Ana menüyü aç

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı

İkinci Ulusal Mimari Akımı veya Yeni Yöreselcilik 1939 ile 1950 yılları arasında Türkiye’de etkisini göstermiş ve dönemin yükselen totaliter ve milliyetçi düşünce ve üsluplarından etkilenmiş bir mimarlık üslubudur.

Türkiye'de mimarlık
Maslak kerembarut.jpg

Üslubun özellikleriDüzenle

Türkiye’nin en önemli dönüm noktalarından birisi ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün 1938 yılında vefat etmesidir. İkinci önemli olay da aynı sene İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıdır. Hem savaşın getirdiği ekonomik olumsuzluklar, hem savaş dolayısıyla yurtdışından gerekli yapı malzemelerinin getirilememesi, hem de dönemin aşırıcı milliyetçi ortamına paralel olarak yabancı mimarlara duyulan tepkilerin artması nedeniyle mimarlık alanında millî değerlere dönülmesi talebi ortaya çıkmıştır. 1940’lı yıllarda başlayıp 1950’lerde de devam eden bu döneme İkinci Ulusal Mimarlık Akımı denmektedir.[1] Bu dönemi Yeni Yöreselcilik olarak niteleyen mimarlık eleştirmenleri de olmuştur.[2]

Bu dönemde tıpkı Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nda olduğu gibi Osmanlı mimarisi ve özellikle Selçuklu yapılarının mimari özellikleri baz alınmıştır. Bu iki mimari anlayışa ek olarak Türk konut mimarlığının özellikleri de bu akımın uygulayıcıları tarafından kullanılmıştır.[3] Ağırlıklı olarak klasik Osmanlı formlarını kullanan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı zamanında gericilik olarak nitelendirilmişse de, İkinci Ulusal Mimarlık Akımı bu şekilde bir eleştiriye pek maruz kalmamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi modern mimarinin öğelerinin ikinci üslupta daha yaygın kullanılmasıydı. Kolay monte edilebilen hafif taşıcı sistem ve mekanlara cömertçe güneş ışığı sağlayan geleneksel ahşap ev mimari öğeleri, İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın beklentilerini fazlasıyla karşılamıştır.[2]

Uygulanmış örneklerDüzenle

Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni bir devletin kurulmasının heyecanı ve geleneğe karşı kuşku geliştirilmesi, 1940’lı yıllarda dünyada da yaygınlaşan milliyetçilik akımlarının etkisiyle yerini daha ulusal akımlara bırakması hususuna en çarpıcı örneklerden birisi Ankara’da yer alan eski Sergi Evi’dir.[2] Şevki Balmumcu tarafından 1933 ile 1934 yılları arasında işa edilen Sergi Evi, orijinal haliyle Sovyet Yapısalcılığı stiline yakın bir tasarım idi. Başka yorumlara göre bu tasarım aslında De Stijl yani Neo-plastisizm stilinde bir yapı idi.[4] Ancak yapı Paul Bonatz tarafından yeniden tasarlandı ve Ankara Opera Sahnesi olarak 1948’te kullanıma açıldı.[5] Halen Ankara’daki tek kullanımda olan opera salonu olan bu binanın ilk modernist çizgileri tamamen klasikleştirilmiş, revaklar, takılar ve süsler ile İkinci Ulusal Mimarlık Akımı üslubuna uygun hale getirilmiştir.[6]

İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en önemli temsilcileri Sedat Hakkı Eldem[7] ve Emin Onat’tır. Ayrıca Bruno Taut da bu akımla özdeşleştirilmiş tasarımlar gerçekleştirmiştir. Sedat Hakkı Eldem ile Emin Onat’ın birlikte yapmış olduğu tasarımlar arasında en tanınmışı İstanbul Üniversitesi'ne ait Fen Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi binaları (1944-1952) ve İstanbul Adalet Sarayı (1949) binasıdır. İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi yapılarının en belirgin özelliklerinden birisi simetriye önem vermesi ve anıtsal olmasıdır. Bu yönüyle dönemin totaliter rejimlerinin Faşist mimarisi veya Nazi mimarisi öğelerini taşısa da, saçakları gibi bir takım mimari öğleri ile Osmanlı konut mimarisine refarans vermektedir.[8] İstanbul Adalet Sarayı projesi ise her ne kadar modern mimarlığın önemli özelliklerini taşıyan bir yapı olsa bile İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın örnekleri içinde de gösterilmektedir ve de bu dönemin de en son uygulanmış örneği olarak kabul edilmektedir.[9]

Doğan Erginbaş, Ömer Güney ve İsmail Utkular’ın ortak tasarladığı bir proje olan ve Şişli’de yer alan İstanbul Radyoevi (1945) bu akıma örnek başka bir yapıdır. İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en önemli özelliklerinden olan simetri kullanımı ve anıtsallık kavramlarına en iyi yansıtan iki örnek mevcuttur. Bunlarda ilki mimar Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular’ın tasarladıkları ve 1954 ile 1960 yılları arasında inşa edilmiş olan Çanakkale Şehitleri Anıtı’dır. Dönemin stili ile inşa edilmiş ve bu örnekler arasında en tanınmış olanı ise Emin Halid Onat ve Ahmet Orhan Arda tarafından tasarlanmış olan 1944 ile 1953 yılları arasında inşa edilmiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrinin yer aldığı Anıtkabir’dir.

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "Cumhuriyet Dönemi Mimarlığından bir Panorama, 9/10 Aralık 1999". Doğan Hasol, İTÜ Sempozyum kitabı: Osmanlı Kültürel Mirası ve Mimarlıkta Süreklilik. 25 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Kasım 2010. 
  2. ^ a b c "Mimarlık ve Kimlik Temrinleri- I: Türkiye'de Modern Yapı Kültürünün Bir Profili, Doç. Dr. Aydan Balamir, ODTÜ Mimarlık Bölümü". Mimarlık Dergisi, Mimarlar Odası Genel Merkezi. Erişim tarihi: 16 Kasım 2010. 
  3. ^ "Cumhuriyet Döneminde Güzel Sanatlar (Resim-Heykel-Mimari)". Şennur Kaya, İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü. 29 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Kasım 2010. 
  4. ^ ""Soruşturma 2003: Mimarlık Geçmişini Değerlendiriyor" Üzerine Bir Deneme, Prof.Dr.Enis Kortan , ODTÜ Mimarlık Bölümü". Mimarlık Dergisi, Mimarlar Odası Genel Merkezi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2010. 
  5. ^ "Sergi Sarayı (Opera Binası)". MimarlikMuzes.org. 5 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2010. 
  6. ^ "Tarihi opera binası 60. yaşını kutluyor, 31 Mart 2008". Arkitera.com. 8 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2010. 
  7. ^ "Sedat Hakkı Eldem". Arkitera.com. 16 Haziran 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Kasım 2010. 
  8. ^ "Cumhuriyet'in Binaları" (PDF). TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Türkiye Mühendislik Haberleri (TMH). 13 Mart 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Kasım 2010. 
  9. ^ "İstanbul Adalet Sarayı, Sultanahmet Adliyesi". Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı web sitesi. 27 Aralık 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Kasım 2010.