"II. Mehmed" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Merube 89 tarafından değiştirilmiş 2009-11-21 21:34:58 tarihli sürüm geri getirildi.
(Merube 89 tarafından değiştirilmiş 2009-11-21 21:34:58 tarihli sürüm geri getirildi.)
[[İstanbul (şehir)|İstanbul]]'u fethetmesinden sonra "'''Fatih'''" lakabıyla anılmıştır. [[İstanbul'un fethi]], [[Orta Çağ]]'ın sonu [[Yeni Çağ]]'ın başlangıcı olmuştur.<ref>Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003, "Middle Ages" maddesi</ref> Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. İstanbul'u fethetmesinden sonra [[Caesar]] ([[Sezar]], [[Kayser]]) ünvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle 1000 yıllık [[Bizans İmparatorluğu]] son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir. Ayrıca 9 yabancı dil bilmektedir. Bunlar Fransızca, Latince, Yunanca, Farsça, Arapça, İbranice, Rumca, Slavca ve Geldanice'dir.
 
==Şehzadeliği==
asdfghjklşsdfghjxvbnugfjkhsadfvgcz
 
Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432 Pazar günü şafak vakti, o dönemde Osmanlı Devleti’nin başkenti olan [[Edirne]]'de doğdu. Babası [[II. Murat]]'ın dördüncü oğluydu.<ref name="babinger30">s.30</ref><ref name="Fatih Sultan Mehmed">{{cite web|son =Afyoncu |ilk =Erhan | tarih =Mayıs 2007 |url=http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0705/konu.aspx?Konu=1 |başlık = Fatih Sultan Mehmed |yayımcı=nationalgeographic.com.tr |erişimtarihi=23 Mart |erişimyılı=2008 }}</ref> Annesi [[Dulkadiroğlu Hanedanı'ndan Alime Hatun]] adıyla bilinir.
Tarihçilerin çarpıtması olarak kimileri Huma Hatun'u ısrarla Fatih'in annesi olarak yazarlar. Bunun nedeni tarihi ayrıntıları iyi irdelememek ve bazı padişah eşlerine sonradan verilen ünvanları ayrı bir kişiymişçesine düşünmeleride buna bir etken olabilmektedir.
Daha anlaşılır bir ifade ile örneklemek gerekirse Yavuz Sultan Selim Han'ın annesi olan Dulkadiroğlu Ayşe Hatun'a Gülbahar lakabının verilmiş olması neticesinde bazı tarihçilerin Gülbahar Hatun'u başka bir hanım olarak düşünmelerindeki yanlıştır. Ayrı bir örnekleme gerekirse; II.Mehmed'in İstanbul'u Fethinden sonra kendine verilen fetheden anlamındaki Fatih ünvanının onu II.Mehmed'den ayrı bir padişah daha varmış gibi düşünme yanlışlığı en güzel örnek olacaktır.
 
Mehmed iki yaşına kadar Edirne'de kaldıktan sonra 1434'te sütninesi ve küçük ağabeyi Ali ile birlikte 14 yaşındaki büyük ağabeyi Ahmet'in [[Rum Eyaleti|Rum]] sancakbeyi olduğu [[Amasya]]'ya gönderildi. Burada ağabeyi Ahmet'in erken yaşta ölmesi üzerine Mehmed altı yaşında Rum sancakbeyi oldu. Diğer ağabeyi Ali ise [[Manisa]]'da [[Saruhan Sancağı|Saruhan]] sancakbeyi oldu. İki yıl sonra babaları Murat'ın talimatıyla iki kardeş yer değiştirdiler ve Mehmed Saruhan sancakbeyi oldu.{{fact}}<!--<ref name="Kinross, Lords.87-88"/>!-->
 
Mehmed'in eğitimi için babası çeşitli hocalar görevlendirdi. Ancak zeki olduğu kadar hırçın bir çocuk olan Mehmed'in eğitilmesi kolay olmadı. Sonunda babası heybetli ve otoriter bir alim olan [[Molla Gürani]]'yi görevlendirdi. Anlatılana göre Murad, Gürani'ye bir değnek vermiş ve Mehmed itaatsizlik ederse kullanmasını söylemişti. Gürani, Mehmed'e dersi dikkate almayan öğrencisine bir hocanın dayak atması üzerine edebi bir cümleyi inceletmiş, Mehmed durumun ciddiyetini anlayarak hizaya gelmiş, ardından genç şehzade kısa sürede [[Kur'an]]'ı öğrenmişti.
 
==İlk kez tahta çıkışı==
[[II. Murat]] 1443 yazında [[Karamanoğulları Beyliği|Karaman beyi]] İbrahim'i [[Anadolu]]'da yenilgiye uğrattıktan sonra Ekim ayında [[Edirne]]'ye döndüğünde [[Hunyadi Yanoş]], [[Macaristan Krallığı|Macar Kralı]] Ladislas ve [[Sırp Despotluğu|Sırp Despotu]] Yorgo Brankoviç önderliğinde bir Hristiyan ordusunun [[Tuna]]'nın güneyindeki Osmanlı topraklarını istila etmeye başladığı haberini aldı. Aynı dönemde Amasya'dan Şehzade Ali'nin öldüğü haberi geldi.<ref name="inalcik1s56">İnalcık, Halil (1995) ''Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I'' s.56-57</ref><ref name="babinger40">Babinger, Franz ''a.g.e'' s.40-41</ref> Ağabeyinin ölümüyle Mehmed tahtın yeni vârisi olmuştu. Murat Hıristiyan ordusunun 25 Aralık'ta İzladi'de durdurulmasının ardından başlayan müzakereler sırasında Mehmed'i Manisa'dan Edirne'ye getirtti. 12 Haziran 1444'te Edirne'de Macarlarla [[Edirne-Segedin Antlaşması|antlaşma]] yaptıktan bir ay sonra oğlu Mehmed'i Edirne'de [[Sadrazam]] [[Çandarlı (2.) Halil Paşa|Çandarlı Halil Paşa]] denetiminde "kaymakam" olarak bırakarak [[Hamitoğulları|Hamidili topraklarını]] işgal eden Karamanlıların üzerine yürümek üzere Anadolu'ya geçti ve Karamanlılar'la [[Yenişehir, Bursa|Yenişehir]]'de bir anlaşma yaptı.<ref name="inalcık1s35">İnalcık, Halil (1995) ''a.g.e.'' s.35-38</ref><ref name="inalcık2s35">İnalcık, Halil (2008), ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' s.27</ref> Yenişehir'den ayrıldıkran sonra Ağustos ayında [[Karacabey, Bursa|Mihaliç]]'te yeniçeri ağası Hızır Ağa ve diğer beylere tahttan oğlundan yana resmen çekildiğini duyurdu ve ordusu Edirne'ye dönerken kendisi [[Bursa]]'da kaldı.<ref name="inalcık1s61">İnalcik, Halil (1995) ''a.g.e.'' s.61-67</ref><ref>''Gazavâtnâme'' s.36</ref><ref>Tarihçi [[Franz Babinger|Babinger]] bu dönemde Mehmed'in yalnızca [[Rumeli Eyaleti|Rumeli]]'nin saltanat naibi olduğunu ve ancak [[Varna Savaşı]]'nın ardından 1444 sonlarında ya da 1445 başında tahta çıktığını yazar. Babinger, Franz, ''a.g.e.'' s.47, 55</ref>
 
II. Murat'ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilmesi Edirne'de bir otorite boşluğu yaratarak devleti buhrana sürükledi. Dış siyasette ihtiyatlı davranmayı tercih eden Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile Mehmed'in etrafında toplanmış olan [[Şahabeddin Paşa|Şahabeddin]], [[Zağanos Paşa|Zağanos]], [[Turahan Bey|Turahan]] paşalar arasında rekabet baş gösterdi.<ref name="inalcık2s35"/> Bu rekabet 1444-1453 yılları arasında [[Osmanlı Devleti]]'nde yaşanan başlıca politik gelişmelerin belirleyici etmenlerinden biri olmuştur.<ref name="Fatih Sultan Mehmed (1432-1481) ve Zamanı">İnalcık, Halil (1960)Fatih Sultan Mehmed (1432-1481) ve Zamanı</ref> Ağustos başında Kral Ladislas'ın Osmanlılarla yapılan barışı geçersiz sayarak yeni bir Haçlı Seferine çıkacağını ilan etmesi başkent Edirne'de paniğe yol açtı ve halk şehri terk etmeye başladı. [[Konstantinopolis]]'te Rumların himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi de bu dönemde [[Çatalca]] yakinlarinda İnceğiz'e ve [[Dobruca]]'ya geçerek bir isyan girişiminde bulundu. Bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi ve Orhan Çelebi Konstantinopolis'e kaçtı.<ref name="inalcık2s35"/> Aynı dönemde başkentte kendini [[Hurufilik]] taraftarlarının elçisi olarak tanıtan bir İranlı halktan epey yandaş toplamıştı. Mehmed de İranlının öğretisine ilgi duymuş ve koruması altına almıştı. Ancak Müfti Fahreddin ve Sadrazam Halil Paşa'nın bu duruma tepki göstermesi üzerine Mehmed çok geçmeden desteğini çekmek zorunda kalmış ve sonunda başkentte bir Hurufi katliamı yaşanmıştı. Bu sırada şehirde çıkan yangında [[bedesten]] ile birlikte 7.000 ev kül olmuştu.<ref name="babinger50">Babinger, Franz ''a.g.e.'' s.50-51</ref><ref>Gökbilgin ''a.g.e.'' s.133</ref>
 
Eylül ayı sonlarında Kral Ladislas önderliğindeki Hıristiyan ordusu [[Tuna]]'yı aşarak Edirne'ye doğru yürürken bir [[Venedik Cumhuriyeti|Venedik]] filosu da [[Çanakkale Boğazı]]'nı kapattı. Sadrazam Halil Paşa'nın çağrısıyla II. Murat [[Anadolu Hisarı]]'nın bulunduğu noktadan Rumeli'ye geçerek Edirne'ye geldi ve 10 Kasım 1444'te hıristiyan ordusunu [[Varna Savaşı|Varna'da ağır bir yenilgiye uğrattı]].<ref name="inalcık2s.28">İnalcık, Halil (2008), ''a.g.e.'' s.28</ref> Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahttan çekilmemişse de fiilen padişah II. Murat'tı. Zağanos ve Şahabeddin paşalar genç padişahın otoritesini güçlendirmek için Mehmed'i Varna Savaşı'na götürmek istemişler ama Sadrazam Halil Paşa buna mani olmuş ve onlara karşı II. Murat'a gerçek padişah muamelesi yapmıştı. Ancak II. Murat savaştan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis'teki Orhan Çelebi'ye karşı zayıflatmamak için fiilî durumu hakiki bir cülus haline getirmeden Manisa'ya çekildi.<ref name="inalcik1s76>İnalcık, Halil (1995) ''a.g.e.'' s.76-80</ref>
 
Murat 1446'nın [[Mayıs]] ayında Sadrazam Halil Paşa'nın çağrısıyla bir kere daha Edirne'ye tahtına döndü. Bunun sebebi Mehmed'in [[Konstantinopolis]]'e saldırma planları yapıyor olmasıydı. Halil Paşa kendi gücünü zayıflatacağı düşüncesiyle bu saldırıya karşı gelirken Mehmed'in yandaşı olan Zağanos ve Şahabeddin bu planı destekliyordu. Sonunda Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı.<ref name="inalcık2p28">İnalcık, Halil (2008) ''a.g.e.'' s.28 </ref> Murat'ın yeniden tahta geçmesi üzerine Mehmed Manisa'ya çekildi, Zağanos Paşa da [[Balıkesir]]'e sürgüne gönderildi.<ref name="babinger59">Babinger, Franz ''a.g.e.'' s.59</ref>
 
==Manisa dönemi (1446-1451)==
 
Mehmed'in yetersiz bir hükümdar olduğunu düşünen yalnızca hıristiyanlar değildi. Tahta geçmesinin ardından [[Karamanlılar]] [[Anadolu_Beylikleri#.C4.B0kinci_D.C3.B6nem_Anadolu_Beylikleri|yerel beylikleri]] yeniden diriltmek üzere ayaklandılar ve [[Seydişehir]] ile [[Akşehir, Konya|Akşehir]]'i ele geçirdiler. Bunun üzerine 1451'in yazında Mehmed Anadolu'ya geçti ve kısa sürede bu isyanı bastırdı. Bu sırada Mehmed'in Anadolu'da bulunmasını fırsat bilen Doğu Roma İmparatoru [[Konstantinos 11. Palaiologos|Konstantinos]] ulakları vasıtasıyla Süleyman Çelebi'nin torunu Şehzade Orhan'ın ödeneğinin yapılmadığını, ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhan'ın Osmanlı tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu. Mehmed sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi ancak Edirne'ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirlere el koydu ve Konstantinopolis'in ablukaya alınmasını emretti.<ref>Nicol, Donald M. ''a.g.e.'' s.402-403</ref>
 
==İstanbul’un fethi==
{{Ana madde|İstanbul'un fethi}}
[[Dosya:Zonaro GatesofConst.jpg|thumb|250px|Fatih Sultan Mehmed, [[İstanbul'un fethi|İstanbul'a girerken]], [[Fausto Zonaro]]'nun eseri (1854-1929)]]
[[Dosya:Istanbul.Topkapi082.jpg|thumb|right|220px|[[İstanbul]]'u fethederken kullandığı kılıcı. [[Topkapı Müzesi]], [[İstanbul]]]]
Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. [[İstanbul Boğazı|Boğaz]]'ın Anadolu yakasında büyük dedesi [[Yıldırım Bayezid|Bayezid]]'in yaptırmış olduğu [[Anadolu Hisarı]]'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen [[Rumeli Hisarı]]'nın inşa emrini verdi. İmparator [[Konstantinos 11. Palaiologos|Konstantinos]] Mehmed'e hisarın yapımı için kendisinden izin alması gerektiğini bildirmek için elçiler gönderdi ancak Mehmed elçileri kabul etmedi. İmparator en son [[1452]]'nin Haziran ayında barış görüşmeleri için bir kere daha elçilerini gönderdi ancak Mehmed elçileri reddetti. Bu savaş ilanı anlamına geliyordu. Hisar 1452'nin [[Ağustos]] ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı. Aksi takdirde gemiler top atışıyla batırılacaktı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. Söz konusu toplar [[Erdel]]li Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden [[Konstantinopolis]]'in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de [[Babil]]'in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti.<ref name="babinger82">Babinger, Franz ''a.g.e.'' s.82-84</ref>
 
Öte yandan bu gelişmeler karşısında İmparator Konstantinos Papa ve İtalyan şehirlerinden umutsuzca yardım talebinde bulundu ama bunlar sonuçsuz kaldı. Yalnızca [[Ceneviz Cumhuriyeti|Cenova]] 1452'nin Kasım ayında yardım göndermeye karar verdi ve [[Giovanni Giustiniani]] komutasında 700 asker taşıyan Ceneviz kadırgaları 26 Ocak 1453'te Konstantinopolis'e vardı. İmparator Konstantinos, Giovanni Giustiniani'yi kara kuvvetlerinin başkumadan yaptı.<ref name="babinger82">s.82-84</ref> Kostantinopolis'teki asker sayısı 8.000 civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az 50.000 idi. Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın [[Marmara Denizi|Marmara]] girişine vardı.<ref name="Kinross, Lord.100-101">Kinross, Lord, ''a.g.e.'' s.100-101</ref>
 
Osmanlı ordusu 23 Mart'ta Edirne'den hareket etti ve 2 Nisan’da Konstantinopolis'e vardı. Aynı gün [[Haliç]]'in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını [[Topkapı|Romanus kapısının]] karşısına [[Maltepe, Zeytinburnu|Maltepe]]'ye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Şehzade Orhan da Marmara kıyısındaki kıtalardan birini yönetiyordu. 20 Nisan günü Papa'nın gönderdiği üç Ceneviz gemisi ve [[Sicilya]]'dan gelen bir Rum yük gemisi şehrin açıklarında belirdi. Marmara denizinde yapılan savaşın sonunda akşam saatlerinde dört gemi Haliç'e girmeyi başardı. Donanmasını bir şekilde Haliç'e indirmesi gerektiğini anlayan Mehmed gemilerini karadan geçirmeye karar verdi. Bugünkü [[Dolmabahçe]]'den [[Kasımpaşa]]'ya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde [[22 Nisan]] sabahında Haliç'e indirildi. Böylece Haliç'in kontrolü Osmanlıların eline geçti. Öte yandan kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada [[Çandarlı (2.) Halil Paşa|Halil Paşa]] son bir kez Mehmed'i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs'ta ayın 29'unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu.<ref name="babinger87">Babinger, Franz ''a.g.e.'' s.87-94</ref>
 
Son saldırı hazırlıklarını [[Zağanos Paşa]] düzenledi.<ref name="inalcık2s31">İnalcık, Halil (2008) ''a.g.e.'' s.31</ref> Osmanlı ordusu 29 Mayıs'ın ilk saatlerinde taaruza başladı. Osmanlılar son taaruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri iyi sürgülenmemiş [[Kerkoporta]] adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca [[Osmanlı sancağı]]nı diktiler.<ref name="Kinross, Lord.107-108">Kinross, Lord, ''a.g.e.'' s.100-101</ref> Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. [[Ayasofya]]'ya giderek namaz kıldı ve "Bundan sonra tahtım, İstanbul'dur!" diye buyurdu.<ref name="inalcık2s31"/>
 
Şehir zorla alınmıştı bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi. Yağma üç gün sürdü. İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, [[Franz Babinger|Babinger]] gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. Şehzade Orhan ise [[keşiş]] kılığında şehri terketmeye çalışırken yakalanıp idam edildi.<ref name="Nicol, Donald M..418-420">Nicol, Donald M., ''a.g.e.'' s.418-420</ref><ref name="babinger"> s.96-97</ref>
 
Fatih şehrin ticaret merkezi olan [[Galata]]’dan kaçmış olan [[Rum]]ların ve [[Cenevizli]]lerin dönmesini sağladı. [[Rum Ortodoks Patrikhanesi|Rum Patrikhanesi]]’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir [[Yahudi]] [[hahambaşı|hahambaşlığı]] ile bir [[İstanbul Ermeni Patrikhanesi|Ermeni Patrikhanesi]] kurdurdu. II. Mehmed İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.
 
==Yeni başkentin kurulması==
 
Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tuna'yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristan'a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donmasıyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.
 
====Fatih'in Bosna Fransiskanları'nın özgürlüğü ile ilgili fermanı====
<blockquote style="border: 1px solid blue; padding: 0.5em 0.8em;">
Ben, Fatih Sultan Han
burada tüm dünyaya duyururum ki
bu fermanla tüm [[Bosna Fransiskanları]] benim korumam altındadır. Ve;
kimse bu insanları veya kiliselerini incitmeyecek ve zarar vermeyecektir. Benim ülkemde barış içinde yaşayacaklardır.
Göçmen olmuş bu insanlar için huzur ve özgürlük bulacaklardır. Benim ülkemde olan manastırlarına dönebileceklerdir.
Benim ülkemden kimse, vezirlerim valilerim dahi onurlarına zarar vermeyecek ve onları incitmeyecektir.
Kimse bu kimselerin canlarına mallarına ve kiliselerine saldırmayacaktır.
Bu fermanla, yeri göğü yaratan [[Allah]]'ın, <!--"Hz." ifadesi bir fermandan alıntı olduğu için çıkarılmamalıdır.-->[[Hz. Muhammed]]'in ve geçmiş 124.000 peygamberin adına
kılıcım üzerine yemin ederim ki benim halkımdan kimse bu fermanı çiğnemeyecektir.{{fact}}
</blockquote>
 
Bu ferman dini özgürlüğe yönelik en eski belgelerdendir. 1971'de [[BM]] bu fermanı bütün dillere çevirmiş ve yayınlamıştır.{{fact}}
 
===Eflak ve Boğdan seferleri===
===Arnavutluk seferleri===
Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi [[İskender Bey]], vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I.seferde, İlbasan Kalesi'ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa'yı şehit etti ve İlbasan kalesi'ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi'ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferini başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.
 
===Trabzon Rum Devleti'nin yıkılışı===
1461'de [[Pontus Rum İmparatorluğu|Pontus Devleti]]'nin (Trabzon İmparatorluğu) başkenti [[Trabzon]]'u ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462'de yeniden [[Rumeli]] seferine çıktı. [[Eflâk]]’ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te [[Bosna]]'yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizi'ndeki [[Midilli (ada)|Midilli]] Adası'nı alınca [[Venedikliler]]'le arası açıldı. Bu olay, 1479'a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih'in Ege'de ki fethettiği adalar; [[Taşoz]], [[Eğriboz]], [[Limni]], [[Semadirek]], [[İmroz]], [[Midilli (ada)|Midilli]] ve [[Tenedos]]'dur. 1465'te [[Hersek]]'in büyük bölümünü, 1466'da da [[Arnavutluk]]'taki bazı kaleleri fethetti.
 
===Fatih'e karşı Karamanoğulları ve Akkoyunlular ittifakı===
124.026

değişiklik