)" (Almanca). uni-goettingen.de. Nisan 2016. 28 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2017. 
  23. ^ S. C. Kutsal – T. Ziegler, "Macedonian Frescos 360". An approach to investigate the connection between image and space and their meaning in churches, AXIOS Student journal for Archaeology and History of Art 1, 2016, 209–225.
Genel
  • Bošković, M. Georges (1930). "Deux Églises de Milutin. Staro Nagoričino et Gračanica". L'Art Byzantin chez les Slaves. Les Balkans. Paris. 
  • Dimitrova, Elizabeta (2014). "The Church of St. George at Staro Nagorichino". Seven medieval churches in the republic of Macedonia. Üsküp. 
  • Korunovski, Sašo; Dimitrova, Elizabeta (2006). Macédoine Byzantine. Histoire de l'art macédonien du IXe au XIVe siècle. Collection "Art et civilisations". Paris: Thalia Edition. ISBN 978-2352780007.