"Augustinus" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
yazım düzeltme
(Dış bağlantı eklendi)
k (yazım düzeltme)
|prayer_attrib=
}}
'''Augustinus''' ya da '''Aurelius Augustinus''',<ref>{{Kitap kaynağı|başlık=Felsefe Sözlüğü|erişimtarihi=|tarih=2002|dil=|sayfa=|sayfalar=129-133 ISBN 975-7298-45-X|çalışma=Sarp erk ulaş|yayıncı=Bilim ve Sanat Yayınları}}</ref><ref>{{Kitap kaynağı|başlık=Hristiyan İlahiyatının Hikayesi|erişimtarihi=|tarih=1999 (İngilizce) -2020 (Türkçe)|dil=|sayfa=|sayfalar=261-284 17. Bölüm ISBN 978-605-4707-62-1|çalışma=Roger E. Olson|yayıncı=Haberci Basın Yayın Dağıtım Turizm Şan. ve Tic. Ltd. Şti.}}</ref> (Thagaste, [[Numidya]], d. 13 Kasım 354 - [[Hippo Regius|Hippo]], ö. 28 Ağustos 430) Aziz Augustinus ya da Hippo'lu Augustinus olarak bilinen [[Hristiyanlık|Hristiyan]] [[filozof]] ve [[tanrıbilimci]]. Augustinus, devleti tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlar.
 
Temel eserleri arasında [[Tanrı'nın Şehri|De Civitate Dei]] ("Tanrı Devleti" veya "Tanrı'nın Şehri" diye çevrilebilir; yıl 430), Confessiones ("[[İtiraflar]]"diye çevrilebilir; yıllar 397-401), Soliloquia ("İç Dialog" diye çevrilebilir), [[De Libero Arbitrio]] ("Özgür İrade Üzerine" diye çevrilebilir; yıl 427), De Vera Religione ("Gerçek Din Üzerine" diye çevrilebilir; 390), [[De Trinitate]] ("Üçlü-birlik Üzerine" diye çevrilebilir; yıllar 401-416), De Duabus animabus contra Manichaeos ("Mani Dinine İnananlara Karşı İki Tin Üzerine" diye çevrilebilir), De Spiritu et littera, ve Epistolae (Mektuplar), Vaazlar yer alır.
 
Augustinus, bir tanrıbilimci olmasının yanı sıra, Batı düşüncesi içinde ünlü ve etkili filozoflarındandır. Onun yapıtları tanrıbilimsel olmakla birlikte, felsefi sorunları da içeren nitelikler göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Sonradan [[modern felsefe]] de tartışılacak olan pek çok tartışmayı Augustinus'un yürüttüğü görülür.
395’te [[Piskopos]] olan Augustinus, 396’da [[Hippo Regius]]’ta Valerius’un yerine geçer. Bu dönemde Afrika kilisesinde bölünmeler yaşanmaktadır. Berberi çiftçilerin Romalılara karşı yürüttükleri mücadeleye katılan piskopos [[Donatus Magnus]]'un mirasçıları bir arınmışlar kilisesini savunmaktadırlar. Augustinus, [[Donatizm|Donatusçuluğa]] ve şiddet yoluyla Katoliklerin denetimine karşı direnenlere karşı yürütülen mücadelede ve öğreti tartışmalarında çok önemli bir rol oynar. Donatusçuların, dini sapkınları cezalandıran bir yasaya tabi tutulmalarını öngören bir imparatorluk fermanının yayınlandığı 405’te, Afrika’daki Donatusçu kilise’nin dağıtılmasına etkin olarak katkıda bulunur. 410’da Roma’nın [[Gotlar]] tarafından işgal edilmesi üzerine Tanrı Devleti eserini kaleme alır. Augustinus, Donatusçu kilise karşısında zaferden sonra Pelagius’la mücadeleye girişir. Pelagius, verdiği vaazlarla Afrika’dan Britanyaya kadar etkisi olan bir Piskopostur. İnsan iradesine büyük bir önem atfeden Pelagius, ilk günahı reddetmektedir. Augustinus Pelagius karşısında kendi “''Tanrısal bağışlayıcılık''” anlayışını geliştirir. Roma piskoposluk makamı ve [[Ravenna mahkemesi]] nezdindeki birçok girişimden sonra, hasımlarını [[aforoz]] ettirmeyi başarır (418). 429-430’da [[Vandallar]] Kuzey Afrika’yı istila eder ve [[Hippo Regius]]’u kuşatırlar. Telaşa kapılan Augustinus, son günlerini ibadet etmekle geçirir ve 28 Ağustos 430’da ölür.
 
== Felsefesi<ref>{{Kitap kaynağı|başlık=Paradigma Felsefe Sözlüğü, 1. Baskı|erişimtarihi=|tarih=2013|dil=|sayfa=|sayfalar=ISBN: 9789759821746|çalışma=Ahmet Cevizci|yayıncı=Paradigma Yayıncılık}}</ref> ==
[[Dosya:Confessiones-UBU Hs. 41-f.001r-Tronende Augustinus met een hart doorboort met pijlen.jpg|sol|küçükresim|263x263pik|Confessiones (İtiraflar) - 1432'deki basım]]
Augustinus "İtiraflar" adlı kitabında, Tanrıyla konuşma ve günah çıkarma formlarında anlatmıştır. En çok önem verdiği konu, insanın kendini araştırmasıdır. Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur. Hakikat ise, bizzat Tanrının kendisidir. Yani Tanrı insandadır. Öte yandan insanın kendisi de tanrıdadır. Bunu anlamaya çalışmak felsefedir. Felsefe insanın kendisiyle uğraşmasıdır.
Augustinus’a göre tüm beşeri faaliyetler esasen mutluluk arayışından kaynaklanmaktadır (İtiraflar 10.20). Ona göre insanlara hakiki mutluluğu yalnızca Tanrı sağlayabilirdi. Varlık felsefesi açısından incelenecek olduğunda, insanların iyi olabilmesi yalnızca bizzat iyiliğin kendisi olan Tanrı aracılığıyla mümkündü. Buna göre insanların dünyada mutluluğu bulabilmesinin bir yolu bulunuyordu: Tanrı’nın buyruklarına itaat etmek.
 
Augustinus’a göre yeryüzündeki haz veren şeylerin kabul edilebilirliği yalnızca Tanrı ile alakasının olup olmadığıyla ilgiliydi. Mutluluk, Tanrı ve onda var olanın her imanlı ile paydaş bir biçimde tadına varılması olarak tanımlanmalıydı. ''De Civitate Dei 19'' (Tanrı’nın Şehri 19)
 
==== Sevgi hakkındaki teorisi ====
 
==== Evlilik hakkındaki teorisi ====
Augustinus’un evlilik anlayışı oldukça geniş kapsamlıdır. Ona göre evlilik iki amaca hizmet etmektedir:
 
- Neslin devam etmesi
 
- Eşlerin kutsanması
 
=== Üçlü Birlik üzerine ===
Augustinus’un [[Üçlü Birlik]] hakkındaki doktrinine dair çoğu bilgi Latince yazdığı De Trinitate isimli tezinde bulunmaktadır. Tezinin en başında açıkça ifade ettiğine göre: Üçlü Birlik, Katolik imanının bir parçasıdır (De Trinitate 1:4). Buna ek olarak Augustinus üç kişi arasındaki aynı ilahi doğaya (Comsubstantial/Homoousion) sahip olmaktan kaynaklanan eşitliğe (birbirleri arasında hiçbir hiyerarşik yapı bulunmaması) de dikkat çekmiştir. Mükemmel denecek düzeyde eşit ve aynı ilahi özden olmasına rağmen Augustinus için, “kutsallığın kaynağı’’ Baba’dır. (De Trinitate 4:20) Buna göre Oğul Baba aracılığıyla var olurken Kutsal Ruh’un varlığı ise hem Baba hem de Oğul’a dayanmaktadır.
 
Kutsal Üçlü Birlik’in (Teslis) her bir üyesi birbirinden farklı olmakla birlikte üç üye de tüm eylemlerini bir bütün olarak birlikte gerçekleştirmektedir. Bundan dolayı üçlü birlik esasen yalnızca özde birlik olarak değil aynı zamanda eylemde de birlik olarak anlaşılmalıdır. Üç kişi de spesifik rollerine göre aynı görevi yani insanlığın kurtuluşunu sağlamak için birbirleriyle mükemmel bir koordinasyon içerisinde çalışmaktadır.
 
=== İsa üzerine ===
Augustinus için [[Hristiyanlıkta İsa|Mesih’in (İsa]]) ikili bir doğası bulunmaktadır. Buna rağmen, İsa’da biri ilahi diğeri ise beşeri olmak üzere iki tür öz bulunması onun tek bir kişi olduğu gerçeğini değiştirmemektedir (Vaaz 130:30). Mesih’in insani ve ilahi özü ise hiçbir zaman birbirine karışmamaktadır. Onun durumunda, Tanrı’nın özüne hiçbir etki söz konusu olmamakla ve Tanrı olduğu gibi Tanrı olarak kalmakla birlikte insan da Tanrı’yla bir olmuştur ancak Tanrı’nın kendisi olmamıştır. Nasıl ki insan olabilmek için beden ve ruh arasında bir birlik gereklidir, İsa da Mesih olabilmek için, Tanrı ve insan arasındaki kusursuz birliğin bizzat kendisi olmalıydı. Buna göre o Tanrı aracılığıyla Tanrı’yı yaratan bir insan değildir. Mesih bizzat Tanrı-insan’dır.<blockquote>''Buna göre Maniciler gibi Mesih’in yalnızca Tanrı ya da Fotinusçular gibi yalnızca insan doğasına sahip olduğu savunulmamakla birlikte Apollinarisciler gibi insan olmasına rağmen biyolojik anne baba aracılığıyla doğmamış olması nedeniyle; ya ruhen ya da bedenen insan doğasına ait bir şeylerden mahrum olduğu da savunulmamaktadır. Savunulan durum ise: Mesih’in gerçek Tanrı olduğu ve Baba olan Tanrı’dan doğmuş olduğudur. Aynı zamanda aynı Mesih biyolojik bir süreç ile bir kadından doğmuş olması dolayısıyla da gerçek bir insandır. Bu durum ise onun insan doğasını tarif etmektedir. Öyle ki bu doğa; hem Baba ile eşit, hem de Baba’dan bir şekilde daha eksik ve onun ilahiliğinden hiçbir şey alıp da koparmayan bir insani doğadır. Bu ontolojik anlatıda: İkili bir doğa (öz) ancak tek bir Mesih’e işaret edilmektedir. (De praed s. 24:67)''</blockquote>Tanrı-insan olarak Mesih’in insanlık için bir arabuluculuk görevi üstlendiği söylenebilir. Arabulucu olması ile kasıt ölümlü insan ile ölümsüz Tanrı’nın arasında, tamamen kendine has bir konumda olmasıyla açıklanabilir. Mesih, insana kurtuluşunu yani; özgürlük, yaşam ve Tanrı ile birlikteliği sağlayabilecek olan kişidir (De Trinitate 4). Mesih’in insan olmasının tek nedeni tüm insanların özgürleştirilmeleri, üzerlerindeki ölü toprağının atılarak yeniden hayata döndürülmeleri ve günahlarının bağışlanması içindir.
 
=== Kutsal Ruh üzerine ===
İnsanın kusursuz olmaya ve ruhunun kurtuluşuna salt insani çaba aracılığıyla erişebileceğini öngören [[Pelagius|Pelajyan tez]] ile tamamen zıt bir biçimde Augustinus insanın kusurlu doğasını ve insanın, Tanrı tarafından sağlanan Kutsal Ruh’unun yardımına daimi bir şekilde duyduğu ihtiyacı hatırlatmıştır. Augustinus’a göre, Kutsal Ruh ve Lütuf birbiri ile özdeştir. İkisi de insan ruhunun ebedi ölümden kurtuluşu için Tanrı tarafından bahşedilmiş mucizevi hediyelerdir.
 
=== Günah üzerine ===
 
=== Özgürlük üzerine ===
Augustinus’a göre özgürlüğün 4 düzeyi bulunmaktadır: <blockquote>- Günahtan özgürlük,
 
- Kötülüğe karşı eğilimden özgürlük,
 
- Ölümden özgürlük,
 
=== Özgür irade üzerine<ref>{{Kitap kaynağı|başlık=The Cambridge companion to Augustine|tarih=2001|dil=İngilizce|sayfalar=124-147 ISBN 0 521 65018 6|çalışma=Eleonore Stump|yayıncı=Cambridge University Press}}</ref> ===
İnsanda özgür iradenin var olup olmadığı konusunda Augustinus’un ne düşündüğü üzerine araştırmacılar kendi aralarında bir anlaşmazlık içerisindedir. ''De liberto arbitrio'' isimli eserinde, Augustinus insanın iradesinin onu günah işlemekten alıkoyma konusunda yetersiz kaldığını açıkça ifade etmiştir. Augustinus’a göre yalnızca lütuf insanı günah işlemekten alıkoyabilirdi. Bu yüzden insan iradesinin iyi yönde güçlü kılınması için Tanrı’dan dualarında medet umabilirdi. Böyle bir durumda Tanrı’nın insana ihtiyaç duyduğu ve dilediği iradi gücü sağlayacağını belirtmiştir. Nihayetinde, insanda günah işlememek için bir irade olabilir. O zaman, Tanrı’nın gerçekten imanla iradelerinin iyi kılınmasını dileyenlere inayet gösterdiği düşünülürse, insanın iyiye yönelik bir iradeye sahip olabilmek için Tanrı’nın yardımını dilememesi esasen bir günahtır.
 
Augustinus’a göre, insanın iyi amel sahibi olabilmesi için iradesinin güçlü kılınması konusunda Tanrı’nın inayetini eylemesi gerekli ise insanda gerçek anlamda özgür ve bağımsız bir iradenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Burada söz edilen durum ise özgür iradenin, kendisi dışında herhangi bir etki ya da baskı olmaksızın eylemde bulunabilme yetisi olarak anlaşıldığı durumlar için belirtilmiştir. Buna rağmen Augustinus’a göre: Her insan her an Tanrı’nın hoşuna gitmeyecek seçimler yapabileceğinden dolayı irade insan tarafından Tanrı’nın müdahalesi olmaksızın yine de özgürce deneyimlenebilir. Bununla alakalı olarak ise, insanın özgürce yapması gereken ilk seçim: iradesini iyi eyleyecek olan Tanrı’nın inayetini reddetmek ya da kabul etmek aracılığıyla iman edip etmemek olmuştur.