"Kovanlı, Çarşıbaşı" sayfasının sürümleri arasındaki fark

 
 
Horon bir tutkudur Çarşıbaşı'nda kemençenin kıvrak sesi bir yerden yankılanmaya görsün, ya da davulun zurnanın nağmeleri işitilmeye... Başlar önce ayaklar oynamaya. Sonra eller havaya kalkar... Sonra bir sihirli alemin içinde genişler de genişler horonun halkası...
görsün, ya da davulun zurnanın nağmeleri işitilmeye... Başlar önce ayaklar oynamaya. Sonra eller
Horon gibi canlı, hızlı bir halk oyunu yoktur. Vücudun tümünün iştirak ettiği yegane oyundur denilebilir horona. Genelde erkek ve kadın diye horonları ayırmamakla birlikte erkek horonlarının daha sert, kadın horonu ise daha yumuşak figürlerle oynanmaktadır.
havaya kalkar... Sonra bir sihirli alemin içinde genişler de genişler horonun halkası...
Horon gibi canlı, hızlı bir halk oyunu yoktur. Vücudun tümünün iştirak ettiği yegane oyundur
denilebilir horona. Genelde erkek ve kadın diye horonları ayırmamakla birlikte erkek horonlarının
daha sert, kadın horonu ise daha yumuşak figürlerle oynanmaktadır.
 
Horon dizisi iki kişiden oluşsa bile içlerinden biri mutlaka horonbaşıdır. Horonu
Horon dizisi iki kişiden oluşsa bile içlerinden biri mutlaka horonbaşıdır. Horonu ya çalgıcı ya da içlerinden usta olan bir horoncu yönetir. Horoncuların coşkularını canlı tutmak, horon kurmak, aşağı almak, değişik horon düzenine geçmek için horoncubaşı farklı komutlar verir. Horoncular "yürü yürü, dik oyna, kim ula, dikkat dikkat, ha uşak ha, alaşağı, ula ula, aloğlu, kim kim kim, şaşma, horonu bozma, taktum,..." gibi horoncubaşı tarafından verilen komutların ne anlama geldiğini bilirler ve horon düzenini buna göre sürdürürler.
ya çalgıcı ya da içlerinden usta olan bir horoncu yönetir. Horoncuların coşkularını canlı tutmak,
horon kurmak, aşağı almak, değişik horon düzenine geçmek için horoncubaşı farklı komutlar verir.
Horoncular "yürü yürü, dik oyna, kim ula, dikkat dikkat, ha uşak ha, alaşağı, ula ula, aloğlu, kim
kim kim, şaşma, horonu bozma, taktum,..." gibi horoncubaşı tarafından verilen komutların ne anlama
geldiğini bilirler ve horon düzenini buna göre sürdürürler.
 
BİRLİKTEN DOĞAN GÜÇ: İMECE
 
Toplu iş yapmak için birçok kişinin bir araya gelmesiyle yapılan çalışmaya imece denir.
Yöre halkı çeşitli işlerini (Mısır ayıklama, fındık ayıklama, odun taşıma, çayır toplama, inşaat malzemesi taşıma vb.) ortaklaşa yaparlardı. Böylelikle işler daha kolay tamamlanır, mecilerde kemence eşliğinde türküler söylenir, bilmeceler sorulur, oyunlar (Yüzük, kırbaç) vs. oynanırdı.
inşaat malzemesi taşıma vb.) ortaklaşa yaparlardı. Böylelikle işler daha kolay tamamlanır, mecilerde
kemence eşliğinde türküler söylenir, bilmeceler sorulur, oyunlar (Yüzük, kırbaç) vs. oynanırdı.
 
Çarşıbaşı ilçesinde eskiden beri bol miktarda mısır yetişmektedir . İmece yani yardımlaşmanın , dayanışmanın yoğun olduğu dönemlerde mısırın soyulma işleminden sonra " sivi " adı verilen bir oyun oynanırdı . Soyulan mısırların burçakları örülerek ip haline getirilirdi . Orada bulunanlar burçakların etrafında halka halinde toplanırlardı . Örülen ip bir kişinin elinde bulunurdu . Halka halindeki insanların arkasında dönen kişi ipi fark ettirmeden birinin arkasına bırakırdı . Halkayı dönmeye devam eden kişi ipi bıraktığı yere gelene kadar ip , arkasındaki kişi tarafından fark edilmezse onu alarak o kişiye vururdu . Halkadaki kişi ipi fark edip alırsa ayağa kalkarak bırakanı kovalamaya başlardı . Yakalanmadan boş kalan yere oturursa o kişi kurtulurdu . Oturamaz ve yakalanırsa sivi denen iple o dayak yerdi . Halkadaki diğer kişiler vurana yardım ederdi . Mısır soyma işinin bitimi eğlenceli bir şekilde kutlanmış olurdu .Çarşıbaşı ilçesinde önceleri çokça da soğan yetişirdi . Soğanla ilgili şöyle bir olay anlatılır . " Dışarıya okumaya giden Çarşıbaşılı bir öğrenci yatılı okulda hastalanır , hiçbir şey yemez . Arkadaşlarından biri ona şeker getirir . Yanında Çarşıbaşılı olan ve hastalığında ona bakan arkadaşı şöyle de : " Nar gibi soğanı yemedi de taş gibi şekeri mi yiyecek ?" daha sonraları bu espri olarak yerleşir .
Kalandar :
 
Yöremizde çocuklar , gençler tarafından eğlence kabul edilen ve hala devam eden geleneklerden biriside " kalandar " eğlencesidir . Rumi takvime göre yılbaşı gecesi kabul edilen 14 Ocak gecesi gençler uzun bir sopanın ucuna torba ve zil bağlarlar . Karanlık olduktan sonra mani söyleyerek evlerin kapılarını çalarlar .
geleneklerden biriside " kalandar " eğlencesidir . Rumi takvime göre yılbaşı gecesi kabul edilen 14
Ocak gecesi gençler uzun bir sopanın ucuna torba ve zil bağlarlar . Karanlık olduktan sonra mani
söyleyerek evlerin kapılarını çalarlar .
 
" Gece geldim kapınıza
Hıdrellez :
 
İlkbaharın ilk günlerinde toprağın canlandığı 6 Mayıs tarihinde insanlar piknik yerlerine giderek eğlenir . Halkın bazı inanışları vardır . O gün anahtarla kapı açılmaz , açılırsa o ailede doğacak çocukların tavşan dudaklı olacağına inanılır . Değirmen çevrilirse sürekli başını sallayan bebekler doğar diye bilinir. Bütün bu terslikler olmasın diye halk toprağa kabak veya başka bir çekirdek eker . Ekerken herhangi bir araç kullanılmaz . Şöyle der :
eğlenir . Halkın bazı inanışları vardır . O gün anahtarla kapı açılmaz , açılırsa o ailede doğacak
çocukların tavşan dudaklı olacağına inanılır . Değirmen çevrilirse sürekli başını sallayan bebekler
doğar diye bilinir. Bütün bu terslikler olmasın diye halk toprağa kabak veya başka bir çekirdek eker
. Ekerken herhangi bir araç kullanılmaz . Şöyle der :
 
" Bütün terslikler burada kalsın "
20 Mayıs :
 
Yöremizde Mayıs 7 ' si olarak anılır . İnsanlar eğlenmek amacı ile kayıklarla Beşikdüzü civarındaki Dilek Taşı ' na giderler . İnsanlar Dilek Taşına para atarlar , dilekte bulunurlar . Sara olarak bilinen hastalığa tutulmuş olanlara kayıkla yedi dere ağzı gezdirilir . Bazı hastalar iyileşir ümidi ile aniden denize atılırlar . Halk bu tarihte tüm hastalıkların dermanının denizde olduğuna inanır . Hastalığı olanlar denize girerek yıkanırlar.
Dilek Taşı ' na giderler . İnsanlar Dilek Taşına para atarlar , dilekte bulunurlar . Sara olarak
bilinen hastalığa tutulmuş olanlara kayıkla yedi dere ağzı gezdirilir . Bazı hastalar iyileşir ümidi
ile aniden denize atılırlar . Halk bu tarihte tüm hastalıkların dermanının denizde olduğuna inanır .
Hastalığı olanlar denize girerek yıkanırlar.
 
===Coğrafya===
Anonim kullanıcı