Mustafa Kemal Atatürk: Revizyonlar arasındaki fark

Gerekçe: + vandalizm amaçlı değişiklik
(→‎Askerlik (1905-1918): Bağlantılar eklendi)
Etiketler: Geri alındı Mobil değişiklik mobil uygulama değişikliği Android uygulaması değişikliği
(Gerekçe: + vandalizm amaçlı değişiklik)
Etiket: Elle geri alma
[[Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları]], [[Türk Hava Yolları]], [[Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü]], [[Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı|Hıfzıssıhha Enstitüsü]], [[Türkkuşu]], [[Sümerbank]], [[Etibank]], [[Türk Tarih Kurumu]], [[Türk Dil Kurumu]] ve daha birçok kamu kurumu Atatürk tarafından veya Atatürk'ün desteğiyle [[Mustafa Kemal Atatürk#Atatürk tarafından kurulan kurumlar|kuruldu]]. Millî tarım, tekstil,<ref>Webster, ''The Turkey of Atatürk: Social Process in the Turkish Reformation'', 260</ref><ref>Doğan, ''Formation of factory settlements within Turkish industrialization and modernization in 1930s: Nazilli printing factory''</ref><ref>{{Web kaynağı |url = http://www.kultur.gov.tr/EN/BelgeGoster.aspx?17A16AE30572D313679A66406202CCB09837F9A3538A2623 |başlık = Aydın – Historical Ruins |arşivurl = https://web.archive.org/web/20070907003309/http://www.kultur.gov.tr/EN/BelgeGoster.aspx?17A16AE30572D313679A66406202CCB09837F9A3538A2623 |arşivtarihi = 7 Eylül 2007 |yazar = Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı |yayıncı = T.C. Hükûmeti |alıntı = Nazilli cotton print factory was established over an area of 65.000 m2 on the Nazilli Bozdoğan highway. It is the "first Turkish cotton print factory" the foundation of which was laid on August 25th, 1935 and which was opened by Atatürk with great ceremony. (Nazilli Basma Fabrikası Nazilli-Bozdoğan kara yolu üzerinde 65.000 m²lik alana kuruldu. 25 Ağustos 1935 tarihinde temeli atılan ve Atatürk'ün büyük bir törenle açtığı "ilk Türk basma fabrikası"dır.) |erişimtarihi = 28 Ağustos 2020 |ölüurl =hayır}}</ref> makine, uçak<ref>{{Web kaynağı |erişimtarihi = 28 Ağustos 2020 |url = http://www.thk.org.tr/yeni/tarihce/tarihceeng.htm |başlık = History of Turkish Aeronautical Association |ölüurl =evet|arşivurl = https://web.archive.org/web/20071219112235/http://www.thk.org.tr/yeni/tarihce/tarihceeng.htm |arşivtarihi = 19 Aralık 2007 }}</ref><ref>{{Web kaynağı | erişimtarihi = 28 Ağustos 2020 | url = http://www.thy.com/en-INT/skylife/archive/en/2000_1/konu10.htm#1 | başlık = Skylife | arşivurl = https://web.archive.org/web/20060824210219/http://www.thy.com/en-INT/skylife/archive/en/2000_1/konu10.htm#1 | arşivtarihi = 24 Ağustos 2006 | ölüurl =hayır}}</ref><ref>{{Web kaynağı |url = http://www.nuridemirag.com/fotograf.asp |başlık = Nuri Demirağ Aircraft Factory |yayıncı = Nuridemirag.com |erişimtarihi = 28 Ağustos 2020 |ölüurl =evet|arşivurl = https://web.archive.org/web/20120721214917/http://www.nuridemirag.com/fotograf.asp |arşivtarihi = 21 Temmuz 2012 }}</ref> ve otomobil<ref>Stone, Norman „Talking Turkey“. National Interest, Güz 2000, sayı 61.</ref> endüstrilerinin gelişimini destekledi. Tüm bunlara rağmen Atatürk'ün hedefleri ile ülkenin sosyo-politik yapısı arasındaki uçurum kapanmadı.<ref>Eastham, ''The Turkish Development Plan: The First Five Years'', 132–136</ref>
 
==Çocukluk ve gençlik (1881-1904)==
türkün kurtarıcısımodır acaba
[[Dosya:Mustafa Kemal Atatürk'ün Manastır Mekteb-i İdâdî-i Şâhânesi karnesi.png|200px|küçükresim|sol|Mustafa Kemal'in Manastır Mekteb-i İdâdî-i Şâhânesi karnesi.]]
[[Dosya:Ataturk, Ottoman War Academy, 1901.jpg|küçükresim|200px|sol|Harp Okulu'nda arkadaşları ile birlikte, 1901]]
[[Dosya:Ataturk-1905-Zubeyde-Makbule.jpg|küçükresim|200px|sol|[[Makbule Atadan|Makbule Hanım]], [[Zübeyde Hanım]] ve Mustafa Kemal]]
 
1839'da [[Kocacık]]'ta doğduğu sanılan<ref name="Cunbur">{{Kitap kaynağı|başlık=Türk dünyası edebiyatçıları ansiklopedisi|ad=Müjgân|soyadı=Cunbur|yıl=2004|yayıncı=Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı|yer=|isbn=9751612810|sayfa=|sayfalar=|url=|erişimtarihi=|alıntı="Babası Ali Rıza Efendi (doğ. 1839), annesi Zübeyde Hanımdır. Baba dedesi Hafız Ahmet Efendi, 14-15. yüzyılda Anadolu'dan göç ederek Makedonya'ya yerleşen Kocacık Yörüklerindendir."|yazarbağı=Müjgân Cunbur}}</ref> babası [[Ali Rıza Efendi]], aslen [[Manastır, Kuzey Makedonya|Manastır]]'a bağlı [[Debre, Kuzey Makedonya|Debre-i Bâlâ]]'dandır.<ref name="Kocacik">{{Kitap kaynağı|başlık=Atatürk ve Kocacık Türkleri|ad=Numan|soyadı=Kartal|yıl=2002|yayıncı=T.C. Kültür Bakanlığı|yer=|isbn=|sayfa=|sayfalar=|url=|erişimtarihi=|alıntı="Aile Selânik'e Manastır ilinin Debrei Bâlâ sancağına bağlı Kocacık bucağından gelmişti. Ali Rıza Efendi'nin doğum yeri olan Kocacık bucağı halkı da Anadolu'dan gitme ve tamamıyla Türk, Müslüman Oğuzların Türkmen boylarındandırlar."}}</ref> [[Falih Rıfkı Atay]], [[Vamık Volkan]], [[Norman Itzkowitz]], [[Müjgân Cunbur]], Numan Kartal ve [[Hasan İzzettin Dinamo]]'ya göre, babasının ailesi 14-15. yüzyılda Anadolu'dan bölgeye göç etmiş olan [[Kocacık|Kocacık Yörükleri]]ndendir.<ref name="Cunbur"/><ref name="Kocacik" /><ref name="Dinamo16">{{Kitap kaynağı|başlık=Kutsal İsyan: Millî Kurtuluş Savaşı'nın Gerçek Hikâyesi, 2. cilt|ad=Hasan İzzettin|soyadı=Dinamo|yıl=1986|yayıncı=Tekin Yayınevi|yer=|isbn=|sayfa=|sayfalar=|url=|erişimtarihi=|yazarbağı=Hasan İzzettin Dinamo}}</ref><ref>{{Kitap kaynağı|başlık=Ölümsüz Atatürk|ad=Norman|soyadı=Itzkowitz|yıl=1998|yayıncı=Bağlam Yayınları|yer=|isbn=975-7696-97-8|sayfa=37|sayfalar=|url=|erişimtarihi=|ad2=Vamık D.|soyadı2=Volkan|alıntı=dipnot no. 6 (Atay, 1980, s. 17)}}</ref> Bazı yabancı kaynaklara göre ise babasının ailesinde [[Arnavutlar|Arnavut]] veya [[Slavlar|Slav]] kökenli Müslümanlar olabilir.{{kdş|Mango|1999|ss=31-32}}<ref>Ernest Jackh ''The Rising Crescent'', Goemaere Press, 2007, [http://books.google.com.tr/books?id=Pxs-DAIVxqYC&printsec=frontcover&dq=The+Rising+Crescent&hl=tr&ei=bI7GTNu-J4i8vgPS0dzQDw&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CCcQ6AEwAA#v=onepage&q=Turkish%20mother&f=false s. 31, ''Turkish mother and Albanian father''] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20120331151631/http://books.google.com.tr/books?id=Pxs-DAIVxqYC&printsec=frontcover&dq=The+Rising+Crescent&hl=tr&ei=bI7GTNu-J4i8vgPS0dzQDw&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CCcQ6AEwAA#v=onepage&q=Turkish%20mother&f=false |tarih=31 Mart 2012 }}</ref><ref>Isaac Frederick Marcosson, ''Turbulent years'', Ayer Publishing, 1969, [http://books.google.com.tr/books?id=399LkTqBLdAC&printsec=frontcover&dq=inauthor:%22Isaac+Frederick+Marcosson%22&hl=tr&ei=inXGTMnzJYSuvgPPvLTZDw&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CCcQ6AEwAA#v=onepage&q=Ali%20Riza&f=false s. 144.] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20121013073622/http://books.google.com.tr/books?id=399LkTqBLdAC&printsec=frontcover&dq=inauthor:%22Isaac+Frederick+Marcosson%22&hl=tr&ei=inXGTMnzJYSuvgPPvLTZDw&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CCcQ6AEwAA#v=onepage&q=Ali%20Riza&f=false |tarih=13 Ekim 2012 }}</ref> Ali Rıza Bey öncelikle dini vakıfları denetleyen bir memur olarak çalışmış, [[93 Harbi]] öncesinde 1876-77 yıllarında yerel birliklerde gönüllü [[teğmen]] olarak görev yapmıştır.{{kdş|Mango|1999|ss=31-32}}<ref name="Britannica">{{BritannicaDVD|Atatürk, Kemal|2011}}</ref> Zübeyde Hanım ile evlendikten sonra [[Selanik]]'te gümrük memurluğu ve kereste ticaretiyle meşgul oldu.{{kdş|Mango|1999|s=31}}<ref>''Türk Dili: Dil ve Edebiyat Dergisi, 493-498. sayılar'' (1993), Türk Dil Kurumu, s. 135</ref>
 
Annesi [[Zübeyde Hanım]], 1857 yılında [[Selanik]]'in batısındaki [[Langaza]]'da [[çiftçi]] bir ailede doğmuştur. Annesinin kökeni ise Karaman'dan Rumeli'ye gelen Türkmenlerdendir.<ref>Sevtap Gamsız, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, 2012 İstanbul, s. 12</ref>
 
Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım 1871 yılında evlendi ve Ali Rıza Bey'in babasına ait olan Yenikapı, [[Selanik]]'teki eve yerleştiler.{{kdş|Mango|1999|s=32}}<ref name="Cunbur2">{{Kitap kaynağı|başlık=Türk dünyası edebiyatçıları ansiklopedisi|ad=Müjgân|soyadı=Cunbur|yıl=2004|yayıncı=Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı|yer=|isbn=9751612810|sayfa=1|sayfalar=|url=|erişimtarihi=|alıntı="Anne Zübeyde Hanım, Sangüllü Hacı Sofu soyundan Varyemezoğlu İbrahim Feyzullah Efendinin kızıydı. 1857 yılında doğan Zübeyde, henüz on dört yaşında iken evlendi. Ailesi, Selânik civarındaki Langaza beldesine gelip yerleşen Anadolu Türk Zübeyde Hanım'la evlenmişti."|yazarbağı=Müjgân Cunbur}}</ref><ref>Kutay, Cemal. ''Atatürk'ün Beraberinde Götürdüğü Hasret: Türkçe İbadet: Ana Dilimizle Kulluk Hakkı, 1. cilt'' (1998), Aksoy Yayıncılık, s. 130</ref> Atatürk, bu çiftin çocuğu olarak [[Rumi takvim|rumî]] 1296 (miladî 1880-1881) yılında Selanik'te doğmuştur. [[Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı|Samsun'a çıktığı]] 19 Mayıs tarihini doğum günü kabul etmiştir.{{efn|Detaylı bilgi için [[Mustafa Kemal Atatürk#Doğum tarihi|Doğum tarihi]] başlığına bakınız.}}<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ntvmsnbc.com/id/25096543 | başlık = 19 Mayıs: Ata'nın doğum günüm dediği tarih | tarih = | yayımcı = ntvmsnbc | erişimtarihi = 20 Ağustos 2011 | arşivengelli = evet | arşivurl = https://web.archive.org/web/20120518214732/http://www.ntvmsnbc.com/id/25096543 | arşivtarihi = 18 Mayıs 2012 | ölüurl =hayır}}</ref> Fatma, Ömer, Ahmet, Naciye ve [[Makbule Atadan|Makbule]] adlı beş kardeşinin ilk dördü küçük yaşta ölmüştür.<ref name=Pars2>Tuğlacı, Pars. ''Çağdaş Türkiye, 1. cilt'' (1987), Cem Yayınevi, s. 2</ref><ref>{{Kitap kaynağı
| son = Aydemir
| ilk = Şevket Süreyya
| başlık = Tek Adam (1963), Cilt I
| basım = 32. özel
| yıl = 2011
| ay = Mart
| yayımcı = Remzi Kitabevi
| yer = Ankara
| dil = Türkçe
|tanıtıcı= 978-975-14-0670-5
| sayfalar =30| bölüm = Zübeyde
}}</ref>
 
Öğrenim çağına gelen Mustafa'nın hangi okula gideceği konusunda annesi ile babası arasında anlaşmazlık çıkmıştı. Annesi Mustafa'nın Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebine gitmesini istiyor, babası ise o dönemki yeni yöntemlerle eğitim yapan seküler<!--ideolojik anlam yok--><ref name="Britannica"/> Mektebi Şemsi İbtidai'nde ([[Şemsi Efendi Mektebi]]) okumasını istiyordu. En sonunda önce mahalle mektebine başlayan Mustafa, birkaç gün sonra Şemsi Efendi Mektebine geçti.<ref>''Atatürkçü düşünce'' (1992), Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, [http://books.google.com.tr/books?ei=VK-uTdv5OYHrOZyR7eMB&ct=result&id=m41pAAAAMAAJ&dq=Haf%C4%B1z+Mehmet+Efendi%27nin+mahalle+mektebi&q=sorunu+onun+da+g%C3%B6nl%C3%BCn%C3%BC+alacak+bi%C3%A7imde%2C+%C5%9Fu+%C5%9Fekilde+%C3%A7%C3%B6zd%C3%BC.+Mustafa+%C3%B6nce%2C+t%C3%B6renlerle+mahalle+mektebine+ba%C5%9Flad%C4%B1#search_anchor s. 696] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20120604114159/http://books.google.com.tr/books?ei=VK-uTdv5OYHrOZyR7eMB&ct=result&id=m41pAAAAMAAJ&dq=Haf%C4%B1z+Mehmet+Efendi%27nin+mahalle+mektebi&q=sorunu+onun+da+g%C3%B6nl%C3%BCn%C3%BC+alacak+bi%C3%A7imde%2C+%C5%9Fu+%C5%9Fekilde+%C3%A7%C3%B6zd%C3%BC.+Mustafa+%C3%B6nce%2C+t%C3%B6renlerle+mahalle+mektebine+ba%C5%9Flad%C4%B1#search_anchor |tarih=4 Haziran 2012 }}</ref> Atatürk, okul seçimindeki bu kararı için hayatı boyunca babasına minnettarlık duymuştur.<ref name="Britannica"/> 1888'de babasını kaybetti.<ref>Baba, İmran. ''Културните взаимодействия на Балканите и турската архитектура. Международен симпозиум 17-19 май 2000, Шумен-България'' (2001), Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, [http://books.google.com.tr/books?ei=v7CuTduFHYKaOtSVyeQB&ct=result&id=3vLVAAAAMAAJ&dq=Atat%C3%BCrk+1888+baba&q=1+888+y%C4%B1l%C4%B1nda+Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn+babas%C4%B1+Ali+R%C4%B1za+Efendi%27nin+%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%C3%BCzerine+ailenin%2C+bu+evden#search_anchor s. 24] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20120604114603/http://books.google.com.tr/books?ei=v7CuTduFHYKaOtSVyeQB&ct=result&id=3vLVAAAAMAAJ&dq=Atat%C3%BCrk+1888+baba&q=1+888+y%C4%B1l%C4%B1nda+Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn+babas%C4%B1+Ali+R%C4%B1za+Efendi%27nin+%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC+%C3%BCzerine+ailenin%2C+bu+evden#search_anchor |tarih=4 Haziran 2012 }}</ref> Bir süre Rapla Çiftliği'nde annesinin üvey kardeşi<ref name="Britannica"/> Hüseyin'in yanında kalıp hafif çiftlik işleriyle uğraştıktan sonra, eğitimsiz kalacağından endişe eden annesinin isteğiyle [[Selanik]]'e döndü, halasının yanına yerleşti ve okulunu bitirdi.{{kdş|Mango|1999|s=36}}<ref>Aydemir, Şevket Süreyya. ''Tek adam'' (1963), Remzi Kitabevi, s. 44</ref> Bu arada Zübeyde Hanım, [[Selanik]]'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.<ref>Bayhan, Fatih. ''Gölgesinde Mustafa Kemal büyüten kadın Zübeyde Hanım'' (2008), Pegasus Yayınları, s. 78</ref>
 
Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi'ndeki ev 1870'te Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878'de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.<ref>İzmir Ticaret Odası, ''Atatürk'ün Evi - Bir ulusun geleceğinin doğduğu yer'', y.y, t.y.:</ref> Mustafa, seküler bir okul olan ve [[bürokrat]] yetiştiren [[Selânik Mülkiye Rüştiyesi]]ne kaydoldu.<ref name="Britannica"/> Ancak muhitindeki askerî öğrencilerin üniformalarından da etkilenerek annesinin karşı çıkmasına rağmen 1893'te [[Selânik Askerî Rüştiyesi]]ne girdi.{{kdş|Mango|1999|ss=36-37}} Bu okulda matematik öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey, ona anlamı "mükemmellik, olgunluk" olan ''Kemal'' ismini verdi.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.kho.edu.tr/atasayfa/index.htm | başlık = Atatürk'ün Hayatı Öğrenim Hayatı | tarih = | yayımcı = Kara Harp Okulu | erişimtarihi = 20 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160304201611/http://www.kho.edu.tr/atasayfa/index.htm | arşivtarihi = 4 Mart 2016 | ölüurl =hayır}}</ref> Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal'in düşünce yapısını etkiledi. 1895'te sınıf dördüncüsü olarak mezun oldu.{{kdş|Mango|1999|s=43}} Mustafa Kemal [[Kuleli Askerî Lisesi|Kuleli Askerî İdadisine]] girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli subay Hasan Bey'in Manastır'daki eğitimin daha iyi olduğu yönündeki tavsiyesine uyarak 1896'da [[Manastır Askerî İdadisi]]ne kaydoldu.{{kdş|Mango|1999|s=43}}
 
1896-1899 arasında eğitim gördüğü Manastır Askerî İdadisinde tarih öğretmeni [[Kolağası]] Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal'in tarihe olan merakını güçlendirdi.{{kdş|Cebesoy|2000|s=27}} Okulda Fransızca öğrendi, Selanik'te geçirdiği yaz tatillerinde de Fransızca kurslarına devam etti.{{kdş|Mango|1999|s=44}} 19 Nisan 1897'de başlayan [[Osmanlı-Yunan Savaşı (1897)|Osmanlı-Yunan Savaşı]]'na gönüllü olarak katılmak istediyse de hem idadi öğrencisi olduğu için hem de 16 yaşında olduğundan dolayı cepheye gidememiştir.{{kdş|Mango|1999|ss=45-46}} Kasım 1898'de Manastır Askeri İdadisinden sınıf ikincisi olarak mezun oldu.{{kdş|Mango|1999|s=46}}<ref name="KomAta">Celâl Erikan, ''Komutan Atatürk'', Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1972, s. 72.</ref> 13 Mart 1899'da<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/kronoloji/1881.html | başlık = KRONOLOJİ 1881 - 1912 Yılları | tarih = | yayımcı = ataturk.net | erişimtarihi = 20 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20150909233641/http://www.ataturk.net/kronoloji/1881.html | arşivtarihi = 9 Eylül 2015 | ölüurl =hayır}}</ref><ref>{{Kitap kaynağı
| son = Erikan
| ilk = Celal
| başlık = Komutan Atatürk (1964)
| basım = IV. Baskı
| yıl = 2006
| ay = Mayıs
| yayımcı = Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
| yer = İstanbul
| dil = Türkçe
|tanıtıcı= 975-458-288-2
|doi=
| sayfalar =782| bölüm = Ek IV - Notlar
| alıntı = Okullardan kışın çıkışının nedeni Yunan Savaşı'ndan başlanarak kısa öğretim yılları uygulanmasındandır.
}}</ref> İstanbul'da [[Kara Harp Okulu|Mekteb-i Harbiye-i Şahaneye]] girdi. Harbiye'ye girdikten iki ay sonra sınıf çavuşu oldu.{{kdş|Mango|1999|s=48}} Birinci sınıfı 27., ikinci sınıfı 11., üçüncü sınıfı 549 kişi arasından piyade sınıf sekizincisi (1317 - P.8) olarak bitirdi ve 10 Şubat 1902'de piyade mülazım (bugünkü ismiyle [[Teğmen]]) rütbesiyle [[kurmay subay]]ların yetiştirildiği Harp Akademisine girmeye hak kazandı.<ref name="KomAta" />{{kdş|Mango|1999|s=52}}
 
Mekteb-i Harbiye-i Şahane'nin akabinde [[Harp akademisi|Erkan-ı Harbiye Mektebine]] (Harp Akademisi) devam etti ve kurmay subaylık eğitimi aldı. Harp Akademisi'ndeyken arkadaşları ile birlikte hükûmetin yönetimi ve politikaları konusunda fark ettikleri eksiklik ve hataları açıklamak için elle yazılmış bir gazete çıkardılar. Okul yönetimi tarafından takip edilseler de ceza almadılar ve okul bitene kadar gazete çalışmalarına devam ettiler.{{kdş|Mango|1999|s=52}} 11 Ocak 1905'te ''kurmay yüzbaşı'' rütbesiyle mezun oldu.<ref name="Genkur1972">T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Yayınları, ''Türk İstiklâl Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri'', Genkur. Basınevi, Ankara, 1972, s. 1-17.</ref>
 
== Askerlik (1905-1918) ==
=== Erken dönem ===
[[Dosya:Mustafa Kemal Atatürk (renklendirilmiş) 1.jpg|küçükresim|sağ|Mustafa Kemal (Beyrut, 1906)]]
[[Dosya:Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal arkadaşları ile birlikte, Şam, Haziran 1907.png|küçükresim|sağ|Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal arkadaşları ile Şam'da. (Haziran 1907)]]
Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, mezuniyetinin ardından merkezi Şam'da bulunan [[5. Ordu (Osmanlı)|5. Ordu]]'ya staj amacıyla gönderildi. Bu stajında piyade, süvari ve topçu sınıflarında görev aldı. 1905-1907 yılları arasında [[Şam]]'da [[Lütfi Müfit Özdeş|Lütfi Müfit]] Bey (Özdeş) 5. Ordu emrinde görev yaptı. İlk stajı 5. Ordu'ya bağlı 30. Süvari Alayı'nda gerçekleşti.<ref name="KomutanAtatürkIV">{{Kitap kaynağı
| son = Erikan
| ilk = Celal
| başlık = Komutan Atatürk (1964)
| basım = IV. Baskı
| yıl = 2006
| ay = Mayıs
| yayımcı = Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
| yer = İstanbul
| dil = Türkçe
|tanıtıcı= 975-458-288-2
| sayfalar =61-67| bölüm = IV. Suriye'de Başlayan Görev
}}</ref> Bu dönemde düşük rütbeli stajyer bir kurmay subay olarak Suriye'nin çeşitli bölgelerindeki isyanlarla ilgilenen Mustafa Kemal, "küçük savaş" (gerilla savaşı) üzerine tecrübe kazandı. İsyanlarla uğraştığı dört aydan sonra Şam'a döndü. Ekim 1906'da Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit (Özdeş) Bey ve askerî tabip [[Mustafa Cantekin]] ile [[Vatan ve Hürriyet Cemiyeti|Vatan ve Hürriyet]] adlı bir cemiyeti kurduktan sonra ordudan izinsiz Selânik'e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı [[Cemil Uybadın|Cemil Bey]] (Uybadın)'in yardımıyla karaya çıktı ve orada cemiyetinin şubesini açtı. Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, [[Tel Aviv]]'e dönüp oranın komutanı Ahmet Bey'e [[Mısır]] sınırında Bîrüssebi'ye gönderildiğini bildirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal'i Bîrüssebi'ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar [[Şam]]'a gönderildi.{{kdş|Cebesoy|2000|ss=117-119}} 20 Haziran 1907'de [[Kolağası]] (kıdemli yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907'de [[3. Ordu (Osmanlı)|3. Ordu]]'ya kurmay olarak atandı<ref name="Genkur1972" /> ancak Selânik'e vardığında '[[Vatan ve Hürriyet Cemiyeti|Vatan ve Hürriyet]]'in şubesinin [[İttihat ve Terakki|İttihat ve Terakki Cemiyeti]]'ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de Şubat 1908'de İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (üye numarası: 322).<ref>Kâzım Karabekir (Haz: Faruk Özerengin), ''İttihat ve Terakki Cemiyeti 1896-1909'', Emre Yayınları, İstanbul, 1994, s. 322.</ref> 22 Haziran 1908'de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.<ref name="Genkur1972"/>
 
23 Temmuz 1908'de [[meşrutiyet]]in ilanından sonra Aralık 1908 sonlarında<ref name="KomutanAtatürkV">{{kitap kaynağı
| son = Erikan
| ilk = Celal
| başlık = Komutan Atatürk (1964)
| basım = IV. Baskı
| yıl = 2006
| ay = Mayıs
| yayımcı = Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
| yer = İstanbul
| dil = Türkçe
|tanıtıcı= 975-458-288-2
| sayfalar =69-82| bölüm = V. Mustafa Kemal Selanik'te
}}</ref> İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere bugünkü [[Libya]]'nın bir parçası olan [[Trablusgarp]]'a gönderildi. Burada [[İkinci Meşrutiyet|1908 Devrimi]]'nin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı.<ref>Rachel Simon (1999). 'Reformlara Başlangıç: Mustafa Kemal Libya'da.' Jacob M. Landau (Yay. Haz.) (1999).''Atatürk ve Türkiye'nin Modernleşmesi'', İstanbul: Sarmal, ISBN 975-8304-18-6 (s. 39-48) içinde. s. 40.</ref> Bu siyasi görevin yanı sıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında [[Bingazi]] Garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti. Bu tatbikat süresince isyana meyilli Şeyh Mansur'un evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli insanları hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek ordu planlamaya başladı.<ref name="KomutanAtatürkV"/><ref>Rachel Simon, ''a.g.e.'', s. 46.</ref>
 
13 Ocak 1909'da [[3. Ordu (Osmanlı)|3. Ordu]]'ya bağlı Selânik Redif Fırkasının Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909'da [[Meşrutiyet]]'e karşı 3. Ordu'ya bağlı Taşkışla'da konuşlanmış 2. ve 4. Avcı Taburlarının isyanıyla başlayan, diğer birliklerin katılımıyla genişleyen [[31 Mart Vakası|31 Mart Ayaklanması]]'nı bastırmak üzere Selânik ve [[Edirne]]'den yola çıkarak [[Mirliva]] [[Mahmud Şevket Paşa]] komutasında 19 Nisan 1909'da İstanbul'a girecek olan [[Hareket Ordusu]]'na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmay başkanı oldu. Daha sonra 3. Ordu Kurmaylığı, 3. Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı, [[5. Kolordu (Osmanlı)|5. Kolordu]] Kurmaylığı, 38. Piyade Alayı Komutanlığı görevlerinde bulundu.<ref name="Genkur1972"/><ref name="KomutanAtatürkV"/>
 
Stuart Kline'ın ''Türk Havacılık Kronolojisi'' kitabına göre,<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.gazetevatan.com/tek-korkusu-ucaga-binmekti-3482-yasam/ | başlık = Tek korkusu uçağa binmekti | soyadı = Türker | ad = Şule | tarih = 16 Ocak 2003 | yayıncı = Gazetevatan | erişimtarihi = 3 Temmuz 2015 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20150705004217/http://www.gazetevatan.com/tek-korkusu-ucaga-binmekti-3482-yasam/ | arşivtarihi = 5 Temmuz 2015 | ölüurl =hayır}}</ref> Mustafa Kemal, 1910'da [[Üçüncü Fransız Cumhuriyeti|Fransa]]'da düzenlenen [[Picardie Manevraları]]'na katıldı. Burada yeni üretilen [[uçak]]ların deneme uçuşları yapılıyordu. Ali Rıza Paşa, bu uçuşlardan birine katılmak isteyen Mustafa Kemal'i önledi. Ve akabinde uçuş yapan o uçak dönüş esnasında yere çakıldı.<ref>{{kitap kaynağı|soyadı=Akın|ad=Sunay|başlık=Ay Hırsızı|yayıncı=İş Bankası Kültür Yayınları|yer=İstanbul|tarih=2009|sayfalar=120|isbn=9789944887526|url=http://www.cayyolu.com.tr/haber/Ataturk-ucaga-neden-hic-binmedi/41436|erişimtarihi=3 Temmuz 2015|arşivurl=https://web.archive.org/web/20190209232034/https://www.cayyolu.com.tr/haber/Ataturk-ucaga-neden-hic-binmedi/41436|arşivtarihi=9 Şubat 2019|ölüurl=hayır}}</ref> Bazı kaynaklar tarafından, bu hikâyeye dayanarak Atatürk'ün uçağa binmekten korktuğu iddia edilse de kitabın yazarı Kline, Atatürk'ün olaydan sonra 3 defa uçağa bindiğinden bahseder.<ref>{{Web kaynağı |url=http://gundem.bugun.com.tr/marmaranin-altindaki-34-yillik-sir-haberi/71828 |başlık=Marmara'nın altındaki 34 yıllık sır |erişimtarihi=5 Temmuz 2015 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20150705025534/http://gundem.bugun.com.tr/marmaranin-altindaki-34-yillik-sir-haberi/71828 |arşivtarihi=5 Temmuz 2015 |ölüurl=evet}}</ref>
 
Mustafa Kemal, dönüşünün ardından 27 Eylül 1911'de İstanbul'da Genelkurmay Karargâhı'nda görev aldı.<ref>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm ansiklopedisi, 31. cilt (2006), Türkiye Diyanet Vakfı, [http://books.google.com.tr/books?ei=yOhCTvKpN9S38gPW1fS4CQ&ct=result&id=wNbXAAAAMAAJ&dq=istanbul+genelkurmay+karargah%C4%B1+atat%C3%BCrk&q=27+Eyl%C3%BCl+1911+%C4%B0stanbul%27da+Genelkurmay+Kararg%C3%A2h%C4%B1%27na+al%C4%B1nmas%C4%B1#search_anchor s. 340] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20120604120555/http://books.google.com.tr/books?ei=yOhCTvKpN9S38gPW1fS4CQ&ct=result&id=wNbXAAAAMAAJ&dq=istanbul+genelkurmay+karargah%C4%B1+atat%C3%BCrk&q=27+Eyl%C3%BCl+1911+%C4%B0stanbul%27da+Genelkurmay+Kararg%C3%A2h%C4%B1%27na+al%C4%B1nmas%C4%B1#search_anchor |tarih=4 Haziran 2012 }}</ref>
 
=== Trablusgarp Savaşı ===
{{Ayrıca bakınız|Trablusgarp Savaşı}}
[[Dosya:Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal, Mücahit Bedevi Kuvvetleri önünde emirlerini yazdırırken.jpg|küçükresim|sağ|[[Trablusgarp Savaşı]]'nda Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal (solda), Mücahit Bedevi Kuvvetleri önünde emirlerini yazdırıyor.]]
[[Dosya:Atatürk 1912.jpg|küçükresim|sağ|Mustafa Kemal Trablus'ta. (1912)]]
[[Dosya:Mustafa Kemal Trablusgarp'ta colorized.jpg|küçükresim|sağ|Mustafa Kemal ve [[Nuri Conker|Nuri (Conker)]] Trablus'ta, 1912.]]
 
1911'de [[İtalya Krallığı|İtalyanlar]], Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki son toprakları olan [[Trablus]] vilayeti ile doğrudan merkeze bağlı olan ve müstakil sancak da denilen [[Bingazi]]'yi ele geçirmek amacıyla savaş ilan etti.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=79}}{{Kdş|Roux|2018|s=439}} 29 Eylül 1911'de verilen bir nota ile bu savaşın belirli sebeplerle başlayacağı bildirildi.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=79}} Bunun üzerine İtalyan kuvvetleri herhangi bir müzakere olmaksızın{{Kdş|Ortaylı|2018|s=79}} 4 Ekim 1911'de Trablus'a saldırdı.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=80}} Osmanlılar, başlayan [[Trablusgarp Savaşı]]'nda zor durumdaydı; Harbiye Nazırı olarak görevini sürdüren [[Mahmud Şevket Paşa]], Mekteb-i Harbiye'de subaylarla yaptığı bir toplantıda kara ordusunun ve donanmanın zayıflığı sebebiyle Trablus'un savunulamayacağını itiraf etmişti.{{kdş|Mango|1999|s=101}} İtalya tarafında da durum pek farklı değildi, onlar da yeterince gelişmiş olmadıkları için bu mücadeleye iyi hazırlanamamışlardı.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=80}} Mustafa Kemal bu esnada İstanbul'daki Genelkurmay'a atanmıştı ancak bu göreve başlamadan Trablusgarp'a doğru yola çıkacaktı.{{kdş|Zürcher|2010|s=127}} Bunun üzerine Binbaşı [[Enver Paşa|Enver Bey]], [[Fuat Bulca|Fuat]], [[Nuri Conker|Nuri]] ve [[Fethi Okyar|Binbaşı Fethi]] gibi diğer [[İttihat ve Terakki|İttihatçı]] subaylar gibi Kolağası Mustafa Kemal de Trablusgarp'a gitmeye karar verdi.{{kdş|Mango|1999|s=101}} Mustafa Kemal İstanbul'dan ayrılmadan önce İttihat ve Terakki merkez komitesinden para istemiş, Enver'e katılması söylenip para verilmeyince kendi imzaladığı senetlerle 200 sterlin toplayarak Trablusgarp'a doğru yola çıkmıştı.{{kdş|Mango|1999|s=103}}
 
İtalyan kuvvetleri bir ay içerisinde Trablus'tan [[Bingazi]]'ye kadar olan kıyıları işgal etmişti.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=84}} Osmanlı kuvvetleri, bir saldırı beklenmediği için buradaki kuvvetlerini Yemen'e sevk etmiş ve bu nedenle İtalyanlara karşı savunmasız kalınmıştı.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=128}} O bölgede yalnızca 4.000 asker bulunuyordu.{{Kdş|Ekinci|2014|s=235}} Bunun üzerine, 15 Ekim 1911'de, ''Tanin'' gazetesi muhabiri ''Mustafa Şerif Bey''{{Kdş|Ortaylı|2018|s=86}} kimliğini kullanan Mustafa Kemal, Ömer Naci ile Sapancalı Hakkı ve [[Yakub Cemil]] adında iki fedai eşliğinde bir Rus gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.{{efn|Andrew Mango'ya göre "Bu tarih (''15 Ekim 1911'') Mustafa Kemal'in İzmir yakınındaki Urla karantina istasyonundan Salih'e (Bozok) gönderdiği 17 Ekim 1911 tarihli mektubunda belirtiliyor. Ayrıca 22 Mayıs 1912 tarihinde Ayn Mansur, Bingazi'den (Abdül) Kerim'e gönderilen başka bir mektupta tekrarlanıyor, (ATASE, 1911-1912 Osmanlı-İtalyan Harbi, s. 134)." George W. Gawrych ise ayrılma tarihini 4 Ekim 1911 olarak belirtmiştir.{{kdş|Gawrych|2013|s=25}}}}<ref>Tuğlacı, Pars. ''Çağdaş Türkiye, 1. cilt'' (1987), Cem Yayınevi, s. 14</ref> Mustafa Kemal ile grubu, [[Mısır]]'da [[Kahire]] ve [[İskenderiye]] üzerinden Bingazi'ye gitmeyi amaçlıyordu.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=86}} Mustafa Kemal 29 Ekim'de İskenderiye'den yola çıktıktan kısa bir süre sonra yaralandı ve geri dönerek iki hafta İskenderiye'de hastanede yatmak zorunda kaldı.{{Kdş|Mango|1999|s=104}} Çocukluk arkadaşları Nuri ve Fuat ile burada buluşup tekrar yola çıktı. 29 Kasım'da trenle İskenderiye'den ayrıldılar, aynı gün vardıkları son istasyondan 1 Aralık'ta develerle ayrılarak 8 günlük yolculuğun ardından Libya sınırına, 12 Aralık'ta ise sınırın 80&nbsp;km batısındaki Resuldefne'ye vardılar.{{kdş|Mango|1999|ss=104-105}}<ref>{{kitap kaynağı |soyadı1=Bozok |ad1=Salih |yazarbağı1=Salih Bozok |editör1-soyadı=Dündar |editör1-ad=Can |editör1-bağ=Can Dündar |başlık=Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor |tarih=Nisan 2001 |yayıncı=Doğan Kitapçılık |yer=İstanbul |url=https://books.google.com/books?id=_kA0CgAAQBAJ&pg=PT47&lpg=PT47&dq=Resuldefne&source=bl&ots=3G6cNGfdRY&sig=ACfU3U15mbFV5k5yc7RAjfKZakIXI3Hr3g&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwir_d_N0p3oAhXNlHIEHVNrAq0Q6AEwAHoECAkQAQ#v=onepage&q=Resuldefne&f=false |erişimtarihi=15 Mart 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200521170322/https://books.google.com/books?id=_kA0CgAAQBAJ&pg=PT47&lpg=PT47&dq=Resuldefne&source=bl&ots=3G6cNGfdRY&sig=ACfU3U15mbFV5k5yc7RAjfKZakIXI3Hr3g&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwir_d_N0p3oAhXNlHIEHVNrAq0Q6AEwAHoECAkQAQ#v=onepage&q=Resuldefne&f=false |arşivtarihi=21 Mayıs 2020 |ölüurl=hayır}}</ref> Mustafa Kemal yoldayken Bingazi bölgesi komutanı olan Enver Bey'e 30 Kasım'da genelkurmay başkanlığı Mustafa Kemal'in binbaşılığa terfi ettiğini bildirdi. Mustafa Kemal 18 Aralık 1911 günü Enver'in Harbiye Nazırlığı'na çektiği bir telgrafa göre, "kendi isteğiyle" orduya katıldı.{{kdş|Mango|1999|ss=104-105}}
 
Mustafa Kemal ilk olarak 22 Aralık'ta [[Tobruk]] yakınında İtalyanlarla çarpıştı. İtalyanlar Tobruk'u 4 Ekim'de ele geçirmişti ancak tüm sahil boyunda olduğu gibi Tobruk bölgesinde de Osmanlı birlikleri ve Arap kabilelerinin gerilla savaşı sebebiyle ülkenin iç kesimlerine ilerleyememişlerdi.{{kdş|Mango|1999|s=105}}{{kdş|Zürcher|2010|s=127}} Bununla birlikte, Türk subaylarındaki teşkilatlanmacılık{{Kdş|Ortaylı|2018|s=86}} ve İtalya'nın tam anlamıyla gelişimini tamamlayamamış, geri kalmış olması da iç kesimlere kadar ilerleyememelerinin bir sebebi olarak görülmektedir.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=80}} Buna rağmen, İtalyanlar, Osmanlıları zorlamak için [[On İki Ada]]lar'a da saldırdı.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=129}} İlk başta doğudaki birliği Mustafa Kemal, batıyı ise Enver komuta ediyordu; harekât hacmi büyüyünce Enver tüm cepheyi, Mustafa Kemal ise Derne bölgesini komuta etmeye başladı.{{kdş|Mango|1999|s=105}} Derne'deki 16-17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralanıp bir ay hastanede tedavi gördü ve 6 Mart'ta Derne Komutanlığı'na getirildi.<ref>''Turco-Italian War 1911-12'', The Encyclopedia Americana (1954). cilt 27, s. 175-177.</ref> Fakat daha sonra gözünden tekrar rahatsızlandı ve bir hafta boyunca yataktan kalkamadı.{{Kdş|Mango|1999|s=106}}
 
3 Mart 1912'deki [[Derne Muharebesi]]'nde Osmanlı kuvvetleri 63 ölü ve 168 yaralı verirken, İtalyanlar yaklaşık 200 ölü verdiler.{{kdş|Gawrych|2013|s=25}} Bu esnada Mustafa Kemal Derne hattının tümünü komuta ediyordu ve komutası altında sekiz Osmanlı subayı, 160 asker, bazı gönüllüler, bir topçu bölüğü, İtalyanlardan ele geçirilen iki makineli tüfek ve 7.742 Arap askeri vardı.{{kdş|Mango|1999|s=107}}{{kdş|Gawrych|2013|s=25}} Arap askerlerini [[Senusilik|Senusi]] zaviyeleri sağlıyordu ve başlarındaki şeyhleri Osmanlı subaylarına bağlıydı. Bu kuvvet 15.000-16.000 İtalyan askerini Ekim 1911-Eylül 1912 arasında Derne'de tutmayı başardı.{{kdş|Mango|1999|s=107}}{{kdş|Gawrych|2013|s=25}} 11 Eylül 1912'de İtalyanlar, başarısızlıkların ardından yapılan komuta değişikliğinin ardından Derne'den çıkmak için güçlü bir hücum başlattılar ancak Mustafa Kemal komutasındaki Türk ve Araplar tarafından tekrar durduruldular.{{kdş|Gawrych|2013|s=26}}{{Kdş|Roux|2018|s=439}}
 
Sahil şeridinde sıkışan İtalyan kuvvetleri, Osmanlıları barışa zorlamak için Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'e saldırılar düzenlemeye karar verdi. 1912 Mart ayında Beyrut, Nisan ayında Çanakkale Boğazı, Mayıs ayında ise Rodos ve ve On İki Adalar'a saldırdılar.{{Kdş|Mango|1999|s=109}} Bu nedenlerle Orta Doğu'da Berlin Konferansı ile sağlanan barış ortamının bozulacağından endişe eden Rusya, İngiltere ve Fransa ara buluculuk faaliyetlerine başladı. Fakat Libya'nın İtalyanlara verilmesine yönelik şartların konuşulduğu bu girişimler, İttihatçılar tarafından kabul görmedi.{{Kdş|Mango|1999|s=109}}
 
Savaş devam ederken, Mustafa Kemal Temmuz 1912'de savaşın ilerleyen zamanda daha iyi incelenmesine olanak sağlayan{{Kdş|Gawrych|2013|s=28}} iki emir verdi. Emirlerden 13/14 Temmuz'da verdiği birincisi, tüm subayların iki askeri gazeteyi okumaları ve dünyadaki gelişmeler ile Osmanlı ordusunun başarılarından haberdar olmalarını içeriyordu.{{Kdş|Gawrych|2013|s=28}} İkinci emir ise 22 Temmuz'da verdiği, tüm subayların savaştaki tecrübelerini tarih, bulunulan şartlar, komutanın emirleri, yapılan harekât ve sonuçları ve askerlerin psikolojik durumunu da içerek şekilde bir ay içerisinde yazmaları konusundaki emirdi.{{Kdş|Gawrych|2013|s=28}} Bu sayede Batılı bir düşmana karşı savaşta edinilen tecrübeleri yazılı hâle getirmeyi amaçladı.{{kdş|Gawrych|2013|ss=27-29}} Mustafa Kemal bu savaşta özellikle gerilla savaşı, derme çatma birlikleri yönetme, istihbarat toplama, lojistik destek gibi askeri tecrübenin yanı sıra, Arap kabile liderleriyle yaptığı görüşmeler ve pazarlıklar ile diplomasi alanında da önemli tecrübe kazandı.{{kdş|Gawrych|2013|ss=27-29}}{{Kdş|Ortaylı|2018|s=87}} Nitekim buradaki başarısı kendisinin de adının yayılmasını sağladı.{{Kdş|Roux|2018|s=448}}
 
Aynı yılın eylül ayında başlayan barış görüşmelerine rağmen çatışmalar sürerken, [[Karadağ]]'ın 8 Ekim'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesi ile [[Birinci Balkan Savaşı|I. Balkan Savaşı]] başladı.{{kdş|Mango|1999|s=111}}{{Kdş|Ortaylı|2018|s=87}} Karadağ'ı takiben, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan da Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=127}} İlk başta Enver'in İstanbul'a dönmesi ve Mustafa Kemal'in cepheyi devralmasına karar verilmişti ancak Osmanlıların karşılaştığı tehlikenin boyutları ortaya çıkınca çoğu subay İstanbul'a geri döndü ve cephe Enver'in kardeşi [[Nuri Killigil|Nuri]] komutasına girdi.{{kdş|Zürcher|2010|s=128}} Bu esnada Balkan Savaşı nedeniyle Osmanlı hükûmeti İtalyanlarla barışa razı oldu. Balkan Savaşları başladığında [[Trablusgarp]]'ta görev yapan Derne Komutanı Mustafa Kemal ve Binbaşı Nuri Bey, bu savaşlarda görev almak istediler.<ref name="atambalkan">{{dergi kaynağı|soyadı=Şıvgın|ad=Hale|başlık=Mustafa Kemal’in İlk Savaşı|dergi=Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi|yayıncı=Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu|cilt=IV|sayı=10|url=http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-10/mustafa-kemalin-ilk-savasi|erişimtarihi=3 Temmuz 2015|arşivurl=https://web.archive.org/web/20150704130901/http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-10/mustafa-kemalin-ilk-savasi|arşivtarihi=4 Temmuz 2015|ölüurl=evet}}</ref> Mustafa Kemal, dönemin [[Harbiye Nezâreti|Osmanlı Harbiye Nazırı]] Enver Bey'in de izni ile 24 Ekim 1912'de Trablusgarp'tan ayrıldı.<ref name="atambalkan"/> Viyana, Macaristan ve Romanya üzerinden İstanbul'a döndü. Bunu tercih etme nedeni ise gözlerini Avusturya'da tedavi ettirebilmekti.{{Kdş|Mango|1999|s=110}}
 
Bununla birlikte, bölgede direnişe devam eden subaylar da vardı. Şehzade [[Osman Fuad Efendi]] de bu isimlerden biriydi.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=130}} Diğer subaylarla beraber Trablusgarp'ı terk eden Mustafa Kemal, Kasım 1912'de İstanbul'a vardı.{{kdş|Mango|1999|s=111}} Osmanlı hükûmeti ile İtalya arasında 18 Ekim 1912'de [[Uşi Antlaşması]] imzalandı.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=127}} Bu antlaşma ile, Trablus İtalyanlara verilirken İtalya da savaş tazminatı olarak 90 bin altın ödeyecek ve sahip olduğu kapitülasyonlar da ilga edilecekti.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=87}} Ayrıca savaş sırasında İtalyanlarca işgal edilen On İki Adalar da geçici olarak İtalyanlara bırakıldı.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=129}} İtalyanlar, Osmanlı güçleri Trablus'u boşalttıktan sonra adalardan ayrılacaktı.{{Kdş|Mango|1999|s=109}} Padişah naibi olarak vezir rütbeli bir memur Trablus'a gönderilecek,{{Kdş|Ekinci|2014|s=235}} vakıflar ile halkın dini haklarına uyulup uyulmadığı denetlenecek, din görevlerinin tayini ise İstanbul'dan Şeyhülislamlık tarafından yapılacaktı.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=87}} Halk ise Senusi tarikatı şeyhi [[Ahmed eş-Şerif es-Senusi]] önderliğinde Trablus'ta [[Mondros Mütarekesi]]'ne kadar direnmeye devam etti.{{Kdş|Ekinci|2014|s=235}}
 
=== Balkan Savaşları ===
{{Ayrıca bakınız|Balkan Savaşları}}
==== Birinci Balkan Savaşı ====
{{Ayrıca bakınız|Birinci Balkan Savaşı}}
Mustafa Kemal 1912 Kasımında İstanbul'a vardığında Osmanlıların Avrupa kıtasındaki topraklarından geriye sadece başkent İstanbul ile hemen batısı, Çanakkale yarımadası ve kuşatılmış üç kent olan [[İşkodra]], [[Yanya]] ve doğu Trakya'nın en büyük şehri olan [[Edirne]] kalmıştı. Bulgar kuvvetleri Çatalca'ya kadar gelmiş, başkent İstanbul'u tehdit ediyordu.{{kdş|Mango|1999|ss=111-114}}
 
21 Kasım 1912'de karargâhı [[Bolayır]]'da bulunan [[Çanakkale Boğazı|Bahr-i Sefit Boğazı]] Kuvayi Mürettebesi (Akdeniz Boğazı Bileşik Gücü) Harekât Şubesi Müdürlüğü'ne atandı. Gücün komutanı Fahri Paşa, kurmay başkanı ise okul arkadaşı [[Fethi Okyar|Fethi (Okyar)]] idi.{{kdş|Mango|1999|s=114}} Mustafa Kemal Bolayır'dayken, 23 Ocak 1913'te Enver ve taraftarlarının yaptığı [[Bâb-ı Âli Baskını]] ile iktidar [[İttihat ve Terakki]]'ye geçmişti. 30 Ocak tarihinde Mahmut Şevket Paşa hükûmeti büyük güçlerin önerdiği barış koşullarını reddetti. 3 Şubat'ta ateşkesin süresi doldu ve Bulgarlar tekrar Edirne'yi bombalamaya başladılar.{{kdş|Mango|1999|s=116}}
 
Bulgar saldırısı üzerine Genelkurmay Başkanı İzzet Paşa tarafından Akdeniz Boğazı Bileşik Gücü'nün batıdan Bulgarlara saldıracağı, Hurşit Paşa'nın komutasında ve Enver'in kurmay başkanı olduğu 10. Kolordu'nun denizden Şarköy'e çıkarak güneyden Bulgarların arkasına saldıracağı bir hücum planlandı.{{kdş|Zürcher|2010|ss=128-129}}{{kdş|Mango|1999|ss=116-117}} Operasyon detaylıca planlandı ve Ocak sonlarında prova edildi.{{kdş|Zürcher|2010|s=129}} Bir fırtına sebebiyle 8 Şubat'a ertelenen hücumda, Şarköy'e çıkacak birlikler gecikti.{{kdş|Zürcher|2010|s=129}}{{kdş|Gawrych|2013|s=31}} 10. Kolordu yarım gün geç şekilde Şarköy'e çıkartma yaptı ancak Bileşik Güç bu esnada askerlerinin yarısını yitirerek geri püskürtüldü.{{kdş|Zürcher|2010|s=129}} Bulgarların kıskaca alınamayacağı ortaya çıkınca, 10 Şubat'ta çıkartma kuvveti geri çekildi.{{kdş|Zürcher|2010|s=129}}{{kdş|Gawrych|2013|s=31}} Gereken ateş desteği sağlayacak savaş gemilerinin geç gelmesi, koordinasyonun sağlanamaması ve Bulgarların hatlarını güçlendirmesi sebebiyle operasyon başarısız oldu.{{kdş|Zürcher|2010|s=129}}
 
Ortak harekâtın başarısızlığının ardından 17-18 Şubat'ta iki birliğin komuta heyetleri arasında tartışma çıktı; tartışmada 10. Kolordu komutanı Hurşit Paşa'nın tarafını tutan Mahmut Şevket Paşa, politik sebeplerle onu her iki gücün komutanlığına getirdi. Gelibolu açıklarında bekleyen 10. Kolordu'yu Çatalca'ya gönderme önerileri kabul edilmeyen ve Hurşit Paşa'nın komutan olduğu kendilerine bildirilen Fahri Paşa, Fethi ve Mustafa Kemal görevlerinden istifa ettiler.{{kdş|Mango|1999|s=117}} Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa, Hurşit Paşa ve Enver'le birlikte Bolayır'a gidip komutanlar arasında uzlaşma sağladı. Fahri Paşa görevden alındı, rağmen Fethi Bolayır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti,{{kdş|Gawrych|2013|s=32}} ikna edilen Mustafa Kemal ise Boğazlar'dan ayrı bir komutanlık hâline getirilen Bolayır kolordusunun kurmay başkanı oldu.{{kdş|Mango|1999|s=118}}
 
19 Mart'ta Yanya Yunanların, 24 Mart 1913'te Edirne Bulgarların eline geçti. Çatalca cephesinde ise son Bulgar hücumu 30 Mart'ta gerçekleşti.{{kdş|Mango|1999|s=118}} 16 Nisan'da ateşkes imzalandı.{{kdş|Gawrych|2013|s=32}} Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa Trakya'da Midye-Enez hattının batısında kalan topraklar ile Edirne'yi vermeyi kabul etmek zorunda kaldı ve 30 Mayıs 1913'te [[Londra Antlaşması (1913)|Londra'da barış anlaşması]] imzalandı.{{kdş|Mango|1999|s=118}} 11 Haziran'da Mahmut Şevket Paşa bir suikast sonucu öldürüldü, yerine [[Sait Halim Paşa]] geçti.{{kdş|Mango|1999|s=119}}
 
==== İkinci Balkan Savaşı ====
{{Ayrıca bakınız|İkinci Balkan Savaşı}}
Birinci Balkan Savaşı'nı kazanan Balkan devletleri, savaşın hemen ardından ele geçirdikleri bölgeleri paylaşma konusunda anlaşmazlığa düştüler. Yunanistan ile Sırbistan, Romanya'nın toprak isteminde bulunduğu Bulgaristan'a karşı birlikte harekete geçmeye karar verdiler. Ancak Bulgaristan ilk saldıran taraf oldu.{{kdş|Mango|1999|s=119}} 29-30 Haziran gecesi Bulgarlar, Makedonya'daki Sırp ordusuna saldırdılar ancak yenildiler. Yunanlar da Selanik'ten doğuya doğru ilerleyip Güney Makedonya'nın tümünü işgal ettiler. Bu durum üzerine Bulgarlar, Osmanlı ordusu karşısındaki güçlerinin ana bölümünü diğer cephelere kaydırdılar.{{kdş|Mango|1999|s=119}}
 
İttihat ve Terakki Cemiyeti, kaybedilen toprakları yeniden ele geçirmek için bu fırsatı değerlendirdi. 18 Temmuz'da Osmanlı ordusu Edirne'ye doğru bir harekâta başladı ve 21 Temmuz 1913'te çok az direnişle karşılaşarak şehri aldı.{{kdş|Mango|1999|s=119}} Bir yazara göre Edirne'ye ilk giren birlik Mustafa Kemal'in Bolayır kolordusuna bağlı bir tugaydı ancak saldırıya katılan birliklerin başında Hurşit Paşa bulunuyordu.{{kdş|Mango|1999|ss=119-120}} Mustafa Kemal'in Bolayır kolordusu ayrıca [[Dedeağaç]]'ı da ele geçirdi.{{kdş|Zürcher|2010|s=131}} 29 Eylül 1913'te Bulgar temsilcilerinin İstanbul'da imzalanan barış anlaşması ile savaş sona erdi.{{kdş|Mango|1999|ss=119-120}}
 
Savaşın sonunda Batı Trakya'daki Türk nüfusu, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Osmanlı topraklarına göçe başladı. Mustafa Kemal annesi Zübeyde Hanım için [[Dolmabahçe Sarayı]]'na inen [[Akaretler]] yokuşunda bir ev buldu. Üvey babası Ragıp'ın on altı yaşındaki yeğeni [[Fikriye]] de Sultan Ahmet Camii yakınında bir eve yerleşti.{{kdş|Mango|1999|s=121}}
 
=== Askerî ataşelik ===
[[Dosya:Yeniçeri Atatürk.JPG|küçükresim|Mustafa Kemal Sofya Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya Yeniçeri kıyafeti ile katılmıştır.]]
[[Dosya:Kurmay Yarbay Mustafa Kemal arkadaşlarıyla, Sofya, Bulgaristan, 1914.png|küçükresim|Kurmay Yarbay Mustafa Kemal arkadaşlarıyla Sofya'da, 1914.]]
İkinci Balkan Savaşı'nın ardından Mustafa Kemal, İstanbul'da [[Fethi Okyar|Fethi'nin (Okyar)]] evine yerleşti.{{kdş|Mango|1999|s=122}} Fethi kendini politikaya verme amacıyla, olasılıkla Şarköy harekâtının başarısızlığı sebebiyle askerlikten ayrılmıştı. Ancak İttihat ve Terakki içindeki çekişmelerin ardından [[Talat Paşa|Talat]], Fethi'ye Sofya büyükelçiliği görevini önerdi. [[Cemal Paşa|Cemal]]'e de danışan Fethi, Balkanlar'da dengeyi sağlamak üzere Bulgaristan'la dostluk kurulması göreviyle büyükelçiliği kabul etti ve Mustafa Kemal'i askerî ataşe olarak yanına istedi.{{kdş|Mango|1999|s=122}}{{kdş|Zürcher|2010|s=131}} Bu isteğin kabul edilmesi üzerine Mustafa Kemal, 27 Ekim 1913'te [[Sofya]] askerî ataşeliğine atanarak yakın arkadaşı Sofya sefiri (elçisi) Fethi'nin (Okyar) emri altında çalıştı.<ref name="ortaylimilliyet">{{Web kaynağı | url = http://www.milliyet.com.tr/baskomutanin-sofya-yillari/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/27.10.2013/1782859/default.htm | başlık = Başkomutanın Sofya yılları | soyadı = Ortaylı | ad = İlber | tarih = 27 Ekim 2013 | yayıncı = Milliyet | erişimtarihi = 3 Temmuz 2015 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160306112222/http://www.milliyet.com.tr/baskomutanin-sofya-yillari/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/27.10.2013/1782859/default.htm | arşivtarihi = 6 Mart 2016 | ölüurl =hayır}}</ref> Teoride [[Romanya Krallığı|Romanya]], [[Sırbistan Krallığı|Sırbistan]] ve [[Karadağ Krallığı|Karadağ]] krallıklarının başkentleri [[Bükreş]], [[Belgrad]] ve [[Çetine]] için de aynı görevi sürdürüyordu ancak uygulamada çalışmaları Bulgaristan sınırları içindeydi.{{kdş|Mango|1999|s=122}}<ref name="ortaylimilliyet"/>
 
Mustafa Kemal 20 Kasım 1913 tarihinde Sofya'ya vardı.{{kdş|Mango|1999|s=126}} Burada Dondukov Bulvarındaki Splendid Palas Oteli'ne yerleşti ve yedi ay boyunca burada kaldı. Ardından Ferdinand Bulvarı'nda bir daireye yerleşti.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=146}} Askerî ataşe olarak kendisine ulaşan bilgileri İstanbul'a aktarmakla görevliydi.{{kdş|Mango|1999|s=129}} Burada Bulgaristan başta olmak üzere Balkan devletlerinin politik ve askerî durumlarına dair raporlar hazırladı.{{kdş|Gawrych|2013|s=36}} Görevi esnasında Bulgaristan'ın Osmanlı'dan bağımsızlığını kazandıktan sonraki askerî, idari ve kültürel gelişmesini yakından inceleme şansı bulduğu gibi{{kdş|Gawrych|2013|s=36}} Bulgar ordusundan bazı subaylarla da ilişkiler kurdu.{{Kdş|Ortaylı|2014|s=146}} Bu görevde iken 1 Mart 1914'te [[yarbay]]lığa (kaymakam) yükseldi.<ref name="ortaylimilliyet"/> Sofya'ya varışından kısa süre sonra Bulgar Genelkurmay başkanından aldığı İstanbul'daki Alman subayların, özellikle [[Colmar von der Goltz|Goltz Paşa]]'nın Osmanlı askerî hareketlilikleri konusunda Bulgarları bilgilendirdiğine dair istihbaratı İstanbul ile paylaşmış, Kâzım Karabekir'den İstanbul'daki Almanların buna öfkelendiği yanıtını almıştı.{{kdş|Mango|1999|s=129}}
 
Mustafa Kemal'in Sofya'da en önemli istihbarat toplama yöntemlerinden biri sosyal etkinliklerdi. Bulgar ordusunun üst ve alt rütbeli subayları, politikacılar ve toplumun önce gelenleri ile görüşmek görevinin bir parçasıydı.{{kdş|Gawrych|2013|ss=36-37}} Burada iken yazdığı ve 1918'de yayımlanan ilk kitabı ''Zabit ve Kumandan ile Hasbihal'' sayesinde Harbiye Nazırı [[Stiliyan Kovaçev]] ve kızı Dimitrina ile tanıştı.{{Kdş|Ortaylı|2014|ss=146-147}} Burada özellikle Bulgaristan'daki Müslüman [[Pomaklar]]a yapılan din değiştirme baskısı konusuna (Fethi'nin yanında) müdahil oldu.{{kdş|Gawrych|2013|s=37}} Sosyal yaşamında en önemli olay 11 Mayıs 1914'te [[I. Ferdinand (Bulgaristan)|Kral I. Ferdinand]]'ın da katıldığı bir kıyafet balosuna davet edilmesiydi.{{kdş|Mango|1999|s=126}} Baloya Enver'in özel izniyle İstanbul'daki askerî müzeden gönderilen gerçek bir Yeniçeri üniformasıyla katıldı. Üniformayı geri gönderirken arkadaşı [[Kâzım Özalp|Kâzım]]'a (Özalp) yazdığı bir mektupta tüm dikkatleri üzerine topladığını ve sorulan soruların Türklerin eski askerî gücü ve zaferleri hakkında konuşma fırsatı sunduğunu anlatmıştı.{{kdş|Mango|1999|s=126}}
 
Sofya'da görevi devam ederken 28 Haziran 1914'te Avusturya tahtının veliahdı [[Franz Ferdinand|Arşidük Franz Ferdinand]] öldürüldü ve ardından 28 Temmuz 1914'te [[I. Dünya Savaşı]] başladı. Enver'in Alman [[Wilhelm Souchon|Amiral Souchon]]'a verdiği gizli emir ile Osmanlı donanması Karadeniz'e açılarak 29 Ekim 1914'te [[Karadeniz Baskını|Rus limanlarına hücum etti]].{{kdş|Mango|1999|s=133}} Bunun üzerine 2 Kasımda Rusya, 5 Kasımda İngiltere ve Fransa Osmanlılara, Osmanlı hükûmeti de 11 Kasım'da bu ülkelere savaş ilan etti.{{kdş|Mango|1999|s=133}}
 
Savaş ilanının ardından Mustafa Kemal, Harbiye Nazırlığı'na ve Enver'e başvurarak ön cephede aktif göreve gelmek istedi,{{kdş|Mango|1999|s=134}}{{kdş|Gawrych|2013|s=40}}{{Kdş|Ortaylı|2018|s=120}} ancak Enver askerî ataşelik görevinin daha önemli olduğunu söyleyerek reddetti.{{kdş|Mango|1999|s=137}} Enver'in Kafkasya'da Ruslara karşı savaşmak üzere İstanbul'dan ayrılmasının ardından Enver'in vekili İsmail Hakkı imzasını taşıyan telgrafla Sofya'dan ayrılıp Çanakkale'ye gönderilmek üzere Tekirdağ'da toplanmakta olan 19. Tümen'in komutasına atandı.{{kdş|Mango|1999|s=137}}{{kdş|Zürcher|2010|s=131}} 20 Ocak 1915'te Sofya'dan ayrıldı.{{kdş|Mango|1999|s=137}}{{kdş|Gawrych|2013|s=40}}
 
=== I. Dünya Savaşı ===
{{Ayrıca bakınız|Çanakkale Savaşı|Kafkasya Cephesi (I. Dünya Savaşı)|Sina ve Filistin Cephesi}}
 
Mustafa Kemal'in askerî ataşe görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada 28 Temmuz 1914'te [[I. Dünya Savaşı]] başladı, [[Osmanlı İmparatorluğu|Osmanlı Devleti]] de 29 Ekim 1914'te savaşa girdi. 20 Ocak 1915'te Mustafa Kemal 3. Kolordu emrinde [[Tekirdağ|Tekfurdağ]]'da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı.<ref name="Genkur1972"/>
 
==== Çanakkale Savaşı ====
{{Ayrıca bakınız|Çanakkale Savaşı}}
[[Dosya:Turkish trenches at Gallipoli.jpg|küçükresim|sağ|Gelibolu'da siperlerde.]]
[[Dosya:Mustafa Kemal explaining the battlefield to a delegation of writers from Istanbul.jpg|küçükresim|sağ|İstanbul'dan gelen gazetecilere savaş alanını anlatırken, 1915.]]
[[Dosya:Tasviri Efkar Oct 29, 1915.jpg|küçükresim|sağ|[[Cevat Çobanlı|Cevat Paşa]] ve Mustafa Kemal Bey ''[[Tasvîr-i Efkâr]]'' gazetesinin 29 Ekim 1915 tarihli sayısında.]]
2 Kasım 1914'te Rusya, Osmanlı'ya savaş ilan etti. Bunun ardından İngiliz ve Fransız savaş gemileri Çanakkale Boğazındaki Seddülbahir, Kumkapı ve Orhaniye tabyalarını bombaladı. Bu donanmaya karşı yapılan savunmada beş subay ve seksen asker öldü.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=123}} Türk ordusu 3 ay boyunca hazırlık yaptı ve genel olarak kara ordularının yapacağı savunmaya dikkat etti.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=123}} Mustafa Kemal henüz tümenin istendiği gibi kurulmasına fırsat olmadan, İtilaf Devletleri'nin [[Çanakkale Boğazı]]'nı tehdit eder bir pozisyon alması üzerine 25 Şubat'ta yalnızca tümene bağlı [[57. Piyade Alayı (Osmanlı)|57. Alay]] ile Maydos'a (günümüzde [[Eceabat]]) hareket emri aldı.{{kdş|Mango|1999|s=141}} Bu esnada İngiliz ve Fransız gemileri 19 ve 25 Şubat'ta Boğaz girişindeki istihkamları bombalamış, donanma topçusuna atış düzeltmelerinde yardımcı olacak birlikleri karaya çıkartmıştı. Seddülbahir'de [[Bigalı Mehmet Çavuş|Bigalı Mehmet]] isminde bir çavuş tüfeği tutukluk yapınca İngilizlere taşla saldırmış, Mustafa Kemal de bu olayın yayımlanmasına yardımcı olarak günümüzde Türk askeri için kullanılan "Mehmetçik" adının doğmasını sağlamıştır.{{kdş|Mango|1999|s=141}} 19. Tümen'e destek olması için 72. ve 77. alaylar da bölgeye kaydırıldı. Mustafa Kemal kolordu karargahından eğitimi zayıf Arap askerlerden oluşan bu alaylar yerine kendi eğittiği ve yedekte tutulan Türk alayları istedi ancak bu isteği reddedildi.{{kdş|Mango|1999|s=141}} 18 Mart 1915'te Çanakkale'deki [[Çanakkale Savaşı deniz harekâtları|en önemli deniz harekatı]] gerçekleşti ancak Mustafa Kemal'in bu harekâtla sadece dolaylı ilgisi vardı.{{kdş|Mango|1999|s=142}} Bu harekâttan hemen önce Nusret gemisi tarafından boğaza mayın döşendi. Bu mayınlar; [[HMS Queen Elizabeth (1913)|Queen Elizabeth]], [[HMS Ocean (1898)|Ocean]] ve Bouver gibi zırhlı gemilere zarar vererek geri çekilmelerine neden oldu.{{Kdş|Ortaylı|2018|s=126}} Bu sırada 19. Tümen ise, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komutanlığı emriyle [[Eceabat]] bölgesinde ihtiyata alındı.{{kaynak belirt}}
 
25 Nisan 1915'te [[Gelibolu Yarımadası]]'na [[İtilaf Devletleri]]'nin yaptığı çıkartmalarıyla [[Çanakkale Savaşı]]'nın ana kara harekâtları başladı. İtilaf Devletleri, Türklerin yoğun direnişine rağmen kuzeyden güneye doğru [[Gelibolu Yarımadası]]'nın Saros Körfezi tarafındaki [[Arıburnu Cephesi|Arıburnu]], güney ucundaki [[Seddülbahir Kalesi|Seddülbahir]] ve Anadolu yakasında [[Kumkale Muharebeleri|Kumkale yakınlarında]] karaya asker çıkardılar. Kumkale'deki Fransız askerleri kısa sürede geri çekildi ancak Arıburnu'ndaki İngiliz ve Anzaklar doğuya, Seddülbahir'deki İngiliz ve Fransızlar kuzeye ilerlemeye çalışıyordu.{{kdş|Mango|1999|s=143}} 3. Kolordu komutanı [[Mehmet Esat Bülkat|Mehmet Esat Paşa]]'nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal'in 19. Tümeni bu esnada Arıburnu'na 8&nbsp;km mesafede, yarımadanın Boğaz'a bakan kısmında yer alan Eceabat'ta yedek olarak bekletiliyordu. Seddülbahir'den Arıburnu'na kadarki İtilaf öncü güçleriyle Albay Halil Sami komutasındaki 9. Tümen karşılaşmıştı.{{kdş|Mango|1999|s=143}}
 
Halil Sami, Mustafa Kemal'den Arıburnu'nun doğusundaki tepeleri elde tutmak için derhal bir tabur istedi.{{kdş|Mango|1999|s=144}} von Sanders ve Esad Paşa'yla iletişime geçemeyen Mustafa Kemal ise inisiyatif alarak süvariler, tümenin topçu dağ taburu ve sıhhiyecilerden oluşan 57. Alay'ı sevk etti.{{kdş|Mango|1999|s=144}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=43-44}} Bu çarpışmayı anlatırken, bir tepeye tırmanıp arkadan gelen birliğini beklerken 9. Tümen'den geri çekilmekte olan askerlere rastladığını, Conk Bayırı'na doğru giden 261 rakımlı tepeye doğru serbest biçimde çıkan düşman askerlerini gördüğünü, düşmanın kendi askerlerinden daha yakında olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine cephanesi kalmadığını belirten askerlere "cephaneniz yoksa süngünüz var" diyerek süngü taktırıp mevzi aldırmış, bunu gören düşman da yatınca zaman kazanmıştır. Kendi 57. Alay'ı ulaşınca düşmanın kuzey kanadına saldırmak üzere "Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimizi başka kuvvetler ve kumandanlar alabilir" emrini vermiştir. 25 Nisan çatışmalarında kritik bir nokta olan Conk Bayırı tepesini elde tutmayı başardı.{{kdş|Mango|1999|s=144}} İlk günün çatışmalarının ardından Anzak kuvvetleri dar bir köprübaşında sıkıştırılmıştı.{{kdş|Gawrych|2013|s=44}} Ertesi gece 77. Alay paniğe kapılıp kaçınca durumu kritikleşti ancak yeni birliklerin varışı ile hatları yeniden güç kazandı. 29 Nisan'da Mustafa Kemal'e Arıburnu'nda gösterdiği yararlılık için İmtiyaz Nişanı verildi.{{kdş|Mango|1999|s=144}}
 
Mayıs ayında kuzey grubu tarafından savunulan cephe üç bölgeye ayrılmış, Mustafa Kemal grubun sağ kanadının kuzey bölgesinin komutanlığına getirilmişti. Liman von Sanders tüm kuvvetlerin komutanlığını sürdürüyordu. 29-30 Mayıs'ta Mustafa Kemal, Conk Bayırı'ndan Sazlıdere sel yatağına büyük çaplı bir hücum düzenledi. 1 Haziran'da albay rütbesine terfi etti.{{kdş|Mango|1999|s=146}}<ref name="YalçınKoca2005">{{Kitap kaynağı|url=https://books.google.com/books?id=bENpAAAAMAAJ|başlık=Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçişi|yayıncı=Berikan Yayınevi|yıl=2005|yazar1=E. Semih Yalçın|yazar2=Salim Koca|erişimtarihi=24 Ocak 2020|arşivurl=https://web.archive.org/web/20200521173433/https://books.google.com/books?id=bENpAAAAMAAJ|arşivtarihi=21 Mayıs 2020|ölüurl=hayır}}</ref>
 
Gelibolu cephesinin ikinci aşaması, İngiliz, Anzak ve Hint birliklerinin Mustafa Kemal'in savunduğu Arıburnu'nun kuzeyindeki [[Suvla Koyu]]'na 6 Ağustos gecesi yaptıkları çıkartma ile başladı. Çıkartma, Arıburnu'ndan kuzeye doğru bir saldırı ve ilerleme ile desteklendi ve [[Anafartalar Cephesi]] açıldı. Conk Bayırı tekrar tehdit edilince, Mustafa Kemal çocukluk arkadaşı [[Nuri Conker|Nuri]]'yi 24. Alay'ın başında burayı savunmaya gönderdi. Nuri, daha sonra [[Conk Bayırı Muharebesi]]'ndeki rolüyle Atatürk'ten "Conker" soyadını alacaktı.{{kdş|Mango|1999|s=149}} İtilaf kuvvetleri Suvla sahiline yerleşmeye başlayınca Liman von Sanders, Bolayır kıstağını koruyan iki tümene güneye inerek İngilizlere karşı saldırı yapma emri verdi. Kuvvetler bölgeye vardığında başlarındaki Albay Fevzi, askerlerin kırk kilometre yürüdüğü, yorgun oldukları ve tümünün bulunmaları gereken yerlere varamadıkları gerekçesiyle ek zaman istedi. Bunun üzerine von Sanders, 8 Ağustos 21.50'de Fevzi'yi görevden alarak yerine Mustafa Kemal'i getirdi.{{kdş|Mango|1999|s=144}}{{kdş|Gawrych|2013|s=45}} Haberi alan Mustafa Kemal, Arıburnu kuzeyindeki tüm güçlerin komutasını istedi; von Sanders kabul ederek onu 9 Ağustos'ta Suvla Koyu'nun kuzeyindeki Kireçtepe'den, güneydeki Conk Bayırı'na kadar bölgede yer alan altı tümenin komutasına geçirdi. Komutasındaki birlikler "Anafartalar Ordu Grubu" olarak yeniden adlandırıldı. Anafartalar Grup Komutanı olarak 9-10 Ağustos'ta [[Birinci Anafartalar Muharebesi|Anafartalar Zaferi]]'ni kazandı.{{kdş|Mango|1999|s=149}} Conk Bayırı'nda karşı saldırıyı bizzat yönetti. Çarpışma sırasında bir şarapnel parçası göğsündeki saate isabet etti.Parçalanan saat yaralanmasını önledi. Bu saati daha sona Liman von Sanders'a armağan etmişti. 10 Ağustos'ta cephenin güney ucundaki sırtları kontrol altına aldı.{{kdş|Mango|1999|s=150}}<ref name="comu1">{{Web kaynağı | soyadı1 = Esenkaya | ad1 = Ahmet | başlık = Çanakkale Savaşları Sırasında Türk Basınında Mustafa Kemal | url = http://acikerisim.lib.comu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/COMU/1175/Ahmet_Esenkaya_Bildiri.doc?sequence=1 | website = www.comu.edu.tr | yayıncı = Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi | erişimtarihi = 15 Mart 2020 | arşivengelli = evet | arşivurl = https://web.archive.org/web/20200322170516/http://acikerisim.lib.comu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/COMU/1175/Ahmet_Esenkaya_Bildiri.doc?sequence=1 | arşivtarihi = 22 Mart 2020 | ölüurl =hayır}}</ref> Alınan başarı üzerine [[5. Ordu (Osmanlı)|5. Ordu]] komutanı Müşîr [[Otto Liman von Sanders]]'in takdirini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta [[Anafartalar Cephesi#Kireçtepe İngiliz taarruzu|Kireçtepe]] ve 21 Ağustos'ta [[İkinci Anafartalar Muharebesi|II. Anafartalar Zaferi]] takip etti.<ref name="dergipark1">{{dergi kaynağı |ad1=İsmet |soyadı1=Görgülü |başlık=Çanakkale Zaferi ve Atatürk |dergi=Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi |tarih=1995 |cilt=4 |sayı=16 |sayfalar=498|url=https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/20711 |erişimtarihi=15 Mart 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200319174934/https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/20711 |arşivtarihi=19 Mart 2020 |ölüurl=hayır}}</ref>
 
Miralay Mustafa Kemal, [[Ruşen Eşref Ünaydın|Ruşen Eşref Bey]] (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basını tarafından "Anafartalar Kahramanı" olarak kamuoyuna tanıtıldı.<ref name="NBirinci1">{{kitap kaynağı |soyadı1=Birinci |ad1=Necat |başlık=Ruşen Eşref Ünaydın |tarih=1988 |yayıncı=T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı |yer=Ankara |sayfa=5 |basım=1988 |url=http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/38538/001615306001.pdf?sequence=1 |erişimtarihi=15 Mart 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200521150101/http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/38538/001615306001.pdf?sequence=1 |arşivtarihi=21 Mayıs 2020 |ölüurl=hayır}}</ref><ref name="zarıkan1">{{dergi kaynağı |ad1=Zeki |soyadı1=Arıkan |başlık=YENİ GÜNÜN MÜSABAKASINDA MUSTAFA KEMAL PAŞA |dergi=Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi |cilt=3 |sayı=11 |sayfa=255 |url=https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/20749 |erişimtarihi=15 Mart 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200319174938/https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/20749 |arşivtarihi=19 Mart 2020 |ölüurl=hayır}}</ref> ''Harb Mecmuası'' dergisinde boy fotoğrafı yer aldı.{{kdş|Zürcher|2010|s=132}} 20 Eylül'de hastalandı, sıtmaya yakalandığından kuşkulanıldı ancak Gelibolu'da görevine devam etti.{{kdş|Mango|1999|s=151}} Osmanlı ordusunu yöneten Alman subaylarla savaşın başından itibaren sorun yaşayan Mustafa Kemal, Eylül ayından sonra Çanakkale'deki savaşın kazanılacağını öngörerek daha faydalı olacağını düşündüğü başka bir cephede görev almak istedi.{{kdş|Mango|1999|po=150-153}}{{kdş|Gawrych|2013|s=49}}
 
5 Aralık'ta Liman von Sanders, Mustafa Kemal'e sağlık nedeniyle ayrılma izni verdi. Sonunda Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu komutanlığını [[Fevzi Çakmak|Fevzi Paşa]]'ya (Çakmak) teslim ederek [[Fethi Okyar|Fethi]], [[Tevfik Rüştü Aras|Tevfik Rüştü]] (Aras) ve Doktor [[Bahattin Şakir]] ile birlikte 10 Aralık'ta İstanbul'a doğru yola çıktı. 19-20 Aralık tarihinde İtilaf kuvvetlerini Arıburnu-Anafartalar sahilini terk etti.{{kdş|Mango|1999|s=153}} 28 Aralık 1915'te Alman İmparatoru [[II. Wilhelm|Kayzer II. Wilhelm]] tarafından tarafından [[Demir Haç]] nişanı ile ödüllendirildi.{{kdş|Gawrych|2013|s=48}}
 
==== Kafkasya Cephesi ====
{{Ayrıca bakınız|Kafkasya Cephesi (I. Dünya Savaşı)}}
[[Dosya:16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, Bitlis, 16 Kasım 1916.png|küçükresim|16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa Bitlis'te, 16 Kasım 1916.]]
 
14 Ocak 1916'da [[Gelibolu]]'dan [[Edirne]]'ye sevk edilmiş olan [[16. Kolordu (Osmanlı)|16. Kolordu]] komutanlığına atandı. [[Edirne]]'de bulunduğu 2 ay kadar süre boyunca 16. Kolordu'nun ikmali, toparlanması ve eğitimi ile ilgilendi. Eğitim amacıyla ''Ta’biye Mes’elesinin Halli ve Emirlerin Sûret-i Tahrîrine Dâir Nasâyih'' (''Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler''<ref name="TMHESTDN">{{kitap kaynağı |yazar1=Mustafa Kemal |başlık=Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler |özgünyıl=1916 |yıl=2011 |yayıncı=Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Yayınları |yer=Ankara |isbn=978-975-409-601-9 |basım=3 |url=http://ataturkicimizde.com/wp-content/TaktikMeselesinin.pdf |erişimtarihi=16 Temmuz 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200717022122/http://ataturkicimizde.com/wp-content/TaktikMeselesinin.pdf |arşivtarihi=17 Temmuz 2020 |ölüurl=hayır}}</ref>) eserini hazırladı ve yayımladı.{{kdş|Gawrych|2013|s=50}} Doğu Cephesinde Rus birlikleri Osmanlı 3. Ordusu'nu püskürtmüş ve 16 Şubat'ta [[Erzurum]]'u,{{kdş|Mango|1999|s=157}} 3 Mart'ta [[Bitlis]], [[Muş]], [[Van]] ve [[Hakkâri]]'yi işgal etmişti.{{kaynak belirt}} Albay Mustafa Kemal 11 Mart tarihinde 3. Orduyu desteklemesi için emrindeki 16. Kolordu ile birlikte [[Diyarbakır]]'a gönderildi; Halep üzerinden gerçekleşen uzun bir yolculuğun ardından 27 Mart'ta Diyarbakır'a vardı. Rütbesine göre kendisine ağır bir sorumluluk verilen 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal 1 Nisan 1916'da [[Diyarbakır]]'da iken Tuğgeneralliğe ([[Mirliva]]) yükseltildi ve [[Paşa]] unvanını aldı. 35 yaşında ulaştığı bu rütbe, I. Dünya Savaşı'nda aldığı en üst rütbe olacaktı. 16 Nisan'da karargahını [[Silvan]]'da kurdu.{{kdş|Mango|1999|s=158}} Bitlis-Muş arasındaki yaklaşık 100 kilometrelik bir cepheden sorumluydu, elindeki güç 13.741 asker, 9.297 tüfek, yedi makineli tüfek, 19 toptan oluşuyordu.{{kdş|Gawrych|2013|ss=51-52}}
 
Enver'in Doğu Cephesindeki planı, 2. ve 3. Ordu'nun ortak bir harekâtını öngörüyordu. Ancak 2. Ordu daha güneyde yerini alamadan Ruslar, 3. Ordu'ya saldırıp bozguna uğrattılar ve 15 Nisan 1916'da Trabzon'u işgal ettiler; temmuzda ise Gümüşhane, Bayburt ve Erzincan'ın da bulunduğu daha geniş bir alanı ele geçirdiler ve 2. Ordu'yu Diyarbakır'a gerilettiler. Osmanlı ordusu 3 Ağustos'ta karşı saldırıya geçti; 6 Ağustos'ta Mustafa Kemal'in 16. Tümen'i [[Muş]] ve [[Bitlis]]'i Ruslardan kurtararak Osmanlı birliklerine stratejik bir üstünlük sağladı. Kafkas Cephesindeki bu başarısından dolayı altın kılıçlı imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rusların ağustos sonundaki karşı saldırısı üzerine Mustafa Kemal 21 Ağustos'ta orduyu tekrar Silvan'a çekti. Muş Rusların elinde kalırken, Bitlis Osmanlı hakimiyetindeydi.{{kdş|Mango|1999|s=159}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=51-52}}
 
Mustafa Kemal [[Diyarbakır]]'dayken, İttihatçı fedailerden [[Yakub Cemil]] bir hükûmet darbesi yapmaya karar vermiştir. Savaşın kaybedildiğini düşünmektedir. Tek kurtuluş yolunun [[Bâb-ı Âli]]'yi basıp hükûmeti devirerek Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı'nı değiştirmek olduğuna inanmaktadır. Yeni Başkomutan Vekili ve [[Harbiye Nezâreti|Harbiye Nazırı]] olarak da Mustafa Kemal'i düşünmektedir. Anlaştığı arkadaşlarından biri komployu Enver Paşa'ya haber vermiştir. Bunun üzerine Yakub Cemil kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Mustafa Kemal [[Falih Rıfkı Atay]]'a anlattığı hatıralarında şöyle demektedir: "O vakit tümenlerimden birine komuta eden Ali Fuad (Cebesoy)'a, '[[Yakub Cemil]] asılmış. Sebebi de ben Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı olmadıkça kurtuluş yoktur,' demiş. Dediğini yapmış bile olsaydı ben [[İstanbul]]'a gittiğimde ilk iş olarak Yakub Cemil'i cezalandırırdım. Eğer ben, o ve onun gibiler tarafından iktidara getirilecek bir adamsam, adam değilim!" demiştir.<ref>Falih Rıfkı Atay, Çankaya (2010), "Bir komplo", s. 116, Pozitif Yayınları, ISBN 978-975-6461-05-5</ref>{{kdş|Mango|1999|s=164}}
 
Erken gelen 1916 kışı, bölgede daha fazla çatışma olmasını önledi. 25 Kasım'da 2. Ordu komutanı Ahmet İzzet Paşa izin alıp İstanbul'a döndüğünde Mustafa Kemal komutan vekili olarak ordunun başına geçti. Vekil olduğunda, gelecekte Kurtuluş Savaşı'nda beraber çalışacağı subaylar [[İsmet İnönü|İsmet (İnönü)]], [[Cafer Tayyar Eğilmez|Cafer Tayyar (Eğilmez)]] ve Harbiye'den arkadaşı [[Ali Fuat Cebesoy|Ali Fuat (Cebesoy)]] komutası altına girmişti.{{kdş|Mango|1999|ss=159-160}}
 
18 Şubat 1917'de Mustafa Kemal, Hicaz seferine katılan birliklerin komutanlığına atandığını öğrendi.{{kdş|Mango|1999|s=163}} 26 Şubat'ta Enver'in başkanlık edeceği toplantılara katılmak üzere Şam'a gitti. Görüşmelerin ardından planlarda değişiklik yapıldı; Fahrettin Paşa'nın birliklerinin Filistin cephesine kaydırılması ve Mustafa Kemal'in 2. Ordu'nun komutasına asaleten atanmasına karar verildi. Bu karar sadrazam Talat Paşa tarafından veto edildi.{{kdş|Mango|1999|ss=162-164}}
 
==== Sina ve Filistin Cephesi ====
{{Ayrıca bakınız|Sina ve Filistin Cephesi}}
[[Dosya:AtaturkYildirim.jpg|150px|küçükresim|Sina ve Filistin Cephesi'nde.]]
[[Dosya:Mustafa Kemal Atatürk (1918).jpg|150px|küçükresim|Kemal Paşa, [[Yıldırım Ordular Grubu]] Komutanlığı sırasında (1918). Üzerindeki, Padişahın Onursal Yaveri olduğunu simgeleyen şerittir.]]
7 Mart 1917'de karargâhı [[Diyarbakır]]'da bulunan 2. Ordu Komutan Vekilliğine atandıktan sonra [[Hicaz Kuvve-i Seferiyesi]] Komutanlığına getirilmek istendi. Ancak bunu kabul etmeyerek 5 Temmuz 1917'de [[Yıldırım Ordular Grubu]] emrindeki [[7. Ordu (Osmanlı)|7. Ordu]] Komutanlığına atandı.<ref name="Genkur1972"/>{{kdş|Gawrych|2013|ss=57-60}} 8 Ağustos'ta Halep'e gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldı.{{kdş|Mango|1999|s=165}} Bölgedeki değerlendirmelerinin ardından Yıldırım Ordular Grubu komutanı Alman [[Erich von Falkenhayn|Falkenhayn]] ile stratejik konularda anlaşamayarak 4 Ekim'de komutanlıktan istifa etti ve ay sonuna doğru İstanbul'a geldi ve [[Pera Palas]]'a yerleşti.{{kdş|Mango|1999|s=168}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=57-60}}
 
15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihleri arasında Veliaht [[VI. Mehmed|Vahdettin Efendi]]'nin maiyetinde [[Alman İmparatorluğu|Almanya]]'ya giderek [[Berlin]]'de [[II. Wilhelm|Kayzer II. Wilhelm]], [[Paul von Hindenburg|Hindenburg]], [[Erich Ludendorff|Ludendorff]] ve Genel Karargâh ile savaşın stratejik durumuna dair görüşmelerde yer aldı, [[Alsas]] bölgesini ve cepheyi ziyaret ederek subaylarla görüştü.{{kdş|Gawrych|2013|ss=57-60}} Ziyaret dönüşünde sol böbreğinin iltihap kapması üzerine uzun süre hasta olarak yattı. 25 Mayıs'ta yola çıktı; Haziran ve Temmuz 1918'de [[Viyana]] ve [[Karlovy Vary|Karlsbad]]'da tedavi gördü. Tedavisi esnasında Almanca ve Fransızca dersleri aldı. [[V. Mehmed|Sultan Mehmed Reşad]]'ın ölümü ve [[VI. Mehmed|Vahdettin]]'in [[cülûs]]u üzerine İstanbul'a dönmek üzere 27 Temmuz'da Karlsbad'dan ayrıldı ancak Viyana'da [[İspanyol gribi]]ne yakalandığı için İstanbul'a 4 Ağustos'ta varabildi.{{kdş|Mango|1999|ss=172-175}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=57-60}}
 
7 Ağustos'ta [[7. Ordu (Osmanlı)|7. Ordu]] Komutanı olarak [[Sina ve Filistin Cephesi|Filistin Cephesi]]'ne atandı.<ref>{{Web kaynağı |url=http://en.calameo.com/read/002333863e1f6474d3df4 |başlık=M.K. Paşa Filistin ve Suriye Cephesinde |erişimtarihi=10 Eylül 2015 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20211018130639/https://en.calameo.com/read/002333863e1f6474d3df4 |arşivtarihi=18 Ekim 2021 |ölüurl=hayır }}</ref>{{kdş|Mango|1999|ss=176-178}} 26 Ağustos'ta Halep'e ulaştı, daha sonra 1 Eylül'de{{kdş|Gawrych|2013|ss=57-60}} [[Nablus]]'taki karargahına geçti. Suriye'de ve muharebe hattındaki incelemesinin ardından Enver'in kendisini yanlış bilgilendirdiğini ve elindeki kuvvetin zayıflığını tespit etti. 19 Eylül'de [[Edmund Allenby|General Allenby]] komutasındaki İngiliz kuvvetleri, [[Otto Liman von Sanders|General Sanders]] komutasındaki Yıldırım Ordular Grubu'na saldırıya geçerek [[Megiddo Muharebesi (1918)|Megiddo Muharebesi]]'ni başlattılar. Muharebe sonucunda [[Yıldırım Ordular Grubu]]'nu oluşturan [[8. Ordu (Osmanlı)|8. Ordu]] tamamen, [[4. Ordu (Osmanlı)|4. Ordu]] ise büyük ölçüde imha oldu. Sadece Mustafa Kemal Paşa komutasındaki [[7. Ordu (Osmanlı)|7. Ordu]] [[Şam]] ve [[Halep]]'ten kuzeye çekilerek, [[Kilis]] güneyindeki Müslimiye'de savunma hattı oluşturdu. [[Mondros Mütarekesi|Mondros Ateşkes Anlaşması]]'na kadar geçen zamanda, [[Britanya İmparatorluğu]] birliklerinin Toros geçitlerinden [[Anadolu]] içlerine sızmasını önledi.<ref name="Villalta">*J. Blanco Villalta, Atatürk, Çey. Fatih Özsu, Ankara, 1982, Syf. 225.</ref> Savaş sürerken 20 Eylül'de ''Fahri Yaver Hazreti Şehriyari'' (Padişahın Onursal Yaveri) unvanı verildi.{{kdş|Mango|1999|s=178}} Mustafa Kemal Paşa, aynı gün [[VI. Mehmed|Vahdettin]]'in başyaveri [[Naci Eldeniz|Naci (Eldeniz) Bey]]'e bir telgraf çekerek Yıldırım Ordular Grubu'nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükûmette kendisinin [[Harbiye Nezâreti|Harbiye Nazırı]] ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi.<ref>Hikmet Bayur, '1918 Bırakışmasından Az Önce Mustafa Kemal Paşa'nın Başyaver Naci Bey Yolu ile Padişaha Bir Başvurması', ''Belleten'', C.XXI, Sayı: 84, Ekim 1957, s. 561-565, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, ''Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri'', C.IV, Türk Tarih Kurumu Basınevi, Ankara, 1991, s. 13-14 (Türk İnkılâp Enstitüsü Arşivi: [tel:63/17436 63/17436])</ref> 27 Eylül'de İngiliz kuvvetlerinin 7. Ordu'nun geri bölgesini tehdit etmesi üzerine Şam'ın güneyindeki Kisve'ye geri çekilme emri verdi. Sanders şehri savunma emri verdi ve 8. Ordu'yu Mustafa Kemal komutasına verdi; ancak Şam 30 Eylül'de düştü. Mustafa Kemal kuvvetlerini Halep'e geri çekerek savunma düzeni aldı. Burada sokak çatışmaları da içeren uzun bir savunmanın ardından 25 Ekim'de [[Halep]] düştü. Mustafa Kemal elde kalan kuvvetlerini Anadolu'ya geri çekti.{{kdş|Gawrych|2013|ss=60-61}}
 
30 Ekim 1918'de [[Mondros Mütarekesi]] imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. Mondros Mütarekenamesi 19. maddesi gereğince, Yıldırım Ordular Grubu kumandanı olan [[Otto Liman von Sanders]] Paşa'nın görevden alınması üzerine Mustafa Kemal Paşa bu göreve getirildi.<ref name="Türkmen">Zekeriya Türkmen, ''Mütareke döneminde Ordunun Durumu ve Yeniden Yapılanması (1918-1920)'', Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2001, s. 45-50.</ref>
 
[[Mondros Mütarekesi]]'nden sonra [[Anadolu]]'da milisler ([[Kuvâ-yi Milliye]]) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başlamıştı. 5 Kasım'da Suriye'deki İngiliz komutanı, Halep'teki birliklerine malzeme taşımak üzere [[İskenderun Limanı]]'nı kullanacağını söyleyerek kenti işgal edeceğini bildirdi; Mustafa Kemal iki gün öncesinde bir telgrafla mütareke koşullarını öğrenmek istemişti. 6 Kasım'da sadrazama gönderdiği uyarıda İngiliz işgaline silahla karşı koyacağını bildirdi; ancak Ahmet İzzet Paşa'nın ertesi günkü telegrafıyla emri geri almak zorunda kaldı.{{kdş|Mango|1999|ss=189-191}} 7 Kasım'da Yıldırım Ordular Grubu ile 7. Ordu lağvedildi.<ref name="Türkmen"/> Kendisi son görev yeri Adana'dan ayrılmadan Ulukışla'ya gelerek ilk örgütlenmeyi başlatmıştır.<ref>{{Web kaynağı |url=http://en.calameo.com/books/0023338634884d9ccafef |başlık=Ulukışla ve Kuvayı Milliye |erişimtarihi=19 Mayıs 2013 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20131203051149/http://en.calameo.com/books/0023338634884d9ccafef |arşivtarihi=3 Aralık 2013 |ölüurl=evet }}</ref> Yakındaki Antep'te kentin ileri gelenlerinden [[Ali Cenani]] ile görüşerek direniş düzenlemesi durumunda silahları kendisinin sağlayacağına söz vermişti; bu silahlar daha sonra halka dağıtıldı ve işgal güçlerine karşı kullanıldı.{{kdş|Mango|1999|ss=189-191}}
 
10 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Kıt'alarının komutasını 2. Ordu Komutanı Nihat Paşa'ya bırakarak [[Adana]]'dan [[İstanbul]]'a hareket etti.{{kdş|Gawrych|2013|ss=62-63}} Geri çağrılmasından sonra bölgedeki düzenli Osmanlı orduları mümkün olan tüm malzemeleriyle beraber [[Toros Dağları|Toroslar]]'ın kuzeyine çekildi, 2. Ordu dışında tüm birlikler dağıtıldı.{{kdş|Mango|1999|ss=189-191}}
 
== Millî Mücadele (1919-1923) ==
{{Ayrıca bakınız|Türk Kurtuluş Savaşı}}
=== Örgütlenme ===
==== İşgal dönemi ====
[[Dosya:Büyüklerimiz - Mustafa Kemal Paşa.jpg|küçükresim|150px|''[[Büyük Mecmua]]''{{'}}nın 20 Mart 1919 tarihli 3. sayısının 44. sayfasında çıkan "Büyüklerimiz - Mustafa Kemal Paşa" başlıklı yazı.]]
[[Dosya:Mustafa Kemal Atatürk met onderscheidingen.jpg|küçükresim|150px|9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, 17 Nisan 1919.]]
Mustafa Kemal 13 Kasım'da [[İstanbul]]'a [[Haydarpaşa Garı]]'na ulaştı. [[Haydarpaşa]]'dan [[İstanbul]]'a geçerken [[İstanbul'un İşgali|şehrin işgali]] için boğaza demirli düşman savaş gemilerini gördüğünde ünlü "Geldikleri gibi giderler!" sözünü söyledi. İşgal altındaki İstanbul'da geçirdiği altı aylık süre boyunca ülkenin işgali ve parçalanmasına karşı direnmek isteyen diğer yurtsever subaylarla gizli görüşmeler yaptı.{{kdş|Gawrych|2013|ss=62-63}} [[Mütareke (dönem)|Mütareke dönemi]]nde [[Fethi Okyar|Fethi Bey]] (Okyar) ile birlikte [[Ahmet İzzet Furgaç|Ahmet İzzet (Furgaç) Paşa]] yanlısı ve [[Ahmet Tevfik Okday|Ahmet Tevfik Paşa]] (Okday) karşıtı bir tavrı koyan ''Minber'' gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.{{kdş|Mango|1999|s=196}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=62-63}} Yıl sonuna doğru daha önce yazdığı ''[[Zabit ve Kumandan ile Hasbihal|Zâbit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl]]'' kitabını yayımlattı.{{kdş|Gawrych|2013|ss=62-63}} İstanbul'da önce Pera Palas'ta kaldı, kısa bir süre sonra Halep'te tanıştığı Suriyeli bir Hristiyan Arap olan [[Salih Fansa]]'nın Beyoğlu'ndaki evine taşındı. Ardından 21 Aralık 1918'de, [[Akaretler]]'de oturan annesi [[Zübeyde Hanım]] ve kız kardeşi [[Makbule Atadan|Makbule]]'yi de yanına alarak günümüzde [[Atatürk Müzesi]] olan eve yerleşti.{{kdş|Mango|1999|s=194}} İstanbul'un [[İstanbul'un İşgali|işgal altında]] bulunduğu günlerde Mustafa Kemal arkadaşlarıyla bu evde sık sık toplandı.{{kdş|Mango|1999|s=204}} Bu toplantılarda önceleri İstanbul'daki hükûmeti değiştirme, daha sonra ise ülkenin işgaline karşı ordunun dağıtılmasının durdurulması, silah ve mühimmatın saklanması, genç subayların Anadolu'ya geçirilmesi, ulusal görüşlere bağlı bürokratların yerlerinde kalması ve halkın moralinin yükseltilmesi konularında kararlar alındı.{{kdş|Gawrych|2013|s=64}} [[Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı|Samsun'a hareket ettiği gün]] olan 16 Mayıs 1919'a kadar bu evde oturdu.<ref>{{Web kaynağı | başlık = İBB Atatürk Müzesi - Şişli | url = http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/ataturkkitapligi/index.php?dil=tr&p=3 | website = ibb.gov.tr | yayıncı = İstanbul Büyükşehir Belediyesi | erişimtarihi = 18 Temmuz 2020 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20140925092758/http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/ataturkkitapligi/index.php?dil=tr&p=3 | arşivtarihi = 25 Eylül 2014 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
Parlamentoyu Ahmet Tevfik Paşa aleyhine etkilemeye çalışan Mustafa Kemal, başkentte kaldığı altı ay boyunca birkaç kez padişahın huzuruna çıktı.{{efn|Mango dört,{{kdş|Mango|1999|s=198}} Gawrych ise altı kez{{kdş|Gawrych|2013|s=64}} padişah huzuruna çıktığını belirtmektedir.}} Vahdettin, Mustafa Kemal'i kullanmak istemesine rağmen onun siyasi güç sahibi olmasına karşıydı ve [[Damad Ferid Paşa]] ve Tevfik Paşa gibi hanedana mensup kadınlarla evlenmiş olanlarla çalışmayı yeğliyordu. 18 Kasım'da parlamento Tevfik Paşa hükûmetinin programını görüşmek üzere toplandı ancak Fethi'nin (Okyar) partisine destek veren yirmi yedi milletvekili hükûmet aleyhine oy kullandığı için oylama sonuçsuz kaldı. Ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı, 19 Kasım'da yapılan oylamada Tevfik Paşa hükûmeti basit çoğunlukla görevde kaldı.{{kdş|Mango|1999|s=197}} Politikacılar arasında tartışmalar sürerken, aralarında Mustafa Kemal'in de yer aldığı subaylar Osmanlı ordusundan geri kalan parçaları denetim altına almaya ve İtilaf devletleri planlarına direnmeye uğraşıyordu. Meclisin güvenini kaybeden Tevfik Paşa 21 Aralık'ta padişah huzuruna çıkarak meclisin dağıtılmasını istedi ve [[İkinci Meşrutiyet]] dönemi sona erdi, padişahın şahsi yönetimine geri dönüldü.{{kdş|Mango|1999|s=198}} 4 Ocak 1919'da seçimler süresiz olarak ertelendi.{{kdş|Gawrych|2013|s=64}}
 
20 Aralık'ta bir kez daha padişah huzuruna çıktı ancak hükûmete katılma girişimleri sonuç vermedi. 29-30 Ocak 1919'da İttihat ve Terakki eski üyelerinden otuzu tutuklandı; tutuklananlar arasında Mustafa Kemal'in arkadaşı Dr. [[Tevfik Rüştü Aras|Tevfik Rüştü]] (Aras) da yer alıyordu. İtalyan Yüksek Komiseri Kont Carlo Sforza anılarında 1919 başında İstanbul'daki İngiliz ajanlarının Mustafa Kemal'i de tutuklayıp Malta'ya göndermeye hazırlandıklarını ancak diplomatik sorunlar yaratmamak için bu hazırlıkların uygulamaya geçmediğini yazmıştır. 1919'un başında İstanbul'da birçok siyasi kriz yaşandı, sonunda 4 Mart'ta Damad Ferid Paşa liderliğinde İttihatçılardan arınmış yeni bir hükûmet kuruldu. Milliyetçiler ordunun kontrolünü ellerinde tuttular ama yeni Harbiye Nazın Şakir Paşa, genelkurmay başkanı Fevzi'nin (Çakmak) yerine Cevat Paşa'yı (Çobanlı) atadı. 9 Mart'ta tüm İttihat ve Terakki önderleri tutuklandı.{{kdş|Mango|1999|ss=201-204}}
 
Tüm bu siyasi karışıklıklar sürerken Mustafa Kemal, [[Rauf Orbay|Rauf]], [[Ali Fuat Cebesoy|Ali Fuat]], [[Fahrettin Altay|Fahrettin]], [[Refet Bele|Refet]], [[Kâzım Karabekir]], [[İsmet İnönü|İsmet]] gibi subaylarla sık sık görüşüyordu. Ali Fuat ile beraber askerlerin terhis edilmesini durdurmak, eldeki silah ve mühimmatı korumak ve aynı fikirleri paylaştıkları subay ve sivilleri kilit görevlerde tutmak üzerine bir harekât planı yapmıştı. Bu fikirler Genelkurmay'da görevli subaylar tarafından da paylaşılıyordu.{{kdş|Mango|1999|s=205}} Bu esnada Anadolu'nun ve Trakya'nın farklı bölgelerinde [[Müdâfaa-i hukuk cemiyetleri]] kuruluyordu. Mustafa Kemal ve diğer subaylar bu cemiyetlerle ilişkiler kurmaya başlamıştı.{{kdş|Mango|1999|s=208}} Şubat 1919'da Ali Fuat 20. Kolordu komutanı olarak Ankara'ya, 13 Mart'ta ise Kâzım Karabekir 15. Kolordu komutanı olarak Erzurum'a atandı. Mustafa Kemal de Anadolu'da bir görev almayı hedefliyordu.{{kdş|Gawrych|2013|ss=65-66}}
 
Nisan ayında Harbiye Nazırı Şakir Paşa tarafından çağrılan Mustafa Kemal, [[Fevzi Çakmak|Fevzi Paşa]]'nın (Çakmak) vekili Tuğgeneral [[Kâzım İnanç|Kâzım]]'ın (İnanç) da yer aldığı bir kararla Doğu Anadolu'da Rumların tacizlerini çözme görevi ile 9. Ordu müfettişliğine atandı. Karar 30 Nisanda resmen açıklandı ve kısa süre sonra kabine tarafından onaylandı. Bu görev kapsamında Mustafa Kemal bölgede düzeni sağlayacak, silahların toplanıp güvenli bir yerde depolanmasını denetleyecek, ordunun 'şuralar' kurduğu konusundaki raporları araştıracak ve eğer bunlar gerçekse, uygulamaya son verdirecekti. Mustafa Kemal'in de etkisinin bulunduğu{{kdş|Gawrych|2013|ss=65-66}} bu kararla yalnızca 9. Ordu ile doğu ve orta Anadolu'daki sivil yöneticiler ona bağlanmakla kalmıyor, daha batı ve güneydeki bölgelerin komutanları ve sivil yöneticileri de isteklerine uymakla yükümlü tutuluyorlardı.{{kdş|Mango|1999|ss=210-211}} 15 Mayıs'ta genelkurmay başkanlığına bir veda ziyareti yaptı; burada gizli bir görüşmede genelkurmay başkanlığından ayrılmak üzere olan Fevzi Paşa (Çakmak) ve halefi [[Cevat Çobanlı|Cevat Paşa]] (Çobanlı) ile görüştü. Fevzi Paşa ile silah ve malzemelerin İtilaf Devletleri'ne teslim edilmemesi, Anadolu'da Kuvâ-yi Milliye'ye dayanan bir yönetim kurulması ve askerî harekâtların sadece savunmayla sınırlı kalmaması yönünde bir anlaşmaya vardılar. Mustafa Kemal Cevat Paşa'dan kişisel bir şifre aldı, Fevzi Paşa ise subaylar ve silahların Anadolu'ya gönderilmesini örgütledi. Ardından padişah ile son bir görüşmede bulundu ve 16 Mayıs'ta kurmaylarıyla beraber Samsun'a doğru [[Bandırma Vapuru]]'yla yola çıktı.{{kdş|Mango|1999|ss=213-215}}{{kdş|Gawrych|2013|ss=65-66}}
 
==== Samsun'a çıkışı ====
{{Ana|Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı}}
[[Dosya:Mustafa Kemal'in 9. Ordu Müfettişliği'ne tayin yazısı.JPG|200px|küçükresim|Harbiye Nezareti'nin Mustafa Kemal Paşa'yı 9. Ordu Kıtaatı Müfettişliği'ne tayin yazısı.]]
[[Dosya:"Mustafa Kemal Paşa".jpg|200px|küçükresim|''[[İleri (gazete)|İleri]]'' gazetesinin 6 Ekim 1919 tarihli "Mustafa Kemal Paşa" başlıklı yazısı.]]
2 Şubat 1919 tarihinde Mersinli Cemal Paşa doğudaki Osmanlı ordularını mütareke koşullarına göre düzenlemek için müfettiş olarak Anadolu'ya gönderilmişti. İngiliz Yüksek Komiseri [[Somerset Arthur Gough-Calthorpe|Amiral Calthorpe]] ve Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet, 1918 yılı Kasım ayında Osmanlı hükûmetine nota verdiler. Doğuda Türklerin silahlanıp Hristiyanları öldürdüğünü, buna karşı önlem alınmasını talep ettiler. Mustafa Kemal Paşa, Padişah [[VI. Mehmed|Vahdettin]] tarafından işgal kuvvetlerinin Yüksek Komiserlerinin verdiği notalar gereğince olağanüstü yetkilerle donatılarak [[Vilâyat-ı Sitte]]'deki (Altı Vilayet) Hristiyan ahaliyi korumak ve işgal kuvvetlerine karşı yapılan ufak çaplı isyanları bastırmak için görevlendirildi.{{kaynak belirt}} Karadeniz'deki İngiliz Ordusunun komutanı General Sir [[George Milne]]'in Mustafa Kemal'in görevi ile ilgili yazdığı bir mektuba cevaben Harbiye Nezareti 24 Mayıs'ta verdiği yanıtta Mustafa Kemal'in görevinin 1. ve 3. Kolorduları kapsadığı ve askeri birliklerin bakanlık emirlerine itaati, top kamalarını sökülmesini kontrol etmek ve halkın huzursuzluğunu önlemek olduğunu bildirdi. Gerçekte ise Mustafa Kemal ile kolordu komutanları Erzurum'daki Kâzım Karabekir ile Sivas'taki Refet'in (Bele) amacı askeri malzemelerin teslimini engellemekti. Yunanların Ege bölgesinde ilerlemesini önlemek isteyen Genelkurmay da bu amacı paylaşıyordu.{{kdş|Mango|1999|ss=217-218}}
 
Atatürk, gazeteci [[Falih Rıfkı Atay]]'a Samsun'a hareket etmeden önce Vahdettin ile olan son görüşmesini anlatmıştır. Bu görüşmede [[VI. Mehmed|Vahdettin]], [[Samsun]]'a hareket etmeden önce kendisini ziyarete gelen Mustafa Kemal Paşa'ya "Paşa Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir, tarihe geçmiştir. Bunları unutun, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa Paşa, devleti kurtarabilirsin!" demiştir. Ancak Atatürk, Vahdettin'in samimiyetinden emin olamadığını, onun İtilaf Devletleri'nin siyasetine uygun hareket ederek bu siyasete karşı gelen Türklerin yatıştırılmasını istediğini anlatmıştır.<ref>Falih Rıfkı Atay, Çankaya (2010), s. 202, Pozitif Yayınları, ISBN 978-975-6461-05-5</ref> Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Kurmay Albay [[Refet Bele|Refet Bey (Bele)]], Kurmay Albay [[Kâzım Dirik|Kâzım (Dirik) Bey]], Kurmay Albay [[Mehmet Arif Bey (1883 doğumlu siyasetçi)|'Ayıcı' Mehmet Arif Bey]], Dr. Albay [[İbrahim Talî Öngören|İbrahim (Talî Öngören) Bey]], Kurmay Binbaşı [[Hüsrev Gerede|Hüsrev (Gerede) Bey]], Dr. Binbaşı [[Refik Saydam|Refik (Saydam) Bey]], Binbaşı [[Kemal Doğan|Kemal (Doğan) Bey]], Yüzbaşı [[Cevat Abbas Gürer|Cevat Abbas (Gürer) Bey]] ve Yüzbaşı [[Ali Şevket Öndersev|Ali Şevket (Öndersev) Bey]] ile beraber [[Samsun]]'a çıktı.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/mmuc/samsun.html | başlık = Mustafa Kemal'in Samsun'a Çıkışı | erişimtarihi = 16 Ağustos 2011 | yayımcı = ataturk.net | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160304120228/http://www.ataturk.net/mmuc/samsun.html | arşivtarihi = 4 Mart 2016 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
İşgale karşı direniş hareketleri 30 Ekim 1918'de ateşkes imzalanmasının hemen ardından müneferit biçimde başlamış olmasına rağmen, Mustafa Kemal ve yanındaki çoğu kurmay olan komutanların Samsun'a çıktığı 19 Mayıs 1919 günü, [[Türk Kurtuluş Savaşı]]'nın fiili başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.meb.gov.tr/belirligunler/19mayis/makaleler/1919a_bakis.html | başlık = TÜRK ULUSAL KURTULUŞ HAREKETİNİN BAŞLANGICI | ilk = Mehmet | son = Atay | erişimtarihi = 9 Ağustos 2011 | yayımcı = [[TC Millî Eğitim Bakanlığı|meb.gov.tr]] | arşivurl = https://web.archive.org/web/20131113071221/http://www.meb.gov.tr/belirligunler/19mayis/makaleler/1919a_bakis.html | arşivtarihi = 13 Kasım 2013 | ölüurl =hayır}}</ref>{{kdş|Mango|1999|s=217}} Bir hafta boyunca [[Gazi Müzesi|Mantıka Palas]]'ta kaldığı bu süreçte, bölgede meydana gelen çatışmaların sebebini araştırmış ve padişah Vahdettin tarafından verilen görevin aksine, işgalcilere karşı bizzat yerel [[Kuvâ-yi Milliye]] örgütlerinin kurulmasında rol oynamıştır.<ref name="Samsun">{{Web kaynağı|url=https://www.atam.gov.tr/nutuk/ordu-ile-temas|başlık=Ordu ile temas|erişimtarihi=1 Haziran 2020|arşivengelli=hayır|tarih=|iş=[[Nutuk (eser)|Nutuk]]|yayımcı=[[Atatürk Araştırma Merkezi|atam.gov.tr]]|ilk=Mustafa Kemal|son=Atatürk|arşivurl=https://web.archive.org/web/20191006062441/http://www.atam.gov.tr/nutuk/ordu-ile-temas|arşivtarihi=6 Ekim 2019|ölüurl=hayır}}</ref>
 
21 Mayıs'ta güvenlik durumunu görüşmek üzere İngiliz güvenlik subayı Yüzbaşı L.H. Hurst ve iki meslektaşıyla buluştu. İngilizlerin Osmanlı hükûmetinin ülkeyi yönetemediği ve birkaç yıl yabancı müdahalesine ihtiyaç olduğu görüşlerine karşı çıktı, Samsun bölgesindeki sorunların Rumların ayrılıkçı hedeflerine son verdiği anda çözüleceğini ve Osmanlı topraklarında Yunanların egemenlik hakkı olmadığını bildirdi.{{kdş|Mango|1999|s=220}} Samsun'da birkaç gün daha kalan ve görüşmeler yapan Mustafa Kemal, bu bir haftanın sonunda [[Havza, Samsun|Havza]]'ya geçti. Kasabada iyi karşılanan Mustafa Kemal, halktan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'nin bir şubesini açmalarını istedi.{{kdş|Mango|1999|s=221}} Mustafa Kemal'in Havza'daki hareketleri Rumlar tarafından Yüzbaşı Hurst'e aktarılmıştı; Hurst'ün raporu üzerine 8 Haziran'da Yüksek Komiser Amiral Calthorpe, İngiliz dış işleri bakanlığına konuyu bir telgrafla bildirdi. Bunun üzerine İngiliz yetkililer Osmanlı hükûmetine Mustafa Kemal'in görevinden alınması yönünde baskı yaptı. Aynı gün sadrazam vekili, İngiliz yetkililere kabinenin Mustafa Kemal'i geri çağırmaya karar verdiğini açıkladı; Harbiye Nazırı [[Şevket Turgut Paşa]] ise Mustafa Kemal'in gitmesine kendilerinin izin verdiğini anımsattı ancak Mustafa Kemal'e "İstanbul'a dönerek kendisini onurlandırmasını" bildirdi. Mustafa Kemal 11 Haziran'da zaman kazanma amacıyla neden geri çağrıldığını sordu.{{kdş|Mango|1999|s=222}} Havza'da geçirdiği on yedi gün sonunda, Rauf'tan (Orbay) iç kesimlere yolculuk yapmasını engelleyecek bir İngiliz müfrezesinin gönderilebileceği haberini alınca 13 Haziran'da kimseye haber vermeden Refet'in (Bele) bir tümeninin yer aldığı ve daha güvenli olan [[Amasya]]'ya gitmeye karar verdi.{{kdş|Mango|1999|s=224}}
 
==== Amasya Genelgesi ====
[[Dosya:Mustafa Kemal Atatürk (renklendirilmiş) 3.jpg|küçükresim|sağ|200px]]
Mustafa Kemal 13 Haziran'da, Ali Fuat ve Rauf 19 Haziran'da, Refet ise 20 Haziran'da Amasya'ya vardı.{{kdş|Mango|1999|s=224}} Bu esnada Batı Anadolu'da Yunan işgalleri devam ediyor, Redd-i İlhak Cemiyetleri İstanbul hükûmetine ve İtilaf devletlerine protesto telgrafları gönderip direniş çağrıları yapıyordu. Bu hareketliliğin Paris'te görüşmeler yapan Osmanlı heyetini zora düşüreceğini düşünen Dahiliye Nazırı [[Ali Kemal]], 16 Haziran'da ülkedeki bütün postanelere protesto telgraflarını kabul etmemeleri için talimat gönderdi.{{kdş|Mango|1999|s=225}} 18 Haziran'da Mustafa Kemal, 1. Kolordu komutanı Albay Cafer Tayyar'a çektiği bir telgrafta İstanbul'daki hükûmetin gücünü yitirdiğini, Anadolu halkının ulusal bağımsızlık için birleştiğini, Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetlerinin tek bir isim altında birleştirilmeleri ve Anadolu içinde bir yerden yönetilmeleri gereğini, Trakya'daki cemiyetten bir-iki delegenin Sivas'a gönderilmesini yazmıştı.{{kdş|Mango|1999|s=226}}
 
Mustafa Kemal hazırladığı bildiri taslağını 19-20 Haziran'da [[Rauf Orbay|Rauf]], [[Refet Bele|Refet]] ve [[Ali Fuat Cebesoy|Ali Fuat]] ile görüştü. Genelge hazırlandıktan sonra Konya'daki 2. Ordu Müfettişi [[Cemal Mersinli|Cemal]] (Mersinli) ile [[Erzurum]]'da bulunan 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir'e gönderilerek onayları alındı. 22 Haziran 1919'da [[Amasya Genelgesi]]'ni yayımladı. Daha sonra bütün mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla ulaştırıldı.{{kdş|Mango|1999|s=226}}
 
[[Amasya Genelgesi]] [[İstanbul]]'da bulunan işgal güçlerinin tepkisi çekmiştir ve İngilizler Mustafa Kemal'i [[İstanbul]]'a geri getirmek için İstanbul Hükûmeti üzerindeki baskılarını arttırmıştır. Bu sırada İçişleri bakanı olan [[Ali Kemal]] Bey bir genelge yayımlayarak Mustafa Kemal'in iyi bir asker olduğunu ancak İngiliz baskısı sonucu görevinden alındığını ifade etmiştir. [[Amasya Genelgesi]]'nde vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu, İstanbul hükûmetinin üzerine aldığı sorumluluğu yerine getiremediği, bu durumun milleti yok olmuş gibi gösterdiği anlatılmıştır. Genelgede "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edilmiştir. Anadolu'nun her bakımdan güvenli bir yeri olan [[Sivas]]'ta bir kongre toplanacağı belirtilmiştir. Bu kongreye katılmak için her ilden 3 temsilcinin seçilerek gönderilmesi ve temsilcilerin seyahatlerini gizli tutmaları istenmiştir. Doğu illeri için de [[Erzurum]]'da bir kongrenin toplanacağı, daha sonra [[Erzurum Kongresi]] üyelerinin de Sivas'a katılmak üzere hareket edeceği belirtilmiştir.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/mmuc/amasya.html | başlık = ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919) | erişimtarihi = 29 Temmuz 2016 | yayımcı = ataturk.net | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160201090309/http://www.ataturk.net/mmuc/amasya.html | arşivtarihi = 1 Şubat 2016 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
==== Erzurum Kongresi ====
Mustafa Kemal'den kurtulmaya kararlı olan tek hükûmet üyesi Dahiliye Nazırı [[Ali Kemal]], 23 Haziran'da yerel yetkililere gönderdiği genelgede yerel yöneticilere "kendisi ile hiçbir resmî işleme girişmemeleri, hükûmet işleri ile ilgili hiçbir isteğini yerine getirmemeleri" için emir verdi. Telgraftan habersiz olan Mustafa Kemal ve Rauf, 26 Haziran'da Amasya'dan ayrılarak Erzurum'a geçti. Sivas valisi [[Reşit Paşa]], Mustafa Kemal'i nasıl karşılaması gerektiğini İstanbul'a sorduğunda Ali Kemal ile Harbiye Nazırı [[Şevket Turgut Paşa]] arasında şiddetli bir kavgaya sebep oldu; iki nazır da 26 Haziran'da istifa etti. Yeni dahiliye nazırı [[Reşid Akif Paşa]], Sivas valisine gönderdiği telgrafta Mustafa Kemal'in görevinden uzaklaştırılmış herhangi bir general gibi karşılanması gerektiğini bildirdi.{{kdş|Mango|1999|ss=228-229}}
 
Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal'i 3 Temmuz'da Erzurum'un 15&nbsp;km dışında karşıladı ve konuklarını törenle Erzurum kalesinin karargahına götürdü. Kente gelir gelmez Refet'ten bir an önce ordudan istifa etmesi ve Erzurum'da güvenlik altında kalması yönünde telgraf aldı. İngilizler ulusal ve yabancı-karşıtı duyguların merkezi hâline geldiğini düşünüyordu. Mustafa Kemal ertesi gün Sultan Vahdettin'in tahta çıkışının yıldönümü vesilesiyle ona sadakatini bildiren bir tebrik telgrafı gönderdi.{{kdş|Mango|1999|ss=230-231}} 7 Temmuz'da 3. Ordu müfettişi olarak bütün komutanlara gönderdiği son emrinde askeri ve ulusal örgütlerin kesinlikle dağıtılmaması, komuta kademelerinin teslim edilmemesi, cephane ve silahların verilmemesi ve "düşman" birliklerin bundan sonra atacakları adımlara karşı askeri tepki gösterilmesini, ordunun hilafetin güvenliğini sağlayabilecek tek unsur olan ulusal iradenin aracı olduğunu belirtti. Açık bir başkaldırı olan bu emrin ardından [[Somerset Arthur Gough-Calthorpe|Amiral Calthorpe]], Refet ile Mustafa Kemal'in derhal geri çağrılmalarını istedi. 8-9 Temmuz gecesi Mustafa Kemal, Harbiye Nazırı [[Ali Ferid Paşa]] ile telgraf üzerinden saatlerce görüştü. Görüşme sonunda görevinden alınacağını hisseden Mustafa Kemal istifa etti, Ferit Paşa ise görevden alındığını söyledi.{{kdş|Mango|1999|ss=231-232}}
 
[[Kâzım Karabekir|Kâzım Karabekir Paşa]] tarafından [[Erzurum]]'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Kongresine ([[Erzurum Kongresi]]) katıldı.<ref>[http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Nutuk&IcerikNo=42 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi, Atatürk Araştırma Merkezi web sayfası.] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20080528042257/http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Nutuk&IcerikNo=42 |tarih=28 Mayıs 2008 }} 11 Temmuz 2009 tarihinde ulaşıldı.</ref> Kongre başında Kâzım Karabekir, Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin iki üyesinin istifa ettirerek Rauf (Orbay) ile Mustafa Kemal'in tam üye olarak kongreye katılmalarını sağladı.{{kdş|Mango|1999|ss=234-235}} 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında gerçekleşen kongrede 56 delege yer aldı. Mustafa Kemal ilk başta hazırlık komitesi başkanı seçildi, daha sonra yine Karabekir'in çabasıyla kongre başkanı seçildi.{{kdş|Mango|1999|ss=234-235}} Yaptığı konuşmada ülkenin bölünmekte olduğunu, İstanbul hükûmetinin güçsüzlüğünü ve İtilaf devletlerinin entrikalarını anlattı; ülkenin kaderini elinde tutacak bir ulusal yönetim kurulabileceğinden bahsetti.{{kdş|Mango|1999|ss=234-235}}
 
Kongreye İstanbul hükûmetinden ciddi itirazlar gelmişti. Kongrenin kendini parlamento yerine koyduğu, bu nedenle derhal sona erdirilmesi, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının derhal tutuklanıp İstanbul'a gönderilmesi isteniyordu. Mustafa Kemal'in önerisiyle padişah, hükûmet, askeriye ve sivil otoritelere gönderilen bir metinde suçlamalar reddedildi ve saraya bağlılık açıklandı. Ardından yayımlanacak bildiri içeriği ve tüzük maddeleri görüşüldü, bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.{{kdş|Mango|1999|ss=235-236}}
 
7 Ağustos'ta [[wikisource:tr:Erzurum Kongresi Beyannamesi|Erzurum Kongresi Beyannamesi]] yayımlandı. Bu bildiride millî sınırlar içinde vatanın bölünmez bir bütün olduğu, vatanı korumayı ve bağımsızlığı sağlamayı İstanbul hükûmeti sağlayamazsa, geçici bir hükûmet kurulacağı, Hristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengeyi bozacak ayrıcalık verilemeyeceği, manda ve himayenin kabul edilemeyeceği kararlaştırılmıştır.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/mmuc/erzurum.html | başlık = AMASYA GENELGESİ (BİLDİRİSİ) 21-22 Haziran 1919 | erişimtarihi = 1 Ağustos 2016 | yayımcı = ataturk.net | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160116143903/http://www.ataturk.net/mmuc/erzurum.html | arşivtarihi = 16 Ocak 2016 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
Mustafa Kemal kongrenin kapanışından sonra üç hafta daha Erzurum'da kaldı. Erzurum'a yerleşmiş emekli bir binbaşıdan aldığı borç ile Sivas'a yolculuk giderlerini karşıladı. 29 Ağustos'ta makineli tüfekli bir müfrezenin eşliğinde üç arabalık bir konvoyla [[Mazhar Müfit Kansu|Mazhar Müfit]], [[Rauf Orbay|Rauf]] ve [[Raif Dinç|Raif Efendi]] eşliğinde Erzurum'dan yola çıktı, Erzincan'da [[Ahmet Fevzi Baysoy|Fevzi Efendi]] de kendisine katıldı. 2 Eylül'de Sivas'a vardı.{{kdş|Mango|1999|ss=238-239}}
 
==== Sivas Kongresi ====
[[Dosya:Mustafa Kemal Paşa Cemil Cahit Bey ile, Sivas, Eylül 1919.png|küçükresim|Mustafa Kemal Paşa [[Cemil Cahit Toydemir|Cemil Cahit Bey]] ile Sivas'ta, Eylül 1919.]]
[[Dosya:Mustapha Kemal Pasha & members of his Nationalist Committee, Sivas, 1919.jpg|220px|küçükresim|Mustafa Kemal (ön sırada, ortada) ve bazı [[Sivas Kongresi]] katılımcıları.]]
 
[[Sivas Kongresi]] 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplandı. Kongreye Mustafa Kemal dahil toplam otuz sekiz delege katıldı, Ege'deki direniş örgütleri Sivas'a delege göndermediler. Mustafa Kemal itirazlara rağmen kongrenin ilk gününde başkan seçildi. Ertesi gün delegeler İttihat ve Terakki Fırkası'nı canlandırmayacaklarına dair yemin ettiler ve Millî Mücadele'yi, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na girmesine sebep olan fırkadan ayrı tutmaya çalıştılar.{{kdş|Mango|1999|s=240}} 4 Eylül'de Ahmet İzzet Paşa'nın ABD [[Manda (diplomasi)|mandasının]] istenmesi konusunda bir muhtırası Kâzım Karabekir'e getirilmişti; Karabekir bu bilgiyi Mustafa Kemal'le paylaştı. Mustafa Kemal ağustos ayında milliyetçi [[Halide Edib Adıvar|Halide Edib]] (Adıvar) ile [[Karakol Cemiyeti]]'nin başı [[Mustafa Vasıf Karakol|Kara Vasıf]]'ın da bulunduğu etkili bazı vatanseverlerin ABD mandasına taraftar olduklarını da öğrenmişti. 8 Eylül'de Erzurum Heyet-i Temsiliye üyesi eski vali [[Bekir Sami Kunduh|Bekir Sami]] (Kunduh), kongreye ABD mandasının kabul edilmesini isteyen yirmi beş imzalı bir önerge sundu. Mustafa Kemal, kentte bulunan Amerikalıların herhangi bir resmî görevi olmadığını belirtti. Kongre sonuç olarak, ABD senatosundan ülkeyi temsil etmeyen İstanbul hükûmeti ile bir barış anlaşması imzalamadan önce Türkiye'ye bir araştırma komisyonu gönderilmesini isteyen bir mektup gönderilmesine karar verdi; ancak ABD Senatosu'nun 19 Kasım'da ABD'nin [[Milletler Cemiyeti]]'ne üyeliğini onaylamamasıyla da bağlantılı olarak bu konu görüşülmedi.{{kdş|Mango|1999|ss=242-243}} Manda fikrinin ortadan kalkmasının ardından kongre tarafından birleşik bir [[Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti]]'nin tüzüğü hazırlandı. [[Heyet-i Temsiliye|Temsil Heyeti]] genişletildi ancak tüm heyet Mustafa Kemal'i lider olarak kabul etmeye devam etti.{{kdş|Mango|1999|ss=242-243}}<ref>{{Web kaynağı |url=http://books.google.com.tr/books?id=EdiFsMEMP7MC&pg=PT101&dq=sivas+kongresi+1919&hl=tr&ei=c4RKTubJGom78gPqz6TOCQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=4&ved=0CDYQ6AEwAw#v=onepage&q=sivas%20kongresi%201919&f=false |başlık=''Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi'', "Sivas Kongresi", Prof. Dr. İlhan Güneş |erişimtarihi=16 Ağustos 2011 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20120604121333/http://books.google.com.tr/books?id=EdiFsMEMP7MC&pg=PT101&dq=sivas+kongresi+1919&hl=tr&ei=c4RKTubJGom78gPqz6TOCQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=4&ved=0CDYQ6AEwAw#v=onepage&q=sivas%20kongresi%201919&f=false |arşivtarihi=4 Haziran 2012 |ölüurl=hayır}}</ref>
 
11 Eylül'de yayımlanan [[wikisource:tr:Sivas Kongresi Beyannamesi|Sivas Kongresi Beyannamesi]]'nde Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı gün işgale uğramamış vatan topraklarının bir bütün olduğu ve birbirinden ayrılamayacağı vurgulanmıştır. Kuvâ-yi Milliye'nin tek kuvvet olarak tanınması ve millî iradenin egemen kılınmasının esas olduğu belirtilmiştir. Rumların ve Ermenilerin toprak iddialarına karşı çıkılmıştır. Millî iradeyi temsil etmek üzere Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin derhal toplanması ve hükûmet kararlarının meclisin denetimine sunulması istenmiştir. Sivas Kongresi'nde bütün millî cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.sivas.gov.tr/ataturk-ve-ilimiz | başlık = Atatürk ve ilimiz | erişimtarihi = 29 Temmuz 2016 | yayımcı = Sivas Valiliği | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160402182618/http://sivas.gov.tr/ataturk-ve-ilimiz | arşivtarihi = 2 Nisan 2016 | ölüurl =evet}}</ref>{{kdş|Mango|1999|ss=244-245}}
 
Kongre döneminde İstanbul hükûmeti Mustafa Kemal'in tutuklanması için girişimlerde bulunmuş, 3 Eylül'de daha sonra [[Ali Galip Olayı]] olarak anılacak bir girişimde Dahiliye Nazırı [[Hacı Adil Arda|Adil]] ve yeni Harbiye Nazırı [[Süleyman Şefik Paşa]], Elazığ valisi Ali Galip'e Mustafa Kemal'i tutuklayıp kongreyi dağıtmasını emretmişti. Ali Galip Malatya'ya gelerek İngiliz yüzbaşı [[Edward William Charles Noel|Edward Noel]] ve Kürt Bedirhan ailesinin bazı bireyleri ile görüştü. Olası bir girişime karşı Kâzım Karabekir, 7 Eylül'de küçük bir süvari bölüğünü Malatya'ya gönderip Bedirhanları tutuklama emri verdi. Bunun üzerine Ali Galip, Yüzbaşı Noel ve Bedirhanlar Suriye'ye kaçtı.{{kdş|Mango|1999|ss=244-245}} İstanbul hükûmeti ayrıca Ankara valisi Muhittin Paşa'ya Sivas'a gidip kenti denetime alma emri vermiş ancak Ali Fuat'ın emriyle yoldayken milliyetçiler tarafından tutuklanmıştır.{{kdş|Mango|1999|ss=244-245}}
 
Bu başarısız girişimler, milliyetçilerin Anadolu'nun işgal edilmemiş kısımlarında sivil yönetimi denetime almalarına yol açtı. 24 Eylül'de Trabzon valisi tutuklandı; 26 Eylül'de Konya valisi Refet'in (Bele) şehri ele geçirmek üzere yola çıktığı haberi üzerine şehri terk etti. Bu gelişmelerin ardından Anadolu kontrolünü yitireceğini anlayan İstanbul hükûmeti, 27 Eylül'de [[Abdülkerim Paşa]] arabuluculuğunda Mustafa Kemal ile telgraflaştı. Mustafa Kemal bu görüşmede [[Damad Ferid Paşa]]'nın istifasını istedi. 30 Eylül'de Damad Ferid istifa etti, yerine [[Ali Rıza Paşa (sadrazam)|Ali Rıza Paşa]] sadrazam olarak atandı.{{kdş|Mango|1999|ss=247-248}} Bu olayların ardından İstanbul hükûmeti, Heyet-i Temsiliye ile görüşmek üzere Bahriye Nazırı [[Salih Hulusi Kezrak|Salih Paşa]]'yı Anadolu'ya göndermeyi önerdi. Mustafa Kemal, Amasya'da görüşmeyi kabul etti. 20-22 Ekim arasında üç gün süren pazarlığın ardından zayıf bir anlaşmaya varıldı. Mustafa Kemal'in ısrarıyla protokol hâline getirilip imzalanan bu görüşme ile hükûmet Heyet-i Temsiliye'yi tanımış oldu.{{kdş|Mango|1999|ss=250-251}}
 
==== TBMM'nin açılışı ====
[[Dosya:First TBMM.gif|220px|küçükresim|Mustafa Kemal (ön sırada, ortada) ve TBMM'nin ilk dönem üyeleri.]]
 
Mustafa Kemal 27 Aralık 1919'da [[Ankara]]'ya ulaştı. 1919 sonunda yapılan [[Meclis-i Mebûsan]] seçimlerinde Mustafa Kemal Erzurum'dan mebus seçildi ama Ankara'da kalmaya kararlıydı. Mustafa Kemal'in öncelikli hedefi milliyetçi vekilleri Müdafaa-i Hukuk Grubu adında bir partide toplamak ve meclis başkanı seçilmekti. Bu şekilde meclis İstanbul'da özgürce çalışamazsa yasal olarak seçilmiş delegeler adına hareket etme yetkisine sahip olacaktı.{{kdş|Mango|1999|s=259}} 29 Aralık'ta İstanbul hükûmeti Mustafa Kemal'in ordudan uzaklaştırılması emrini geri alarak madalyalarını iade etti ve kendi isteğiyle istifa etmiş olduğunu açıkladı.{{kdş|Mango|1999|s=260}} Bu dönemde, Osmanlı topraklarının paylaşılması sürecinin son aşaması olup "Amerikan Mandası" olarak dile gelen dış politika sorunu da tartışılarak reddedilmiştir. Aralık 1919 tarihini taşıyan son ABD teklifinde "geniş bir Ermenistan yanında bir Türk Devleti" kurulması stratejik hedef olarak ortaya konulmuştur.<ref>[http://en.calameo.com/read/0023338636d2f3c39012e ABD teklifi] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20211018130451/https://en.calameo.com/read/0023338636d2f3c39012e |tarih=18 Ekim 2021 }}.</ref> Ocak 1920'de Yunanların Batı Anadolu'yu ilhak edecekleri söylentileri yayılmaya başlamıştı. 9 Ocak'ta Albay Fahrettin (Altay) ile görüşen Mustafa Kemal, Yunanlara karşı Batı Anadolu'daki bütün birliklerin başına geçmeyi planladığını belirtti. Bu dönemde Ege'deki çetelerle irtibat kurmuş, düzenli orduyu çetecilere yardımcı olmaya ikna etmişti. Bu esnada Albay İsmet ile Ankara'da görüşmeler yaptı. Yunanistan ile savaşın kaçınılmaz olduğunu ancak düşman birliklerinin çeteler değil sadece düzenli ordu ile durdurulabileceğini belirtti.{{kdş|Mango|1999|s=260}}
 
12 Ocak 1920'de Osmanlı Devleti'nin son meclis toplantısı 72 vekilin katılımıyla açıldı. İtilaf Devletleri yeni hükûmette Anadolu'daki milliyetçi komutanlar ile güçlü bağları olan [[Cemal Mersinli|Cemal Paşa]]'nın (Mersinli) harbiye nazırı, [[Cevat Çobanlı|Cevat Paşa]]'nın (Çobanlı) ise genelkurmay başkanı olmalarına karşı çıktılar. Paşalar istifalarını sunmak zorunda kaldı. Bu esnada meclis başkanlığına Reşat Hikmet seçildi; kısa süre sonra öldüğünde yerini Celalettin Arif aldı; Fevzi Paşa (Çakmak) genelkurmay başkanlığına geldi, bazı diğer bakanların da değişimi ile 9 Şubat'ta yeni kabine güvenoyu aldı. Meclisteki milliyetçiler "Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" yerine, padişahın bir konuşmasında geçen bir adla, "Felah-ı Vatan İttifakı" partisini kurdular. Mustafa Kemal bu dönemde Ankara'da beklemede kalarak, çevresindeki genç subaylarla çalışmalarını sürdürdü.{{kdş|Mango|1999|ss=260-263}}
 
28 Ocak 1920'de Osmanlı [[Meclis-i Mebûsan]]ı, temel hatları Amasya, Erzurum ve Sivas'ta Mustafa Kemal önderliğinde belirlenen [[Mîsâk-ı Millî]] kararlarını kabul etti, 17 Şubat'ta ise kamuoyuna açıkladı. "Türkiye" sözcüğünün ilk kez geçtiği<ref>{{Web kaynağı |url=https://tr.wikisource.org/wiki/Misak-%C4%B1_Mill%C3%AE |başlık=Mîsâk-ı Millî - Vikikaynak |erişimtarihi=6 Ekim 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200724063953/https://tr.wikisource.org/wiki/Misak-%C4%B1_Mill%C3%AE |arşivtarihi=24 Temmuz 2020 |ölüurl=hayır}}</ref>{{kdş|Mango|1999|s=263}} bildiri, I. Dünya Savaşı'nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye'nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içermekteydi.{{kdş|Mango|1999|s=263}} Bu esnada İtilaf Devletleri İstanbul'un işgal edilmesini görüşüyorlar, aynı zamanda belirsizlik sebebiyle Anadolu bir otorite boşluğu ortaya çıkıyordu. Şubatta milliyetçilere karşı ikinci [[Anzavur Ayaklanması]] gerçekleşti. 3 Mart'ta Sadrazam Ali Rıza Paşa istifa etti; yerine Salih Paşa geçti. Diğer İtilaf Devletleri'ni ikna eden İngilizler, 15-16 Mart gecesi yönetime el koydular, önemli binaları işgal edip Türk milliyetçilerini tutuklamaya başladılar. Tutuklanan milliyetçiler daha sonra [[Malta sürgünleri|Malta'ya sürülecekti]]. 18 Mart 1920'de İstanbul'daki son meclis toplantısı yapıldı ve meclisin süresiz tatil edilmesine karar verildi.{{kdş|Mango|1999|ss=264-267}}
 
İngilizlerin bu hamlesine karşılık Mustafa Kemal öncelikle Anadolu'daki İngiliz subaylarının gözaltına alınması emrini verdi. Daha sonra yeni bir seçim çağrısı yaparak, İstanbul'daki vekilleri Ankara'ya davet etti. Milliyetçilere yakın olan sadrazam Salih Paşa 2 Nisan'da istifa etti, Vahdettin onun yerine milliyetçi karşıtı Damad Ferid'i getirmeye karar verdi. Bu noktada saray ile milliyetçiler arasındaki bölünme tamamen netleşmiş, Türk milli direnişinin liderliği konusunda ise Mustafa Kemal'in ciddi bir rakibi kalmamıştı.{{kdş|Mango|1999|ss=264-267}} Mart-Nisan 1920'de İstanbul'daki milliyetçiler çeşitli yollarla Ankara'ya geçtiler. Mustafa Kemal bu esnada Ankara'da örgütlenmesini ilerletmiş, direniş hareketini anlatma amaçlı [[Anadolu Ajansı]]'nı kurmuştu. 11 Nisan'da meclis, padişah tarafından feshedildi ve şeyhülislam Kuvâ-yi Milliye'yi kâfir ilan eden ve öldürülmelerinin vacip olduğunu belirten bir fetva yayımladı. 18 Nisan'da [[Kuvâ-yi İnzibâtiye]] kurularak milliyetçilere karşı harekete geçirildi.{{kdş|Mango|1999|ss=268-269}}
 
23 Nisan 1920'de Ankara'da [[Türkiye Büyük Millet Meclisi]] açıldı. Ülkenin her yanından milliyetçi örgütler Ankara'ya temsilciler göndermiş, İstanbul meclisinden gelenler de meclise katılmıştı. Meclis açılışında Mustafa Kemal, 1918'deki mütarekeden beri olanları açıklayan uzun bir konuşma yaptı. Meclisin sadece yasama değil yürütme yetkisini de elde tutmasını, üyeler arasından yürütme kuruluna uygun olanların seçilmesini istedi. 24 Nisan'da meclis faaliyetlerine başladı; yapılan yoklamada 120 delege hazır bulunmuştu. Mustafa Kemal 120 oyun 110'unu alarak [[Erzurum]] mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçildi. [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|TBMM]] bir kurucu meclis gibi çalışarak Millî Mücadele'yi yürütecek olan Anadolu hükûmetinin altyapısını kurdu.{{kdş|Mango|1999|ss=270-272}}
 
TBMM açıldıktan bir gün sonra Mustafa Kemal, yaptığı açılış konuşmasında [[I. Dünya Savaşı]]'na girmenin zorunlu olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir:
 
<blockquote>"Sonucunda felâket ve çok üzücü olaylara neden olan ve bu gün için milletimizin memnuniyetsizliğine yol açan Dünya Savaşı'na katılmamış olmak tabii ki çok daha iyi olurdu. Fakat buna maddeten imkân yoktu. Çünkü katılmama, silâhlanmış bir tarafsızlığı, yani boğazların kapalı bulundurulmasını gerektiriyordu. Halbuki vatanımızın coğrafi konumu, İstanbul'un stratejik durumu, Rusların İtilâf hükûmetleri yanında yer almış olması, bizim seyirci kalmamıza kesinlikle uygun değildi. Bunun yanı sıra silâhlanmış bir tarafsızlığın devamı için paramız, silahımız, sanayiimiz, kısaca, gerekli araç ve gerecimiz de bulunmuyordu. İtilâf devletlerinin ve özellikle İngilizlerin para vermemesi bir yana, gemilerimize el koyarak milletin dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği gemi yapımına ait yedi milyon liramızı zorla alıkoymaları, İtilâf devletlerinin savaş ilân etmesi, bizim savaşa katılmamızdan dört ay önce her yönüyle Osmanlı hükûmetinin zararına bir Ermenistan Cumhuriyeti kurulmasına karar verdiklerini ilan etmiş olmaları ve hatta Bolşeviklerin yayınladığı gizli antlaşmadan da anlaşıldığına göre, İstanbul'un Çarlık Rusyasına vadedilmiş olması, savaşa İtilâf devletlerine karşı girmemizin zorunlu olduğunu gösteren açık delillerdir."<ref>{{Web kaynağı|url=https://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/1d1yy1.htm|başlık=Meclis Açılış Konuşması|tarih=24 Nisan 1920|yayıncı=TBMM|erişimtarihi=28 Ağustos 2021|arşivurl=https://web.archive.org/web/20210506200857/http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/1d1yy1.htm|arşivtarihi=6 Mayıs 2021|ölüurl=hayır}}</ref></blockquote>
 
Bir hafta sonra ise, 1 Mayıs 1920 tarihli ''The Mail'' gazetesi manşetine göre Mustafa Kemal verdiği röportajda [[Osmanlı İmparatorluğu|Osmanlı]]'nın yıkılmasından, [[İslam]]'ın ayak altına alınmasından [[Britanya İmparatorluğu|İngiltere]]'yi sorumlu tuttuğunu söyledi. Birliklerine atfedilen soykırım iddialarını da şiddetle reddettiğini belirtti; yalnızca fesat çıkaranların temizlenmesinde zorunlu olduklarını söyledi. Buna ek olarak "İngiltere'yi cezalandıracağım" diyen Mustafa Kemal, İngiltere'nin kolonilerinde isyan körüklemenin kendi elinde olduğunu ifade etti. Asi veya maceraperest olmadıklarını, meşru Türkiye'nin gerçek temsilcisi olduklarını dile getirdi.<ref>{{Web kaynağı | url = https://trove.nla.gov.au/newspaper/article/63847988?browse=ndp%3Abrowse%2Ftitle%2FM%2Ftitle%2F75%2F1920%2F05%2F01%2Fpage%2F5313756%2Farticle%2F63847988#correctionsModal | başlık = "I will punish England" | erişimtarihi = 20 Mayıs 2020 | tarih = | çalışma = National Library of Australia | yayıncı = | arşivurl = https://web.archive.org/web/20200523170001/https://trove.nla.gov.au/newspaper/article/63847988?browse=ndp%3Abrowse%2Ftitle%2FM%2Ftitle%2F75%2F1920%2F05%2F01%2Fpage%2F5313756%2Farticle%2F63847988#correctionsModal | arşivtarihi = 23 Mayıs 2020 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
3-4 Mayıs'ta yapılan seçiminde Mustafa Kemal başkanlığında çalışacak on vekil belirlendi. Bu noktada Ankara Hükûmeti'nin ilk amacı, Damad Ferid'in körüklediği Kuvâ-yi İnzibâtiye'ye karşı iç mücadeleyi kazanmaktı. Mustafa Kemal'in yönlendirmesiyle [[Çerkez Ethem]]'in [[Kuvâ-yi Seyyâre]]'si [[Ahmet Anzavur|Anzavur Ahmet]]'a karşı zafer kazandı. 14 Haziran 1920'de milliyetçilerin saldırısı ile Kuvâ-yi İnzibâtiye'nin bir kısmı taraf değiştirdi, kalanları İngiliz askerlerinin gerisine çekildi. 25 Haziran'da bu güç resmen dağıtıldı, yakalanan yedi subay ile bölgenin bazı önde gelenleri idam edildi.{{kdş|Mango|1999|ss=273-274}}
 
Bu esnada, 19-26 Nisan'da İtilaf Devletleri [[San Remo Konferansı]]'nda Osmanlı'nın bölünmesi planları üzerine çalışıyordu. Britanya başbakanı [[David Lloyd George|Lloyd George]], [[Elefterios Venizelos|Venizelos]]'un Batı Anadolu'yu ilhak planını destekliyordu. Görüşmelerin ardından 22 Haziran'da bir yıldan uzun süredir [[Milne Hattı]]'nda bekleyen Yunan kuvvetleri, doğuya ve kuzeye doğru ilerleyerek 8 Temmuz'da Bursa'yı ele geçirdiler. Yunanlar İzmir'in kuzeyinden Marmara'nın güneyine dek tüm Ege sahillerini bir ayda işgal ettiler. 25 Temmuz'da Edirne düştü, 27 Temmuz'da tüm Trakya kaybedildi.{{kdş|Mango|1999|s=275}}
 
Yunan işgali devam ederken Yozgat'ta [[Yozgat Ayaklanması|Çapanoğlu Ayaklanması]] başladı. Bölgedeki düzenli birlikler isyanı bastırmakta başarısız olunca Mustafa Kemal, önce Kılıç Ali çetesini, ardından Çerkez Ethem'i görevlendirdi. İsyancılara karşı zafer kazanan Ethem, Ankara Valisi Yahya Galip'i kendi kurduğu askeri mahkemeye çıkartmak istedi; Mustafa Kemal tarafından güçlükle ikna edildi. Ekimde padişah taraftarları Konya'da hükûmet binalarını ele geçirdi, güneydoğuda ise bazı Kürt aşiretler isyan ettiler ama bu isyanlar başarıyla bastırıldı.{{kdş|Mango|1999|ss=276-277}}
 
10 Ağustos'ta İstanbul hükûmeti ile İtilaf Devletleri arasında [[Sevr Antlaşması]] imzalandı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Osmanlı meclisi tarafından onaylanması gerekiyordu. İstifa eden Damad Ferid'in yerine geçen Tevfik Paşa, Mustafa Kemal ile temasa geçmeye çalıştı. Ancak 19 Ağustos'ta yapılan meclis toplantısında Sevr'in kabul edilmesini öngören saltanat üyeleri ile imzalayan üç yetkili vatan haini ilan edildi.{{kdş|Mango|1999|ss=278-279}}
 
Mustafa Kemal bu dönemde İtilaf Devletleri'ne karşı diplomatik destek bulmaya da çalışıyordu. Hariciye vekili Bekir Sami (Kunduh) başkanlığında Sovyetler ile görüşmeye gönderilen heyet 19 Temmuz'da Moskova'ya vardı. Enver Paşa da 7 Ağustos'ta Moskova'ya varmış, İngilizlere karşı bir İslam ihtilali için Bolşevikleri etkilemeye çalışıyordu. Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki'nin liderleri ile arasına mesafe koymaya özen gösterdi. Bolşeviklerin tehlikeli bir müttefik olduğunu düşünen Mustafa Kemal, hem iç hem de dış siyasette dikkatli bir denge politikası gözetti. Yapılan uzun görüşmelerin ardından Rusların Doğu Anadolu'da toprak talepleri net şekilde reddedildi; Bolşeviklerin [[Sarıkamış]]'ı Türklere bırakabilecekleri imasından faydalanan Mustafa Kemal Kâzım Karabekir'e Kars'ın batısını yeniden ele geçirme izni verdi. 29 Eylül'de zayıf bir Ermeni direnişine rağmen Sarıkamış alındı; 24-30 Ekim'de Kars Ermenilerden ele geçirildi. Mustafa Kemal'in talimatları ile Ermeniler üzerindeki baskı devam ettirildi; 18 Kasım'da Ermeniler tamamen yenilerek Ankara'nın koşullarını kabul etmek zorunda kaldılar. 3 Aralık 1920'de imzalanan [[Gümrü Antlaşması]] ile [[Ermenistan]] sınırı nihai hâlini aldı. Doğu sınırının güvene alınmasının ardından kuvvetler güneye kaydırıldı. Kilikya ve Kuzey Mezopotamya'daki çeteler düzenli ordu altına alınarak Mustafa Kemal'in emirlerini uygular hâle geldi.{{kdş|Mango|1999|ss=280-287}}
 
=== Hâkimiyetin sağlanması ===
==== Düzenli orduya geçiş ====
{{Ayrıca bakınız|Çerkez Ethem Ayaklanması}}
Merkezi denetimden uzak bulunan [[Kuvâ-yi Milliye]] örgütleri dağıtılarak düzenli bir ordu oluşturuldu. Millî Mücadele'nin en kanlı çatışmaları, düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen Kuvâ-yi Milliye gruplarına karşı verildi. Mustafa Kemal'in en büyük sorunu, Yunanların toprak uğruna Türklerle savaşmaya hazır düzenli bir orduya sahip olmasıydı. Ankara'nın batı cephesindeki düzenli birlikleri zayıftı, bu sebeple hükûmet çetelere bağımlı durumdaydı; ayrıca bu çeteler güneydekilere göre Ankara'ya çok daha az bağımlıydılar. Ankara Hükûmeti 16 Mayıs 1920'de bütün milislerin düzenli orduya katılmasını ve giderlerin savunma bütçesinden karşılanmasını öngören bir yasa çıkartmıştı ancak [[Çerkez Ethem]] ve [[Demirci Mehmet Efe]] bağımsız davranmayı yeğliyordu. Bu esnada orduda firarlar da artmıştı. 11 Eylül'de çıkartılan bir yasa ile [[İstiklâl mahkemesi|İstiklâl mahkemeleri]] kuruldu. 24 Ekim'de Çerkez Ethem ve düzenli ordunun [[Gediz Muharebeleri|Gediz'e gerçekleştirdiği bir hücum]] koordinasyon eksikliği sebebiyle başarısızlıkla sonuçlandı. Mustafa Kemal bunun üzerine cephe komutanı Ali Fuat'ı görevden alarak Moskova'ya büyükelçi olarak gönderdi, cepheyi kuzeyde İsmet (İnönü), güneyde Refet (Bele) komutasına verdi. Refet Konya'da bir ayaklanmayı bastırdıktan sonra Demirci Mehmet Efe'nin üzerine yürüdü ve 30 Aralık'ta tutukladı.{{kdş|Mango|1999|ss=288-293}}
 
Daha fazla güce sahip olan Çerkez Ethem, önce Ankara'da kendine destek aradı, daha sonra Kütahya'ya kaçtı. 30 Aralık'ta Albay İsmet ve Albay Refet komutasında 15 bin asker Çerkez Ethem'e karşı saldırıya geçti ve Kütahya kalesini ele geçirdi. Çerkez Ethem, Reşit ve Tevfik kardeşlerin başlarında bulunduğu [[Kuvâ-yi Seyyâre]]'den 725 Çerkez Yunanlarla anlaşarak düşman hatlarının gerisine geçtiler, geriye kalanlar dağıldı, bir kısmı düzenli orduya katıldı.{{kdş|Mango|1999|ss=288-293}}
 
==== Teşkîlât-ı Esâsîye Kanunu ====
20 Ocak 1921'de anayasa görevi gören [[Teşkîlât-ı Esâsîye Kanunu]] çıkartıldı. Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu belirten kanun ülkeye resmen Türkiye Devleti adını veriyor, [[Ankara Hükûmeti|Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti]] tarafından yönetileceği bildiriyor ve padişahın neredeyse tüm yetkilerini TBMM'ye devrediyordu. Mustafa Kemal'in ısrarıyla padişahın adının hiç geçmediği kanunla ilgili tartışmalarda Mustafa Kemal saltanat ve hilafetin ilke olarak kabul edildiğini ancak bu kurumların ayrıcalıklarını tanımlamamanın daha iyi olacağını ileri sürdü. Anayasa ile ayrıca meclis tarafından teker teker seçilecek bir bakanlar kurulu bir başbakan seçecekti, gündelik işlerle ilgilenen bu göreve Fevzi (Çakmak) getirildi, Mustafa Kemal meclis başkanı olarak hükûmetin başında kaldı.{{kdş|Mango|1999|ss=293-294}}
 
==== İnönü Muharebeleri ====
[[Dosya:The Angora Government and its Claims.jpg|250px|küçükresim|''The Sphere'' gazetesinin 1-5 Mart 1921'de "Ankara Hükûmeti ve Talepleri" başlığıyla yayımladığı harita. Başlığın altında verilen bilgi: "Kemalistler ya da milliyetçiler, gölgeli alanı etkin biçimde kontrol ediyorlar. Onlar, Yunanlar tarafından Ege'den sürüldüler fakat Trakya'yı, İzmir'i, Ermenistan'ı ve Basra Körfezi altındaki bütün Mezopotamya'yı talep ediyorlar".]]
[[Dosya:Kemal Paşa ve İsmet Paşa II. İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftişte.jpg|250px|küçükresim|Kemal Paşa ve İsmet Paşa II. İnönü Muharebesi'nden sonra askerleri teftişte.]]
{{Ayrıca bakınız|Birinci İnönü Muharebesi|İkinci İnönü Muharebesi}}
Birleşik Krallık Başbakanı [[David Lloyd George]]'a göre [[Yunanistan Krallığı|Yunanistan]] büyümeli ve [[Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı|İngiltere]] ile menfaatleri birleştirilmeliydi. Yunanistan boğazları Avrupa'ya açık tutmalı, Akdeniz'de [[İngiltere]]'nin çıkarlarına uygun davranmalıydı. Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi. [[Sevr Antlaşması]]'nın kuvvet kullanılmadan uygulanamayacağı anlaşılmıştı. [[İtilaf Devletleri]] ise kuvvet kullanacak hâlde değildi. İtilaf Devletleri, Yunanları yalnız Türk illerini alıp kendi vatanına katmak için değil kendi davalarını da yürütmek için Anadolu'ya çıkardı. Ancak İtilaf Devletleri de Türkiye'ye karşı uygulanacak politikalarda artık beraber değildir. İtalya, Yunanların Anadolu'ya yerleşmesinden dolayı rahatsızdı. [[Üçüncü Fransız Cumhuriyeti|Fransa]] ise [[Suriye]]'deki toprak kazançlarını yeterli görmektedir. Artık Yunanlar kendi ordularıyla Anadolu'ya boyun eğdirmek zorundadır. Mustafa Kemal de Yunan ordusunu yenerse, Türkiye'yi kurtarmış olacaktır.<ref>Falih Rıfkı Atay, Çankaya (2010), Pozitif Yayınları, s. [tel:310-311-312 310-311-312], ISBN 978-975-6461-05-5</ref> 6 Ocak 1921 günü [[Bursa]]'dan [[Eskişehir]]'e ve [[Uşak]]'tan [[Afyonkarahisar (il)|Afyon]]'a doğru iki kol hâlinde ileri harekâta başlayan Yunan ordusu, 9 Ocak'ta [[İnönü, Eskişehir|İnönü]] mevzilerine kadar ilerledi. Ancak Türk ordusunun savunması karşısında ileri gidemeyeceklerini anlayarak 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden çekilmek zorunda kaldı.<ref name="GKB"/> Birkaç gün sonra geride kalan Çerkez Ethem birlikleri milli birlikler tarafından dağıtıldı.{{kdş|Mango|1999|s=299}} Birinci İnönü Muharebesi düzenli ordunun ilk zaferi olduğundan Kuvâ-yi Milliye'den düzenli orduya geçiş hızlanmış, halkın yeni kurulan orduya güveni artmıştır. Bu başarı bütün dünyanın dikkatini çekmiş; [[İtilaf Devletleri]], 26 Ocak 1921'de Osmanlı Devleti'nin Londra'ya bir heyet göndermesini ve bu toplantıda Ankara Hükûmeti'nden de temsilci bulundurulmasını istemişlerdir.<ref name="GKB">{{Web kaynağı | url = http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Birinci_Inonu_Zaferi/Birinci_Inonu_Zaferi.html | başlık = Birinci İnönü Muharebesi ve Zaferi ( 09-11 Ocak 1921) | yayıncı = Genelkurmay Başkanlığı | erişimtarihi = 17 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160303232935/http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Birinci_Inonu_Zaferi/Birinci_Inonu_Zaferi.html | arşivtarihi = 3 Mart 2016 | ölüurl = evet }}</ref> 1 Mart'ta Albay İsmet tuğgeneral rütbesine terfi etti.{{kdş|Mango|1999|s=299}}
 
Birinci İnönü zaferinden sonra İtilaf Devletleri [[Sevr Antlaşması]]'nda Türklerin yararına bir değişiklik yapılmasını görüşmek için Londra'da bir konferans toplanmasına karar vermişlerdir. 21 Şubat-11 Mart 1921 tarihleri arasında yapılan konferansta, Türkler yararına bir sonuç çıkmamış, mücadele devam etmiştir. Yunanistan, [[Londra Konferansı (1921)|Londra Konferansı]] bitmeden, Anadolu'da yeni bir saldırı yapmak üzere hazırlıklara başlamıştır. 23 Mart 1921 günü sabah erken saatlerde, 3. Yunan Kolordusu'nun Batı Cephesinden, 1. Yunan Kolordusu'nun da Güney Cephesinden ileri harekete geçmesiyle muharebeler başlamıştır. 23 Mart-1 Nisan 1921 arasında meydana gelen [[İkinci İnönü Muharebesi]] tekrar Türk kuvvetlerinin zaferiyle sona ermiştir. Bu zaferden sonra Fransızlar [[Zonguldak]]'tan, İtalyanlar da Güney Anadolu'dan askerlerini çekmeye başlamıştır.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Ikinci_Inonu/Ikinci_Inonu_Muharebesi.html | başlık = İkinci İnönü Muharebesi (23 Mart - 1 Nisan 1921) | yayıncı = Genelkurmay Başkanlığı | erişimtarihi = 17 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20151120012041/http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Ikinci_Inonu/Ikinci_Inonu_Muharebesi.html | arşivtarihi = 20 Kasım 2015 | ölüurl = evet }}</ref>
 
==== Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ====
{{Ayrıca bakınız|Kütahya-Eskişehir Muharebeleri}}
İnönü muharebelerinde savunma taktiği uygulayan Türk ordusu, Aslıhanlar-Dumlupınar çarpışmalarında ise henüz saldırı gücüne ulaşamadığını göstermişti. Bu durumdan yararlanmaya karar veren Yunan ordusu İnönü, Eskişehir, Afyon ve Kütahya arasındaki çizgide yer alan Türk mevzilerine yüklenerek buraları işgal etmek ve Ankara'ya kadar ilerlemek istiyordu. Takviye birliklerle iyice güçlenen Yunan ordusu 10 Temmuz 1921'den itibaren saldırıya geçti ve 20 Temmuz'a kadar yaptıkları saldırılarla Türk ordusunu geri çekilmeye zorladı. Mustafa Kemal Paşa, Türk ordusunun [[Sakarya Nehri|Sakarya Irmağı]]'nın doğusuna kadar çekilmesini emretti. Böylece vakit kazanılacaktı. Bu savaşlar sonunda Eskişehir, Kütahya, Afyon gibi büyük stratejik bölgeler elden çıktı. TBMM'de moral bozukluğu yaşandı ve sert tartışmalar meydana geldi. Ancak Yunan ordusu büyük ateş ve silah üstünlüğüne rağmen, Türk ordusunu yok edememişti. Türk ordusu, güvenli bir şekilde [[Sakarya Nehri|Sakarya]]'nın doğusuna çekilmişti.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/mmuc/kutahya.html | başlık = Kütahya - Eskişehir Savaşları | yayıncı = ataturk.net | erişimtarihi = 17 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20150904012304/http://www.ataturk.net/mmuc/kutahya.html | arşivtarihi = 4 Eylül 2015 | ölüurl =hayır}}</ref>
 
[[Kütahya-Eskişehir Muharebeleri]] sonrasında Büyük Millet Meclisi içinde iktidara yani Mustafa Kemal Paşa'ya karşı tepkiler artmaya başladı. Bu muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için Mustafa Kemal Paşa'ya baskı yapmaya başladı. Gerçek niyetleri ise onu [[Ankara]]'dan uzaklaştırmak ve [[Enver Paşa]]'nın iktidarını sağlamaktı. Mustafa Kemal Paşa, 4 Ağustos 1921 günü [[Türkiye Büyük Millet Meclisi|Büyük Millet Meclisi]]'nde yaptığı konuşmayla başkomutan olmayı kabul ettiğini ancak başkomutanlığın faydalı olabilmesi için Meclis'in ordu ile ilgili yetkilerini üç ay süreyle kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini açıkladı. Paşa'nın başkomutanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri suya düşürülmüş oldu. 5 Ağustos 1921 günü [[oy birliği]] ile çıkartılan yasa ile Mustafa Kemal Paşa, TBMM Orduları Başkomutanlığı'na getirildi.<ref>Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler (2005), Bilgi Yayınevi, 166. Baskı, s. 231-238</ref>
 
==== Sakarya Meydan Muharebesi ====
{{Ayrıca bakınız|Sakarya Meydan Muharebesi}}
Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlığa geçmesinin hemen ardından yayımladığı [[Tekâlif-i Milliye]] emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı. 12 Ağustos'ta [[Polatlı]]'da teftiş yaparken attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı.<ref>{{Web kaynağı |url=http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=807 |başlık=Atatürk Araştırma Merkezi - Sakarya Meydan Muharebesi'nin Yankıları (Melhâme-i Kübrâ Büyük Kan Seli veya büyük Savaş Alanı) |erişimtarihi=1 Nisan 2011 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20110921113100/http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=807 |arşivtarihi=21 Eylül 2011 |ölüurl=hayır}}</ref> 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan [[Sakarya Meydan Muharebesi]]'nde Yunan ordusunun hücum gücü tükendi.<ref name="Sakarya Meydan Muharebesi">{{Web kaynağı | url = http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Sakarya_Meydan_Muharebesi/Sakarya_Meydan_Muharebesi.htm | başlık = SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ ( 23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921 ) | tarih = | yayımcı = Genelkurmay Başkanlığı | erişimtarihi = 26 Eylül 2011 | arşivengelli = evet | arşivurl = https://web.archive.org/web/20090627034148/http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Sakarya_Meydan_Muharebesi/Sakarya_Meydan_Muharebesi.htm | arşivtarihi = 27 Haziran 2009 | ölüurl = evet }}</ref> Türk ordusu ani bir taarruzla Yunan ordusunu Sakarya Nehri'nin doğusundan çıkarmayı başardı. Bu zaferden sonra 19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'yı oy birliğiyle [[Müşîr]] (bugünkü ismiyle [[Mareşal (Türkiye)|Mareşal]]) rütbesine terfi ettirdi ve [[Gazi]] unvanı verdi.<ref>{{Web kaynağı |url=http://books.google.com/books?id=EdiFsMEMP7MC&pg=PT174&dq=sakarya+mare%C5%9Fal+gazi&hl=en&ei=mdhHTof1L86Qswb3o8WzCQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=5&ved=0CD4Q6AEwBA#v=onepage&q&f=false |başlık=''Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi'', "Sakarya Savaşı", Prof. Dr. İlhan Güneş |erişimtarihi=14 Ağustos 2011 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20140617200536/http://books.google.com/books?id=EdiFsMEMP7MC&pg=PT174&dq=sakarya+mare%C5%9Fal+gazi&hl=en&ei=mdhHTof1L86Qswb3o8WzCQ&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=5&ved=0CD4Q6AEwBA#v=onepage&q&f=false |arşivtarihi=17 Haziran 2014 |ölüurl=hayır}}</ref> Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı; 5713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 49.289'dur. Yunan ordusunun zararı; 3758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.007'dir.<ref name="Sakarya Meydan Muharebesi"/>
 
Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, 13 Ekim 1921'de [[Ankara Hükûmeti]] ile Güney Kafkas Cumhuriyetleri arasında [[Kars Antlaşması]] imzalandı. Böylece Türkiye'nin doğu sınırı tamamen güvenlik altına alındı. Fransa ise TBMM Hükûmeti ile 20 Ekim 1921'de [[Ankara Antlaşması (1921)|Ankara Antlaşması]]'nı imzaladı. Bu antlaşma ile Fransa TBMM Hükûmeti'ni tanıdı ve Hatay-İskenderun dışında, Türkiye'nin bugünkü güney sınırı çizildi. Antlaşma sayesinde güney cephesi güvenli duruma geldiğinden buradaki Türk birlikleri de Batı Cephesi'ne kaydırıldı. İtalyanlar ise, Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Güney Ege ve Akdeniz bölgelerinde tutunamayacaklarını anlayarak 1921 yılı sonuna kadar işgal ettikleri yerlerden çekildi. Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında İngiltere de Ankara'yı tanıyarak TBMM ile, 23 Ekim 1921 tarihinde tutsakların serbest bırakılması konusunda antlaşma yapıldı.<ref name="Sakarya Meydan Muharebesi"/>
 
==== Büyük Taarruz ====
{{Ayrıca bakınız|Büyük Taarruz}}
[[Dosya:Atatürk askerî birlikleri denetlerken, İzmit, 18 Haziran 1922.png|küçükresim|250px|sol|Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Türk kuvvetlerini denetliyor, İzmit, 18 Haziran 1922]]
[[Dosya:Sedat Simavi cartoon Jul 1922.JPG|küçükresim|220px|''Beykoz konferansına doğru. Paşa: N'aber Çorbacı Kosti, eşyalarınla nereye gidiyorsun? Çorbacı Kosti: Yeni konferansa, kuklamı oynatmak için.''<br />[[Sedat Simavi]]'nin (1896-1953) Yunan Kralı [[I. Konstantin (Yunanistan kralı)|I. Konstantin]]'i ve Anadolu Türk kuvvetlerinin lideri Mustafa Kemal'i gösteren siyasi karikatürü.]]
Tam 1 yıl süren taarruz hazırlıkları sonucunda, 26 Ağustos 1922 sabahı büyük bir dikkatle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konuldu. 26-30 Ağustos 1922'de yapılan [[Büyük Taarruz]], Kurtuluş Savaşı'nın son aşamasıdır. 30 Ağustos günü [[Başkomutanlık Meydan Muharebesi]]'nde bir gün içinde Yunan ordusunun büyük bir bölümü imha edildi. 31 Ağustos'ta Mustafa Kemal Paşa komutanlarını Çalköy'deki<!--Çalköy, Aslanapa--> karargâhında toplayarak kaçabilen Yunan kuvvetlerinin hızlı bir şekilde takip edilmesini ve İzmir ile civarındaki kuvvetleriyle birleşmemesi için üç koldan Akdeniz'e (bugünkü Ege) doğru ilerlenmesini emretti. 1 Eylül günü Başkomutan Mustafa Kemal bir bildiri yayımlayarak ordulara şu emrini verdi: <blockquote>"Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"<ref name="9 Eylül 1922 İzmir'in Kurtuluşu"/>{{efn|1941 yılındaki 1. Coğrafya Kurultayında Ege ismi, coğrafi adlandırmalarda standartlaşmayı sağlamak için resmi olarak seçilmiş ve bu sayede yaygınlaşmıştır.<ref name="Türk Deniz Kuvvetleri">[https://web.archive.org/web/20080530061852/http://www.dzkk.tsk.mil.tr/turkce/BunlariBiliyormuydunuz/EgeDenizininOrjinalAdi.asp Ege Denizinin Orijinal Adı Nedir?] (Türk Deniz Kuvvetleri)</ref>}}</blockquote>
 
Türk ordusu 2 Eylül'de [[Uşak]]'ı geri aldı. Burada Yunan Ordusu Başkomutanı General [[Nikolaos Trikupis]] esir edildi. 9 Eylül'de Türk süvarileri İzmir'e girdi. 18 Eylül 1922'ye kadar yapılan takip harekâtıyla tüm Batı Anadolu'daki Yunan birlikleri sınır dışına çıkarıldı. Türk ordusunun kazandığı bu başarı, [[Mudanya Mütarekesi|Mudanya Ateşkes Antlaşması]]'na giden süreci başlattı.<ref name="9 Eylül 1922 İzmir'in Kurtuluşu">{{Web kaynağı | url = http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Izmirin_Kurtulusu/Izmirin_Kurtulusu.htm | başlık = 9 Eylül 1922 İzmir'in Kurtuluşu | yayıncı = Genelkurmay Başkanlığı | erişimtarihi = 17 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160304002726/http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/Izmirin_Kurtulusu/Izmirin_Kurtulusu.htm | arşivtarihi = 4 Mart 2016 | ölüurl = evet }}</ref>
 
[[Karşıyaka]]'da Mustafa Kemal'in kalması için yakınları Yunanların elinde esir olan bir baba-oğul evlerini hazırlamıştır. Bu evde daha önce Yunan Kralı [[I. Konstantin (Yunanistan kralı)|Konstantin]] de kalmış, eve merdivenlerde ayakları altına serilen [[Türk bayrağı]]nı çiğneyerek girmiştir. Bu kez baba-oğul merdivenlere [[Yunanistan bayrağı|Yunan bayrağı]]nı sermiştir. Mustafa Kemal Paşa eve girecekken "Lütfedin, bu karşılıkla bu lekeyi silin!" denilmiştir. Mustafa Kemal Paşa da, "O, geçmişse hata etmiş; bir milletin onuru olan bayrak çiğnenmez, ben onun hatasını tekrar etmem. Bayrağı kaldırın yerden," diyerek bayrağı kaldırtmıştır.<ref>''Atatürk: Ben de Bir İnsanım'', Çetin Yetkin [http://books.google.com/books?id=4kqEdRjWhkkC&pg=PA14&dq=atat%C3%BCrk+yunan+bayra%C4%9F%C4%B1&hl=en&ei=GIJLTon-GpHVsgbOpKT8Bg&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CDAQ6AEwAA#v=onepage&q=atat%C3%BCrk%20yunan%20bayra%C4%9F%C4%B1&f=false s. 14-15] {{Webarşiv|url=https://web.archive.org/web/20140915202811/http://books.google.com/books?id=4kqEdRjWhkkC&pg=PA14&dq=atat%C3%BCrk+yunan+bayra%C4%9F%C4%B1&hl=en&ei=GIJLTon-GpHVsgbOpKT8Bg&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=1&ved=0CDAQ6AEwAA#v=onepage&q=atat%C3%BCrk%20yunan%20bayra%C4%9F%C4%B1&f=false |tarih=15 Eylül 2014 }}</ref>
 
==== Çanakkale Krizi ====
{{Ana|Çanakkale Krizi}}
İzmir kurtarıldıktan sonra asıl sorun, [[İstanbul]] ve [[Türk Boğazları|Boğazlar Bölgesi]]'nde sürmekte olan [[İtilaf Devletleri]] işgalinin sona erdirilmesidir. Mustafa Kemal'in emri doğrultusunda Türk kuvvetleri derhal Çanakkale'ye yönelerek buraların Trakya dahil boşaltılmasını talep eder. İngiltere buna ek donanma (ki içlerinde zamanın en modern 2 adet uçak gemisi bulunmaktadır) ve kara kuvveti göndererek cevap verir.<ref>{{Web kaynağı |url=http://en.calameo.com/read/0023338633a8f32697993 |başlık=Millî Mücadelede İşgal Kuvvetleri |erişimtarihi=9 Eylül 2015 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20171018032746/http://en.calameo.com/read/0023338633a8f32697993 |arşivtarihi=18 Ekim 2017 |ölüurl=hayır}}</ref> Mustafa Kemal'in [[Çanakkale Krizi]]'ne sebebiyet veren emri; İngiltere'deki muhalefetin, Newfoundland ve Yeni Zelanda dışında İngiliz dominyonlarının ve diğer İtilaf devletlerinin karşı koyması neticesinde sıcak çatışmaya dönüşmez ve [[İstanbul'un Kurtuluşu]]'na giden yolu açar.<ref>{{Kitap kaynağı|soyadı=Morgan|ad=Kenneth O.|yazarbağı=Kenneth O. Morgan|başlık=Consensus and Disunity: The Lloyd George Coalition Government 1918–1922|url=https://archive.org/details/consensusdisunit0000morg|yıl=1979|yayıncı=Clarendon Press|yer=Oxford|isbn=0198224974|sayfalar=[https://archive.org/details/consensusdisunit0000morg/page/302 302]-330|bölüm=The Downfall of the Coalition: Foreign Policy}}</ref> Çanakkale Krizi [[David Lloyd George]]'un iktidarını kaybetmesine neden olduğu gibi [[Kanada]]'nın diplomatik açıdan bağımsız olmasını sağlar. Ayrıca kriz döneminde ABD Başkanı 28 Eylül 1922 günü 13 yeni savaş gemisinin Türkiye'ye komşu denizlere gönderilmesini emreder.<ref>{{Web kaynağı |url=http://en.calameo.com/read/00233386370227ae13dd9 |başlık=İzmir'in Kurtuluşundan sonra Gönderilen ABD Savaş Gemileri |erişimtarihi=9 Eylül 2015 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20181203130855/https://en.calameo.com/read/00233386370227ae13dd9 |arşivtarihi=3 Aralık 2018 |ölüurl=evet }}</ref> [http://en.calameo.com/read/002333863fb6e32e948b6 1908-1923 arasında komutanı Amiral Bristol olan USS Scorpion]<ref>{{Web kaynağı |url=http://en.calameo.com/read/002333863fb6e32e948b6 |başlık=Arşivlenmiş kopya |erişimtarihi=19 Ocak 2016 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20171018032902/http://en.calameo.com/read/002333863fb6e32e948b6 |arşivtarihi=18 Ekim 2017 |ölüurl= }}</ref> gemisinin, istihbarat edinmek suretiyle Lozan Antlaşması yapılana kadar devamlı [[İstanbul]]'da bulunduğu da anlaşılmaktadır.
 
=== Mudanya Ateşkes Antlaşması ===
Büyük Taarruz'un ardından, 11 Ekim 1922'de; TBMM, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla savaş sona ermiştir. Yunanlar görüşmelere katılmamış, İtalya vekaleten onları temsil etmiştir. Bu antlaşmanın hükümlerine göre Türk ve Yunan orduları arasındaki savaş bitmiştir. Doğu Trakya TBMM'ye teslim edilmiş ve barış antlaşması imzalanana kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinin burada en fazla 8000 kişilik bir jandarma kuvvetini bulundurmasına onay verilmiştir. Boğazlar ve İstanbul TBMM hükûmetinin yönetimine bırakılmıştır. Barış antlaşması yapılana kadar [[İtilaf Devletleri]]'nin İstanbul'da kalması karara bağlanmıştır.
 
=== Lozan Barış Antlaşması ===
[[Dosya:Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa, Balıkesir, 1923.png|küçükresim|150px|Balıkesir, 1923.]]
 
Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra barış görüşmelerinin yapılması için tarafsız bir ülke olan [[İsviçre]]'nin Lozan şehri seçilmiştir. Türkiye'yi [[İsmet İnönü]] temsil etmiştir. Konferans 20 Kasım 1922 günü toplanmış ve anlaşmazlık sonucu 4 Şubat 1923'te görüşmeler kesilmiştir. 23 Nisan 1923'te görüşmeler tekrar başlamış ve 24 Temmuz 1923'te [[Lozan Antlaşması]] imzalanmıştır. Lozan Antlaşması'nda 20 Ekim 1921'de Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması'ndaki güney sınırı aynen korunmuştur. Irak sınırı çizilememiş ve 9 ay zarfında çözülmesi kararlaştırılmıştır. Meriç Nehri Yunanlarla olan sınır kabul edilmiştir. [[Karaağaç, Edirne|Karaağaç]] ve çevresi savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verilmiştir. [[Ege Denizi]]'ndeki [[Bozcaada]] ve [[Gökçeada]] Türkiye'ye verilmiş, Yunanların elinde kalan Anadolu'ya yakın adaların silahsızlandırılmasına karar verilmiştir. Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır. 1845'ten Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar olan Osmanlı İmparatorluğu'nun borçları sermaye üzerinden yeniden hesaplanarak azaltılmıştır. Borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere gelirlerine orantılı olarak bölüştürülmüştür. Türkiye'nin borçları Türk parası veya Fransız frangı üzerinden ödeme teklifi kabul edilmiştir. Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlardan serbest geçiş sağlanmış, Boğazlar Komisyonu kurulmuş, Boğazlar ve civarının askersiz hâle getirilmesi sağlanmıştır. İstanbul'da yaşayan Rumlarla Batı Trakya'da yaşayan Türkler hariç Türkiye'deki bütün Rumlarla Yunanistan'daki bütün Türklerin yer değiştirmesi onaylanmıştır.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.ataturk.net/mmuc/lozan.html | başlık = LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI | tarih = | yayımcı = Ataturk.net | erişimtarihi = 3 Ağustos 2016 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160109163845/http://www.ataturk.net/mmuc/lozan.html | arşivtarihi = 9 Ocak 2016 | ölüurl =hayır}}</ref> Böylece Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan [[Lozan Antlaşması]]'yla sonuçlanmıştır.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/lozan_baris_konferansi/lozan_baris_konf.html | başlık = Lozan Barış Konferansı (24 Temmuz 1923) | tarih = | yayımcı = Genelkurmay Başkanlığı | erişimtarihi = 15 Ağustos 2011 | arşivurl = https://web.archive.org/web/20160304092759/http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler/lozan_baris_konferansi/lozan_baris_konf.html | arşivtarihi = 4 Mart 2016 | ölüurl = evet }}</ref> Bu antlaşma ile [[Sevr Antlaşması]] yürürlükten kalkmış, [[Türkiye]] Lozan Antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.
 
=== Cumhuriyetin ilanı ===
[[Dosya:Mustafa Kemal visit the front.jpg|küçükresim|sol|200px|Bir çocuk, Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya şiir okuyor. (Vezirhan, 16 Ocak 1923)]]
[[Dosya:Mustafa Kemal, Nureddin's inspection of 2nd Heavy Artillery Regiment.jpg|küçükresim|220px|Kemal Paşa, [[Nureddin İbrahim Konyar|Nureddin Paşa]]'nın 2. Ağır Topçu Alayını teftiş ediyor. Soldan sağa: Kurmay Albay Şefik Bey (Türsan), Yarbay [[Vehbi Kocagüney|Vehbi Bey (Kocagüney)]], yaver [[Muzaffer Kılıç|Muzaffer (Kılıç)]], yaver [[Mahmut Nedim Soydan|Mahmut (Soydan)]], Nureddin Paşa, Kemal Paşa, [[Cevdet Kerim İncedayı|Cevdet Kerim (İncedayı)]], [[Kâzım Karabekir|Kâzım Karabekir Paşa]]. (18 Ocak 1923)]]
[[Dosya:Ataturk mersin.jpg|küçükresim|220px|Kemal Paşa Mersin halkına hitap ediyor. (1923)]]
[[Dosya:Atatürk Konya'da (1923).jpg|küçükresim|220px|Kemal Paşa Konya'da. (22 Mart 1923)]]
 
Saltanat kaldırıldıktan sonra Mustafa Kemal 15 Ocak 1923'te [[Eskişehir]]'de hükûmet sistemleri konusunda yaptığı konuşmada cumhuriyete karşı çıkıyor ve cumhuriyet ile meşruti monarşi arasında bir fark olmadığını şu ifadelerle beyan ediyor:
 
"Bütün cihan tarihinde ve bugün de dünya yüzünde mutlakiyet idaresine, meşruti idareye tesadüf ediyoruz, bir de cumhuri hükûmetler görüyoruz.''
 
''Bildiğimiz meşruti ve cumhuri hükûmetler teşkilatı kuvvetler ayrılığı esasına dayalı kabul edilmektedir. Biz kuvvetler birliği esasına dayanarak hükûmet tesis ettik… Bence hakikatte kuvvetler ayrılığı yoktur, kuvvetler birliği vardır. Şer’i hükümlere uygunluk noktasından değerlendirmek isterseniz, hatırlatayım ki, bizim şer’i hükümlerimizde belli bir hükûmet şekli ifadesi yoktur. Cumhuriyet, mutlakiyet şekilleri gibi bir şekil tespit olunmamıştır…"<ref>Sedat Yazıcı ile Fatih Yazıcı, Tarihsellik ve Kuramsallık Arasında: 1921 ve 1924 Anayasalarında Kuvvetler Birliği/Ayrılığı Tartışması, bilig, güz 2011 59. sayı, sayfa: 248</ref><ref>Taha Akyol, Atatürk'ün İhtilal Hukuku, 1. baskı, sayfa: 304</ref>
 
Mustafa Kemal muhalefetin güçlendiği, seçimlerin ne zaman olacağı belirsizliğini korurken yasama ve yürütmenin başında bulunduğu konjonktürde, 19 Ocak 1923'te [[İzmit]]'te meclis hükûmeti sistemini savunuyor ve cumhuriyetten üstün olduğunu şöyle açıklıyor:
 
"Artık bizim hükûmetimiz müstebit bir hükûmet değildir. Mutlaki ve meşruti bir hükûmet de değildir. Bizim hükûmetimiz Fransa veya Amerika cumhuriyetlerine de benzemez. Bizim hükûmetimiz bir halk hükûmetidir. Tam bir şura hükûmetidir. Yeni Türkiye devletinde saltanat milletindir…"<ref>Atatürk'ün Bütün Eserleri, cilt 14, sayfa: 328-329</ref><ref>Arı İnan, Gazi Musatafa Kemal Atatürk'ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, sayfa: 97</ref>
 
2 Şubat 1923'te [[İzmir]]'de yaptığı konuşmada Mustafa Kemal cumhuriyetle meşruti monarşi arasında çok ufak bir fark olduğunu şöyle ifade ediyor:
 
"Mutlakiyet hükûmetleri vardır, meşrutiyet hükûmetleri vardır, cumhuriyet hükûmetleri vardır. Bugün dünya üzerinde gördüğümüz şekillerdir. Fakat bütün bu isimleri iki sınıf ile ifade edebiliriz. Şahsi saltanat vardır veyahut meşruti saltanat vardır. Ben bu ifade tarzımla cumhuriyetle meşruti saltanat arasında çok ufak bir fark gördüm… Bence saltanat, cumhuriyet şeklinde belirli zaman için değişmez salahiyetlere sahip geçici bir sultan vardır. Diğerinde ise ömrü oldukça sultanlık eden ve öldükten sonra da evladına veyahut akraba ve yakınlarına miras olarak kalan sultanlık vardır…"<ref>Taha Akyol, Atatürk'ün İhtilal Hukuku, 1. baskı, sayfa: 306</ref>
 
Mustafa Kemal, cumhuriyetin ilan edileceğini ilk defa 22 Eylül 1923 günü ''[[Neue Freie Presse|Wiener Neue Freie Presse]]'' muhabirinin başkentin neresi olacağına dair sorduğu soruya verdiği cevapta ifade etmiştir:
 
"[[Türkiye]]'nin payitahtı meselesine gelince. Bunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkar: [[Ankara]] Türkiye Cumhuriyeti'nin payitahtıdır."<ref>Atatürk'ün Bütün Eserleri, cilt 16, sayfa: 118</ref>
 
Millî Mücadele sonrasında Türkiye'de iki başlı bir yönetim ortaya çıkmıştı.<ref>Ergil, Doğu. ''Millî Mücadelenin sosyal tarihi'' (1981), Turhan Kitabevi</ref> TBMM 1 Kasım 1922'de Osmanlı saltanatını lağvedip Vahdettin'i tahttan indirerek İstanbul hükûmetinin hukuki varlığına son verdi. 16 Ocak 1923'te [[İzmit]] Hünkâr Kasrı'nda [[İstanbul]]'dan gelen gazetecilerle mülakat yapıldığında ''[[Vakit (gazete)|Vakit]]'' başyazarı [[Ahmet Emin Yalman|Ahmet Emin Bey]] (Yalman)'in Kürt meselesi hakkında sorusuna karşı, "Başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, bizim [[Teşkîlât-ı Esâsîye Kanunu]] gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir," diyerek Kürtlere özel statü tanımamak için ihtiyatlı davrandı.<ref>'İstanbul'dan gazetecilere İzmit Kasrı'nda Mülakat', ''Atatürk'ün Bütün Eserleri'', Cilt: 14 (1922-1923), s. 273-274.</ref>
 
8 Nisan 1923'te, yayımlanan [[Dokuz Umde]] ile Gazi Mustafa Kemal yeni rejimin temelini oluşturacak olan [[Cumhuriyet Halk Partisi|Halk Fırkası]]'nın temellerini attı.<ref name=zurcher1>Zürcher, Erik Jan. ''Turkey: a modern history'' (2004), I.B.Tauris, s. 195</ref> Nisan ayında yapılan İkinci Meclis seçimlerine sadece Halk Fırkası'nın katılmasına izin verildi. Mebus adayları fırkanın genel başkanı sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal tarafından belirlendi.
[[Dosya:The Multiple Dictator - British propaganda against Mustafa Kemal Atatürk (7 November 1923).jpg|küçükresim|220px|Mustafa Kemal'i hicveden bir İngiliz karikatürü (7 Kasım 1923)]]
 
25 Ekim 1923 günü aynı anda hem Başbakanlık hem de İçişleri Bakanlığı görevlerini yürüten Fethi Bey, İçişleri Bakanlığını bıraktığını açıkladı. Aynı gün Meclis İkinci Başkanlığı görevini yapan [[Ali Fuat Cebesoy|Ali Fuat Paşa]] da ordu müfettişliğine atandığı için görevinden ayrıldı. Bu iki boş koltuk için yapılan seçimleri Gazi Mustafa Kemal'e muhalif olan milletvekilleri kazandı. Meclis İkinci Başkanlığına [[Rauf Orbay|Rauf Bey]], İçişleri Bakanlığına Sabit Bey seçildiler. Bu durumdan hoşnut olmayan Gazi Mustafa Kemal, 26 Ekim 1923'te Başbakan Fethi Bey'den "Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili" [[Fevzi Çakmak|Fevzi Paşa]]'nın dışında hükûmetin istifa etmesini ve istifa edenlerin yeniden seçilirlerse görevi kabul etmemesini istedi. Böylece bir hükûmet krizi çıkmış oldu. Yeni bakanlar kurulu üyelerinin 29 Ekim günü seçileceği duyuruldu.
 
Bu gelişmeler üzerine cumhuriyetin ilanı ile işi kökünden çözmeye karar veren Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923 gecesi [[Çankaya Köşkü|Çankaya]]'da [[İsmet İnönü|İsmet Paşa]] ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz," diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra [[İsmet İnönü|İsmet Paşa]]'yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal'den düşüncelerini açıklaması istendi. Gazi Mustafa Kemal, bunalımdan çıkış yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu. Tasarının parti grubunda kabulünden sonra aynı akşam saat 18.45'te TBMM Genel kurul toplantısı başladı. Anayasa Komisyonu'nun değişiklik ile ilgili rapor ve önergesi genel kurulun onayına sunuldu ve 29 Ekim 1923 Pazartesi akşamı saat 20.30'da milletvekillerinin alkışları ve "Yaşasın cumhuriyet!" nidaları ile [[Türkiye|cumhuriyet]] ilan edildi.<ref>''Türk dünyası araştırmaları, 152. sayı'' (2004), Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, s. 131</ref>
 
== Cumhurbaşkanlığı (1923-1938) ==