Şanlıurfa

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir şehir

Şanlıurfa (Arapça : الرها Ruha ; Kürtçe : Riha ; Süryanice : ܐܘܪܗܝ Ūrhāi, eski çağlarda bilinen adıyla Edessa), veya halk arasındaki kısa adıyla Urfa, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık sekizinci şehri.[3] 2020 Yılı verilerine göre nüfusu 2.115.256’dir.[2] Doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeyde Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır illeri ve güneyde Suriye ile sınırı vardır. Şanlıurfa'nın 13 ilçesi vardır. Ortalama yükseltisi 518 metre olan Şanlıurfa, 19.451 km2'lik yüz ölçümü ile Türkiye'nin en büyük yedinci ilidir.

Şanlıurfa
Balikli Göl 03.jpg
Harran1.jpg
Urfa Castle 02.jpg
Harran beehive houses (2).JPG
Mevlid-i Halil Mosque 08.jpg
Mosque of Halfeti 01.jpg
Yukarıdan aşağıya: Balıklıgöl ve Harran Antik Kenti,
Urfa Kalesi, Harran,
Mevlid-i Halil Cami,
Halfeti
Slogan:
Doğuştan marka şehir!
Şanlıurfa'nın Türkiye'deki konumu
Şanlıurfa'nın Türkiye'deki konumu
Ülke  Türkiye
Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi
İdare
 • Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül (AK Parti)
 • Vali Abdullah Erin[1]
Yüzölçümü
 • Toplam 19,242 km² (7.429 mil²)
Rakım 510 m (1.670 ft)
Nüfus
 (2020)
 • Toplam 2.115.256[2]
 • Yoğunluk 110/km² (200/mil²)
Zaman dilimi UTC+03.00 (TRS)
Alan kodu (+90) 414
Plaka kodu 63

Halk hikâyelerinde İbrahim peygamber ve Nemrud hikâyelerine konu olmuş, peygamberler şehri ve kutsal şehir gibi tanımlamalarla anılmış olan şehrin Nemrud tarafından kurulduğuna inanılmıştır. Milattan önce I. binden başlayarak Asurlular, Medler, Persler, Makedonyalılar, İskender'in varisleri olan Selevkoslar ile Osroene krallıklarının ardından Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyeti altında kalan şehir Hristiyanlık tarihi açısından önemli bir yere sahip olup Süryani kültürünün merkezi konumundaydı. Urfa, 7. yüzyılda Müslüman Araplar tarafından fethedildikten sonra bu özelliğini yavaş yavaş kaybetse de ciddi bir Süryani ve Ermeni nüfus şehirde 20. yüzyılın başlarına kadar varlığını korumuştur. 1516'da Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in Memlükleri Mercidâbık Savaşında yenmesiyle Osmanlı hakimiyeti altına giren şehir 1919 yılında önce İngilizler ve ardından Fransızlar tarafından işgal edilene kadar kesintisiz 400 sene Osmanlı idaresinde kaldı. Şehir 11 Nisan 1920'de işgalden kurtarıldı ve 20 Ekim 1921'de TBMM ve Fransız Hükûmeti arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye'ye bırakıldı. Cumhuriyet sonrasında 1924 yılında il haline getirildi. Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifinin TBMM tarafından 12 Haziran 1984 tarihinde kabul edilmesiyle şehre Şanlı unvanı verilmiştir. 2016 yılında ise Şanlıurfa halkının Türk Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı TBMM tarafından bu kente İstiklal Madalyası verilmiştir.[4][5]

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2011 yılına ilişkin "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları" dikkate alınarak Şanlıurfa, 12 Kasım 2012 tarihli ve 6360 sayılı kanun ile büyükşehir oldu.[6].[7]

EtimolojiDüzenle

Şehrin bilinen en eski adı Edessa olup İskender'in ölümünden sonra kurulan Helenistik krallıklardan Selevkoslar dönemine uzanmaktadır. Selevkoslardan itibaren Urfa, uzun bir zaman sürecinde Edessa ismi ile şöhret bulmuştur. Edessa ismi Yunan dilinde “suyu bol” anlamına gelmektedir. Urfa da içinden akan Karakoyun (Daysan) deresi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Fakat Süryaniler, Yunanca olan bu ismi kullanmamış, Urhay’ı kullanmışlardır. Urfa kelimesinin de genellikle Süryanice Urhay’den (Orhai) geldiği ileri sürülmektedir. Bir başka görüş ise Yunanca Osrhoëne, Latince Orrpei’ye dayandığı yolundadır. Bu dillerdeki anlamı “kale” veya “pınar”dır. Osmanlı döneminde yazılı kaynaklar vasıtasıyla yaygınlaşan Ruha kullanımı şehrin Arapça adı olan Ruhâ'dan gelmiştir. 20. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı döneminde Ruha adı kullanılmış olup daha sonra muhtemelen halk dilinde Türkçe söylenişi kabul görerek Urfa’ya dönüşmüştür. 1984 yılında, Millî Mücadele dönemindeki önemine işaret etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla şehre Şanlıurfa adı verilmiştir. Kurtuluş Savaşında gösterdiği başarının hatırasından dolayı 1984 yılında "Şanlı" unvanını almıştır.

TarihçeDüzenle

Tarih öncesi çağlar Neolitik ve Kalkolitik dönemDüzenle

 
Gobekli Tepe
 
Urfa Adamı diğer adıyla Balıklıgöl heykeli. M.Ö 9000. Şanlıurfa Müzesi.

Son yıllarda Şanlıurfa'da birbiri ardına ortaya çıkartılan arkeolojik bulgularla insanlık tarihine ilişkin önemli bilgiler elde edilmiştir. 1993 yılında şehir merkezinin altında bugünkü Balıklıgöl'ün kuzeyinde yapılan bir keşif sonucu bulunan Urfa Adamı olarak adlandırılan insan şeklindeki tarih öncesi heykel ile Urfa şehir merkezinde insan yerleşiminin tarihinin MÖ. 9500'e Neolitik Döneme kadar uzandığı görülmüştür. 1997’de Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik köyü yakınlarında Göbeklitepe Höyüğü'nde yapılan kazılarda elde edilen bulgularda ise, insanlığın en eski tapınaklarından biri ortaya çıkarılmıştır. Yüksek boyda karşılıklı olarak yerleştirilmiş dikilitaşların üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir. Bu kompozisyonun bir öykü, bir anlatım veya bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir. Bir yerleşim yeri değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. Buradaki kült yapıların tarım ve hayvancılığa yakın olan son avcı grupları tarafından inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Göbekli Tepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı-toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir.Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın A evresine (MÖ 9.600-7.300), yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülmektedir. Göbekli Tepe'nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka veya benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılmaktadır.[8][9]

Antik çağ ve HarranDüzenle

 
Harran Antik Kenti
 
İbrahim peygamber Harran'dan ayrılırken, Francesco Bassano

Bu gün Şanlıurfa’nın bir ilçesi olan ve şehrin 45 km. kadar güneydoğusunda yer alan Harran şehrinin adına ilk defa M.Ö. 2. binyılın başlarına ait çivi yazılı tabletlerde rastlanır. Bu tabletler arasında, Harran'daki Sin Mabedi’nde bir antlaşma imza edildiğine dair bir belge bulunmaktadır. Mezopotamya pagan inanışının en önemli merkezlerinden biriydi ve burada ay tanrısı Sin ile güneş tanrısı Şamaş’ın mabedleri bulunuyordu. 2. binyılın ortalarında Hititler’le Mitanniler arasında yapılan bir antlaşmaya Harran’daki ay tanrısı Sin ve güneş tanrısı Şamaş şahit tutulmuştur. Bundan sonra Bâbil, Hitit, Asur tabletlerinde Harran’dan sık sık bahsedildiği görülmektedir. Asur tabletlerine göre bölge M.Ö.2000'lerde Hurriler ile Mitannilerin yerleştiği bir yerdi. Süryânîlerin atası olan Ârâmîlerin bölgeye yerleşmesi M.Ö 11.yüzyıldan sonra da Mezopotamya'dan kuzeye doğru göç ederek Fırat'ın iki yakası boyunca uzanan topraklarda Bit-Adini Devleti'ni kurdukları döneme denk gelmektedir. Harran, M.Ö.857'de Asur İmparatorluğuna bağlandı. M.Ö 609'de Medler ve Keldânîler'in işbirliğiyle Asur İmparatorluğunun başşehri Ninova'nın ele geçirmelerinden sonra son Asur kralı II. Asur-Uballit, Harran Kalesi'ne sığındı ve Asur İmparatorluğu üç yıl daha burada devam etti. M.Ö. 612'de Asur İmparatorluğu tamamen ortadan kaldırıldı ve Harran'a sırasıyla Medler ve Keldânîler hakim oldu.

M.Ö. 722 yılında Asur Kralı II. Sargon'un, İsrail devletini istila ederek Yahudileri Mezopotamya'ya ve Harran'a sürmesiyle bölge ilk kez bir Yahudi topluluğu ile tanışmış oldu. Babil kralı Keldânîler'in hükümdarı Nebukadnezar'ın M.Ö. 586 yılında Kudüs'ü ele geçirerek şehir ile birlikte Süleyman Mabedini de yıkıp Yahuda Krallığı’nı ortadan kaldırarak Yahudileri bölgeden sürmesi neticesinde tüm Mezopotamya'da önemli bir Yahudi nüfus ortaya çıkmıştı. Tarihe Babil Sürgünü olarak geçen bu hadisenin bir sonucu olarak Mezopotamya kentlerinde Yahudi kolonileri kurulmuştu. M.Ö 539'da Perslerin, Keldânîlerin hakimiyetine son vererek Babil İmparatorluğunu ortadan kaldırması neticesinde Harran Perslerin eline geçti. Pers Kralı I. Darius Yahudilerin sürgününe son vererek ülkelerine gitmelerine müsade etse de Yahudilerin bir kısmı Mezopotamya ve Harran'da kalmaya devam ettiler. Bu dönemde Harran'da da güçlü bir Yahudi kolonisi vardı. Şehirdeki Yahudi nüfusun varlığı, Kitâb-ı Mukaddes'de şehrin adının geçmesiyle kendini göstermiştir. Yahudi Kutsal Kitabı Tanah'ta Hārān biçiminde geçen şehir İbrani anlatıları ve mitolojisine göre tufandan sonra yeryüzünde tesis edilen ilk şehir olup Nuh peygamberin torunlarından Kaynan tarafından kurulmuştu. Yahudi Kutsal Kitabı Tanah'ta İbrahim peygamber ve atasının yaşadığı mekan olarak geçen Harran, Yahudilik için kutsiyeti olan bir mekandır. Harran, İbrahim peygamberin yanı sıra Lut peygamber, Şuayb peygamber ve Elyesa peygamber ile de ilişkilendirilen mekanlardandır. İbrahim peygamberin ateşe atılması hadisesi ise Yahudi Kutsal Kitabı Tanah'ta yer almamakla birlikte Kitab-ı Mukaddes dışı Yahudi literatüründe ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır.

Harran ve civardaki bölgeler, Büyük İskender'in M.Ö 331'de Pers İmparatorluğuna son vermesinden sonra Yunan hâkimiyeti altına girmiş ve sonraki dönemlerde Harran, önemli bir Yunan kolonisi haline gelmiştir. Öyle ki Abbâsîler döneminde yaşayan ünlü İslâm hukukçusu Ebû Yûsuf, Harran’dan bahsederken buranın halkının Süryânîce konuşan yerli halk ve Rumlar'dan oluştuğunu söyler.

Helenistik dönem ve Roma döneminde EdessaDüzenle

 
Edessa Kralı V. Abgar.
 
Orfeus Mozaiği.[10]
 
Edessa Kalesi

Harran'ın 45 km kuzeyinde bu günkü Urfa şehir merkezini oluşturan alanda, tarihi verilere göre Büyük İskender'in ölümünden sonra kurulan Helenistik krallıklardan Selevkos İmparatorluğu döneminde Edessa şehri kurulmuştur. Dönemin Yunanca ve Latince kaynaklarda şehrin adı Edessa olarak geçerken şehrin yerli halkının da dili olan Süryanice kaynaklarda Urhay olarak geçmektedir. Selevkoslar'ın M.Ö.132 yılında İranlıların baskısına dayanamayarak yıkılması üzerine Urfa'da bu tarihten itibaren Osroene ismi ile bir bağımsız bir krallık kuruldu.[11] Osroene Krallığı, Urfa’da kurulan ilk bağımsız krallıktır ve MS 244 yılına kadar hüküm sürmüştür. Başkenti Edessa yani Urfa olan Osroene krallarının çoğu Abgar ismi ile çağrıldığından bu devlete Abgarlar devleti denildiği gibi Abgarlar dönemi de denilmiştir.

Tarihi kayıtlarda ve Abgar efsanesinde, Kral V. Abgar Ukkama’nın ilk Hıristiyan kral olduğu ve Edessa'da hüküm sürdüğü, İsa Peygamber'in tebliğinden hemen sonra bu dini kabul ettiği ve kendi halkına da benimsettiği belirtilir.[12] Cüzzam hastalığına yakalanan ve bu nedenle oldukça acı çeken V. Abgar’ın, İsa Peygamber'in gönderdiği mucizevi mendil sayesinde iyileştiği rivayet edilmektedir. 2016 yılında Şanlıurfa’nın Balıklıgöl yerleşkesi civarında yürütülen "Kale Eteği Projesi" kapsamındaki kazı çalışmalarında Abgar Krallığı dönemine ait olduğu tahmin edilen Süryanice yazıtlar ve ince işlemelerin yer aldığı bir taban mozaiği bulunmuştur. Osroene Krallığı devrine ait Şanlıurfa'daki tarihi eserlerin en kıymetlisi Kale'deki çifte sütundur. Halk tarafından bu sütunlara mancınık denilmektedir. Bu sütunlar Osroene krallarından Eftuha tarafından eşi Şalmet adına dikilmiştir. Kentte, Yunan-Roma üslubunda bezenmiş 30 civarında renkli taban mozaiği, kent içinde ve civarında bulunmuş Süryânice kitabeler ve kaya mezarları Osroene Krallığı dönemine aittir. Bu mozaiklerin büyük bir kısmı yurt dışına kaçırılmış, bir kısmı da bazı müzelerde sergilenmektedir. Bu mozaiklerden en önemlisi, Antik Yunan’da müzik ve şiirle özdeşleştirilen Orpheus'un lir çaldığı ve onun etrafına toplanan çeşitli hayvanların müziği dinlerken tasvir edildiği M.S 194 tarihli, 1.64-1.52 m. boyutlarındaki mozaiktir. Mozaik 1980’li yıllarda ABD’ye götürülmüştür. Ancak daha sonra ABD’de Dallas Sanat Müzesi’nde tespit edilince 2015 yılında Urfa'ya iade edilmiştir. Osroene Krallığı döneminde Urfa'da ilmi, edebi bilhassa felsefi çalışmalara önem verilmiştir. Süryaniler ilk edebi ve felsefi çalışmaları M.S. 2. yüzyılda yapmışlardır. Süryani yazısının doğduğu kent Urfa’dır. 2. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık tesiri altında gelişen "Süryani Edebiyatı" doğmuştur. İncil, Yunanca'dan Süryânice'ye ilk defa bu dönemde Urfa’da çevrilmiştir.Urfa'nın başlıca Hıristiyan merkezlerinden biri haline gelmesine karşılık Harran, pagan kültürünün bölgedeki en önemli merkezi olmaya devam etti. Yerleşim merkezleri olan Harran'a nisbetle komşularının Harrânîler adını verdiği topluluk ay tanrısı Sin liderliğindeki yıldız ve gezegen kültüne dayalı paganist dinî yapılarını devam ettirmekteydiler.

166 yılında gerçekleşen bir barış antlaşmasıyla Osroene Kralı VIII. Ma’nu, Roma İmparatorluğunun himayesine altına girdi. Bu dönemde Roma İmparatoru Caracalla 213 yılında Mezopotamya Seferi'nden dönerken Urfa Kralı X. Abgar Severus ve oğullarını zincire vurarak Roma'ya götürdü ve orada öldürttü. Başsız kalan Osroene Krallığı 214 yılının Ocak ayında İmparator Caracalla tarafından bir Roma kolonisi haline getirildi. Ancak İmparator Caracalla 8 Nisan 217 tarihinde Harran'daki Sin Tapınağı'nı ziyaretten dönerken yol kenarında çişini yaptığı sırada bir suikast sonucu Julius Martialis isimli bir imparatorluk muhafız subayı tarafından öldürüldü. Osroene Krallığı kesin bir şekilde tarihe karışarak Osroene adıyla bir Roma eyaleti kuruldu. Son Osroene Kralı XI. Abgar Ferhad, 244 yılında Roma’ya dönmüş ve orada ölmüştür. Kendisinin ve karısı Hodda'nın mezarları halen Roma’da olup tarihçiler tarafından ziyaret edilir.

Bizans dönemiDüzenle

 
Edessa Akademisinin kurucusu Mor Efrem

395'te Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca Urfa, Doğu Roma yani Bizans toprakları içinde kaldı. 4. yüzyılda İran'da hüküm süren Sasaniler, Nusaybin’i Bizans'ın elinden alarak kendi ülkesine katınca ve şehirden kaçanlar arasında yer alan Mor Efrem, Urfa’ya gelerek Süryani Hristiyan geleneğinin eğitim merkezi haline gelecek olan Edessa Akademisinin kurmuştur. Bu dönemde Urfa Akademisi, Süryânî ruhban adaylarını eğiten başlıca okul haline geldi. Bu öğrenciler, ciddi inceleme yapmak için, elverişli bir ortama Urfa’da kavuştular. Hristiyanlığın en eski cemaati olan Süryânîler önce Urfa’daki akademiye gelirler, burada eğitimlerini tamamladıktan sonra Antakya’daki daha ünlü akademiye giderlerdi. Mor Efrem, kurmuş olduğu bu okulda, dil bilgisi, hitabet ve şiir gibi filoloji bilimlerine, astronomi,jeoloji ve bunun yanında mantık, felsefe, tabiat bilimleri, matematik, ve coğrafya gibi ilimlere de yer vermiştir. Mor Efrem, 3 milyona yakın şiir cümlesi ile Edessa okulunun ve Süryani edebiyatının en önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Bu okulda Latince kitaplar, çevirmen Diyatron tarafından Süryaniceye çevirildikleri gibi İncil kitabı da Latinceden Süryaniceye çevrilmiştir. Yunan filozoflarından, Platon, Aristoteles ve Platinus gibi bilginlerin eserleri de Yunancadan Süryaniceye çevrilmiştir.

5. yüzyılda Süryânî kökenli bir ilahiyatçı olan Konstantinopolis patriği Nestorius, farklı bir bakış açısı ortaya koymuş ve görüşleri Hıristiyan dünyasında tartışma konusu olmuştu. 431 yılında toplanan Efes Konsili'nde, Nestorious'un görüşleri reddedilerek dinden çıkmaya sebep sayıldı ve Nestorius Konstantinopolis patrikliğinden azledildi. İmparator II. Theodosius'un emriyle Mısır çölündeki bir manastıra sürüldü. Fakat Nestorius'un öğretisi, o devirde entelektüel odağı Antakya ve Urfa’da olan Süryânî aleminde destek gördü. Urfa, kısa sürede Efes kararlarını kabul etmeyenlerin toplandığı bir yer haline geldi. Urfa piskoposu İbas 448 yılında Nestorculuk yaptığı iddiasıyla mahkemeye çıkarıldı. 451 yılında Roma İmparatoru Markianos tarafından toplanan Khalkedon (Kadıköy) Konsili ile beraber Nestorcuların üzerindeki baskılar daha da artmaya başladı ve 457 yılında bu baskılar sonucunda Urfa Akademisinin başkanlığını yürüten Mor Narsay akademiden ayrılmak zorunda kaldı. Zamanın en önemli entelektüel merkezlerinden biri olan Urfa Okulunun 489 yılında, Bizans İmparatoru Zenon tarafından kapatılımasının ardından hocalarının İran'a iltica edip, Bizans-Sasani sınırının hemen öte yanında bulunan Nusaybin’e taşınması, Nusaybin'in, Süryânî dünyasının ve Orta Doğu'nun başlıca skolastik merkezi olarak öne çıkmasıyla neticelendi. Nasturiler, Urfa ve Bizans topraklarında kendilerine yaşama alanı bulamazlarken sınırın diğer tarafındaki İran’ın tüm vilayetlerinde Nestorcu-Hıristiyan cemaatler oluştu.

451 yılında Kalkedon Konsili ile sapkın bir mezhep olarak ilan edilen Monofizitizmi benimseyenler de Bizans İmparatorluğu sınırları içinde ciddi baskılara ve katliamlara maruz kalmaktaydılar. Ancak Bizans İmparatorluğunun doğu sınırlarının Sâsânî akınları sebebiyle tehlikeye düşmesi, Antakya Süryânî kilisesinin yeniden diriltilmesi fikrini doğurdu. Monofizit hareketin esas misyoneri Edessa Piskoposu Yakub Bar-Addai 542 yılından 578’deki ölümüne kadar süren misyon faaliyetleriyle Monofizitizmi bölgede yaymış olup bu katkılarından dolayı Hıristiyanlığın Monofizit mezhebine mensup olan Süryânîler'e Ya‘kūbî denmiştir.

İslamiyet sonrası dönemDüzenle

 
Mevlid-i Halil Camii
 
Balıklıgölün eski bir çizimi.

Edessa, Halife Ömer zamanında 639 yılında İyaz bin Ganem komutasındaki Müslüman Araplar tarafından fethedildi. Emevîler devrinde Harran ve Samsat ile birlikte bir vilâyet haline getirildi. Şehre İslam fethinden sonra Müslüman Araplar tarafından Ruha adı da verilmiştir. Birinci rivayete göre suyu güzel çeşme anlamına gelen Kaliruha'nın, Kali heceleri atılmış ve sadece Ruha heceleri kullanılmıştır. İkinci bir rivayete göre ise şehrin Süryanice adı olan Urhay kelimesinin hafif bir değişikliğe uğratılmasıyla Ruha denilmiştir. Böylece şehir, İslam fethinden sonra Müslümanlar tarafından artık Ruha adıyla bilinmiştir. Şehir 750'de bir müddet Abbâsîler’le Emevî taraftarları arasındaki mücadelelere sahne oldu. İlk Abbasi halifesi Seffah, Fırat kıyısında cereyan eden savaşta Emevîleri yendi ve Harran'a girdi. Bu tarihten sonra Urfa bölgesi Abbâsî egemenliğine girdi. Abbâsî Halifesi Harun Reşid bir ara Urfa’ya geldi ve şehirde bir süre kaldı.

 
Harranlı bilim adamı Battanî

Abbasi döneminde İslam dünyasında zirve noktasına ulaşan bilim alanındaki çalışmalara paralele olarak bu dönemde yaşayan ve Harranlı olan astronom, astrolog ve matematikçi Battanî'nin bilim dünyasına çok önemli katkıları olmuştur. Sinüsün ve kısmi olarak da tanjantın hesaplamadaki kullanımlarını açıklayarak böylece modern trigonometrinin temelini atması ve güneş yılını da 365 gün, 5 saat, 46 dakika ve 24 saniye olarak ölçmüş olması gibi katkılarından dolayı ölümünden asırlar sonra batı dünyasında kendisine duyulan saygı neticesinde Ay'daki bir bölgeye ismi verilmiştir.

Bizanslılar 942'de bölgeye gelip Urfa halkından Îsâ peygamberin kutsal tasvirini istediler. Abbâsî Halifesi Müttakī-Lillâh’ın onayı ile, 200 müslüman esirin serbest bırakılması ve şehrin bir daha taciz edilmemesi şartıyla kutsal ikona Rumlar’a verildi. Ancak bu anlaşma Seyfüddevle el-Hamdânî’nin 949'da Urfa halkıyla birlikte Misis’e saldırması yüzünden bozuldu. Bunun üzerine Bizans ordusu 959'da şehre gelerek Bizans ordusu şehri yağma ve tahrip etti. Urfa 10. yüzyılın sonu ve 11. yüzyılın başında Abbâsî merkezi otoritesinin zayıfladığı dönemde bazı valilikler kendi yarı bağımsızlıklarını ilan ediyorlar ve sadece halifeye dini bakımdan hürmet gösteriyorlardı. 905 tarihinden itibaren Arap bir hanedan olan Hamdaniler bölgeye hâkim olmuşlardı. 11. yüzyıl başlarına gelindiğinde ise şehir Numeyr oğullarından Utayr adında birinin hâkimiyetinde idi. Yine 11. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir Kürt hanedan olan ve Abbâsî halifesi tarafından Nasrüddevle unvanı verilen Mervânîlerin Emiri Ahmed, 1025 yılında Urfa'yı emirliğinin topraklarına katmıştır. Fakat şehir Bizans kumandanlarından Georgios Maniakes'e bırakılınca, Maniakes 1030-1031 kışında Urfa'ya hâkim oldu. Mervânîler’in onu şehirden uzaklaştırmak için yaptığı teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlandı ve Maniakes şehri elinde tuttu. 1037 yapılan anlaşmayla şehir Bizans imparatoruna teslim edildi.

Bizans İmparatorluğu ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu arasında gerçekleşen Malazgirt Savaşı'ndan sonra Bizans'ın elinde kalan Urfa’nın idarecisi Paul yeni Bizans imparatoruna itaat arzetmek üzere başkente gitti. Bu sıralarda Bizans’a tâbi olan Philaretos Brachamios adlı bir Ermeni prensi, hakimiyet sahasını Maraş’tan Malatya’ya kadar genişleterek bağımsızlığını ilân etti. 1081 yılında Vasil adlı bir kumandanını da Urfa’ya sevketti ve altı aylık bir kuşatmadan sonra şehri Bizanslılar’ın elinden aldı. Philaretos, Halep Emîri Şerefüddevle Müslim ile iyi ilişkiler kurdu. Meyhâne olarak kullanılan Urfa Camii’ni müslümanlara teslim etti. Bu arada hâkimiyet mücadelelerinin sürdüğü Urfa’nın halkı Sultan Melikşah’a haber gönderip şehri teslim etmek istediğini bildiriyorlardı. Bunun üzerine Sultan Melikşah, Emîr Bozan’ı Urfa’nın fethiyle görevlendirdi ve şehir üç ay süren şiddetli bir kuşatmanın ardından 1087 yılının Mart ayında fethedildi. Sultan Melikşah, Emîr Bozan’ı Urfa ve Harran’a vali tayin etti. Emîr Bozan’ın 1094 yılında ölümünden sonra Selçuklu emirlerinden Tutuş'un hâkimiyetine geçti. Tutuş kendisine bağlı kalması şartıyla şehri Ermeni asıllı Toros’un idaresine bırakmıştı. Toros’un şehri Emîr Bozan’dan devraldığı da rivayet edilir.

Haçlı Kontluğu, Eyyubi ve Memluk dönemleriDüzenle

 
Baudouin'in Urfa'ya girişi

Urfa'nın Ermeni hakimi Toros'un, Haçlı kontlarından Baudouin de Boulogne’u düşmanlarına karşı birlikte savaşmak için Urfa’ya davet etmesi üzerine şehre gelen Baudouin Urfa’ya gelişinden kısa bir süre sonra Toros'un öldürülmesi üzerine 10 Mart 1098’de şehre hâkim olup Urfa Haçlı Kontluğu’nu kurdu. Süryani ve Ermeni çoğunluğa Katolikliği dayattı. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan 1106 yılında Urfa Haçlı Kontluğu üzerine yürüyüp Urfa’yı kuşattı. Ancak şehrin sağlam surlarını aşmak mümkün olmadı. Urfa'da yaklaşık elli yıl süren haçlı hakimiyetinden sonra Franklar’ın Bizans’la aralarının açıldığı, Urfa ve Antakya’daki Haçlı hükümdarların birbirinden nefret etmelerinin oluşturduğu uygun bir ortamda Musul ve Halep’te hüküm süren İmâdeddin Zengî, Haçlı Kontu II. Joscelin’in şehirden ayrılmasını fırsat bilerek Urfa’ya geldi. Surların önünde yaptığı teslim olma teklifi Süryânî ve Ermeni ruhanî liderleri tarafından reddedilince surlar mancınıklarla dövüldü ve dört hafta kadar süren kuşatmanın ardından Türkler 24 Aralık 1144 günü şehre girdi. Urfa valiliğine Ali Küçük getirildi ve emrine bir garnizonla yedi kumandan verildi. Bu zafer Haçlılara karşı Müslümanların ilk büyük başarısı olarak kabul edilir fakat aynı zamanda II. Haçlı Seferi’nin de başlıca sebebi olmuştur. Urfa, Haçlılardan geri alındıkta sonra, İmâdeddin Zengi bir kısım Ermeniyi şehirden çıkarmış, Süryanilere haklar tanımış ve Müslümanlara her zaman yakınlık göstermiş olan Yahudilerden 300 aileyi Urfa’ya yerleştirmiştir. Bu gün Urfa merkezindeki Hasan Padişah Camiinin yerinde eskiden bir sinagog yer almaktaydı.

1182'de Selâhaddîn Eyyûbî’nin idaresine giren şehir uzun süre Eyyûbîlerin hakimiyeti altında kaldı. 1251 yılında Moğollar şehri ve çevresini yağmaladı ve ardından şehir Hülâgû Han'a teslim oldu. Şehir, Moğollar 1260 yılında Ayncâlût Savaşı’nda Mısır ve Suriye'de hüküm süren Memlûkler tarafından yenilgiye uğratılınca Memlûklerin hakimiyetine girdi.

Modern dönem, Osmanlı ve Türkiye CumhuriyetiDüzenle

 
Yavuz Sultan Selim

1516'da Yavuz Sultan Selim'in Memlükleri Mercidâbık savaşında yenmesiyle Osmanlı sınırları içine katılmıştır. Osmanlı idaresine girdikten sonra bir sancak olarak Diyarbekir eyaletine bağlanmıştır. 1578-1588 yıllarına ait kayıtlar Urfa sancağını Rakka beylerbeyiliği içinde gösterir. Bu değişiklikte Rakka ve Urfa yöresinde başlayan ayaklanmaya Urfa sancak beyi Sührab’ın katılmasının da etkisi olmalıdır. Sancak beyliği kaldırılan Urfa, Rakka beylerbeyine has kaydedilmiştir. 16. yüzyılın son yıllarına rastlayan Celâlî isyanları sırasında Karayazıcı Abdülhalim’in eline geçen şehir 1600’de tekrar kontrol altına alındı. Ancak bölgedeki güvensizliğin devamı halkın topraklarını terkedip buradan göç etmesine yol açtı. Ardından gelen yüzyıllar ise şehir tarihi açısından uzun bir durgunluk dönemidir. Sultan IV. Murad’ın Bağdat seferine giderken buraya uğradığı ve bir süre kaldığı bilinmektedir. Evliya Çelebi’nin seyehatnamasinde bildirdiğine göre 17. yüzyılda Urfa üç tuğlu paşalar tarafından idare edilmekte olup, dört mezhebe göre fetva veren bilgili kadılara sahipti. Son olarak 1839’da Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrâhim Paşa’nın idaresindeki Mısır ordusu tarafından ele geçirldi ancak kısa süren bu hakimiyetin ardından I. Dünya Savaşı'nın sonunda 1919 yılındaki İngiliz işgaline kadar Osmanlı idaresinde kaldı. 1866 yılında Halep Vilayetine bağlanan Urfa, 1919 yılında, önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların işgaline uğradı. Şehir 11 Nisan 1920'de Urfalı milisler tarafından işgalden kurtarılmış; Cumhuriyet sonrasında 1924 yılında ise il olmuştur. Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi TBMM tarafından 12 Haziran 1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır.[5] 2016 yılında ise Şanlıurfa halkının Türk Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı TBMM tarafından bu kente İstiklal Madalyası verilmiştir.[4]

CoğrafyaDüzenle

İklimDüzenle

  Şanlıurfa iklimi  
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
En yüksek sıcaklık (°C) 21,6 22,7 29,5 36,4 40,0 44,0 46,8 46,2 42,0 37,8 29,4 26,0 46,8
Ortalama en yüksek sıcaklık (°C) 10,0 11,9 16,5 22,3 28,6 34,6 38,7 38,3 33,9 26,9 18,5 12 24,3
Ortalama sıcaklık (°C) 5,6 7,0 10,9 16,2 22,1 28,1 31,9 31,3 26,8 20,1 12,7 7,5 18,3
Ortalama en düşük sıcaklık (°C) 2,2 2,9 6,0 10,5 15,5 20,7 24,3 24,0 20,1 14,7 8,4 4,1 12,7
En düşük sıcaklık (°C) −10 −11,4 −7,3 −3,2 6,0 10,0 15,2 16,0 11,2 2,5 −6 −6,4 −11,4
Ortalama yağış (mm) 84,8 71,0 66,1 49,2 29,1 4,0 0,6 0,8 2,9 25,8 45,4 78,7 458,4
Kaynak: Meteoroloji Genel Müdürlüğü[13]

NüfusDüzenle

Güncel Nüfus Değerleri (TÜİK 4 Şubat 2021 verileri)[2]

Şanlıurfa il nüfusu: 2.115.256 (2020 sonu). İlin yüz ölçümü 19.242  km2'dir. İlde  km2'ye 110 kişi düşmektedir. (Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe: 236 kişi ile Eyyübiye’dir)

İlde yıllık nüfus artış oranı  % 2.01 olmuştur. Nüfus artış oranı en yüksek ve en düşük ilçeler: Karaköprü (% 7,90)- Bozova (-% 0,99)

04 Şubat 2021 TÜİK verilerine göre 13 İlçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 1435 mahalle bulunmaktadır.

2020 yılı sonunda Şanlıurfa ili ve ilçelerinin yerleşim yeri ve nüfusla ilgili sayısal bilgileri [14]
İlçe Nüfus 2019 Nüfus 2020 Fark N.Artışı % Mah.Say. Alanı  km2[15] Yoğunluk
Akçakale 115.615 118.426 2.811 2,43 119 1.038 114
Birecik 95.128 95.683 555 0,58 83 912 105
Bozova 55.423 54.872 -551 -0,99 88 1.329 41
Ceylanpınar 89.020 89.826 806 0,91 50 1.589 57
Eyyübiye 379.852 382.974 3.122 0,82 162 1.626 236
Halfeti 40.879 41.258 379 0,93 49 609 68
Haliliye 381.877 385.881 4.004 1,05 170 1.924 201
Harran 89.798 92.549 2.751 3,06 123 904 102
Hilvan 42.724 43.216 492 1,15 70 1.111 39
Karaköprü 219.796 237.158 17.362 7,90 100 1.222 194
Siverek 260.970 266.369 5.399 2,07 180 3.936 68
Suruç 102.265 102.944 679 0,66 95 744 138
Viranşehir 200.267 204.100 3.833 1,91 146 2.297 89
Şanlıurfa 2.073.614 2.115.256 41.642 2,01 1.435 19.242 110
Şanlıurfa il nüfus bilgileri
Yıl Toplam Sıra Fark Şehir - Kır
1965[16] 450.798 28
  %33     150.383
300.415     %67  
1970[17] 538.131 25 %19 
  %38     205.524
332.607     %62  
1975[18] 597.277 25 %11 
  %44     264.119
333.158     %56  
1980[19] 602.736 27 %1 
  %47     282.419
320.317     %53  
1985[20] 795.034 19 %32 
  %50     401.450
393.584     %50  
1990[21] 1.001.455 15 %26 
  %55     551.124
450.331     %45  
2000[22] 1.443.422 9 %44 
  %58     842.129
601.293     %42  
2007[23] 1.523.099 10 %6 
  %60     919.832
603.267     %40  
2008[24] 1.574.224 10 %3 
  %56     885.929
688.295     %44  
2009[25] 1.613.737 10 %3 
  %56     899.774
713.963     %44  
2010[26] 1.663.371 9 %3 
  %55     922.539
740.832     %45  
2011[27] 1.716.254 9 %3 
  %55     951.925
764.329     %45  
2012[28] 1.762.075 9 %3 
  %55     975.455
786.620     %45  
2013[29] 1.801.980 9 %2 
  %100     
     %0  
2014[30] 1.845.667 9 %2 
  %100     
     %0  
2015[31] 1.892.320 9 %3 
  %100     
     %0  

EkonomiDüzenle

Şehrin ekonomik faaliyetleri başta tarım olmak üzere hayvancılık, turizm ve sanayi ürünleridir.

Şanlıurfa tarım olarak verimli topraklara sahiptir. Harran Ovası'da bunların başında gelir. Tarımsal faaliyetlerde fıstık tarımı, pamuk tarımı, mercimek, buğday vb. tahıl tarımı gelişmiştir. Son beş yılda sulama kaynaklarının da gelişmesiyle mısır tarımı da önem kazanmıştır. Şehirde sera tarımı da gelişmiş Karaali sera bölgesinde kış mevsiminde biber, domates ve patlıcan tarımı yapılarak hem şehre hem de Türkiye'nin dört bir tarafına yetiştirilen ürünler gönderilmektedir.

Hayvancılık olarak daha çok küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Ve koyun sütünden peynir, yoğurt, süt vs. elde edilmektedir. Özellikle Siverek peyniri meşhurdur.

İlde Sanayi son 15 yıllık dönemde Organize Sanayi bölgelerinin de gelişmesiyle çok sayıda fabrika kurulmuştur. Başta tekstil fabrikaları olmak üzere çırçır fabrikaları, ayakkabı üretim fabrikaları[32] , deterjan fabrikaları, iplik fabrikaları, cam fabrikası[33], plastik fabrikası, Tarımsal olarak da fıstık fabrikaları, salça fabrikaları ve zeytinyağı fabrikaları bulunmaktadır.

KonumDüzenle

Konum Bilgileri
İlçe Kuruluş Yılı[34] Alanı km²[35] Rakım mt. Merkeze km[36] Ulaşan Yollar[36]
Akçakale Cumh.önce 1.038 359 53  

/  -13, 63-51, 63-29

Birecik Cumh.önce 912 343 80   -24,  

/  -K18, 63-52

Bozova 1926 1.329 582 38   -04,   -01, 63-79
Ceylanpınar 1982 1.589 364 140   -01, 63-28, 63-29
Eyyübiye 2012 1.626 508 0   -25,  

/  -13

Halfeti 1954 609 664 112   -24=>63-52, 63-78
Haliliye 2012 1.924 512 0  

/  -K22,   -26

Harran 1987 904 374 48  

/  -13=>63-27

Hilvan 1926 1.111 592 56  

/  -12, 63-02

Karaköprü 2012 1.222 594 7  

/  -K20,   -04,   /  -15

Siverek 1926 3.936 788 96   -07,  

/  -12, 63-05, 63-06

Suruç Cumh.önce 744 500 43   -25=>  -03, 63-51
Viranşehir Cumh.önce 2.297 566 91  

/  -27,   -01, 63-08

ŞANLIURFA Cumh.önce 19.242 527
*Metropol İlçelerin merkeze uzaklıkları, kaymakamlık ile valilik arasındaki uzaklıktır.

KültürDüzenle

MutfakDüzenle

Urfa mutfağında; Süryani, Ermeni, Yahudi, Yezidi, Arap, Kürt, Türk, vb. her milletten ve her kültürden izler görülmektedir. Sadeyağ, acı isot, bulgur, frenk suyı (domates salçası) Urfa mutfağının en çok kullanılan malzemeleridir. Baharat, un ve pirinç ikinci planda, sebze ise üçüncü planda kullanılır. Şanlıurfa'ya özgü yetiştirilen aynı zamanda Şanlıurfa ili ile özdeşleşmiş isot sıkça kullanılır. Sebze yemek çeşitlerinin de sayıca çok olmasına rağmen Urfa mutfağında et ağırlıklı yemekler ile kebap çeşitleri daha çok yer alır. Urfa'da kebapçılarda ve çeşitli restoranlarda ikram olarak sunulan bostana domates, biber, soğan, maydanoz, salatalık, semizotu, nar suyu ve nane yaprağının incecik doğranması ile yapılır ve oldukça popülerdir. Gerçekten et ile hazırlanan Urfa çiğ köftesi, et, bulgur, yağ, isot, çeşitli baharatlar ve yeşilliklerin uzun süre yoğrulmasıyla hazırlanır. Kebapları meşhur şehrin en gözde ve leziz kebabı ciğer kebabı ve patlıcan kebabıdır. İki katman kadayıf arasına Urfa peyniri gibi çiğ süte daha yakın, taze peynir konularak hafifçe pişirilip ve üzerine çok koyulaşmamış şeker şurubu katılırak hazırlanan künefe en çok tercih edilen tatlıların başında gelir. Akıtma arasına ceviz sarılarak şerbetlendirilip ikram edilen şıllık tatlısı da Şanlıurfa yöresine özgü bir tatlıdır.

TurizmDüzenle

Şanlıurfa bu gün de mimari dokusunun zenginliği ile "Müze Şehir" adıyla da tanınmaktadır. İl merkezinde Kültür Bakanlığı'nca tescil edilmiş 180 tarihi ev, 32 cami ve mescit, 5 kilise, 7 medrese, 9 han, 8 hamam, 8 kapalı çarşı, 6 köprü, 13 çeşme, 2 sebil, 1 su kemeri, 1 su bendi, 2 anıt, şehir surları ve 1 iç kale bulunmaktadır. İldeki tescilli eserlerin toplam sayısı 1100 civarındadır. Şanlıurfa İli'nde, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olmak üzere tarihi ve kültürel buluntuların sergilendiği iki adet de müze bulunmaktadır. 1988'de hizmete giren Şanlıurfa Müzesi arkeolojik ve etnografik eserler seksiyonlarından oluşmaktadır. Halen müzede 14.193 arkeolojik eser, 1.878 etnografik eser, 35.613 sikke ve diğer eserler olmak üzere toplam 53.271 eser sergilenmektedir ve bu Şanlıurfa'yı bölgenin en zengin taşınır kültür varlığına sahip şehir yapmaktadır. Şanlıurfa'da 6’sı turistik belgeli, 7’si Belediye Belgeli olmak üzere 13 konaklama tesisi bulunmaktadır. Turistik Belgeli işletmelerin yatak kapasitesi 564 olup, Belediye Belgeli işletmelerin yatak kapasitesi 416’dır. Toplam yatak sayısı 480’dir.

Urfa şehri M.Ö 2. binde yaşadığına inanılan, Yahudilik, Hristiyanlık, ve İslam dinlerinin ortak din büyüğü ve atası olan[37][38][39] İbrahim peygamberin doğum yeri olarak kabul edilir. Bu gün Urfa'da ziyarete açık olan doğduğu mağaranın efsanesine göre İbrahim peygamber 17 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. İbrahim peygamber'in dışında İbrahim peygamberin torunu ve İsrailoğullarının atası Yakup peygamberin bir dönem Harran’da bulunduğuna, Eyüp peygamberin Urfa’da hastalık çektiğine ve burada vefat ettiğine, Elyasa peygamberin Eyüp peygamberi görmeye geldiğine, ancak göremeden Urfa'da öldüğüne, Şuayb peygamber'in Harran’a 37 km mesafede yaşadığına, Musa peygamberin Soğmatar’da Şuayp peygamberle buluştuğuna inanılmaktadır. Ayrıca bazı kaynaklara göre; İsa peygamber, Urfa'yı kutsadığına dair mektubunu ve yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevî portresini (Hagion Mandilion) Urfa kralı Abgar Ukkama’ya göndermiştir.

Önemli mekânlarDüzenle

BalıklıgölDüzenle

Şanlıurfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Şanlıurfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerlerindendir. Efsaneye göre İbrahim peygamber, Kral Nemrud’un taptığı putların gerçek olmadığını, onlara inanmalarının doğru olmadığını halk arasında yaymaya çalışır. Buna çok sinirlenen Nemrud ateş yakılmasını ve İbrahim peygamber’in ateşe atılmasını emreder. Nemrud’un kızı buna engel olmak için babasına yalvarır ve çok gözyaşı döker. İbrahim Peygamber ateşe atıldığında ateş göle, odunlar ise balığa dönüşür. Zeliha’nın gözyaşları ise Ayn Zeliha gölünü oluşturur.

Halfeti (Saklı Cennet)Düzenle

 
Halfeti

Halfeti’nin eski bir tarihe sahip olduğu bilinmekle birlikte Romalılar öncesine ait bilgiler yetersizdir. Ancak yakınındaki yerleşim yerleri ile aynı tarihe sahip olduğu sanılmaktadır. Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından ilçenin yeni yerleşim alanı olarak Karaotlak bölgesi tesbit edilip ilçe yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde eski Halfeti denen, bir kısmı sular altında kalmış bölge turistik bir bölgeye dönüşmüştür. Halfeti'ye giden ziyaretçiler, büyük bölümü sular altında kalan ve "batık kent" olarak nitelendirilen Savaşan Köyü'nü tekne turuyla gezebilmektedir.

HarranDüzenle

MÖ. 2000 yılında Ur şehrinin bir ticari kolu olarak kurulduğuna inanılan Harran'ın Sümerce veya Akatça kervan veya geçit yeri anlamına gelen "Harran-U” kelimesinden türediği düşünülmektedir. Moğol İstilasında yıkılan tarihi Harran Üniversitesinin harabeleri ile tarihi Harran evleri görülebilir.

GöbeklitepeDüzenle

 
Göbekli Tepe site (1)

Şanlıurfa'ya 20 km'lik bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarında tarihi MÖ. 11 bin yıllarına uzanan, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu Göbeklitepe Höyüğünde Cilalı Taş Devri'nden kalma bir mabet vardır.[40] Arkeologlar tarafından Dünyanın en eski mabedi olarak tanımlanmaktadır.[41] Birleşik Krallık'ın Stonehenge dikili taşlarından 6 bin yıl daha önce inşa edilmiştir.[42] İnsan tarihinde din ve medeniyet teorilerini yeniden düzenleyerek, önce din ve mabed sonra medeniyetin ortaya çıktığına işaret etmektedir.[43] Ayrıca Göbeklitepe ve diğer bölgelerden çıkarılan tarihi eser ve buluntular 2015 yılında açılan Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenmeye başlanmıştır.

Haleplibahçe Mozaik MüzesiDüzenle

 
Şanlıurfa Müzesi

Müze kompleksinin içerisinde Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir çağlarından tarihi eserler yer almaktadır. Bu eserler içerisinde dünya'nın bilinen en eski heykeli olan Balıklıgöl Heykeli, Göbeklitepe ve Nevali Çori'ye ait tarihi eserler yer almaktadır. Edessa Mozaik Müzesi'nde ise oradaki arkeolojik kazılarda çıkarılmış mozaikler ile 1950'li yıllarda ABD'ye kaçırılmış ve 2012'de Kültür Bakanlığınca Türkiye'ye getirilen Orpheus Mozaiği sergilenmektedir. Mevkii bakımından Balıklıgöl'ün neredeyse karşısında bulunmaktadır. 2016 yılında 3.'sü gerçekleştirilmiş olan 3. Çukurova Turizm Ödülleri'nde Türkiye'nin en iyi müzesi ödülünü almıştır.

Urfa KalesiDüzenle

 
Urfa Kalesi

Urfa Kalesi’nin M.Ö. 10.000 yıllarına ait neolitik bir alan üzerine kurulduğu tahmin edilmektedir. Kalenin üzerindeki korint başlıklı iki sütun Edessa Karalı 9. MANU döneminde, M.S. 240-242 yılları arasında birer anıt sütun olarak yapılmıştır. Doğudaki sütun üzerindeki Süryanice kitabede: "Ben askeri komutan BARŞAMAŞ (Güneşin oğlu)'in oğlu AFTUHA. Bu sütunu ve üzerindeki heykeli veliaht Prens MANU kızı, kral MANU eşi, hanımefendim ve velinimetim kraliçe ŞALMETH için yaptım" yazılıdır.

Eski ŞehirDüzenle

 
Şurkav Evi

Kent merkezi Ortadoğu tarzında son derece canlı bir Kapalıçarşı etrafında gelişmiştir. Geleneksel mimari doku kısmen yozlaşmış olmakla birlikte, sokak aralarında birçok yerde çarpıcı güzelliğe sahip eski yapılara rastlanır. En güzel eski evlerden biri Şurkav (Şanlı Urfa Kültür ve Araştırma Vakfı) tarafından restore edilen Şurkav Kültür Evi'dir.

Halîlürrahman CamiiDüzenle

 
Mevlid-i Halil Camii

Urfa’nın en erken tarihli camii olan binayı Abbâsî halifelerinden Me’mûn’un yaptırdığı söylenmekteyse de 1211-12 tarihli kitâbesinden Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin yeğeni Eşref Muzafferüddin Mûsâ tarafından inşa ettirildiği öğrenilmektedir. Bizans dönemine ait bir kilisenin yerine yapıldığı sanılan cami, 1810 yılında yapılan köklü onarım sırasında da bugünkü şeklini almıştır. Halk arasında Döşeme Camii veya bünyesinde bulunan Hz. İbrâhim’in makamından dolayı Makam Camii adlarıyla da anılır.

Eyyüp Peygamber'in MakamıDüzenle

 
Urfa'daki Eyüp Peygamber Camisinde çile mağarası girişi

Eyyüp peygamberin, MÖ 2100 yılında Suriye'de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah'a ibadetten vazgeçmez. Bütün ıstıraplarına rağmen Allah'a asi olmaz. Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar. Şanlıurfa merkezinde bulunan Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir.

Şuayb ŞehriDüzenle

 
Şuayb Şehri

Harran'a 45 km mesafede, bir ören yeri olup mevcut kalıntılar Roma Devrine aittir. Yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir. Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Şuayb şehri harabeleri arasında bir mağara, Şuayb Peygamberin makamı olarak bilinmektedir.

Selahaddin Eyyubi CamiiDüzenle

Şanlıurfa’da Vali Fuat Bey Caddesi’nde (Yeniyol) bulunan Selahattin Eyyubi Camisi’nin bulunduğu yerde Piskopos Nona tarafından 457 yılında yaptırılan Aziz Yuhannes (Vaftizci Yahya) Kilisesi bulunuyordu. Bu yapı aynı zamanda Adalet Sarayı olarak da kullanılmıştır. Selahattin Eyyubi döneminde bu kilisenin üzerine 900-1250 yılları arasında Selahattin Eyyubi Camisi yapılmıştır. Yapı uzun yıllar harap durumda kalmış, bir ara elektrik santrali olarak kullanılmış ve 28 Mayıs 1993’te onarılarak Selahattin Eyyubi Camisi olarak ibadete açılmıştır.

UlucamiDüzenle

Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Eski bir sinagog iken MS 435-436'da ölen Piskopos Rabula tarafından St. Stephon Kilisesi'ne dönüştürülmüştür. Kırmızı renkteki mermer sütunların çok olması nedeni ile "Kızıl Kilise" olarak da adlandırılan yapının yerine, 1170-1175 yıllarında Nurettin Zengi tarafından inşa edilmiştir.

İnbaşı MağaralarıDüzenle

Bozova ilçesi Yeniköy Mezrası civarında bulunan bu mağaralar Roma döneminden kalmıştır. Yapılan çeşitli kazılarda Roma dönemine ait madeni paralara rastlanmıştır. ve aynı zamanda İNBAŞI ve KAHXNIK ) mağaralarıda çok eski bir tarihe dayanır.

Soğmatar HarabeleriDüzenle

Şuayb Antik Kenti'nden 15 km. sonra Soğmatar Antik Kenti'ne varılır. Burası, Harran'a ise 53 km. mesafededir. Roma dönemine (M.S. 2. yüzyıl) tarihlenen bölge, Abgar Krallığı döneminde Harranlıların Tektek Dağları bölgesinde; ay ve gezegen tanrıları için tapındıkları bir kült merkezi olduğu bilimsel olarak tespit edilmiştir. Soğmatar Harabeleri kült yerinde; Ay tanrısı Sin'e tapınılan bir mağara (Pognon Mağarası), yamaçlarında yer yer tanrı kabartmalarının ve zemine kazılmış yazıtların olduğu bir tepe (Kutsal Tepe), 6 adet kare ve yuvarlak planlı mozole (Anıt Mezar), iç kale ve ana kayaya oyulmuş çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır.[44]

SporDüzenle

2018-2019 Sezonunu, Şanlıurfaspor, 2. Ligde, Karaköprü Belediyespor 3. Ligde tamamlamıştır. Futbolda BAL’da 2 ve kadın liglerinde 1 takımı daha vardır. Basketbol E. 2. Liginde 1, bölgesel liglerinde 1 takımı yer almıştır. Voleybol erkek 1. Liginde Haliliyespor ligde kalırken, Şanlıurfa Sefa Spor küme düşmüştür. 2. Liginde 1 takımı bulunmaktadır. Voleybol bölgesel liglerine 4 takımı katılmıştır.

Ziraat Türkiye Kupası'nda Şanlıurfaspor ve Karaköprü Belediyespor katıldıkları ilk turlarda elenmişlerdir.

Önemli spor tesisleri:Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu (28.965), 11 Nisan Spor Salonu (5.000), Şanlıurfa Hipodromu (1.500)'dir. Ayrıca ilde yarı olimpik 11 adet yüzme havuzu vardır.

YönetimDüzenle

Merkezi yönetimDüzenle

Büyükşehir illerinde Merkezi yönetim Vali, İl Müdürleri ve İl Danışma Kurulundan oluşur.

Şanlıurfa, bir ‘büyükşehir’dir. Bu özelliğine göre yönetimi belirlenmiştir. Protokolde ilk sırada yer alan Vali, merkezi yönetimi temsil eder ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır.

Büyükşehir yapılan illerde, İl Genel Meclisi, yetki ve görevlerini Büyükşehir Belediye Meclisi’ne devretmiş ve kaldırılmıştır.

Şanlıurfa Valisi 1969-Savur doğumlu Abdullah ERİN, 4 Temmuz 2017 tarihinde Adıyaman Valisi iken atanmıştır[45] Vali ve Kaymakamlara ait bilgiler Şanlıurfa'nın ilçeleri sayfasında gösterilmiştir

Yerel yönetimDüzenle

Büyükşehir Belediyelerinde yerel yönetim, Büyükşehir Belediye Başkanı, Büyükşehir Belediye Meclisi ve Büyükşehir Belediye Encümeni'nden oluşur.

Yerel yönetimi temsil eden Büyükşehir Belediye Başkanı, ildeki tüm seçmenlerin oy çokluğu ile seçilir. Yerel seçimlerde İlçe Belediye Başkanı ve İlçe Belediye Meclisi için de oy kullanılarak ilçelerin belediye meclisleri oluşur. İlçe Belediye meclislerinden alınan üyelerle (başkan kontenjanı, ilçe nüfusu ve parti oy oranına göre) de Büyükşehir Belediye Meclisi oluşur. Bu mecliste ilçe belediye başkanları da yer alır.[46][47] Meclisin başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı'dır.

Büyükşehir belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile biri genel sekreter, biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur.(5216 saylı kanun 16.madde)

Büyükşehir yapılan illerde, İl Genel Meclisi, yetki ve görevlerini Büyükşehir Belediye Meclisi’ne devretmiş ve kaldırılmıştır.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı, 1957-Şanlıurfa doğumlu Zeynel Abidin Beyazgül (AKPARTİ), 31 Mart 2019 seçimlerinde %60,81 oy oranıyla seçilmiştir[48]

İlçe belediyeleri, 2019 Türkiye yerel seçimleri'ne göre, bir MHP'li başkan dışında AK PARTİ'li belediye başkanları tarafından yönetilmektedir. Suruç ilçesinin HDP'li belediye başkanı ise 16 Ekim 2019 tarihinde görevden alınarak yerine ilçe kaymakamı kayyum olarak atanmıştır.[49][50]

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Meclisi üye sayısı 84'dür. (Büyükşehir Belediye Başkanı, 12 ilçe belediye başkanı ve 71 üye) Bunların 55’i AK PARTİ, 15'i HDP, 1'i CHP, 4’ü MHP, 4'ü SAADET PARTİ, 3'ü DP'dir. 1 AKPARTİ ve 1 HDP üyeliği boşalmıştır[51]

Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına ait bilgiler Şanlıurfa'nın ilçeleri sayfasında gösterilmiştir.

AltyapıDüzenle

UlaşımDüzenle

Kentte şehiriçi ulaşım otobüslerle sağlanmaktadır. İlde sadece bir havalimanı vardır. Bu da Şanlıurfa GAP Havalimanı'dır. Ayrıca şehirde ulaşım olarak taksiler de kullanılmaktadır.

GaleriDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "sanliurfa.gov.tr, Şanlıurfa Valiliği, Erişim:17 Ocak 2019". 3 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ocak 2020. 
  2. ^ a b c "Güncel Nüfus Değerleri". tuik.gov.tr. 17 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Şubat 2021. 
  3. ^ "Türkiye'nin En Kalabalık İlleri 2019". nufusu.com. 31 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2020. 
  4. ^ a b http://www.hurriyet.com.tr/sanliurfaya-istiklal-madalyasi-verilecek-40083849
  5. ^ a b https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc067/kanuntbmmc067/kanuntbmmc06703020.pdf
  6. ^ Şanlıurfa büyükşehir oldu.
  7. ^ "Kanun No. 6360". 22 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2014. 
  8. ^ "Global Heritage Fund – Göbekli Tepe, Turkey". 5 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Haziran 2014. 
  9. ^ "Unesco – World Heritage List, The Archaeological Site of Göbeklitepe". 31 Mart 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Haziran 2014. 
  10. ^ "Orpheus Mosaic – Turkey and Dallas Museum of Art"
  11. ^ "Antik Çağ'da Urfa ve İlçeleri". Araştırma yazısı.Tekin Gün. Mootol,Kültür Sanat-Şubat 2019. 4 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  12. ^ Cheetham, S. (1905). A History of the Christian Church During the First Six Centuries. Macmillan and Co. s. 58. 
  13. ^ "Resmî İstatistikler - Şanlıurfa". Meteoroloji Genel Müdürlüğü. 26 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2016. 
  14. ^ "Arşivlenmiş kopya". 25 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Şubat 2020. 
  15. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 24 Ekim 2019 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Şubat 2020. 
  16. ^ "1965 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  17. ^ "1970 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  18. ^ "1975 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  19. ^ "1980 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  20. ^ "1985 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  21. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  22. ^ "2000 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  23. ^ "2007 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  24. ^ "2008 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  25. ^ "2009 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  26. ^ "2010 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  27. ^ "2011 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  28. ^ "2012 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 20 Şubat 2013 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2013. 
  29. ^ "2013 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 15 Şubat 2014 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2014. 
  30. ^ "2014 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 10 Şubat 2015 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2015. 
  31. ^ "2015 genel nüfus sayımı verileri" (html) (Doğrudan bir kaynak olmayıp ilgili veriye ulaşmak için sorgulama yapılmalıdır). Türkiye İstatistik Kurumu. Erişim tarihi: 13 Nisan 2016. 
  32. ^ [1]
  33. ^ Şanlırfa Meks Cam Sanayi
  34. ^  İçişleri Bakanlığı- İller İdaresi Genel Müdürlüğü
  35. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; :1 isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  36. ^ a b Karayolları Genel Müdürlüğü
  37. ^ McCarter 2000, s. 8.
  38. ^ "(Hebrew patriarch) Şanlıurfa." Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica Online. Encyclopædia Britannica Inc.
  39. ^ "Abraham." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  40. ^ "GÖBEKLİ TEPE". 2 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2015. 
  41. ^ "The World's First Temple". 8 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mart 2015. 
  42. ^ Gobekli Tepe: The World’s First Temple?
  43. ^ The Birth of Religion
  44. ^ "Soğmatar Antik Şehri". Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi. Şanlıurfa tarihi.7 Şubat 2017. 9 Haziran 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  45. ^ "Arşivlenmiş kopya". 3 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ocak 2020. 
  46. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 29 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mayıs 2020. 
  47. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 10 Eylül 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mayıs 2020. 
  48. ^ https://www.sanliurfa.bel.tr/icerik/7860/3/baskan
  49. ^ "Arşivlenmiş kopya". 1 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mayıs 2020. 
  50. ^ https://www.sondakika.com/haber/haber-suruc-belediyesi-ne-kayyum-atandi-12623804/
  51. ^ https://www.sanliurfa.bel.tr/icerik/1030/3/meclis-uyeleri

Dış bağlantılarDüzenle