"Kanlıca, Beykoz" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
Mekan ----> Mekân (Yazım düzeltmeleri), replaced: mekan → mekân (4) using AWB
k (Bot: Kozmetik değişiklikler)
k (Mekan ----> Mekân (Yazım düzeltmeleri), replaced: mekan → mekân (4) using AWB)
Kanlıca, her İstanbullunun zihninde şu ya da bu biçimde, en fazla da meşhur yoğurduyla yer etmiştir. Elbette bünyesinde birçok güzelliği ve tarihi yapıtı barındıran Kanlıca semti bundan ibaret değildir. Emirgan’ın karşısında, Anadolu Hisarı ile Çubuklu arasında bulunan Kanlıca’nın hemen güneyinde eskiden Phiela (Manoli) körfezi denilen Kanlıca koyu yer almaktadır. Kanlıca Boğaz’a doğru küt bir çıkıntı meydana getirmektedir. Bu çıkıntı Bizans kaynaklarında Phrixu Limen olarak adlandırılmaktadır. Bülbül deresinin ağzında yer alan bu koy’un Osmanlı döneminde, özellikle on dokuzuncu yüzyılda düzenlenen mehtap şenlikleri ile ünlü olduğu bilinmektedir. Bu koya ayrıca, Atatürk’ün meşhur yatı Savarona’nın sık sık demirlediği bilgisine Cumhuriyet dönemi gazetelerinde ve hatıratlarda ulaşmak mümkündür.
 
Kanlıca adının, kağnı arabası kullanmaları nedeniyle “Kanglı” olarak isimlendirilen bir Türk kabilesinden türediği iddia edilmektedir. Beykoz Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra buraya Anadolu’dan insanların kağnılarla gelmesi sonucunda önce “Kağnılıca” olarak anılmaya başlanan semt, zamanla “Kanlıca” adını almıştır. Kanlıca’nın Bizanslılar devrinde, Elasos ya da Olasos olarak adlandırıldığı ve bu semtin zengin toplum kesimlerinin itibar ettikleri bir yazlık mekanmekân olduğu tarih kaynaklarında karşımıza çıkan bir diğer bilgidir.
 
Kanlıca iskelesinde yer alan, İskender Paşa Camii, Kanlıca’nın tarihsel değerlerinden birisidir. 1559-1560 (h. 967) tarihleri arasında bu camiyi yaptıran İskender Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden olup, bostancıbaşılıktan bu göreve yükselmiştir. İskender Paşa, Osmanlı tarihinde “Magosa fatihi” olarak bilinmektedir. İskender Paşa Camii’nin bir diğer önemi, mimarının Mimar Sinan olmasıdır. Cami’nin yanıbaşında İskender Paşa ve oğlu Ahmed Paşa’nın birlikte yattıkları İskender Paşa türbesi yer almaktadır. Samiha Ayverdi, bu türbe ile ilgili olarak şu gözlem ve hatırasını aktarır: “Elli atmış sene evveline kadar bir ihtişam durağı halinde olan İskender Paşa Türbesi, köy halkının gurur ve saygı köşesi idi. İstanbul’da mektebe yahut imtihana girecek gençlerin bu türbeyi ziyaret ederek ondan destur almaları köyün ananesi olduğu gibi, her sabah işlerine gitmek için vapura binenlerin ya da inenlerin türbe önünde üç ihlas bir fatiha okumaları keza mahalli bir gelenekti.” Bununla birlikte bu türbenin hemen yanında bugüne kadar gelebilmiş bir muvakkithane, yani bir kütüphane bulunmaktadır.
Kanlıca ile ilgili olarak bir dönem çok güzel bir mesire yeri olan Kavacık’a da değinmek gerekmektedir. Kavacık isimli mesire alanı Körfezin yukarısında büyük İmrahor Sadık Ağa ve Hüseyin Ağa tarafından kurulmuştur. Buradaki Kavacık Çiftliği satın alınıp parsellenmiş, 1950 yılından sonra da Kavacık Mahallesi haline getirilmiştir.
 
Otağtepe de Kanlıca’nın bir diğer tarihsel mekanıdırmekânıdır. Yıldırım Bayezid İstanbul’u kuşattığında otağ kurduğu yer Otağtepe olarak adlandırılmış ve burada aynı isimle anılan bir semt kurulmuştur. Günümüzde Otağtepe'de Tema Vakfı'nın geliştirdiği Doğa Kültür Parkı bulunmaktadır. Bu park Kuzey Parkı ve Güney Parkı olarak iki bölüm halinde düzenlenmiştir. Kuzey Parkı’nda çeşitli bitki türleri sergilenmekte, yürüme ve dinlenme mekanlarımekânları misafirlerine hizmet vermekteyken, Güney Parkı, isteyenlerin spor yapması amacı uyarınca düzenlenmiş, aynı zamanda çocuklara hizmet eden eğlence alanları ile donatılmıştır.
 
Kanlıca, eskiden beri mehtabıyla ve kucağında düzenlenen boğaz eğlenceleriyle ünlüdür. İki yüz ila üç yüz kayıkla Bahai Körfezi’nden boğaza açılarak yapılan mehtap gezileri birçok romanın ve şiirin konusu olmuştur. Körfezin etrafında bulunan koru bülbül yatağı olduğundan, buradan denize dökülen dereye “Bülbülderesi” adı verilmiştir. Burada yapılan bülbül dinlenceleri çok meşhurdur. Sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı bu mekandamekânda dalyanların da kurulduğu bilinmektedir.
 
Kanlıca birbirinden güzel çeşmeleri ile de ünlüdür. Kanlıca’daki başlıca çeşmeler şunlardır: Berberbaşı Ali Efendi Çeşmesi, Dutdibi Çeşmesi, Halepli Çeşmesi, Kavacık Çeşmesi, Mahmud Aziz Bey Çeşmesi, Mehmed Said Efendi Çeşmesi, Orta Çeşme, Baba Ali Çeşmesi, Berberbaşı Ali Efendi Çeşmesi ve Halepli Çeşmesi. Halepli Çeşmesi ile ilgili olarak A. Cabir Vada, Boğaziçi Konuşuyor isimli önemli kitabında şu satırlara yer verir: “İnşa tarihi ve bânisi malûm değildir. Şosenin inşasından evvel, muhaddep hazineli ve uzun bir çeşme idi. Şimdiki binası 1931 senesinde İstanbul Belediyesi tarafından betonarme usulünde inşa ettirilmiştir. Şosenin inşası ve yolun tevsii münasebetiyle çeşmenin cephesi ile pek muhtazaman tonoz hazinesinin yıktırılması zarureti hasıl olmuştur. (…) Suyu bol ve tatlıdır. Çay ihzarına sarnıç suyundan daha elverişlidir. Çeşmenin manbaı, bugün Şekibe’nin tasarrufunda bulunan ve kadimen Karlıkbayırı tesmiye edilen arazinin mezarlık yoluna bakan köşesinin biraz gerisinde kazılmış olan kuyudur.” A. Cabir Vada, aynı çalışmasında, Kavacık Çeşmesi ile ilgili olarak da şunları söylemektedir: “Havuzun şark cihetinin ortasında 2.18 m. yüksekliğinde ve her tarafı 0.45 m. genişliğinde ve dört köşeli mermer bir sütundan bol su akmaktadır. Bu sütunun üst kısmına büyük bir lâle resmi yapılmış başka bir mermer oturtulmuştur. (…) Kavacığın bâhisi olan Hasan Tahsin Bey tarafından inşa edilmiş olması melhuzdur.” Son olarak, A. Cabir Vada’nın Mahmud Aziz Bey Çeşmesi ile ilgili olarak söylediklerini aktaralım: “Mısır Kapı Kethüdası Mahmud Bey’in yalısına gelen dağ sularının fazlası akıtılmak için 1297 (1882) senesinde inşa edilmiş bir hayır iken bugün pek perişan bir hal almıştır. (…) 1941 senesinde sığınak haline getirilmek için, tuğladan yapılmış aynasına büyük bir delik açıldığından, çeşme vasfı büsbütün kaybolmuştur.” Bugün sütü ve yoğurduyla meşhur Kanlıca, gözde Beykoz'un gözde semti olmaya devam etmektedir. Aydın Hatipoğlu’nun dizeleri ne de güzel anlatıyor Kanlıca’yı.
 
Ellerinde pürüzsüz beykoz izleri
 
 
Sen serin bir çizgisin
 
Umuda huruç eden selçuki derviş
 
 
Sen zor bir küheylansın
 
Donmuş gülümseyişiyle meryem
 
 
Sen bir masalsın düş kuşaklarında
 
Gün görmemiş bir köy kızısın belki de ilk
 
 
[[Sezen Aksu]]'nun yalısı burdadır. Burada oturması ve şarkılarında "Kanlıca" sözcüğünü kullanmasıyla semt yeniden ünlenmiştir.
 
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti
 
 
Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
5.776

değişiklik