Meşrutiyet: Revizyonlar arasındaki fark

k
Ayeti kerimede eksik bir harf vardı ve başına o kelimenin ve bağlacı gelmeliydi kelimenin tam anlaşılması için (harf H) ve şavirhum olacak.
[kontrol edilmiş revizyon][kontrol edilmemiş revizyon]
(düzenleme.)
k (Ayeti kerimede eksik bir harf vardı ve başına o kelimenin ve bağlacı gelmeliydi kelimenin tam anlaşılması için (harf H) ve şavirhum olacak.)
Etiket: Geri alındı
Tarihi çağlarda pek çok örneği verilebilirse de(senato-imparator ikilemindeki Roma, İtalyan şehirleri gibi) İngiltere'de 1215 yılında [[Magna Carta]] ile kurulan siyasi düzen tarihteki ilk meşruti monarşi rejimi olarak anılır. Fransa'da [[Temmuz Devrimi|1830 Devrimi]]'nden sonra kurulan ''Anayasal Monarşi'', [[cumhuriyet]] ile mutlak krallık arasında bir "orta yol" olarak benimsenmiştir. Osmanlı Devlet hayatında özellikle [[Abdülaziz]] döneminde nazırlık yapmış mısır hıdiv ailesinden [[Mustafa Fazıl Paşa]] tarafından padişaha yazılan bir mektupta anayasal monarşi anlamında nizam-ı serbestane kelimesi geçmiştir., bu tabir sonraları yerini daha İslam'i bir meşrutiyet tabirine bırakmış ve [[usul-i meşveret]] denmiştir. Özellikle 1876'ya giderken; ulemanın da bu kavrama ısındığı ve usul-i meşveret tabirinin bir siyasi hamle olduğu görülüyor.<ref name="m"/>
 
Osmanlı Devleti'nde anayasa ([[Kanun-ı Esasî]]) ve parlamenter rejim ([[Meclis-i Mebûsan]]) tartışmaları 1830'larda başlayıp 1860'larda yoğunlaşmış ve özellikle 1875 sonrası ulema ve bürokrasi arasında ciddi bir fikir tartışması ortaya çıkmıştır. [[Tersane Konferansı]] sırasında Avrupalılarca gayrı müslim Osmanlı tebaasına ciddi ve geniş haklar tanınması isteğine karşı Meclis-i Umumi'de Mithat paşa ve devlet ricali genel bir meşruti ıslahatla devletin dengesinin bozulmadan ıslahatlara girişilebileceğinden bahsetmiştir. Ulema arasında zıt fikirler mevcuttu. Anadolu kazaskeri [[Seyfeddin Efendi]], şavirüm"ve şavirhüm fi'l-emr" ayeti gereğince meşrutiyetin şeriata uygun olduğunu savunurken; ekseri ulema ise gayrimüslimlerin meclise girmesinin caiz olmadığı yönünde ısrarlıydı. Tüm bu şartlar altında bir yandan batılılarca siyasi baskılar yapılırken; diğer yanda da Abdülaziz'in tahtan indirilişi sonrası [[Çerkes Hasan|Çerkez Hasan]] olayıyla tanzimatçı bürokrasi yönetimde baskın bir Siyaset izledi ve V. Murat'ı halletti, akabinde veliaht [[II. Abdülhamid|Abdülhamit]] Efendi'yi meşrutiyeti ilan etmesi şartıyla tahta çıkardılar. Namık Kemal, Ziya Paşa ve tabii ki Mithat Paşa'nın önderliğinde 23 Aralık 1876'da [[Birinci Meşrutiyet]] ilan edilmiştir. 1878'de [[II. Abdülhamid]] tarafından, [[93 Harbi]]'nin çıkmasına neden olduğu için Meclis kapatılmış ve Anayasa'nın bazı bölümleri askıya alınmış ise de, teorik olarak Meşruti rejimin devam ettiği kabul edilmiştir, zira devletin her sene düzenli olarak çıkardığı salnamelerde Kanun-ı Esasi'ye yer verilmiş olması şeklen de rejimin devam ettiği görüşünü destekler.<ref name="m"/>
 
24 Temmuz 1908'de yapılan [[1908 Devrimi|ihtilalle]] Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe konması [[İkinci Meşrutiyet]] döneminin başlangıcı sayılır. Bu dönem, Meclis-i Mebusan'ın [[VI. Mehmed|Vahdeddin]] tarafınca kapatıldığı 11 Nisan 1920 tarihine kadar sürmüştür.
1

düzenleme