"Tahrif" sayfasının sürümleri arasındaki fark

(Yeni sayfa: '''Tahrif''' (Arapça: تحريف "değiştirme, bozma") Müslümanlar tarafından kullanılan Arapça bir sözcüktür ve İslam inancına göre Yahudiler ile [[Hıristi…)
 
Melkitler’in ilk kuramsal tekzip örneği Sinaylı Anastasius’tur. (d.c. 700). <ref>Ayrıca bkz: John C. Lamoreaux, Early Eastern Christian Responses to Islam (1. bölüm) in Medieval Christian Perceptions of Islam: A Book of Essays </ref>
 
Tahrif tartışması ayrıca [[Bizans]] İmparatoru III. Leo’ya<ref>A. Jeffery, Ghevond's text of the correspondence between Umar II and Leo III, in Harvard Theol. Review, xxxvii [1944], 269–321</ref> atfedilmiş ilk tartışmalı metinlerde yer almaktadır ve burada, Yahudilerle Hıristiyanların herkesçe bilinen aynı kutsal metni paylaştıkları ve İkinci Kutsal Tapınak’ın mimarı Üzeyir'in dindar ve güvenilir bir kişi olduğu söylenmektedir. Aynı görüşlere daha sonraki Yahudi yazılarında da rastlanır.
 
===Yahudi Tekzipleri===
 
Islam ayet ve metinlerinde “Hak Kitap” olarak nitelendirilen Tevrat’ın “Muharref” olduğuna dair bir ibare yoktur. Ancak, ayetlerde Yahudiler için “onlardan öyleleri” ve “Yahudilerden küfürde yarışanlar”ın kelimeleri yerlerinden kaydırdıklarından ve dillerini eğip büktüklerinden bahsedilmektedir.
Üzeyir’in “Allah’ın oğlu” olarak nitelendirilmesi konusu ise Musevi dinine tamamen yabancı bir husustur. Arap yarımadası Yahudilerinden bazılarının bu izlenimi uyandıracak bir ifadede bulunmuş olmaları ihtimali, bu görüşün tüm Yahudilere ait olduğunu göstermez. Nitekim Yahudiler nezdinde Üzeyir’in ( Ezra’nın) sıfatı “Peygamber” bile değildir. Kendisi “Ezra haSofer” yani “Yazıcı Ezra” olarak bilinmektedir. Yazıcılar kutsal metinleri kopyalayarak çoğaltan kişilerdi.
Hıristiyan ve Müslüman Antisemitizmi’nin ana sebebinin, bu iki dinin kaynaklarını ve meşruiyet temellerini (Tek Tanrı fikri) Musevi dininden aldıkları için ona çok benzemeleri ve onu ikame etmek üzere ortaya çıkmış olmalarında aramak gerekir. Bu iki din mensuplarının İbrani/Yahudi/Musevi peygamberlerini ve hatta krallarını kendi peygamberleri olarak kabullenmiş olmaları, tarih boyunca Yahudiler üzerindeki askeri ve siyasi hakimiyet statüleriyle tezat teşkil etmiş ve onları rahatsız etmiş olmalıdır.
Kuran’ın indiği devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.
Mevcut Tevrat ayni zamanda “Eski Ahit” adıyla İncil’in bir parçası da olduğundan, İncil’in, İslamiyet’in doğuşundan önce yaygınlaşmış olması ve içeriğinin bu güne kadar değişmemiş olması (Hıristiyanların tercüme için kullandıkları İbranice metin aynen bugün de kullanılmakta) cihetiyle, Tevrat’ın İslamiyet’in doğuşundan günümüze kadar herhangi bir değişikliğe uğramadığı da ortadadır. Nitekim, Tevrat M.Ö. üçüncü Yüzyıl’dan M.Ö. Birinci Yüzyıl’a yayılan süreç içinde İbranice’den Yunanca’ya çevrilmiş olup o tarihten itibaren değişikliğe uğramış olmadığı sabittir. (bkz. Sepuaginta – 70, bazı kaynaklara göre ise 72 din bilgini tarafından yapılan tercüme)
Bununla beraber, bilimsel açıdan, sırf Tevrat’ın değil, bütün ilahi metinlerin gökten doğrudan indirilmiş olmaktan çok “Tanrısal” bir ilham’la yazılmış oldukları ifade edilmektedir.
 
===Modern Hıristiyan tekzipleri===
Modern Hıristiyanlığın tahrifi reddi yedi genel iddiaya dayanmaktadır.
Anonim kullanıcı