İrtica: Revizyonlar arasındaki fark

düzenleme özeti yok
[kontrol edilmemiş revizyon][kontrol edilmemiş revizyon]
Değişiklik özeti yok
Değişiklik özeti yok
'''İrtica''', '''eskiye geri dönüş''', '''gericilik''', '''geri kafalılık''', '''reaksiyonizm''' <ref>{{Web kaynağı |url=https://sjp.pl/reakcjonizm |başlık=Arşivlenmiş kopya |erişimtarihi=16 Ekim 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20170426214340/http://sjp.pl/reakcjonizm |arşivtarihi=26 Nisan 2017 |ölüurl=evet}}</ref> veya '''retrosesyonizm''' <ref>{{Web kaynağı |url=https://fr.wikipedia.org/wiki/R%C3%A9trocessionnisme |başlık=Arşivlenmiş kopya |erişimtarihi=29 Eylül 2020 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20200929092109/https://fr.wikipedia.org/wiki/R%C3%A9trocessionnisme |arşivtarihi=29 Eylül 2020 |ölüurl=hayır }}</ref> önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir toplumsal ya da siyasi hareket ya da [[ideoloji]] ve buna bağlı eylemler.
PKKBu makalede, Kuranın evrenselliği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Yine tabi ki sadece Kuran ayetleri incelenecek, hadislere değinilmeyecektir.
PKK
 
Kuranın getirdiği din, sadece Araplara ve hatta sadece 7-8. yüzyıl Araplarına hitap eder. Günümüz insanlarıyla ya da Araplar dışındaki milletlerle kesinlikle alakası yoktur. Bunun sebebi ise kullanılan dildir. Ve bunun kanıtı da falanca ya da filanca kaynak değil; Kuranın bizzat kendisidir. Şimdi bu kanıtları görelim:
 
1) Kuranı anlayıp düşünecek olanlar
 
Kuranın Araplara indiğini göz önünde bulundurursak, Arapça indirilmiş olması da son derece normaldir tabi ki. Buna herhangi bir itiraz getirmiyoruz zaten. Nitekim ayetlerde de bu vurgulanıyor:
 
Rad, 37:
 
Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik.
 
Taha, 113:
 
(Resulüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kuran olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık.
 
Şuara, 195:
 
Apaçık Arapça bir dille.
 
Zümer, 28:
 
Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kuran indirdik.
 
Bu ayetlerde herhangi bir çelişki ya da mantıksızlık görülmüyor. Arapların dili neyse, onlara inecek kitabın dili de o olmalıydı elbette.
 
Ancak Kuranda bu konuyla ilgili 2 ayet var ki, diğer ayetlerden oldukça farklı. İlk olarak şu 2 ayete bakalım:
 
Zuhruf, 3:
 
Biz, ANLAYIP DÜŞÜNMENİZ İÇİN onu Arapça bir Kuran kıldık.
 
Yusuf, 2:
 
ANLAYASINIZ DİYE biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik.
 
Konuyla ilgili diğer ayetlerden farklı olarak, bu ayetlerdeki anlayıp düşünmeniz için ifadesi, bir çelişkiye yol açıyor. Arapça bir Kuranı anlayıp düşünmek ya da anlamak için, Arapça bilmek gerekir. Ancak biz Türkler, dünyadaki pek çok millet gibi, Arapça bilmiyoruz. Ana dilimiz Türkçe.
 
Peki, biz Türkler olarak, Arapça olan Kuranı nasıl anlayıp düşüneceğiz? Çünkü ayette, hem anlayıp düşünmek ifadesi vurgulanıyor, hem de Kuranın Arapça indirilişinden bahsediliyor. Bu ikisinin bir arada bulunması, bir mantıksızlık oluşturuyor.
 
Mesela bu ayetlerde sadece Anlayıp düşünmeniz için indirdik. deseydi, problem yoktu. Ama Anlayıp düşünmeniz için Arapça indirdik. denildiği zaman, burada sadece Arapça bilenlere/konuşanlara hitap edildiği görülüyor.
 
Şimdi bu ayetlerdeki mantığı, farklı örneklerle görelim:
 
Biz, Türklerin anlaması için onu Arapça bir Kuran kıldık.
 
Biz, Çinlilerin anlayıp düşünmesi için onu Arapça bir Kuran kıldık.
 
Biz, Rusların anlayabilmesi için Arapça bir Kuran indirdik.
 
Biz, tüm dünyanın anlayabilmesi için Arapça bir Kuran indirdik.
 
Oldu mu? Olmadı.
 
Demek ki Kuranın muhatabı Türkler ya da Araplar dışındaki diğer milletler değil. Araplara Arapça indirilmiş olması normaldir, ama biz Türklere ya da Araplar dışındaki diğer milletlere, anlayıp düşünmemiz için Arapça indirilmiş olması kabul edilemez. Çok açıktır ki, anlayıp düşünecek bir durumumuz yok, çünkü Arapça bilmiyoruz.
 
Peki, bu işin bir çözümü yok mu? Tüm dünya Arapça öğrensin madem, olmaz mı?
 
Maalesef bu da olmaz. Çünkü Kuran böyle bir mantığa da itiraz ediyor. İşte kanıt:
 
Fussilet, 44:
 
Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kuran kılsaydık, diyeceklerdi ki, Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı dilden (kitap) olur mu?
 
Ayette apaçık şekilde görülüyor ki, Araba yabancı dilden kitap indirilseymiş eğer, Arapların buna itiraz hakkı doğacakmış. Eğer Araba yabancı dilden kitap olmuyorsa, Türklere de olmaz, Fransızlara da, Çinlilere de Aksi halde bu ayet, kendi içinde çelişmiş olur.
 
Şimdi biz, Türkler olarak soruyoruz, hani tıpkı ayetteki gibi: Türklere yabancı dilden (Arapça) kitap olur mu?
 
Mademki Arapların bu durumu göz önünde bulunduruluyor, diğer milletler için de bu durum göz önünde bulundurulmalıydı. Bunun ise tek yolu olabilirdi. Türklere de peygamber gelecekti, Fransızlara da, İngilizlere de Türkçe kutsal kitap indirilecekti mesela. Ama İslam inancına göre Muhammed son peygamber. Yani bizim bu hakkımız da baştan elimizden alınmış. Bu ise açık bir çelişkidir.
 
Bir de ilave olarak şunu ekleyelim. Bildiğiniz gibi, Kuranın başka dillere yapılan çevirilerinde ve özellikle de Türkçeye yapılan çevirilerde; meal hatası, çeviri hatası gibi itirazlar, Müslümanların dilinden hiç düşmez. Ortada herhangi bir çelişki ya da bilimsel, dilbilgisel vs. hata gördükleri anda, meal hatası vs. diyerek hemen işin içinden sıyrılmaya çalışırlar. Ama bunun haricinde de, pek çok ayette gerçekten de çeviri hataları vardır.
 
Yani Kuranı Türkçeye daha tam doğru olarak çevirebilen yok. Sırf bu bile, Kuranın evrensel olmadığını anlamaya yeter. Yoksa bugün bile hala daha, O ayette öyle demek istemiyor., O ayet yanlış çevrilmiş. diye insanlar birbirleriyle kavga eder miydi? İlginçtir ki, insanlar, Kuranın ne dediğini anlamayı bırakmış, hangimiz daha doğru çevirdik diye birbirleriyle kavga ediyorlar artık. Sadece ilahiyatçılar değil, sokaktaki insan da bunu yapıyor.
 
Bazı kitleler de, Kuranın Türkçeye tam olarak çevrilemeyeceğini savunur. Böyle bir savunma, Kuranın evrensellik iddiasını zaten baştan bitirir. Yani böyle bir iddiayı ortaya atan birisiyle bu konuyu tartışmaya gerek kalmamıştır, zira kendisi de Kuranın evrensel olmadığını kabul etmiştir zaten. İnsanlar hiç düşünmez mi ki, Allah, başka dillere tam olarak çevrilemeyecek kitabı niye göndermiştir? Bunun sorulmaması ve sorgulanmaması çok tuhaf.
 
Daha da önemlisi, ben Allahın/Tanrının emirlerini öğrenmek için neden başka bir dil öğrenmek zorundayım? Ya da bu kitleler, Allahın buyruklarını öğrenmek için; falanca hocaya, filanca ilahiyatçıya ya da onların meallerine/çevirilerine neden muhtaç olsunlar ve onlar da bu sayede köşeyi dönsün? Var mı böyle bir adalet?
 
Ayrıca onlara nasıl güveneceğiz? Nereden bilelim bize yalan/yanlış şeyler öğretmediklerini? Bu insanlara tam güvenmek, onları putlaştırmak olmaz mı? Bir ilahiyatçı Kuranda kadına dayak yoktur. derken, öbürü vardır diyor. Hangisi doğru söylüyor? Biz, gerçeği bulmak için yazı tura mı atacağız?
 
Ve doğrusunu öğrenmek için, illa ki başka bir dil (yani Arapça) öğrenmemiz gerekiyorsa, Fussilet suresinin 44. ayetinde vurgulanan şey ne olacak? Araba yabancı dilden kitap olmuyorsa, Türklere olmasının hiçbir mantığı yoktur. Aksi halde bu ayetin (Fussilet 44) hiçbir anlamı yok demektir.
 
Gördüğünüz gibi, Zuhruf suresinin 3. ayeti ve Yusuf suresinin 2. ayeti bile, Kuranın evrensel bir kitap olmadığını kanıtlamaya yetmektedir.
 
== Tanım ==
Toplum bilimci [[Emre Kongar]] gericiliği "insanoğlunun tarihsel gelişim sürecine göre, üretim ilişkilerine göre, tüketim ve paylaşım ilişkilerine göre ve siyasal rejimlere göre" sınıflandırmıştır. Bu tanıma göre insanlık tarih boyunca gelişme ve ilerlemeler göstermiştir. Kongar'ın tanımına göre toplayıcılık, avcılık, tarım, sanayi ve bilgi toplumu gibi aşamaları geriye götürmek ya da durdurmak gericiliktir. Üretim ilişkileri de benzer şekilde zaman içinde ilkel (primitif) klanlar, kölecilik, [[feodalizm]], [[kapitalizm]] ve [[sosyalizm]] gibi değişimler göstermiştir. Bu değişimleri geriye götürmeyi savunmak gericiliktir. Tanrı adına mutlak hukuki ve idari yetkilere sahip derebeylikleri ve krallıklar, yerlerini anayasal krallıklara ve cumhuriyetlere bırakmıştır. Çağdaş devletlerde kişi hak ve [[Özgürlük|hürriyet]]leri [[Demokrasi|demokratik]] ve laik yasalar ile güvence altına alınmıştır. Demokratik ve [[Laiklik|laik]] çağdaş rejimlerin yerine insanlar tarafından dini kuralların insanlara karşı işletildiği antidemokratik rejimleri istemek gericiliktir.<ref name="kongar">{{Web kaynağı |url=http://www.kongar.org/aydinlanma/2006/548_Gericilik_Ilericilik_Ataturkculuk.php |başlık=Aydınlanma, İlericilik, Gericiik ve Atatürkçülük, Emre Kongar |erişimtarihi=14 Kasım 2009 |arşivurl=https://web.archive.org/web/20080512035434/http://www.kongar.org/aydinlanma/2006/548_Gericilik_Ilericilik_Ataturkculuk.php |arşivtarihi=12 Mayıs 2008 |ölüurl=evet}}</ref>
Anonim kullanıcı