"Zıkkımın Kökü" sayfasının sürümleri arasındaki fark

2010-01-03 14:55:51 tarihli Sars sürümü geri getirildi.
(Sayfa içeriği 'o........ çocuğu' ile değiştirildi)
Etiket: Süzgeç: tekrarlayan karakter
(2010-01-03 14:55:51 tarihli Sars sürümü geri getirildi.)
{{Diğer anlamı|Zıkkımın Kökü}}
o........ çocuğu
 
 
{{Kitap bilgi kutusu
 
| Kitap_adı = Zıkkımın Kökü
 
| Resim =
 
| Resim_altı =
 
| Yazarı = [[Muzaffer İzgü]]
 
| Orjinal_isim =
 
| Çevirmen =
 
| illustrator =
 
| Kapak_tasarımı =
 
| Ülke = [[Türkiye]]
 
| Özgün_dil = TÜRKÇE
 
| Dili = [[Türkçe]]
 
| Seri_adı = -
 
| Konu = MUZAFFER İZGÜNÜN ÇOCUKLUĞU
 
| Türü = [[Roman]]
 
| Yayınevi = BİLGİ YAYINEVİ
 
| Anadilde_Basım_tarihi = 1998
 
| Basım_tarihi = 1998
 
| yayın_ortamı =
 
| Sayfa_sayısı = 294
 
| size_weight =
 
| Özgün_isbn_id =975-494-049-7
 
| isbn_id =
 
| Seride_önceki =
 
| Seride_sonraki =
 
}}
 
'''Zıkkımın Kökü''', [[Muzaffer İzgü]]'nün [[Adana|Adana’da]] bir gecekondu mahallesinde geçen çocukluğunu anlatan romanıdır.
 
Yer yer mizah, yer yer dram ögeleri yer almaktadır. Kitapta yazar, yoksulluk içinde geçen çocukluk ve gençlik dönemini anlatmaktadır. Okuyucu, yazarın sürükleyici anlatımıyla onun ilk aşkıyla tanışır, ayrılıklarını izler, acılarını hisseder ve ailesi ile arasındaki ilişkiye karışır. Güçlü betimleme özeliği, okuyucunun kitaptaki olaylarla kendini özdeşleştirmesini kolaylaştırır.
 
Eser, [[1992]] yılında [[Zıkkımın Kökü (film) | filme]] de alınmış; yurtiçi ve yurtdışındaki film festivallerinde pek çok ödül almıştır.
 
==Kitaptan Alıntılar==
 
{{cquote|Yılda bir kez ev sahibimizin evine giderdik. .... Anam, bahçemizdeki çatlamayan narlardan kocaman bir sepet hazırlardı. Sonra, abimle benim elimizi yüzümüzü bir güzel yıkar, boyama pantolonlarımızı giydirir, bayramlık ayakkabılarımızı (varsa tabii) ayaklarımıza geçirir, ev sahibimizin yolunu tutardık. Narlar, ev sahibimize rüşvet, biz iki kardeş de acıma duygularını devinime geçirecek birer uyarıcı... Babam yolda uyarırdı:
 
-Ulan, boynunuzu iyice bükün ha, diye... Nah şöyle bükeceksiniz!
 
Biz artık, ev sahibimizin oraya dek iyice alışkanlık kazanalım diye, sokakta bile boynumuzu kırar yürürdük.}}
 
{{cquote|Bilmiyorum, kaç liraydı bu bizim oturduğumuz toprak parçasının yıllık kirası! Toprak parçası diyorum, çünkü üzerindeki çerden çöpten odayı 'yüksek mühendis' babam kondurmuştu.
 
-Ulan, derdi babam, baktınız kocakarı ıngır cıngır ediyor, ağlamayı unutmayın ha! Ağlayın, sulu sulu dökün!}}
 
{{cquote|Kırık boyunla, kıvrım kıvrım merdivenleri çıkar, geniş bir odanın orta yerindeki koltuğa kurulmuş şişman bir kadının elini öperdik. Nedense bu el her zaman keçi gibi kokmuştur bana. Ama, işin ucunda ölüm kalım olduktan sonra, evelallah öpmek değil ya, yala deseler yalardım bu kalın damarlı keçi keçi kokan eli...
 
Babam, 'Münevver Hanım', derdi, 'sayenizde büyüyüp gidiyor işte sabiler.'
 
Göz kırpardı babam, bu, 'boynunuzu biraz daha kırın!' demekti.}}
 
{{cquote|..... Çocuk dediğin güle benzer, bugün solar, yarın açar...
Ama babam bilmiyordu ki, bugün solan başka bir güldür, yarın açan başka bir gül. Ve bu gül, o gün ilk kez doktorun masasına yattı. Doktor Bahri Bey, oramı dinledi, buramı dinledi.
 
-Neredeydiniz şimdiye dek? dedi.
 
-Evdeydik, dedi babam.}}
 
{{cquote|O gece, ne anam uyudu, ne de babam. Doktor meğer "sulu saplıcan" demiş. Eee, sulu saplıcan da çocuk düşmanı o zamanlar. Terleyen vücuduma havlunun birini koydu, birini kaldırdı anacığım. Arada bir soluğumu dinlemeyi de unutmadı. Çünkü, soluk önemlidir yoksul evinde.
Zavallı, benden bir yaş büyük olan ağabeyim bir hafta boyunca ayrılmadı başucumdan. Ne masallar uydurdu, ne şarkılar söyledi başucumda, yaşamla bağımı koparmayayım diye... Oysaki ben, yaşamayı, o koşullar içinde bile seviyordum.}}
 
 
{{roman-taslak}}
 
 
[[Kategori:Toplumsal romanlar]]
 
[[Kategori:Gerçekçi romanlar]]
 
[[Kategori:Muzaffer İzgü romanları]]
2.675

değişiklik