"Kanlıca, Beykoz" sayfasının sürümleri arasındaki fark

değişiklik özeti yok
İsmi konusunda diğer rivayetler şu şekildedir;
 
1. Anadolu'dan, kağnıları ile buraya topluca göç eden Türk halkı, bu ilginç taşıma araçlarının ismini, yerleştikleri köye ad olarak koydular. “Kağnılıca”nın söylenişi sırasındaki yuvarlatılaraksırasında bazı harflerinin yuvarlatılarak yutulması sonucu semtin ismi günümüzdeki şeklini almıştır.
 
2. Fetih'ten çok önce, burada yaşayan; “Kanglı” adlı Türk boyundan gelmedir.
 
3. Bu köyde yetişen bir otu yiyen ineklerin sütü hafif pembeye çalardı. Bu sütten yapılan yoğurdun çok özel bir tadı olurdu. Yoğurdun ve sütün renklerinin “açık kan rengi”ne çaldığıçalmasından benzetmesidolayı, köyün isminin; “kanlı” olarak anılmasına sebep olmuştur.
 
4. Osmanlılar’dan kalma mezartaşlarının üzerinde köyün ismi; “Kanlıcak” olarak geçer.
 
Diğer alıntılar ise şu şekildedir;
 
Bizans döneminde, Kanlıca, Glaros (Martı kuşu) olarak biliniyordu. Adının son halini nasıl aldığına gelince; buraya ancak kağnılarla ulaşılabildiğinden, önce Kağnılıca denmiş. Kanlıca'ya dönüşen ismin, öneki Kanlı'nın, buradaki kırmızı yalılardan, bölgenin ineklerinden elde edilen pembemsi sütten ya da bir zamanlar iskelenin üst kısmında görülebilen kayalardan geldiğine inanılıyor. Kanlıca'nın meydanındaki, Sinan'in eseri olan Gazi İskender Paşa Camii'nin (1559) civarında, haftasonları incik boncuk pazarı kuruluyor. Kanlıca'nın 17. yüzyıldan beri meşhur olan yoğurdundan tatmak, her ne kadar artık burada üretilmiyor olsa da Boğaz turunun bir geleneği.
 
Bir başka alıntı;
 
Kanlıca, her İstanbullunun zihninde şu ya da bu biçimde, en fazla da meşhur yoğurduyla yer etmiştir. Elbette bünyesinde birçok güzelliği ve tarihi yapıtı barındıran Kanlıca semti bundan ibaret değildir. Emirgan’ın karşısında, Anadolu Hisarı ile Çubuklu arasında bulunan Kanlıca’nın hemen güneyinde eskiden Phiela (Manoli) körfezi denilen Kanlıca koyu yer almaktadır. Kanlıca Boğaz’a doğru küt bir çıkıntı meydana getirmektedir. Bu çıkıntı Bizans kaynaklarında Phrixu Limen olarak adlandırılmaktadır. Bülbül deresinin ağzında yer alan bu koy’un Osmanlı döneminde, özellikle on dokuzuncu yüzyılda düzenlenen mehtap şenlikleri ile ünlü olduğu bilinmektedir. Bu koya ayrıca, Atatürk’ün meşhur yatı Savarona’nın sık sık demirlediği bilgisine Cumhuriyet dönemi gazetelerinde ve hatıratlarda ulaşmak mümkündür.
 
Anonim kullanıcı